14 Temmuz 1935 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

14 Temmuz 1935 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

6 Sayfa Dünya Haâdiseleri SON POSTA Kıyı Yalovada Bir Gün Lehistanda Kü- tüphane Çok, Fa- kat Okuyan Yok! Gııen Polskaya bakarsanız Lehistan okumanın azlığı Lehistanda Eıkımındı bbiıı' enzemeye başla- 70,000 ümu- mıştır. Bîı meı:le— kette iİnanılmaya- cak derecedr fazla satıldığı söylenen bir kitabın bas- kısı h.çbir zaman (6000) i geçmez, orta baski miktarı ise (1500) den ibarettir. — Halbuki — lehistanda | , 10.000 tane okuma evi vardır. Gazeta Polska diyor ki; Bu okuma - evlerinden beheri bir tane ktap a'sa on bin kitap eder, hariçten bu'unabiletek alıcı- ların miktarı da bu sayıyı hiç değ.lss (11,500) e çıkarır ve kitap buhranı da ortadan kalkmış olur. ! Hükümet neden bir karar vere- miyor, anlayamıyoruz. ğ * ebraska hükümet adamları garip bir vak'a karşısın- dadırlar: Petrol madenlerinde mü- him bir hisseye sahip olan Zencl ,bir adam ölmüş, 250,000 dolar #ervet bırakmış, bu para adamın akrabasından E'ozey İsminde ihti- yar bir Zenciye verilecektir. Fakat | hemen kusuverdi!. aranmış, taranmış, bu ihtiyar Bu kusuntuyu * & Zenci bir türlü bulunamamış, niha-| mânaşa almayın.. tıpkı yet uzu) bir ar 5: rmadan sonra | küçük devcikler gibi, Ka- Danlel Young ;ektinde takma bir lamış'da insan kustu. U- x sllanda zepci papazlık ettiği | zun ve taş iskelenin lstü, aülüşilaüş, fülkt adam asımı İn- | düşes'er, -markizler, kon- kâr etmek, E'oroy ile hiç müna- | tesler gibi göğüs çizgile- sebeti olmadığını söylemektedir. | rine kadar açık, kolları ayva tüylerine kadar Bir insan 250,000 — dolarlık |.yk' dır)kılçı.'ı bıyınl:ıılp; parayı, ihtiyarlamış olaa bile so- | doldu.. minimiai sepetle- ka; ar mı? Bunun mühim bir | rin yarıklarından soğan sebebi olsa gerek! başları sarkıyor, yalancı ğ dolmaların zeytinyağları, Amerlika polisi aramış taramış, | ,4 yaz sıcağında, iskelenin taşları ve bu gebebi bulup meydana çı- | 4 erine Şıpır, şipir. damlıyor. Kıyi karmış. Meğer Eloroy - bundan | yalova kalabalıklaşıyor. Otobüsl kırk yıl önce bir adamı öldürmüş yavaş yavaş gebe kalıyorlar. Şiş- onun için kaçarak ad değiştirmiş man, geniş. oyuk karınları dolu imiş ve şimdi aslını Jakâr etmesi yor. Kapı' önlerinde kuru yüzlü de bundan İleri geliyormuş. şoför yamaklarının ince sesleri. Amerika zabıtası Eloroyu ara- — Haydi kaplıcalari. Kap- da mürurüu zaman olduğu için | hıcalar!.. ceze çekmiyeceğini binaenaleyh Diye yükseliyor. aslını söyliyerek parayı almaktan Kıyı Yalovaya çıkar çıkmaz çekinmemesi lâzımgeldiğini Iknaa | durup şöyle çoook uzaklardan çalışacaktır. goliyormuş gibi kulağınıza çarpan vızıltıyı dinlemeğe kalkmayın, an- hyamazsınız. Ben de bu vızı!'tının sebebini bir baylı aradım, dur- mi kütüpha- ne var Her pazar Kıyı Yalovanın uzun İskelesine omuz ve- rerek insan kusan vapurlar Mirasım al- maktan çeki 4 nen adam Akayın obur Kalamışı kıyı Yalova İskelesine *0- muz verince, körkütük sar- hoşlar gibi böğürdü ve Bir Doktorun Günlük Daar | düm. Gözlerim gökyüzüne gitti: Notlarından - (*) Bir iki tayyare göreceğimi sa- İ niyordum. Halbuki hiç bir vızıltı Sar'a insanı bu kadar çok çekemez.. Yürüdükçe ve kıyı Yalovanın çar- şısına — yaklaştıkça — vızılti. arttı, büyüdü, fakat bir türlü sebebi anlaşılamıyor. Ellerimizde küçük bavulları- mızla lokantalardan birine daldık. Taze bir et kokusu burunlarımızı yakıyordu. Sağda küçük bir oda- cığa benzeyen aözüm yabana mutfakta cızbızlar tütüyor. Bir masaya olurur oturmaz, birden- bire olduğum yerde dondum, kalktım: Fesübhanallah!. Fesübhanallah!. Elimi kaldırdım, tahta masa- nın Üstünden: “Buuvvvl.,, Bir sinek bulutu kalktı ve tekrar kondu. Elimi Geçe€ülerde bana bir hasta getir- mişlerdi. 1- Sık sık baygınlıktan, 2 - Baş ağrısından, 3 - Dil isırma- sından, 4 - Ağzından kanlı köpük geldiğinden bahsediyorlardı. Vak- tile de bir ağaçtan düşmüş başın- daki kemiklerinden bir parçası içeriye çökmüş. Rontgen muayeneni yaptırttım. Ca« mın muayenesinde bu kemik par- hastalığın sukut neticesi husule gelen bir sar'a nöbeti olduğunu ve ilâçlarla (bromürlerle ) eyi olması kabil olmadığını ancak ameliyatla iyileşebileceğini söyledim. Bir ape- ratör ameliyatını yapti, hasta kurtuldu ve sar'adan eser kalımadı. (0 Bu netları kesip saklayınız, yahut bir albüme yapıştınp — kelleksiyon yapı- B Sıkınlı samanınızda buü notlar bir doktler gibi imdadınıza yetişebilir. —— | bir daha salladım. Yine aynı ve zılti: Buuvvvl. Buuuvvvl. Karasinek vızıltısı. Masaya, yemeklere, köf- telere, ekmeğe, tuzluğa, biçağa, t < kaşığa, tabağa, tıpkı, bir tayyare sürüsü gibi vızliıyarak konuyor ve geziniyorlar. Lokantada yemek yiyenlerden biri bağırdı: — Yahu bu ne sinek bu?. Bir tanesinin yanlışlıkla kuyruğunu bastım. Bana şöyle başını çevirip öyle bir hiddetle baktı ki, sormal. * Kıyı Yalavanın sokaklarını ge- ziyorduk. yaz güneşi, taze buğular- Uzaklaşan Akaydan Yalova kıyılarının görünüşü la kaldırım taşları ürerine düşüyor. Sıtka, badi badi yürüyen köpekler, mini mini tüysaüz tavuklar rehavetle geziniyor, köşelere kaçışıyorlar.. akşamdan yağmur yağmış ola- cak.. bütün taşlar aydın aydın ve bem beyaz.. tahta evlerin sık kafeslerinde renkli yemenili baş- | Kınalı Kız Mayhoş, Mayhoş Güldü: — Abam Gelin Oldu Da, Bana Kına Kodu!. Anam Izin Verirse, Ben De Niden Gelin Ol. 'Maami.. Kıyı Yalova- nın İki Şeyi Meşhur: Ka- ra Sinekleri İle Karabi- BZ lar dalgalanıyor. Bir evin önünden geçerken, çocuklar küçük bir arsada oyun oyniyorlardı. Durup — söyrettik. parmakları ve avuç içleri kınalı, sekiz örgülü, mavi entarili, takun- yalı bir kızcağız, çocukları sıra sıra dizmiş, çıplak ayaklı, yanık yüzlü bir çocuğun e'lerinden tu- tarak, onları birer birer altların- dan geçiriyordu. Çocuklar ikisinin de önüne gelince duruyorlar: Aç kapıyı beerirgâaan başı Diye bağrışıp çığrışıyorlar. Kınalı kızla Faruk çocükk, tiz bir sesle: Kapı hakkı nese verirsin, necee versin?. Diye soruyorlardı. Kınalı kız bizi görünce durdu, mayhoş, mayhoş güldü. Yanına yaklaşarak elini tuttum. — Bu kınaları sana kim yaktı kızım?. — Abam yaktı!. Abam ge'in oldu da kodul. — Sen de gelin olacak mısın bakalım?. — Anam izin verirse, niden olmam?.. Sık kafesli, küçük pencere- lerden kısık gülüşmeler başladı. Ince bir kadın sesi fisildyördü. — Gülsüm gismet çıktı giz, Istanbuldan görücü geldi!.. * Kıyı Yalovanın iç sokak'arı gündüzleri, — köstebek — yuva'arı gibi sersiz. oluyor. Hele böyle ıslak günlerde.. Evlerin kapıları hiç açılmamış gibi örtülü. Pen- cerelerde hayal meyal |M boncuk yemenili kadın başlı CA A Kari Mektubları Karilerin Sorgularına Cevaplarım Malatyada M. Ö, F. A.ye; Söylediğiniz çey çok müşkük dür. Size buraya gelmenizi ta' siye ederek perşan — o'mani istemeyiz. Maamafıh bir isli ile #ıhat ve içtimal mu ven vekâletine, veya — bulunduğun! yçrin hüsusi muhasebesine bi vurunuz, bir netice elde ede! menir muhtemeldir. * Ankara Samanpazarı cad. Ve Yavuzola: Sorgularınızın cevabını di rudan doğruya annenize verl yoruz; Bir çocuk en çok hayv lara düşkündür. Masal çocu, gıdasıdır. Çocuk — masalı — yalar d'nler, üzerinde işlemesi — on zekâsının harekete geldiğine alâ mettir. çocuğa muhakeme, dİ_! şünce, kanaat, ifade ve ınlıd kabiliyetlerini viren bu çeşit masi lar, hikâyelerdir. Çoçuk büyüdi çe, kemal buldukçe, bu masalle artık onu sarmaz, başka şeyli okumıya başlar. Bunun için ç gunuzun bu çeşit yazıları okum! sına mani olmayınız. bile pek az kımıldanıyor. Bahçef çıkırık küyulu, -ihtiyar bir dd ağacı ve geniş taş bir yı.lıl" süslü büyük kapı kanatları ardın? kadar açık bahçede ihtiyar, _”' dar Bir Ca “kaşağılayor, şerki söylüyordu : | Şu Yemende ot biter mi ? İki kardeş çift gider ml ? Ana evde hiç güler mi ? Ihtiyar kaşağı sürdükçe, tom bul bodur at kuyrüğile o k bulut kümesine benziyen sine koğuyor, nallı ayklarile - to, dövüyordu. Bu sırada, çıkrıklı, yalakı, ağaçlı bahçenin ilerisindeki ta evin küçük merdiveninden g bir genç kız başını uzatıverdi. — Buba, Mustafagillerin mandan davarı aldın mı, ne gettin mi ? (getirdin mi olacak| — Genç kız bizl görünce, saçlarının bütün örgülerini havâ' uçururcasına sıçradı. ve kaybı * Kıyı Yalova sokaklarını dikçe, bu manzarada kara & lerle beraber — yediğimiz biberli köfteler karnımızda lanmağa başladı. Hem de ne lanış.. Bir gazoz içelim de Bize arnavut bir. gazozcu di suyu gibi bir gazoz verdi. Si tımızın ekşidiğini görünce fafla yüzümüze baklı : More siz celmemi Istanbuldan morel. Açan diniz Istanbuldan bilirdiniz cağızların Bumondi gazozi oli ğini!. Abe siz ümrünüzde mişs'niz büle bir angi gazot İ* Ne yapalım ?. Para ile * da işittik. Bizim arkadaş P asabidir. Herife çatmıya ka Arnavut sözünde ayak diredi — More celseydin'z Istan dan bilirdiniz. cümle âlem â. iklim menşur gazozi !.. Diyort” Reşit Sinir ve akıl hurtankisrl wül. Dr. ETEM VAssf':, Cağa'oğlu Orhan B. apartumanı T ggi ı:':: I:Sy ı;ı::ı ,.'f.',': sokak Tertif

Bu sayıdan diğer sayfalar: