6 Ağustos 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4

6 Ağustos 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

No. 102 Aziz Hüdayi AKDEMİR Bir Ip Veya Iplik Üzerinde Birleri, Onları, Yüzleri Anlatmak Nasıl Mümkündür? denemeler bu ihtiyacı pek acı surette göstermişti. Rusyaya bom de iyi zabitlerden seçil- zış, birkaç casus teşebbüsü yaptılar ve gördüler ki ordu zabitleri büyük kıtaların yürüyüş, oturuş ve muha- rebe sıralarında ne kadar bir saha işgal edeceğini bile tahminden âciz- dirler. Yabancı orduların kuruluşla- rı hakkında hiçbir bilgileri yoktur. Casuslar raporlarını gönderiyor, £ kat düşman tarafından kendilerinin sezilip sezilmediğini, raporların on- lar tarafından açılıp açılmadığını a- raştıramıyorlardı. Harpten © evvel Rusyaya gönderilen iki zabit daha işe başlamadan yakalanmıştı. Bu durum ve vakalar bir casus mektebi- nin ne kadar gerekli olduğunu gös- termişti, Karargâhlarda öğretme büroları açıldı. Büyük manevralarda istihba- rat tatbikatı yaptırıldı. Karargâhla- ra, yetiştirilmiş birer istihbarat za- biti verildi. Emirlerin tertip ve icrası sırala rında casvaların ne suretle İstifade gittikleri meydana çıkarıldı. Konak- larda, mola yerlerinde ve muharebe da casuslardan sakınma ted - birlerinin ihmal edildiği görüldü. Bu maksatla sahra jandarması veya sahra emniyet kıtaları, karargâh mu hafızları teşkil olundu. Posta o ve kurbelerin muhafazası, tellerin mu- hafaza ve kontrolü, nakliye | vasıta- larının ve harp müesseseleri. tuza uğramamaları için tedbiler dü- şünüldü. Bu işler düşünülür ve tat- bik edilirken haln ve casuslara da tesadüf edildi ve tutuldu. General Urbonski'nin son sözü şu 'Casus mektepleri ne kadar mü- kemmel ve İhtiyaca uygun olursa muvaffakiyet o kadar büyük olur, Büyük manevralarda korunma ve saldırım istihbaratının o tatbiklerine ehemmiyet verilmesini pek lüzumlu görürüm, Casus mekteplerinin bir kötülüği vazsa o da orada yetişenlerin biribi- rini tanımasıdır. Bazı yazılarda Rus larm buna mâni olmak için ajanları ayrı ayrı localarda okuttukları, her casusun kabiliyetini anlamak için kolaydan güçe ve tehlikesizden kor- kuluya doğru gitmek üzere mektep direktörü tarafından denemeler ya- pıldığı anlatılmaktadır. Bu, ne de- receye kadar doğru ve yapılması mümkündür? bilmiyorum. Esasen her casus ve ajan kendisini kulla- nacak olan adam veya daireden (1) böyle bir bilgi ve öğüt almaktadır. Rus mekteplerinde casuslara ve- rilen ders ve örneklerden bu sayıfa- lara bir iki resim koyduk. Daha yu» karlarda birer ikişer koyduğumuz örneklerde casusların kendiliklerin- | den buldukları veya mekteplerde öğ rendikleri hileleri (2) göstermekte- dir. Rus mektepleri bahsinde düşman | içine gönderilecek bir casusa veri- len şöyle bir bilgiye de tesadüf et tim: “Bir ip veya iplik üzerine aralık- ları bir olmak (Üzere &ç büyük dü- ğüm, bunların arasına da küçük dü- gümler yaparsın. Bu düğümler bir- ler, onlar, yüzler hanelerini göste rir. Yüzler hanesi birinci ile ikinci düğüm arasma, onlar hanesi ikinci ile üçüncü ve birler hanesi üçüncü düğüm gerisine konur... Casus hileleri açılmışken Büyük Harpte elimize geçen bir iki örnek daha vereyim: Ben o zaman sansörde idim. İngi- liz esirlerine öteden beriden gelen birçok hediyeler arasında iskambil kâğıtları ve lügat kitapları da bulu- nuyordu. Sargılâr ve sarılı olanlar her türlü kontrolden geçirildiği hal- de bir şey çıkmıyor ve yerlerine ve- riliyordu. Yalnız iskambil kâğıtları muntazam deste halinde iken yan taraflarında renkli birtakım nokta - Jar görülüyordu ki bunları süs olsun diye yapılmış sanıyorduk. Ha kikatte ise bunlar mükemmel Obir sifre idi. Deneyiniz. Meselâ kupa, karo, ispati, pika kâğıtlarını birli, dağlı, kız, oğlan, onlu, dokuzlu... Si- rasile dizip deste yaptıktan sonra kenarıma şifrenizi ve yahut açrkça, “İsmet İnönü Erzuruma gitti, diye yazmız, destenizi (karıştırınız. Gö- receksiniz ki bu yazı kâğıtların ke- narlarma dağılmış birer noktad. ibaret kalacaktır. Bunların yazı ol. ması, tekrar ayni pr ve istife gir. mesine bardır Ki bu da ancak kâ- gıdı gönücr:n ve alan arasında bi- İinen bir şeydir. Lügatle muhabere işini Büyük Harpte Alman istihbaratı bulmuş re bize bildirmişti; simdi bir esir - —— ei ini e. Büyük harpte Fransız casus güvercinleri Alman cephesi geri- ' sinde çok büyük hizmetler yaptılar den ail okuya! Selâm kelâmdan sonra bir sıra dü- şürerek iki, üç yerde meselâ 1915, 949, 1873 rakamlarını yazmıştır. Bun lar tarihten bahsederken ve yahut bir hesap verirken konmuş ralk: lardır. Şüphelenecek hiçbir tarafı yoktur. Fakat muhabere edenlerin ellerinde ayni müellifin ayni lügati vardır. Bu lügat, faraza (2000) 82“ yıfalıdır. Mektubu yazan daima son rakkamı lügatin bulunduğu satır sa- yısına ve ondan önceki gibi rakkam- ları da lügatin sayfasına göre koy- muştur. Bu hesapça yukarda yazdı. ğımız rakkamlardan 1015: 191 i sayfanın beşinci lügati, 949, 94 üncü sayfanın dokuzuncu lügati demek » tir. Mektubu alan adam bu lügatle- ri bulunca kıta isimlerine. hareket- lerine, numaralarma dair bilgiler bu İur ve çıkarır. Yarişanlar arrirmia böyle biz Kügat hilesi olduğunu bif- miyen kontr espionaj memurları için ne yazılmış bir mektubu İ bulunması güç bir Yine Büyük Harpte idi ki Alman istihbaratı bir esir tarafından yazıl mış bir kart postal yakalamış ve bi- ze göndermişti. Kart Postal esirlerin bulunduğu garnizonu göstermekte, ağaçlar ve yeşillikler içinde gürel bir yer ok duğu ve rahat yaşadıkları yazılmak» ta idi. Fakat çizilen otlara ve yap- raklara dikkatlice bakılmez “Hin- deniburg ayın beşinde o Romanya il cephesine hareket etti, kunuyordu. Dudak şifresi Câsus mekteplerinde öğretildiğini bir yerde okuduğum bir vak'a daha var ki, garip olduğu kadar önemlidir. Mümkün değil gibi göründüğü halde ciddi ve doğru yazan bir kalemden | çıktığı için buraya eklenmesi faydalı olacaktır. Hatırımda kaldığına göre şöyledir : Rusya'ya girmek istiyen iki casus, yarıları ©- yak'a İ galiba Riga'da, bir gazinoda buluşu- yorlar. Gidecekleri yerde kiminle ve nasıl görüşeceklerini müzakere edi- yorlar, Bunlardan birkaç masa ötede bir! kadın oturmakta ve bunlara bakmak- tadır. Casuslar bu kadından şüphe - lenmekle beraber yavaş konuştukları ve Kadınım. işitmesine, ihtimal verme. dikleri için sözlerine devam ediyorlar. Konuşma bitince kadın gârsonla ka- ber göndererek bunlardan birini ma- sasına davet ediyor. Şunu unutmadan sö: suslardan biri bir İ: iz zabiti, öteki Rus'tur. Vak'a Büyük Harbin sonla- rında ve Bolşevik devriminin başlan» gıçlarındadır. İngiliz casusu kadının masasma gi- diyor, (Arkası var) iyeyim ki, ca- (1) Commettant 2 mi mmm - Beyoğlu sulh mahkemesi baş yaz- ganlığından : i — Mareşal Fevzi Çakmak ile Ne- bahat, Emine, Adnan, Müfide ve Şah- ver varisleri Hayri ve Fethinin mü- tasarrıf oldukları sekiz yüz seksen yedi lira 4 kuruş muhammen kıymet- li Cihangirde Cihangir caddesinde 70 numaralı arsa temamı şuyuun İ- zalesi için açık arttırmaya konuldu. ğundan 9-9.935 tarihine müsadif pa- zartesi günü saat 15 den 16 ya kadar Beyoğlu Sulh mahkemesi başyazgan- Uğınca müzayede İle satılacak Arttırma bedeli muhammen kıymetin yüzde yetmi ş beşini bulursa o gün ihale edilecekdir. Bulmadığı taktir- de en son arttırmanın teahhüdü baki kalmak şartile ikinci arttırma salı gü- nüne tesadüf €den 24-9.935 günü saat 15 ten 16 ya kadar icra oluna- cak ve en çok arttırana ihale edile- | cekdir. 2 — İhale tarihine kadar bi- rikmiş ve birikecek Maliye, Belediye vergileri vakıf icaresi ve tellâliye müşteriye aittir. 3 — Arttırmaya İş- tirak edecekler muhammen kıymetin yüzde yedi buçuğu nispetinde temi- nat akçası veya Milli bir Bankanın te minat mektubu getirmeleri şarttır. 4 — Arttırma bedeli ihale tarihinden itibaren beş gün zarfında mahkeme kasasına teslim edilecek aksi takdir- de ihale fesih ve farkı fiat ile zarar ve ziyan faiz bilâ hüküm kendisin- den tahsil edileğekdir. o 5 — 2004 numaralı icra ve iflâs kanununun 136 ncı maddesine tevfikan gayri menkül üzerindeki ij sahibi ala- caklılarla diğer lar gayri menkul üzerindeki haklarının, bahu- sus faiz ve masrafa dair olan iddia- larını ispat için ilân tarihinden itiba- ren yirmi gün zarfında evrâkı müs- pitelerile birlikte satış memuruna müracaat etmelidir. Aksi taktirde hakları tapu sicilile sabi olmayanlar satış bedelinin opaylaşmasından ba- —— İFLÂSTA ADİ TASFİYE İLANI İkinci İflâs o Memurluğundan : Merkezi Galatada Bahtiyar hanında ve şubeleri Adana ve Mersin'de bu- lunan ve Pamuk ve o Yağcılıkle meş- ğul bulunmakta olan Pamuk ve Ne- bati Yağlar Sanayii Türk Anonim Şirketinin iflâs 31-7-1935 tarihinde açılıp tasfiyenin adi şekilde yapılma- sına karar verilmiş olduğundan : 1 — Müfliste alacağı olanların ve | istihkak iddiasında bulunanların ala- aklarını ve istihkaklarını Wândan bir ay içinde ikinci iflâs dairesine gelerek kaydettirmeleri ve delillerini (senet ve defter hülâsaları ve saire) asıl veya musaddak suretlerini tevdi eylemeleri, o 2 — Hilâfına hareket cezai mes'uliyeti omüstelzim ölmak müflisin borçlarının aynr müd- inde kendilerini (o ve borçlarını bildirmeleri, 3 — Müflisin mallarını her ne sıfatla olursa olsun ellerinde bulunduranların o mallar üzerindeki hakları mahfuz kalmak şartile bunla” rı aynı mülddet içinde (daire emrine tevdi etmeleri ve etmezlerse makbul mazeretleri bulunmadıkça cezal me- suliyete uğrayacakları ve ruçhan hak Tarımdan mahrum kalacakları. 4 — 15 Ağustos 1935 tarihine müsadif per- şembe günü saat 11 de alacaklılarn ilk içtimaa gelmeleri ve müflis ile müşterek borçlu olanlar ve kefilleri- nin ve borcunu tekeffül oeden sair kimselerin toplanmada o bulunmağa hakları olduğu ilân olunur. (13563) — İ riç kalırlar. 6 — Şartname mahkeme divanbanesinde herkesin görebileceği yere asılmıştır. Fazla tafsilât almak isteyenlerin 935-17 numara ile baş yazganlığa müracaatları ilân olunur, (13580) SAGLIK ÖGÜTLERİ Makarna Vaktile, makarna bize yabancı memleketlerden gelirken bile onu, kıymalı olsun, peynirli olsun, dalma seve seve yerdik. Avrupa makarnası almağa kudretleri yetmiyenler evde kendileri erişte keserek makarna ni- | yetine, yine lezzetle, yerlerdi. | Şimdi yediğimiz makarnaların he- men hepsi kendi yurdumuzun buğda- yından yapıldığı için artık onu vlusal yemeklerimizden saymağa biçbir en- gel yoktur. Makarna ilkin buğday | unundan yapıldığı için hiç olmaz ekmek kadar besler, Halbuki makar- paya süt, yumurta da karışır. Bunlar- dan dolayı besleme kudreti artar, On- | dan sonra da makarnayı yalnız haş- yarak yemek hastalardan (başka: için pek te âdet olmadığından, karna yemeklerine karıştırılan et kıy» | ması, yahut peynir onun değerini büs- bütün arttırır. Lezzetine gelince, ma- karnanın her türlü zevki hoşnut ede- cek türlü türlü şekilleri vardır. Hele fırında kızartılmış makarnadan, pey- nir yiyemiyenlerden başka hiç kim: nin hoşlanmadığı şimdiye kadar işi- tilmemiştir. Hazır cihetine gelince, makarna et kadar, ekmek kadar, yumurta kadar kolay hazmedilir. Yalnız Lausanne'iz Combes adında bir hekimin makarna- yı incelemesindenberi mideleri ve bar- sakları bozuk hastalar için makarna yapılırken ununa yumurta karıştırma- âdet olmuştur. Makarna böyle yumurtasız yapıldı ğı vakit bile içinde yüzde 9 albümin ile 0,3 yağ ve yüzde 70 şeker yapacak madde bulunduğundan yine çok bes- leyici bir yemektir. Nazik mideler için en iyisi makar- manın yalnız tuzlu bir suda yarım sa- at kadar haşlanmış şeklidir. Bu ma- karna yenileceği vakit üzerine biraz tereyağı Konulur. Yağ makarnanın $t- caklığile kendi kendine erir. Sahiplerine şikâyet. vermiyen mi delere lâyık bir makarna yemeği şöy- le pişirilir: Yarım kilo makarfiğkaynâr et su- yu, yahut tuzlu su içinde yümşatın- ya kadar haşlanılır, sonra makârna- nm hamur olmaması için hemen süz- | geçten geçirilir. Bir taraftan da tav: nın içinde büyücek bir parça teroy eritilerek onun üzerine haşlanmış ma- karnanm bir kısmı konulur, üzerine tuz, biber ve kaşar miri karışık ola- siken line e kat aba karna ve daha üzerine tuz, biber Ve peynir. Makarnanın hepsi tamam ol- duktan sonra tekrar bir parça tereyağ | konularak iki çatal ile karıştırıldıktan sonra sofranın üzerine konulur. Bunu fırında kızartmak isterseniz, üzerine bir de galeta tozu ektikten sonra fırına sürmeli ve kızardıktan sonra da kabını değiştirmeden öylece yemelisiniz. Küçük, fakat önemli bir tavsiye: uz İtalyaya düşerse, lo- üze getirecekleri makar- nayı, aman, bıçakla kesmeyiniz. Ma- karnalar nekadar uzun olursa olsun- Jar, onları çatalııza dolıyarak kes - meden yemeğe çalışmız. Bir kere be- nim başıma geldi, makarnayı bıçakla kestiğim için, lokantada yemek yiyen- İer bana o kadar fena baktılar ki be- ni kapı dışarı edecekler sandım. Lokman Hekim Dr. İHSAN SAMİ GONOKOK AŞISI Belsoğukluğu ve ihtilâtlarma kar- şı pek tesirli ve taze aşıdır. Di vanyolu Sultan Mahmut türbesi. No. 113 - İ İ OPERATÖR DOKTOR NİMET Ankara caddesi Zorlu apart- man No. 21. Pazardan mââ la hergün saat 2-6 hastalarını ... Kabul eder, 4932 YENİ NEŞRİYAT HAFTA Bu haftaki sayısında Peyami Sa- fanın “Biraz aydınlık,, yazısı, tarih- çi Ahmet Refiğin eski vezirlerden Sofu Mehmet Paşa makalesi vardır. Abdülhamidin meşhur ( şehremini Rıdvan paşanın nasl öldürüldüğü, tayyarenin bugünkü bali, ölüm ba- lindeki büyüklerin son sözleri, Ça- nakkale harbinde çektiklerimiz, hi. kâye, birçok resimli fıkra Haftanın bu sayısının zengin, renkli resimler- le süslü münderecatından bir kıs - mını teşkil etmektedir. Büyük gazete Büyük Gazetenin ağustos sayısı rerikli bir kapak içinde zengin neş- tiyatla çıkmıştır. Bu sayıda meraklı tarihi yazılar, edebi roman ve hikâ- yeler bulunmaktadır. Büyük Gaze- tenin bu sayısını karilerimize tavsi ye ederiz, alkali a nde Ad ökk idi dikiz” Sağ illa laci İla bü, 2 e VD Bir sevgi ve bir metres Sevdikten, hatta sevişip ev- lendikten sonra eşinde bekle- | mediği birtakım kusurlar, ken- disinde sakladığı birtakım ek- sikler bulmıyan kaç kişi vardır? Yeter ki bu kusurlar aşkın deva- mma mâni olaçak kadar kötü olmasın. Sumru imzasile bize mektup yazan genç kiz acı bir inkisar- dan, kendisini yıldırımla vurul- muşa döndüren bir darbeden şöyle bahsediyor: “Babamı, ben çok küçük iken ölmüş. Annemle yapayalnız kal. mış, onun elinde büyümüşüm, Kendimi bildiğim gürdenberi annemin İzmir'deki amcasından yardım gördüğümüzü, bana bu İ merhametli adamın sık sik pa- ra'gönderdiğini biliyorum. Mek- tebe onun parasile girdim. Lise- den onun himayesinde çıktım. O öldükten sonra da, lisede bir kere yüzünü. gördüğüm genç oğlu bize yardım etmekte de- vam etti, Bunlar İzmir'in maruf zenginlerindendir. Liseyi bitir- dikten sonra yine bu zengin gencin mektubile burada bir avukatın yanma daktilo olarak girdim, Artık onlara muhtaç ol- muyacak kadar para kazanıyor- dum. Geçen sene annemin merhum amcasının oğlu İstanbula taşm- dı, Buraya yerleşti ve birkaç gün sonra, bir gece bizi ziyare- te geldi, Ondan sonra ziyaretle- ri sıklaştı. Yalnız eve değil, ya- nında çalıştığım avukata da sık sık geliyor; benimle alâkadar oiyesası. b Benden bir iki yaş kü. şük olan bu ce Karşraylarça hiçbir şey iünmedim. Fakat onun neler düşi iel anla- makta güçkül gün bizi evleğne İavet ee Bir lalarına tanıttı ve işte o gün kendi odasında mızdan istifade ederek bana aş- kını söyledi. Omu sevdiğim değil, fakat israrı, takibi hoşu- ma gittiği için güldüm. Gezme teklifini kabul ettim, Ondan sonra aramızda ciddi bir seviş- me başladı. Bir senedir devam eden ve onun vaadine göre gele cek sene nikâhla bağlanacak olan bu sevgi geçen ay onun elindeki bir mektupla söndü, gitti. Bir arkadaşı onun metre- sinden bahsettiğini işitir gibi olmuştum, inanmıyordum. Fa - kat İzmir'den bunun ismine ge- İen bir mektuptaki adresin ken- di evlerinden başka bir eve, bir apartmana ait olması şüphemi iTTİHADI yalnız kalma-| dır oturduğunu mir'den gelen bu kadr nm bir de çocuğu var. Belki cuklaı Hemen kendisine bir mektup yazdın; ayrı Iki günde bir beni sevdiğinden, kendisini mazur görmemden, her şeyin düzeleceğinden ve benden başkasile yaşaması im- kânı olmadığından bahseden mektuplarmı alıyorum. Cevap vermiyorum. Fakat kendimi yokladığım zaman onu gittikçe daha çok sevdiğimi anlıyorum. Hatta bu arada iki defa daha metresinin apartmanına 'gide « rek kapıcıdan onun her akşam gelip gelmediğini, çocuğun baz basını sordum. Her akşam g mediğini, çocuğun babasını mediğini öğrenince sevindiğimi sizden gizlemiyeceğim. Benim bu hissimi nasl tahlil ede: ve bu maceranın nasıl biteceği" ni umarsınız?” Evvelâ şunu söyliyelim ki bu macera yeni başladığı için nasıl ve ne zaman biteceğini kestir» mek güçtür, Genç kız kendisine biraz minnettarlıkla bağlı oldu- Şu delikanlıya karşı şöyle böyle bir temayül duyarken onun met- resini öğrenince adamakıllı sev- meğe başlamıştır. Eğer çocukla İzmir'li gencin alâkası yoksa, — metresini muhafaza etse bi- le — Sumru sevmeğe devan edecektir. Fakat metresinde ayrılırsa artık hiçbir mesele kalmıyacak ki, gencin Sumru di- ye yazdığı mektuplardan da böyle bir son için münasip za" İ man'beklediği anlaşılıyor. . Yakışıklı genç! masya'dan Vahi , Birşehir-kazile nişanları! dim, " Tahsilim iptidaidir. Yakr şıklı ve ailece zengin bir gem cim. Fakat nişanlım hem dünyâ görmüş, dil bilir, hem de bem den çok fazla tahsili olan bif kızdır. Onunla konuşurken mal” cup oluyorum. Acaba evlenir” sem bu mahcubiyet devam edef mi?” Yani kendinizi zevcenizdef daha küçük görerek her mes& lenin münakaşasında yaya kak maktan korkuyorsunuz; haklıs” nız, Kocanın karısma tahakki” mü evin muvazenesini bozmıy?” bilir. Kadının servetine, güz! liğine kocanın zekâsı tek: edebilir. Fakat kadının bilgis ne, görgüsüne erkeğin güzelliği | uyandırdı. Zarfın üstündeki ad- | karşı koyamaz. MiLLi Türk Sigorta Şirketi Harik ve hayat üzerine sigorta muameleleri icra eyleriz Sigortaları halk için müsait şeraiti havidir. Merkezi idaresi ; Galatada Ünyon Hanında Acentası bulunmayan şehirlerde acenta aranmaktadır. Telefon : Osmanlı 4.4887. 5746 Bankası Türk Anonim Şirketi,.Tesis Tarihi:1865 Sermayesi: 10.000.000 Ingiliz Liras! n Türkiyenin başlıca şehirlerile Paris, Marsilya, Nis, Londra ve Mançesterde Mısır, Kıbrıs, Irak, Iran, Filistin ve Yunanistan'd? şubeleri Yugoslavya, Romanya, Suriye ve Yun nistanda Filyalleri vardır. gi! gi Her türlü Banka muameleleri yapa"

Bu sayıdan diğer sayfalar: