9 Şubat 1937 Tarihli Ulus Gazetesi Sayfa 5

9 Şubat 1937 tarihli Ulus Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— 09.2. 1807 Kamutay müzakereleri Orman, siyasi müsteşarlık kanunları dün kabul edildi (Başı 1. inci sayfada) B. Raif Karadeniz de Encümen adına maddeye ithalini muvafık — gördü; den tadilname kabul edlimiştir. Yeni 19 uncu maddenin şekli şudur; * Ormanların bulundukları kaza ve bu ormanlara kazalar dahilinde taç köylüye ev, samanlık, ahır gibi 2 ihtiyaçları için kesme, taşıma masraf- Jariyle tarife bedeli ödenmek şartiyle 've bu mıntaka dahilindeki köylerin ca- mi, mekteb ve köy yollarındaki köprü. lerinin yapılması ve tâmiri için yalnız kesme ve taşıma masrafları alındıktan sonra lüzumu derecesinde - ormanların istif edilmiş yerlerinden veya orman memurlarının göstereceği mahallerden Kerestelik tomruk verilir., çi muh- Orman yakınındaki köyler Muvakkat birinci madde görüşülür- Ken söz alan İsmail Hakkı Uzmay (Bo- 1u) geçen defa üzerinde uzun boylu i- zahat verdiği bu maddeyi bu defa de Dahiliye vekilinin Kamutayda vermiş olduğu izahatı bahse mevzu etmek su- le fikirlerini anlatacağını söyledi e Vekilimizin anayasaları- mızdaki tediller görüşülürken köylüyü topraklandırmak bahsi üzerindeki söz- derini tekrarladı ve dedi ki: Bu süretle topraksız bir kısım köylülerimize toprak verilmesi edilirken öte tarafta gerek yerli ve ge- yekse anavatana hicretle ormanlar için de veya civarında oturmakta olan köy- Tülerimize sakin oldukları yerlerde zi- Taate salih toprak bulunmaması ve esa- gen bunları iktisaden ve sıhat bakımın. dan buralardan tamamiyle - kaldırmak da doğru olamıyacağından bu gibi yer- derdeki köylülerin maişetlerini temin erazi verilmesi zaruridir. fe yapılırsa çok #ditüne Ormanlardan ayrılacak köylünün bu civarda toprak bulunmaması dolayısiy- le devlet ormanlarında ancak- amelelik yapabileceğine işaret eden B. Ismail Hakkı birinci muvakkat - maddeye şu fıkranın ilâvesini teklif etti: Jara zararı olmıyan ormanlık yerlerde ki köylülerin ötedenberi mütcamil hak- Tarr olarak benimseyip korudukları or. manlarda köy şahsiyeti - maneviyesine ev başına 15 hektar hesabiyle bir mikdar orman köylülere terkolunur ve buntar orman idaresince umum! orman mahiye- 'tinde sayılarak hususiyetleri tasdik edi- diri? “Orman. Ziraat vekilimiz sör aldı: Arkadaşım arzu buyurdular. O- nun için geliyorum. Fakat cevabım ev- velce uzun uzadıya söylediklerimi tek- zardan ibaret olacaktır. Bilmem bunları tekrara lüzum var mıdır? Bu teklif kabul buyurduğunuz orman kanunundan büs- bütün ayrı bir gayeyi istihdaf etmekte- di Reye konan tadilname nazara alın- madt ve madde aynen kabul edildi. Bundan sonra projenin diğer bütün maddeleri okundu ve açık reye konan kanun alkışlar arasında kabul edildi. Siyasi müsteşarlık kanunu Ruznamede bundan sonra ilk görüş- mesi yaprlacak olan dört madde de mü- zakere edilerek Trabzon mebusu B. Ha- san Saka'nın devlet dairelerinin vekâlet- dere tefriki ve siyasi müsteşarlıklar teşki- Ki hakkındaki kanun teklifinin müzake- resine başlanmıştır. Teklif sahibinin pro- jenin müstaceliyetle müzakeresi hakkın- Gaki teklifi kabul edilmiştir. Projenin heyeti umumiyesi üzerinde söz alan ol- madığından maddelere geçildi ve proje teşkilâtı esasiye encümeninin yaptığı ta- dillere uygun olarak kabul edildi. Anadolu demiryolları ve Haydar- paşa limanı tahvilleri Dünkü ruznamenin ilk görüşülmesi yapılacak maddeleri arasında bulanan Anadolu demiryolları ve Haydarpaşa li Mmanı şirketleri mübayaa mukavelename- derinin bazı maddelerinin değiştirilmesi- ne dair iki kıta mukavelenin tadili ve yi 'ne Anadolu demiryolu ve Haydarpaşa li- Mmanı şirketi esham, tahvil ve mümessil sencdlerinin Sivas, Ersurum veya Erğa- ni tahvilleriyle mübadelesi - hakkındaki kanun lâyihaları da müzakere edilerek kabül olunmuştur. Denizcilerin tekaüdlüğü hakkın- daki kanun projesi Bundan sonra denizyolları ve Akay işletmeleriyle fabrika ve havuzlar ve kı- Javuzluk müdürlükleri ve devlet reisine aid deniz vasıtaları memurları ve gemi adamları hakkında tekaüd kanunu lüyi- hasının görüşülmesine başlandı. Cemal Akçın (Afyon karahisar) ier devlet memurlarma olduğu gibi deniz- bu te- kaüd kanununu getirmesinden dolayı hü- kümdte şükranlarını bildirerek dedi ki '— Yalnız arkadaşlar kara vazifesiy- Cilere de tekaüdlük hakkını ver de denizde vazife alan yurddaşların gi dükleri iş arasında esaslı bir fark olması dâzım gelir. Denizde çalışma şartlarının hususiyeti vardır. Denizcinin ömrü daha, çok tehlikelerle karşı karşıyadır ve çabuk yıpranır. Bu sebeble denizcilerimizin hak- Jarını vermek her halde lâzımdır. Bunun İiçin iktisad encümeninin tedvin ettiği mad- deler bu hakkı daha sarih olarak ifade etmesi dolayısiyle bu encümenin madde- lerinin okunmasını teklif ederim.” İnhisarlar; devlet demiryolları ve deniz yolları idarelerinin - tekaüd ka- nunlarının - biribirine uygun — olması Meelisin bir direktifi olarak telâkki e- dildiği cevabını verdi; büdce encüm mazbata muharriri B. Sırrı Day, deniz- cilerin hususiyetlerini göz önünde bu- Tunduran hükümlerin projeye ilâve e- dilmiş olduğuna işaret ederek her işte vazife icabr bazı tehlikelerin bulunabi- leceğini ve Büdce encümeninin bu işi Uzun uzadıya tetkik etmiş olduğunu söyledi. Dr. Rasim Ferid Talay (Niğde) hü- kümetten gelen kanun teklifi üzerinde İltısad encümeninin yapmış olduğu metinle Büdce encümeninin hükümet- ten gelen teklifi hiç dikkate almaksızın Adeta yeni baştan yaptığı kanunun met- ni arasında aşağı yukarı büyük bir fark olmadığını yalnız İktısad - Entümeni- nin burada hâmi — görünmek — istedij noktanın çok mihnet ve zorluk içer sinde âdeta bir tehlike mevzuu teşkil '€den gemilerin içinde tehlike ile baş başa kalan denizcilerin de düşünülme- sini adâlete uygun bularak, büdce en- cümenine göre denizciler Jehine hü- kümler koyduğunu ve maddeler gi şülürken bu noktaların tebarüz ettir deceğini —söyledi. B. Cemal Akçının İktısad Encümeninin maddelerinin gö- Tüşülmesi hakkındaki teklifi kabul e- dildi. Kanunun başlığında bile Büdce en- cümeni ile ayrılık olduğunu, Büdce en- cümeninin devlet”deniz işlerinde üc - relte çalışanların tekaüdiüğü hakkında ayrı bir hüküm koymamak - itibariyle mevcud kanuna riayet etmiş olduğunu ve ücret alanların deniz yolları memu- ru addetmek suretiyle daha iyi bir va- ziyete gelmiş bulunduğunu söyledi ve eğer Heyeti Umumiye İktisad Encü- meninin kabul ettiği şekli müzakere e- decek olursa bu kanunu / belki tetkik etmeksizin çıkarmış olacaktır, dedi. Mazhar Müfid Kansu (Denizli) Her hangi bir teklifin muhtelif encümenler- 'den geçebileceğini, fakat Kamutaymn her hanği bir encümeninin teklifini kabul- de muhtar olduğunu, büdce encümeni- 'nin israrına rağmen Kamatayın diğer encümenininkini daha hakka uygun bu- Tabileceğini söyledi. Büdcelerde ahenk Büdce encümeni reisi Mükerrem Ün- sal (İsparta) Büdce encümeninin dev. Jet demiryolları, inhişarlar idaresi ve deniz yolları idaresi memurlarının teka- 'üd maaşlarının bir esas dahilinde biri- biriyle ahenkdar ve mütenazır olmak üzere tanzim olunmasını heyetin bir di. rektifi olduğu cevabını verdi ve dedi ki '— Bunu arzetmekle mutlaka büd. ce encümeninin şekli müzakere edilsin demek istemiyorum. Heyeti celile ha- kemdir. Yalnız korkarım ki kabul etti- ğiniz direktif herhangi bir şekilde ha. lekdar olmasın., Hakkı Tarık Us sordu: “Bir sual, ahenktar olmak müsavi olmak demek değildir, böyle anlamağa imkân yoktur.,, Mükerrem Ünsal cevab verdi : *— Hizmet müddeti ve maaş itiba. riyle tahsis olunacak tekaüd maaşları. 'nın nisbeti biribirinin aynı olacaktır. Kasdımız budur., Ve İktisad encüme- 'ni maddelerinin müzakeresine başlandı. Vaktin çok geç olması dolayısiyle pro- jenin birinci görüşülmesi bitirilemedi. Kamutay yarın toplanacaktır . Hollanda ile ticaretimiz Yapılan müzakereler mutabakatla bitti Bir aydanberi, şehrimizde, Ekono- mi Bakanlığı ile Hollanda ticaret he- yyeti arasında yapılmakta olan müzake- reler, öğrendiğimize göre, bütün nok- talar üzerinde tam bir mütabakatla ne- ticelenmiştir. Hazırlanmış olan muka- völe projesinin bugün parafe edilmesi ihtimali vardır. Bu münasebetle, dün, Ekonomi Bakanı B. Celal Bayar tara- fından, Marmara köşkünde, heyete bir öğle yemeği / verilmiştir. Hollandalı firlerden başka yemekte - Adliye Bakanı ve Dış bakanlık vekili B. Şük- Tü Saraçoğlu, Bayındırlık - Bakanı B. Ali Çetinkaya, Ziraat Bakanı B. Muh- lis Erkmen, Gümrük ve İnhisarlar Ba- kanı Ali Rânâ Tarhan, Ekonomi - Bar kanlığı Müsteşarr B. Paik Kurdoğlu, İş Bankası Genel Direktörü B. Mu: 'ammer Eriş, Ekonomi bakanlığı il gelenleri bulunmuşlardır. Yemekte içi- len Çiftlik şarabı ve inhisar içkilerini misafirler pek beğenmişler, Marmara köşkünün yerinin ve kendinin güzelli. iinden bahsetmişlerdir. Yemekten ör ce ve sonra Hollanda heyeti azlisı ile bakanlarımız uzun uzun — görüşmüşler. dür Almanyanın sömürge isteği ve Fransızlar Lö Tan bu isteği İngilterenin reddedeceğini sanmaktadır Paris, 8 (AA.) — nın bir tel ö Tan gazetesi, başmakalesinde D.N.B. liği hakkında mütale alar yürütmektedir. Bu tebliğde fon Ribbentrop'un Londrada Almanyanın sö- mürgelere ait istekleri meselesi tadır. * Bu gazete, ingiliz kabinesi- nin ve ingiliz efkârı umumiye- sinin müttefikan ve sarsılmaz bir surette gösterecekleri mu- halefet karşısında alman teşeb- büsünün akamete uğrıyacağını sanmaktadır. Lö Tan gazetesi, D.N.B. nin tebli- inde münderiç bulunan ve Almanyanın >mürgelere aid isteklerinin haklı ol- duğunun prensip bakımından kabul edil. Mmesi” şeklinde olan fıkrasından bahse- derken Almanyanın anak sonradan izah ve tasrihlerde bulunacağı ve şimdilik müstemlekât meselesini garb pakti me- #clesine bağlamak çarelerini araştıraca- n yazmaktadır. Bu gazetenin mütale- asına göre Almanya, sömürgeler hakkın. daki istekleri için bu paktı bir ivaz ola. Tak telâkki etmektedir. Lö Tan gazetesi, Almanyanın, B. E- den'in gaybubeti zamanından ve ona ve- kâlet etmekte olan ve Almanyaya daha ziyade teveceühkâr bulunan Lord Hali- faks'ın iş başında bulunmasından istifa- de ve böyle bir anı tercih etmiy olduğu- 'nu kaydeylemektedir. Aynı gazete, ilâve ediyor: “Almanya, nihayet B. Eden ile ko- nuşmaktan kurtulmayacaktır. - Çünkü B. Eden İngilterenin - dış politikasın. dan tek mesul olan zattır. İngiliz impa- ratorluğunun hayati menfaatleri mev. zuubahs olduğu bir sırada bir dakika için olsun Lord Halifaksın şahst yatına tâbi olacağını farzetmek Lorda karşı âdeta bir hakaret olur., ileri süreceği beyan olunmak- Eskişehir Lisesi hadisesi hakkında Maarif Vekâletinin bir tebliği Ankara, 8 (A.A.) — Maarif Vekâ- detinden: Eskişehir lisesinde vukuu ga. zetelerde bildirilen di hâdisesi vekâletçe incelenmiş ve okul yafav ku- Tulunun ceza takdiri yerinde görülmü. yecek disipline aykırr hareket alenle rin ceza dereceleri bakanlıkça tespit o- dunarak okul direktörlüğüne - bildiril. miştir. Halkevinde Sosyal Yardım Şubesi menfaatine, Halkevi Temsil Şubesinin iştirâk ve yardımı ile Sanatkâr ŞADI te arkadaşları « tarafından Bugün saat 21 de ikinci temsil Sekızinci 4 perde Biletler Hatkevi Gişesinde satılmaktadır. Tefrika. No: 13 Maça Kızı Yazan: Puşkin Bir gün — bu hikâyenin başında tasvir an akşamdan iki gün sonra ve nakletti- imiz sahneden de bir hafta önce — İzave- ;; İvanovna pençerenin yanında, gergefinin kdŞmz geçmiş, dalgın dalgın sokağa bakar- en, genc bir istihkâm zabitinin, pençeresi - 'e gözlerini dikmiş olduğunu gördü. Izave- ta başını önüne eğip işine devam etti. Beş lakika sonra gene sokağa baktı; genç zabit aynı yerde idi. Pençeresinin altından geçen zabitlere işvebazlık etmek âdeti olmadığı için tekrar çalışmağa başladı ve iki. saat, gergefinden başmı kaldırmaksızın, bulun - duğu yerden bir tarafa kımıldanmadı. Ak- şam yemeği hazırdı. Kalktı, işini yerleştir - di ve istemiyerek sokağa bakınca zabit gene gözüne ilişti. Bu hal ona acaib göründü. Ye- mekten sonra, oldukça endişe ile pençereye yaklaştı; fakat zabit orada değildi. Zabiti dü-ünmekten vazgeçti. olu Ancak, iki gün sonra, kontesle- birlikte dışarı çıkarken arabaya bineceği sırada onu gene gördü. Zabit, merdivenin yanında, ba- şınr bir kastor yaka içine sokmuş, kara göz- leri şapkasının kenarı altında parıldıyarak, bakıyordu. İzaveta neden dolayı — olduğunu bilmeden korktu ve acaib bir heyecana ka- pılarak arabadaki yerine oturdu. Eve döner dönmez pençereye koştu; za- bit her zamanki yerinde, gözlerini ona dik- miş, duruyordu. Lizaveta, merak içinde ve kendisi için yepyeni bir hisle müteheyyiç, geri çekildi. Ondan sonra, delikanlının ,mutad saatte evin pençereleri altında görünmediği hiç bir gün olmadı. İkisi arasında sessiz bir müna- sesebet başladı. Lizaveta her vakitki yerin- de çalışırken onun yaklaştığını âdeta duyar, başını kaldırır ve ona her gün biraz daha u- zun bakardı. Delikanlı bu vaziyetten dolayr ona karşı müteşekkir görünüyordu: Lizaveta, gençliğe mahsus o keskin görüşle hissedi - yordu ki gözleri biribirine her rastlayışta za- bitin solgun yanakları kıpkırmızı kesiliyor- du. Bir hafta sonra zabite güldü. Tomski, bir dostunu takdim etmek izni- ni kontesten istediği zaman zavallı kızın yü- reği hoplamıştı. Fakat Narumol'un - istih- kâmda değil, atlr muhafızlar hizmetinde bu- lunduğunu öğrenince bir beyinsiz. yanmda Sırrını meydana vurmuş olmasından dolayı kendi kendine hiddetlendi. Herman, çoktan beri Rusya'da yerleşmiş bir almanın oğlu idi ve babası ona küçük bir servet bırakmıştı. İstiklâlini muhafaza - et- mek lüzumuna iyice kani olan Herman gel rine bile el sürmez, yalnız maaşı ile geçinir ve en ufak zevki kendine çok görürdü. Bundan başka, mürai, muhteristi ve ar - kadaşları onun - sonsuz tasarrufkârlığı ile alay etmek fırsatını nadir bulurlardı. Şiddet- Ki ihtirasları ve ateşli bir muhayyelesi vardı, fakat ciddiliği onu o vakte kadar gençliğe mahsus dalaletlerden korunmuştu. Bu suret- le, ruhan kumarbaz olduğu halde elini hiç bir zaman iskambile sürmezdi; zira vaziyetinin buna müsaid olmadığını düşünür ve dediği gibi “fazlası ümidiyle zaruriyi tehlikeye koymaktan çekinirdi”, bununla beraber, ye- gil masa başında, hummalı bir yürek sıkıntı- S1 ile oyunun türlü safhalarını takib ederek sabah ettiği çok olurdu. Üç kâğıd hikâyesi şiddetle muhayyelesi ni işgal etti ve bütün gece aklından çıkmadı. Ertesi gün, Petresburg sokaklarında ge- igüzel dolaşırken kendi kendine düşünü. yordu: “..fakat ihtiyar kontes bana sırrını açarsa! kazanan bu üç kartın hangileri oldu- ğunu öğretirse! talümi neden denemeye- yim?... Ona kendimi vakdim ettiririm, itima- dini kazanırım, icab ederse âşıkı olurum. Fakat bütün bunlara zaman lâzım! halbuki kontes seksen yedi yaşında, bir. haftada, iki günde ölebilir... Zaten bu hikâyede! aca- ba inanmalı mı? Hayır, tasarruf, itidal, sây... İşte benim kazanan üç kâğıdım. Servetimi işte bunlar üç kere, yedi kere fazlalaştıracak, bana istiklâl ve rahat temin edecektir!” Böylece muhakeme ederken Petersburg- vn bir sokağında, eski mimari üslübu ile inşa edilmiş bir evin önünde bulundu. Sokak ara- balarla dolu idi; arabalar aydınlatılmış cep- henin önünde ilerliyor, duruyor ve her ân bir güzel kadının çevik ayağı, biraz sonra mahmuzlu bir çizme, yahud bir diplomatın çizgili çorabı ve ayakkabısı görünüyordu. (Sonu var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: