1 Haziran 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 29

1 Haziran 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 29
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

rahatsız etmekten geri kalmıyordu. Daniel Ericourt çok kere, aşırı kuv- vetle çalan bir piyanistti. Anlaşılan Mr. Ericourt, kudret ile ti bir birine karıştırıyordu. Genel olarak tuşe kontrolundaki zaaftan ve peda- hn kötü kullanılmasından doğan bu kaba kuvvet, Liszt'in konseri açan * Temi Üzerine Varyasyon- lar”ında bilhassa rahatsız edici dere- ceye yükseliyordu. Gerçi oZzart'ın mol Minör Sonatını dalgın bir dinle- - bu sonatı çok iyi bilse dahi - ta- mmıyabılırdı Çünkü piyanişt, tem- poları devamlı olarak aksatıyor, tem- leri, motifleri altüst ediyor, esas çiz- gileri refakat unsurlarıyla örtüyor-, eserin biçimini müsamaha hudutları- nın Ötesinde tahrif ediyordu. O kaba kuvvet Cenaze Marşı kısımına da mu- sallat oldu; zaten ifade bakımından bu kısmın çalınışı, samimi bir hüzün yerine ancak, sırf kendini etrafa güs- termek icin cenaze merasimlerine gi- den birinin ruh halini anlatabilirdi. Bu eserin en iyi icra edilen kısmı so muvman -piyanistlerin baş derdi o kısa presto- oldu ki bubüyük bir ba- Şşarı sayılabili Daniel Erıcourt un hacımlı ses me- rakının ve kuvvetli kollarının, De- bussy'nin “Cath&drale Engloutie”si- nin orta kısmında bilhassa işe yara- ması beklenirdi. Fakat hayaller bo- şa çıktı. Piyanist, dinleyicinin tüyle- rini Ürpertmesi ıereken o ses yükseli- şini başaramadığı bi söz konusu kısma gelince bırdenbıre gevşeyiver- di. Daniel Ericourt Bir çift pazu AKİS, 1 HAZIRAN 1957 , " Devlet Tiyatrosu Mevsimin blânçosu D evlet Tiyatrosu 1 Haziran 1957 tarihinden -yani bu günden- iti- baren dört aylık resmi tatiline girmiş bulunmaktadır. Bu gece Fethiye fe- Jâketzedeleri yararına hususi surette verilecek temsiller bir yana, Devlet Tiyatrosu böylece bir mevsim Üzeri- ne daha -ama bu yıl pek de iftiharla diyemiyeceğiz- — perdelerini 1 Ekim 957 de açmak kapamıştır. Devlet Tiyatrosu İdarecileri şimdi- a ra düşünmeğe başlayıp önümüzdeki mevsim için ciddi kararlar peşinde ol- duklarına göre, onlar dahi geçen mevsimin iftiharla yadedilecek bir mevsim olmaktan çok uzak bulundu- ğunu anlamış olsalar gerektir. 1956-57 tiyatro mevsiminde Devlet Tiyatrosu sahnelerinde neler oynan- mış, nasıl ve hangi şartlar altında oy- biten mevsim tiyatronun sadece 8e- yirciye akseden durumu, başarı veya aksaklık sebepleri üzerinde topluca bir tahlil ve tenkit yapmanın önümüz- mıyacağı nasıl öğünüy nı da öylece dikkate al araştırmaları, önümüzdeki aksaklıkların tekrarlanmaması çarele rini bulmaları gerekir. Biz şahsen şu satırları okumayacaklarını, okusalar dahi ya gülüp geçeceklerini, ya kızıp küseceklerini biliyoruz. Ama biraz olsun kendimizi şarklılıktan kurtara- lım. Gülüp geçmiyelim, yahut kızıp küsmiyelim. Meselelerimiz Üzerinde samimiyetle duralım. Bir tiyatro top- luluğu ayunlarını kendisi için oyna- madığına göre dışardan gelecek ses- lere kulak vermesi şarttır. Şimdi ba- kalım: Biten mevsim Devlet Tiyatro- sunun dört sahnesi bize tiyatro na- mına neler getirmiş, neleri getireme- miş? Küçük Tiyatro üçük Tiyatro 1956-57 mevsiminde sahnesini telif eserlere ayırmıştır. Perdesini Dr. Orhan Asena'nın yaz- dığı “Korku” isimli piyesle açmış, e- Haykır sahneye koymuş, başlıca rolleri Semih Sergen, Han- dan Uran, Umran Uzman ve Yıldırım nal oynamışlardır. Devlet Tiyatrosu, devrine oturtmakla yazara bir suikast hazırlamış, hem yersiz ve tatsız dedi- koduların çıkmasına olmuş, hem de -daha mühimi- eserin beşeri yönüne ihanet etmiştir. Dr. Orhan A- â “Korku'”suyla, evvelki yıl tem- Dr. Orhan Asena Azizliğe uğrayan yazar sil edilen “Tanrılar ve İnsanlar” isim- li eseri gibi gene fikir bakımından dolu, fakat tiyatro tekniği yönünden daha zayıf bir eser vermiştir. İşin i- çine tiyatronun suikastı ve rejinin a gır aksak temposu da karışınca ”Kor- ku” daha mevsim başında seyirciyi tatminden uzak kalmıştır. Eserin en ıyi oyuncula.n II nci Yuzbaşı da Um- n Üzm andan Uran ve Mıralay da Yıldınm Önal olmuşlar- dır. Küçük rolüne rağmen Halük Kurdoğlu da I inci Yüzbaşı'da mevsi- me başarıyla başlamıştır. Küçük Tiyatroda mevsimin ikinci telif eseri olarak temsil edilen pıyen bu yıl aramızdan ayrılan romanc şat Nuri Güntekinin “Bu a Gece” sidir. Diğer piyeslen glbl bu piyesinde de Reşat Nuri Günte sadece değerli bir romancı oldugunu bir kere daha ispat etmiş, fakat tiyat- royla yakından uzaktan hiçbir ilişiği bulunmaynn bir oyun meydana getir- . Sadece içindeki bir iki mahal- eser bir ısım seyirci tarafından sevildi. Pi- yesi Salih Canar sahneye koymuştu. Ne reji, ne de oyun, eserin zaaflarla dolu gidişini, belirli kaderini değiştire medi. Piyeste rol alanların en başarı- hları Pansiyoncu Nevrik'de Nermin Akagündüz ve Molla'da Muzaffer Gökmendi. “Bu ka Gece” ile, de Küçük Tiyatro seyirciye beklediği- ni vermiş olmuyordu. Küçük Tiyatroe da mevsimin 3. cü telif eseri, daha ön- ce aynı sahne üzerinde iki eserini da- ha seyrettiğimiz genç müellif Turgut son piyesi “Tufan"”dı. “Tufan'”'ı Saim Alpago başarıyla sah- neye koymuş ve piyeste rol alanlar- « 29

Bu sayıdan diğer sayfalar: