14 Ocak 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

14 Ocak 1937 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

" Mukadder bms gün Kaç Hikâyenin hülâsasi) Bahai, |, e Mitat, Nk gi OR tr yağlarında Zeynep, İK bey, genç Hurşitle sevişmişler. ALi, aba Hurşid koğmuş ve ta, İM Şimdi ben (ii Yatiyar ve baz, Mine, ) kıza hocalık ediyorum. Ve Pm m Zye Mvgtisine aralarda muhabe, “deceğirzi söylüyorum. 7d, o . , . . ta Ma yok, daha henüz ders.! Tiğ, ki, hemen tahkikata gi. vim, ia ride İzini buldum. İlk baklanda el altından tetkike Suk lâ 9ldu. Gayet namuskâr bir ço. ima sima öğrendim. Mektepte da. hiç bi, *İ Gıkmıştı, İçkisi, o kumarı, Kartaş *eyi yoktu, Eşraftan olan Ve aileye Mitat bey için, pek fakir Ve öksüz çocuğu olmak özür Tet. Fakat ben, o şeraite rağ- Olaya Vesidin kendi kendine yetişip Meri olmasını kusar değil bel. Sayıyordum. lace, onu buldum. Halefi Ma, söylemekle beraber, mak. Hn etm Mitat bey, bu iki maz Ai kadar biribirine uygun "Mükag, ben, muvafk, buluyorum. dr gün,, elbette gelip çatacaktı. kadar da, bu, bu saf, lekesiz elemsiz devam etmesine i, 73#£ f ; tabipliği yapıyordum. ders Vermekte devam edi. Kızcağız, arada sırada, benim müstakbel zevcinden mektup. Bunlar da hep“Mukad- den lublelieronle. ye bu İdeal, ansırm husufa uğ- Zira, Hurşitten gelen mek. Lâkin, Zeynebin asla <p yordu; aglişcağız. Buna imkân yok. 1- diyordu. . de, tabiatiyle onun cesaretini, Zevale uğratacak tek kelime f o İN bey da, başka bir hadise oldu. ML. Ming, *vvelce söylediğim gibi, şiş- MT bir adamdı. Herkesi za. Vi, harp, çi Evinde: onün mizacında deği.! Çünkü, ticareti yerin 1 ki yemek, içmek reji.) kaşa Mitat bey, sevdiği yemek. Src İazla kaçırmı i rş.. Halbuki. ye pehriz tavsiye etmiş. N « Bir de gittim kl, rahmeti uş bilet, Sİ için acımmış gibi oldumsa da, a. Miz serbest kaldı! - diye dü. 7 e bu aralar day ki, bni de, bak Yolda aker hastahanelerden birine üzere, Zeynebe gitti Böz iki çeşme ağlama- başladı: — Peki ama, evlâdım, İstanbulda gayet müstebit bir) kalmadığımı bilmiyorsun?. İki günlük yola gidiyorum.. Hem de deniz aşırı. Oranın şeraitine dayanamazsm. — Dayanırım... Dayanırım.. Görür. sünüz. Baktım; ısrar, ısrar. — Eh, haydi bakalım, gel.. - dedim. O zaman, k'zcağızm sevincini gör- meliydiniz... Ne oluyordu. Yaralılar ara- sında sevgilisini görmeği mi?... Yoksa, benim kendisini baba şefkatiyle sevdi- ğim gibi, o da beni hakiki evlât gibi mi seviyordu. Her ne ise... Gittik... Söylediğim gibi, pek ağır şerait vardı. Zeyneb, canla bayla çalış- tıysa da, ancak bir sene kadar mukave- met edebildi. Sonra, yıprandı. bir kuş gibi serildi, yattı. Çok üzülüyordum. Ona cesaret ed, kuvvet verebilmek için, sözler, vesilelet arıyordum. Fakat ne yalan söyliyeyim. bunları bulmakta güçlük çekiyordum. Nihayet, işte bir tanesi zuhur etti... Hem de en parlağı.. Hurşitten mektup... Evet... Cephede küçük bir mütareke aktedilmiş ali) zabitleri mübadele etmiş- ler. Bu meyanda, bizimki de ihtiyat 23- biti olarak, değiştirilmiş.. fakat, bacağı kesik... Doğrusu, ben kendi hesabrma mem- nun oldum. Zira, onu büsbütün ölmüş| sanıyordum. Boyuna “Mukadder gün, dememize rağmen, bunun bir türlü gel miyeceğini sanıyordum. Demek ki kızın. hisleri doğru imiş... | 'Bin türlü girizkâhlardan sonra, ona, | mektubu okuttum... Hasta yatağında dirildi. Gözleri rgıl- dadı: . — Ben onun her gönderdiği yere gi- derim... Ona bakarım.. Tahta bacak yap- tırırız... » diyordu. Hulâsa, hiç bir cesareti kırılmadı. — Acaba o beni nasıl bulacak?... Çok zayıfladım, çirkinleştim. Onun bıraktığı gibi değilim! Ne dersiniz, doktor.. — Sadece zayıfladın, kırım. İyile- şinciye kadar toplanır, İstanbula döner- sin... O zaman, biribirinize kavuşursu- MUZ, Yerinden sıçradı: — O zamana kadar beklemek mi? Kabil değil.. Hemen ilk vapurla gidece- ğim.. Zaten sizin de mezuniyetiniz yok mu? Beraber gideriz... — Kızım... Evlâdım... Beni dinle... Dinletmek (kabil olmadı. Başlekim de söz geğiremeği. Bütün arkadaşlar; — Belki burada kalsa, kederinden ölür... Yola sedye ile çıkması daha isa- betlidir! - dediler. Böyle de yaptık. Zeynep, alil âşığı. na kavuşmak için, sedye ile vapura bin. di. Fakat meğer pek ihtiyatsızlık etmi. şiz. Yolculuk kızcağızı sarstı, © gece dünyaya ebediyen veda etti. Marmarada tahtelbahir korkusu var. dr, Onun için, vapurumuz, ötede beride gizlenmek mecburiyetinde (kalacaktı. Buna rağmen karayla da irtibatımız ola mıyordu. Emir, kati idi “ölenlerin de. nize atılması!,, Bütün ssrarlarıma rağmen, Zeyne- bin de bu kaldeye uydurulması lâzım geldi..... . Vapurumuz, Karaköy rıhtıma var. dığı vakit, kalabalık arasmdan Hurşidi seçtim.. Koltuk Odeğneğe dayanmış. Gözleri ümit içinde. Nihayet gelen “Mu. kadder gün,, ün saadetini bekliyordu... Hayatımda unutamıyacağım bir al- çaklık işledim: Onun yanma sokulama- dım... Görünmeden kaçtım.. Hırsız gibi. Nakleden: (Hatice Süreyya) —BİTTİ— Güzellik Do“toru Kuponu: HABER — Aksam posfası Ton Ton amcda iyilik edeyim derken... “e Ti N Lu, El EEY m UM lid AKŞAM POSTASI IDARE EVI Istanbul Ankara Caddesi Posta kutusu : İstanbul 214 Telgral adresi. istanbul HABER Yazı işleri telofonu SaKT? içarevelân « :1430 4 ABONE ŞARTLARI Türkike © Tenebi Senelik tâgoMr 2700k4r. 6 ayuk o 739 140 3 aylık o 409 #09 200 Suhıbi ve Neşriyat Müdürü: Hasan Rasim Us Basıldığı ver (VAKIT) matbaası Yazan: Niyazi Ahmet 469 sene evvel bugün Osmanlı sarayında terbiye gördükten sonra isyan eden iskender Bey öldü Bütün hayatında ne kendi rahat etti, ne de kimseye rahat ettirdi ve birşey yapamadan öldü » 1467 yılı 14 ikinci kânun günü, 469 sene evvel üçüncü Muratla ikin- ci Mehmede uzun müddet mukave" met eden İskender bey, altmış üç yaşında öldü. İskender bey Osmanlı tarihinde mühim rol oynar. Padişah Murat E- Pire girdiği vakit onu üç kardeşi ile! birlikte rehin almış ve sarayda terbi-| ye ettirmiş, islâm dinini kabul ettir” mişti. Asıl adı Jorj Kostryati iken sarayda İskender bey admı almıştı. 18 yaşında Seyhan beyliğine tayin e- dilen İskender bey bir gün silâhmı 6- muzladığı gibi kaçmış ve kendisini büyükten, besliyenlere harp ilân et- miti, Onun ölümünü yazan Hammer şöyle der: “Pyrhus gibi hasım me- malikinnin kalbine isalı silâh edeme- miş ise de Gentiusdan daha büyük görünüp mağlüpların neticei haline duçar olmamıştır. N Bu benzetişlerin ifadesi şu: Pyrrhus, eski İper kralıdır. Re malılara karşı muharebe ederek İtal. yanın fethine teşebbüs etmiş ve mi- lâttan önce 279 yılında oAsculum şehrinde büyük zayiat'ile muharebe” yi kazanmıştı. Pyrrhus o vakit şöyle demişti: — Böyle bir muzafferiyete bir daha nail olursam işim bitmiştir. Yedi sene sonra gene büyük bir muzafferiyet kazandı. Fakat Argos ine gi ii m dam Gentius milâttan ikiasır evvel İllirya kralı idi. Zalim ve sarhoş bir hükümdardı. “Karismı © almak'için kardeşini öldürmüştü. Romalılar, te baasınm deniz haydutluğuna nihayet vermek için 171 donanmasını zaptet tiler, Milâttan önce 168 yılında Ma- ( k / EM Daha geriden 3000 ile 4000 piyade- den mürekkep ikinci bir kol, Süvarilere bombalarımızı verdik; piyadeleri ise ma kineli tüfeklerimizle orak biçer gibi biç. #ik, İsabet ettirmçmek ihtimali yoktu. | Ancak cephane bittiği vakit onların yâ” kaların: sakverdik. Cephane yüklemek| İçin tekrar tayyare meydanına döndük; on dakika sonra da gene havada idik, Vuracak daha çok hedef, atacak daha çok bomba İle cephane vardı. Bu tam| manasile bir facia günü oldu. iv ». 5 Ertesi günkü (O akınlarımız Afule - Samarya yolundaki ricat eden kollara id. Teşkilâtı bozulmuş, darmadağın ol. muş ve #paneviyatını kaybetmiş kıtalar saatte 160 mil hığla uçan (o tayyarelere karşı hiçbir şey yapamazdı. Fakat düş- man makineli tüfek (o takımlarmdan bir çoğu kaçmadı, sonuna kadar barbettiler. Ricat eden kollar nihayet yollarının ölü ve yaralılar tarafından tıkanmış ol- duğunu gördüler. Bizim için tehlikeden sakınmak Üzere (o yükseklerden uçmak mevzuubahs değildi. Sadece bombaları. mızın intişar sahalarından uzak olacak kadar yükseklerde uçtuk. Bu da ancak 50 metre kadardı. Eylâ! 21 in şafak vakti. Bir Bristol tayyaremiz ne var ne yok diye Nablise uçtu. Çok geçmeden telsiz telgrafı tıkırdadış TU yuk el NDA öhlisalik pauhatelelei Yazanlar; İngiliz ordusu hava zabitlerinden Kenneth | Brovn Colline, Meşhur seyyah ve muharrir Loveli Thomas “İş kedonya kralı ile ittifak ettiği halde Romalılara mağlöp ve esir oldu. Hammer'in ne demek istediği ko- Inyca anlaşılıyor. İskender bey, bü- tün didinmelerine, yakıp yıkmalarına ve sayısız tebaa öldürmesine rağmen bir muvaffakıyet elde edemeden ök müştü. Hammer onun vahşiliğini de tafsilâtiyle kaydediyor. İskender beyin en büyük müdafa- ası Kroyada oldu. Balaban seksen bin kişi ile bu şehri muhasara etmiş, kar. - deşi Yunus beyin getireceği imdadı beklemeğe başlamıştır. (o İskender || bey, vaziyeti haber alınca Yunusu bir gece sabaha kadar bütün askerles rini yürüterek Yunusun kuvvetlerini sardı ve oğlu Hızu ile beraber esir e« derek zincirlere vurdurdu; Balaba- nm önüne getirerek gösterdi. Balaban bu hali görünce kendisi. ni zapdedemedi: — Nankör adam, ben senin ceza” nı vereecğim.. Yaptıkların yeter -ar- tık.. diyerek atmı Kroya duvarlarına doğru sürdü. Fakat Jorj Aleksinin attığı bir kurşunla boğazından ağır surette yaralandı. Kahraman kus mandan, bu yara ile mukavemet ede" miyeceğini anlıyordu. Vakit geçme- den atını ordügihma doğru çevirdi.” Dört nala koşturdu. Çadırmın önüne gelir gelmez atından cansız bir halde Yuvarlandı. Ölüsünü olsun düşma- pa teslim etmemişti. “ ... İskender beyin hayatı başlı başr na bir eser dolduracak kadar uzun dur. Fakat netice, ancak Pyrrhus'un müzafferiyetleri gibi olduktan sonra tam yerinde olarak: Ne kendi eyledi rahat ne halka verdi huzur Yıkıldı gitti cihandan dayanem ehli kubur. diyebiliriz, i hareketinden evvel (karşılamak için | Dilimize çeviren: A, E.” Nakliye ile topçu kolları şarkta Şeri ayn doğru giden Fervch yolu üstünde kaçmağa teşebbüs ediyormuş. Burası çorak, girintili çıkıntılı ve ar- kadaki Bâzalt dağları arasında bir top. rak parçasr idi. Dağlarm hepsi &rp, yamaçlarına trmanılmazdı. Yol vadile- rin, daha doğrusu geçitlerin © yatağın takip ediyordu. Az sonra (orada idik. Ni Bombacının cennetine varmıştık. Dokuz mil uzunluğunda kotaman kırçıl bir yr” lan altımızda kıvranıyordu. İleri doğru yürümüyordu. Vardığımızdan obirkaç dakika gonra İse artık geriye (o gidemez” oldu. En kalabalık bir sokakta başta iki üç otomobilin ateş almış olduğu zaman do. ğicık kargaşalığı gözönüne getirin. Ayni zamanda burada arkalazına ağir yükler vurmuş binlerce insan var, Dağ yamaçları bina farzedin, Yükarıda dal gışlama inerek bomba atan ve kurşun yağdıran makineler üçuyor. Küçücük yuvarlaklarn vızlayarak 2: şağıya düştüklerini görüyorsunuz; bu yuvarlakların her birisi birer bombadır. Yüzünüzü nereye çevirirsiniz? Boyu- na büyümekte olan ilerideki Okorkunç kümeye doğru mü gidersiniz? Sizi mü. temadiyen ileriye doğru iten o kuvvete kargı m gelmek istersiniz? >? © (Devamı var) ii

Bu sayıdan diğer sayfalar: