17 Mart 1933 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 5

17 Mart 1933 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

srt sugüğ .. a öğ VAK nı “Canım teyze, “Sana artık sık sık mektup ya- zacağım, çünkü seninle ne zaman Börüşebileceği mi bilmiyorum. Bü- Bir Yastıkta Kocayın.. Yazan: Mediha Münir ona bir taziyet mektubu gönder - #mişti, Fakat bundan sonra mek - tuplaşmamışlardı. Tesadüf, onları gene birleştir- yük anne daha uzun müddet bu -; mişti. rada kalacak. Monte Karloya yerleştik gibi bir şey. “Sebebini soracaksm? “ Bence çok mânasız bir sebep. Annemin evlenmesi ve evlenip 1s- tanbuldan gitmesini, türlü affedemiyor. “Ben, annemin evlenmesini fe - ninem biz , Ma görmüyorum, yalnız ona acı» 1410 21,10 2 K 3149 rant Yorum. Annem de çocukmuş, İn - san bir kere evlenir, azap çeker, uslanmaz, tekrar evlenir mi?.. Çok genç olsaydı haydi neyse der- dim; fakat genç te değil. “Fakat büyük annem deli olu - yor, Bu ani izdivaç onu çileden çıkardı. İstanbula gidersem, so - racaklar, ben ne cevap vereceğim, ne diyeceğim? Diye düşünüyor, “Burada büyük annemi teskine çalışıyorum. “Maamafih, anneme de hak ver miyor değilim. Belki mes'ut olur. Böyle şeyler hiç belli olmaz. An « nem saadete hasretti. Kavuşursa ne mutlu ona. “Geride asıl mühim mesele bi - zim küçük hemşire. O yavruya a- cryorum. Dün, annesinin artık bu- raya gelmiyeceğini haber alınca, hıçkıra hıçkıra ağladı. Çocuk an - nem bugün gelecek, yarın gelecek diye avunuyordu. “Onu eğlendirmi > rum; MERE a - rum, Bir türlü yavrucuğun yüzü gülmüyor... Annesini ben de bu - Dun için affetmek istemiyorum. Bu çocuğu yüzüstü bırakıp nasıl gitti? , “Doğru söyle teyze, insan bu dünyada kocasız yaşıyamaz mı? | Halbuki sen işte pek âlâ yaşıyor - sun!,, Bediaya tayyare postası ile çi - çek gelmişti, Bu çiçekleri Monte Karlodan Lâmia gönderdi zan - metmişti, Halbuki Lömia mektu - bunda çiçekten (o babsetmiyordu. Bu çiçekleri kim göndermişti? Bedia, çiçek demetini açarken, elleri titriyordu. o Karanfillerin, güllerin, yaprakları arasından bir sır meydana çıkacakmış gibi ke- yecanlanıyordu. Birden bire yere bir kâğıt düş - tü, Eğilip aldı. Okudu: “Bonjur hanımefendi!.. Bu çi - çekleri kabul etmek lütfunda bu. lunursunuz değil mi?, Görüyorsu. muz ya, sizi unutmadım... Sizden ayrıldıktan sonra, çok canım sıkı" lacağını sözlemiştim... Fakat ba » na bir türlü itimat etmediniz. Haksızsınız hanımefendi. e Hür - metler ederim. N. e Ağ e Bir gün, Bedia, tek başma dola: şıyordu. Taksimden geçerken Be- şiktaş otobüsünden bir kadın in - di. Burun buruna geldiler. Ve iki: si birden haykırdı; — Bedia!.. — Nevin!... Nevin, Bedianm çocukluk arka» daşıydı. Evleninceye kadar içtik- “leri su ayrı gitmemişti, Fakat Be- dia evlendikten sonra, biraz seys rek görüşmiye başladılar, daha Nevin, her zamanki gibi açık sözlü, müşfik bakışlı, dürüst Ne- vindi. Bedia, eski arkadaşınm boynu- na sarıldı: — Canım Nevinciğim, dedi, bilemezsin sana kavuştuğuma na- sıl memnun oldum. Nevin gülümsedi! — Her halde benim kadar s6- vinmemişsinizdir. (Nerelerdesin , ne yapıyorsun?, — İyiyim. İstanbuldayım.. Sa- na hasrettim, bu hasretimi de din direceğim. — Beni unutmuştun bile değil mi?. — Unutmamıştım Nevin, yal- nız nerede olduğunu — bilmiyor - dum. — Ben çok dolaştım. — Şimdi nerdesin?. — Artrk İstanbuldayım, Sıra - servilerde bir aaprtımanda oturu- yorum. İstersen haydi bana kadar gel, — Geleyim. Kol kola, memnun ve mes'ut yürüdüler. Nevin, mazinin tatlı bir hatıra- sıydı. Nevin okumuş bir kızdı. Ba- basının ölümünden sonra, hocalık etmiş, annesine, büyük annesine bakmıştı. Onlar öldükten sonra da, kazandığın yememiş. Para biriktirmiş, Hayatımı adeta hima- yeletfale, hilâliahmere vakfetmiş- ti, Evi gene kitapla doluydu. Ki - tap ve yün.. ve patiska.. — Bunlar ne Nevin?, — İşte böyle Bedia, kışm yün, İ yazın patiska, Fakir çocuklarıma hırka örerim, don gömlek.dike - rim. Hilâliahmere, himayeietfale veririm, Arkadaşmı tepesinden tırna - ğına kadar süzdü: — Maşallah, sen ama da şiş - manlamışsın!,. Gençleşmişsin de.. — Ben Montekarlodaydım. Teyzeme misafir gitmiştim. — Orası sana yaramış.. Eğlen: din mi bari?. — Ne yalan söyliyeyim, eğlen- dim... Kaygusuz, o düşüncesiz bir ömür sürdüm. — İyi etmişsin.. İnsan arasıra da derdi, düşünceyi bir tarafa a- tip keyfine bakmalıdır. Bedia başını salladı: — Hoş, ben dinlenmiye Obak kazanmamıştım. Hayatta zaten hiçbir işe yaradığım yok. — Böyle söyleme. — Söylerim; ömrümden mem- nun değilim. — Sen ne kadar bedbin ol - muşsun, Halbuki hiç ü« Obedbin görünmüyorsun. — Yalnız bir şeye memnunum.. Yalnız yaşadığıma. — Amma garip... Yalnızsın di- ye mes'ut musun!.. Nevinin gözleri, Bedianm göz - lerinin içine bakıyordu. amam A a ““SBir beraet kararı — Geçenler- de Fransızça olarak çıkan CanCan gazetesi vilâyet emrile kapatıl - mıştı. Dün, birinci cezada yapılan muhakeme neticesinde bu gazete- sonra bütün bütün ayrılmışlardı. | nin kanun hilâfında bir neşriyat « Nevin Anadoluya gitmişti. ta bulunmadığına dair karar ve - Bedianm kocası ölünce, Nevin | rilmiş ve gazete beraet etmiştir. Yeni 12 kelimenin Türkçe karşılığı ve kullanış!arı 1— FACIA: Acıklı, (tiyatroda beynelmilel ıstılah Trajedi. 16 Marlta İstanbul acıklı gün yaşadı. 2 — FAHİŞ: Aşırı Şeker fiatları gene aşıtılaştı. 3 — FAHRİ: Gönüllü, ünlü Ben bu işi para için değil, gö- nüllü olarak yaptım. Bu bey cemiyetin ünlü azasıdır. 4 — Faide: Kazanç, fayda, Bu işi kazançlı buldum. 5 — Fail: Yapan. Ahmet Kapıyı açtı. Bu cümlede Ahmet (yapan) dır. 6 — Faiz: Artım, gelir. Parasının artımı ile zengin ol - du. Bugünlerde hankalara verilen paranın geliri ancak yüzde 10 dur. 7 — Fani: Geçici, gelip geçici. İnsanlar, hayvanlar gelip geçi - ci şeylerdir. 7 Şu geçici dünyada keyfine bak. 8 — Fatih: El basan. Timur dünyanm en büyük el ba- sanlarından biridir, 9 — Fazıl: Bilgiç, tekin Nasrettin hoca Türk zekâsmm tekin bir ungundur. Uugun tim- sal karşılığıdır. 10 — Fazilet: Tekinlik, Herkes tekin olamadığı gibi te- kinliği de anlıyamaz. 11 — Feci: Ürperten, ürperti. Dünkü tramvay kazası tüyler ürpertici bir şeydi. 12 — Feda; Vaz geçmek. İşleri bıraktım, her şeyden vaz geçtim. Garajdan vazgeçildi Belediyece Fatihte büyük bir garaj yapılması kararlaşmıştı. Bu- raya, Belediyenin elindeki bütün makine, otobüs, silindirleri kona- cak ve bu suretle belediye vesaiti daimi ve sıkı bir kontrol altında bulundurulacaktı, Fakat Fatihte İtfaiyenin büyük bir garajı mevcut bulunduğu ve belediyenin ( tasarruf © yapmıya mecbur olduğu bir sırada 65000 lira sarfı muvafık görülmemiş, bu sene için büyük garaj inşasından vaz geçilmiştir. bir Hazirandan sonra zamlar Hazirandan itibaren Vali mua- vini ile belediye reisi muavinleri- ne ve kaymakamlara ayda ellişer ira zam yapılacaktır. Bu zamma sebep kaymakamların belediye iş leri ile de alâkadar bulunmaları dır, Bundan başka polis müdürlü ğü de zabrtai belediye işi ile meş- gul olduğundan polis müdürlüğü- ne de elli lira zam yapılması ka - rarlaşmıştır. Üilmeigmereiii Belediye ve spor Memlekette günden güne inki - safa doğru yürüyen Türkspor ha- yatına belediyece alâka gösteril - mektedir. İstanbul şehrinin sporu teşvik ettiğini göstermek için be - lediye bütçesine spor federasyo - buna verilmek Üzere 2000 lira tah sisat konmuştur. Süvariliği terakki ettirmek üze- re teşekkül eden Sipahi ocağına da 500 lira muavenette bulunula- caktır. > slm kelimelerin karşılığı M. Nurettin Beyin bulduğu karşılıklar Eb'at — Uzaklıklar: | Bu üç külün (müselles) üç ya -| nımdan ouzaklıklarmı ölçtünüz mü? Ebedi — Sonsuz. Her güzel şey sonsuz bir sevinç- tir. —Keats— Ecel — Ölüm, ecel, gün bitimi, yüce. Ecel geldi cihana Baş ağrısı bahane Biçarenin gün bitimi gelmiş, ne! yapalım! Yücelerden yücesin, Kimse bilmez nicesin? Ecir — Irgat Çiflikte çalışan ırgatlara yol ve- rildi. | Ecir (ecr) — Der, öğdül, sevap | ahı Rus akademisi azasından Ti Kendisine ne kadar ayak deri (teri) vereceğiz. Bunca yıldır ça -| lıştı, öğdülünü alamadı. Bu kutlu günde gel, bir sevap kazanalım. Ecnebi — Yaban, yabancı, yat. | Yat ellere giden oğluna ütkünü. | yor (Hasret çekiyor) Bu adam, buranın yerlisi mi, vok sa yabancısı mr? "Türkçeye karşı saygısızlık gös - teren yabancıları hoş göremeyiz. Ecram — Yıldızlar. Gökyüzündeki yıldızların güzel Üğine bak! Ecza — Parçalar, ulam, em. Ulus, bir bütündür, yurttaşlar o- nun parçalarıdır. Ordunun bir ulamı savaşa girdi. Bu yaranı unaracak bir em 411) gi Edat — takı, Edep — Saygı, utanç, (Bundan (Yerine göre) eklenti, başka halk arasmda örtülmesi lâ - | yet Rusya fen akademisi reis zım gelen avret mahalli karşılığı olarak kullanılır.) Bunu yapmıya utancı engel olu- | yat mütehassısı Samoiloviç yor. Hiç, saygılı adamla saygısız bir olur mu? Edebiyat — Ozu (Bu kelimeyi ozan sözünden getiriyorum. Ya - zandan yazı geldiği gibi) yazılar, Ezeli — Önsüz. Tanrı önsüzdür. | Kadıköy lisesi hocalarmın | buldukları karşılıklar “Dil anketinin başladığı gün - | düşünülmektedir. denberi K. L, işaretile dil cemiye - Marr ve Samoiloviç hareke tinin gönderdiği kelimelere kar -| den evel Moskavadaki Türkiye şılıklar bulan Kadrköy Tisesi ho -| firi Hüseyin Rağıp Beyi ziyaret caları (5) inci listeye deşu kar- şılıkları bulmuşlardır. Eb'at — Ölçüm. Bu kitabm ölçümü 15 X 30 dur. Ebedi — Tükenmez. Ulu Gaziye tükenmez saygılar besleriz. i Ecel — Öleç. Öleç kanat açmıştı o kızm baş ucunda, Ecir (Ecr) — ğ Ecir — Gündelikçi, ırgat. Ecnebi — Yat, yabancı. Yabancı dil, yat el. . Ectam — Yıldızlar Ecza — Parçalar, derman ( ilâç) Acıma derman oldun. Edat — Bağlantı. Bağlantılar sözleri biribirine bağlar. Sende hiç utanma yok mu? Edebiyat — LİMİZ | Çıkan 5 inci listedeki İ lerdir. Bu iki zatın davetind j sında muntazam temaslar tesis ye sefiri arasında vuku bulan u yet âlimlerinin teşriki mesaisind ve sefaret müsteşarı Cevat Rusya ilim müesseseleri da selâmlamışlardır. yat efrat yoklaması 329 doğ larm ilk yoklaması tekrar h .İda başlamak üzere bugünden” baren muvakkaten tatil edil, Ezeli — Önüç. Size karşı sarsılmaz önüç saygı larım vardır, a Muallim Hayrettin İlhan Be- yin bulduğu karşılıklar Eb'at — Yönler Ebedi — Sonsuz. Ecel — Göçüntü. Ecir — Gündelikçi. Ecnebi — Yabancı Ecram — Yıldızlar. Edat — Ek. Edep — Erişme, erik Edebiyat — duyum (yücelik) Ezeli — Önsüz. z Iki Rus âlimi | yarın geliyor Çiçerin vapurile Cumartesi sa « koloğlardan Marr, Sanoiloviç daşla, hükümet tarafından val davet üzerine şehrimize gelecek maksat dil mesaisinde kendileri; den istifade etmektir. Muzaffer Köprülü zade Fuat Beylerle bi çalışacak olan Rus âlimleri raya gidecekler ve orada dil kik cemiyeti içtimalarında bulur r, Yoldaş Marr'ın dillerin m leri hakkındaki nazariyelerindi yoldaş Şamoiloviç'in ise Türkçe nin esası hakkındaki tetki den istifade olunacaktır. İki âli min darülfünun konferans salo da konferans vermeleri müh Ar, İki âlim Moskovada iken... MOSKOVA, 16 (A.A.) — Soj ii li ve devlet tarih akâdemisi Marr ile akademi azasından hükümetinin daveti üzerine e si gün Moskovadan ayrılmış Bunlar Türkiyede dil tarihi saha « smda yapılmakta olan ilmi mesa iye iştirak edecekler ve Türkiye ile Sovyet Rusya ilim teşkilâtları ara ceklerdir. Bu hususta daimi Türk Sovyet ilim komitesi mişlerdir. Sovyet âlimlerile mülâkat esnasında, Türk ve semere hâsıl olacak ilmi m re temas olunmuştur. Türkiye Sefiri Hüseyin le, hariciye komiserliği ve leri iki akademi azasını isti ihtiyat efrat yoklaması Eminönü Askerlik Şübesi R liğinden: Nisan celbi dolayısile yerli il 2 g ü

Bu sayıdan diğer sayfalar: