29 Ekim 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6

29 Ekim 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHÜTRÎYET 29 Birincîteşrln 1937 JÜtiti Şehrin tenviri Muhtelif yerlere yeniden 273 lâmba konuldu Şehir meclisinin geçen içtima devre sinde şehrin muhtelif noktalanna yeniden iki bin elektrik lâmbası koydurulmasına karar verilmişti. Bu lâmbalardan 273 tanesi konmuş ve dün akşamdan itibaren yanmağa başlamıstır. Yeni lâmbalardan 27 si AdaJara, 15 i Bakırköye, 69 u Beyoğlu ve Beşiktaş cihetine, 24 ü Kadıköye, 63 ü Eminönü ve Fatih kaza larına, 32 si Beykoza, I 1 i Sarıyere, 32 si de Usküdara konmuştur. Yakında bir kısım lâmbalarm daha yerlerine konması icin çalışılmaktadır. Sene sonuna kadar iki bin lâmbanm hensi konmuş olacaktır. Hindli pehlivan bugün Mülâyimle karşılaşıyor Tekirdağlı Hüseyin de, Pariste bulunan Bulgar pehlivanı Dankolof a meydan okuyor Hindli pehlivan Faddal Muhammedin geçen pazar günü şehrimize geldiğini ve Taksim stadyomundaki boks maçları sırasmda halka takdim edildiğmi yaz mıştık. Faddal Muhammed bugün Taksim stadyomunda Mülâyimle karşılaşacaktır. Şimdiye kadar yaptığı birçok çetin müsabakaları muvaffakiyetlerle bitirdiğini sövliyen Hmdlmin pazar günü Tekirdağlı Hüseyne lâyık bır hasım olarak ringe çıkabilmesi için bugün Mülâyimin hakkından gelmesi icab etmektedir. Fakat Mülâvimin Türkiye ringlerinde Tekirdağlıdan başka hiç kimseye yenilmediği ve bilâkis bazı ecnebi pehlivanlarına karşı Tekirdağlıdan ziyade muvaffakiyet kazandığı hatırlanacak olursa, bugünkü maçm çok çetin bir şekilde cereyan edeceğini kabul etmek lâzımdır. Hindli pehlivan, konuştuğu kimse lere, Türkiyede danışıklı güreşler ya pılmadığını duvarak sevindiğini söyle miş. Bununla kendisinin de böyle şeylerden hoslanmadıemı anlatmış olma smdan güreş meraklılarımızm sevine cekleri şüphesizdir. Çoktandır çetin ve heyecan verici bir güreş seyretmekten mahrum halkm bugün Taksim stadyomunu dolduracaklarını kuvvetle tahmin ettiğimizden stadyom idaresinin serbest güreş maçla rında intizamı temin hususunda şimdiye kadar gösterdiği muvaffakiyeti tek rar etmesini temenni ediyoruz. Mülâyim Faddal Muhammed maçmdan evvel birkaç çift yerli pehlivanın güresi bugünkü programın ilk kısmmı teskil edecektir. Merhum Ahmed Refik için Bir Bulgar gazetesi güzel bir makale neşretti Sofya Üniversi tesinde Türk dilı muallimi Gospodin Gıliboff, Zora gagazetesinde, mer hum Ahmed Re fığin vefatı münasebetile bir makale neşretmiştir. Bu makalenin miihim parMerhum ustad. çalarını ahyoruz: Ahmed Refik «Son tarihli îstanbul gazeteleri bize büyük Türk mü verrihi ve îstanbul Üniversitesinin tarih profesörü Ahmed Refiğin ayın onuncu günü 56 yaşında olduğu halde öldüğü kara haberini verdiler. Ahmed Refik ayni zamanda Osmanlı tarihi hakkındaki tetkiklerinden maada sistematik bir su rette tarihî Türk vesaikınm diğer milletlere temas edenlerini de anyan, bulan ve tetkik ederek bunlardan ayrı ayn eserler vücude getiren büyük bir tarihçi idi. «Memaliki Osmaniyede Demirbaş 5arl» adlı eserinden dolayı îsveç Kralı kendisini on bin franklık bir mükâfatla taltif etmiş ve yüksek rütbeli bir de nişan hediye eylemiştir. «Türk İdaresinde Bulgarlar»; «1868 de Bulgar îsyanı»; «Fener Patrikliği ve Bulgar Kilisesi» gibi eserleri de tarihî Türk vesaikına isti naden yazılmış kıymetli eserlerdir ve bunlarda bütün vesikalarm metinleri aynen ipka edilmiştir. Ahmed Refik Bulgar tarihine olan hizmetinden dolayı Kral Ü çüncü Boris tarafmdan da «Vatandaj lığa hizmet nişanmm kumandan haçı» ile taltif edilmişti. Merhumun Macar ve Fransız tarihleri hakkında da kıymetli eserleri intişar etmiştir. Ahmed Refik yalnız bir tarihçi değildi. O, ayni zamanda kudretli bir de şa irdi. Kendisile konuşanlar, daha ilk na zarda onun bu yüksek meziyetlerini derhal anlarlardı. Ahmed Refik tarihî hâ diseleri aynen yaşatmayı sever ve bunu yaparken o hayatı bizzat yaşamış bir insan gibi naklederdi. Bütün eserlerini de rin ve sürükleyici bir cazibe ile okur ve okurken yalnız bunların san'attaki şahikalarına çıkmakla kalmaz bütün bir devrin tarihî hâdiselerini aynen yas,adığmızı hissedersiniz. Bütün bunlardan maada Ahmed Re fik herkese iyilik etmesini seven ve herkese karşı muhabbet besliyen bir insandı. Tarihî tetkikleri seven herkese karçı, milliyet farkı yapmaksızm, derin bir sevgi beslerdi. Acısma doyamadığımız büyük profesörümüz Zalatarski'yi tanırdı ve ben kendisine profesörün öldüğünü söyledi ğim zamaa Ahmed Refik yalnız derin bir teessür duymakla kalmadı; derhal se si titremeğe ve gözlcrinden yaşlar dökülmeğe başladı.. îşte yalnız Türk tarihçiliğinin değil. bütün tarih ilminin kaybettiği tarihçi, şair ve insan.... Biz, Türk tarihçilerinin acısmı payta şır ve merhumun yakmlanna taziyetleri • mizi sunanz.» Çocuklara sabah, tfğle ve ekşam her yemekten sonra günde 3 defa dişlerinl fırçalamayı öğretmektir. Hayatta ilk terbiye Gazetecilerin toplantısı îstanbul Basm kurumundan: Cumhuriyetin 14 üncü yıldönümünü kutlulamak ve bir arada bir akşam yemeği yemek üzere kurumumuzun Beyoğlundaki merkezinde bu akşam bir toplantı tertib edilmiştir. Kurum aza larile gazeteci arkadaşlarımızın teşrif leri rica olunur. Eminönü Halkevinin tertib ettiği maçlar Eminönü Halkevinden: Cumhuriyetin 14 üncü yıldönümü için tertib edılen 4 günlük şild maçlarında 28/10/937 de Karagümrük alanında oynıyacak kulübler: Langa Alemdar saat 13, hakem Kâmil Kambak. Yıldız Çağlıyan saat 14,30, hakem îbrahim Paydem. îstiklâl Demirspor saat 16, hakem Süreyya Birol. Not: 1 Oyunlar bir saat oynanacaktır. 2 Beraberlikle neticelenen oyunlar 15 er dakikalık devrelerle oynanacak ve bu şekilde de beraberlikle neticele nen oyunlarda ilk golü yapan takım galib addedilecek, fakat gol yapılmadan bu vaziyete giren maçlarda hakem takım kaptanlanna kur'a çektirecek, galibiyeti tayin edecektir. 3 Final maçı bir buçuk saat oyna nacaktır. Beraberlikle temdid edilecek ve gene beraberlıkle neticelenirse te hir dilecektir. R A D Y O L I N İle sabah Sğle ve akşam günde 3 defa dişlerinl muntazaman temizlemeğe alışan çocuklar yarın en gOzel, en sağlam dişlere sahlb olurlar. RADYOLİN Sabah, öğle ve akşam her yemekten sonra günde 3 defa Mülâyimle karşılaşacak Hindli pehlivan Niyazi, Muzaffer, Salâhaddin, Naci, Orhan. Birinci devrede rüzgârla beraber oynıyan Sekizler muhteliti fazla sıkışık vaziyetlere düşmemekle beraber has mına nisbetle daha az muvaffakiyetli bir oyun çıkardı. Buna mukabil bilhassa geri hatlarında iyi çalışan millî küme muhteliti üç orta muhaciminin tasavvur edilemiyecek derecede beceriksiz hareketleri yüzünden birçok gol fırsatlarını seyircilerin alaylı gülüşleri arasmda kaçırdı ve birinci devre 0 0 beraberlıkle neticelendi. İkinci devreye çıkılırken millî küme muhteliti için çağırılanlardan muhacim olarak Esad gelmış olacak ki onu Mu zafferin yerine takıma aldılar. Rızanın yerine de Angelidis merkez muavin yerini işgal etmişti. Muhacımlerle daha iyi anlaşabilen bir orta muavine kavuşan millî küme muhteliti rüzgârın da vardımile ikinci devrede tamamen hâkim oynadı. Fakat bu hâkimiyet üç orta akıncımn muvaffakiyetsizlikleri yüzünden tam semeresini vermedi. 15 inci dakikada Bahadırın kendi kalesi önünde yanlış bir kafa vuruşundan istifade eden Naci yerden bir şütle birinci golü, beş dakika sonra da Orha nra yerden bir ortalayışını kapan Sa lâhaddin yakın bir mesafeden ikinci golü yaparak millî küme muhteliti 2 0 galib vazVete geçti ve oyun bu şekilde neticelendi. Futbol ajanımn Istanbul muhtelitini tesbit ederken kaleci ile müdafiler ve muavinler hususunda fazla kafa yormıyacağını zannediyoruz. Fakat hücum hattmda Orhan Fikret ve Niyazi bir tarafa bırakılırsa merkez muhacim ve sağ iç için ince eleyip sık dokuması lâzım geldiği kanaatindeyiz. O P T A M iİNİ Saç eksirl kullanarak Saçlarınızı dökülmek ten, kepeklenmekten koruyabilirsiniz. Tekirdağlı Hüseyin Dankolof a meydan okudu Bu sene de Türkiye serbest güreş başpehlivanlığını kazanan Tekirdağlı Hü seyin gaze+emiz ve La Republique refikimiz delâletlerıle ve Fransanm en bü yük gazetesi Paris Soir vasıtasile Avrupa şampiyonu Bulgar Dankolof'a meydan okumuştur. Tekirdağlı Hüse yin, îstanbulda veya Pariste Bulgar Pankolof'la carpısmağı kabul ettığini bildirirken Fransız gazetesinin göstereceği yer veya şahsa da yenildiği takdirde hasmma verilmek üzere bir maç için 15, iki maç icin de 25 bin franklık bir bahsi ortaya koymustur. Türkiye ringlerinde artık ismi ve cismi kalmıvan yalancı pehlivanlanmızı Sofyaya çağırarak mevdan okuvan Dankolof'un bu ciddî teklif karşısmda ne yapacağmı pek merak ediyoruz. OPTAMİN Kısa bir zamanda Saçları büyütür, uzatır, sıklaştırır. Köklere yeni hayat ve kuvvet verir. Arsenalin vaziyeti Son hafta îngiltere şampiyonası maçlarında en iyi dereceyi geçen senenin Kral kupası galibi Sendirlend takırm, rakıbi Elbiyon'u 6 1 yenerek elde etmiştir. Meşhur Arsenal, dokuzuncu dereceyi işgal etmekte olan takımla 1 1 berabere kalmak suretile altmcılıktan yukarı çıkamamıştır. Hâlen Çelsi takımı 17 puanla başta gelmektedir. Beşiktaş stadyomunda Cumhuriyet bayramındaki maçlar Beşiktaş Halkevinin Cumhuriyet bayramı dolayısile tertib ettiği futbol maçlarına Beşiktaş, Güneş, Pera, Şişli ku lüblerinin iştirake karar verdikleri ve bu maçlarm 29/10/937 cuma ve 31/10/ 937 pazar günleri saat 14.45 te Beşiktaş jimnastik kulübü stadyomunda yapılacağı ve galib gelen takıma Halkevince bir kupa verileceği haber almmıştır. îstanbul Üniversitesi Iktisad Fakültesi Dekanlığından: tktisad Fakültesine bağh îktisad ve Içtimaiyat Enstitüsü için 50 lira ücretle bir daktilo aranmaktadır, Aranan şartlar şunlardır: 1 Yabancı bir dile vâjcıf bulunmak. 2 Daktilo üzerinde melekesi olmak. îsteklilerin hergün öğleden evvel îktisad ve îçtimaiyat Enstitüsü Direktörlüğüne müracaatleri. (7358) Dünkü talim müsabakası Peştelilere karşı çıkarılacak tstanbul muhtelitini secmek üzere dün Taksim stadyomunda ikinci bir maç yapıldı. Hakem Nuri Bosudun idaresinde cereyan eden bu oyunda çoktandır sahalarda görünmiyen Fenerli Muzafferin de bulunması biraz hayretimizi mucib oldu. Bu oyuncuva takımda yer verilmesinin bermutad çağırıldıkları halde gelmiyenlerden birinin yerini doldurmak için olduğunu zannediyoruz. Dünkü oyunda sekizler muhteliti pazar günkü halinde yani Nuri Ruhi, Bahadır Sadeddin, Kemal. Liva Hüseyin, Muhteşem, Şükrü, Şahab, Enver şeklinde oynadı. îstanbulun millî küme takımlan ise şu muhteliti çıkardılar: Cihad Faruk, Hüsnü Eşfak, Rıza, Mehmed Reşad Fransızlar Avrupa basketbol şampiyonu oldular Paris sergisi münasebetile tertib edilen Avrupa basketbol şampiyonasımn final maçı Fransa ile Letonyaarasmda oynanmıştır. îlk iki devreyi 19 11 mağlub vaziyette bitiren Fransızlar sonradan açılmışlar ve maçm bitmesine pek az bir zaman kala yaptıkları bir çift sayı ile 25 24 galib gelmişlerdir. Bu turnuvada îsviçreliler üçüncü, Almanlar dördüncü, Belçikalılar beşinci, İngilizler altıncı olmuşlardır. Ne ile öldürdü? Saat kaçta? «Niçin?» diye soramıyordum. Karil benmişim gibi içimde bir korku ve utanc vardı. Tabanca ile, dedi bakkal. Zavallı çocuk! Ben onları hiç tanımam. Başka bir İ5 için babasmı görmek istiyordum. Ne fena zamana rasladı. Bakkal bana arkasını döndü. Bir müşteri sempatisi kazamnak için sigara al dım. Ancak bu yeni kuvvetle sorabilmiştim: Niçin öldürmüş kendini? Modada bir kız seviyormuf. Ah şu sevda! Dedim ve dükkândan çıktım. Ben hâlâ bu çocugun Zehra için kendi canına kıydığına inanmak istemiyordum. Bir kızı böyle sokakta görmekle, birkaç kere peşine düşmekle insan nasıl âşık olur ve hangi büyük ümidini kaybettiği için in tihara kadar gider? Bir türlü anlamıyordum. İçime bir şüphe düştü: Acaba Zehra ile bu çocuk arasında tekemmül etmiş ve benim haberim olmıyan bir münasebet mi vardı? Zehra bunu bendea gizlemiş miydi? Birkaç gün içinde, böyle birşey olmadığını da öğrendim. Bu vak'adan sonra Zehranm güzelliğini yeni keşfetmiş gi biydım. Gözlerinin içinde, evvelce hiç farkına varmadağım renkler buluyor, saçlarmın Macarlar bugün geliyorlar Yarm Ankarada Ankara muhtelitile, öbür gün de şehrimizde Istanbul muh telitile birer maç yapacak olan Macar futbolcuları bu sabah Konvansiyonel trenile buraya gelecekler ve akşam trenile Ankarava hareket edeceklerdir. Tunusta karışıklıklar Paris 28 (Hususî) Fransanın Tu nustaki siyaseti aleyhine dört makale yazan bir Italyan gazetecisi Tunustan tardedilmiştir. Bugün Tunusta yeniden bazı kanşıklıklar olmuş, yerlilerden 4 kişi ölmüş, 20 kişi de yaralanmıştır. dibinden topuklanna kadar bütün vücudünde efsane kadınlanna has, uzaklara sıçrayıp insanı yakalıyan bir seyyale dalgalandığmı zannediyordum. Kendi kendime: «Aptal! dedim, bu kız, Şaziye den başlıyarak, yakmda ve uzakta, kadın ve erkek herkesi teshir etti. Onun güzelliğini ve cazibesini anlamıyan bir sen kaldm. Bu inadın ve duygusuzluğun nedir? Ihtiyarladın mı? Tekaüde mi çıktın?» Kendiliğinden karannı veren içim, bir fırsat gözlüyordu. Baş, diş, nezle, grip, romatizma lcabında günde 3 kaşe alınabillr ve bütün ağnlannızı derhal keser. Isim ve markaya dikkat. Taklidlerinden sakınınız. raf etmek istemediğim eski zâflanmın üstüne bu yeni hisler de bindi ve ben, Zehranm nekahet günlerinden birinde, ona, bayağı olduğu kadar ebedî ve ebedî olduğu kadar da güzel cümleyi söylemekten zevk aldım: Seni seviyorum! dedim. Elli yaşından sonra bu lâkırdıyı söylemenin başka bir tadı var. Hem insan ne söylediğini çok iyi biliyor, hem de gencleşiyor. Zehra bunu ilâhî bir tebessümle karşıladı. Ayni sözlerle mukabele etmemişti, fakat başımı şiddetle çarpan kalbinin üstüne öyle bir muvazeneli ihtirasla çekti ki birşey söylemesini beklemedim. Hayır! Gene de ileri gitmek istemiyordum. Hesab çağında ve mesleğinde bir adam olduğumu düşündüm. Acele yapılması lâzım gelen iki. şey vardı: Nikâh muamelesini hazırlatmak ve bir hizmetçi bulmak. Ben bütün hareketlerinde sade bir adamım. Ruhumun sakin, muayyen bir iklimi vardır. Düşüncelerim, kararlarıım ve hareketlerim arasında hiçbir irade buhranı geçirmem. Tereddüdlerim hq> zihnî safhada kalır ve bir kere karar vcrdikten sonra kolaylıkla tatbikına geçerim. Zehraya fikrimi açtım: Kader böyle imiş, dedim, bana varacaksm. Emreder gibi söylemiştim. Zehra gülerek: Emret! dedi. Gülümsüyordu. Niçin çok sevinmiyor ve büyük bir hayrete düşmüyordu? Zira kendi elile hazırladığı ve istihsal edece ğinden emin olduğu bu neticenin bütün sevincini evvelden tatmı§, hayret edeceği birşey de kalmamıştı. Bunu ona itiraf ettirmek için sordum: Sen bunun böyle olacağını biliyor muydun ? Bir şehirli kız bunu kolay kolay itiraf eder mi, bilmem; fakat Zehra o güne kadar kullandığı tabiyeyi gizlemedi: Biliyordum, dedi. Sen bunu mu istiyordun? Evet Niçin bunu istiyordu? Benim vaziye timde bir insanın hatırına hep o kaba düşünce gelir: «Param için mi?» Bun dan şüphe etmez olur muydum? Ve bunu asla itiraf etmiyeceğini bildiğim halde, onun yerine ne söyliyeceğini anlamak merakile sordum: Niçin bunu istiyordun? Kollarım boynuma sardı, başını omzuma koydu ve cevab vermedi. lster buna «sessiz aşk» diyiniz, isteı hakikî maksadı gizlemek zarureti. îkisi de mümkün: Bu kız beni sessiz bir aşkla da sevmiş olabilir; param için de bana RÖZ koymus olabilir. lArkasi var) Korkuyorum ! Tehika: 21 Yazan: Server Bedi sun? Hayır.. Burada tanıdım. Gelip bazı bizim dükkânda oturuyor. Sanşm..« Adı neydi? Safder. Safder. Evet Onu acele görmek istiyorum da adresini anyorum. Kurbalıda sorsanız bilirler. Oyle yapacağım. Eve uğradım, Zehraya haber bırak tıktan sonra Kurbağalıya kadar gittim. Önüme çıkan ilk bakkal dükkânına girdim ve şehbenderin evini sordum. Bak kal kapıya kadar gelerek: Şu köşedeki beyaz köşk! dedi. Sonra yüzüme bakarak ilâve etti : Oğlu bu sabah kendini öldürdü! Beni oralara kadar getiren bu ihtimal olduğu halde gene büyük bir hayrete düştüm: Sahi mi söylüyorsun? diye bağır dım. Sahi işte, dedi, eve biraz yaklaş, kadınların haykınştıklarını duyarsın. Evet. Hiç semtini filân söylemedi mi? Hayır. Kadıköyünde oturuyorsa bulmak mümkün. Safder isminde adam azdır. Ona buna sora sora da bulunur. Yann... Geç değil mi? Gece kime soralım? Aklıma karşıdaki eczane kalfası geldi. Çocuk mektubunda onunla ahbab olduğunu yazmıştı. Belki ona oturduğu yerden bahsetmiştir. Ön odanm penceresine giderek baktım. Eczane kapanmamıştı. Gittim, kalfaya çocuğu tarif ettim. Ben sözümü bitirmeden o: Bilirim, dedi, Sarım Beyin oğlu. Hangi Sarım Bey? Nere şehbenderi idi>.. Tanıyacaksınız. Tammıyorum. Sen bu çocuğun oturduğu semti biliyor musun? Kurbalıderede otururlar. Adresini biliyor musun? Hayır. Çocuğu eskidenberi tanıyor mu 5 Bu fırsat zuhur etti. Zehra bir gün hastalanmıştı. Evde kimse olmadığı için ona ben bakmağa mecbur oldum. Hastalığı gripe benzer birşeydi. Başı ve dizleri ağrıyordu. Sırtına vantuz çektim ve bacaklarını oğdum. Yatağımn kenarında oturuyordum. Biraz ıslak olduğu için ilk zamanlarda sönük yanan ve kuruyunca birdenbire parlıyan odunlar gibi, içimde Zehraya karşı büyük bir arzu tutuşmuştu. O da bu alevi görünciye kadar, benim tedavi bahahesile yaptığım bazı mukaddemelere azamî derecede müsaid davrandı. Ben parlayınca hemen ileri hareketime bir hudud çizmeğe muvaffak olmuştu. O kadar şiddetli ve samimî bir mukavemet gördüm ki, tatmin edilmiyen arzum, hemen derin ruhi bir iştiyak haline geldi. Kendime iti

Bu sayıdan diğer sayfalar: