20 Şubat 1948 Tarihli Büyük Doğu Dergisi Sayfa 5

20 Şubat 1948 Tarihli Büyük Doğu Dergisi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

EBÜLHASAN (ŞAZELİ) İMALİ Afrikalıdır. Allah Velileri. nin büyüklerindendir. #*#* Çölde bir sefere çıkıyor. Akşam üzeri karanlık basınca etrafını yırtıcı hayvanlar alıyor Hiç kıpırdamadan ve en küçük telâşa düşmeden, bu yırtıcı hayvanları, gülümseyerek seyrediyor. etrafında dolanıyorlar. Sabaha karşı canavarlar çekilip gidi. yor ve Şazeli Hazretleri şöyle dü. şünüyor : — Herhalde Allah bana korkusuz- uk makamından bir derece vermiş olsa gerek, Ömrümde bu geceki kadar korkusuz ve ünsiyet içinde bulundu- ğumu hatırlamıyorum. Aynı gecenin sabahı, bir dereciğe rastgeliyor. ve dereye inip yıkanmak istiyor. Deredeki kuşlar, onun ayak sesini duyunca, birdenbire ürküp ha- valanıyorlar. Şeyh de bu âni ürkek- likten o kadar ürküyor ki, âdeta buhran 'geçiriyor. Kuşlar uçtuğu ta- raftan bir ses duyuyor ; — Geceleyin yırtıcı hayvanlarla ünsiyet halindeydin Sana ne oldu ki, aynı gecenin sabahı, masum kuş- ların uçuşundan korktün? Sebebi şu- dur : Geceleyin hiçbir şeyden kork. mazken. sen. AÇ şu ândaysa kendi Aş Onun için kor- kuyorsu *#* Bir defa. seksen üç gün Allah rızası için aç kaldı. Seksen üçüncü “günü, hatırına, artık bu riyazetten kendisine bir nasip hasıl olduğu fikri geldi. Bu fikir, kalbinde doğar doğ maz, karşısındaki mağaradan fevka. lâde güzel bir'kadının çıktığını gör- dü, Nur yüzlü kadın şu lâfları söy- ledi: — Biz tam altı aydır yemek ye- miyorüuz ve Allaha amelimizden bahsetmiyoruz, Bir menhus kişi, sek. sen üç gün aç kaldı diye, Allaha kar. şı ameliyle Yİ are Bir mağarada, “riyazeti esnasında, Allaha yalvarıyor Allahım ; bön sana tam mâna- siyle şükredici bir kul olmak için ne yapmalıyım ? Bir ses işidiyor : — İstediğin şeyi yerine getirebik mek için, âlemde kendinden fazla nimet verilmiş hiçbir kul bulunmadı- ğını düşünmen lâzımdır ! Cevap veriyor — Yarabbi, ik kendimden faz. la nimet verilmiş bir kimse bulun- madığı farzedebilirim ki, sen, nebile. rine, din âlimlerine ve emirlere, her- kesten fazla nimet verdin ! — Eğer nebilere nimet verilme- miş olsaydı, sen, doğru yolu bulamaz- dın; eğer ilim adamları olmasaydı, sen, kime uyardın? Ve eğer emirler olmasaydı, emin olabilir miydin? Bun- ların hepside benden ayrıca senin üzerine nimettir, günde yine çile doldurduğu mağarada ve kemale ermek dâvasın- da şöyle diyor — Umarım ki, yarın, bana ma. nevi kemal kapılarr açılır ve bir feth görünür | Hemen kapıdan heybet bir adam içeriye giriyor ve diyor ki: »— Bü kemâl isiildir ki, her dakika, biraz sonra kendisine bir feth ve zafer erişeceğini hesap ede ede yol alı? Hiç bu halle velilik barışabilir mi? Sen, ey nefs, niçin Allaha, doğrudan doğruya onun için, sadece ve hasseten Allah için tap- mazsın ? Şeyh, tövbe ediyor ve bu defa

hiçbir şey beklemeden ve istemeden yoluna devam ederken birdenbire feth kapılarının açılıverdiğini görüyor. *#* Rüyasında, Allahın Resulünü gö- rüyor, Kâinatın Fahri ona diyor ki: — Yâ Ali, elbiselerini pâk bale getir: tâ ki, Allahın teyid ve imda- dından her nefeste faydalanasın... Şeyh soruyor : — Ey Allahın Pesulü; benim el. bisem hangileridir ? evap alıyor : — Allah sana beş elbise giydir. miştir : Birincisi sevgi elbisesi, ikin- cisi tevhit elbisesi, üçüncüsü mârifet elbisesi, dördüncüsü iman elbisesi, beşincisi İslâm elbisesi... *** Şeyhin en ileri müridlerinden biri anlatıyor : — Bana filân dağda, falan tara- fa düşen bir mağarada büyük bir veli vardır, dediler, ben de onu ziyarete gittim, Gittiğim zaman gece karanlığı basmıştı. Büyük zatı rahatsız etmek istemedim ve mağaranın kapısında yatıp gecelemeğe karar verdim, İçeriden, velinin şöyle sözler SB. Gİ ml ER a ES e ettiğini duydum : «Allahım, niceleri senden herkesi kendilerine bağlamanı ve iradelerine teshir etmeni ister. Sen de nicelerine halkı bağladın ve iradelerine teshir ettirdin. Yine sen- den razı olmadılar. Bense senden, halkı kötü huylu etmeni ve bana sen- den başka sığınak bırakmamanı dile- rim İ» Sabah olunca velinin yanına gir- dim, selâm verdim ve onun heybe- tiyle doldum. Veli bana dedi: «Ben Allaha, teslim ve rızadan şikâyet edi. yorum, sense tedbir ve ihtiyardan...» Ve sonra ilâve etti: «Allaha malik olan kimsenin neye ihtiyacı olabilir ? Dâva, ona malikiyet yolunda her şey- den ve her istek ve ihtiyaçtan kur- tulabilmektedir!» Tefsirci : — Eğer istiyorsan ki, Allah senin olsun, sen Allahın öl!,, Allah, ken- disinin olana kendisini verir ! ##* Şazeli Hazretleri buyurdular : — Biz Hak'la olunca mahlüklar- dan hiç birini görmeyiz, Eğer mah- lüklara, beşeriyetimiz icabı, gözümüz değecek olsa," onları, gökteki şeffaf toz zerreleri gibi görürüz. Onları dik- katle inceleyecek olsak yerlerinde hiç bir vücut bulamayız! ##* Şazeli Hazretleri buyurdular : — Duadan hazzın, dileğinin yeri- ne gelmesi olmasın... Sadece sevdiği. ne yalvarmış olmaktan hazzet! Şazeli Hazretleri buyurdular : — Kendi öz nefsinden tad alanlar, toprakla bir seviyededir ! *##* Şazeli Hazretleri buyurdular : —Eğer Peygamberler Peygamberi- nin rubaniyet ve nuraniyetlerini bir ân için olsa bile gözden kaybedecek olsak, küfrümüze hamlederdik ! Tefsirci : — Şazeli'lerin, Allah Sevgilisine bağlılık derecesi işte bu kadar büyük. tür; onu bir ân nazardan kaybetseler, kendi o imansızlıklarına (ohamledecek kadar büyük ##* Bir gün Mekke yolunda bir has- talığa uğrayıp vefat etti, Kendisini o çöle gömdüler, Gömüldüğü sahanın suyu tuzluydu. Gömüldükten bir müddet sonra gördüler ki, o çölün bütün acı suları birdenbire tatlılaş- mıştır.

Aynı gün çıkan diğer gazeteler