27 Ocak 1949 Tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 2

27 Ocak 1949 tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Asıl dâva, siyasi bir © enheniyette Nadir Nadi, Şair Behçet Kemal Çağ- dar'ın Partiden ve Milletvekilli- ginden çekilmesinin, ük - defa Celâl Bayarın himmetile açılan iztifa kapısının hâlâ açık bulun duğuna bir işaret sayılabilece- ğiniz bu çekilme hâdisesini ise fek başına mütalea etmenin doğ ru bir hareket — olamıyacağını kaydettikten sonra yazısına şöy le son veriyor: Bizde partiler, fizyolojik oluş nununa uyarcasına ayni se- lül'ün parçalanmasiyle çoğalı- Demokratlar, Halk Partl- s'nden doğdu. Milletçilerle, Müs tokiller, Demokrat Partiden kop suretile meydana - geldi. Pattiler içinde de birinden ay- rılıp ötekine geçenler, yahut a- çıkta kalmayı tercih edenler hâ- lâ görülüyor. İşin tuhafı, parli- lcx de bu adam alış verişini âde- tâ teşvik ediyorlar. Demokrat, ların adayı olarak seçilen - bir Milletvekilini sonradan Halk Partisi bağrına basıyor. Yahut Halk Partili bir Mebus, canı öy- le istediği için Demokrat safla- rında yer alıyor. Bütün hayatım bir an içinde'inkâröedenler, yıl- Tardanberi- inandıklarının — bir enda tersini savunmağa” başlı- yorlar ve bu hal taraflarca hiç e yadırganmıyor. Cumhuriyet tarihinin bü dev- resi ileride objektif bir gözle in celendiği zaman, hakikat şüp- kesiz olanca cıplakhğiyle möys dana cıkacaktır. İktidarı ellerin de tutanlar, şimdiki halde do- reckrasinin kendisine ve pren- ziyade siplerine değil, daha gekline ve manzarasına b: lar. Görünüşe gösterilen bu hayranlık yüzünden temel da'ma ihmale uğruyor ve biz bir H'na yükseltiyoruz zannederke', Zgerçekte ancak kendi kendimi- Bu, bir sür. atan'da Yedekçi, <Tav- zih> başlığı altında yaz- n fıkrada, sayın Şemsettir 'naltay'ın, Mecliste, yanlışlık- Ta, fesi çıkardık diyecekken şap- kayı çıkardık fesi giydik dedi- Üine dokunarak şöyle diyor: Fazılı muhterem Şemsettin Güraltay, Mecliste bir çok in- hılâplar başardığımızdan — bah- sederken yanlışlıkla: «— Şapkayı çıkardık, fesi giv dik, demiş de etraftan: Tersi, tersi! Sözleri yük- selmiş Fazılı muhterem, neden böyle saşırmış? Alışkanlık mı? Diye- ceksiniz! Devrişin fikri ne ise, zbri o mu? Diyeceksiniz! Ha- yır!. Bu, sadece sürci lisandır!. Fakat durup dinlenmeden lâ- iklik prensipleri üzerinde ısrar- da durmasıma ne buyurulur? Aptestinde şüphe mi var: As- lât. Fakat ben demokrasi pren- eA Bir Kalk Borusu (Baş tarafı 1 incide) kurulsa oralı işçilerin buna kifayet edeceği söyleniyor. Sulak — arazi mevcud... Elektrik istihsali için şe- iüleler mevcud... Ve bütün bu var- Tıklar içinde biz, idaresini bilmiyen mirasyediler gibi yokluktan kıyra- miyoruz, Nasreddin Hocanın dediği gibi: Yağ var, un var, şeker var, (hem de şeker kanıışından) fakat biz bir. fürlü bu helvayı yapıp yiyemiyo- vuz. Müteşebbis bir teşekkül olsa da yurdda seyahatler tertib - eylese... Meselâ müsald mevsimlerde momlc- ketin güzelliklerini tanıtmak için yapıları bu gezintiler miltetin guru- runu arttırır... Cebimizde biraz pa- ra oldu mu? Hemen tayyaroye at- dayıp Frengistana gidiyoruz. Biraz da vatanımızı merak edelim; onu yakirden — görelim; sırası — gelince İsviçrenin dağlarından, Almany: nın göllerinden, Fransanın orman- darından bahsederiz. Asırlardanbo- ri umran yüzü görmiyen şu zaval- li memlekeifmizde bir Toroslar bü- tün İsviçrenin dağlarına bedeldir. Bir Aband gölü dünya gölleri ite mukayese edilse yino üstün gelir... | Fakat bunları kaç merak et- di de gezdi ve gördü? Antalyanın turistik bir yer ol duğunda da şübhe yoktur. Tarihi harabeleri seyyahları pek alâkadar edecek mahiyettedir. Fakat bu ha- Valinin ön safta gelen ehemmiyoti Şeker mes'elesidir. Pancar istihta- hinin zorluğu karşısında şeker ka- Mmıişı yetiştirmenin kolaylığı hükü- meti derhal esaslı bir faaliyote sev kedecek mahiyettedir. Biz, nelesimizin — yettiği “kacar «kalk borusunu» çaldık... Bundan ötesini hükümetten bilhassa sistem istikrar dâvasıdır | 5ipleri hakkındaki teminatında da bir sürci lisan olmasından y tn ediyorum! * Güle güle öyle r on Saat'te Yelkovan, «Gü le güle ha> isimli fıkra- mda Behçet Kemal Çağların Milletvekilliğinden istifasını ba his mevzuu ederek diyor ki: Millet Meclisinde yaptığı de- meç ve hareketle bütün bir kü! lenin muhabbet ve hayranlığını bir anda kazanan sabık Erzin- can Milletvekili Behçet Kemal Çağları ağız açmadan dinledik- fen sonra, eski parti arkadaşla- yından biri tam o kürsüden inip de kapıdan çıkıyorken, arkasın- dan: — Güle gül miş. Tabil istihfaf ve — istihzadan başka bir şey ifade etmiyen bu temenni kimin ağzından çıkmış olursa olsun, hele o hava içeri- sinde, kailini muhakkak ki küs çültmüştür. Çünkü nisbetinden artık eza diye bağır- raber milletvekilliğinden de is- 'tifa etmek feragat ve dirayeti- ni gösteren mert bir İnsani bu tarzda uğurlamak onun çekilip gitmesinden memnunluk duyul " duğumu gösterir ki biz bu mem- Dünluğu tefsire kalkışırsak onu düyan bir hayli hacil! mev- kie düşor. Güle, güle! Hakikatlerin tecellisi önünde vicdanının tazyikine daha ziya- de mukavemet edemiyerek mis- li görülmemiş bir necabetle, bi- hakkın ifasından âciz bulundu: sıfalından te- cerrüt €den bu vatandaşın hare- ketiyle istihza etmeli değil on- dan ibret almalıydı. Zira yarın, öbürgün seçimler ister istemez yenilendiği vakit, i terkeden hak ve hhaki isünün arkasından müs teziyane: «Güle, güle!» diye ba- ğıran o gafillere, millet bu te- Menniyi bile çok görecektir. * Yâr bana bir eğlence Kkşam'da Dikkatler sütu- nunda bu başlık altında- Ki bir fıkrada gu satırları oku- yoruz: ği Ekser iç politika faaliyetleri miz buna benziyor... — Sadık Aldoğan ne demiş? — (Eski hamam, eski tas, tel- lâklar değişti!) demişti.... Kiskis gülüşler... Çünkü ga- Tip ve dokunaklı lâf etmiş.. — Kenan Öner, ne demişti? — (Dinamolarımı doldurmak- la meşgulüm!) demişti — Müfrit muhalif Hikmet Bayur, mutedil muhalif Refik Koraltan, müfrit muvafık Mu- hiddin Baha Pars ne söylemiş- lerdi? — Aşağı yukarı bunlara ya- kın paradokslar yapmışlardı. — Şimdi Behçet Kemal Çağ lar, ne diyor? — Onun ne dedi ler buram buram yazdılar; fa- kat halkın söylediği nüktele hog: «Hem Kayserili, hem oku- ma biliyor..» diye, meşhur hi- Yöyeyi hatılatıyorlar. <Üstelik gecimlerin sonuna “ yaklaştığını biliyor. Yeni seçimlerde halkın ce'âdetli mebus seçeceğini de eza biliyor.» diyorlar. çazete- Alüminyom evler getirilecek İstanbul fethinin 500 üncü yıldönümü törenleri münasebe- file şehrimize gelecek bir çok #eyyahın barındırılması işi, alâ- kadar makamları şimdiden en- dişeye düşürmektedir. Verilen bir habere göre seyyahların ba- rınmaları için alüminyom evle- vin getirilmesi “düşünülmekte- Londra — Bir dereceye kadar, Kremlin - zimemdarlarının - za- lim giyaseti büyük tec besizlik alâmetlerini gösterme! todir. Komünizmanın yayılm: na karşı Batı dünyası tarafın- dan alınan tedbirler Moskava'yı epeyçe kuşkulandırmıştır. — Ge- çenlerde Sovyetler Birliği ileri gelenleri tarafından Finlandi- ya'ya karşı yaptıkları ithamlar Sovyet endişelerine delâlet teş- kil etmektedir. Son zamanlarda vyet aleyhtarı» hareketlerden dolayı Sovyet protesto notaları Win hükümetine gönderilmiştir. «Yeti zamanlar» mecmuası (Sov 4 hariciye komiserli inin orga mıdır,) <Finlandiya'yı Sovyet a- yhtarı bir. şimal memleketler b'okuna ithal etmek istiyen ba- A çalışmasına güvendiğimiz Tarım kanından bekliyoruz. zı İskandinavya mahfillerine» ihtarda bulunarak şöyle demiş- duyduğu pârtiniri Üüyeliğiyle be- | S n e00i * HABERLERİ Kok yerine Linyit kömü uru Btibank Kömür tevzi mücsse - #esi ikinci yarım tonların tevzil - n6 yakında başlıyacaktır. — Tevzi maüessesesi İstanbul Şubesi mü - dürü Bay Rasim, demiştir. ki: «— Kömlür istihlâki her — sene artmaktadır. Bu yüzden — büyük gehirlerin kontenjanı da artmakta ietihsal fazla talebi karşılıyama- ( maktadır. Bü yüzden — tevzlatta linyite doğru gitme de düşünül - mektedir.> Garsonlar Sendikası dün toplandı Garsonlar Sendikası idare he - yeti dün İzzettin hanındaki mer- kezinde toplanarak içkili yerle - rin kapatılma kararı mevzuun - a görüşmüsler, heyeti umumiye yi toplayarak alâkadar makam Tar nezdinde teşebbüsler de yapma ya karar vermişlerdir. Lâtf i Kırdar yarın geliyor - Tedâvi için bir müddetten bes ri Ağyrupada bulinan Vali ve B lediye başkanı Dr. Lütfi Kırdar, yarın saat 13 de Brezliya hava yollarına ait Bir tıçakla şehrimi- 7e gelecektir. Haliçde temizleme yapılacak Silâhtarağa Elektrik fabrika - #sma Kkömlür nakleden vasıtaların Haliçte-Fastladıkları güçlükleri gl dermek maksadile — Bayaındırlık: Bakanlığının Seyhan Tarak ge - misi Haliçte bir temizleme yapa- caktır. Bu iş için Denizyolları, Elektrik idaresi ve — Bayındırlık Bakanlığı teşkilatı ile iş — birliği yapacaktır. . Milli Eğitim Bakanlığı- |na bağlanacak okullar Başkâ balanlıktara bağlı tek * mil meslek okullarının - Müli E - #itim Bakanlığına geçmesi yolun- da yapılan çalışmalar " müsbet neticeye vatmıştır. Ulaştırma Ba- kanlığı emriide olan Yüksek De- niz Ticaret okulu ile Posta ve 'Telgraf Meslek okulu aybaşın - dan itibaren Milit Eğitim Bakan- Uğına devrolunacaktır. Deniz Lisesi'nin Amerikada ol- duğü gibi Koleje tahvili —düşü - rülmektedir. Şehir meclisi C. H. P. grubu Şehir Meclisi CHP. grupu bu- gün C. H. P. merkezinde bir top Jantı yaparak, Meclisin gubat dev resi toplantısında görüşülecek me geleleri gözden geçirecek, bu ara- da halk dilekleri üzerinde de du- rulacaktır. Ekmek kalitesi ıslahı Şehzimiz değirmencilerile, fı- rıncıları dün Belediyede rel8 mua 'vini Nazım Ârda'nın — başkanlı - Pinda bir toplantı yapmışlar, ek- mek. kalitesirin is'ahi üzerinde Şiir Günü Edebiyat Fakliltesi, Talebe Ce- miyeti tarafından bir şilr — günü tertip edilmiştir. Bugün saat 14 | de Eminönü Halkevinde yapıla - | cek gilr gününde Türk edebiya - tından aşk, iztirap ve kahraman- hik temlerine ait en iyi — şürleri Feçip en güzel bir şekilde oku - yanlar, — mükâfatlandırılacaklar - €ır. Hamdullah Subhinin konferansı Hamdullat — Subhi — Tanriöver, 'Teknik Üniversite konferans sa - lonunda yarın saat 17.15 de (Mil- liyeti nasıl anlıyozuz) mevzuün - âa bir konferans verecektir. Tm- kân temin edildiği takdirde Ham- dullah Subhinin Konferansi, Tek- nik Üniversite verici radyosu İle âr: «Finlandiya'nın Sovyetler Birliğine karşı bir üs olarak kul lanılabileceği zaman çoktan geç miştir.> Bu makale İskandinavya mem leketlerinde bilhassa İsveç'e kar gı bir ihtar olarak telâkki edil- Mistir. Hattâ İsveç batı memle- ketler blokuna iltihak ettiği tak girde, Sovyetlerin derhal ihti- yati müdafaa tedbirlerini ala- Gakları şayi olmuştur. Bu bakım dan Aaland adalarının sevkulcey $! önemi göz önüne olınmıştır. Bilindiği gibi, bu adalar Fin- landiya ile İsveç arasında tabli bir köprü rolünü oynamaktadır. Ayni zamanda Botniya körfezi | 3 ş ine Uslüba Dair eçenlerde bu sütunlar- G da çıkan bir yazımda, devrin ve cemiyetin bir hayat tarzı olarak tarif etmiş olduğum uslübun, en basitinden en mütekâmiline kadar, bütün beşeri ibda'lara damgasını vur- duğünü izaha çalışmıştım. Dev- rin ve cemiyetin uslübundan sıy rılmak için, yaratıcı anati ancak fantezi vo dehâ kapısı- nin açık olduğuna da işaret et- miştim. Muhterem hocam Halid Fahri, kasten hiç temas etme- diğim tiyatro mevzuuna geçerek aktörün, klâsik veya romantik bir eseri, yepyeni bir anlayışla oynayıp oynuyamıyacağını bir mes'ele olarak ortaya atmış bu- lunuyor. Üstadımın eyeni anla- yış> dan kasdı, romantik bir ro- lün tabi, daha doğrusu realist bir ruh, realist bir telâ£fuz ve eda ile oynanmasıdır. Tabiatile telâffuz ve eda tâbirinden d, sese verilen tınnetten - tutunüz da, tavır, jest ve mimiklere va- rıncıya kadar' bütün fikir, his ve heyecan ifadelerini, dolayısi- le psikölojik davranışlarda beli- ren hayat uslübunu anlamak i- cabeder. Şu halde, aktörün ro- mantik bir piyeste rolünün şak- siyetini canlandırırken, Toman- tizme ve hattâ rolünün karakte- rine has uslübu bırakarak, rea- list bir tavır takınmasını, sanat kârın tabit bir hakkı saymak ve Psikolog Gözile onun bu aykınlığını beğenip al- kışlamak lâzım gelecektir. Acaba böyle bir neticeye var- makta haklı miyiz? Üstadım müsaade ederlerse, yine bütün bu münakaşalara — sebeb ( Yazan: Erof. Sabri Esad Siyavu: gın NARARAAAAAARAADAN jaheser de olsa, yeni nağmeler icadına kalkışırta, evvelâ or- kestra gefi çileden çıkar, son- ra da müzikten anlıyan seyirei- ler feryadı basar. Balede de öy- ledir. «Kuğunun ölümü» nde müşalıhas vakıaya hei lar üzerinde durmıyalım da, nız, tarihe mal olmuş eski sah- ne eserlerinin temsilinde - aktö. Tün uslüba uymakta v yeni bir uslüb yaratmakta dereceye kadar hür - olduğunu araştıralım, Zaten mes'elenin ruhu da bundan ibarettir, zan- nederim Evvelâ, muhterem - hocamın de derhal kabul edeceği bir nok tayı belirtmekle işe başlıyalıra, Klâsik olsun, romantik veya're- alist olsun, her sahne eseri bir bütündür ve onu canlandıracak olan sanatkârlar heyetinin röl- lerini ayni hava ve cuslüb> i- ne çinde oynamaları şarttır. Sah- ne eseri bir senfoniye benzer. Orkestrada her çalgının - rolü, notasını, diğer âletlerle ahenk- tar olarak duyurmasıdır. Şayed keman veya flüt eserin herhan- gi bir pasajında vecde gelip d Ç 5 ! KISA HABERLER 4 Serif Kürekçi, Sami - Taner, Mustafa Gedik, Kâmlle ve Müşer- vef ağlarında 5 kişilik bir âolan - Gdırıcı şebekesi yakalanmıştır. & 30 yıl evvel hapse mahküm ken bir müddet evvel Sinop ceza evinden firar etmiş bulunan Mus- tafa Koç Taksimde dölaşırken tu- vulmuştur. * Toprak ofisin Galata Deposu gece bekçisi Hüseyin Can, odasına aldığı yanmamış mangaldan çıkan komür gazile zehirlenerak ölmüş- tür. x Son üç ay içinde 174 Eroin- l sıhhat Müdürlüğüne müracaat 'ederok tedavi ettirilmelerini iste- mişlerdir. 4 Yeni Köyde Beyaz Yalı otelin de uygunsuz vaziyette 9 çift yaka Janmış, bu ötel hakkında takiba - 'ta başlanmıştır. x Ege vapurunda Baş kamarot Saip Sincar'ın Kamarasında bir hırsızlık olmuş, 424 Jira parasile bazı eşyaları çalınmıştır. Bu hir - sızlığın geml mürettabatından Bü lend ve Enver tarafından yapıldığı sanılmaktadır. * Üsküdarda Hâkimiyeti Milil ye caddesinde Dimitri adında bir Taanifaturacının dükkânına gire - vek tehdid ile para alan Nurullah, Halld ve Muzaffer adlarında Üç ki Şi tevkif edilmişlerdir. mışıtr. Yurüllah'in akli bozukluk görüldüğünden mü- şahede altına alınmıştır Müyazenesin- 4 Mustafa adında bir genç Lâ leli otobüs durağında 3129 pla ka No. lu Bakırköy — Sirkeci o- tobüsü tarafından başından ağır surette yara'anmıştır. Jandarma Genel Komutanı Korgeneral Şikrü Kanadlı — dün sabahki ekspresle şehrimize gel- miştir. * Haydarpaşa Lisesi öğrenci- leri kendi aralarından topladıkla- rı 500 lirayı bir müddetten beri ryahatsız bulunan Millt Güreşçi miz Gazanfer Bilgeye — vermiş lerdir. 4 Haydarpaşa Lisesi okül At & Birliği ders yalt başından beri fakir öğrencilere 2.000 lira tuta - rında yardım yapmıştır. ile Baltık Denizi arasındaki hu- dudu teşkil etmektedir. Bu a- daların (ki topyekün sayısı sek gendir.) En büyüğü Aaland ada Z URSULA ısına 45 kilometre Merkezi Marieham m'ın mükemmel bir limanı var- dir, Burasında buz yalmz çok iddetli kış mevsimlerinde tuta- bilmektedir, Mariehamm, ayni zamanda Hango adasındaki Sov- yet deniz üssüne 150 kilometre Altı gazete aleyhine dâva açıldı İstanbul Basın Savcılığı tara- fından Sön Telgraf, Gece Po: dası Vakit, De Beşer v Başdan gazetlerinin sahip ve yazı işleri müdürleri aleyhine birer dâva açılmıştır. Son Telgraf ve Gece Postası gezetleri sahibi Ethem İzzet Benice ile Son Telgraf gazetesi yarı işleri müdürü — Nureddin Oryan, Gece Postası gazeetsi yazı işleri müdürü Halük Ce- Ma! Beydeşman - haklarındaki takibat bu gazetelerde çıkan <Ethem İzzet Benice'nin De- mekrat Partiye geçeceği yalan> başlıklı yazıda İstanbul Bağım- sin kakaret edilmiş olması iddiasın dan ileri gelmektedir. Vakit gazeetsi sahibi Asım 8 ve yazı işleri müdürü Reşat Enis ile Devir gazetesi sahibi Şerif Özgen ve yazı işleri mü- ürü Sacit Yumer haklırmdi._kı takibat, bu gazetelerde çıkan «Trabzon Demokratlarının İnö- nüiye çektikleri telgraf> başlıklı yazıdan ileri gelmektedir. Beşer gazetesi sahibi ve yazı işleri müdürü Abidin Nesimi ile gazete muharrirlerinden — Esat Adil Müstecab ve Kerim Sadi kaklarındaki takibat, bu gazete nin 1 inci nüshasında çıkan <Dünya sosyalizme — gidiyor!», «İç politikamızın ana problem- leri>, «Milli kurtuluşçu Çin mü cahitlerine bizden selâm> — ba: liklı yazılardan ileri gelmekte- dir, Başdan gazetesi sahibi ve Y z işleri müdürü Rifat İlgaz ile muharrir Briskend haklarındaki takibat da 'bu gazetenin 28 A- calık 1948 — tarihli nüshasını «Başdan, «Türkiyede istlik> ve «Bir şarkı sö) leniyor» başlıklı yazılardan ileri gelmektedir. Bundan başka bu dâvalarda sarık Son Telgraf ve Gece Pos- tası gazeteleri sahibi ve C. H. P. Siürit Milletvekili Ethem İz- zot Benice ile, Vakit gazetesi gahibi ve C. H. P. Çoruh Millet- Vekili Asım Us ve Devir gaze- tesi sahibi D. P. Kütahya Mi letvekili Şerif Özgen'in teşr masuniyetlerinin kaldırılması i- çin alâkalı makamlara müraca- at edilmişti: mesafededir. Bir harbçıktığı takdirinde, Aa- land adaları batı devletlerinin e- linde kıymeti biçilmez hava üs- Yazan: LENOY leri haline getirilebilir. Buradan Baltık denizindeki Sovyet deniz ctizzütamları kolaylıkla bomba- lanebilecektir. Burada da uzun menzilli müttefik topları Sov- yet toprakları veya Sovyet İş- gali altında bulunan - toprakları &teg altında tutabilecektir. yep-| temas edip| balerinlerden herh kesin fazlasile bildiği nokta- | FiNLERİN TALiHi i biri, hat- n tâ başdansöz, tutar da, müziğ bir yerinde <içimden doğdu! diyerek Amerikan zencileri gibi tepinmeğe başlarsa, evvelâ per de iner, sonra da sahneye dok:- tor çağırılır. Tiyatroda da ayni gey. Tek aktörün, gu veya bu gebeble, takındığı tayır, sesine ve gözüne verdiği eda, bir 'reli- me ile oyun uslübu, sahne arka- daşlarının uslübuna ve dolayısi: le piyesin havasına aykırı dü gerse, biricik gayesi' seyirdiler- de bir illusion yaratmak - olan tiyatro, çığırından'çıkar ve te- maşası azab veren bir curcuna olur. Evet, bazan Garb - tiyatrola- rında tecrübe edildiği gibi, cs- ki bir sahne eserine yeni bir ruh vermek maksadile, mizansende, dekorda ve kostümlerde değişik likler yapıldığı vâkıdır. Hattâ bazı dâhi aktörlerin, rejisörle iş birliği ederek, o zamana kadar muayyen bir karakter ve- şah- siyet kazanmış, âdeta birer tip haline gelmiş rollere yeni bir hüviyet vermeği denedikleri de görülmüştür. Meselâ egoist ve müral tipi olan Tartuffe'ü, iğ- renç bir mahlük olmaktan tararak, onu cinsi insiyaklarının zebunu, zavallı bir paranolague halinde canlandırmağa teşebbü: edenler olmuştur. Fakat bütün bu hamlelerde ölçüye ve eserin bütünlüğüne dikkat edilmiş! Mizansen, dekor ve kostümler- de yapılan değişiklik, ekseriya eskisinin bir stylisation'undan ileriye gitmemiştir. Tartuffe ti- pinin karakterini değiştirme hamlesi bile, uzun münakaşalı- Ta yol açmış ve sonunda bunu Moliğr'in hâtırasına ihanet sa- yanlar ağır basmıştır. - Hasılı, klâsik veya romantik, edebiyat h BĞ uslübu ve karakterleri belli bir Sahne eserine yepyeni bir eda ve mâüna vermek için, sadece ye- nilik yapmak arzusu, uzun ve derinliğine araştırmalar, rejis rün bütün sanatkârlarla şırır!u ve sıkı işbirliği de kâfi ge'mi- yor. Böyle bir teşebbüsü, edebi tekevvünü ve tiyatro — tarilini yakından takib edip de yerleş- miş kıymetleri tecavüzden koru- rsak vazifesile mükellef olan münekkidlerle seyirci anlayısı- 'nın da hoş karşılaması ve des- teklemesi icabediyor. Ancak bu sayede yenilik, yeni bir çığırın başlangıcı oluyor. Aksi takdir- de, ortaya çıkan şey, yalnız bir fanteziden, sadece bir parodie- den ibaret kalıyor. Halid Fahri hocamın kendi görüşünü — haklı — çıkarmak için bazı müelliflerden yaptığı iktibaslar, aktörün mamak — huşsusundaki hürriyetini isbat etmekten ziya- de, romantik tiyatronun kusur- larını göstermektedir. Bugün en basit edebiyat tarihlerinde bile Dumas, Hugo ve Vigny'nin sah- ne eserlerinde rastgelinen say- haların, uzun tiradların, man- tıksızlıkların ve mübalâğanın tam bir listesi mevcuddur. Am- ma ne yapalım ki bütün bu ku- surlar, romantik tiyatronun tâ kendisidir. Çünkü romantik ti- yatro, sayhadır, tiraddır, cog- kun heyecandır ve bir tek ih- tirasta kutublaşmış / karakter- dir. Bütün bunlar bügünkü ha- yatımıza ve anlayışımıza, ya- Şşama uslübumuza aykırı gele- bilir; bizim gibi feleğin çembe- rinden geçmiş insanlar bu ka- dar safdilliğe tahammül etmi- Ajanlar ve silâh da gizlice Fin urazisine — sevkolunabilecektir.. “Aaland adalarını kontrol edebi- lecek olan devlet hayati ehem- miyette olan İsveç demirinin nak lire müsaade edebilecek, ayni za manda Baltık denizini de ica- bında abloka altına alabilecek durumda olacaktır. Pirinci Dünya harbinin sı da Milletler Cemiyetinin kararı ile Aaland adaları Finlandiya ile bbleştirilmişlerdir. Bununla be- raber adaların otonomisi yeni Birleşmiş Milletler Teşkilâtı ta- rafından garanti edilmiştir. Her geye rağmen adaların halkı (nü tusu 28.000 olup bunların yüzde nun r. Bu mümkündür. Fakat dâvayı halletmez. Tek hal çare- , romantik piyes oynatmamak- tan ibarettir. O zaman mes'ele kalmaz. Fakat romantizm deni- len ruh haletinin hâlâ insanla- rın derin bir köşesinde yaşadı- ğını zannederek veya seyircil re sırf edebiyat ve tiyatro ta- rihinin bir gaheserini tanıtmak makaadile böyle bir macer; atılmışsak, höcamın - zikre müclliflerin tenkidini mün, ir vasıta ile bizzat Hugo'l: Dumas'lara ve Vigny'lere » mekten başka elimizden he ge- lir? Müsset'nin eserlerini — bu- günkü zevke daha uygun bulan müteveffa aktris Moreno, belki de haklıdır. Bu, ayrı bahis, F kat bu hükmü esas tütarak Hu- go'ya, neden eserine sayhalar, feryadlar, lânetler koydun, ti- Tadlarım bu kadar uzattın, kali” ramanlarını birer ucübe haline getirdin diye çıkışmak ve bütün bu kusurları güya tashihe kal- kışmak her halde aktöre düş- mez. Hele piyeste, bütün bu a- yıblardan başka, bir de man- zum olmak gibi, bugünkü ro zevk ve anlayışımızın asla hazmedemiyeceği bir kusur var- sa, aktörün yapacağı şey, ille tabil(!) oynamak hevesile, vez- ni ve kafiyeyi çıtlatmaktan bi- le çekinerek pısırıklaşmak de- ğil, sadece böyle bir sergüzeşte atılmamaktır. yor ki klâsik veya ro- rol, hem şairinin o- inde yaşat- tığı vak'a, hem de söylettiği söz lere verdiği eda icabı, muayyen bir uslüb içinde oynanmak z0- rundadır. Nasıl Beethoven'in kır| senfonisini cazla çalam: leyman Çelebi'nin mevlâdunu ta: Bo makamile okuyamazsa ayyen bir insan görüşünün mah lü olan, karakteri:ve şahsiye- ti vak'anın ve metnin içinde kı- vamını bulan bir rolü de, keyfi-. mize göre veya real 'atro 21 OCAK 1949 ÇA | Vezirlik elden gidince... SAT — yılında — Kauunf Sultan Süleymanın sod Tüzam olan Hadım Süs leyman paşa gayet şişman, dok« san yaşında bir adamdış Mısır valisi iken Süveysde donanma yaptırmış; Xemen ve Aden ta« Taflarını fethetmiş; Hind denl- zinde Portekizlilerle muharebe etmişti. İkineci vezir Hüsrev pa- ga da ihtiyar ve eski bir asker- d Üçüncü vezir Rüstem paşa daha gençtl ve Hürrem Sulta- nan kazını almıştı. Rüstem paşa sadrüzam ol « mak İstiyordu; bu gayesir 1 laşabilmek için Süleyman paya ile Hüsrev paşanın ölmeleri ve- ya azledilmeleri lâzımdı. Malbu ki ikisi de sahnede İdiler ve bir kasur İşlemiyorlardı. Rüstem paşa bir baş vurdu; her iki paşa ile ga- yet dost oldu;. fakat - gizlice, Hüsrev paşayı Süleyman paşa aleyhine, Süleyman — paşayı da Hüsrev paşa aleyhine kaşkırtma ga başladı, öyle düzenbazlıklar etti ki bazı hâdiseler karşısında Süleyman paşa ikinci vezir rev paşanm kendisini azlettir- meğe çalıştığını sanıyor; Hüs- rev paşa da Süleyman — paşa» nn onü padişahın — gözünden düşürmeğe çalıştığını zannedi- yordu. İki tarafın yüreğinde yerle- şen şübheler kısa bir zamaada kanaat halini aldı. Nihayet bir gün divânda devlet işleri müza- kere edilirken Hüsrev paşa sad râzamın üstüne hançerle yürü- dü; nerede ise onun koca köle- ğini delik deşik edecek; yere se- recekti. Rüstem paşa zaten bu fırsatı bekliyordu; hemen orta- ya atıldı: — Aman, - paşalar, etmen, eylemen! Diye yalvararak kan döküle mesinin önüne geçti. Bu — hâdiseyi dayan — ve zaten sadrâzamla ikinci ve« zirin rekabetlerinden rahalsız olan padişah ikisini de azletti Süleyman paşa Malkara'da üç sene daha münzevi yaşadı. Müs- rev paşa bir müddet sonra ata ayıbdır, taraftarlarını memnun etmek i- çin değiştiremeyiz. Bunu yap- mağa kalkarsak, Hugo'nun Her- sahnede, Çakırcalı'dan da bayağı bir hayduda döner, Dumas'ın Antony'si mahud ev- lerde karı bıçaklıyanlardan fark sız olur. Hele zavallı Kral OtdPUSartık NE Hale gelir, Ti- Temem, Muhterem hocamı tamamile ikna etmek için yazımı şöyle bir hâtıra . ile bağlamak isterim. 1938 de Ruy Blas, yüzüncü yıl- dönümü münasebetile, Comâdie * Française'de yeni dekorlarla temsil edilirken, sayhalar, u- zun tiradlar, inşad, romantik tavır, jest ve mimikler gibi bü- tün kusurlar(!), Mounet - Sully hattâ Lemaitre an'anesile aynen 'tekrar edilmişti. O gündenbe- ri, sık sık tekrarlanan bu tem- sili hiç kimse yadırgamadı. Bl- lâkis. Fakat Yomantik tiyatro- 'dan hoşlanmayıp 'realist tiyat- Yoyu beğenenler veya avant - garde eserlere meftun olanlar, modernlerden bir müellifin ka- leme almış olduğu <Ruy Blas 1938> adlı bir piyese gittiler. Bu piyeste de, hanımına Aşık bir uşağın macerası anlatılıyor- du. Dekorlar, kostüm, tavır, jest ve mimikler, hep asrımızın uslü- bunda idi. Piyes, üstelik, Mi yö Jeurdain'in <«nesir» dediği dille de yazılmıştı. 1938 mode- li Ruy Blas'ı oynıyan aktör, ro- lünde o kadar etabil> idi ki, hiç kimse, neden Hugo'nun Ruy Blas'ına benzemiyor demedi. Bu na mukabil, modern Ruy Blas'ı oynıyan aktörü, Hugo'nun dra- mında görmedim. Fakat eminim ki, böyle bir maceraya atılmış olsaydı, üstad hocamın pek be- ğendiği o tabiiliği her halde vestiyerde bırakır ve sahneye sayhasile, inşadile, bütün o ro- mantik tavır, jest ve mimikle- Trile 1838 modeli bir Ruy Blas olarak çıkardı. goksanaltısı İsveç dilini konuş- maktadırlar.) İsveç'e iltihak et- mek arzusundadırlar, Ağustoş 1948 de Aaland adalarının Fin landiya meclisindeki milletvekil leri Culiyus Sundblom adanın tam istiklâlini talep etmişse de teklif Meclisçe kabul olunmamı tır. Bunun üzerine Sundblo:! İsveç'e müracaat etmişti veçliler, kendisine, Birleşmi: âtına müracaat et- ni tavsiye etmişlerdir. Mese : E z bu hususta ne gibi bir hareket | hattını takip edecekleri şimdi-İ kestirilebilir, ancak İskanı navya yarımadasında kendile! ni bekliyen tehlikeler aşikâr o!- dukları için Rusların son derece d'ykatli davranacakları — tabii görünmektedir.>» binmek istedi; fakat — etrafına bakınıp ne muhafız, ne hizmet- kâr, ne de bir alay kapı hallı güremeyince: — Böyle ata binmektet takta yatmak iyidir! Diyerek ayağını üzengiden çıkardı, evine döndü; ve yatağı- nu girdi hastalandı, hekimlere kapıyı kapadı, yemedi. içmedi ve sekiz gün sonra öldü. “Aradan dört yüz sene geçmiş tir; çok şeyler değişmiştir; he men her sene bir çok kimseler, Bakanlık sandalyesinden mah- rum kalıyorlar. Bunlar arasın- da üzülenler çoktur amma inti- har edenler yoktur... Eh, me- deniyette epeyce ilerlemişiz de- mektir! " Kadircan KAFLI ya- Ankara ve İstanbul arasında münazara İstanbul Üniversitesi — İktisad Fakültesi talebe Gerneği ile An- Kara Siyasal Bilgiler okulu tale - he derneği arasında 28 Ocak cu- ma günü saat 14.30 da Ankara Halkevinde (Dünya Devleti kuru- Jabilir, kurulamaz,) da bir münazara tertib edilmiştir Ankara Radyosu tarafından yınlanacak olan münazarada İk - tisad Fakültesi ekibi, Gülten Ö - zek, Nalm Kılıç, Melih İsfendi - yar ve Erten Eğilmez ve Turgut Gürelden müteşekkildir. Tamir edilecek caddeler Sultanhamam meydanı ile, Âşir efendi caddesi, Rizapaşa ve Mer< can yokuşlarının - tamirine Kında başlanacaktır. Bu tami rat için öderek olarak 75 bin li Ta ayrılmıştır. Adalet Bakanı şehrimizde Adâlet Bakanı Fuat — Sirmec: Gün sabahki ekspresle İstanbula Belmiştir. Bakanın — bugün adli - jyeye gelerek tetkiklerde buluna- Cağı, bu arada savcı yardımcıla- ya rı ve yargıçlarla görüşeceği sa - nılmaktadır. Adâlet Bakanı pa - zar akşamı frenle Ankaraya dö- necektir . 19409 OCAK R.evvel 1368 Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı İmsak «East Evroper dergisinden

Bu sayıdan diğer sayfalar: