18 Şubat 1932 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5

18 Şubat 1932 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

18 Şubat 1932 • Camhttriyet' t:ı§ Mehmet Dayı oldukça mübalâğacı bir köy ağasıydı. Ne anlatacak olursa muhakkak teller pullar onu âdeta inanılmıyacak bir şekle sokar. Başbaşa jmeraklı ^eyler{ HiKAYE, Her minnetin bir zahmeti vardır Bugünkü musahabemizde size açıktan boş lâflar söyliyecek, kuru nasihatler verecek değilim. İbret ahnacak bir fıkra anlata cağıon. Selma bir kaç aydanberi bazı genç kızların beraberlerinde bir köpek gezdirdiklerini görüyorbu hale müthiş imreniyordu. Ah benim de bir köpegim olsa! Temennisi evvelâ zihninde için için tekerrür eden bir cümle ol • du. Sonra bu arzusu gittikçe kuvvetlendi. Nihayet bir gün düşüncesini annesine açtı. ÇOCUKLAR. Otomobil bollugu Amerika'Iıların atalar sözü haIine gelmiş bir cümlesi var. Diyorlar ki: Bir memleketin zenginliği oradaki otomobillerin az veya çokluğu ile ölçülür. Süphesiz bu mübalâğah bir Iâ< kırdı. Fakat komşuları Kanada'lılar ciddiye almışlar, boyuna otomobil yapmışlar. Netice şu olmuş> Yalnız bir şehirde bir haftada 97 müessese iflâs etmiş. Geçenlerde tanıdıklarından birine bir hikâye anlatmış ben dinlediğim zaman epice kahkaha attım. Size de nakledeyim de gülmekten kırılın. Mehmet Dayı diyor ki: Kastamoni yakınındaki Hgaz dağlarının dar geçitlerinin birinden eşeğimle geçiyordum. Tam tehlikeli bir köşeye gelmiştim. Aşağısı bir kaç minare boyu bir uçurumdu. Başım dönüp te aşağı yuvarlanmayayım diye kendimi güç tutuyordum. Bir de üstüme tam karşı taraftan azgın bir öküz ile arkasmdan bir kövlü sökün etmesin mi? radun. İcatları dahilere yaptıran sebebin mecburiyet olduğunu söylerler ya.. Bu sıkışıklık beni de bir kesifte bulunmama sebebiyet verdi. Baktım tepemde bir dal sallaniyor. Sağa sola kaçmanın imkânı olmadığını görünce tayyare gibi havalanmayı düşündüm. Açıktan açığa kendimi, eşsğimi yahut ta köylü ile öküzünü ölume süriiklemektense böyle cambazcasına bir tecrübe yapmayı daha kolay buldum. EHerimle sıkı sıkı dala yapışıp kendimi yukarı doğru çektim. Var kuvvetimle ayaklarımı eşeğimin karnma basıp onu da kendimIe beraber havaya kaldırdım. Köylü evvelâ şaşaladi. Bu tehlikeli tünelin altından bir türlü geç önce ne yapacağımı şaşırdrcn. Akhma gelen yegâne çare eşeğimle beraber dosdoğru uçuruma doğru yürümek fikri oldu. Fakat biraz düşününce işi kav mek cesaretini göze alamıyordu. Bense: Geç yahu, çabuk geç! Bu vaziyette saatlerce duramam! Diye haykınyordum. Nihayet bu telâş onu da harekete sevketti. öküzü ile beraber korka korka çekine çekine ilerledi. Oh< cok şükür yol serbest kalmıştı. Yavaş yavaş evvelâ ayaklarımı gevşetip eşeği açaği bıraktım. Sonra daldan eşeğimin üzerine sıçradım. Rahat rahat yoluma devam ettim. fşte hikâye bu. Ben doğrusu inanmadım. Siz de ister inanın, ister inanmaym!. Hanım kızlara elişleri Annesi çok iyi bir kadındı. Kızınm sözleri karşısında tereddüt eder gibi göründü ama: Hayır! Demedi. Babanla görü*eyim evlâdım! Cevabını verdi. Müzakere u zun sürmedi. Her ikisi de Sel • ma'nın istediğini yerine getirmeğe karar verdiler. Genç kıza küçük» sevimli bir köpek alındı. Çoktanberi irişilmez bir gaye gibi gönlünde büyuyen maksadı kolayca hasıl olan Selma birdenbire o kadar sevindi ki tarif ka , bnl etmez. Gündüzleri mağrur ve müftehir köoegile geziyor, geceleri de onunla beraber yatıyor du. Fakat aradan iki hafta ge • çince Selma'nm sade zevki, hevesi azalmak değil keyfi de kaçmış tı. Çünkü canlı kÖDek küçükten oynadığı oyuncaklarla kiyas kabul edecek gibi görünmüyordu. Ona ayrıca yemek hazırlamak, vakitli vakit«iz dısarı çıkarıp bazı mahrem ihtiyaclarını tatmin etmek, saatlerce başırtısina ca ğırtısına tahammül enmek, iki üç cründe bir dikkatle vıkayıo tenvzlemek ve taramak icap ediyordu. Selma bu hizmetlere tahammül edememete başlamıştı. Bu sefer içinden srelen temanni şu idi: Ah bu köpeği başımdan bir de^edebilsem! Birinci arzusu sribi bunu da annesme açtı. İyi kalpli kadın: Yavrum, dedi. Su kooek mes'elesi senîn için ivi bir ibret dersi olsun.. Eğer senin arzuna baban veva ben «Hav*r!» demiş olavdik belki kalbin kırılacak tı. Halbuki sen bir köpek besle menin ne derece güç oMuğunu bizzat tecrübe edip aniadın. Şu cümle kulaünnda küpe olsun. Hayatta zahmetsiz nimet yo^tur. Bunu yasadığm müddetce kendine bir düstur ittihaz et! mürekkeptir. Fakat birbirlerine uyacak herhangi iki koyu renkten yaDiIabilir. Yünün birinden 150 diğerinden 50 gram alınmak lâzımdır. Bu ekose deseni vücude getirebilonek için resmimizi önünüze aIıp nümune ittihaz etmek belki bazılarınız için kâfi gelmez. O zaman süphesiz annenizin veya ablanızın muavenetine müracaat etmek Iüzumu hasıl olacaktır. Ekose kısımları istediŞiniz boy da yaDtıktan sonra iki taraftaki saçakları da gene iki renkten mürekkep olarak vücude getirirsiniz. Kırmızı siyahtan maada açık naavi siyah, San kırmızı koyu ma* vi ve san da imtizaçh çift renkler tefkil edebilirler. Cazel bir çocak ptyeMÎ karştsında küçüklerin alkışt Mükâfat kazanan küçvk karilerimizin bazıları Bunun üzerine o şehrin bütün tüccarı, maliyecileri toplanmışlar. Bu iflâsların sebebini araştır mışlar. Bula bula şunu bulmuslar: Bütün bu iflâslar herkesin bir otomobile sahip olmamasından neş'et ediyormuş. Paçaları sıvamışlar. Haydi bakalını ver yansın şehir halkınm hepsi birer araba satm almış. İflâslara karşı ne tuhaf bir rare! Bu hareket otomobil fabrikatörlerinin vaziyetini düzelttise bi'e diğerlerininkini hiç süphesiz berbat etmistir. Eğer denizin ade üst kısmında bahkların gezdikleri noktalan canlı hayvanlarla dolu ve alt kıs • mını bomboş ve hayattan âri zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Denizin dibi de tıpkı toprakların altı / Trabzon i&kenderpaşa ilk mektebi 2 inci sımf talebesinden 358 numaralı Turhan Rıza, 2 Adana ilk mektep 3 üncii sıntf tale besinden Kâmran Abdülkadir, 3 Tuzlctda topçu alay müftüsa mahdumu orta mektep talebesinden Faik, 4 Usküdar 21 inci ilk mektep nmf 2, 180 Orhan Refik, S Çanakkale 3 üncii mektep Bl. 1. Yzb. Naci Beyin kerimesi Sabahat, 6 Bolu"da: F*yzi Cumhu riyet mektebi talebesinden 133 numaralı Necmettin Emin Hanım ve Efendiler. ııııııııııııiHiıııııııııııııııııııııııııuııuııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııınıınııuıııııııııııııııııııııııııııiMiiHiııııuMiıııııııııııııınııuıııııııııınnıııı Deniz kestanesi gibi Sinbir çeşit kabuklu, kabuksuz bir sürü hayvanla doludur. Deniz yıldızlan, Deniz kelebekleri ve saire bu meyandadır. Resmini koyduğumuz «Deniz kestanesi» ise tıpkı istiridye ve midye gibi canlı bir mahluktur. Dışarı dan bakılınca tıpkı kestaneye benzedi?i için ona bu isim verilmiştir. I Şubat bulmacası GÜH VİH DİREN BÎR I ç 0 •RAM BAY CUK LABI 5 E T>ÜR K f • • • • • ••••• •••1 ! ıPT • ••• ••• ••M 1 ıı 31 ı ı 31••, n ••• 1 [> s •• ••• ••• ••• •• ••• ••• ••• •• ••• ••• ••• •• ••• ••• ••• •• ••• ••• ••• • an m ••• ••• nı • ••• ••• ••• ••• ••• •• ••• •• ••• •• ••• •• •K ••• ••• • •H'&'V&'Vk'Vfc'V*Bu soğuk havalarda yun çorap insanın en esash giyim ihtiyaçlarından biridir. İşte size kendi kendinize vücude getirebileceğiniz yepyeni bir nümune. Bu esarp mercan rengi kırmızı ile siyahtan Bican Efendi d üğüne gidiyor Şu yukaııda 11 murabba i çinde gördüğünüz heceleri o suretle diziniz ki hoşunuza gidecek, sizinle alâkadar bir cümle çıksın. İşi kolaylaştırmak için cümlenin «Bay» hecesile baş Iadığını söyliyelim! Doğru halledenler arasında bir kişiye beş lira mükâfat takdim edilecek ve resmi gazete mize basılacaktır. Diğer 100 kişiye muhtelif hediyeler. Onlardan da arzu eden'er*n resmi basılır. Cevaplar martın birinci gü nüne kadar «Cumhuriyet ço • cuk sahifesi muharriri» adresine •»önderilmelidir. Geç kalanlar ve bu adrese gönderilmiyenler kazanamazlar.

Bu sayıdan diğer sayfalar: