29 Haziran 1940 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5

29 Haziran 1940 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SON POSTA evletler için değişen şartlara uymak zaruridir ahislar gibi milletler ve hükümete” için de daima değişen şartlara W mak ihtiyaç ve mecburiyetleri vardır Y şartları bazan hâdiselerin tabiğ cereyen “€ inkizafları yaratır; bazan kuvvetler <#bi© der, Fakat, ne olursa olsun ve işter ef” içinde bulunulan hal ve şartları sürmtle KOY uyarak onlar en uygun tedbirleri ip düdsüz almak. geleceği evvelden E* ona göre hazırlanmak kadar, kiyasetti” Fransa, meğlâb olduktan şartlara uymağı kendi varlığı # selâmet yolu telâkki etmiştir. ek ki onun İngiltere ile bir meka” dı ve bu mukavele her iki devi eye in mutlak ub ve iter da 8x veya gol gız kuv © Fran: ber v9 Ş var den mütareke ve sulh akdi diyordu. « Filvaki bu mukavel manasına göre Fransa ister harab ve perişan olsun, orts bir Fransız toprağı veya bir, veti kaldıkça onun müttefikile nuna kadar çabalaması lâzım gel amin, “Fakat Fransa yalnız mağlâh gibi ayni zamanda, dün de Yazi dece - müttefiki İngilterenin harbi, içem Bahu - Binden bütün ümüdleri a Ameri- sus, o kadar söylen ve güveni tahak- ka yardımının İde ga- kak ettikten sonra. Şu VEYA m ei İebe ve zafer ümidi Fransayı tah- balamakta ve Frapszlat! Yen vi. dürün - < eme e al yesmi ve meşru lüğü anka aağlöbiyeti kabul ede- Fransız bükün nağı, sonu belli cim rek ya kanaatine göre Fransayı. ve| yan ve KE laha büyük harabiyet ve feli-| Yi sevketmekten başka bir şeye yara- etlere se micadeleye devam etmek - maya makul ve mantıki bulesuştur. "yön de arzetmiştim ki, Fransa hükümeti be devam mi etmeliydi, yoksa onun har hareket tarrı daha mi doğru ol - sürur) meselesi hakkında kat! bir hü — yay ebilmek için lâzım olan sculimat ve hakikatlere vâkıf ve malik değiliz. O - icin bu meseleyi. bir bükme bağlamak makandile kurcalamıyoruz. Bizim gerek dünkü ve gerek buzünkü yazılarda takib etiğimiz gaye milletlerin de şahıslar gibi yeni sartlara uymak mecburiyetinde kala - bileceklerini anlatmaktan ibarettir. İki gün evvelki gözeteler ulsviçre yeni şartlara intibak etmelidir, ve «Sovyet Rus- yada iş saatleri arttınlıyoru gibi başlıklar altında bir takım alâmet veriyorlardı. Bunlar da milletlerin şahıslar gibi yeni sart- lara uymak O mecburiyetinde (olduklarını gösteren bazı emarelerden başka bir şey | © ee iesel bl Emekli general | H. Emir Erkilet «Son Posta» nın askeri mubarriri Nİ mun da terketmesini Romanyadan, 24 saat mühletli bir ültimatomla, istemiş ve Ro - manyanın hem kralı ve bem de tek parti şefi, yani diktatörü, Karol O Romanyanın içine düşmüş olduğu yeni şartları süratle kavramak neticesi olarak, Rus ülümato - şmunu kabul etmiştir. İsviçre hükümetinin 25 Haziran öğleden i-İsonra İsviçre halkının konuştukları üç dille weşrettiği beyannamede, ibretli olduklan kadar içinde bulunduğumuz Ozaman için hakimane olan, şu cümlelere rastlarız! ols- viçre milleti kendini hayallerle avutmama- hıdır. Hali güç ve çetin bir istikbal takib eder. Geçmişin itiyadlarına dönmek bahis mevzuu olmıyacaktır. Almanya - Fransa ve İtalya - Fransa mütarekeleri, hiç süphesiz İsviçre ordumunun kısım kısım terhisini in - ta çedeceklerdir.n “Avrupa kalkınmayı düşünmeden evvel yeni bir müvazene bulmıya çalısacaktır. Bu müvazene, şüphesiz, cakı Avrupa imüvaze- nesinden çok başka esmalar üzerine daya - pan bir müvazene olacaktır. ... modası geçmiş Formüller haricinde faaliyetlerin ge- nişletilmeleri lâzım gelecektir. İsviçrenin, ik usadiyatını ve dış ticaretini yeni şartlara intibak ettirmesi lâzım gelecektir. Yani bir yıl evvel, iktihamı irukânsiz telâkki edilen müşkülâtın bertaraf edilmesi bahis mev « zoudur. Uzun uzadıya münakaşa edeme - den ehemmiyetli kazaslar alımka lâzımdır.» vİsviçre hükümeti, dahili bir rönesans zamanının geldiğine hükmetmektedir. Her- kes yeni şartlara intbak etmelidir. Düsün- mek, istihsal etmek, vermek ve münakaşn etmemek mevzuubahatir.» «Mes'uliyetini müdrik olan hükümet da- hilde ve hariçte vazifesini yapacaktır. Hü- kömet, vatandasların kendisini rehber ta - nımaları için onlara müracaat eder. Bu rehber faaliyetinden dolayı her zaman iza- bat vemşyecektir...» Bu beyannamede bir nevi faşizm, bir pârça nasyonal sosyelizm, bir miktar da diktatörlük havası esmektedir. Şimdiye ka- dar en geniş ademi merkeziyet prensiplerile idare olunan dünya: ür, en serbest ve federal bir mille ler, yeni çast » lara intibak etmek için, münakaşa çalışmağa davet olunuyorlar. ğin, “enternasyonalızmin, o milliyetsizliğin, vatansızlığın ve nihayet az çalışmanın ko- değildirler, Dün de öğrendik ki Sovyet Rusya yalnız Besarabyanın iadesini değil, ayni zamanda Büyük Harbden sonra Romanyaya verilmiş olan, eski Avusturya - Macaristan impara- torluğunun Bukovina vilâyetinin şimal kış- esini görür l mel bir kumaş vazifesini #9. Yalz ko talon hepsi bu örgüden örÜlÜN düz ÖN kapaklarile, devrik, yuvarlak Yİ iz veya güden yapılır. Pantalonun belin termyüz örgü bir sentür geçin” Her kadın bilmelidir eeeleyi Soğuktan morlaşan burunları Eide 20 #ram aleool canıphr& ve 20 gram slime salicvligue'den yapılmış bir losyanla Sıcaktan kızaran burunlara, gene ye” “leyin. $u ilâçla süzehelidir: 15 gr, giyerim “15 gr. tale, 15 gr.toxyde de zinc, 3 #" icheyol, 50 gr. onu distillde; Se de de ocak su ia ayak bapyorl pek iYi gelir, ca bir memleketi bütün o geniş varlıkları, orduları ve şanlı terihile birlikte ne halelsının amelelerini 10-12 saat çalıştırdığını | suzi koyabileceğini gösteren, Fransadan daha açık ve daha açıklı bir misal aramak lâ » zim mıdır?! İşte İsviçre hükümeti, birkaç haftadanberi yambaşmda oynanan «Son Posta» mın edebi tefrikası: İ Seyahatinizde size refakat ettiği mi istiyor musunuz? Zavahiri kurtarmak bakımından fena olmaz! Halük bilâihtyar güldü: — saa gelmek isti- yorsunuz irde kal bir düzüye köyleri dolaşacağımı Vet bilir nasıl bir mmo geçireceğimi düşünmüyor mu» sunuz — Sözlerinize bakılırıa | seyahatiniz uzun sürecek. hazı, Oldukça... Bunun sizce bir © rr "> isin e yok... Birdenbire pek — Bazı noktalarda: i de bu ay- ik ii iin hayal arak > Hayırlı mı? Maksadımızı iyi söla- “miyorum, , Ba son cümleyi söylerken yüzüne acı bir mana düşmüştü. O sabahki güzel ve Tes'ud saatler, aralarındaki temiz arka- daslik demek: bird ee mini? Neden Handandan bahsetmiş, 0- — Mi © zalim kadın batirlatmıstı? bu am ana a müreccah olmaz mıydı? di — — cok arayacağım Halâk. ZE Beg kine ettiğim halde mi? Kocan Bicin ediyorsunuz? sakalli gi ke > yir, beni rahatsız etmiyorsu- O dakiknda, güya büsbütün karıştırmak ğe imi bi, yemek odasının kapısı ri gile | Laz Da uh li i Orada Zeyneble Halt receğini i Ü snin. etmesin, eadacö NE tee tet vesleile Zeyneble son bir defa arzusunu yenemediği Me akmıştı. AR süktü; fa. wn arkası kapıya dö Vane hâsıl olan değişiklik nazan e karısık vaziyeti ayak seslerini mütenkib GARİB Bİ ve müthiş dramın derslerinden #bret falmak istiyerek, İsviçre milleshın yeni şartlara üy- masini teklif ve tebliğ etmektedir. Diğer yandan 26 Haziran tarihli Tass ajansı, Sovyetler Birliği sendikaları mer - kezi konseyinin bütün ameleye, mühen - dislere, teknisyenlere, memurlara ve bü - tün sendika azasına hitaben neşrettiği bir beyanname ile gündelik iş saatlerini ur mi surette sekize ihlAZ etmeği teklit ettiği- #i haber veriyor, Bezi müesseselerde 6 ve bazılarında 7 mat olan mesainin o Sovyet Rusyada birer saat arttırılması, haddi za » tında bolşevizm inkılâbının esaslarile tea- rüz etmekte olduğundan ehemmiyetli bi. büdize sayılabilir. Fakat daha ehemmiyetli olan şey mesai santinin arttırılmasını haklı göslermek için sendika konseyi tarafından serdolunan mucib sebeblerdir. Bunların hü- İüsası şudur; | alatismarcı kapitalist memleketlerde a - mele 10-12 saat, hattâ daha fazla çalıştı - rılmakta ve Pazar va bayram tatilleri kal - dırılmaktadır. Böyle topyekün bir aske » rileştirme yolu ile emperyalist devletler & ikonomisi her nevi istihsali muazzam suret- İrette arttırmıştır. Bn swretle harb tehlikesi İ memleketimiz için artmıştır. Enternasyonal İvaziyet birçok beklenmiyenlerle doludur. IBu şartlarda memleketimiz müdafaa kuv - vetini ve ekonomik kuvvetini daha ziyade arttırmak zaruretindedir, Memleketimiz si- lâh ve diğer lüzumlu syn istihsalinde, ke- pitalist memleketlerde daha az hazırkklı olamaz. Her suretle biitün imtihanlara hazır olabilmek için kuvvetlerimizi fazlalaştır - mak mecburiyetindeyiz. Gerek ekonomü vs gerek askerlik bakımından daha çok kuv- vetli bir memleket olmamız lâzımdır... Bize daha ziyade maden, kömür ve petrol, da- ha ziyade uçak, tank, top ve mermi, daha ziyade lokomotif, vagon. makine, otome- bil... lâzımdır. Vatanım müdafan kuvveti - nin fazlalaşması için Sovyetler Birliği a « İmele sınıfının Kizumlu fedakârlıklara kat - lanması lâzımdır... İlh...» Sovyetler Birliği hükümeti ve yüksek Sovyet meclini viyasdi divanı ba teklifleri kabul ettiklerinden bir emri vaki olmuş - lardır. Esbabı mueibe hir daha ve dikkatle gözden geçirilirse anlamlır ki Sovyetler Bi: «harb tehlikesis nin Rusya için a n ve Rusyanın «silâh ve diğer ! ğını zumlu eşya istihsalinde kapitalist memle « ketlerden daha az hazırlıklın o olmasından endişededir. O, ebütün imtihanlara hazır olmak» ve bunun için adaha ziyade ma - den, kömür, petrol, uçak, tank, top, mı mi, otomobil» ilh... yapmak mecburiyetini duymaktadır. Fakat esbabı mucibe lâyiha- ve Pazar ve bayram iddia ettiği em) hangileridir? tatillerini kaldırdığını devletler araba Nakleden: Muazzes Tahsin Berkand katini celbettiğinden başını çevirdi. İz- zetin bozuk yüzünü, kızarmış gözlerini gördü. Tekrar karısına baktığı vakit ©- nun yanakları kıpkırmızı idi. Beceriksiz İzzet, vaziyeti büsbütün müşkülleştirmek içinmiş gibi, tabil bir tavırla yaklaşıp kendilerini o selâmliya- cak yerde, iki saniye bir heykel gibi duvarın dibinde durduktan sonra bir söz söylemeden kapıyı öfke ile kapayıp ko- şa koşa merdivenleri indi. Onun bahçede uzaklaşan ayak sesle- rini dinledikleri müddetçe karı koca bir- birlerine hitab etmediler. Zeyneb Halâ- kun konuşmasını bekliyordu, halbuki o, sundan bundan bahsetmeğe basladı. Ge- çen hâdiseyi mühimsememsi gibiydi. Fa- kat biraz sonra veda için karısının elini tuttuğu vakit heyecanlı bir sesle: — Yüzüme bakınız Zeyneb! dedi. Genç kız başını kaldırdı. Nazsrları irinin içine geçti. — Biraz evvel rasadhane volunda i- ken bana birkaç hafta evvel bir gece ha- zırladığımız plândan bahsederken, © za- man bu plânın ehemmiyetini takdir ede- cek halde olmadığlnız:, bunu şimdi an- Tadığınızı söylemiştiniz. Zeyneb, bu müddet zarfında aşkın ne demek oldu- ğunu mu anladınız? Zeynebin yüzü tekrar kızardı, başını yana çevirdi. — Bana bu suali sormamanızı rica e- e yn ep — Niçin Zeynel Farız. mayı hatırlayınız! Benim de kendi hattı hareketimi tayin etneğe hakkım yok mu? Görüyorsunuz ya şaka etmiyorum. Sizden cevab beklemekte haklı değil Dene size Halâk, bunu bana yorma ta Zayaeb, satlaka bana cevab vermelisiniz! N Genç kizin gözleri yaşla doldu: — Berar etmeyiniz... Benim size her veyi açıkça söylediğimi biliyorsunuz Ha- bi Hâdiseler | Karşısında BİRA KAÇA velâ konukomşudan duydum, daha sonra gazetelerde okudum. Daha sonra bizzat kendim şahidi oldum: işesi vergileri dahil olduğu hi kuruş fiata satılması icab ederken, bira bayileri bir şişe için yirmi bir kuruş istiyorlar: — Neye yirmi bir kuruş? Diyenlere cevab veriyorlar: — Gerçi biranın şişesi yirmi o kuruştur amma, biz birayı soğutuyoruz. Soğutma dolabının sermayesini hesaba katmasak ta kilovatlarla cereyan sarfediliyor. Bir şişe bira başına bir kuruş alıyorsak bu para çek mu sanki! Evvelâ konukomşudan duydum, sonra gazeetlerde okudum. daha sonra da bizzat kendim o tarzda di — Bira soğuk olursa içmek, çiy tavuk yemek kai olur. Nasıl lokantacı müşterilerine: tabek içinde gi tavuk veremezse, bira satan bayi de, müşterilerine cak bira veremez. .. Madmeki biranın şişesi yirmi kuruş- tur ve gene mademki sıcak bira satılamaz, bira bayii soğuk biranın şisesini yirmi ku- ruştan satmak mecburiyetindedir. Canım bira istemişti. — Gider. bir bira bayinden iki şişe s0- ğuk bira alır, evime getiririm, şişesine de yirmi kuruştan fazla vermem. Dedim. Evimden çıktım. Yürürken ken- di kendime soruyordum: — Ya şişesine yirmi bir kuruş isterse? daha İ Sualime cevab veriyordum: — Vermem. Müstear adının ilk harfleri D. R. dır. derdi de pek basit. Diyo il — wBen dinen Museviyim. Sevdiğim erkek ise Türktür, Evleneceğiz, ailesi mem nuniyetle razı, Fakat benimki biraz an'ane perest, şiddetle muhalefet ediyor ve ben İ korkuyorum. Vaksâ şimdi beni seviyor. Fa kat sonra vazgeçerse ne olurum? Ne yap - malıyım dersiniz?» * İşte bir sual ki, benim ötedenberi mü - dalaa etmekte olduğum prensibe uyarak tek kelime ile cevabını vermek kolaydır. Vazgeçiniz, iki ayn ika mensub olan arasında yapılan evlenmeler ekseriya iyi netice » diyebilirim, fakat hu- : ünferid bir vak'ayı yank iye nek İzak edince biraz 301 > görüyorum. - vak'ayı incelemek hakla karşılaştığını lük... Çok üstüme düşerseniz söyleme- ğe mecbur kalacağım. — Fakat söylemek istemiyorsunuz öyle mi? — Hayır... kabil değil? Halüka, kendisini sevdiğini söyleme- ğe nasil cesaret edebilirdi! Genç adam osun geçirmekte olduğu buhranın mahi- yetini anlamadan kaşların: çatmiştı. — Pekâlâ, mrar etmiyorum Zeyneb. Essen buna lüzum da bilmek is- tediğim şeyi öğrendim. Şimdi gidebilirim ". Bunu yapamıyacağım.. ille banal köşkün kapısına ka- dar gelmişlerdi. — Allaha ısmarladık Zeyneb. — Hemen mi gidiyorsunuz? Bu sa- İçer diya korktum: bi sie ver. GONÜLİŞLERİ Bir Musevi genc kız soruyor İ | », bulkıza ne diyeyim? Talih, tesadüf, kı in karakteri “İkabil sözü Biz dükkânın önünde durmustuşmiş — Sizde soğuk bira var mı? —Otuz iki dişe trampet çaldırıyor, — Yanlış salamış olacaksınız. bira var mı demiştim. — Ben anlamasına anladım. Olm 2 G- lor mu, hem de çifte soğumuşu? b Çifte kavrulmuş tabirini bilirdim amima, şifte soğumuşu yeni duyuyordum. 2 Çile çoğumuz mu?) — Evet bayım, bir kete soğuttum, dı. Bir kere daha soğuttum, ısındı. Bir Ee daha soğuttum, İsındı. Bir kere daha 40- ğuttum... Cümleyi tekrarlamakta devam edecek» ti, Kisa kesmek için: — Şişesi kaça? dedim. ; — Yirmi bir kuruş. Bir kuruşu soğutma parasi, — Neye yirmi kuruş değil de yirmi bir kuruş, Demedim. Çünkü bu bir kuruş soğutma parası bana çok az görünmüştü. Çünkü o, birayı bir kere soğutmuştu. Bira isininca tekrar soğutmuştu, tekrar ısınınca gene tekrar soğutmuştu. Belki on defa, belki da yirmi defa soğutmuştu. Bütün bu soğutma» İnra karşılık ancak şişede bir kuruş fark iş tiyordu. Ya her soğutma için bir kuruş zammetse, biranın şişesini yirmi bir kuruşa değil, kırk kuruşa bile alamazdım. wim düşündüklerim onun da aklına gelir, yirmi bir. kuruştan vermekten vazgex — Al, dedim, su kırk iki kuruşu, çabulğ vmel 04 dlüsi N FX N kından tanıdığım iki ailenin çocukları gek di. Her ikisi de birer musevi kızile evlen mişlerdir. ” Birincisinin iki çocuğu oldu. o Anseleri çok iyi tahsil görmüş bir kadındı, Fransız- ca, Almanca biliyordu. Çocuklarını ne iyi büyüttü, Ne kadar da mes'uddu, Şiveyli” tamamen kaybederek, mükemmel türkçe; öğrenmişti, Muhitine intbak etmişti. Son. senelerde İstanbuldan ayrıldılar. Tahmin e- derim ki, ePan mes'uddurlar, Buna mukabil ikincisi tamamen bed « baht oldu, erkeğin aşki geçici idi, Bir det sönra GE; Bu, öyle ie tai neticelendi ki, bu sütunlarda || telerrü girişmek istemem. Şimdi fikrimi soran bilgisi ve sevdiği erkeğin yeceye kadar yardımcısı olacak? değildir. O halde? İşte Bazı Eskimo âdetleri Eskimolar, hiç ER bir zaman teşek- kür etmezler, Ön- larca bir kimsenin bir diğerine yaptı- ğı bir iyiliği te şekkürle gidermek ayıb ve çirkindir. İyilik mukabilinde teşekkür etmek değil, iyilik yapmak borçtur. » Gene Eskimolarda bir âdet vatdır. erkek ava gittiği zaman 5 erkeğin kan erkek avdan dömünceye kadar hiç seyle konuşmaz, av birkaç gün sürse b kadın birkaç gün hiç konuşmadan vakiğ geçirir, di Acaba kaç yaşında ? atte vapur yok. Meşhur İngiliz — Burada bir arkadasa uğrayıp dört Ü kaptanı (o Coak'ın vapurile Bebeğe geçeceğim. bundan 160 sene e Sanada cayalarmız: hazırladı” Ü eusei © Londraya vız ya e) getirmiş o olduğu — Treniniz yarın kaçta hareket edi. | kaplumbağa elin di yor? — Tren mi? Ben tayyare ile gide- ceğim. Zeynebin etrafı birdenbire karardı. — Yanın akşam Halebde bulunmağa mecburum, Annem birkaç gin evvel bir mektub göndermiş, o kâğıd avukatın 6- line varmadan evvel benim orada bü- lunmaklığım İızımdır. — Hakkınız var... Fakat kolunuz! — Tayyareyi ben idare edecek de- ilim. Yolcu tayyaresile gideceğim, — Hiç tehlike yok mu Halük? Bu »usli sorarken kalbi göğsünden fırlıyacakımış gibi çarpıyordu: fakat ke- cası bunun farkında olmadı, lâkayd bir tavırla oruz silkerek sadece: — Alaka wmarladık! dedi. (örkası var) sağdır. Kaptan bu kaplumbağayı Tanga adasından gel tir. Kaptana kaplumbağayı veren. , hâkimi, bu kaplumbağanın büyük bab tarafından tutulmuş olduğunu miştir, * Eski ve yeni birbi Eski Roma ara- irinin ayni balarında o teker. er > lekler o arasındaki 7 e mesafe altı kadem, şekiz buçuk par. maklı. Bugün İn- gilteredeki bütün twen hatlarının ray aralarındaki 3»

Bu sayıdan diğer sayfalar: