18 Temmuz 1935 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

18 Temmuz 1935 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Ârsıulusal Şimendifer gısı Şimdiye kadar birçok arsıulusal İ sergi ve panayır" b: :';b._ largyapıldı. Bunla- $ Belçi- | çın — içinde bazi kada seyyar sergiler de görüldü. Hatta Bizim de Karade- Niz - vapurile yaptığımız Seyyar Bergi hatırdadır. Fakat trenle ve | arsıulusal bir sergi yapmak şim- iyekadar kimsenin aklına gelme- | mişti. Geçenlerde küçük mikyasta, Fransızlar böyle bir şımendüfer Sergisi yaptılar; fakat ulusal bir mahiyette kaldı. Bu ilk teşebbüsün verimli ola- Cağını düşünenler çoğaldı ilk olarak arsıulusal bir seyyar şimen düler sergisl tertip edildi. Bu işin olmasında Belçika kralı öçüncü #spolol'un büyük yardımı dokun- Müştur. İlk seyyar trende İştira eden bütün memleketlerin birer Ayrı yeri bulunacaktır. Sergi treni ten hareket edecek Brüksele de Uğrayarak Fransaya geçecektir. Tansanın başlıca şehirlerinde üç dört gün kalacak olan bu seyyar artıulusal sergi oradan Htalyaya gidecektir. İtalyada da dört şehirde cemen dört gün kalacaktır. İtalyadan Sonra serginin yolu Yugoslavya Macaristan, Çekoslovakya Avus- turya ve İsviçreye uğramaktadır. viçreden sonra yeniden Fransa- ya girmekte ve bu defa Alsas ve ren şehirlerinde durmaktadır. Seyyar şimendifer sergisi Alsas enden — Belçikaya Anverse avdet etmektedir. Bu seyyar Gerginin orta ve Garbt Avrupada yapacağı bü tur iki buçuk ay sürecektir. Nis'ten yazıliıyor: Tunus Zey- tinyağı Ofisi kı:ııîıbnndııl:); tin yağları | Janan bir kongre Münasebetile gördüm. Kendisi ünus zeytinyağlarına mahreç ara- makla meşguldür. Maamafih Fram sanın son aldığı kararlar Üzerine nikbin olduğunu söyleyerek: Tunusun zeytinyağı — alıcıları tansa başta olmak Üüzere İtalya ve Ispanyadır. Bilhassa Fransanın Yabancı zeytinyağların 100 kilo- Suna 70 frank gibi ağır bir güm- Tük yesmi koyması Üzerine burar Ya olan ihracatımız külliyetli mik- tarda artmıştır. Bugün için Tu- Dusta zeytinyağı — istihsal fazlalı- Zından mütevellit bir sıkıntı var- Sa da onu, Fransız Hükümetinin Ufak bir kararla ortadan kaldır- Dası kolay olacaktır. Malümdar i Fransa her yıl 300 milyon kile tohum yağı kullanır. Bunun Oida birinin yerine 2zeytinyağı ikame etmek Tunus zeytinyağla- Tam ortaya koyduğu —mesele i | aldırmak için yeter,, demiştir. amenama - VT Z ea GNL D BÜTÜN ÜLKEYİ | BOLAŞAMAZSINIZ EİİTUN ÜLKEYİ HERGÜN DO! S n dönmekte | Sonra 0, uzun, Liej « Brüksel - Gane yolile yino | yeniden iplikler takıyor, boş kar SON POSTA Kıyı Yalova Dalyanlarında.. “Hacı Bu yıl HarmanıPekçeSavurursa,, Kınayı Yakacak Emme, Hüda Bilir !.. Denüz Garuya Değülî Dîğî_Ğısrağa Benzer. Depti Mi Deper, Nistedüğünü Bilme Kıyı Yalovanın en güzel yer- | leri de, kumlu sabile örümcek yavaları gibi kurulan dalyanlar- dır. Uzun sırıklara gerilmiş ağlar, tıpki örümcek ağları gibi içine düşenleri çırpındırıyor. Yeşli boyalı bir balıkçı kahs vesi önünden bu ağlara dalınca biz de yolumuzu kaybettik. Yö- rüdükçe ve kahve rengi, - irili ufaklı mantarlarla — süslü ağlar arasında — dolaştıkça, minl mini âcir, zavallı balıklar gibi çırpım- maya başladık. Bir toprak tüm- gek üzerinde, irl iğnesile ağları tamir eden yanık yüzlü bir ihtiyar güldü: — Çıkamadınız. mı oğullar! Snümüzdeki | eylül gününde Ânvere- Gayrı kaldınız burdal. Nidecegüz şimcik? Ihtiyarın küçük, ufarak leri gülüyordu: — Hey oğul, Tanrının li bunlarla uğraşıyoz! huysuz hay> vanları dutup getiriyoz da Battı- ğimiz malın kıymeatını vermiyo- nuz!. nidecez, bir lokma ekmeğe bunca iş az geliyo.. Ihtiyar — kucağından Kun- duracı bıçağına benzeyen, küçük sapsız bir bıçakla ağların bozuk ve kopmuş ipliklerini kesiyor, kalın iğnesile gör lan yerleri örüyordu. Bizimle Kıyı Yalovada geceden atılan ağ toplanırken zsün Gayri !.. Kıyı Yalovanın dalyanlarında ağ terzileri büsbütün ortaya verdi: Yüce yüce dağların başı Pure pare duman şimdi Sevişmesi hoştur emme Ayrılımamı yaman şimdi İhtiyar başını çevirerek bağırdır — Ülen Mistifa, Kadıköylü giza — vürülalıberi sesin düzgün sürdü bek Sonra bize döndü: — Hacının Mıstıfa gayri çıra gibin yanıyo.. Gasabaya bir buçuk saat ötede bir Kadıköy var. Oğ- lan ordan bağcı Hasanın kızına yandı. Hacı bu yıl harmanı pek- çe savurursa, — kınayı yakacak konuşurken başı hiç kalkmıyordu: | emme.. hüdabilir!.. — Bizim dalyanın bir mus- Kkası var, nah, işte, şu direciğin ucunda.. Parmağile — gösterdiği yerde kuru bir balık başı, bir mavi boncuk, bir de çürümüş sarmısa yardı. — Evelâllah, bunca yıl işimiz uğurlu getti. Bu direk 15 yıl önce bir kez fırlınadan yıkılmıştı, © yıl ba'ık çıkmadı, dalyanın ağ- larını kılınçlar paraladı, balığa çıkan kayıkları deniz aldı, götürdü. Siz inanmazsınız emme, biz alışlık inanıyoz gayri İ.. Eh Beyüm, sığ- nacak neyimiz var .. Ne paramuz ne mülkümüz |.. Kıyı — Yalova dalyanlarında ünler tak$im edilmiştir. Balık” B günü bütün balıkçılar dalyanı boş bırakıp gidiyorlarmış. İş ağ terziliğine düşünce de, böyle hep bir arada &ğ örüyorlarmış. Karşı ağaç dibinde çalışan balıkçılardan biri hafif hafif bir şarkı tutturmuştu. Şarkı evvelâ Posiı nın.ık BİR İLÂN | mirilti halinde çıkıyordu. Sorra yavaş yavaş açıldı ve kendini Yeşil boyalı kahvenin tıknaz ağacı, hafif bir. deniz rüzgürile sallanmıya baş'adı. Hiç gürültü- süz, başları eğik çalışan balıkçı» lar, Kadıköylü kıza vürgun Muş- tafanın şarkısını dinlemekle meş- gol. ihtiyar bile bu şarkıya ken- disini kaptırdı. Hele genç balıkçı: Benim yarim yola bakar Gözlerinden yaşlar akar Deyince dayanamadı urzun bir —'*OfHi,, çekti. Sonra çok bilmiş, çok geçirmiş, çok sevda çekmiş insanlar gibi başını sal- ladı; iğnesini kasketinin arasına soktu. —“Size bir de bizim hayvan- cıldarı anlatam.. Hani tavada bi- girüp afiyetle yidüğünüz belukları nasıl tutuyoz? Gel de bir bize ror. Allahın günü, gecesi demez de- nize açılırız. Kimi baluk var; gün oluncaz çıkmaz, kimi baluk var; geceden korkar, geceleri sanda- hm ucuna çıra yakar, dezize açı: luruz. Kıyıdan uzakta ağları de- n'ze salar, döneriz. Zabah gün ışı- madan,yine kalkar, yanık çıralarla ağlara gideriz. Gece lodos çık- mışsa, tamam gayri.. Ağlara hırçın hayvanlar düşmüştür. Ağlar yine yaralanmıştır. Deniz, de- düğünüz gibin garıya benzemez bayim; dişi gısrağa benzer, depdi mi deper. Ne istedüğünü bilmezsin, Nideceğlinü kesdüremezsün! Gayri suyuna görem gidecesin !.,, Kıyı Yalova — dalyanlarında buruna çarpan koku, balık kö- kusudur. Siz, bunu deniz, yosun kokusu sanmayın. Dipdiri, taptaze, sudan yeni çıkmış körpe ve genç bir balığın kokusu.. Yoksa, bu koku, balıkları, telleri arasına sıkıştırıp hapseden kahverengi ağların kokusu da deguldür? Uzun direklere asılmış, parça parça sarkan ağlarda, — hirçin balıkların kuyruk, sırt darbelerile delinmiş delikler görünlüyor. Kıyı Yalovada göze çarpan en canlı, en çok başkalık veren şey, sahilin kumlarına çekilmiş, | ârl goöndollardır. Evet, gondollar!. Sivri, kalkık burunlarile, şişman enli gövdelerile, öğle — güneşi altında uyuyan bu gondollar, az çok Dördüncü Muradın Emirgân kıyılarında gezdiği üç çifte zev- rakçelere de benriyor. Ihtiyar balıkçı, elindeki ağı dizine yaydı ve iğnesini tekrar kasketi arasına soklu: — Balıkların içinde en hırçını skorpittir. Ağa —düştümü — vay banal.. Deliler gibim dört yana koşar, ağı paralar, gözü kararın- caz da, çırpınıp, döğünmekten gırtı, kuyruğu . Ağı teknoye alıp da, tutmak istersen, elini, parnağımı yarar, tek durmaz, seni de ganlatır!... İhtiyar, iri, nasırlı elindeki çizgileri gösteriyordu: — Nah işte, bunlar hep skor- pit yarası. Emme köpoğlunun çorbası da olur mu olur hanil., Ihtiyar balıkçı sesini kısarak, kıs kısş gülüyordu: — Söz beynim'zde; bu ba'uk bizim köroğluna da çok benzer emme, hırçınlık da yakışır köfte- horalı. Gasımpaşadan — almıştiım tazeyi emme.. Daha da bayatla- madı.. Heh, heh, heh, hekl. Öğle güneşi cltında, yolunu bulup çıktığımız dalyazın bir az ileris'nde gondollarin yazı:dan â derinden bir .. Geceden ların içinde — uyuyurlar. Kırgın güneş Aaltında ne de tatlı bir öğle uykusu.. Reşit Şevket ç uykusuz kalan balıkçılar gonca- | Saşfa 7 —— <n Hangi Mektebe Gireceksiniz ? Çorum Leyli (Küçük Sıhhat Mektebi Bu yıl Çorum leyli küçük sıh- hat mektebi ile Istanbul nihari küçük sıhhet mektebine |*) talebe yazılmasına başlanmıştır. İstekli- lerin şu şartları haiz oluccarı lâ- zımdır: Türkiye cumuriyeti tebeasın- dan olmak, yaşı — 19 dan aşağı, 20 den yukarı olmamak, 20 ya- şından yukası olan askerlik hiz- metile ilişiği olmamak lâzımdır. Lise mezunları bu kayda tabi değildir. Istekliler kendi el yazılariyle yazılmış ve açık adresli bir istida le eylülün birinci gününe bulundukları yerin s&ıhhat ve içti- maf muavenet müdürlükleri va- sıtasile girmek İslediklıri mek- tep müdürlüğüne baş vuzimalıdır. İsteklilerin istidalarına rapte- decekleri vesikalar da şunlardır: Nüfus hüviyet cüzdanı (Aslı veya tasdikli sureti), tam kadrolu hastanelerden alınmış - fotoğraflı sıhhat raporu, şahadetname veya tasdikname, hüsnühal sahibi oldu- ğona dair musaddak bir vesika, 4,5X6 büyüklüğünde üç fotoğraf Çorum leyli küçük sıhhat mekte- bine girecek olan İsteklilerin ay- rıca mektebi bırakmıyacakları, çıkarıldıkları veya çıktıkları tak- dirde kendisine yapılan masrafı ödeyeceklerine dair bir taahhüt- name vermek mecburiyetinde - dirler. (*) İatanbul nihari küçük sıhhat mektebi kayıt ve kabul şartlarını 90 haziran terihli gazetemizde neşrettik. Şerait aynıdır. Okuyucularıma Cevaplarım Kasmpaşada Cemileye; Leyli meccani olarak size Mu- allim mektebini tavsıye ederdik amma, oraya da Ortamektep me- zunlarını alır. En İyisi vaktini bek- lemek, Maarif Vekâletinin aça- cağı Leyli meccani Ortamektep, lise imtihanlarına girmektir. Bu hususta daha fazla malumatı 10 temmuz tarihli gazetemizde bu- lacaksınız. * Balıkesirde Istasyon Cad. No. öde Büreyya Sıtkıya : — Kayıt ve kabul şartlarını sorduğunuz mektepler hakkında gazetemizde tafsilât çıkmıştır. Bu tafsilâtların ayrı ayrı tarihlerini yazıyoruz, siz bunları bu'durup okuyunuz : Istanbul San'at Mektebi 14, Nafia Fen Mektebi 2, Orta Or- man Mektebi 19, Yüksek Deniz Ticaret Mektebi 27, Deniz Lisesi 13 Hazir nda, Askeri Ortamek- tep te 9 Temmuzda çıkmışlır. sesarenesı 1 — Gazetenin esas yazısile bir sütunun ikl satırı bir (santim) sayıtır. 2— Sayjasına göre bir santi- min ilân fiatı şunlardır: sayfa |sayfa |sayla 2 3 |» S jserler 200 1000 60 3—,Bir — santimde vasati (8) kelime — vardır. 4—İnce ve kelin yazılar tatacakları — yere sünlimle ölçülür.

Bu sayıdan diğer sayfalar: