9 Nisan 1938 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 5

9 Nisan 1938 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— is0 — eee Yazan: ANADOLU M. Kokunarın sözlerinden hiddetlenen Portos yemek masasından kalkıyor gibi yaptı — Doğrusu, ben — halazade- min yerinde olsam böyle aç gözlü herifleri bir gün tutmaz- dım! Herifler gemileri batmış ve altı hafta eç kalmış gemi- cilere benziyor. Koltuk sandalyesi madam ta- rafından sürülerek getirilen ih- tiyar odaya girince Portos yar- dım ederek onu masa başına yaklaştırdı. Odaya girer girmez o da kâtipleri gibi burnunu ve çenesini oynatmağa başladı. — Oh, ohl dedi, işte iştah açıcı bir çorbal... — Hay kör şeytan! Şu çor- banın nesi güzel kokuyor? Diye düşinen Portos, koca man bir kâse içinde hiç et gö- rünmiyen ve yüzünde de, Ada- lardenizindeki adacıklar kadar seyrek ekmek kabukları yüzen haşlamaya baktı. Madam gülümsedi ve yaptığı işaret üzerine kerkes sândal- yesine oturdu. Evvelâ M. Kokunarın ve son- ra da Portosun tabağına yemek kondu; bundan sonra madam kendi tabağını doldurarâk, ek- mek kabuklarını çorbasız ola- gak sabırsız kâtiplere dağıttı. Bu —:.dı yemek odasının kapısı gi yarak kendi kens dine açılmış olduğundan, Por: tos, bu ziyafetten hisse alma- sına müsaade edilmiyen küçük kâtibin koridorda kuru ekmek na!nl ve kapımın açılması en yemek odası ile müt- faktan gelen çifte koku ile ki- fayet ettiğini görmüştü. Çorbadan sonra hizmetçi kız bir haşlama tavuk getirmişti ki, bu güzel yemek hergünkü misafirlerin gözlerini faltaşı gi- bi açmıştı. Avukat, acı acı gü* lerek dedi ki: — Aileniz halkına muhab- betiniz olduğu görülüyor; doğ- irusu halazadenize çok ikram gösteriyorsunuz!. Zavallı tavuk çok zayftı ve derisi © derece kühadı ki, diş- lerin bütün kuvveti ilö-çiğne- mek mümküa değildi. i Anlaşılan ihtiyarlayıp ölmeğe mahkâm olarak kapatılmış bu- lunduğu kümeste uzun müddet kalmıştı. Portos şöyle düşünüyordu: — Vay canınal No fena - işl Ben ihti; hürmet ederim; fakat haşlanmışını yahut kızar- mışini Sevmem.. Bunu düşünürken kendi (fil- rine iştirak eden olup olmadı- ğini anlamak için etrafına ba- kındı; fakat, bunun aksine ola- rak, kendisinin beğenmediği ANADOLU Telketanı 2776 * PFosta kutumu 405 Yallığı 1600 alü aylığı BÖO kuruştur Yabaner memleketler için —eenelik «bone fereti 22 Hiradır tavuğa muhterem bir kuş gibi hırsla bakışan iştahlı gözlerden başka birşey göremem şti. Madam tabağı önüne çekerek siyah kart bacaklarını koparıp kocasının tabağına koydu; başı ile beraber boynunu koparıp kendisi için bir tabağa koydu; kanadını da kesip Portosa ver- d<ten sonra hayvanın başka bir. yerine ilişmiyerek tekrar getiren hizmetçiye teslim edip gönderirken silâhşor da bu hak — Sonu var — aa Seçimğçn sonra vaziyet Bulgar parlâmentosu ay sonunda açılacak Müstakbel parlâmentoda muhalif grup küçük bir azlıktan ibarettir Bulgar Başvekili Köse İvanofy So'ya, — Dört halta sıra ile devam eden umumi seçim, 27 martta Sofya eyaleti dahilinde- ki intihaplarla sona ermiş bu- lunmaktadır. Bu int haplarda göze batan namzedler arasında kazananlardan eski parti lider- leri ve mensupları da — vardır. Ezcümle Bulgar Nasyonal Sos- yalistleri demek 0o'an ve vaktıle *milli hareket, adını taşıyan partinin lideri prolesör Tzan- kolla Pastuhofi, Grigor Vasi- lef, Raşko Macarof gibi eski parti liderleri bu seler de se- çilmişlerdir. Yeni — mebuslar arasında maktul Stamboliskinin kabinesindöMaar.f Niızırlığı yapan Gospodin Omarçeski de vardır. Bu adam, namzedliğini koyarken Köse İvanof hükümeti programınn — sadık - kalacağını alenen ilân etmiş ve hükümetin organı olan Dnes gazetesinde buna doir bir yazısı çıkmıştır. Buadan masada dünkü Köse İvanof ve Andreya Toşef ka: binelerinde bulunmuş olan S'ovo gazetesi direktörü Todor Ko- juharof ta müstakil —mebuslar arasındadır. Ayın sonlarına doğru açıl- ması umulan Bulgar parlâmen- tosu hakkında birşey söyle- mek lâzımgelirse, diyebiliriz ki müstakbel parlâmentoda mu | halif grup çok küçük bir azlık- tan ibarettir. Ş mdilik hükümet programına göre çalışacaklarını ilân edenler, şüphe yok ki, müstakil — olarak çıkanlardan fazladır. Muhaliflerin de 1âakal altı, yedi kısma ayrıldıkları ta- bildir. Fakat istikbalde hükü: metçilerden bazılarının vaktile mensup - bulundukları parti li- derleri etrafında toplan maları ihtimali de gözönünde tutmalı- dir. - Meselâ profesör Tzanko- fun adamları bu meyandadır. Bununla beraber bugün için ortaklıkta hâkim bulunan ruh, “milli bir ideal etrafında top- lanarak zamânın — ihtiyaçlarına Uygun hareket etmek vo yarının büyük ve yüksek Bulgaristanını yaratmak,, tan ibarettir. Vaktile siyasal partilerin bü- yük bir faaliyetle çalıştıkları zamanlarda bu işi kendileri için bir maişet meselesi yapmış binlerce kişi vardı ve © zaman- lar Bulgaristanı partiler değil, partizanlar da idare ederdi. Bu menfaatçilerden bir kısmının bugün de için için faaliyet sar- fettikleri ve yarın mecliste mü- İsait bir hava yaratmak istiyecek- leri hatırdan çıkarılmamalıdır. Bununla beraber *berşeye rağ- | men geriye vdet edlmiyecek. tir, şiarını ihtiva eyliyen kral beyannamesini hartfiyea — tatbik etmekte bulunan hükümet, dev- let reisinden aldığı kuvvetle, mecliste politik hiziplerin ve grukların taarruzuna meydan vermiyecektir. Esasın meclisle hükümet bi- ribirinden ayrılmıştır. ve kral icabında “geriye avdet etmek istiyen, herhangi bir parlâmen- toyu derhal feshedebilecektir. Bulgar basınında bugün bu kabil mütal>alara dair tek bir satır bile yoktur. Gozetelerin sıkı bir mürakabeye ve hatta sansöre tâbi tutulduğu malüm- dur. Blâkis gazetelerde bugün: kü intihapların m lit birliğe uy gun bir metice verdiği hakkında neşriyat yapılmaktadır. Meselâ Zora gibi müstakil ve olgan bir gazete bile bu- gönkü intihapların en karakte: ristik tarafını, vaktile muhtelif grup ve parlilere mensup ol duklarından do'ayı bir. araya gelemiyen münevverlerin bugün milli bir gaye etrafında topla: şarak parlis'iz ve sınıfsız bir meclis kurmalarında bulmak- tadır. Bu gazeteye göre, bu işte vaktile en büyük rolü sok cular oynamakta idi. — Fakat bugün dünya hâdiseleri, Bulga: ristanın maruz kaldığı felâket- ler ve bilhassa Rusyadaki son *temizlik, işleri bunları kâfi derecede — mütenebbih — eyle- miştir. Diğer taraftan vaktile muh* telif parçalara ayrıldıklarından dolayı reyleri dağılan ve bu yüzden —mebus — çıkaramıyan avukatlar gibi münevverler, bu günkü iatihaplarda o eski yı kıcı prensiplerden ayrılmış — ve içlerinden sevilen, doğru, va. tansever ve milliyetperver kim- selerin mebus çıkmalarını — te- min eylemiştir. İşte bugünkü intihapların karakteristik olan ciheti budur. Iktısad Gene tütün ekimi — Tütün zer'inin tahdidine aid düşünceler, zürran ve tüccara göre tefsirlere uğramakta, müs- tahsil elinden tarlası alınıyor- muşcasına telâşa düşerek, tüc- car ekimden — mendilecekmiş gibi endişelenerek ortaya had- dinden fazla şişirilmiş bir me- sele çıkarmaktadır. Tütün ekiminin tahdidi çekten mühimdir ve müstahsili olduğu kadar tüccarı alâkalan- dırır, onları telâş ve endişele- rinde haklı görmek icab eder, fakı henüz ne falan, falan kalarda tütün zer'inin tah- didine doğru katiyetle gidik miştir ve ne de tüccarın tütün ekmesi menedilmek istenmiştir. Etrafın edişesine bakılırsa, düşünülen tahdidin bir şekli de zürra tahdididir. Yani para ile tarla tutan ve ücretle amele çalıştıran tütüncüleri tütün ek- mekten menetmek suüretile re- koltenin azaltılması düşünülü- yormuş. Hükümetin böyle bir tahdid şeklini düşünmeği caiz bulaca- gını zannetmiyelim. Bunu zan- netmek bizim memlekette tü- tüncü'üğe aid en bastt bir bil- giye bile sahip olmamak de- mektir. Memlekette 10-15 dönüm tütün eken küçük bir rençber bile tütün dikme ve kırma za- manlarında hariçten âmele tut- mak mecburiyetinde kalır. Son: ra, büyük ıı.kygnı tütün ziraati yapanlar, daima iyi tarla inti. l masrafı esrgeme- her sene gittikçe tekâmül eden ve ihti- sası ilerliyen bir iş olmuştur. in başında da hep büyük mikyasta ve parası ile amele tutup iş yapan zürra görün- müştür. Tahdid meselesi karşısında küçük zürram telâşının haklı örülecek tarafları yok değildir. azı kazalarda, halk bütün ge- çimini tütün zer'iyatına bağla- mıştır. Düşük kalite tütün ye- diyerek — buralarda tütün — ekilmesi — menedilirse, müstahsil ağzından lokması alınmış bir duruma düşecektir. Fakat bugünkü son satışlar da göründüğü gibi bir tarlanın tiştiriyor fayda görür, zürra ne kazanır? Pekâlâ başka mahsul yetiştire- bilecek olan tarlaya ve o tar lada iş görebilecek bir durum- da bulunan müstahsile yazık olmaz da ne olur. Hükümet, şayet tahdide doğru kat'i adımını — atmışsa, tütün zerini tahdid edeceği mıntaka- larda elbette toprağın olduğu kadar müstabhsilin de bulun duğu vaziyeti tetkik edecek, ona göre bir kürar verecektir. İktısadi yürüyüşümüzde, mem- Teket menfaatini şahısların ge- çim ve refahı ile ahenktar kıl- mağa çalışan hükümetin, tütün işinde' de prensibinden ayrılmı- yacağımı ummaliyız. Nejad Bögürtlen Dünkü yazımda, iyi kalite tütün yetiştirmiyen mintakalara aid parça, yanlış — dizilmiş. *Denizli vilâyetinin Çal ve Da- vâs kazaları müstema diğer kazalarında, parçası dizilme- miştir. Bundan başka — “fakat, ekseriyeti düşük kalite tütün yetiştiren muntakalarda tahdidi düşünmek denaat değildir., ol. ması lâzımgelen cümlenin sonu *denaattır, kelimesile — bitmiş tir. Manayı tamamen değiştiren bu yanlışlığı düzeltir. ve özür dilerim. N. B. Alman hare ketine karşı devletlerin tedbirleri Macaristanda hareketler başlamış, Romanyada, kral bütün iktidarı elinde toplamıştır. sinde Çemberlaynı tebri e yor ve İagiliz kiyasetinin diğer milletler kiyasetine üstün oldu- ğunu memnuniyetle kaydeyle- dikten sonra diyor ki: *Eğer dünya yı neviden bir din muharebesini bertaraf edebilirse bunu, bu gibi niyet- lerin üstünde kalmak kiyasetini gösteren biç değilse bir devle- tin mevcudıyetine medyun ka- lacaktır.., Niyoz Kronikl gazetesi de şöyle yazıyor: *Çemberlayn güzel bir inti: bap outku verdi.. Fakat diplo- matik locada birçok ecrebi mümessillerinin — bulunduğunu unuttu. Çamberlayn bir Başve- kil gibi değil muhafazakâr par- tinin lideri gibi söz söyledi ve bunu, müttehit bir. cephs kur- mak üzere muhalefete müracaat ettiği bir sırada yaptı. Dış Bakanlığında yapılan toplantı Gazeteler, Avrupada gözük- meğe başlıyan kalkınma aliâ- metlerine büyük bir dikkat atf- etmektedir, *Pöti Pariziyen, B. Pol Bon- kur ile Fransanın muhtelif hü- kümet — merkezlerindeki — siyasi mümessilleri arasındaki müza. kereleri mevzuu bahsederek di- yor ki: *Avusturyanın Almanyaya ik hakındaki şiddet hareketi baş- langıçta korku ile karışık derin bir hayret uyandırmıştı. Fakat kısa bir müddet sonra, Hitlerin yutma dalgası tehlikesine ma- ruz bulunan bütün memleket- lerde bir müdafaa hareketi ve bir aksülâmel uyandırdı. Çekoslovakya. Romanya ve Macaristanın vaziyetleri Çekoslovakya hemen gözle- rini açtı. Romanya ve Macaris- tanda da bir korunma bareketi bâşgöstermiştir. Macar naibi Horti, istiklâlin teyidi mahiyetinde bir nutuk söylemiştir. Romanya kralı Karol, sara- haten Berlinden mülhem olan demir muhafızlara karsı müca- dele etmek üzere bütün iktidarı elinde topladı, Roma-Berlin mihverinin iki çengeli şimdi — sınırlarına takıl- miş bulunan Yugoslavyada da müdafaa mekanizması harekete gelmekte gecikmiyecektir. İsviçre ve Vatikan da düşünüyorlar Diğer taraftan İsviçre ve Va. tikan da düşünmeğe başlamış: tır. Ve bizzat Mussolininin de Çemberlayn ile anlaşmak husu- sunda gösterdiği acele bir te- sadüf eseri değildir. Tehlike ve zaruretler, Millet- ler Cemiyetinin bütün gayzet lerine rağmen, gerçekleştireme- diği birliği yaratabilir. Bir te- şekkülün — kurul, pek âlâ mümkündür. Fakat böyle bir teşekkül ancak - İngiltere ve Fransa gibi iki temele istinad ettiği — takdirdedir ki, olabilir. Akıllıca bir hareket “Övr, gazelesi de şöyle ya ziyor: 8 Hariciye Nezaretinde PolBon- Müessir kur ile Fransanın Almanya, Po- lonya ve Soövyetler birliğindeki büyük elçileri ve Prag ve Bük. reşteki orta elçileri arasında yapılmakta olan toplanlı çok akıllıca bir harekottir. Daha şimdiden iyi bir intba hasıl etmiştir. Bu intiba da Fransız dış politikasında bir kalkınma hasıl olduğu intibadır. Bu in. h.bıı mesi omanya gazetele- rinde görebiliriz. Fransa ve İn- giltere, bu memleketlerdeki Al- man faaliyetine ancak oralarda- ki mümessillerile büyük mese- lelerin hallini tedkik ettikten sonra karşı koyabilirler. Macaristandaki Pol Bonkur, daima vaziyetin kurtarılabileceğini iddia etmişti, Hitlere karşı son günlerde te- barüz eden mukavemet alâmet- leri bu görüşün ne kadar doğ- ru o duğunu isbat eylemiştir. Macaristatda da Hitlerciliğin tahakkümü altına g rmemek için büyük bir vatanperverlik hare- ketine şabit oluyoruz. B. Blumun maliye, ekonomi ve para programı *Maten, — gazetesi, Blumun maliye, ekonomi ve para pro- gram'arından bahsederek di yor ki; “Bu pragram hazineye pek #z para temin ettiği halde ser- maye aleyhinde birçok hüküm- leri ihtiva ve muhtelif şekiller- de de enflâsyonu — tazammun eylemektedir. Blum, — istikbal Üzerinde oynuyor. 1936 da da mümasil bir teşebbüste bulun. muş fakat ekonomiyi inkişaf ettirmeğe muvalfak olamamıştı., j *Jurnal, gazetesi de, proje- nin enflâsyona ve bunu — gizler ıııc_i: matuf bir takım — tedbir- leri — ihtiva ettiği mütaleasın- dadır. "Ekselsiyor, gazetesi de, per- ıeı_be akşamı veya cama günü kabine buhranının patlak ver- Mesini beklemektedir. “_4—— Yeni No:mı: Havacılık ve Spor Türk Hava Kurumu genel merkezi tarafından çıkarılmakta olan (Havacılık ve Spor) mec- muasının 212 ünci sayısı da zengin münde ecatla intişar ey lemiştir. Tavsiye ederiz. Muğla Muğla Halkev.nin aylık * Muğ- la, dergisi, 12 inci Sayısı ile ikinci yılına girmiştir, Bu s3. yıda da kıymetli yazılar bulun: maktadır. Uzun ömürlü olma- sını temenni ederiz. Hançer taşımak HIZ“CŞ islasyonunda — Bucalı eyin oğlu Selimde bir han çer bulunmuş, zabıitaca müsa, ır. arm ei Dr.Behçet Uz Çocuk hastalıkla;ı mütehassısı Hastalarını 11,30 dan birekı dar Beyler sokağında Ahe,. Matbaası yanında kabuj eder. Mucyenehane telefonu 3930 Ev

Bu sayıdan diğer sayfalar: