19 Şubat 1966 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 5

19 Şubat 1966 tarihli Akis Dergisi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

HAFTANIN İÇİNDEN Milli İrade ve Milli Menfaa Bugün memlekette esen hava gösteriyor ki Cumhur- başkanını Parlâmento seçmese de millet kendi o- yuyla tayin etse, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunayın adaylığı kesin bir çoğunluk sağlaya- caktır. Gazetelerin yazdığı budur, her çevrede konuşu- lan ve arzulanan budur, bütün temenniler bu yönde- dir. Türkiyede huzurun devam etmesini isteyen her kesin nazarında, aydın tabakalardan büyük iş çevrele- rine, sade vatandaş kütlelerinden üniversitelere, yani çok çelişik ortamlarda Cumhurbaşkanlığı konusunda bir ittifak kendiliğinden hasıl olmuştur. Buna karşı çıkmaya, her halde, pek kimsenin gücü yetmeyecektir. Orgeneral Cevdet Sunayın şahsiyeti, şüphesiz bu ittifakta başlıca rolü oynamıştır. Tâ İhtilâlin ilk gün- lerinden itibaren Genel Kurmay Başkanı, memleketin her halinde bir itidal ve denge unsuru olarak belir- miştir. Bütün aşırılıklar, nereden gelirse gelsin, kar- şısında Sunayı bulmuştur ve Sunay bunların zapt-ı rapt altına alınmasında kendi hislerine bir söz hakkı tanımamıştır. Demokratik devreye tekrar dönüldü- günde ise Silâhlı Kuvvetlerin bünyesinden çıkan en- der sergüzeştçilere karşı Ordunun tamamı Orgeneral Sunayın emrinde vaziyet almıştır. Genel Kurmay Baş- kanı şahsında, Ordunun kışlasına çekilmesi temayü- lündeki askerleri temsil etmiştir. Fakat Sunayın, kri- tik anlarda bir ikaz görevini daima en demokratik yollardan yerine getirmeyi ihmal etmemesi kışlasında bir ordunun memleket meselelerine karşı kaygısız bir ordu demek olmadığım da ispatlamıştır. Orgeneral Sunayın bu şahsiyetinin yanında, onun Cumhurbaşkanı olmasını isteyenlerin başka bir nok- tayı daha gözönünde tuttukları muhakkaktır. Türki- ye, 10 Ekim seçimlerinden bu yana yerine oturmuş halde değildir. Hattâ, yerine oturmuş bazı korvetle- rin o tarihten bu yana kıpırdanmaya başladıklarını görmemek ve söylememek hataların en büyüğü olur. Son derece yanlış bir milli irade anlayışına sahip olanlar, aslında milli iradeyle ilgisi pek az bir çok tasarrufa kendilerini mecbur hissetmişler veya bu ta- sarrufları marifet saymışlar, böylelikle hiç bir lüzu- mun eseri olmayan huzursuzluğu geri getirmişlerdir. İktidarlar elbette ki milli iradeyle işbaşına gelecek- lerdir. Ama işbaşındayken bunların tutumlarına milli menfaat endişesi hakim olmazsa demokratik sistemin İşlemesine imkân kalmaz. Akıllı ve basiretli idareler milli iradeyle milli menfaati çatıştırmayan liderlerin eseridirler. 1961'den 1965'e türk demokrasisi böyle gelmiştir ve Sunayın bundaki yardımcı rolü hiç bir zaman unutulmayacaktır. Türkiye 1961'de böyle bir devreden geçmiştir. O 19 Şubat 1966 Metin TOKER tarihte yapılan Çankaya Toplantısını milli iradeye arşı bir saygısızlık olarak vasıflandıranlar çıkmştır. Bunlar, o toplantının neticesini kendi arzuladıkları rejimi kurabilmenin manii (saymışlardır. Doğrudur. Ama 1961 ile 1965 arasının hadiseleri, istedikleri reji- afıl seçime dayanan idare sistemi, sivil iktidar usulü bu sayede kurtulmuş, zorlamalara girişilmemesi Türki- yeyi sükünete, sonda da 10 Ekim seçimlerine kavuş- turmuştur. Önümüzde açılan yeni devrede Çankayada bir Cevdet Sunayın bulunması aynı kıymette bir garanti teşkil edecektir. Unutulmamalıdır ki bu devre, Silahlı Kuvvetler üzerindeki otoritesi her halde hiç bir za- man İsmet İnönüyle kıyaslanmayacak Başbakanların idaresinde geçirilecektir. Bu otoriteyi çok aratma cak bir otoriteye sahip bir Cumhurbaşkanının Çan- kayada olması Silâhlı Kuvvetlerin içinde dahi güven hissini kuvvetlendirecektir ve çeşitli tahrikler o du- vara çarparak tesirsiz kalacaktır. Bugün Türkiyede Eflâtunun veya bir başka filozofun demokrasi üzerin- deki soyut fikirleriyle seminer yapmıyoruz. Demokra- tik rejimi fiilen yaşatmaya çalışıyoruz. Yara alan de- mokratik rejimlerin, yara almış fideler gibi, tekrar güç kök tuttuğuna bu asır şahittir. Bir ihtiyatsızlık böyle bir yaraya yol açmıştır. İkinci yaranın öldürü- cü olacağı hususunda şüphenin hiç bir yeri yoktur. Mânâsız tereddütler, gafilâne endişeler, küçük hesap- lar ve nihayet milli iradenin garip tefsirleri milli men- faatin önünde silinmeli, yerlerini sağduyuya bırakma- lıdır. Milletçe sağduyudan yana bu kadar kuvvetli bir şekilde vaziyet alınması türk halkının belki kendi bazı politikacılarının ününde olduğunu göstermekte- dir. Statüsü Anayasada belirtilmiş Cumhurbaşkanının lam bir prestij sahibi olmasına memleketin bugün, belki de hiç bir zaman olmadığı kadar ihtiyacı var- dır. Öyle bir ortamda yaşıyoruz ki icranın küçük ha- taları büyük dalgalar yaratabilir. Bu istidat sezilmek- tedir. Çankayada Sunay, bu çeşit suni dalgalara karşı bir kalkan yerine geçecek, onları gerçek çaplarına in- direcek, bunların neticesi kıyamet kopmasının müba- lâğasını gözler önüne serecektir. Buna mukabil bü- yük hatalara, gene Çankayada Sunay fırsat vermeye- cek, gerekli ikazları Cumhurbaşkanlığı otoritesiyle yapacaktır. Anayasa, şahsiyet sahibi bir Cumhurbaş- kanına bu rolü oynamak fırsatını vermiyor sanılma- malıdır. Çankayada Sunay, akıllı her iktidar için bulun- maz bir nimettir, bir idealdir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: