20 Nisan 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 9

20 Nisan 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

1 — Öz türkçe köklerden gd!_ıı sözlerin karşısına ( T. Kö.) beldeği alâmeti) konmuştur. Bunların her biri hakkında sırası ile uzmanlarımı zın (mütehassıs) yazılarını gazete 'ere vereceğiz. 2 — Yeni konan ayırd edilmesi için, karşılıkların iyi gereğine göre, nekler de konulmuştur. Jc:' ;(ökü türkçe olan kelimele - vin bugünkü işlenmiş ve kullarıları yekilleri alınmıştı Aslı rfk olan hıııa:. aslı ügüm olan hüküm, _lıı_ıln;ı- 'çek.. kökünden gelen şekil gibi. Ttisak noktası — Kaşıt noktası. Örnek: Toros demiryoliyle A'ııknra demiryolurun iltisak noktası Eskişe- hirdir — Toras demiryoliyle Ankara demiryolunun kavşıt noktası Eskişe- birdir. Mülâsık — Bitişik, kavuşuk Örnek: Fitrelen biribirine merbul değit, belki mülâsık denilebilecek de- recede — Yaradılıştan biribirine bağ- t değil, belki bitişik denilebilecek de - “ecede. İltibas — Benzeşim — Örnek: Arabide “sin,, ile yazılan İ ihtisas jile “sat,, ile yazılan ihtisas iltibaslarını ref'etmek iyidir — Arab- çada “şin,, li ihtisas ve “BaAs.. H k sax benreşimlerini küldırmak iyidir. Htica etmek — Sığınmak Örnek: Bu işde de tica etmek islerim — Bu işde de yüce bağışlamanıza sığınmak isterim. Hticagâh, melce — Sığınak Örnek: lticagpdhımı olan sinci mo- der — Sığınağım olan ana kucağı. Mülteci — Sığınık —— » Örnek: Siyasl mültecilere en çok müsamaha gösteren Türkiyedir — Si- yasal sığınıkları —en çok — hosaören Türkiyedir. THtihab — Yangı Örn arasının iltihabı gayri Yarasının yangısı dayanılmaz acılara sebeb oldu. Hühak etmek — Katılmak Örnek: Bu inkılâb kahramanları - nın saffına ben de iltihak etmek isle - rim — Bu devrim bahadırlarının & » rasına ben de katılmak- isterim. Htifat (teveccüh) — Yönel " Örnek: İltifatınız kolbimi serşart | mesar eyledi — -Yöneliniz . cönlümül zevinçle doldurdu. L “l:şlılıl (teveceüh) etmek — Yönel- mek, yüze bakmak, hoş dayranmak. Jltima etmek — Parıldamak, yal - j ! l"n:;:::: 1 — Semada - iltima eden bir necmi zahire — hasrı nazar öde » rek.. — Gökyüzünde parıldıyan — bir trldıza gözünü dikereke. : ee ? — Ulk üzerinde ziyayi şemsin il- tima ettiğini görenler.. — Ufk i“.,' rinde gün ıçığının yalpırdadığını 00 renler.. THümaat — Yalpırı Örnek: İtimaalı kamer, enzarımı taltif ediyordu —— — Ayın yapırıları, gözlerimi okşuyordu. THitimas (sabahat etmek) — Kayır- mak. « Örnek: Bu ikin olması için bana biraz iltimas etmenizi rica ederim — Bu tşin olması için beni Biraz Rayır - manızı dilerim. — Kıyrım "“"l: Üstündeki hariri fistanın iltibaları — Üstündeki inek Tistanın d (ar'tur Ttiyam bulmak — Onulmak. Örnek: Harpte aldığt ceriha ilti - vam bulunca... — Savaşta aldığı yara onulunca... Hltizam etmek — olmak _ıo,::*—' Siz beni iltizam ettikten sonra kimseden korkmam — Siz beni tuttuktan (siz benden çıktıktan) son- va kimseden korkmam. Tlzam etmek — Susturmak Örnek: Ne delil gösterdiysem c0 * vabını verdi, beni ilzam etti — Ne ka- mf göslerdiysem cevabını verdi, beni susturdu. 'a — İmav Örnek: — Anlıyana bir küçük ima " — Anlıyana bir küçük imay ye- Tutmak. yan çık- fransızçaları da yazılmış, ayrıca ör -| | benzeri yoktur. ihti -| afce âlinize il- | ter. İma etmek — İmaylamak Örnek: İma etmek istediğiniz nak- ta gözümden — kaçmış değildir — | - maylamak isteciğiniz nokta gözüm - den kaçmış değildir. | tmal etmek — Yapmak Örnek: — Onun imal ettiği tarzda | güzel koltukların emsali yoktur —| Onun yaptığı yolda güzel koltukların Tmalât — Yapımı Örnek: İmalât hitam bulmak üze- re olduğu sırada — Yapım bitmek ü- şere olduğu sırada. tmalâthane — Atölye (T. Kö.) Mamul — Yapık. . Örnek: — Ceviz ağacından mamul bir dolab — Ceviz ağacından yapık bir dolap. Ameli — Pratik (T. Kö.) Nazari — Teorik (T. Kö,) İmale etmek — Çevirmek, yatır - gwak, eğn' Örnek: 1 — Kalbinizi bu tarafa | doğru imale eden sebeb — Yüreğinizi bu yana döğru çeviren sebeb. ? — Birçok uğraştıktan sonra is - tirhamımı is'afa imale edebildim V| Birçok uğraştıktan sonra yalvardığı - | ynt yerine getirmeğe patırabildim. | | 3 — Bir o yana, bir bu yana imale ederek beni de şaşırttini: — Bir o ya- na, bir bu yana eğerek beni de şaşırt- tınız, , İman — İnan Örnek: Türklüğün terakki edece- gine, itilâ edeceğine İmantmız var - dır — Türklüğün ileri gideceğinc, | yükseleceğine İnanımız vardır. Imar etmek — Bayındırmak (Bak : âbadan). Imdad etmek — Yardıma koşmak Imdad —. Yetişme, yardıma koş - ma, İmdad! — Yetiş! HABER — Akşam Postası Osmanlıcadan Türkç klavuzunu neş cekken sekize kadar uzadı. İmtihan — Sımaç Örnek: Mekteb imtihanları mayta sonunda icra olunuyor — Okula st - naçları Mayıs sonunda yapılıyor. İmtihan etmek — Tinamak Örnek; — Gençleri imtihan etmek öyle ehemmiyetsiz bir iş değildir — Gençleri sınamak öyle önemsiz bir İş değildir. Şifahli imtihan — Sözlü sınaç Tahriri imtihan — Yazılı sınaç Tecrübe — Deneç Örnek: Tecrübe, ulümu hazıramın en mühim — istinadgâhıdir — Deneç, bugünkü ilimlerin en önemli dayana- gedır. Tecrübe etmek — Denemek Örnek bu izam ettiğiniz işi, müsa - ade ederseniz, bir de ben tecrübe ede- pim. — Bu büyüksediğiniz işi, izin verirseniz, bir de bBen deneyeyin. Imtina — Abay İ Örnek: İmtinaa sebeb yok, reyinizi | vermelisiniz — Abaya sebeb yoök, o - yunuzu bermelisiniz, Imtina etmek — Abamak Örnek: Böyle bir vazifeden ümtina etmek için esbabı muhikka gösterme- lisiniz — Böyle bir ödemi abamak i - çin haklı sebepler göstermelisiniz. Reddetmek -- Reddetmek (T. Kö.) İmtisal etmek — Uymak Örnek; Emrinize imtisal edece - ğün — Emrinize uyacağım. Tmtisas etmek (mas) — Emmek Imtiyaz — Bırakığ Örnek: Çin, hututu hadidiyesini işletmek imtiyazını bir Alman kum - panyasına vermişti — Çin, demiryol - tarını işletmek birakığını bir Alman kumpanyasına vermişti. İmtiyaz — Ayırt Örnek: Vatandaşlar arasında üm - tiyaz düşünülemez — Yurddaşlar « - rasında ayırt düşünülemez, İmha etmek — Yöketmek izec Bi < — Kaynaşmak ııııııııııı-ııı-* , la'#ıı:ııganug”m İyi im - man uordularını imha eden büyük ku-| tizaç ettiler — İki düşman — pek iyi mandan... — Savaşın sonunda düş - — kaynaştılar. | man ordularını yak eden büyük ko -| Imtizaç etmek — Baydaşmak, ge - 01 llm çinmek, uyuşmak, İmhal etmek — Ünellemek, iinell Örnek: Onunla imtizaç etmek zan- | vermek, nedildiği kadar sühuletli değildir — Örnek: Alacağınızı tediye etmek isterim; fakat biraz imhal elmenizi K Alacağımızı ödemek isterün; — encak biraz önellemenizi (önel vermenizi) diliyeceğim. Mühlet — Ünel Örnek: Size iki ay mühlet... ondan sonra beklemem — Size iki ay önel.. on'an sonre beklemem. Imkân — İmkân (T. Kü.) Ademi imkân — İmkâünsızlık Adimülimkân — İrikânsız Mümkün — İmkânlı | Mümkün kılmak — İmkânlaştır - | ak. y Gayrimümkün — İmkânsız Gı;-rlmiın' “*g kılmak — İmkânsız | la tırmak, imlâ — İmlâ (T. Kö.) Tmlâ etmek — Doldurmak Ürnek; Bu lüt/unuz kalbimi his meserretle imlâ eyledi — Bn î:::m yüreğimi sevinç duygulariy | durdu. z dl.ıııı' etmek — Geçirmek Gümrüktern imrar edilen ber n Örnek: N sandıklar — Gümrükten geçirilen | sandıklar. Mürur — Geçme | Örnek: Bu sokaktan yük arabala rarın müruru — memnudür — Bu 80 - | kaktan yük arabalarının geçmesi ya - saktır. | Tmsâk etmek — Kısınmak İ Örnek: Sarfiyatta Biraz imsak et- mek lâzım — Harcamda biraz kışın- | mak gerek. Imtidad — Uzam, boy Örnek: 1 — Bütün yol imtidadın z| ) ca mamur köyler gördüm — Bütün yol uzamınca bayındır. köyler gör - düm. 2 — Dere imtidadınca — sıra evler gördüm — Dere boyunca sıra evler gördüm. İmtihan etmek — Sınamak Örnek: Bugünkü içtima dörtte hi: tam bulacakken sekize kadar imtidad etli — Bugünkü toplantı dörtte bite- Onunla kaynaşmak (geçinmek, uyuş - mak) sanıldığı kadar kolay değildir. İmtizaçsız — Geçimsiz * Örnek; İmtizaçsız bir adam — Ge- çimsiz bir adam, Ademi imtizaç — Birleşemezlik, geçinemezlik Örnek : Aralarındaki ademi ümti - zaç yevmen feyecmen lezayül edi - yor — Aralarındaki birleşemezlik (geçimsizlik) günden güne artıyor. İmza — İmza (T. Kö.) Tnadına — Zoruna Tn am, inayet — Kayral İn'am inayet — Kayral Örnek; Süvari, nagihan önündeki sahal fesihada irhayı inan ile — Atlı, birdenbire önündeki geniş alanda diz- ginleri gevşelerek.. Inbat — Bitim İnbisat — Sünüm Örnek: Cisimler hararet altında inbisata uğrarlar — Cisimler hararet altında sünüme uğrarlar. İnbisat etmek — Sünmek Örnek: Her cismin inbisat etmek kabiliyeti bür değildir — Her eismin sünmek gücü bir değildir. Incaz etmek — Sözünü yerine ge - tirmek Örnek: Merd olan verdiği sözü in. caz eder — Er olan verdiği sözü yeri: he gelirir. İncimad etmek — Donmak Örnek: Bürudetllen incimad eden fukara — Soğuktan donan yoksullar. Camit — Donuk, cansız Örnek: T — Neye camit bir tavır | almışsın — Neye öyle donuk bir du- ruş almışsın. ? — Camid cisimlerde hayat yok- tur — Cansız cisimlerde hayat vok - tur. İncizab etmek — Kapılmak, tutul - mak Örnek: Bu nazarfirib cemale inci - 3W NİSAN — 1025 eye Söz rediyoruz 2 zab — elmemek münkün değil — Bu göz alıcı güzelliğe kapılmamak (lu - tulmamak) elden gelmiyor. İnd — Yan, göre, » dikte Örnek: 1 — Sizin indinizde bütün kudsi şeyler abestir — Size göre (si - zin yanınızda) bütün kulsal şeyler boştur. 2 — İndelmüzakere — dukta. Indi, keyfi — Kendiz Indifa etmek — Fışkırmak Örnek: Yanardağ indifa ediyor — Yanardağ fışkırıyor. İndiras etmek — Batmak, kaybol. mak, cökmek Örnek: İndiras eden Osmanlı im - (çöken) Ox » Konuşul - paratorluğu — Batan manlı imparatorluğu, ? — Münderis olmuş devletler — Kaybolmuş devletler. Infak etmek — Beslemek, yedirip içirmek, geçindirmek Örnek bütün bir aileyi infak et - mek kolay bir vazile değildir — Bü - tün Bir ardayı beslemek — (geçindir - mek, yedirip içirmek) kolay bir ödev değildir. Nafaka — Geçimlik Örnek: Zevcesini tatlik etti, nafa- kasını veriyor — Karısını boşadı, ge - çimliğini veriyor. İnfaz etmek — Geçirmek, yü mek, Örnek: Dünyaya hükmünü infaz edenler bile böyle cüretkârane hare- ket etmemiştir — Dünyaya hükmünü geçirenler — (yürütenler) bile böyle küstahça hareket etmemiştir. Nüfuz. — Geçme, işleme Örnek: Yağmurım iliklerime ka - dar nüfuzu yüzünden haslalarıdını — Yağmurun iliklerime kadar geçmesi (işlemesi) yüzlünden hastalandım. Nüfuz (Tesir unlamına) — Etke Örnek: Onun nüfuzu her yerde earidir — Onun etkesi her yerde yü - rür. Nüfuz etmek — Geçmek, işlemek Örnek; Rutubet kemiklerime ka - dar nüfuz etti — Islaklık kemikleri - me kadar işledi (geçli) Nafiz — Geçen, işliyen Örnek: NWafiz bir nazarla yüzüme baktı — İşleyen bir bakışla yüzüme baktı. Nafiz — Biker Örnek: O kadar — nafiz olsaydım neler yapardım — O kadar etker ol » saydun neler yapardım. lafial — Küsü Örnek: Bana karşı infialinizin ce- babını bir türlü idrak edemiyorum — BRana korşe küsünüzün — sebeplerini bir türlü anlayamıyorum. Serililinflal — Tezküser Örnek: Arkadaşınız ne serlülin « Fial bir adammış — Arkadaşınız he teskliser Bir adammış, Münfell olmak — Küsmek Örnek; Bu harekeniz üzerine mün- fail olmamak elden gelmiyor — Bu hareketiniz üzerine gelmiyor. Infilâk etmek — Ayrılmak (Bak: Fek). Infilâk — Patlama Örnek: Haydarpaşa istasyonu in . Filâkı İstanbulu dehşet içinde bırak » mıştı — Haydarpaşa durağı patlama- sı, İstanbulu korku içinde bırakmıştı. İ Infilâk etmek — Patlamak, patlak yermek, ö küsmemek elden ÖNERGELER Kılavuz sözleri üzerine, her listos nin (ULUS) ta çıktığından başlamıl üzere bir ay içinde, istiyenler ye « ni bir önerge ileri sürebilirler. Bun » lar T. D. T. C. Genel Kâtipliğine şu şekil altında gönderilecektir: ** * kelimesine Kı * akarşılığını uygur (yahut: yöter) görmüyorum. Sebebi: (kasaca) .c..rreye> Önergem şudur:* « » ÇI) İmza (1) Burada bir önerge gösteril . miyen yazılar Üzerine bir şey yapıla mıyacaktır. Ticarette muvaffak olmak için

Bu sayıdan diğer sayfalar: