20 Eylül 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 12

20 Eylül 1937 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Zengin kadınların | Z w 00 züğürt kocaları Acaba zannettiğiniz gibi mesut ve rahat bir hayat yaşıyorlar mı ? Nevyorktan yazılıyor: Amerikada, “Drahoma ve servet av. ndan bahsedildi mi, akla mu - hakkak sergüreştçi ve ecnebi pı edları” ve asılzadeler gelir. Amerikalılar, "ha- lisüddem bir Amerikalı,, nın ancak aşk izdivacı yaptığını iddia ederler. Mese. 1â genç bir Amerikalı, diğer ecnebi ra- kiplerinden daha açık göz çıkıp ta, zengin bir kızla evlenmeğe muvalfak “oldu mu: “Çok şükür, derler, hiç olmaz sa ,diğerleri gibi drahoma avcısı de- ğil!,, Halbuki, bu Amerikalı belki de, mühacir bir Rus “prens,, inden daha parasızdır . Bir kadın, sırf para için evlendi mi, buna kimse bir şey demez, çünkü bir genç kızın bir dük, bir prens veya bir milyonerle evlenmeyi tahayyül etmesi gayet tabil görülür. Halbuki, bir erke. ğin, zengin bir kızla evlenmesi âdeta ayıp sayılır. Maamaflih, şunu da söylemek lâzım dır ki, milyoner kızlariyle evlenmek, bir çok defalar erkeği refaha kavuştur - mak şöyle dursun, büsbütün sefalete sürüklenmesine sebebiyet verir . Meselâ, enerjik ve haris bir Ameri - kalı, hayata atılır atılmaz, var kuvvetile çalışmağa başlar.. Yegâne gayesi müm kün olduğu kadar çabuk zengin olmak. tır. Zengin bir kadınla evlendi mi, bu- nu, kendisini hedefe götürecek kestir- me bir yol telâkki eder. Heyhat! Ni. şanlısının bir babaya, ve bir de anaya malik olduğunu unutur ve ecnebi “asıl- zadeleri,, nin misallerini aklına getir - mez. Delikanlı, zengin — kayinpederinin himayesi altına girdi mi, ya bir banka da, ya bir seyahat acentasında ve yahut ta firmanın mümessillikleriniden biri . sinde çalışır. Çok çalışır, fakat az kazanır. Yalnız, Aleksi Mdivani, Barbara Hutonla ev- *ndiği zaman, onun servetinden aslan Dayı koparmağa ve böylece, istediği gi- bi gezip eğlenmeğe nıır_ııllık olmuştu. Genç bir Amerikalı, milyoner olan kayinpederinni işleriyle uğraşıyor ve akşama kadar bütün kuvvetiyle çalış. tıktan sonra, eve dönüyor ve derhal ya tıp uyuyordu. Bunüun üzerine genç karısı, kendisile hiç meşgul olmuyor diye talâk İdavası açtı ve kazandı. Zavallı delikanlıya ge- lince, o da, evlilik hayatında alıştığı konfor ve lüksü idame ettirmek için, bir kat daha çalışmağa mecbur oldu. Bal ayı seyahati iflâsı Zengin bir kadınm golası, bazan Şahsi bir çok masraflar yapmak mecbu. riyetim'de kalır. Tezgâhtar iken, çok zengin bir kadınla evlenen bir delikan. H, daha evlenir evlenmez, paradan bahsetmek istemediği için, balayı ge- yahatinin bütün masraflarını kendisi deruhte etmeğe karar verdi. 250 dola . rTın on beş gün için kâfi geleceğini zan. netti. Fakat karısı, bittabi en büyük etellerden aşağı inmek istemediği için üç gün sonra gırtlağına kadar bo.çlan- di. Genç kadının babası ancak bir sene | sonra mahcup gencin mali vaziyetini öğrendi.. Pakat işişten geçmişti.. Çün - kü genç kadın, kocası aleyhine talâk davası açmış bulunuyordu. Bir bal ayı seyahati daha Yazdığı bir esezle 100.000 dolarlık bir servet temin etmeğe muvaffak olan meşhur bir muharrir, çok zengin bir genç kızla evlendi. Ailesi bu bu izdiva. €4 razı olmadığı için de, baba ocağın - dan tamamiyle ayrılarak karısiyle bera bera Parise geldi. Genç kadın, orada müthiş masraflar yapmağa başladı. (Meselâ bir günde 800 liralık gçamaşır). Bir sene sonra, zavallı muharririn ce- binde metelik kalmamıştı. Bunun üzfe rine genç kadın Amerikaya dönerek boşandı. Betbaht muharrir de dostları- na şöyle dert yandı: — Bir daha iyi bir eser yazmağa muvaffak olusam, fakir bir kızla evle - neceğim, bu daha az masrallr olur!.,, Evlenme ve hastalık Zengin bir kadının kocası, şeahsi pa, ;rıs: varsa, bunu gayet idareli harcama- rdır. Karısı hasta Göüşen —bir koca, doöktor parası vermekten imtina etti, ve göyle dedi “Babanız, çocukluğunuz da tutulmanız ikap eden bir hastalığın masraflarını da ödeyeceğimi zannedi . yorsa çok yanılryor. Bu masraflar ta - mamiyle ona sittir.,, Masraf ortaklığı Genç bir Amerikalı, bir milyarderin kızı ile evlendi ve şu teklifi yaptı: “Bü tün masraflara ortak olacağız., Ne saçma teklif!.. Zavallı delikanlı bir se. ne sonra iflâs etti. Kadınlar, izdivaçlarında bile, hesap- Tarımı hiç şaşırmazlar ve karısının cenaplığını beklemek erkek için cid. den güç bir iştir . Holivudun en zengin kadınlarından | birisiyle evlenen ecnebi bir (asılzade) hususi masraflarını karşılıyan parayı, harikulide bir (ustalıkla) temin ediyor dü. En şık terzide, kendisine karısı he- sabrna 200 dolara bir elbise yaptırıyor ve bir defa giydikten sonra, 20 dolara, ka- prcı veya asansörcülüre satarak para te- min ediyordu. Bir gün $00 dolarlık al - tın bir çakmağı başgarsona S0 dolara verdi. Bu (meşru Jigoto) lardan biri, bir gön ikamet ettikleri otelin hademeleri- ne bahşiş vermek üzere, karısından 7 dolar istedi. Kaden da öna aricak $ dolar vererek töyk dedi: (Bü kâfi. Eğer 7 dolar ve. Tirsemm, ikisini muhakkak kendin için ahkoyacaksın.) Bir milyarder kadınla, kont olan ko- cası, Fransaya geldiler. Şerburg'da va- Pur garsonu, kadına bir şampanya he, Sabı getirdi. (Çünkü masrafları o ödi- yordu) Kadın ise şu cevabı verdi: — Ben şampa:.ya içmedim ki!, — Evet amma, kont cenapları içtiler. — Şu halde kont cenapları ödesinler. Kârlı boşanma Şirmdilik, işin içinden kârlı çıkmak için bir tek çareleri vardır: Boşanmak. *Evlenme gelir temin eder, boşanma zönginleştirir) kaldesini takip ettiler. mi, mesele yoktur . Zengin bir kadın muhakkak kocasın dan kurtulmak istedi mi, onun talep ettiği her (zarar ve ziyanı) ödemeğe | hazırdır. Bu zarar ve ziyanın $ milyon dolara kadar yükseldiği görülmüştür. Görüyorsunuz ki, bazan sevilmemek, sevilmekten çok daha kârlıdır! — —Ş KYU ,:p» D öyle ise buyur Küçük Cahit, sabahleyin tereyağiyle | birlikte kendisine verilen kızarmış ek- | yedikten | sonra, kuru taraflarını tabağının içinde meğin yumuşak taraflarını bıraktı ve bunların önünden kaldırıl- masını bekledi. Babası, oğluna terbiye dersi vermek üzere, manal; jlir surette: — Ben çocukken, dedi. her tarafını ve kırıntıları da tamamen yerdim. — Hoşuna gidiyor muydu? —- Evet.. . Bunun üzerine Cahit, önünde kırıntı bulunan tabağı babasının önüne iterek: — Buyur öyleyse, dedi. Benim kı- rıntdarımı da ye! Gümrük muayene memurundan in. tikam! K iyi ya ... — Sen meşhurlarıı ismi — yazılar levhaya, asla ismini yazdırmağa mu- vaffak olamıyacaksın. — İyi ya.. Herkes, benim ismimin orada niçin bulunmadığını sorar'... Da- ha meşhur olurum.. — AhR kocacığım. Bu güneş, bu man. sara, bu yeşillik sana — hiçbir şeyler hatırlatmıyor mup — Buet, askerliğimi! — Fransız ksrikatülrü — İstikamet tayini İzcilere geceleyin istikamet tayini öğretiliyordu. Mualilim izahat verdik. tan sonra talebeden birine sordu: — Geceleyin kutup yıldızı önünde ol duğuna göre arkanda ne vardır? — Çantam efendim! — Aya.ta tak ön, oturursan 15 ku.’ Tüğere . — Tek ayak üstünda durursam ten. #İĞ? yapar mesın? Ekmeğin | —— BSende fikrisabi! var galiba? den? — Gömlek gibi fikir değiştirdiğini söylemedin mi? Yazık değil mi ? Lokantada listeyi tetkik ederken bir den heyecanlandı: — Bu ne, garaon? rüş mu? — Evet efendim, Fakat... — Bu derece kıymetli bir hayvanı öldürmek yazık değil mi? Bir piliç 75 ku. Yamyam — Oğlum, cevizin nasıl içi yenirse tayyarenin de içi yenir! Son arzu İdam mahkümıma müddelumum! son arzusunu sordü: — No istersin? Son arzunu is'af et. miye kanunen mecburuz. — O halde ben çilek yemek istarim. — Ama şimdi çilek mevsimi değil — Ne yapalım, havalara güven ol, muyor kilei Hâç kime ? Doktor hastayı İyicee muayene et . tikten şonra: — Bayan, dedi, merak etmeyiniz, fevkalâde ağır vaziyet değil... Yalnız istirahate, bilhassa sinirlerini dinlen.. | dirmeye ihtiyacı var. Oğun için tes. | kin edici, hattâ uyaşturucu bir İlâç vereceğim. Kadın sordu: — Bu ilüştan günde kaç defa içire. | yim doktor? — Aman yanlışlık olmasın, lâcı kocanız değil, siz içeceksiniz. Önun ka fasını dinlemekten başka bir şeye ih. tiyacı yok. Zehirli mantaâ! değilmiş .ıl!" ir Çiftlik sahibi, çılbılt yeni ilerden birine, ık)lm yC' şıık mantar yemeği ikram 'd."x mesini söyledi. ğı ör Yeni işçi, bu mantarlardan Ö, tü, büyük bir sepet toplamışti-- numun ikramını reddemedi. F keti de elden bırakmıyarak! — Siz de buyurmaz mımtii Çiftlik sahibi: — Teşekkür ederiz, dedi. tar yemeğini sabah kahvaltısın Ertesi sabah aşçıyı ettiz in? — Nasılsın bakalım Jiyi misiT a — Fevkalâde iyiyim —Wt Keyfim pek yerinde... Bunun üzerine ;ııımıııhl mutfağa koşarak karısma h*"bf: ati — Zehra, Zehra.... diye BH "&' Dün topladığımız mantarları PiF lirsiniz. Öğleye muhakkak yemeğt ı' tiştir. Hakikaten mantarmış ** rarlı bir şey değil. pi dert Kayıkçı — Bu şarascğlam ! x0 yaptınız da kırdımıs? Olur rezalet deği'.,w İki arkadaş kahvede bir P'ğı“ la oynamışlardı. Mehmet kıy içtiklerini ödiyecek parayı G, üzere ceplerini karıştırdı. Fi öi — Felâket! Paramı evde şum! Ahmet fena halde kızdı: — Ne? Paran yok mu? 0“”'1 H* değil! Mademki paran yoktü. Mm?' kahveye geldin? Şimdi ben | yın parasını nasıl udıyeüğm Iflâs öi gi Mişanaçi iflâs etmişti. BFit vi Kohen ile Levi konuşurlarktf hâdiseden bahsetti: c_,dms" — Duydun mu? Mişonafi Kohen acımdı: — Vah zavallı vah! Borçiarifi , miş mi bari? — O kadar deli değil cııw" | Vah Vah ! çai — Böy Ahmet, karmız g0f kaçmış. — Vah vah! Çok iyi bir şef 9 Farkı var ml — Beş sene hapisto yati ",* damla beraber kızınızın g€ mesine nası müsazde edi) bana ”. Dalgın öperatör — s“""nı yt Sabahtanberi sekiz hastatii —4 açtım, Miçbirinde pipom Y” hangisinde unulttum ?

Bu sayıdan diğer sayfalar: