19 Şubat 1966 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 8

19 Şubat 1966 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER ayrılacak olan Genel Kurmay Baş- 1 , getirilecektir. Senatör Sunay Cumhurbaşkanı ba mer m Cumhurbaş ŞI nayı görmenin, memlekette beliren bazı endişeleri ve ağır havayı dağı- tacağı hemen anlaşıldı. Bir çek kon- tenjan senatörü, yerlerini Sunaya bırakmaya hazır olduklarım bildir- diler. Bu arada bazı çevreler Cevdet Sunay nezdinde de bir sondaj yap- ve Orgeneral Sunay bu meseleyi koni e belli etti Gerçi ortaya bazı "şart" hikâyeleri veya "Şahsi düşünceler" lafları atıl dı ama, bilinen bunların bir aslı ol- madığıdır. Parlâmentoda bir AP ço- Şunluğu bulunduğuna göre Cevdet m önce resmi bir AP te alması lâzımdır. Böyle bir teklifin şartlı ölün ne kadar anormalse cevabın da şartlı mari diye bir husus o derece manasızdır. Cum- hurbaşkanının görevleri de, yetkile- ri, statü sü de Anayasada açık açık tasrih edilmiştir ve bunlar tartışıla- cak konular değildir. Teklif -yapı- lırsa- düpedüz teklif olacaktır. Ce- vap, müspet veya menfi düpedüz cevap olacaktır. Cumhurbaşkanlığı Meselesinin fi AKİS ilen çözüm voluna girmesinin ilk a- dımını teşkil edecek AP teklifi, bu satırların yazıldığı ana kadar henüz yapılmış değildi. Gönüldeki aslanlar An isteyen cereyanın çok kuvvetli olduğu hissedilmekte- dir. Sunayın ismi AP içinde ilk ii fa olarak Milli Savunma Komisy: nunun başkanı Saadettin Bilgiç £ a rafından ortaya atılmıştır. Bu görev Bilgiçe, Silâhlı Kuvvetlerin nabzını yakından yokl ımı ver- mektedir. Sunay ismi AP'de hemen taraftar toplamıştır ve Çankayada Bir Görüş Memleketimiz çeşitli siyasi, sosyal ve kültürel görüş tar a kesin neticeli bir mücadele sahası ha- line gelmiş bulunmaktadır. 1 yasasının getir- diği füli özgürlük havası içinde, çok ileri sayılabilecek fikir ve kanaatlere muvazi olarak çok geri sayılan gö- rüş ve arzuların da canlanması, kanunlar, memleket gerçekleri içinde kalmak, yapıcı ve faydalı hedeflere yönelmek şartiyle normal sayılabilir. Hattâ, sevinile- cek bir ol; uğun ifadesi telâkki, edilebilir. Fakat henüz tam mânasiyle su yüzüne ıkmadığı, basında ve Meclislerde ciddiyetle tartışılmadığı için, halkoyu-

nun malümu olmıyan çok tehlikeli, ayırıcı, yıkıcı ve neticeleri balonundan devletimizin temellerini sarsın mahiyette cereyanlar vardır. Vatandaşlar çok değişik kılıklara bürünen gafiller ve hattâ hainler dan m ll ge an uçlara doğru itilmektedirler. Bu vehametini belirtmek Kas içinde RA mânevi anarşiye, ayırıcı c mesned olan temayülleri, gruplaşmaları Maca Özet- lemekte fayda görmekteyim. Bir kısım vatandaşlar, "Milli İradeciler” sıfatiyile politika iyileri at oynatmaktadırlar. Her doğru er yapıcı teklifin, her uzlaştırıcı hâl tarzının karşısına, "Biz milli irade ile geldik, biz ukta- yız, istediğimizi yaparız" tutumu ile çıkanlar, milli iradenin Anayasa sınırları ve bilumum kanunlar çer- çevesi içinde olmak kayıt ve şartiyle, milletin belirli, bir kısmını temsil etmekten ibaret olduğunu unut- mak gafleti içindedirler. Buna karşı “Anayasacı- lar" diyebileceğimiz diğer, bir grup da, Anayasayı çok dar bir mânâ içinde mütalea etmek, muayyen fikir ve kanaat, hattâ siyasi İnanış sahibi olanların inhisa- rına sıkıştırmak temayülüne kapılmaktadır. Her vesi- le ile "Anayasa ihlâl ediliyor" diye ha; aslın- da Anayasayı hiç anlamamak ve daha fenası, "Anaya- Nereye sayı hırpalamak demektir. Milli irade mefhumunun karşısına Anayasa ile çıkmak veya Anayasayı milli irade ile zorlamak, birbi rinden ayrı mütalea edilmesine imkân olmayan reji min iki temel direğini dibinden sallamaktır. Mecliste temsil edilen her parti ve şahıs, milli iradenin bir karl Çoğunlukta olmak, milli ira- deyi inhisar altın anlayışına mesned teşkil edemez. İktidar partisi milli irade mahsulüdür de, diğer partiler hangi irade ile Meclise gelmişlerdir? Onları da halk seçmiştir, onlar da halkın iradesini temsil ederler. “Gericiler”, “milliyetçi ve mukaddesatçı" sıfatını benimsiyerek ve bu sıfatın ardına sığınarak, yn yi gerilere, 1 Orta çağlara kadar uzanan deri, gerilere sürüklemek arzu ve azmindedirler. Hedef al. dıkları zihniyet, hakikatte, medeniyetçi ve ilerici fikir- lerin sahipleri ve bu kişilerin içinde bulundukları si- yasi ve sosyal teşekküller olduğu halde, cesaret ve güçleri yetmediği için, aklın suistimali demek olan kurnazlığa sığındıklarından, zahiren "aşın cereyan- larla, özellikle "komünizmle mücadele" ettiklerini ifade ve ilân etmektedirler e Türkiyede gittikçe yayılan, açıklığa kavu- şan, siyasi, sosyal ve ekonomik Yönleriyle şekillenen sol akımlar ve v vardır. Anayasamızın kesin — mü içinde sosyal adaleti savunan ve bu da, bu açıdan solcu olarak vasıflandırılabilecek büyük grupları istismar ederek, onların safında ve onların yolunda görünerek, gerçekte Türkiyeyi komü- nizm efine sürüklemek maksadiyle yn da mevcuttur. Türk komünistlerinin bir kısmı “beynel- milel komünizm"!, bir kısmı “milliyetçi komünizm"i benimsemiş durumdadırlar. Bu u siyasi tarikatın men- supları, tam zıt kutup ve dolayısiyle hedef olarak seç- 19 Şubat 1966

Aynı gün çıkan diğer gazeteler