9 Temmuz 1939 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 7

9 Temmuz 1939 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

$ Temmuz 1939 PAZAR HASTAHAN * **k Yataklarından kalkamıyacak dere- cede hasta olan çocuklarla bir saat EDE MEKTEP (ANADOLU) Çocuksuz aile; yemişsiz bahçeye benzer. Şefkat, ço- cuk için bazan büyük bir zarardır Aile saadetimizin temeli yavruları Mizin üzerine bina edilmiştir. Bi - Zim meşhur bir darbımeselimiz, ço Cuğun aile çerezi olduğunu söyler ve Çocukgüz bir yuvanın çiçeksiz bi Düahçeye bönzediği misali Üzerinde bilhassa durür. Filhakika yavrularımız, bizim h î" vo neşe kaynaklarımızdır. On - arın Mizi rahatsız eder. " TKİte'öcüğuu' Karyı yapılan her nevi feragat ve küçüklerin saadeti için bi İyüklerin çektiği sonsuz eza ve me - şakkat onların birer tebessümleri ya- nında birdenbire kayboluverirler. Muakbilinde hiç bir mükâfat bek lemeden' ebeveynin çocukları — içir yaptkları bu fedakârlık, insanlık ba-| mandan ne büyük bir hâdisedir. Ancak onlatı, çocukluk devreler: Ni bitirdikten sonra atılacakları ha Yata hazırlamak, dahâ doğrusu ha - î-t Müendeles; için ketdilerini si - Ahlamak da ana ve babanın birinci Yazifesi olmalıdır. Çöok şefkat, çok mazarrat getirir; Gerler, Yavrularını dizinin dibinden ayır- 'it analar, yarın kendi kendileri Göğerler. r_f"*"*!n. elbette çocuklariyle be- Rel PiT ömür geçirecek değildir. b:,:'d’ Merhametimiz ve — t0Vgin H ha onları yanımızda Mahbus İandürmryalım. hr;:km'“"d ebeveyn, cemiy SU! ve yetim yavrular Büldiğini blf" hisbette saadetinin ç kadar oldu; İssederse a » ancak o Zaman İKi İnsaalik v nç n d P: Kaleyi gb Salpetriy, Ziyordum, 5 Biraz rahatsız olmaları hepi -|? iye sordum: 'azifesini yapmış o -| ları Sikan bir gazetede şu ma-| muhtelif hastalıklardan dolayı uzun üdük : "T hastanos; civ arında ge ÜÇÜk bir kamyonun pen- lâr il kmekteb tahsilini bitirdikleriİkek öğretmen okulu resim öğ cerelerinden dişarıya bakan solgun! yüzlü küçük çocuklar nasılsa nazarı dikkatimi celbetti. Bunlar her halde husust talebesi olacaklardı. Lâkin kendiler: kadar zayıf, ne kadar bitkin şeylerdi lmadığı için kamyonun i büyük hastane med- na ben de gittir mnun kapısı her safından itina ile açıldı. ve içeriden| yavuş yavaş değnek bacaklı, — çıkık yanaklı, ve şiş karınlı Bir çok çocuk- lar çıkmağa başladı. Bu- çocuklardan bazılarını hemşi- reler ellerinden tutuyorlar ve o su - retle kendilerine ayrılan hususi da- irelere götürüyorlardı. Mekteb talebesi zannettiğim kam- ondaki yavruların ağır birer hasta olduklarını gördüğüm vakit icim sız- mekteb reler — ta- ladı: Yamıbaşımdan geçen bir temşire- — Bunlar yen! hastalarınızdır. sa- nırım? — Hayır, onlar buraya imtihan ol. Hastanede hasta çocukların imti- han keyfiyetini, hiç de aklım almı - yordu, Benimle konuşan hemşirenin ar- kasından koştum; ona, 1 —Biraz izahat vermenizi rica e- decektim! üzel bir sesle bana şun — Hayır sahibi bazı bayanlar, Pa. ris hastanelerinde ve mahallelerde yıllardan beğyatakta yatan yoksul için şimdi hastanede imt'han verecek lerdir. Çocukların arasında yürüyorum..; Bitip tükenmek bilmiyen yıllarını hep yatakta geçiren bu bedbahtlar o kadar acımacak bir haldeler ki.. Çocukların yanından geçerken şu küçük cümlelere kulak vermekten kendimi alamıyorum: — Gramere çi — Çok çalıştım; y — Ben de çalıştım; fakat ne de olaa hesabdan korkuyorum. — Ah bir defa şahadetaamemizi alabilsek! —Hani ya o güzel günler... Bu Gümidli ve hayat dolü sözleri söyliyen yavruların yüzlerine bal yorum, Zavallılar çok mecalsiz, çok kansız.... Dört saat sonra tekrar uğradığım hastane pavyonunda şöyle bir manza raya şahld oldum, Hemşirelerin yardımı ile yürüyen lardan bazıları durma - dan ağlıyorlardı. Diğer bir kısım ridorlardan geçerken etrâfa gülüyor lar; ve yüksek sesle aralarında bir- çok şeyler konuşuyorlardı. ize bu mükâlemelerden not ala- , gölge gibi ko - bildiklerimi aynen yazıyorum. — Bana çok güç sualler geldi ne cevab verdim; ikis Maamafih tarihten muvaffak oldu- ğumu zannediyorum. — Ağlama yavrum! Madem k, sa na (bir yıl daha çalış) , dediler sab- ret ve dedikleri gibi çalışl Görecek- sin ki önümüzdeki sene birincilikle diplomanı almana muvaffak — ola - enkem... p Muallimelerden birisinin bu sıcak nasihatini gözyaşları takip etti. Za- SD L lii Hai zliele Edirnede açıla çocuklara dera verdiriyorlardı. Bun-| Edirne, (Huswet) — Bu sene er yetme- B .|seli idi Amerika Gümüş mübayaa- sını durduruyor Vaşington, 8 (A.A) — Ayan mec- lisinin tâli maliye komitesi Adamsın riyasetinde toplanarak ecnebi mem leketlerinden yapılan gümüş müba « yealarının durdurulması hakkında 'Tovvnsend tarafından yapılan tek- lifi tetkik etmiştir. Bu husus bir ka- rar verilmediği için gelecek hafta bir toplantı daha yapılacaktır. Sonkünun 1939 da tevdi edilmiş o- lan Tovvnsend projesinde derpiş edi- len noktalar şunlardır: 1 — Maliye nazırı, haz'nede bulu- nan bir milyar 700 milyön onsu te - eavüz eden gümüş stokunu Amerika hükümeti için kârlı addedilecek bir fiyata satabilecektir. 2 — Para darbedilmesi için 500 milyon ons gümüş alıkonacaktır. 8 — Amerika endüstrisinin gü - müş - maden istihlâkini kolaylaştır- mak için 250.000 dolar ayrılacaktır. 4 — Benebi gümüş ithalâtına am- bargo konacaktır. 'Talt komite, hariciye nazırı Hullü: gelecek hafta komiteye gelerek ce - nebi memleketlerden gümüş müba yeası hakkında nezaretin noktaj na- zarını bildirmesini istemiştir. Hull, bu daveti kabul edip etmedi- ğini henüz bildirmemiştir. Vaşington, 8 (ALA) — Hazine, dükü ecnebi gümüşü alım fiyatın: ons başına 86,75 cents olarak tesbi* elmiştir. İtalyan işçileri Senelik mezuniyetle- rini Almanya'da geçirecekler Roma, 8 (A.A.) — 2.256 endüst- ri işçis ni hamil dört husus! tren Ber- lin, Nürenberg ve Stuttgarta gitmek üzere bugün İtalyanın muhtelif şe - hirlerinden harı Bunlar, senelik tatillerini geçir. mek üzere Almanyaya gitmelerine karar verilen 30.000 İtalyan endüst. ri işçisinin dördüncü grubunu teşkil etmektedir. valh bir yavru sıtıfta kaldığı için hıç kıra hıçkira ağlıyordu: Ben bir daha imtihana giremi- —Çünkü beceremiyorum. — Metin ol! Kendine güven! —DBeş yıldanberi ne kadar çalış- |mıştim. | | :— Gene çalışt... Bunları konuşan çocuklara da ba- Jamı kaldırıp dikkatle baktım. Her ikisi de koltuk değnekleriyle güç halde yürüyorlardı. Lâkt rkadaşına Yyemin ol! Ken- dine güven!) diyen çocuk çok ne- l Onun yanına yaklaşarak yavaşça kendisine sordum: — Sınıfınızı geçtiniz mi yavrum? | — Evet efand!m. Ağlıyan çocuğa ise sual sormayı zaid buldum. O, sarışm yüzünü ben- den saklıyarak parlak gözyaşlarını |kül rengi gömleğine mütemadiyen [döküynxdu... edok n resim sergisi iler. Vaş (SAHİFE 7) Harpte lüzumlu olan Mij müdafaayı temin maksadiyle her de' kadınlardan geniş mikyasta istifadeler etmektedirler. Resmim'z, İngiliz kadınlarından yirmi bin kişinin kral, kraliçe hu zu;:ındı geçen hafta yaptıkları büyük bir geçid resmini göstermek- tedir. Totaliter devletlere her muretle faik olan sulh cephesi kadın teşki- 'a da azami bir ehemmiyet vermektedir. vlet e 1 v Amerika - Avrupa yolcu'uğu Çabuk seyahat Imkânları her sene daha büyük içr hızla ilerliyor. Avrupa gazetelerinden birisi merak edip bir istatistik çıkarmış ve- 76 sene evvelki Amerika « Avrupa seyahatleriyle bugünkü vaziyet arasın. da bir mukayese yapmıştır. Muharrir diyor ki: 28 Haziran 1864 te Fransa ile Amerika arasındaki ilk muntazam deniz postası tesis edildiği zaman; bu hattın ilk seferini yapan Vaşinge ton yemisinin aradaki mesafeyi 13 buçuk günde alması görülmemiş müdhiş bir rekor olarak kabul edilmiş ve umumi bir sevinçle karğılan. miştı. lıhlbukl 28 haziran 1939 da Nevyorktan Marsilyaya hareket eden Küper tayyaresi yolcuları tam 48 saat sonra ayaklarını Avrupa tope raklarına bastılar. Arada 11 buçuk günlük muzzam bir fark vardı. Bündan 76 sene evvel 18 buçuk günde rekoru kıran Vaşington hem yelken, hem de buharla işiyen iki bacalı bir gemiydi. Ona «ateş ve havanm oğlu» da diyorlardı. Bu geminin yolcuları hep o zamanın resmi elbisesini giymişlerdi. Başlarında silindir şapkalâr, üzerlerinde jaket atay dediğimiz arkası etekli elbiseler vardı. Başlarına kocaman kenarlı şapkalar giymiş olan kadın yolcuların da kıyafetleri pek garipti, Hava fena gittiği için, Vaşington Transant. lantiğ'nin bu garip kıyafetli yolcuları ilk seyahatte çok sıkinti çoktla- Şington uzun zaman tamirde kalmak — mocburiyetinde kaldı. Fakat bu 138 buçuk günlük rekor, o zamanın en mühim bâdisesini teş. kil ed'yordu. Vaşingtonun aldığı azami yolcu adedi 1652 Idi, Halbuki bugünkü gemiler, meselâ Normandi'tam 1821-yolcu-taşıs maktadır. Garip tesadüf değil mi? Vaşingtonun ilk seyahatinden-tam 75 sene sonra, gene ayni tar hte, bir Amerika tayyaresi 22 yolcuyla Amerika- dan Fransaya hareket etmiş olarak — bu mesafeyi kırk sekiz saatte aşıyor. Cliper tayyaresinin iki yolcusu Avrupada kalmıyarak yollarına de- vam ediyorlar ve muntazam yolcu postaları vasıtasiyle en kısa zamanı tecrübesine girişmiş bulunuyorlar, Şimdi hava yoli; adan Hong - Könga hareket etmiş olaz iki yolcu, Hong - Kongtan da San Fransiskoya ve oradan da ayn vasıtayla Nevyorka yollanacaklar ki, bütün devriâlem seyahati yalnız üç hafta sürmüş olacaktır. 765 sene evvelki sürate nazaran ne büyük bir terakki değil mi? Alman kızlarının harp oyunu Sundany Ekspres yazıyor: Almânyada — öokuül kızları «ilânı harp oyunu> denilen bir oyun oynamaktadırlar. Bu oyunda kaldırım üze- rine tebeşirle bir daire çiziliyor. Bu daire oyuna iştirak edenlerin mik- tarınca bölümlere ayrılıyor. Her bölme bir millet ismi veriyorlar ve her bölmün üzerinde bir mektepli kız duruyor. Bundan sonra kızlar. dan biri, meselâ (Fransa): — Fransa İtalyaya ilâm harp ed'yor!.. Diye bağırıyor, bunun üzes rine bütün kızlar koşarak dalreden uzaklaşıyorlar. Fakat kendisine ilânı harp edilen İtalyan kızlarının oldukları yerden uzaklaşmalarına meydan vermeden tetik davranarak akabinde <dur!> diye bağırmıya mocburdur, İtalya bağırıncıya kadar ne kadar mesafe kat'edilmişse herkes orada duruyor. O vakit İtalya ayak uçları daire hizasında olmak tzere yüzü koyun yere uzanıp parmaklarının ucuyla bunlara değmeye çlışıyor. Değe- mezse bir puan kaybed'yor ve (ilâm harp) sirası öna geliyor! Anlaşılan, ilâm harp usulü ile harp ancak mektep çocuklarına kalmış bir oyun oldu!.. bir yerinde olan epor bölgesi bina sında bir serğ olmak üzere çeşitli tablo teşhir edil mektedir. Genç sanatkârın kendine has bu- huş ve görüşlerinin mahsulü olan bu tablolar içerisinde Atatürkle İnönü, bekleyiş, düşünce, Tunca. söğütlük, Ka i açarak ve eserlerini burâda teşhir etmek suretiyle sene- resimcilik — sahasındaki bu boşluğu doldurmuş öldu. Edirne gibi beynelmilel sanat âle- minin gözlerini ki, lerdenberi bi sıpaşa, mevlevihane, Bursa '(ye- Ankara kalesi, Emir sultan bah- ce kapısı, Ayşe kadın ve daha bazı iymetli ve mahalli — manzaraların İher birinde ayrı bir güzellik, orijina! bir kıymet göze çarpmaktadır. kamaştıran kıiymetli, zengin bir kültür tar tasıyan bir sehirde epey zamandır resiracilikteki hareketsizliğin de bö; lece güzel bir eserle canlandırılmış İi Sadık Durusu, ders yılı zırladığı eserlerini şehrin inde ha- merkezi olması muhitte takdir ve iyi bir alâ-| — gergi, her gün yüzlerce sanat me ka uyandırmıştır. yakhar tarafından ziyaret edilmekte Resim sergisinde büyük, küçük|ve takdir toplamaktadır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: