20 Ağustos 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 2

20 Ağustos 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SİNEK HİKAYESİ İstanbul matbuatı, nihayet, üstüne pervasızca hamle edebi leceği bir düşman buldu: Sivri- sinek. Her gün başka bir gaze- *emiz, cihanşümül İtalya - Ha- beş davasının yanı sıra, büyük serlevhalarla, resimlerle bu ulu sal düşmana saldırıyor. Matbaa mürekkebinin haşe- rat öldürmekteki müthiş kuvve tine inanmıyanlardan değilim; fakat bu milletin iliğini emerek ve kanını kurutarak damarları- nı birer düdük makarnası biçi- minde boşaltan, bir sivrisinek- ten başka parazit kalmadı mı ki, bütün gazeteler, büyük taar- ruz halinde oncağıza her gün ver yansın ediyorlar! Yoksa aleyhine en kolay ve tehlikesiz vürünebilen mahlük sivrisinek olduğu için, bütün haşeratın da belli belirsiz, perde altında mü- messili imiş gibi onun aleyhine yazmakla, tenkit ve münakaşa zehirlerini asıl hedeflerine bo- şaltmak sevdasında mıdırlar? Eğer gücümüz bir sinekten başka bir şeye yetmiyorsa, ben, yalnız İstanbulun binnisbe re- fah içinde yaşayan halkının dol gun ve besili kanmdan çimle- nen bu küçük anaforcuya değil, daha başka bir sivrisineğe, kir Anadolu halkının beynini de kanile beraber kurutan sıtma sineğine de saldırmalarını arka daşlardan rica edeceğim. Vaktile bir dostum anlatmış- tı: Türkiyeye dair bir seyahat- name yazan Avrupalılardan bi- ri, Türklere gelinceye kadar Anadoluda kaç tane medeniyet göçüren amansız düşmanım sıt- ma olduğunu kaydetmiş; bu sey yahın müşahedesine göre üç dört batın geçtikçe bir soy” ku- rutan o illet varken Anadoluda hiç bir medeniyet barınamamış ve barınamıyacaktır; gene de en çok mukavemet eden Türk- lermiş, fakatiki üç asır varmış ki, önlar.da bu sararıp solduru- cu, gözevlerini çü aştırıcı, şakakları oyucu, birer macun haline soktuğu kemikleri yala- yarak eritici, mantıkı, muhak&- meyi, bilhassa hâfızayı kurutu- cu ve en sağlam ırkın soluğunu kesici derde artık takat getire- mez olmuşlardır. Samimi söylüyorum, cümuri- yet hükümetinin muhtelif mn- takalarda sıtmaya çaldığı gale- be, altı yedi asırlık saltanatın bu uğurda yaptıklarından çok fazladır ve belki bütün Osmanlı fetihlerinden daha şereflidir. Fakat Anadoluda gene sıtma vardır arkadaşlar, gene vardır ve gene batından batına gizli bir hümmanın gıdım gidım yi- i ici iri içinde sararan Liselerde talebe Kaydına bugün Başlanıyor Şehrimizdeki bütün dive ve orta okullarda italebe yazına işine bu sa- haktan itibaren başlamıcaktır. Bu sebeple dün lise ve orta okullarda direktörlerin başkanlığında toplan- tler yapılmıştır. Bu toplantılarda okuiların genel durumları inceler miş, bu arada ber okulun şimdiki talebe kadrosu gözden geçirilmiştir. | Okulların kadrosu dolmuş olsa bile kayrt müddeti olsn on gün içinde hiçbir müraosat geri çevkilmiyecek, icabına göre mekteplerde yeri şübe ler açılacaktır. Her sıarfta elli talebe bulunacak, | fazlaları diğer mekteplere taksim edileceklerdir. Bu, talebenin ders dinleme bakımından faydalanması. nı temin edecektir. Kayıt ve kabul muamelesi 31 â- Zustos cumartesi günü saat 13 «e sorkıçlandırıdısaktır. Her okul on gün içinde ge kadar izlebe Kaydet- ! — A AN ŞEHİRDE OLUP İTENLER —-—— Ne Dersiniz ? —, BIR KUÇUCUK FAİZ iiŞi Şehrin, belki de bütün Türhiye- nin en büyük depo bankası olan bir müessese ile ufak bir iş dola yısile münasebete girdik ve bir kü- çük, küçücük faiz meselesi karşı. sında kaldık: Bu müesseseye, belki de bütün faiz işi yapan bankalara para ya- tırırsanız faiz parayı yatırdığınız günden sonra gelen (iş günü) n- İ den işlemeğe başlar. Bu şu de mektir hi; parayı yatırdığınızın ertesi günü bir tatil gün ise o de sayılmaz da öbür günden başlar. Bir de 'eki paranızı geri çek- tiğiniz gün için de faiz verilmez. Lâhüün, eğer siz faizle para alır. | mamlamak için hesaba katalım. | sanız hem aldığınız, hem de bor. cunuzu verdiğiniz gün için faiz | | tamam verilmesi lâzımdır. “Para- işler. Bu ufak (exposâ) anlatış - tiğini Bakanlığa bildirecektir. İlan çıkarmak istediğimiz sanuç £ şudur; Diyelim ki; 1 Könumusanide Bu yıldan itibaren başlamak üzere | her yıl şehrimizde yapılacak olan ar- sıulusal Festival (yaz eğlenceleri) hazırlıkları devam ediyor. Balkan devletleri festivale büyük bir alâka göstermişlerdir. Dün Romanyadan iki defa telefon edilmiş, birincisinde 40, ikinci telefonda da 70 kişi olmak üze | re festivale 110 Romanyalının iştirak edeceği bildirilmiş ve kendilerine yer tedariki rica edilmiştir. Alâkadarlar, gelecek misafirlere otellerde yer te- | başlamışlardır. darikine » Misafirler 1 Teyrinievvele kadat şehrimizde kala- caklardır. Festival hazırlıklarile meş- gul olan komite Balkan devletlerinin Matbuat müdürlüklerine birer tezke- Te yazarak milli oyunlara ait muhte- lif resim ve malümat istemiştir. Bu hususta Arnavutluktan cevap gelmiş ve Arnavut milli oyunlarına ait resim ve birçok malümatı muhtevi büyük bir kitap gönderilmiştir. Komite bu kitabı diğer Balkan devletlerinden gelecek olan cevaplarla birlikte ince- leyecektir. — İzmirde kongre yapılacak Hava tehlikesine karşı İzmir ve köylü aileleri pek çoktur. Suadiye, Erenköy... kıyıların- da yaz safasına giden İstanbul kadınlarının ve erkeklerinin pembe yanaklarında, kulak me- melerinde, burunlarının ucunda eksilen yarım damla kanın sene lik blânçosunu isterken göster- diğimiz hassasiyetten sonra, bari, hemen gözlerimizi Anado- luya çevirsek te köylünün ense- sinden bütün bir ırkın kanma tarihi zehirini akıtan sıtma $i- neklerine de biraz yüklensek! Peyami SAFA bir sene için 100 lira yatırdınız. Söylediğimiz bu büyük (emanet paralar) müessesesi yüz liranısı size — tabü faizile beraber — ancak 3 Kânunusanide iade eder. Eğer yatırdığınız günün ardından gelen gün veya size paranın iade edildiği gün bir tatil günü ise © zaman ancak 4 Kânunusanide ala- bilirsiniz. Böylelikle göz göre gö re üç günlük faiziniz gider. O müessese size bunu şöyle izah eder; — Paranızı aldığımız gün ta bü faize veremeyiz. Onun için er. lesi günden faiz veririz. Ertesi gün tatil günü ise tabi kapalı ol. duğumuz için faize veremeyiz ve onu da hesaba katmayız. Paranı. zı çekeceğiniz gün de parayı si- zin emrinize amade bulundurdu. ğumuz için bir gün evvelden ha- i zırlarız. Şu halde eder üç gün. Bu hesap dokuz koyunun hesa. bı olarak bir pösteki ve bir kâse hinterlandının müşterek bir halde ça || de yoğurt getiren çoban hikâyesi: ni esip e gülelim ne çok Benzer. lke çala bir şey demi- Vİ amm İ ki; bu müesseselerde faiz Mİ emeğimiz bur Cemanet-para) İ ve altı yedi evlâdını sıtmaya, |! “bugün geldi, yarın iade edile: mere a kahbe sıtmaya, sinsi ve kalta- |! cek” gibi eski eytam sandıkları biri ie e N ez söy | ban sıtmaya kaptıran aileler, || şeklinde değil, durmadan akan ei Man Gi semte bir alış veriş halinde cereyan eder. Onun için paranın alındığı ve verildiği gün için faiz hesap etmemek nazariyesi sadece o mü- esseseler hesabına kaydedilmiş ka bir şey değildir. Buna muka- bil o müessesenin borç para ver: | diği ve alacağının tesviye edildi. ği günler için de müşterisinden faiz istediğini tam bu sırada söy- lersek m se ile müşterinin ne- kadar gayri müsavi şartlarla alış veriş ettiklerini görürüz, Kal- dı ki; sene 365 gündür. 1 Kâ- | nunusanide yatırılmış bir para ge. lecek senenin 1 Kânunusanisinde bankada tam bir sene durmuş de- mektir. Haydi paranın yattığı gü- | nü saymıyalım ve buna mukabil gelen senenin Könunusanisinin bi. | rinci gününü seneyi 365 güne ta- Şu halde Kdânunusaninin 2 ü günü paranın iadesi ve fa in nın iade edildiği gün faiz hesap- | lanmaz” demek açıkça bir muga- letadır. Paranın iade edildiği gün bir senelik müddetin zaten dışın- da olduğundan para sahibi onun faizini istemez ki. Dediğimiz gi- | bi 1 Kânünusanide yatırılmış bir | paranın o senenin 31 Kânunusa. | nisinde müddeti biter. Ertesi gü- | seler bunun, bizim şimdiki yazdı. | ğemiz gibi olduğunu da bilirler amma. Bu küçük, küçücük faiz meselesile kimse uğraşmadığı, he- le müşterilerinin çoğunu teşkil eden kadın ve tekaütlerin bu ka- | dar ince hesaba akılları ermediği | için böylece her vadeli para işin- | de baştan ve sondan birer gün gü- | me gider, Haftada bir gün resmi tatil, senede 12 gönden fazla da | bayram olduğuna göre bugünler: | den birinin araya girmesi de dörtte bir ihtimal teşkil eder. Böylece her vadeli günde ortala- ma hesapla bu müessese halkın parasını 2 1/4 gün faizsiz elinde tutar. Vade günü gelemeyip pa- | rasını bir iki gün sonra arıyanla- hin, vereceğine karga darbımese- line çok benziyen bu küçük, kü- çücük faiz meselesine iki günlük bir (avanta) dan baş- — e — — ——————— İlkokulların tamiri Şehrimizde tamire mühtaç ilk okul ların keşifleri yapılmıştır. Yakında ta mirlerine başlanacaktır, Bunlardan 28 tanesini belediye tamir ettirecektir. Önümüzdeki ders başına kadar bu ta mnirler bitmiş olacaktır. | Biz böyle düşünüyoruz. İ Siz ne dersiniz ? | Paraşütler din teslim alındı Hava kurumu tarafından sivil tay. yarecilik için Rusyaya ısmarlanan paraşütlerle paraşüt kulesi vesair mal zeme dün İstanbulda teslim alınmış ve Ankara genel merkezine gönderil- mi | caktır, i| binde ikmale kalan talebelerin yok- iliolar da çalışmağa nü başka sene başlar. Bu müesse- ||: KUÇUK HABERLER * İzmirde Birinci Kordonda Ha- va kurumuna ait bulunan sinema 3 sence müddetle kiraya verilmiştir. * Belediye narh komisyonu dün toplanmış, ekmek ve fırancalayı Es» ki fiyatında bırakmıştır. (© Üniversitede İnkirlâp dersle - rinden ikmale kalan talebenin ikin- ci imtihanlarına 9 eylülde başlana- * Mühendis mektebi son sınıf telebesinin İnkelâp dersleri imti - hanları düm yapılmıştır. Sonuç ya- kında anlaşılacaktır. * Üniversite yabancı dil mekte lamalar: 29 Ve 30 ağustosta yaprla- caktır. © Seyrüsefer esnasında tramvay- dan atlayanlar, hareket halinde iken tramvaylara binenler e hakkındaki kontrol arttırılmıştır, * Trakya genel etpektörlüğüne atanan İzmir İbayı general Kâzım eylülün başında yeni işine başlaya» caktır. * Heybelizdada yeni kâdastrola- rm yapılmasına başlanmıştır. © Genel nüfus sayım bürosu dün Ke. DUR! Ağır bir hastam vardı. Dok- © torlar: “acele ameliyat” dedr ler. Hastayı bir taksiye bindir” dik. Yola çıktık. Ameliyatın yapılacağı hasta“ ne Boğaziçinde. Vakit dar. Elden geldiği kadar çabuk git” mek lâzım. Beşiktaşı geçtik geçmedik, şoför birden bire otomobili dur- durdu. “Ne oldu? Ne var?" de meğe kalmadı, iş anlaşıldı. Meğerse seyrüsefer işyarlari şoförlerin vesikalarmı kontr ediyorlarmış, Önümüzde vesika kontrolü © yapılan dört beş taksi daha var. * Sıra bize gelinceyedek bir hayli bekledik. Amma o bekleyişi bir bana sorun, bir de hastaya! Neyse, sıramızı savdık ve Yi $4 ne yola çıktık, ve yolda beni bir düşüncedir aldı: 4 y toplanmıştır, Büroya alınan dakti- başlamışlardır. A cetvelleri doldurulmaktadır, * Mütchassıs Vağner belediye - den izin alarak Akhisara gitmiş ve burada bazı incelemelerde bulun- muştur, Mütchassıs iznini Akhisar- da geçirmiş ve dün şehrimize dön- müştür, © Alınan haberlere göre, Evkaf direktörlüğünde yapılacak değişik lik ve yeni tayinler üzerinde bir kadro tanzim edilmektedir. * Evkaf genel girektörü azlıkla- ra ait tanzim edilen talimatnameyi bir defa daha gözden geçirmekte- dir. Direktör, burada Evkaf namma yapılacak bazı inşaata da nezaret edecektir. * Evkaf ile belediye arasındaki ihtilâfı halledecek hakem heyeti bugün vilâyette toplanacaktır. * Zehirli garlerden korunma ko- misyonu, dün Sıhbat direktörlüğün- de, Zehirli gazler mütehassışları bürosunda İtfaiye direktörü İhsa - nın iştirakile toplanmıştır. Komis- yonda, zehirli gazlere karşı alına cak tedbirler üzerinde görüşülmüş- tür, * Sağlık ve Soysal Yardım Ba- kanlığınca seçilen bir komisyon tarafından İstanbul cczahanelerin - de, yapılmakta olan, cerai fiyatları ğildir. Bu,çalışmanın bir müddet ig devam edeceği söylenmekte - ir. * Kızılay kurumu Alemdar nahi- ye kolu tarafından 24 ağustos cu- martesi günü Ahırkapı sahil gazi- nosunda yüz fakir çocuk sünnet et- tirilecektir. — 300 Fransız daktoru geldi Fransanın tanınmış doktorlarından 300 kişilik bir kafile De Grasse vapu- rile şehrimize gelmişlerdir. Fransız doktorları dün İstanbulu gezmişler, camileri ve müzeleri ziyaret etmişler- dir, Dün limanımızdan hareket eden doktorlar ayni vapurla Trabzon, Bs- tum, Yalta, Odesa ve Köstenceye uğ rayacaklar ve n Bükreşe gideceklerdir. Fransız seliri Kamme- rer dün doktorlar arasında bulunan bazı tanınmış kimselere bilvasıta #e- Him göndermiştir. Şoförlerin ehliyetnamelerini kontrol etmek gerektir, buna diyeceğim yok. Yalnız bu kon trol işi taksinin içinde yolcu ol- * madığı vakit yapılamaz mı? © Çünkü unutmamak lâzundır ki, bizde taksiye binenlerin, binme ğe mecbur kalanlarm yüzde sek seni eğlenmek, otomobil gezin tisi yapmak için değil, geri ve geç kalmasnmdan canları gibi korktukları bazı işlerini görmek için bu masrafa katlanırlar. Hem “vakit” kazanmak için “nakit” kaybet, hem de bir “DUR!” la kazandığın “vakti” elden çıkar!. Bu olur mu? Orhan SELİM ——— —— Üniversite eylülde açılıyor. Üniversitede kayıt ve kabul mua © melesine 1 Eylülde başlanacaktır. Bu yıl ikmale kalan talebenin yoklama" İarı da ayni gün yapılacaktır. Gerek © kayıt ve kabul muamelesi ve gerekse ikmal imtihanları 30 Eylüle kadar bitirilecek ve 30 Eylülde Üniversite törenle se, Bu törende rek»'İğ tör, profesörler ve bütün talebe bulu Yere büşldlacakdır. © — Belediye afiş işlerini kendisi yapacak Belediye, afiş işlerile uğraşmak üzere Beyoğlunda bir şefin idaresi” de üç memurdan mürekkep biz büre açmıştır. Bu büroya "İstani yesi afişaj memurluğu” adlı bir mağ hür de iştir. Resmi mührü ok mayan afişler kaçak addedilecek V€ sahipleri cezalandırılacaktır. İ Yeniden açılacak san'at mektepleri ; Löğvedilen Ameli Hayat okulunu yerine terzi, şoför, aşçı gibi sanif mektepleri açılacağını yazmıştık. Bi nun için bir komisyon toplanlnıştır - Komisyon yeni açılacak sanat m. Mei Cumbadan Rumbaya! Server BEDİ Evvelki tefrikalarımızın hulâsası Vara deli Çemilesi yirmisini geçkin, güzel kızdır. Karagümrükteki evden kaçmayı aklına koymuş, bunun için zengin bir ihtiyari kandırmayi, icap ederse annesinin ara a sat . raber Tahsin bey İsminde zengin bir adamın verdiği biletlerle baloya gide- ceklerdir. Şahindenin baloya yedi aylık çocuğunu götürmek istemesi Karagim. rükte mesele olmuştur.) . —ı2— Moderenlik hayatın icapları Mürvet'in dediği doğru imiş: Ye- di aylık bir çocuğun baloya gitme- sinde Avrupa muaşereti bakımından bir mahzur olup olmadığı bütün Ka- ragümrük semtinde günün.meselesi haline gelmişti. Cemile ile Şahinde sokağın köşesini döner dönmez kar- şılarma m Fırıncı Salih, iki eli nide yi kaldırarak onları dür. durdu: — İyi ki size rastgeldim, dedi, ba- beriniz var mr, dün akşam kahvede olan bitenlerden? Bu çocuk yüzünden az daha Fethi, Kaşıkçı'nın torununu vuruyordu, Polis di kan çıkacaktı, Siz çocuğu baloya götür - mek İstiyormuşsunuz. «Dün akşam Malmüdürünün evinde Kadın Birli- Bindeki hanım itiraz etmiş, Kavafın hanımile bahse tutuşmuşlar. Ihsan gece geldi, kahvede anlattı, Fethi Kadın Birliğindeki hanımm ukalile gına kızdı: “Zaten o suratsız, lâfazan karıya içerliyorum, yolda rastlarsam bir fiyakasma getirip tersliyeceğim.” dedi. Kaşıkçı'nın torunu da bu sene Darülfünura girmiş.Fan fin, fan fin gâvurca lâkırdrlar karıştırarak Pethi- ye çıkıştı. Birçok şeyler söyledi ya, âsıl ne dedi bakayım? Ha... Monden mi, monderen galiba; menderen'ik varmış şimdi, çocuğun baloya gitme- si rezaletmiş. Ne ise işte rezaleti. değildi derken boğaz boğaza geldiler. Kahve halkı Fethi'ye hak verdi. Doğ- rusunu İstersen ben de ona hak ver- dim. Balo malo bilmem ben, gitmiş- liğim, görmüşlüğüm yoktur ama akıl var ya... Çocuk neden baloya gitme- sinmiş? Bizim anslârımız Hıdereli, de bizi Kâhtaneye götürmezler miy. di? Ben de bunu söyledim, Kaşıkçi- hin torunu: “O başka, o başka” de- di, “Neden başka? dedim, ikisi de eğlence #sğil mi3” Bütün kahve Balkı tarafından mü- dafaa edildiğine sevinen Şahinde: — de şimdi Hacı Kâmil Beye gidip bunu danışacağız, dedi. yok ama bir kere gidin, akıllı adamdır o, bilir, baloda nasıl bakılacağını tarif eder. Şahinde fırıncıyla lâfa dalacak ol- duydu, Cemile ablasını kolundan çe- kerek De 2 n yürü, dedi, nereye gide- ceksek gidelim de şu oğlanın bahsi kesilsin artık... İçime baygınlıklar gelmeğe başladı. — Hah! dedi, şimdi sizin lâfıız geçiyordu. İki hanım bahse tutuşmus- lar. biraz evvel burada idiler, kun- dakta çocuk baloya gider mi diye sordular, Cemile atıldı: — Ne dediniz siz? Hacı Kâmil Bey doğruldu; sakallı zamanından kalma bir itiyatla çene- sini sıvazlıyarak biraz evvel öteki ka- dınlara verdiği cevabı hatırladı ve ağır ağır tekrar etti: Kınm, dedi, biz şimdi küçük yük herkesi asri hayata, hani nası) diyorlar bakayım, moderen hayata i Avrupa'da nasıl- sa bizde de öyle olacak, yavrum. Ba- Yolda Şahinde'yi koşmağa da mec: | loya edebini, terbiyesini muhafaza et» bur etti ve kısa bir zaman sonra ocak | mek sartile bakire, seyyibe, hâmile, reisinin karşısına çıktılar. emzikli, emziksiz, evli, bekâr, kun Hacı Kâmil Bey ayakta idi; bun- | dakta yahut ihtiyar, genç, çoluk. ço- cuk, büyük, küçük herkes gidebilir, ları görünce; — Yedi aylık çocuk orada edebini, terbiyesini nasıl muhafaza eder? Ağ- Jar, bağırır, viyaklar, kakasını yapar ayol!.. 7 Şakinde atıldı: — A. Ben çocuğun pamukluları- nı dâ götüreceğim, altını değiştiri- rim. Kâmil Bey başını salladı: — Tabii, tabi... Annesi beraber ol- mak şart... Çocuğa bakar o... Anladın mı kızım? Biz asri bayata çocukları çekirdekten yetiştirmek istiyoruz. Cemile yilzünü buruşturarak arka- sını döndü ve kapıdan çıktı, Şahinde de Kâmil Beye teşekkür ederek çıki- yordu, merdivene doğru yürüyen Ce- mile'ye seslendi: — A... dedi, gel, bir şey daha &0- racağım. İki kardeş yine içeri girdiler. Şa- Cemile bir kahkaha attı: le dedi ki: — Kuzum beyefendi... Bir mera- kım daha var... Balo Beşiktaş'ta Is- kele Gazinosunda olacak... Buradan oraya saatlerle yol... Evden erken çıs kacağız... Baloya biraz yemek, zey- tinyaği: dolma, kuru köfte filân gö- türsem., Hacı Kâmil Bey belki buna da fet- va verecekti, fakat Cemile iki elile birden ablasının koluna asılarak onu oda kapısından dışarı çeke çeke ba- ğerde: — Yürü! İçime fenalık geliyor. ba- loya mı gidiyoruz, Çırpıcı çayırma mı? Evde bir şeyler zıkkımlanır, çi- karız, bu da sorulur mu? Oradan çıkarak sokakta hiç konuş- madan eve döndükleri zaman kapının önünde eşyalar gördüler. Selâmlık ta- rafına kiracılar taşınıyordu. Cemile eve girerken kiracının genç oğlu ile göz göze geldi. Nedense İki- sinin.de bakışları biribirine fazlaca bir oğla. İki adım gevirip bir daha bakmıştı. Bu sefer genç kira. emin halinde aradığı şey sevimlilik değil, yapmak istediği karışık işlere yarar beceriklilikti. Tekrar göz göze geldiler. Cemile bu sefer de: “Kurnaz bir oğlana benziyor!” diye düşündü. Eve girerken kan; dabs fazla kay. | verdiğini iddia etti, Verdiyii erki” ; saklarına mıyor, baci daha fazla dinç- lik, çeviklik geliyordu, M: eri ikişer üçer atlıyarak, “Vur patlasın, çal oynasın, bu hayat böyle geçer” şarkısını çığırarak neş'e içinde çıktı, odasına koştu ve kendisini karyolaya Sonra ayakların: biribirine sürte rek elini dokundurmadan iskar, rini çıkardı ve odanm ortasına fir tıp attı, Kendi kendine söyleniye. du: “Kurnaz oğlan, şirin oğlan, © nım oğlan... Bununla gönlümü eği” diririm; Maraş'lıyı kafese kı i sam bu oğlanla beraber yapacağı # “Cemile'nin içi tezdi: Yoldi. yürür, atıştıra atıştıra gayet mek yer, daima fevkalâde bir YAKI, « dan bahsediyormuş gibi harlı, konuşur, aklına geleni söyler, eğe seyi çabucak yapmak O günden tezi yok, Tahsin sf görmeğe karar verdi, Yemekten za onun Galta'daki mesi yapt düşüni du, ne JE On da buldu: Biletler ei iste e vermeliy' Bayrakları açma!” dedi; o deli ç çantayı biletçinin sara gi attı. Bacaklarını havaya kaldırarak bağırıyordu : — Bana Karagümrük'lü Deli Ce. mile derler, yolumu kesenin alnını | karışlarım. tasına vurarak: “Ben bayr? pi le 1 diye bağır" ei sekel; Aramvay durdi ge” dükler öttü, halk z di, Cemile'yi karakola götürm” J LArkası VE” l e b ' i ı O ve a di yy ip 5 çay arma ZAM e ay

Bu sayıdan diğer sayfalar: