17 Ocak 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 12

17 Ocak 1936 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ar e İyi arm Yi — Uzun uçuşlardan sonra bir şehir harabe- sine varmışlardı. 100 — Bir salonun içinde kırık vazolar ve er eşyaları bulmuşlardır. mak üzereyiz, şimdilik sizinle açıkça konuşatağim. Bunu bana Lora haber verdi, Kendisine çok fazla hürmet et- tiğiniz bu Lora cadısı hergün (bütün yaptıklarınızı ve söylediklerinizi bana haber verirdi. Alis, ileride dostlarınızı ve sırdaşlarınızı seçerken daha dik- katli davranmız. Görüyorsunuz ya, her şeyi açikça söylüyorum. Alis hayretinden dona (kalmıştı Kraliçe sözüne devam ediyordu: — Bu cadı karı çok alçak bir mah- Jüktur. Hemen yarın onu defet, Ne i- se, gene sözümüze gelelim. Sizin bu gece sanat sekizde Mariyyakla görü- şeceğinizi biliyorum. Kendisi size sak- Yamakta pek güçlük (çektiği bir sırrı söyliyecektir. Bu sırrı da ondan daha evvel size ben haber vereteğim. Kont, tam geceyarısında sizi Sen Jermen Tokserruvaya götürecektir biliyor mu sunuz niçin? — Hüyir madam.. — Yavrum. Sizi çok çabuk anla- yışlı sanırdım. Öyleyse (ben söylive- yim. Bu gece, Kontla evleneceksiniz Her şey hazırlanmıştır. Kraliçe öyle saf bir tavırla konu- şuyordu ki sözlerinde gizli bir mak- sadın bulunduğunu anlamak imkân. sızdı. Yalan söylemeğe ne zoru vardı? Hizmetine karşılık bu evlenişi o Alise vadetmemişmiydi? Casus kız bu söz üzerine kızardı Sarardı, kalbi sevinçle (gözleri yaşla dolarak: Madam, ya mektup... diye keke- ledi. — Mektup mu? evet, Ne olmuş? Alis umutla titriyerek: — Onu bana bu gece verecekler- ük, dedi, ne keşfetmişlerdi. 93 — Harabeyi gezmeğe manzaralar gördüler. 191 — Ve duvarın içinde de büyük bir kütüpha başladılar. Ve teci 99 — Yıkılmış duvarlardan atlıyarak büyük ha- rap bir saraya girdiler, 102 — Kitabın birini açarlarken (o güzel sesler duyuldu. Kitap çalgı çalıyordu. 159 PARDAYANIN © ÖLÜML Yani Panf o Garola (verecekti demek istiyorsunuz öyle mi?. Çünkü ben mektubu kendisine vermiştim. O da sizi affediyor ya! Pekâlâ, saat onbirde siz Markiyi görünüz. Geceya- rısı Kont dö Mariyyak gelir; Ben ken- disine haber gönderirim. Alis başmın döndüğünü hissetti, Pani Garola ile Mariyyakın - kraliçe tarafından ayni saatte.ayni yerde bir- leştirilmesi müthiş bir tesadüftü, Acaha papaz eski düşüncesinden vazgeçmiş miydi? Acaba bu evlenişten haberi varmıydı? Kendisini serbest ve mes'ut olarak bırakarak aradan çekilmek yüksekliğini gösterecek miy- di? Kraliçe daima gülümsiyerek: — Bana niçin teşekkür etmiyorsu- nuz? dedi. — Heyhat madam! Görüyorsunuz ki saadet ve korkuyla düşüncem altüst oldu. — Korkuyla mı? Ah, evet.. İki rakibin karşılaşacağı ve Pani Garola- nın ağzından kaçacak bir sözün Ma- riyyaka her şeyi reteceğini düşinü- yorsunuz değil mi? Merak etmeyiniz kızım. Ben lâzımgelen (o tedbirleri al- dım, Onlar biribirlerini o görmiyecek- ler, — Madam... — Sizi ikinizi de mes'ut görmek isterim İşte maksadım budur. Alis bu sefer sevinçle: — Oh, haşmetpenah, hayatım son nefesime kadar size teşekkür etmekle geçecektir, diye hağırdı. — Hâlâ çocuksun! Her şevden evvel rahat ve mes'ut olarak yaşamağı düşün, Hepsi hu kadar değil Alis sana bütün kalbimle söyledim. Umarım kt sen de... PARDAYANIN ÖLUMU s1 ——— —————— - — Madam, beni sorguya çekiniz Ağzımdan çıkan her söz bildiklerimi ve duyduklarımı size anlatacaktır. — Pekâlâ, ne yapmağı düsünüyor sunuz? Yalnız yarın değil, hemen, bu' gece demek istiyorum. Pariste mi ka lacaksınız, yoksa hemen gidecekmisi- niz? Kraliçe bu sözleri söylerken züz- lerini Alise dikmişti. O vakit ; casus kız kraliçenin maksadını anladı Ya- hut anladığını zannetti. Kont dö Mariyyak onun oğluydu. Alis bunu biliyordu. Sen Jermende o Navar kraliçesi kendisini kovduğu gece bu sırrı öğren- miş ve onu kalbinin derinliklerinde saklamıştı. Bu âna kadar Mariyyaka buna dair bir şey sölememişti. Çünkü Alis, doğumunun sırrı mey dana çıkarsa kraliçenin oMariyyakı öldüreceğinden korkuyordu. Aklından şöyle bir düşünce geçi- riyordu; — Kraliçe, Mariyyakım kendi oğlu olduğunu ve benim de her ân tanim- mak tehlikesine ouğryarak Pariste yaşamıyacağımı, kontu Paristen uzak bir yere götürebileceğimi biliyor. İş- te sırf onun İçin beni onun kucağına atıyor. Ve evlenişimizi gizli kalması için gece yarısı yaptırıyor. İşte casus kızın aklından bir sim- şek gibi geçen düşünce buydu. Düş manlarının düşündüklerini hemen an lamağa çalışarak ona göre hareket et- meğe alışkın olduğundan bu gibi hal- lerde kraliçenin kendisine yardım e- deceğini kestirdi, Veyahut öyle zannet ti. — Madam. Bu gece ben de kontla bunlara dair konusacaktım. Fakat sf- *in emirlerinizi bekliyeceğim, — Hiç bir emrim yok. Senin her şeyi kendi kendine yapmanı isterim. Bakalım konta nasıl nasihatlar vere ceksiniz. — Madam. Emrettiğiniz gibi açık» ça söylemek lâzımgelirse benim de Paristen uraklaşmaktan başka düşün cem yoktur. — Ya öyle mi? demek ki benden ayrılacaksınız. — Beni bu hesusta (o bağışlayaca- ğınızı umarim hüşmetpenah... Katerin belli olan bir sevinçle: — Demek ki gideceksiniz.. Peki ne zaman? dedi. — Eğer mümkün olursa hemen bu gece madam. Kraliçe titredi. Alisin doğru söys lediğine şüphe © etmiyordu. Gerçi cas sus kız biraz titriyorsa da sesi metin- di. Katerin birkaç dakika kadar düşün ceye daldı. Belki bu ânda son kere olarak oğ- Tünun ölümü meselesinde oduygusile düşüncesi çarpışmıştı. Belki de bu cinayetin o lüzumsuz olduğuna.karar vermişti, : Bü düşünceden sonra yavaş yavaş? — Bu gece, gece yarısında Sen Jermen Lokserruva (kapısında siİzİ bir araba bekliyecektir. Bu arabanın Paristen serbestçe çıkabilmesi İçin lâzrmgelen şeyleri o yapacağım. Dür. madan hemen Liyona gideceksinit. Os radan da İtalyaya geçeceksiniz. Flo ransada durarak son emirlerimi hek» liyeceksiniz. Söylediklerimi tamamen tutacağınızı vadediyor musunuz? de di. Alis? — Yemin ederim ( hâşmetpenah/ diyerek diz çöktü.

Bu sayıdan diğer sayfalar: