4 Ekim 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 6

4 Ekim 1934 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

PE Fena MANSET GEAR DNA Geçen sene bugünlerde, muhar- rir, şair, Edip, romancı, hikâyeci, münekkit, dil âlimi ne kadar eli kalem tutar arkadaş varsa, yaldız- Ir harfle basılmış şöyle bir kart al- dılar: Anaforcuzade Gelsin Kitapçı İstanbul Tarama caddesi Acizleri mühim ve müstesna bir kitapçı dükkânı açmak (fikrinde- yim, Bu hususta da zatı âliniz gibi memleketimizin tanınmış güzide - lerinden ufak bir yardım istiyo- rum, Eğer eserlerinizden iki tane- sini imzalıyarak gönderirseniz, bu müstesna kütüphanenin açılması- nı kolaylaştırmış olacaksınız. Ce- vabınızr bekler hürmetlerimi o su- narım efendim. Bu kitapçınm yalnız ismi ile adresini değiştirdim, fakat kartın meali aynendir ve hepimiz bu kar- te aldık. Doğrusunu söylemek lâzım ge- Urss, bu kart beni çok güldürdü, çok eğlendrdi. Gülerek yerlere yat tım. Gülmekten bayıldım, kırıl- dım, İtiraf ta ediniz, ki bu kart gülmeğe değer. Hani bir kitap ve kitap merak“ lisi fıkrası vardır. Bilmem hatırı- m? Iç kiymetli bir kütüphane- Biz slerdan biri bir gün kü- gezmiş, kitaplara bak - beğenmiş ve: olur, iade edilmek üzere kana bir Kitap versene! Deçuli; “ütüphane sahibi kaşlarını çat- — İste bunu yapamam, Kitap, kahraman bir ordunun, kahraman * gibidirler: Teslim olmaz abı iade edilmek üzere birin vermek, kitabı öldürmektir. Ahrete gitti demektir. Malâmya, oraya giden gelmez... Ve raf raf kitaplarını miş: — Ben bütün bunları, iade et- mek şartile şundan bundan ak dım!. Anaforcuzade Gelsin B. de mu- hakkak o zattan örnek almış ola - cak... Bütün şairlerden, o edipler- den, muhatrirlerden ikişer kitap alıp bir kütüphane açmak fikri hiç fena değil. Meselâ benim aklıma bir resim müzesi açmak geliyordu. Hemen kaleme sarılıyorum ve ressamlarımıza şu mektubu gön deriyorum: “Acizleri, mühim ve müstesna bir resim müzesi açmak fikrinde » yim. Bu hususta zatı âlileri gibi memleketimizin tanınmış güzide ressamlarından ufak bir oyardım istiyorum. Eğer yaptığınız resim - lerden birer tanesini imzalı olmak göster- şartile göndersen'z bu müstesna | müzenin açılmasını kolaylaştırmış olacaksınız. Cevabınızı bekler hür metlerimi sunarım efendim.,, Nasıl?, İyi, mükemmel, âlâ!.. diyecek» siniz. Demeyiniz. Kazm ayağı böyle değil. Hiç bir ressam cevap vermi- yecektir, Hattâ “D,, grupuna men- . , değil eğil.. Yazân : İzzetoğlu nezzülünde ( bulunmıyacaklardır. Fakat sizi temin ederim, bilhassa şair içinde üç beş yüz şair... — Yoktur! — Kim demiş size... Belki daha fazla şair vardır. Sözümü kesmeyi niz, Bin iki bin şair, eserlerini im- za ederek o kitapçıya, Anaforcu - zade Gelsin Beye göndermişler - dir.. O da kitapçılığa başlamıştır bi- | le... İnanmazsanız arayıp dükkânı » nr bulunuz... Neyse, bunu geçelim. Siz asıl benim yaptığıma bakınız. Elime kalemi aldım ve dım: “Postane karşısında oğlu. “ Azizim terzim efendim, “Aklıma fevkalâde bir fikir ge- | liyor. Herhalde bu fikrimi senin İ de tasvip edeceğine eminim ve bu | na güvnerek sana yazıyorum. “Ben, bugünkü modaya göre bir erkek elbisesi müzesi açmak fik» İ rindeyim. Bu hususta bana elbet» | | te ki yardım edebilirsin. Esasen bu müze, senni güzel dikişini ve | güzel mâkasını âleme göstermeğe vesile olacaktır. Bunun için bana on iki kat, muhtelif renkte ve muh de erkek elbisesi ogön- dermeni rica ederim, Selâmlar,, “Haş; Benim ölçüm defte- rinde vardır. Bunun için yeniden gelip ölçü vermeğe lüzum görmü», | yorum.,, Gönderir mi dersini yaz Muslubaş 'İ stanbul Harici Askeri Kıtaat ilânları Selimiye kışlasmın tadilât ve tamiratı kapalı zarf usu- | livle münakasaya komnuş- tur. İhalesi 23/10/934 salı| günü saat on birdedir. Talip- lerin şartnamesini görmek için her gün ve münakasası- | na iştirak için de belli gün ve | saatten evvel teklif mektup- larmı Ankarada M. M. Vekâ- leti satm alma komisvonuna | vermeleri. (329) (6188) » * $ Hava ihtiyacı için muhte- lif mahallerde yapılacak yer | altı benzin tanklarmın 22 -| 110-934 te yapılacak müna- kasasından sarfı nazar edil- miştir. İşbu tanklar pazar- lıkla yapılacağından pazarlı- ğma iştirak edeceklerin 6 - 10 - 934 cumartesi günü saat 14 te teminatlarivle birlikte | Ankarada M. M. Vekâleti Satmalma Komisyonuna mü- i racaatları. (253) — (6310) | o İstanbul yedinci icra memur | luğundan: Bir borçtan dolayı mahçuz ve paraya çevrilmesi mukarrer bir a- | det taksi otomobili 7 — 10 — 934 tarihine müsadif pazar günü saat | 16 dan on yediye kadar Taksimde | İzzet beyin merkez garajında i »| kinci açık arttırması icra kılma - cağından taliplerin yevmi ve mez- | kürda mahallinde hazır buluna. cak memuruna müracaatları ilân tone (En avadan gelen Tehlike Eski Fransız hava nazırı hava muharebelerinin tehlikelerini anlatıyor Eski Fransız Hava Nazırı Pi- erre Coti Pester Lloyd isminde bir Budapeşte gazetesnide yazdığı bir yazıda, hava muharebelerinin teh- likelerinden bahsetmekte ve hava dafaa tedbirlerini anlatmaktadır. Çok dikkate değer (o bulduğumuz bu yazısında Pierre Cot, diyor kis “.- Hava muharebelerinin bü - yük tehlikeleri dolayısile bütün memleketlerin umumi efkârmda uyandırdığı endişeler, günden gü- ne artmakta ve müdafaa tedbirle- ri istenmektedir. Parlâmentolar bunun için tahsisatlar kabul ve hükümetler hava filolarını takvi- ve ediyorlar. Bu hal, müşterek teh keyi azaltacak yerde arttırıyor. Fransa son aylarda alelâde bütçe- sinden başka hava teslihatı için ay rıca üç milyar frankl'k tahsisatın sarfma karar vermiştir. İngiltere dahi kendi hava kuvvetlerine da- ha 41 filo ilâvesini lüzumlu addet- miştir, Bir İngiliz mütahassısı, Cene- tal Groves, Umumi Harpte 1914 ten 1918 e kadar otüz ton mevad- dı müşteilenin Londra üstüne atıl- dığını hatırlatmıştır. Bu otuz ton 1800 kurbana mal olmuştur. Ceneral Groves, hali hazırda, bir günde 600 ton mevaddı o müş- teilenin Londra üstüne atılabile- ceği fikrindedir. Bu belki mübalâ- ğalı bir tahmindir. Bunun için biz bunu asgari bir hadde indirip 300 k kabul edelim, Ve Tina” kika bir hava filosu 300 ton me- vaddı müşteileyi pek kolaylıkla İngilizlerin hükümet (merkezine atabilir. Ayni imkân Paris, Brük - sel, Berlin, Prağ, Varşova, Roma, Belgrat yahut Budapeşte şehirleri ile Garbi Avrupanın bilcümle sa- nayi merkezleri icin dahi varittir. Yalnız Sovyet İttihadı tarafından vücude getirilen büyük sanayi mer kezleri bu imkânın haricinde ka» lr ve bu sayede Sovyet Rusya harp halinde hususi bir mevkii har iz olur. Şimdi bu 300 tonun tesirlerini tetkik edelim. Bununla yalnız bir günde Ayrupan:n herhangi büyük bir şehrinde 18,000 kişi öldürüle- cektir. On gün zarfında bu suretle 180,00) kurban, 100 gün zarfında 1,809,900 kurban verilecek demek tir, Bu nevi bir tahribe mukave - met edebilecek tek bir devletin ve böyle b'r hale ihtilâl çıkarmak- sızın dayanabilecek derecede kuv- vetli sinirlere malik tek bir mille- tin mevcut olduğu zannedilebilir mi?. Fakat bu daha hiç bir şey değildir. Biz bu mütaleslarımız- da son harpte kullanılmış olan bombaların ayninin kullanılacağı» ve kabul ettik. Halbuki nı farz İ ilim on beş senedenberi müdhiş keşifler yapmıştır. Bu işlerin en iyi bil'eisi Fransız âlimi Profesör Langevin, ancak bir kaç tayyare- nin büyük bir şehrin üzerinden uçrasile bu şehiri tamamen ze » hirlere boğacağı fikrindedir ve i- lâve ediyor ki, hiç bir gaz maske- si bu gazlara karşı tahaffuz temin etmez. Bu hal yüz binlerce erkek kadın ve çocukların kati ölümü demektir Arsen Lüpen'n Serguzeşi Arsen Lüpen, oğunun düşman ım1? Yazan: Mawrice Lebli —ii— Raul genci boğazından yaka - i 5 er? muharebelerine karşı alınacak al MR kendini zor Halbuki zaman böyle hareketlere uygun değildi, Raul geceyi kıskançlık acıları i - çinde geçirdiğinden ertesi sabah fevkalâde neşesiz bir halde uyan- mıştı. o Srkıntısımı gidermek için bir otomobil gezintisine (o çıkmıya hazırlanırken telefon çaldı. Jerom kendisini “Klematit,, köşküne da- vet ediyordu. Köşke gittiği zaman Jeromu kapı önünde buldu. Deli - | kanlı heyecanla dedi ki: — Rolandı kaçırdılar!, — Ne kaçırdılar mı?, Kaçıran kim?. — Şu sefil Felisiyen. — Laf, o miskin böyle şeyler yapabilir mi? — Evet yaptı. Paristen tecrübe edilmek üzere bir otomobil getir- mişti. Rolandı tecrübe gezintisine çağırmış. O da hiçbir şeyden ha - İ beri olmadan binmiş ve maksa - dın ne olduğunu anlayınca bağır- mıya başlamış. Bu bağrışmayı Ed» vard işitip bana haber verdi, — Hangi yola sapmışlar? — Sen » Jermen yoluna... — Bindikleri arabanın şekli ne- dir? — Sarı renkte, açık bir araba. Raul fazla bir söz söylemeden arabaya atladı ve Jeroma da bin» mesini aözladilten sonra 40n hız. la yola koyuldu.. Fakat Sen - Jer- mene doğru gidecek yerde Versay istikametini aldı. Raulün başka yola saptığını gören Jerom: — Yolu değiştirdiniz. Buna se- bep nedir? dedi. — Aklıma bir fikir geldi. Feli- siyen Patu havalisinde büyütül- müştür. Elimizde kat'i bir malü- mat olmadığı için hatadan müm- kün mertebe sakınmalıyız. — Ya bu yolda yürümekle al- danıyorsanız? — Ne çare? Otomobil büyük bir süratle Versay ve Senperi geçtikten son- ra Raul dedi ki: — Bu kadar yol aldıktan sonra izle inevarmamız icap ederdi. A» caba ne oldular. Felisiyenin son süratle gittiği anlaşılıyor. Çünkü biz seyahatte yüz on (kilometre yapmaktayız. Bu gidişle Rambu- yede yakalanacağımıza eminim. Raul miskinlikten © ve gülünç olmaktan bir türlü kurtulamıyan Felisiyenden bu suretle (intikam alacağını düşünerek seviniyordu. Bu anda uzakta ormana doğru kos şan bir sarı otomobil gördüler. Raul bağırdı: — Bak, bak! Şu otomobil on - ların değil mi? Ah sefil mahlük! Jerom da bu sözlere iştirak edi- yordu: — Evet, sefil herif!... Ben onun gizli maksatları olduğunu hisset - miş ve Rolandın kaç defa dikka - tini çekmiştim. Herif Rolandı se - viyor ve kaçırıyor. Az sonra Rambuyeye gelmiş - lerdi. Şehrin taşlık ve dolam- baçlı sokakları Felisiyeni yavaş - lamağa mecbur etmişti. Rambu- yeden çıktıktan sonra yolun dö - ü i irinde iki oto - | den atladı ve Felisiyenin mobil arasındaki mesafe bir yüz metreye inmişti, Artık elle rinden kaçmasına (imkân yol Bunun için Raul hizmr ari Az sonra da Raulün arabası F€ lisiyenin ötompbilini geçmiş ve 9 nu yavaşlamağa mecbur etmi! En nihayet Felisiyen © durm mecbur kalınca Jerom otomobil üstün yürüdü. O da otomobilden çık mıştı, Roland ise arabadan İf mişti ve eli ayağı tirtir titriyord” Evvelâ koşan Jerom, hücu' '| hazırlanan bir boksör gibi a: yavaşladı. Felisiyen duruyor ve kımılda” mıyordu. Genç kız iki delikanlınm 4r# sına atılmak istediğinden (Ri kolundan yakalıyarak: — Durunuz, dedi. — Nasıl durayım.. oOGörm musunuz ki tepeleşecekler.. — Pek âlâ, bundan ne çıkar. | — İstemem, istemem. Je , onu öldürecek.. — Merak etmeyiniz, canım, b nim de anlamak istediğim bir ta var. Garip şey! Felisiyenin gözleri de korkudan eser yoktu, (Ha dudaklarında tebessümler | Pİ vardı. vi verom; — Kaç, kaç miskin herif! di” bağırdı. Felisiyen ise yerinden bile k' mıldamıyordu. Bu anda şidd bir boks çarpışması başladı. Tisiyen bacaklarını açmış ve cumlara, hayrete değer bir mi ret ve itidalle mukabele ediy: Bir an oldu ki, Felisiyen mağl oluyormuş gibi göründü ve düştü. Jerom da beraber sü lendi. Kavga toztoprak içi yuvarlanma suretiyle daha kaç saniye sürdü. Felisiyen 89 sızım ayağa kalktı. kalmıştı. Bayılmıştı... hali görünce: — Biravo, dedi, herif mahir: bir oyun oynadı. Bunu müteakip Jeromun yapi na giderek: — Iki dakikaya kadar © 8: kalkarsınız, dedi, fakat böyle belâlı herifle uğraşmamanızı siye ederim. Felisiyen ise, yüzünde hiç heyecan eseri olmadığı halde basına doğru yürüyordu. Bu tesadüfen bir taksi göründü. Roz land arabayı durdurarak Jero”* la birlikte bindi ve gitti. Raul ise Felisiyenin yanma “i derek: K — Maşallah, maşallah, tebii ederim, Üstadane bir vuruş VE... dunuz... Fakat garibime giden â het bu klâsik Jin » Jitem oyum nerede öğrenmiş olduğunuzdu”" (Devam vw g Profesör Miltiner Maarif Vekâleti asaristiks gi tehassıslarından Proefsör kef A loğ M. Miltner İstanbula çiti :

Bu sayıdan diğer sayfalar: