27 Mayıs 1930 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

27 Mayıs 1930 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Fikir, OT AA AM ll ıyet Ü Azcın Ümdesi “Mitliyet” 27 MAYIS 1930 ç İDAREHANE — Ankara caddesi F.. 100 Telgraf adresi: Milliyet, Le- snbul Telefon numaraları: Istanbul 3911, 3912, 3913 Kehlüpinnn ABONE ÜCRETLERİ bda Türkiye için Hariç için D B aylığı — 400 kuruş 800 kuruş zt 750 1400 | Gelen evrak geri verilmez Tüddeti geçen nushalar 10 kuruştur. | Gazete ve matbaaya ait işler için | müdüriyete müracaat edilir. GÖazetemiz ilânların mes'uliyetini | kabul etmez. | | BUGÜNKÜ HAVA || Dön Hataret 18 — Gerece — Yak. en çok 23 en az Bugün — tüzgür #çik olacaktır. Ha Mertçe hareket İ Dünyada herkesin /;yaradığr h) Mertçe hareketlere müsait değil Ş ir. Fakat her birimizin ahlâk | & tabiatimiz mutlaka mertçe faraketleri takdire müstait ve çatta münhemik olmalıdır. Tü- İ mertçe hareketlerin takdir e- lllchıı görüle görüle o hareket- |çiT artsın. Bu tezayüt milif ah- ık noktasından çok kârlı şey- | Şir. , Bana bu satırları yazdıran şey l.ı.lıyı Vekili Sa;âeoglu Şükrü eyln Arif Oruç Bey aleyhine V tğr davadan vaz — geçişteki # jperdâane hareketi oldu. Arif O- Wiliç “Ben Maliye Vekilinin şah- ça hiç bir söz söylemedim.., dıı v: .ıııce şikâyetçinin davasından a îırfmınr edişi tam mertçe ve ledeni bir “ Jest ,, tir. Çünkü aysiyetine dokunulduğunu zan ederek şikâyet eden bir adama, Şahkeme buzurunda, haysiyeti- i ı j AAA L Kadin gözüyle | Niçinlerin zirası..... Her söz arasında ayni isim, her| mecliste ayni münakaşa: Kadınlar hep kadınlar. ., Galiba kadınların be lediye intihabatına iştiraki münase- betile olacak ki, bu son günlerde erkeklerin yarı müstehzi, yarı âtiden endişe gösteren şu suallerine maruz | kalıyoruz. Kadınlar ne iş görebilirler? İş gör, meleri için ne mecburiyet var? Ma- dem ki kendileri onları beslemek ve himaye etmek lütfunda bulunuyor- lar o halde niçin bu zaif mahlüklar rahatlarını feda ederek — kendilerini yıpratıyorlar?Niçin hadlerini bilmiye rek erkek işine karışıyorlar? - Niçin Vötedenberi kurülmuş tertibi bozarak, hayatımızın da intizamını altüst etme ğe kalkışıyorlar? Fakat bü muğber nazarlarda, bu müşteki ağızlarda öyle çok niçinler | görüp işitirsiniz ki, burnların her bi- rini ayrı ayrr tahiti etmek icap ctsc, | dünya kadar eski olan kadınlık erkek İlik davasını yeni baştan / tazelemek dâzım gelirdi. İnsanların tarihi bize şu hakikati öğretiyor: Âdem, Havvanın iğvaatı- na kapılarak memnu meyvadanı tat- mış; ve her ikisi de, itaatsizliklerin- den dolayı, Cennetten knvulup dün- heti “anyfülinlmki Havva günahının kefaretini esaretile ödemiştir. Fakat Habili öldüren Ka- bil, hâlâ daha kardeş kanını akıtı- 'yor, hâlâ cinayetine bin bir cinayet, bin bir kurban daha ilâve ediyor. Analık hassasile temeyyüz eden Havva, her ne kadar günahkâr ol- muş ise de, Habil için ağlıyor, fakat gözleri duman bürümüş Kabili de doğru yola getirmek istiyor. Cihana Sulh ve sükün, beşeriyette kalp isti- rahati vermeği azmediyor. Niçin mi rahatımızı feda edip ken- dimizi yıpratacağız? Zira, efendiler, siz biribirinizi yiyip boğazlarken, bi- ribirinizin malında gözünüz kalıp bin türlü hile düşünürken, bizim dört du. var arasındaki rahatımızın manası ka hır mi? Elinizi kolunuzu bağlayıp, gö züm'izün önünde hayalt bir perde çektiğiniz zaman, biz dünyadan biha |ber, olan bitene bigâne idik. Hakikat te kendi menfaatiniz olduğu halde, hep bizi sebep diye ortaya koyarak| harp ettiniz, bibirinizin kanmı içti- niz. Yaralarmızı sarmak, mateminizi | tutmak bize düştü. Kuvyetinize göre, bizi gâh düşman eline teslim edip esir verdiniz; gâh zafer huruşanma kendinizi kaptırı dalet ve ablâk Yot ilişilmediği söylenirse bu, budutlarını aştınız ve bizi de peşiniz- sert ve medeni adamları tatmin den sürüklediniz. Zaiflerin yegâne si “er, lâkin bazısı harıl harıl is- | İâbı olan göz yaşımızla, bir - zavallı- , —————HH—— gtr eyler, o da bir tarzdır ve ben / anlıyorlar, Sonra da yanlışlığı > intikam sistemidir. İsöylediğiniz zaman fena halde #a Hleie Yökt |çıkışıyorlar. Ben ilk hamlei mü- t ol. hi | Dünkü “Akşam, guu“md(x savat olarak, hep kadınlara mun hasır olan telefon müküleme me 'Ş!'ğ'd'k' ::J:î’:ıı:“şl“"l:. murluğuna bundan sonra genç im Baruthane - yokuşunda B vt Bdi BöLcrkeklerin almması “dendinin evine gitmiş, orada Nekürsakla?t K ismide bir kadını dövmüş- ASN Bir mecliste idim; ekseriyet P hanımın kocası; polise mü | kadınlarda ve bahis te koku mo- acaat ederek karısının bu da- | dasında idi. Kimisi “koti,, kimi :t Tak esnasında çocuk düşürdüğü | “Habigan,, yahut “gerlen,, den li söylemiştir Tahkikat yapıl- | dem vuruyor ve senenin moda 'ııkndır.. kokularını söylüyorlardı. J.* İşte bu mahzur bizde yoktur,| — Bu sırada içeri bu işlerden ça || iz erkekler dayak yediğimiz za| kan bir bey girdi, hanımlar bu ) dan bir şey düşürmeliz.. Bu| zatin vürudunü memnuniyetle * , aslatımız şimdilik lâyezâldir. —| talâkki enilercd ve koku modası- nı münakaşa eden hanımlardan Telefona da ne oldu? lit adedü: ” Lâf olson diye değil âlâkadar| — Beyefendi, siz modayı ta- ür okusun diye yazıyorum. Şu kip edersiniz, acaba önümüzdeki Çünlerde gene merkezlerdeki sene ne süreceğiz dersiniz? '(ıımuellemı kulaklarına bir | O zat güldü ve Oğırlık arız oldu. Hem geç cevap| — Hüküm! dedi, 'myot hem de numarayı yınhı '*L (kiY FELEK | | lar da, yerine göre sizi takip yahut tebcil ettik. O zaman Şiir, Nağme, Çiçek, Hüsün, bize bin türlü âsabı gaşyeden isimler yağdırdınız. Fakat | bilemiyo- musunuz ki top seslerile en nefis şürler, en ahenktar, nağmeler bile söner? Barutun dumanı ve şehit- lerin matemile en güzel çiçekler, en| ince hüsünler bile solar? Artık yeti. ! Mukaddes Analık bakkrı için lâtlarınızın kanını döktürmiyeceğiz. | Niçin mi kurulmuş tertibi bozaca- ğız, zira cemiyet hayatımızı keyfini zin tatmini için ikiye böldünüz. Hem| cinslerimizin zaiflerini intihap ederek evvelâ onları istismar ettiniz, sonra | cüzzamlılar gibi tecrit ile polise ve| hapise teslim ettiniz. Namus, şeref | haysiyetten dem vurarak, bizi sözde | yüksek kaidenizden indirmek için| kafes arkasına mahküm ettiniz; fakat © müddet zarfında bizi yine kendiniz den olanlarla aldattınız. Hastalık kap| tınız, hareminize, çocuklarınıza, hafit| lerinize varıncıya kadar sirayet ettir. diniz, bütün bir aileyi hastahane ko- guşlarında, tımarhane — köşelerinde söndürüp mahvettiniz.Artık bu cina- yetlere ııcyırn gibi lâkayt kalmıyaca- ğız. Geçmişleri kurtaramadıksa, ge- lecekleri irşat etmek hakkımızdır. Niçin mi erkek işine karışacağız? Zira aile hayatımız sağlam esas üze- Tine kurulmamıştır; zira gayri müsa- | vi unsurlar biribirlerile çarpışmakta | devam ediyorlar. | Evet, ciendiler, bize baktınız, yedi. rip içirdiniz, giydirip kuşattınız. Fa-| Za kat bu cömertliklerin her hınhıı( için bizi bin bir türlü işveye, bin bir türlü yapmacığa alıştırdınız. Bazan bir vergiye mukabil on misli hayı yetimizi kırdınız; bazan da keyfi: için hayatınız pahasına bizi satın al dınız. Bizi asırlarca ezdiniz, cehalet | içinde boğdunuz ve bundan büyük bir zevk duydunuz; çünkü kıskanç- tınız, hotbindiniz; ve bizi de dediko- dücu, kurnaz, fitne, müfsit, her şey yaptınız. Şimdi ise işsizlik, açlık, sefalet ne acıklı neticeler veriyor, görüyor mu- sunuz? Karı koca biribirini — aldatı- yor, sonra ayrılıyor; zavallı çocuklar da, sonbahar yaprakları gibi çamu | ta saplanıp kalıyor, yahut - firtinaya| kapılarak meçhul bir akibete kurban gidiyor. Daha sonra âsap buhranı, tecennün vak'aları, intihar - faclları, neler, neleri... Bu kadarı yetişmez mi? Hâlâ daha mı evimizde oturup dedikodu ile vakit geçirelim? Hayır, efendiler, artık iktısadi buhranlar aklımızı başımıza getirdi, manevi 'uliyetler vicdanımızı dürttü, va- zife hissi kalbimizde uyandı. İşte cs- ki rahatımızı bütün bu — mecburiyet- ler için feda edeceğiz ve memleketi- mizin, “fikri hür, viedanı hür, irfanı hür” vatandaşları olmağa gayret ede ceğiz. EFZAYİŞ SUAT Kiralık Sahilhane Boğgaziçinde Bebekte dalyan önünde bahçeyi muhtevi 54 numaralı yalı yazlık olarak kikalıktır . Derunundakilere ve ya Bebek müezzini Ha- fiz Osman Beye müracaat Merkez kumandanlığından: Gösterilen adreste bulunama- yan mütekait binbaşı Ahmet Nuri efendi bin Hacı Hilmt (318-261 )nin stanbul Merkez kumandanlığı Levazım şubesine müracaatı. Bir mizaç meselesi Bu adam kırk yaşında, zaif, sarı bir adamdı. Kendisi kimyakerdi. İsterse bir iki maddeyi birleştirince |korkunç bir infilâk yapabilecek | olan bü kimyaker pek yumuşak bir adamdı. Kimyakerin zevce-| Si bilâkis kısa boylu, şişman, yuvarlak bir kadındı, Bir gün bir ayakkabıcı mağa zasında kimyaker dostuma rast- gelmiştim. Fakat beni gördü- ğünden memaun olmuşa ben- zemiyordu. Beni hafifçe selâm- ladı., Yeni ayakkabı alacağı için bir ayağından potinini çıkarmış bir takım kutulardan çıkarılan | çeşit çeşit ayakkaplarını giyip| çıkarıyordu. Bu vaziyette beni| gördüğü için sıkılmışa benzi- yordu. geçmeden kalktı, mağa-! çıkmağa hazırlandı. Fakat çıkmadan evvel tered- |dütle yanıma sokuldu. Sıkıla- rak: — Eğer, dedi, birgün zevce- me rast g:hrıemz ona beni bu- rada gardütunuzu söylemeyi- |niz, rica ederim. | Bunabir mana veremedim. Fakat mağazadaki kızlardan bi İrine baktım. Galiba bu kız için| rburıya gelmişti!.. Bu kız gu— zel değildi. Fakat kimyaker gü zel bir erkek midir.. Kimyaker |benim zihnimden geçen bu şey| leri anlamıştı. Başını sallıya- İrak: — Zannettiğiniz gibi dedi, benim buraya gelişim her hangi bir kızlgin değil, kendi İzevcemin yüzüldendir. Ah, siz zevcemi bilmeğsiniz Sonra biraz düşünerek banâ anlâtmağa başladı: — Zevcemle beni şöyle düşünürler: Hep kadın söylüyor, kocasr İsusuyor. Bu kimyaker daima dalgın bir adam. Kimseyle ko- nuşmağı bilmiyor. Hakikatte ben zevcemin hiz- isiyim. Hem de onun her dediğini hiç itiraz etmeden ya- pan bir hizmetçi. Her emretti- ği şeyin arkasından bana bir de: “Budala!..,, demeği unut- |maz, İşte bu söz her lâkırdinm başı bu söz gelir. O emreder, ben yaparım, Fa- |kat karımın dili buna o kadar (alışmıştır ki bana iltifat edece- görenler — Seni çok severim budala!.. der. Fakat bütün bunlari size anlatmak uzun sürer. Niçin bu kadına tahammül e diyorum?.. Boşamak hatıra ge len ilk çaredir. Fakat ayrılmak| lkuvveılı adamların işidir. Be- İnim gibi zaif, kendi halinde bir! değil,| —Frransızcadan— adam kart boşamak - için mah- kemeye gidemez. Onun için fena huylu, geçim- siz karısı olan bir adam için uy sal, tatlı dilli bir metres sahibi olmaktan başka çare yoktur. Lâkin benim gibi zaif, mahçup| bir adam bunu da yapamaz. O zaman bir kadın yerine iki lâzım geliyor. Bu elimde değil, Ben zaif ruh Bir mizaç mese- | Ben bir çare buldum. Kendi- mi teselli edebiliyorum. Sık sık kundura mağazalarını dolaşt- rım, Girdiğim mağazalardaki |kızlar) ayakkaplarımı çıkar- tır, yeni ayakkabını giydirirler.| Bu vaziyette bir kızı bir ka- dmı görmek benim çok hoşuma gidiyor. Ayaklarıma kadar eğil miş bir kadın mahlükunu gör- mek benim gibi karısına karşı âciz bir zavallı erkek için az bir teselli midir. . Kimyakeri sonuna kadar din ledim. Kendi aczinin verdiği e-î lemi azaltmak için böyle bir ça- re uyduran zayallı dostum söz- lerini bitirdikten sonra şunu da ilâve etti: — Fakat, düşününüz ki şim- di gene eve gittiğim zaman kar şıma o çıkacak, kimbilir hangi |bir behane ile haykırarak: — Şimdiye kadar nerede kal dın budala diyecektir!. . Bütçe 5$4 'üncü haftanın 2 inciliğini| İstanbul kolejinden Zehra Ha- nım kazanmıştır. Yazısı şudür:| Bu haftanım en mühim habe- riB.M. M. tarafından tetkik ve tasdik edilen bütçe ve mali- ye vekilinin nutkudur. İsmet Paşa hükümeti her se ne olduğu gibi bu sene de mec- lise mütevazin bir bütçe verme- ğe muvaffak olmuştur. Hükü- met bütçeyi esaslı surette tet- kik ederek varidat ve masari- fatı isabetle tayin etmiştir. 930—931.! bütçesinde itina e dilen nokta, umumi masarifat- tan tasarruf edilerek bundan azami menfaat elde etmek ga- yesidir. Bu menfaatlerde mem- || leket iktısadiyatının inkişafı| hususunda mühim - tedbir iti haz etmek suretile temin olu- nabilir. Bunun için bütçeden ta sarruf edilen 5 milyon lira ik- tısadi işlere hasrolunmuştur. Maliye vekilimizin rakkam ve mükayeseye istinat eden izaha tından bunları pek iyi anlıyo- ruz.,, Bürhan Cahit naat ve kararınız ne merkezde- dir bilmiyorum. Yalnız hafıza- nızda her gün adedi artan bir, talipler listesi mevcut olduğu- na şüphem yok. Bu listedeki simler sizi ne derceye kadar lâkadar ediyor, bunu kimse bile mez. Fakat samimi olarak iti raf edeyim eğer - bu liste si: meşgul ediyorsa sizi de yakm- dan tanıyan ve iyi tanındığın- dan da şüphe etmiyen bu arka- daşınızı ismini de oraya kayt buyurmanızı rica ederim. Kim bilir, gözleriniz bu liste üzerin de dolaşırken belki de dilinize daha munis ve aşina gelen bu ismi intihap edersiniz... Hürmetkârınıza böyle bir şe- “Ügün şu satırlarımla ifade edi » Etrafınızda dönüp do- 3 cın. sizden iltifat görmek i- çalışan çehrelerin bütün fa- etinden haberdarım. Hatta ge malik olmak şartile maddi .ırlıkıınm ortaya atanların 4 Çahrımanlıklarını da işitiyo - y Bütün bu nümayişlere ve A zekliflere karşı dudak büküşü- İi lüz nazarımdaki kıymetinizi üleğir kat daha arttırmıştır. Size Üj letişecek bir erkeğin ne kadar İT hes'ut olacağına herkes - inan- dştır. . Fakat iltifat ve samimi W tetinize en fazla yaklaşan be- Oi dim gibi, dostlarınız buna çok| a Öüvvetle imanetmişlerdir. Bu İi Hün hüriyetinize tamamile sa- bir Hayatınız i-| ımdıgınız kararı vermekte e Rar hnenetabi Va. İgart icin nız. Hayatım gözleriniz önünde ve bütün maddi varlığım emri- nize amadedir. Bu mektubumu, mevzuu ne olursa olsun, eski ve samimi dostluğumuzu kırmıyacak bir şekilde telâkki etmenizi ayrıca rica eder hürmetle ellerinizi ö- perim efendim. CEVDET Hâlenin dudaklarında taze te bessümler yaratan mektup bu kadardı. Ve genç kadın bu mek tubu çok beğenmişti. Bu satır- larda ne coşkun ve soğuk gönül hezeyanları ne de miktar, ra- kam gösteren sarraf hesapları yoktu. Bu kadar hakikf ve samimi mektubu ilk defa okuyordü. — Bravo Cevdet Bey, dedi. Ne güzel yazmışsın! Ve genç kadın, mektuptaki liste tabirine bir hayli güldük- ten sonra kâadı katladı, masa- nn gözüne koydu. Kendi kanaatine göre artık ref vmk olursanız kayt ve|müracaat listesi dolmuştu. E- handan fikir sarmavı. İ öer muhakkak - hir karar ver. mek lâzımsa bu isimler arasın- da birimi intihap etmeli idi, Hâlenin etrafında İstanbu- Tun bu zengin iş adamları adeta) altından bir ağ kurmuşlardı. Genç kadın dört tarafı çevril- miş bütün yollarına pusu ku- rulmuş bir ceylan gibi bu müt- hıı avcıların tuzağına düşecek- Ve onlar kimbilir, belki de iş hayatında itiyât haline gelen! bir şekilde genç kadın üzerinde| adeta çetin bir münakasa aç- mışlardı. Ahmet Saminin bir liman, bir şimendifer, bir köprü işine girer gibi elli bin Tira ile ürüşü, Cevdet Beyin liste ye isminin ithal edilerek nazarı dikkate alınmasını rica edişi, Veli Beyin servetini isbat et- mek için hergün bir şekilde nü- mayişler yapışı genç kadına müzayedeye çıkarılmış hissini veriyordu. Bunların haricinde kalanlar yalnız listeye geçmek le iktifa ediyor daha ilerisine gidemiyorlardı. Cevdet Beyin bırar garip ol- l | rak bulduğu İiste tabiri genç kadına artık ciddi düşünmek za manı geldiğini anlatıyordu. Se- dat Ali Beyden bir teklif bekle- mezdi. Onların ailece vaziyet- leri bu şekilde münakasaya gir meğe müsait değildi. Şu halde artık münakasaya nihayet vermek ve ihalei kat'i- yeyi icra etmek icap ediyordu. Hüâle bu karar ve kanaatle ta- lipleri arasında bir de manevi ve gıyabi imtihan yaptı. Bun- ların hepsi aşağı yukarı ayni seviyede, ayni seciyede insan- lardı. Aralarındaki fark piyasa daki mevkilerinin derecesinden ibaretti. Ahmet Sami Bey için çok zengin diyorlardı. Cevdet Be- yin Avrupa müesseselerinde cs hamı, sermayesi olduğundan Bahsediliyordu. Veli Beye ge- lince onun öyle kurulu bir tez- gâhı vardı ki her gün, hele sı nenin bir ayında darpane gibi para kesiyordu. İlk hamlede kalbur üstünde bu uç parça kılıyoıdıı. Hâle Mizah Ede bıyat MELEK SİNEMAS INDA PARA ve AŞK Meşhur genç aktör ŞARL ROJERS tarafından temsil sönderece güze SPANYOL Meşhur Endillüslü dansöz LA JANA nın sesli sözlü ve şarkılı büyük bir atraksiyon İlâveti baletosundan mürekkı Ayrıca: La Vi laykası LM ik Yakında ... Şehrimizde maruf viyolonist gayet |kadının hükmü altma girmek| Mabar- havaları İskân müdürlühünden: Kadıköy Müratoğlu nam diğerl Muhtar bey sokağında 49 numaralı Aristal — Yörgiden — metrük — haneye talip olan 2-4-928 terih ve 2708-4 Zülfiker Halim, 5-5-926, 3524 4 çorapçı Flüseyin Ömer 5-4-928 2792-2074 Fatma H. bu müscedilerin bugüne kadar musmelelerini takip olunun film ,ENCESİ bir serenad E çok mükemme şarkısında kısımlık Beyoğlunda Sarı Lütfi mıhaııd , de Yemenici sokağında (5) No. el ğür nede mukim iken ikametgâhı meçhtl İzidur Kırepen Efendiye Üsküdarda İstanbul 6 ıncı İt Memurluğundan : Basmacı zade Füat Beyin ııl' liranın ma faizle ve masarifi mulü” keme ve ücreti vekâlet tahsili haczif hükmün iktısabı kat'iyet eylediği #” tihten itibaren iki ay neticesine dar ibkasına dair aleyhinize — İstatf | bul ikinci ticaret mahkemesinden #i dır olan 30/12/929 tarihli ve (378) | numaralı ilâm mevkli icraya vaz lerek tarafınıza berai tebliğ kılınan ödeme emri ikamet meçhul olması hasebile tebi fıı memiş ve ilânen tebliğat icrasına # rar verilmiş olduğundan tarihi ilâm” dan itibaren nihayet bir ayı takip * den ilk hafta zarfında 930-914 Ğ ya numarasını müstahsiben dai l yent. kanunen — şayanı bul bir itirazınız var ise der ve ikmal etmedikleri takdirde dör- düncü talip olan Harun elendi ta- mina müamelei teffiziye ifa edilece- ilemeniz lâemagelip aksi| müddeti hitamında geleceği malümunuz ıı—ı ve Mme emri tebliği makamına kaln mak Ürreilân olunuz. eğlenceleri Bi ilân olunur. “Mi“iyet" in '—ıa" K Vdi nı!ıı b(![ı'ıl İA EEE EELİA| ANINNA İZİA| Bugünkü yert bilmecemiz Soldan sağa 1 — Ciğerlerin gıdası (4) Bu dev, re mensup (4) . 2— Kasabın sattığı (4) Şüphe (3) Kemikle deri arasındaki (2) 3 — Ağırlamak (5) * — At (3) Bir göz rengi (3) $ — Erkek (2) Nota( 2) 6— Cet (3) Sevda (3) 7 — Maksat (5) 8 — Duman (2) Güzel giyinmiş! () Erkek (2). 9 — İki şey arasındaki tefavüt (4) Bir gün ismi (4). Dünkü bilmecemizia halledilmiş şekli savt (4). Temiz (4). ee W (2). Hail (3). 3 — 1srar (5), 4 — Şiddetli muhabbet (3 G | () y"ı'_mıık(z) Blımi_g 8 — Nota (2) Hayvan ölüsü (? yet (3) Si (8) 7 — Maksat( 5) 6 — Sevimli bir muharrir (8) — Söndürme (4), Zevce (4 lttihadı Millt Türk sigorta şirketi Harik ve hayat üzerine sigorta muamelesi icra eyleriz. Sigortaları halk için müsait Merkezi İdaresi: Galatada Ünyon Hanındadı Acütesi bulunmayan şehirlerde acenle aran'naktudlır Telefon : parken Veli Beş Beyin hıyağı tarz- da gösterdiği nümayişleri hatır layınca hemen defterden adını siliverdi, Geri de yine piyasanın iki ko) damanı, iki ezeli rakip kalmış- tı. Genç kadın onlar arasında geçen Antalya şimendiferi, köp| rüler, liman, yollar meselelerini pek iyi biliyordu. Hele son şi- mendifer işinde dönen fırıldak- ları en mevsuk ağızlardan din- lemişti. Cevdet Beyle Ahmet Sami arasındaki bu keskin rekabet| zahirde dost görünmekle bera- ber onları biribirlerine o kadar düşman etmişti ki Ahmet Sami sırf bu rekabet yüzünden haya tını değiştirmiş rakibine kibar âleminde de meydan okumak için senelerdenberi - mahrum, mahdut geçen hayatını birak- mış bu âleme katılmıştı. Ve bu yaz, klübün hesabına ada gazinocularının deiterine göre Ahmet Saminin en çok bil masraf eden zengin olduğu an- Beyoğlu - 2003 Antalya şxmzndıienndm çetin bir işe girişiyorlardı. 9'- hirde aralarında fark yokllı kisi de aşağı yukarı ayni di servet sahibi idi. Böyle .,ıı“ g para kazanan insanların servi tine ve mevküne hiç bir zamâf kat'i bir emniyet ve itimat termek doğru olmasa bile gün ikisi de cn aşağı bir yüz bin liralık adam diye ul" mışlardı. Tabit kimse onların hakikt $7 vetlerini ölçemezdi. Fakat &” çirdikleri hayata, yaptıkl masrafa nazaran bu — tahı doğru olması lâzımdı. ııâ Makul ve tecrübeli insan! göre kasasında ve bankası yüz bin lirası olmiyan ve emlâk sahibi olup ta bunlardi her ây cebine beş altı bin 1'( girmiyen bir adam bu hayf geçirernezdi. Demek bunlar vardı. Yılnıı Piyasanın iç yııl"J para âleminde olı“ ten ün hareketleri bir graf gibi kaydeden bazı kufi

Bu sayıdan diğer sayfalar: