27 Eylül 1932 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 10

27 Eylül 1932 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

10 Sayfa ÇANAKKALE —l112 —- afında len esetin tercümesi İngiltere Hükümeli tar Gazi Hx. e hediye « | Yazan: Ceneral Oglander 88 inci Livanın Maksat Ve Hedefi Ne İdi? — | hafaza için neşredilmiş olan ka- 29 uacu fırkanın sol cenahi ile sol merkez cenahı Saritepeyi, 472 rakımlı tepeyi ve Kirteyi zaptedecek ve o günün akşamı şimal cenahı geriye — bükülmüş ve şimale teveccüh etmek Üzere asıl cephe şarka müteveccih bir vaziyette bulunacaktı. Fransızla- rın sağ cenahi. 236 rakımlı te- penin Üzerinde — sabit kalacak fakat —sol cenahları — 29 uncu fırkanın sağ cenahi ile birlikte ileri atılacaktı. saat 10 da bu plâm müeyyit fırka emirnamesi neşre- dildi. 87 inci liva Ziğgindereyi or- taya alarak şimale doğrü ilerli- yecek ve Sarıtepe ile 472 rakımlı Gece | | i | | ı | etmesi lüzumu bildirilmişti. Çün- | kü 28 akşamına kadar sahilden | erzak yetiştirilmesi ihtimali yok- | tu. Bu tavsiye elzemdi, fakat yo- | rulmuş ve hatta bu yüzden bu | ihtiyat erzakı bile fırlatıp atmış olan efrat Üzerinde bu tavsiyenin fena tesir yaptığına da hiç şüphe yoktur. 87 inci livanın vazifesi 88 inci livanın — vazifesine nisbeten çok | daha sade idi. Çünkü bunun ga- | yesi ve hedefi doğrudan doğruya cephesinin ilerisinde olduğu halde harekete başlanacağı zaman bir kısım efradının garbe teveccüh et- | miş bulunması lâzım gelen 88 inci | livaya tahsis edilen hedef, şarka | tepeyi işgal edecekti. Sağda bu- | lunan 88 inci liva” Kirteyi zapte- decek ve köyün şark cihetinde işgal edecekti. 236 rakımlı tepeyi bir mihver olarak istimal edecek olan Fransızlar da, Kirtenin- bir buçuk mil cenubunda derenin muayyea bir noktasında 88 inci livanın sağ cenahile birle- şeceklerdi. Bu emirnamede, düş- manban, düşmanın muhtemel mu- | | dar yargun idiler ki bu talimattan kavemetinden ve hatta topçunun yardımından hiç bahsedilmiyordu. | | ket saati İlerde görüleceği gibi, düşmanın gözü önünde cepheyi değiştirmek demek olan bu hareket, oldukça müşkülât arzeden bir tasında — müttefiklerin — cephe uzunluğu iki mil olduğu halde, plânda tayin edilen gaye istihsal edildiği takdirde bu cephenin uzunluğu 5 1/2 mili tecavüz ede- cekti. Verilen emirler hiç şüpesiz ki natamamdı. Fakat o zaman erkânıharbiyece fazla — malümat yoktu. Müttefikin kıtaatının ©o akşam tuttukları hat hakkında mufassal bir rapor gelmemişti. Erkâmharbiye, — öndeki teşekkülâtından bihaber ve hele haritalarında * işaret ve çayların tabiye noktai naza- rından — arzettikleri ehemmiyeti hiç takdir edemiyorlardı. Düşmanın kuvveti ve müda- faa hatlarının mevkileri hakkında hiç malümatları yoktu. Hattâ © gün için tayin edilen ileri hare- keti sahasında bir mukavemete maruz — kalınıp — kalınmıyacağını bile tahmin edemiyorlardı. İdari hususata gelince, efra- da karaya çıktıkları zaman yan- larına aldıkları — ihtiyat bir gün yerine iki gün kifayet -—7 Resim — Tahlili — Kuponu Tabiatinizi — Oğrenmek 5 adet likte gönderiniz. istiyorsanız resminiz kupon Resminiz sıraya | dir. ve İade edilmes Jelin, meslek veya san'at? Bulunduğu memleket edeci Resimin klişosi BO — kuruyluk | Vul mükabillade gönderilebilir. manevra | idi. Bundan maada, hareket nok- | f L L l gelen emirleri ver- arazinin | edilen dere | erzakın | ile bir- | karşı cephe almak üzere tam bir | çarh yapmayı istilzam ediyordu. | | Geceyarısından sonra saat 1,15 | te 87 inci liva emirnamesi intişar | şimalden cenuba doğru bir hat ve Kanlı- | | fikin kıtaatı | bir hat üzerinde biribirini himaye ettiği gibi sabaha karşı aktedilen | bir içtimada o gün yapılacak hırekât hakkında tabur kuman- danlarına lâzım gelen talimat ve- | rildi. Her nekadar kaydına te- sadüf edilemiyorsa da 88 inci liva | | da bu suretle hareket etti. Maa- | mafih harekete iştirak eden bütün ı taburların zabitan ve efradı oka- | bir şey anlamadıkları gibi, hare- | geldiği zaman bile | kendilerinden ne beklendiği hak- | kında bir fikirleri yoktu. Fırka - topçu kumandanlığını da gece saat 10,30 da kendi di ve topçu efradı bütün geceyi yolları keşvetmek ve topları iler- de münasip mevkilere koymak- la geçirdiler. 18 librelik toplar- dan iki batarya ile bir Howitzer l bataryası, 88Sinci livaya yardım etmek üzere Kirte yolu üzerinde | iki mil ileriye sevkolundu. 18 | librelik bir batarya ile cebel toplarından bir kısmı da 87 inci | livanın harekâtını himaye etmek | üzre Kirte yolunun sol tara- fına yerleştirildi ve Ross cebel | bataryasının bir kısmı da Fransız- lara yardım etmek üzere 141 | rakımlı tepede bırakıldı. Bu su- ! retle, ileri hareketi başladığı yakit iki mil uzunluğunda olan laarruz cephesi 20 top tarafından himaye ve takviye edilmekte idi. Şimdi ele geçen Türk vesai- kına nazaran, bu sırada O uncu | Türk fırkası kumandanı Sami | Bey Kirteye karşı yapılacak bir hücuma karşı müdafaa tertibatı almakta idi. 25 inci ve 26 1ncı | Türk alayları kendilerini topla- | mıya vakit bulmuştu ve 27 nisan | akşamı 4 yeni taburla takviye edil- miş olan bu Türk kıtaatı Y sahilin- ı den Kerevizdereye doğrü uzanan eden mühim noktaları işgal et- mekte idi, Henüz sıçan yollarile | muvasalası olan siper tertibatı yoktu ve müdafiler ziyade arazinin arzetmekte olduğu tabit güveniyorlardı. — Aşıl ilerisinde ileri setir postaları vardı. Kerevizde- renin sağ yamacında bulunan bu | ileri postalardan bazıları, mütte- karaya çıkmazdan evvel öyle siperlere yerleşmişti ki, müstevlilerin bunların mevcu- 4 diyetinden hâlâ haberleri yoktu. C Arkası var ) en siperlere müdafaa hattının | melenin | ring — mukavelesi | memlekete | ve İktısat SON POSTA Şeker, Çay Ve Kahve Kararnamesi Şeker, kahve ve çay ithaline dair neşredilmiştir. Bu kararnameye nazaran 13144 numaralı kararname ilga edilmiş- tir. Bu mevaddın ithali umumi kontenjantmana tâbidir. Türk parasının kıymetini mu- kararname ratnameler ahkâmı — mahfuz tutulmak — şarltile bankalar mu- amele yapacaklar, ancak ken- dilerine — tevdi — edilmiş — olan muamele — vergisi makbuzla- rimt iki nüsha bordro ile mua- ertesi günü kambiyo murakıplerine tevdi edeceklerdir. Haklarında beş numaralı ka- rarname ahkâmı tatbik edilecek memleketler muvaridatının bedeli Türk parası olarak merkez Cüm- huriyet bankasına yatırıldıktan sonra gümrükten elde edilecek muamele makbuzları mukabilinde dahi bankalar caklardır. Gürrük idareleri muamele | vergisi makbuzlarına taallük et- tikleri malın menşe memleketini muhakkak yazacaklardır. Türk parası kıymetini koruma | 5 numaralı kararnamenin 1, 5, 7 7 inci ve 12804 merbut izahaameye müzeyyel fıkra gadır. B in maddelerile maddesinin — 145/1932 numaralı kararnameye ve Türk parası kıymetini koruma 5 numaralı maddesi şu şekilde tadil edil- miştir. İşbu kararnamenin 2inci mad- desi hükümleri Türkiye ile kili- devletler olunamaz. Kontenjan Kararnamesi 13213 numaralı kararnameye merbut olan kontenjan Hsteleri iptal edilmiştir. 13213 numaralı kararname ile ilân edilen birinci, ikinci teşrin ile birinci kânuna kontenjan listeleri iptal ve yerlerine mer- but listeler ikame - olunmuştur. Kararnameye merbut A ve D listelerinde yazılı eşya serbestçe ithal — edilebilecektir. Kontenjan listelerinde zikredilmiyeu tarife muvaridatına — tatbik numaralarında mukayyet eşyanın | ithali — memnudur, Bunlar kolipostal halinde dahi memlekete giremiyeceklir. Yeniden lesis edilecek sana- yie, yahut Mmevcut sanayi mücs- seselerinin tevsilerine — muktazi her nevi tesisat ve makinelerin kontenjan harici ithallerine — müsaade İktısat Vekâleti Ancak alâkadarların en memlekete elmeğe az ay evvel Vekâ'ete tahriren müra- caatleri ve Vekâletçe yapılacak tetkikat neticesinde bu tesisatın verimli ve iktısaden faydalı ola- cağının tahakkuk etmiş bulunma- sı lâzımdır. Mevcut sınal müesse- seleflerin — işletilmesine — muktazi ayrıca kontenjan zikredilmemiş — olan olup — la listelerinde bilcümle makineler yedek — tecdit — parçaları Vekâletinin — müsaade- sile kontenjan harici olarak ser- bestçe ithal olunur. Bu kararnamenin neşri tari- hinden itibaren İstanbul, İzmir, Mersin — gümrüklerinden — imrar | edilecek A, D listelerinde yazılı maddelerin miktar, kıymet ve sahiplerini gösterir haftalık cet- veller gümrüklerce tanzim ve İktisat Vekâletince irsal oluna- caktır. | dum, (Çünkü ben su döviz satamıya- ! ? yolları | Derken mük- * kararnamenin 3 üncü | | Mahmutpaşadaki yapmış olan | tim: Mükemmel... Geç kalmıştım. | mevki tramvaya binmek | geldi. Neyse efendim. Uzatmıya- salâhiyetlidir. | üç | aksamı | Eylâl 27 öt HİKÂYE Bu Sütunda Hergün Nakleden: Naci Sadallak Yükselî Muhit Ben yüksek muhit kadınların- dan hoşlanmam. Evvelâ onların etrafında bir sürü perestişkâr vardır. Ve perestişkârları çok olan her insan gibi, onların da burunları kaf dağındadır. Sonra benim ruhum zengindir. Zengin- dir amma ruh zenginliği onlara sökmüyor, cüzdan — şişkinliğine | itibar ediyorlar. O da bizde yok. Fakat dünya bu işte.. Tesadüf insana bazan hoşlanmadığı şey- leri de yaptırtıyor. Bir sabah takımları sırtlamış işe gidiyor- olları - ta- mircisiyim) karşımızdaki — büyük | evin önünden geçerken pencere- den ev sahibinin karısı başını ? uzattı: — Efendi ! Efendi ... Döndüm, yaklaştım: — Efendim!! Bir emriniz mi , vardı l.. — Şu bizim halânın su yolları bozuk; bir bakar mısın ? — Bakayım !.. Gönül bu ya... Halânın su derken Hanımın — gönül yolları gözüktü. Nasılsa ahbaplık ilerledi. Neremizden — hoşlandı bilmem, © da bizden hoşlandı. bir gün buluşmak Üzere sözleştik, ben o gün, geçen bayram yap- tırdığım elbiselerimi giydim. Her zaman kendim traş olurdum am- ma şakak bağlarımı iyi alam- yordum. Yaradana sığındım, bizim berberde — bir çeyreğe bir de — sinekkaydı traş oldum. Evdeki kırık aynaya bak- bir de ikinci lâzım Yetişeyim — diye hm, nihayet buluştuk. Hürriyeti- ebediyeye kadar gittik, geldik. Bir daha gittik geldik... Benim nedense o kadının yanında pısı- rıklığım tutuyordu. Hiçbir şey konuşamıyordum. O, boyuna anla- tıyordu. İkinci sefer yine ayni yerde buluştuk ve ayni şekilde vakit geçirdik. Fakat ©o ayrılırken o bana: — E.. dedi, boyuna böyle sokakları — arşınlıyacak — değiliz ya... Beni bir sinemaya filân gö- türsene |... *“ Oryantal ,, sinemasının ka- benim ahbabımdır. Hafta sefer picisi | içinde ona gittim. İki tane bilet istedim. — Ertesi gün — biletleri bulmuş, getirdi verdi. — Eyvallah dedim... kadına: — Hazırol dedim, sinemaya gideceğiz!... Perşembe günü onunla buluş- tuk, sinemaya geldik. Sen kapıda başımıza gelen derde bak bira- der. Meğer bizim ahbabın ver- diği — biletlerin — biri: bileti imiş, öbürü sandalye. Ka- pıdaki adama: — Zarar yok dedim, © kol- tukta otursun, ben sandalyede de otururum. — Efendi sandalyeler öndedir. — Ben önden arkaya geti- ririm bir tanel.. — Olmaz efendi olmaz.. Kol- tuklar numara iledir, yerleri baş- kadır. Oraya sandalye girer mi hiç? Bu ne tuhaf işti yarabbim.. — Koltuğun da Gittim bu hafta alçak nesne mi ki koltuğun ya- nında mevki alamıyor. dedim. Amma dinliyen, aldıran olmadı. Mecburi karar — verdik. Bizim kadın arkada koltukta oturacak, | ben de önde sandalyede tüneye- cektim. Daha tiyatronun başla- masına vakit varımış, Kadın: — Havdi dedi. büfeve eida- Şişlide | koltuk | numarası | olur mu yahu... Sandalye okadar | | | y | yordu. Ben gayet lim, biraz pasta filân yeriz. Büfeye geldik. Camekânlara baktım. Pastalar bildiğim, bizim fırında beş kuruşa satılan pas- talardı. Bir de tarifeye baktım. Müthiş: O pastalar burada yirmi beşer kuruşa çıkmamışlar mı?!.. Bir de elimi cebime attım. Şöyle bir hesap ettim, üç pasta parası kadar olacaktı. Yaradana sığınmış, hesapsız para harcamıya başlamış, bu işin içine girmiş, belâyı başa almış- tık bir kere. Artık tahammül er- keğin şanındandı. Kadına: — Haydi dedim, bir tane pasta ye istersen, ben parasını veririm. Kadın tuhaf tuhaf yüzüme bak- tı ve pastalardan birini çarçabuk kıvırdı. Baktım ikinciyi de yiyecek! Hanım dedim, sinama baş- yacak şimdil... O, vaktini zamanını biliyor, alışkın böyle şeylere: — Yok, daha vakit var, dedi. Ve ikinciyi de yedi. Tehlikenin önünü almak lâzımdı : — Çok yemek midenizi ra- hatsız eder, iyi değildir. falan dedim. Olmadı, aldırmadı. Ve elini üçüncü pastaya uzattı. Bütün dil dökmelerime, telâ- şıma, gayretime rağmen Üçüncü- yü bitirdikten maada dördüncü pastayı da aldı. Baktım ağzına götürüyor, yiyecek; o zaman kan beynime hücum etti : — Bırak - dedim, elinden ! O pastayı bıraktı, ben de bü- feciye sordum : — Yenilen üç pasta kaç ku- rüş etti? O gayet soğuk kanlı cevap verdi: — Yenilen dört pasta bir liral — Hangi dört pasta canım, işte dördüncü pastayı bıraktı; yemedi, tabakta duruyor! — Yemedi amma elini sürdü, ağdına götürdü, o artık satılamaz! — Yahu alayı bırak, ele alı- nan pasta satılamaz da lâf mı? Vallahi bir tarafı incinmedi; işte, sapa soğlam duruyor. Etrafımızda kalabalık toplan- mış, mütehassıslar pastanın satıl- mak, yenilmek — hassasını kaybe dip etmediğine dair fikirler be- yan ediyorlar, münakaşalar ediyor- lardı. Ben cebimi tersine çevir- dim, etrafa bir kırık ayna parçası, yarım parmak boyunda bir kalem, iki kopmuş düğme, bir çuha parçası, velhasıl —ufak — tefek İüözümlü — yazı İiş ve tüvalet edevatım saçıldı. Herkes gülü- ciddi idim. Hem gülecek ne vardı ki: Paramı bırak onu | hesaplıyordum. Bir de ne göreyim, çebimde dört pastaya da yete- cek kadar para çıkmasın mı? O zaman geniş bir nefes aldım, gururla, zevkle kadına döndüm: — Ye haydi dedim, dördün- | cü pastayı da ye şimdi! Tiyatrodan sonra kadına yak- aştım. Bana döndü, hiddetle bağırdı — Beni rezil ettiniz, daha hâlâ mı yanıma gelmiye cesaret ediyor sunuz? Defolun buradan ve bilin ki bir kadınla parasız gezilmez !... Dört pasta sinema bileti, daha olacak yahu?!, İş — Bankasını — sırtla- yıpta mı kadın peşine düşeceğizl. Zaten senin ocağa incir dikici ka- dınlardan — olduğun — gözlerinden belli idil! dedim... Ve uzaklaştım. Eskiden yalnız hoşlanmazdım. Fa- kat o gündenberi yüksek kadım ların, © dudakları boyalı, saçla- rı kuvaförlü, ipek çoraplı, kürk mantolu — mahlükların — düşmanı eimdil! parası, iki ne alalrun

Bu sayıdan diğer sayfalar: