8 Ekim 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6

8 Ekim 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

3 6 KRONİK Ajans Haberleri Habeşistanda savaş başladı Zındanberi ajans haberlerinin ö- nemi yine birdenbire arttı. İn- san sayfalarca ajans telgrafı o- kuduktan sonra, acaba daha var mı? diye tekrar gazeteleri ka- rıştırıyor. Vâksa şimdi gazeteler yalnız haber vermek için çıkarılmıyor. Birçok gazetelerin magazin de- nilen kısımlarıda pek ziyade rağbet görür, bu kısımlar gaze- telerin satışında çok iyi tesir e- derler. Fakat ne de olsa gazete ilkin havadis vermek için icat e- dilmiş ve o vakittenberi gazete» nin en temelli işi havadis ver- mek olmuştur. Gazetelerin nasıl icat edildi ğini, birkaç ay oluyor, Tan'da anlatmıştım. Uzunbir zaman gazeteler yazacakları havadisle. ri kendileri toplamıya, bu işi gör mek için imkân olduğu &adar çok yerlerde aytar bulundurmı- ya mecbur oluyorlardı. Şimdi de büyük, kazançlı gazetelerin bir- çok yerlerde aytarları bulunur. sa da hiçbirisi ajansların verdik- eri haberlleri de koymaktan vaz geçemezler. Bugün bütün dünyada o ka- dar önem almış olan haber ajan sı usulünü icat eden, adı hâlâ yaşıyan, Portekizli Havas ol muştur. Bu adam Portekizin O- porto şehrinde doğmuş ve Fran- sanm büyük devriminin sonları- na doğru, Fransanın Nantes şehrine yerleşerek orada teci- mer olmuştu. Fakat çok geçmeden tecimi bozulduğundan 1825 yılında Pa rise gelmiş ve kapitalsiz bir iş yapmak üzere, politika bürosu diye bir yer kurmuştu. Havas birkaç dil bildiği için, yabancı memleketlerden en ziyade İn- giltereden ve Belçikadan aldığı haberleri, gazetelere ve başka istiyenlere satardı. On yıl içinde bu işte ilerliyerek bütün Avru- pa şehirlerini dolaşmış ve ö& nemli yerlerde özel birer aytar yerleştirmişti. Havas haber al -| mak için'o vakit daha yeni çı kan telgraftan, posta güvercin- lerinden, her türlü vasi istifade ederdi. Birinci Havas öldüğü vakit yerine oğlu Ogüst geçmiş ve ba- basınm bıraktığı işi gittikçe İ- lerletmişti. Onun başarısı İngil- terede ve Almanyada göze bat- mış ve oralarda da birer ajans kurulmuştur. İngilteredeki telgraf ajansını açan Reuter, Almanyalı İsrael Beer adında bir yahudiydi. Di- nini değiştirerek adını da Rew- ter yaptıktan sonra Havas'in yanmada bir zaman çalışmış, son | ra 1851 de İngiltereye giderek | orada telgraf ajansını kurmuş » tur. Almanyadaki Wolf ajansını kuran da bir banger oğlu olmak- Ja beraber, ilkin belli başlı bir iş tutamamış, ancak ekmek paras? çıkarmak üzere 1849 yılında ti- caret haberleri satmak için bir büro açmıştı. O da Havas gibi az zaman içinde ün alarak bü- tün Alman gazetelerinin ve Al- man hükümetlerinin değerli bir | Yazan :G. A. Havas'ın yalnız Paristeki ,a- N zıcılarının sayısı beş yüzü £€, çer. Şurası dikkate değer ki bu yazıcılar ayrı ayrı mesleklerden gelmişlerdir. Aralarında üniver- site hocaları, artistler, edebiyat- çılar, hekimler, mühendisler vardır. Bu da ajansın her mesle- ge ilgili telgraflar alıp verdiğine göre tabii bir şeydir. Bütün Fransadaki aytarları iki bini geçer, Bir haber ajansı ne kadar zengin olsa, bu kadar adamı (geçindiremiyeceğinden bu aytarların her biri ya hoca- dır, ya belediye memurudur, ya hekimdir. Fransa hükümeti bun ların kendi işlerinden başka işe karıştıklarma ses çıkarmaz. Çün kü memurlar ajansa olduğu kadar ajans ta hüküme. te lüzumludur. Hangi memle- kette olursa olsun hâber ajans- ları hükümetlerin her vakit lü zumlu birer vasıtaları olmuştur. Parisin en büyük telgraf mer- kezi borsa dairesi altında oldu - ğu için Havas ajansı merkezi de ona yakındır. Ajansa gelen ha- berler hemen telgraf halinde ya- zılarak tüb içinde telgrafhaneye verilir ve hiçbir şey beklemeden hemen çekilir. Paristeki gazete- ler ve başka aboneler için gün- de on defa yapraklar basılarak hemen dağıtılır. Fakat bu yapraklar günde ne kadar çok çıkarılsa yine istenildiği kadar çabuk haber getirmedikle- rinden, ajans merkezlerile bü - yük gazeteler, bankalar ârasın- da ayrıca tellerde bulunur. Bun- ların hepsinden başka Havas a- jansının icat ettiği telgraflı bir yazı makinesi vardır ki, durma- dan işler ve saatte bin kelime kadar yazar. Pariste bankalar. dan bazılarının camekânları ö- nünde durup bu makinenin hiç durmadan borsa haberlerini yaz diğını seyretmek geçenler için güzel bir keyiftir. Bü yazı ma- kinesinin yanında hiç kimse bu- Tunmaz. Makine ajans merkezin de bir daktilonun yazdığı ha- berleri Kendi-keidine yazar ve gösterir. Geceleyin büyük operanın karşısında yüksek bir binanm damının üzerinde yine bu maki- ne ile yazılan ışıklı büyük harf- lerle yazıları okumak Parisin en güzel eğlencelerinden biridir. Ajansın kendi telsiz telgraf merkezlerinden verdiği haberle- ri başkalarmın bedavadan alma- maları lâzım olduğundan, bir de şifreli yazı yazan makine icat €- dilmiştir. Bu makinede daktilo yazıyı açık yazdığı halde maki- ne onu şifreli hale çevirir, sonra şifreyi alan makine de onü açık olarak yazar. Bu makine kendi sinde bulunmıyan hiçbir kimse telsiz telgrafın getirdiği haber- leri anlayamaz. Avrupada icat edilen ajans usulüne karşı Amerikalılar el- bette ilgisiz kalamazlardı. Ora- da kurulan Associated Press a- jansı, Havas, Reuter ve Wolf a- janslarile birleşti. Bu Amerikan ajansı daha 1917 de elli iki bin özel aytarı bulunmasile böbür - lenirdi. yardımcısı oldu. Paristeki Havas ajansınm en büyük kuvveti 1870 savaşından sonra meydana çıktı. Paris kom müncülerin elinde iken ve Ver- sailles'deki Ulusal Kuruma yal- nız kendisi için bir telgraf teli gektirmek üzere izin istemişti. Kurum buna karşılık ajansın ha berlerini alacağı için dünyada ilk görülen böyle bir imtiyaza razı olmuştu. Bu ilk özel telgraf telinden sonra Havas ajansı bu usulü git tikçe genişi iştir. Şimdi ajan- sın özel telleri altı bin kilomet- re uzunluğundadır. Bundan baş- ka yine özel olarak, Parise ya- kın Pontoise'da kuvvetli bir tel- siz telgraf-merkezi vardır. Bü- tün bu vasıtalar sayesinde. Ha- vas şimdi dünyanm en kudretli haber ajansı olmuştur. Dünya- . Bu haber ajanslarından son- ra, gazetelere hazır yazılmış makaleler vermek için ajanslar meydana çıktı. Bu .türlü ilka- jans İngilterede Tilloston adın- da biri kurmuştur. Bu ajansı daha 1884 te İngiliz gazeteleri- ne her boyda romanlar satmağa başaldı. Amerikada Mac Çiure | haftada -beş bin kelimelik ro-| manlar satardı. Bu ajans roman- larından başka her türlü maka- leler, bunların arasında ajans di rektörünün kendi yazdığı ye- mek tertiplerini de verirdi. Ajanslar bu kadarla da kal - madılar. Hazır makalelerden sonra resimler, karikatürler ver» meğe başladılar. 1926 yılında Amerikada böyle hazır makale» ler, resimler satmak üzere yüz- den ziyade gazetecilik ajansı vardı. Bunlarda 750 yazıscı ve artist çalışırdı. nm her tarafındaki ajanslara u- yuşarak bir konsorsiyum kur- muş ve bu vasıtalarile bütün a- janslar biribirlerine bağlanınış- Jardır. Bunları alan gazetelere ön- cak yazıları dizdirmek ve bastır. mak kalırdı. Halbuki ajanslar - dan bazıları daha ileriye gitti. Kro- ikiler Ahmet Haşim bediiyat ders- lerinden birinde bize mimari en bahsediyor ve: — Evler vardır, yolunuzun üstüne çıktığı zaman içinize 8£- kıntı basar. Kasvet çöker. Ev- ler vardır şarkı söyler, danseder ler. Derken, aramızdan birisi şöyle bir nükte yapmağa kalk- tı: . — Hocam! dedi. Bizim Üskü- dardaki ev her kuvvetli rüzgâr- i EE Ma la danseder ve şarkı söylemeğe yeltenir! : Bizim mahallede hem Haşi- min anlatmak istediği evler hem de talebenin Üsküdardaki her yip sarsılan evle - izim mahalle “te- zat,,ların biribirlerine randevü vermek için intihap ettikleri bir yerdir, Karşımızda şöhretle ka- TEKZİIV Bazı kimselerin piya- sada fabrikamız mü- messili gibi hareket et- tiklerini veya satış im- gay kendilerinde olduğunu yaydıklarını öğreniyoruz. Fabrika- mızin hiç kimse ile bu şekilde bir bağlantısı yoktur. Şişe ve diğer mamulâtımız cinsleri- ne göre, 5-10.000 den aşağı olmamak üzere, herkese serbest suret- le satılmakta olduğun- dan bu şekildeki riva- yetlerin asıl ve esası olmadığını ve bunları ortaya atanlar hakkın- da kanuni takibat ya- pacağımızı sayın gaze- tenizle bildiririz. İ Bankası Şişe ve Cam Esbrikaları( 'aşabahcesi) r Li > 5 bi z A A ——— ler. Yazıları dizdirdikten sonra mukavva hamuru üzerine Kalıp- larını da yaptırdılar. Bir baskı makinesi ile kâğıt elde edibilen herkesin gazetecilik yapması kabil oldu. Bu ajansların sayesinde gaze- BAN tecilik pek kolaylaştı. Fakat, her işte olduğu gibi, müşteri bulmak, gazeteyi satmak giiçlü- ğüne bir çare bulamadılar. Bizim Mahalle — Bedri RAHMİ baran kubbesini incirden başka bir şeye benzetemediğim eski bir konak, yanmda damında yo- sunlar biten ve kediler güneşli- yen, kaburgaları dışarı fırlamış bir ev ve solumuzda altı yedi ka- tiyla övünen apartmanlar var.Bu apartmanlar içinde insana bcda- va bir başağrısı verecek kadar bir ustabaşı elinden çıkmışları ve gözlerini terbiye etmek zah- metine giren bir mimar elinden çıkmış bahtiyarları var. . Yeni yapılan apartman ve ev. ler arasında uzayan ve biribiri- ne mütevazi ilerlemeğe çalışan yollar ve birdenbire bir körbar. sak kadar mânasız bir çıkmazda 2 sallanıp kalırlar. Bu çıkmazı or- taya çıkaran, başbaşa veren ça- *tlarile garip bir dansa hazırla- nan, eski birkaç tahta evdir. Ha şim evlerin dansedenlerinden bahsediyordu. Bizim mahallede ki evlerin içinde başbaşa veren çatılarile bir “Karyoka,, yapmı- ya yeltenenleri var. Bu tahta evlerin içerisinde bir elma kadar sıhhatli ve renklileri ve tahtakurusunu ilk defa onla- rm keşfettiğinden emin oldu- Zum iğrençleri var, Bizim mahallede sabah, evle- ri ve apartmanları gibi her boy- dan ve her soydan satıcı sesleri- le yumruklanır. Akşam roman» tik bir orkestra şefi kesilir ve gece yarılarına (okadar süren garip bir senfoniyi idare eder. Bu orkestraya bizim üst katta oturanlar Betoven'in bilmem ka çıncı senfonisile, alt kattakiler haddini bilmiyen bir zurna peş- revile, sağımızdaki komşu, bü- tün gün tekrarladığı "Sev beni,, sile, tahtakurusuna benziyen evler Karyokalarile iştirak eder ler. Arasıra rüzgâr komşu ma- hallelerinin birinden yanık bır halk türküsü sırtlar getirir. Bi- zim mahalle, akşamları bir â- lemdir. ğ ör! ü Hukuk e Dö: ne Sulh Terekesine mahkemece el konulan eski Baro Reisi merhum avukat Lüt- fi Fikri ile kardeşi Zahidenin 60 hisse itibarile yarı yarıya öhdelerin- de kayıtlı olup Zahideninde vefatıla hissesi «lan 30 hissede 25.1/4 hisse- ler yine Lütfi Fikriye ve ikişecden dört hissesi kardeşleri Ahmet ve Ri- fata ve bakiye 3/4 sehmi diğer kâr- deşi Münci mirascılarına intikali lâ zımgelen Kadıköyünde Caferağa ma- hallesinde eski Papasoğlu ve yeni Dumlupınar sokağında eski 10 ve ye- ni 14 numaralı hanenin tamamı açık arttırma suretile 11-11-935 tarihine müsadif pazartesi günü saat l0da satılacaktır. o Tamamının kıymeti 6120 liradır. Dellâliye resmi ve ihale pulu süşterisine aittir. Arttırmaya girebilmek üzere kiymetinin yüzde 7,5 nisbetine pey akçası yatırmak lâ- sımdır. Tafsilâtı: Bina bodrum ve ça & katıla mükemmel diğer üç kattan ibarettir, 1) Bdürum katında bir taş- luk, bir oda bir mutbak iki odunluk ve bir abdesthane ve bir mermer kurna- hamam vardır. 2) Birinci katta bir sofa ve iki oda, İkinci ve üçüncü kat- larda birer #ola ve karşılrklı iki oda ve helâ ile beraber bir banyo mahalli vardır. 3) Gatı arası katı, iki ufak ©- da bir sofa ve çamaşır kurutmak İ- çin taraçası vardır. Dahili ahşap ki smlar kâmilen yağlı boya ile boyan- mış ve odaların tavanları sıva ve ka- Jem işi nakışlıdır. 4) Bodrum ka tından arkasındaki bahçeye çıkılır. Bu bahçenin Caferağa mahallesi Mes. Git sokağına bir kapısı ve dahilde bir de kuyusu vardır. İstekli olanların gösterilen gün ve saatta Beyoğlu Dördüncü Sulh Hukuk Mahkemesin- de hazır bulunmaları. Fazla melâmat almak ve müzayede şartnâmesini gör mek isteyenler 934 - 125 dosya nü- marasile mahkeme kalemine başvur- maları lüzumu ilân olunur. (15264) —— ZAYİ — Galata İthalât Gümrüğü- nün 25349 numaralı beyannameye ait 2516 kuruşluk (430872 numaralı 30-5-932 günlü depozito makpuzunu zayi ettim. Yenisini alacağımdan €8- kisinin hükmü kalmadığı ilân olunur. Lejter Lefteriadis evisMeler * Evlenme 8«10-935 amaz ler Çocukluk Arkadaşı Bir Sevgili Beyasıttan Pişman diye imza atan bir genç kız kendi yaşında, yani yirmisinde bir gençle seviştiğini an- atıyor: “Uzak akrabamızdan olan bu genç- le on üç, on gört yaşındanheri bera- ber büyüdük gibi bir şey. O zaman- danberi bana zâfı olduğunu biliyor ve ehemmiyet vermiyordum. Çünkü bir zaman ben başka bir gençle sevi- şiyordum. Bu genç © #ârnanlar beni ötekiyle konuşurken görünce sapsarı olur ve benimle günlerce konuşmaz- dı. Fakat ben ona o zaman bir kar- deş gözü İle bakıyordum. Hatta yas kın zamana kadar, Bu sene mektebini bitirerek başka bir şehre gidince onu aramağa, çel gınca sevmeğe başladım. Ama sevgi- mi ona nasıl bildireyim.? Gittiği yere bir mektup yazar, o- nunla her zaman mektuplaşmak iste- diğinizi, kart ve resim mübadelesi yapmıya hevesli olduğunuzu bildirir. siniz, Cevap alınca hemen cevap Ve» Tir ve onu size karşı beslediği hissi- Yatm yazı ile izharına cesaretlendi- rirsiniz. Açılamazsa — çünkü belki #enelerce sizin kendisine Jâkayt ol- manız onün cesaretini kırmıştır — o zaman viz onun samimi hissiyatma, çocukluk ederek ve aldanarak İâzım- geldiği gibi mukabele edememekten müteessir olduğunuzu, beraber geçir- diğinir zamanların kıymetini bilme- diğinizi yazarsınız. Mektuplarınıza hiç cevap vermez veya bu sözlerden sonra da lâkaytiane mukabele ederse iu sefer de o aldırış etmiyor demek gene biribirlerini arıyorlarmış. Bunu bize yazan F. Gök: “Nasıl, diyor, Evlenmemize sebep olan sevginin yalancı olduğu anla» şılmış: Daha evlendiğimizin ikinci ayından geçimsizlik başlamış ben bu defakinin de ayni olduğunu sanıyo- Tum. “Biz iki sene beraber gezdik, toz- duk. Sonra hemen birkaç gün içinde verilen o bir kararla evleniverdik. Fakat bir cv sahibi olunca o'da beni sevemedi, ben de onu. Kavga kıya- met başladı. Hatta saçsaça başbaşa geldiğimiz günler oluyordu. Birkaç kere ikimiz de samimi itilâf hislerile bu geçimsizliğin önüne geçmek üze“ re müzakereye giriştik. Biz biribiri- mizi bu derece severken neden kay- ga ediyoruz? diye düşündük, taşın- dık, Fakat olmadı. Birkaç gün sonra | gene olur olmaz şeylerden kavgaya başladık. Olur olmaz şey diyorum; benim biraz geç kalmam onun en ağır hücümlarma sebep olduğu gibi onun sokakta bir başkasına bakar gi- bi olması beni çileden çıkartıyor; o- na karşı en bain düşman haline ko- yuyordu. Bir defa sinemada karımın boğazına sarıldım. Boğacaktım, Ken dimi terbiyeli bir adam bildiğim için beni bu derece çıldırtan kadının ter- biye düşkünlüğüne tahammül ede- medim. Gene anlaştık ve ayrıldık. O da evlendi, ben de, Fakat bu ikinci evlenişim beni son derece sakin bir hayata kavuşturduğu halde mes'ut muyum? Hayır... İlk karımla geçen hararetli günleri, hatta terbiyesizce kavgalar: arar bile oldum. Benimle kavga etmiyen, bütün kaprislerimi sükün ile karşılıyan karıma kızarsk evden kaçtığım bir gün karşıma ilk karım çıktı. Gülüştük, sonra tenha bir sokakta buluştuk. Eğer burası bir sokak olmasaydı sanırım ki en çok seviştiğimiz zamanlarda olduğu gibi biribirimizi kucaklıyacaktık, Son de- rece hararet ve muhabbetle konüş- tuk. Evvelâ o beni aradığını, benimle şimdiki kocasr arasmda mukayese yaparak beni acı acı yadetmediği gün olmadığını söyledi. Ben de itiraf et. ve Tekrar buluşmak üzere ayrık “Tekrar buluşacağız ve muhakkak ki çok sevişeceğiz. Fakat bunun ilk sevişmemizden farklı olması müdür? Böyle yeniden alevlenen müs nastbet nereye çıkar?,, Ayrılmcaya kadar sevişmiyor de- gil, sevişmenin adabını bilmiyormuş» Sunüz. ttığınız kavgalar, vakığ dediğiniz gibi çok ehemiyetsiz sebep- lerle çıkmış. Fakat anlattığınız se- beplerin hepsi sirin seviştiğinizden başka bir şey göstermiyor. Bununla beraber bunlar, iki tarafm bu; da işarettir, İki tarafta bu huy ol dukça. sevişmek bile rahat; “vermez kinlerdir. Yeniden alevlenen ba mü- nasebetin nereye çıkacağına gelince falcı değiliz ve devamını temenni ete meyiniz. . Bir dertlinin mektubu “Okuyucularınızdan U, B.,, imza sile uzun ve içinden çıklması güç bir mektup aldık. Anlryabildiğimize göre bu genç bir zamanlar kendisini se ven bir kıza aldırış etmemiş. Sonra sevmeğe başlamış. Fakat bu sefer de kız yüz çevirmiş, O yüz çevirince genç daha çok sevmiş. Mektuplar yaz msş, cevap alamamış, Başkalarile göndermiş, olduğu gibi mektup geri gelmiş.. Derken kız evleniyor. Gen- cin etekleri tutuşmuş ve pirinç üstü ne Yasin yazar gibi incecik yarıhrla bize derdini dökmüş. Derman arıyor. Mektubun hepdini ko; bu gi- zetenin 16 sayfası müsait değildir. Fakat asıl müsait olmıyan onun vazi- yetidir. Bu vaziyetten kurtulmak için en iyi çare: Sevgilisinin yaptığını yapmaktır. Milli müdafaa Vekâletinden: İstanbuldaki Kuleli ve Maltepe liselerile Bursadaki Bursa Askeri Lisesinin 10 vel! inci sınıflarına yeniden talebe alınacaktır. Girmeğe istekli bulunanların bu mek- tenlere veya Askerlik şubelerine hemen müracaatları i- lân olunur. (328) (6165) 7802 DİPLOMALI BİR GENÇ FRANSIZ BAYAN Fransızca malümatlarını derinleş- tirmek isteyenlere ders vermektedir. Aynı zamanda aileler nezdinde bir kaç saat kalarak genç talebeler ha- zırlamaktadır. Stenografiyi (Duplo- y&) metodu ile çabuk öğretir. Mek- tupların “Fransız” o rumuzile İstan- bul 176 nümerolu posta kutusu ad- resine gönderilmesi. (7864) ——— DEVREDİLECEK İHTİRA BERATI “Tayyare kanatlarına âid islâhat” hakkındaki ihtira için berat talebi zım nında verilen 15 İlkteşrin 1928 tarih ve 28644 numaralı müracaatm ihtiva ettiği hukuk bu kere başkasına devir veyahut icara verilmesi (teklif edil mekte olmakla bu hususta fazla mâ- lümat edinmek isteyenlerin Galatada Aslan han $ inci kat 1-4 numaralar- la mürakkam idarehaneye müracaat eylemeleri ilân olunur. Üsküdar İkinci Sulh Hukuk Mah- emesinden * Üsküdarda Selimiye mahallesinde Divardibi Eczane sokağında 44 sayı- h evde oturan've akil hastalğına mübtela bulunan mülâzım mütckaidi Hayri oğlu Cevdete aynı evde otu- ran kardeşi Saip Üsküdar'2 inci Sulh Hukuk mahkemesinin 3-10-935 tarih ve 138 sayılı ilâmile vasi tayin edil- miştir. Bu hususta itirazı olanların on gün içinde mahkemeye müracaat lar ilân olunur. (15265) ——— İstanbul İkinci İdâs Memurluğun- dan : İflâs idaresinin gösterdiği lüzum üzerine müflis civan Yakopyan işin“ de alacaklıların mevcut parâ hakkın» da bir karar vermeleri için 9-10.93 çarşamba saat 14 te Daireye gelme* leri ilân olunur. (15288)

Bu sayıdan diğer sayfalar: