7 Ocak 1933 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3

7 Ocak 1933 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

/ Kâaunusani Camhttrivet' SQN TELGRAFLAQ MÜLÂHAZALARt Fikir birliği lâzım... Sporla ofak bîr alâkamz varsa tabü farkmdasıruzdır: Galatasaray'a son za< manda bir u^ursuzlak anz oldu; Srüncü, dördiincu derecedeki takımlar karşısında boyuna mağlup oluyor. Bu hezimetler, senelerce fstanbul futbol samDi'yoniugunu hiç bir hasmına bırakmıyan, kıvmetli San Kırmızı'ldan asabiyete süriikledi. Ve bu asabivet bir E«ref Şefik mes'e*esile ku!up duvarfanndan gazete s&tunianna aksetti. Y*r!i yersîz ve bazan pek si'ldetli tenkitler vazı^'Si için Eşref Şefik Bev kiî'iinten cikanlmıs... Eslci bir Galata«arav'!ı o'an Esref Beyin Galatasaray kti1ü>>îiri'len çıkanl mast ınevzui'fTiuz n^*11*^1'"* RTI DIT ıs* tir. Biz ancak bu vesîle île GaUtasaraydan bahsefmek fırsatuu bulduğumuz ıçtn memnunuz. Galatasarav, Sulevmanîve'ye maj lâp olmuş; Besiktas'a meâflup e'muş; tstanhulspor'a mafliîn olmuş... Bun • dan bîr sev cıkmaz. Mağlubiyet nihavet bir maŞlîıbiyettir. Ve mt»cadple eden insanlar icin, c<*mivetler irin. kulün!er icîn mnkadder b»r âkibettir. Bunun bir te»e"îsi vardır: Her tanun tamir olunabHîr. Avushırvaiılarm !nır]»ereMeki maSlubivetlerînden »«nra sovledîkle • rîni uııııtıınvaiım: «Pîr H»l»»Ici sefVrf'e yenmek irin daha buyük bir azimle bizi dn«5n^Rren nokta bu i. Bir cemiv««Mn devamı ve terak • k îc«T«. *>er şe»"*en evvel su lâzim^ır: Fikir birliği... Bu ahenk temin olonamaymca cemîveh'n sağlatn durabîlmest m^BMîr. t«t» fîilatasara^'m nnksantnı biz burada buluvnrur. ^ ; r kr.'îîo farzedin ki azasi meselâ, 100 kisidir. Bu 100 kî«inMi 30 u bir adnmı, 25 i bir adami, 30 u btr firGncu adamı ve nfliayet 15 i bir dard&ncuvu hı**r, nrotlaka onu b»«a sreçîrmek, mutlaka onu reis yaomak îsterse iş çıkmaza saoar. !«te Galatasarav bu derde muot'adır. Bil«>istî»na bGKin a»ası «u vcvn bu adaıtn riyasete jrecirmek, beveli idareye sokmak ^melindedir. Biz ken'li bespbrmtza bu ihliras uerunda «'«•celeri nvknsunu kanran Galatasarav'lı'ar tanrvoruz. Bundan asa<h yukarı uç dort sene evve' Mr Calatasarav ict'ma'na gitnrtistik. Bir talom mün»k»»«a'ardan *r>nra n>Wet heveti idare m^î H. Rey ton'anncaeı bildirilîr on"Tn"Te bir kâ^i^m uzabldı^m cör • müşHik. Etrafa ^B^.nma§a vakit bulmadan k"la?nnızda bir ses: tmzala sunu! Emrini vermî^h. Rev •ermiyeceğimİTİ sövlemeee vakit bulm»dan iri yan bir vüc« J ün ağzından çıkan bu »es. bu sefer bîr vtnnruWa hem kuvvetli bir vumrukla beraber bıVe tekrar emretmi^ti: ^ tmzala sunu divorumî ' Bu zat bir yumnıkla bizi valnm bu kâffidı değıi, belki ileride ba.«ka hiç bir k»pıl imznlavamıv)»r»U bir hale sokabilirdi. Sonra ne oldu? Hahrlamıvoruz. Galatasaray in^abı tşte bu suretle yapılır; kavga, dövü? rey toplanır. Bmrün Galatasaraviilık noktai nazanndan bir Esref Sefik Bev mes'elesi ikînci nlânda kalır. Su geçmis hîkâvede gördüsünüz eıbi, Galatasaray'da bir fikir birliği, akh basnnda bir idare heveti ve nihayet o, centilmenlije has, int'bap tarzı, voktur. Bunu temin etmedikce yani bütön aranm »eve »eve itaat edeceği bir reis, bir yeni kaptanı umumî, bir idare memuro ba*a geçirilmedikçe, bu senelerce sreriye uzanan kıymefli kuiübümiizun bujrün icinde bulunduğu $uk"hm önüne geç«lem»z. Bir zamanlar gene !ıöv!e b?r îkrtk yîîründen koca A'tınordu'nun bir anda ortadan yok oMrtçunu dıisünüvor da Galatasaray hesabına müteessir oluyoruz... Cevaba cevap! 4" Papen Hitler mülâkatı Bu mülâkatta Von Şlâyher aleyhine müvecceh bîr şey görüşülmemiş! c»» Kahve Kapî vuruldu. Girinîz, dedim. Kanadın arkasmdan, ararmzı yalnız dağlar, denizler değil, hudutlar ayıran eski bir dost çıktı. Kucaklaştık: Hoş geldin... Hoş bulduk... Ne emredersin?... Bir kahve!... Kaloriferin yanmdaki koItuSi gomüldü. Fincani eline aldı ve bir yudum çekip anlatmağa bafla dıt Beş yıldır gezmedigim yer kalmadı diyebilirim. Fransa, Almanya, ttalya, Isveç... Hasıh biitün Avrupa... Bu memlekeMerin hiç biHsinde, bu kahve âdeti yoktur. Halbuki bizde, ugradıfrınız yer, ister bir çazete idarehanesi olsun, ister bir kitapçı dükkânı olsun» ister bir noter odnsı ol«'in, ahbabmız sizi su si'RÎle karşılar: Ne mredersin?... Hemşerilerimin haklan var. Zira. fstanbuFda en kısa yolcu luk bile, bir yorgunluk kahvesini bakkettiren maceralarla doudur: Yazsa, yanımzdan gecetı bir otomobilin tozları icinde boŞulur, lns ise çamur semintileri alt'ndâ balçıktan bir heykele dönersiniz. İki admda bir e z i l m ^ tehiîkesik vücudünüz üroerir.. Miicadelesiz tramvaya binî'mez.. Münaka«»»sH tramvaydan inilmez.. Her koşe başın^i yolunuzu bir dilenci keser.. Hasılı her srittiŞiniz yere, vorgun, argın, sinirli vanrsımx* Onım için, evimize, matbsam'Ta, dükkâmmıza. dairemze «relen her mis^f irin. bir h*tta iki fincan Vahveve muhakkak ihtivacı vardırl Kahvecive seslendim: Pevefendiye bir fincan kaüve daha!... MiIIiyet mes'elesi Eşsiz ve örneksîz rejim! Şimdi gelelim eemaatlere: Sorarun: Fenlândiya, Estonya, Lit vanya için vâsi Rusya ile birlikte yaşamak, onun vâsi vasıtalanndan istifade etmek mi daha faydalıdır, yoksa mahdut bir daire içine sıkılarak binbir miiskiilâtla geçinmek mi? Ayni hal Lehistan, Cekoslovakya, Irlanda ve saireler için de varittir. Fakat gidiniz de bu milletlere yeniden Avusturya, Rusya, Ingiltere hakimiyeti altına girmelerini teklif ediniz! Kabul ederler mi zannediyorsunuz ? Fühakika Harpsonunda bazı roilletler zedelendiler. Almanya, Macaristan, Bulgaristan ve Türkiye gibi! Versay konferansınm asıl hatası da iste budur. Millî cereyanlann derunî kuvvetini hesaba katmamıs olmasıdır. Garp beşeriyetinin bugiin maruz kaldıgi kesmekeslerin, ıztırapların, müsküllerin en mühim kısmı bu hata yüzündendir. MaamaFh dikkat olunsun: bu müt hiş muharebeden sonra dahi hiç bir mfllet silinemedi! Halbuki yüz sene evvel Napolyon arzusuna ve keyfine göremillptlerin muksf'Herah ile oynuyordu. Bu kere ise mağlubiyetin fecaatine, galiplerin hiddet ve azametlerine rağmenkökünden mület kaldırmak fikrlne yana»amadılar. Hiç süphe etmiyorum ki zedelenmiş olan milletler dahi az çok yakın zamanlarda eski vahdetlerini bulacaklardır. Cünkii yukarda kaydettigimiz bu «milli birlesme» kanunu umumidir, beseridir, mvkadderdir. Bu kanun mîdeye irca oldusru dakikada her turlü mana ve mefhumunu kaybeder. Hiç şünhe yoktur ki tesekkül etmiş olan bir millet ikhsaden ne kadar vükseiirse o nisbette kuvveti artar, o nisbette kendi varlığını, kendi kültürünu müdafaaya muktedir olur ve ayni nisbette fertleri arasmda iş bölümii inkisaf eder ve iş bölümiinun inkişafı nisbetinde içtimaî tesanüt artar. Biitün bunlan geçen vazmlamızda uzunuzadıya İ7»h etmNtik. Fakat mH'etin tesekkui amellye^inde basfıca âmil iktısat deffl nk, lisan ve kiiltür bbligidîr ve bu birliten doğan ccazibe» kanunudur. tkhsat mütaleası daba ziyade kozmoP"''^izme ve jravrimilîî hareketlere gotüriîr, zira mademki maksat iyi yasamak, müreffeh olmaktır, bu iyi yaşamağı ve refahı kim temin ederse onunla birleşmek tabîî oimaz mı? M*»selâ kim inkâr edebPir ki tneniz'lerin Mwıra gelme leri Mıs» ahalisinin maddî refahının yükselmes:ne sebep olmuştur. Eğer i* yaimz mideye kalmış olsaydı Mısır'da hic bir millî cereyanın olmaması lâznn gelirdi. Halbuki kazive tamamen aksin^dir. tste buntm içindir ki Kpdro'yu îTıam eden «Marksizm» ve «tarihî maddiyecilik» nazariyesini kuranlar nararivenin son neticelermi de kabul etmislerdir ve mi'liyeti inkâr ederek «vatanim dünya, mHletim beseriyettir» şiarmı benimse mişlerdir. smı talep edivor. öyle ise bu zat Marksis'tir ve teklif ettiği sistem de ötedenberi çiğnene çirnene yıpranmıs Mark sizmden baska bir sey değildir.» Fakat Ağaoglu bu mantıkî neticeyi Trrt9İ{ üzere iken Kadro sahibi onune 9 dikiliyor ve azametli bir tavırla: «Efen* di ne diyorsun, Marks kim oluyor! Ben tamamen ve bambaska yeni ve orneği olmıvan bîr sistem teklif edivorum.» Hayret icinde kalan AŞaoğlu soru • yor: «Pekâlâ bu yeni ve örneği olmıyan sistem neden ibarettir; izah buyurunuz.» Kadro sah^i p » < azametli bir ta «n « vırla «bize göre inkılâp nizamınm hukuk ve devlet tarzını ancak bize has olan yani essiz ve orneksiz bulunan nrpn<!:nl«»r «i«»«m! sek'înde t^»k'*be ca hşmak tabiati eşyaya tamamüe uygundur.» Ağaoğlu gene hayretler icinde diyor ki: «Ama! Efendim ne çare ki inkılâbı yapanlar sizi beklememislerdir. Yaptıklan inkılâp n'7=»mının hukı?k ve ''•vlet tarzlannı sizden evvel tesbit ve tayin etmi«:lerdir. Esas hukuk lan teşkilâtı esasiye kanunile kayit ve dieer hukııkîan da ornek olan tsviçre'den Ralve'dan ve Almanya'dan «.'mt«'ardır. n»'''?! farnna sreünc onu da demokrasi örne&î uzerine halkçı cumhuriyet şeklinde tayin et • mişlerdir. Haydi diye'im ki »iz bup'cn beğenmiyorstmuz, tabirinîz veçhile harnsonu essiz ve orneksiz bir sekii vermek istiyorsunrz, hic o'mazsa bu fekli tayin buyurur musunuz?» Kadro sahihi tereddüt ehneksizin Berlİn 6 (A.A.) Wolf Ajansmdan: Sabık basvekil Fon Papen ile Hitle arasında dün Koelnde vukubulan mülâkahn simdiki hükumet veya basvekil Fon Slâyher aleyhine müteveccih olduğuna dair ortaya çıkan haberler üzerine Fon Papen bazı beyanatta bulunarak bu haberlerin aksinin doğru olduğunu söylemiştir. Bu mülâkatta sosyalist milli yetçilerinîn millî temerküz camiası içerisine almması mes'elesi hakkında 6 aydanberi düsünülüp aranan hâl sureti mevzuu bah • solmustur. Mülâkatın netices! hakkında hiç bir haber tereşşüh etmemistir. Berlin 6 (A.A.) Wolf Ajansından: Sosyalist milliyetçilerin fikirlerini neşreden Correspon dance gazetesi Von Papen ile Hitler arasındaki görüşmenin muayyen bir maksada müstenit olmadığını, bir mecburiyet altın • da yapılmadığinı, bu mülâkatta son haftalar zarfındaki siyasî mes'elelere temas edilmis oldu • ğunu yazmaktadır. M. Koliç'in 7 V efatından sonra Deniz ortasında Yanan vapur Eski Reisicumhurım ölü Atlantik vapuru Havr limanına götürülüyor mü şüpheli görülüyor Nevyork 6 (AA.) S?bik Amerika Reisicumhuru M. Koliç ölmüştur. M. Koliç, iki uç haftadanberi hazımsızlıktan rahatsız bulunu • mıyordu. ölümunün bir kalp hastalıŞınd^n ileri geldiği zannedilmektedir. M. Koliç, Masspchussets hük'imeti dahilinde Northamptondaki ikametçrâhında zevcesi ta rafından ölü olarak bulunmuş tur. Nevyork 6 (A.A.) M. Koliç, tfuvduğu rahatsızlıktan dolayı bir c?pktoramüracaat etmek istemişti. Dün sabah âdeti oldu5u üzere yazıhanesine gitmis, fakat saat onn. doeru evine donmüştür. M. Koliç'in kâtîbİ, o sabah M. Koliç'in halînde hasta olduğunu gösterecek hic bir şev ferketme<di?ini, kendisile bir kaç dakika If'l^r corüştü^unü, ond»n »o»>ra M. Koliç'in odasına çekildiğini •öMemiştîr. Kâtin M. KoîV'în âvdetîni beklerken Madam Kolic eve jre'imis ve kocasını odasında 6lü olarak bıılmuştur. Fe'Mmeyt om»''"e«t ttden *Wdi Va»Wton 6 (A.A.) M. Koür'in ReisicumhiT^uînı zamamnda doktoru olan M. Coupal f>thiır<*yit ameliyatı yapılmasını tek • lif ptrn'otir. Havr 6 (A.A.) Gemi kıla vuzluğu dairesi Atlantiğ'in bu gece Havr'e geleceğini ve yann sabah limana gireceğini tahmin etmektedir. Şerburg 6 (A.A.) Deniz ticareti nazın Atlantik yangım hakkında gazetcilere fu beyanatta bulunmuştur: «Bu yangm hakkındaki tahkikat güçlükle ve ağır ağır devam etmektedir. Caniyane bir teseb • bus ve kasıt düçüncesini bertaraf etmek lüzumuna kaniim. Ben, sigara içen birisinin bir tedbirsiz liği yüzünden bu yangmın çıktıgını zannetmeğe daha meyya lim.» Nazir, geminin bu akşam Havre limanına geleceği haberini teyit etmiştir. Köstence tayyare limanı Bükreş 6 (A.A.) Wolff Ajansmdan: Alâkadar mahfiller Kös tence limanmm tanzimine ait isle " r'ın gelecek ay içinde başlıyacağma dair olan haberi memnımiyetle karşılamışlardır. Çünkü bu raabfîUer gelecek yaz »onunda brtmesi beklenen yeni limanm Merkezî Avrupa, Garbi Avrupa, yakın Şark ve Karadeni* limanlan arasmda hava münakalâtında ehemmiyetli bir rol aynıyacagı fikrindedir. Yugoslavya hOkumetinin bir emirnamesi C. H. FırVası 5ronnre!eri Kütahya 6 (A.A.) C. H. FıHcan VüSyet konsrresi 15 şubatta yam'acaktır. Uşak 6 (A.A.) Uşak C H. Fırkası 160 küsur ocak Te nahive kongreleri hîtam bulmuş ve kaza idare neyetîni sermek özere muraMıas'ar gelmişlerdir. Umumî kongre dün Kütahya meb'o•u îbrahim Beyin riyasetinde toplandı. Bir çok münakasadan sonra kaza beyeti idaresi, sabık Antep meb'usu ve çeker fabrikası müdiri umumisi Remzi Beyin riyasetinde 7 kişi olarak gençlerden teşekkül etti. Vüâyet kongresine de 9 kisi secildL Belgrat 6 (A.A.) Nazırlar meclisL, Adliye Nazınnın teklifi üzerine bir emirname imzalamıştır. Bu emirname mucibince borcunu Sdemekte güçlük çeken bir borçlu ödiyeceği borç miktarmın ve alacaklüarile uyusma suretinin tesbiti husnsunds. bidayet mahkemesinin müdahalesini istiyebilecektir. Bu erairaameden ancak iflâs halmde olmıyan ve alacaklıiarile uyuşmamış olan borçlular istifade edebileceklerdir. Bid&yet mahkemesine yapılacak müracaatian itibaren 90 gün zarfında borçlu ile alacakhlan arasmda bir tetviye sureti husule geldiği takdirde bu muamele tarzı durdurula • eaktı. Benden şuphelenmez... Bana gülnvz... Fakat ya inanmazsa? Şüphelenirse ? Gü'erse?... Zavalh Ferit Hikmet! Efer bo akşam, beni bekledin, gelmediğimi gö rünce bana güeendinse, affet!... CünkS seni müebbeden kavbetmekten korktuğum için gücendirdun! ,^. Ağabey, şirketten ne cevap verdfler? Gayet sakin bir tavırla Müzebher'm yüzüne bakıyorum: Yeni kadrolar yapılıyormus... Bir kaç gün sonra, tekrar uğnyacağım... CA v nn. Tisalya'da ze'zele Atina 6 (A.A.) Tisalya'da Golos sehrinde dün iki zelzele olmuş, ehemn.iyetli maddî zarar ve ziyana sebebivet vermiştir. Büyük bir korku içînde kalan ahali dısarıda kurulan çadırlarda bartnnmktsdır. , da jjozlerine, süoheli sö»lerin gini, dudak'ann istHıfafla bükülece • pini hi^settin! Demek ki mazi ile arandaki butün rabıtalar kopmuş ve kopacak!... Fakat, yeniden bir maıî vCklenecek kadar, maalesef, genç değilsin!... Alominvom kaplar almmcıva kadar, aüe mutfa?in<**n yem«»k getirtme^e karar veHîk... Seker, sabun, ea» eibi şeyleri bakkaMan alınz; böylelikle onun hesabı da kabarmaz. Zerzevatçınm hes»bını kestim. M5zehher, zerzevat ayıklamaktan kurtulduğu için memnun... Lokantanm hesabmı, on bes günden on beş güne göreceğiz... On bes gün kazandiğım i<*in, ben de mernmmum... Aksam üstü, peynir aldırmak için bnkknle gönderdiğim Niyazi, eli boş döndü: Ağabey, bakkalda peynir yokmuş! Bitmiş mi? Hiç mi yokmuş? de bir takım bünvevî istihaleler, aslî değisiklikler oldu; fikirîer de<hsti; binaenaleyh biz de bu cemaatler He hemahenk olar=k viî'ümelı'vîz.» Ağaoğlu «Lutfen bu d«*5îsiklîHerin bu yeni fikirlerin neden ibaret ol durunu sövler misiniz?.» Kadro sahibi «tmkânı yok efendim: çünkü bütün bunlar henüz «oluş» halinde dirler, haklannda muyyen ve sarih bir fikir edmm»k imkân'ird'r. Her sevi seyyal elâsh'kli dinamik bir halde yüriimektedir. Binaenaleyh biz de yürüme liyıV.» Ağaoğlu «Nereve ve ne îoin?». Kadro sahibi «Orasını bilmiyorum, fakat» limdilik vüksek teknik ve istih va«'f«larî'e ik+'"t terakümleri devMl letin eline geçmelidir.» Îşte Ahmet Beyi havretler içine so kan, ve hic bir «evi an'tvamıvarak ka • dar saşkın bir hale getiren vaziyet... Ben yazılanmda daima sunlan ileri sürmüstüm: Devlet mahiyeti itbarile bile devletçidir. tçtimaî nizama müdahale ederek husnle gelmiş o'an tezatlan bertaraf etmek ve ahengi temin eylemek onn esas vazifelerindendir. Fakat ayni zamanda sunu da îsbat etmiştim ki tarihen devletle beraber doğnn ferttir ki hürrivet savesinde ve kendi mesaisile tezatlann husulüne sebep o!u"or ve fvr>!><"nalevh f<*rt vÜK**'dikçe ve in!';?af ettikçe tezallar çoğahr • • neticede devletin müdahalesi ve foksi fçthnaf ve îktısadî mevzulardan bahyonlan da avni nisbette tezayüt eder. seden Kadro sahibinin son iki makalesi Şimdi benim bıı fikrime cevap olmak bühin bütun romantik ve m>stîk*ir. üzere Kadro sahibi diyor ki: Muhterem vazıa divor ki: «Ağaogiu «Devlet her zaman cemivet hayahicin asıl olan bilinen, örnekler, emrivakina müdahale etmiş; fakat hiç bir zaman lerdir. Kadro'nun müdafaa ettiği millî cemivete veni bir şekT vermek davasını ikhsat rejimi ise henüz hiç bir yerde 5rüzerine alm^m«hr. Ha'buki biz devlete neçi olmıyan; vani emrivaki haline gelha kurucu, tejkilâtiandıncı ve mriet hesamiyen bir seydir. Binaena'ey Azaoçlubına temellük edici vazifeyi veriyoruz.» nun vak'alann ve hâdiselerin önünde Zaten asıl davanvz da bunun üze kosan deeîl, ancak peşinde gelmeee rinde de&il midir? Simdi bu nası tekalışan tefekkür tarzı bu essiz ve örnekr » r ermekîe bize cevap verüdi mi zanne«z devlet sistemini kabili idrak de&ü.» diyor ? Cevabuı bu son sabrlarmı, turkceleşBiz bu nası tahlil ederken demist'Tc tirmek şartile, ben de imza ederîm. Haki Kadro'cu'ara göre devlet, milletin üskikaten Kadro'nun müdafaa ettiği sistem tünde ve milletin haricînde mücerret ve cih«nda ornevi olmnran anlasılmnz «aramistik bir varlık mahiyetini kesbediyor. betlerle dolu bir seydir. Binaenaleyh hâBu müc«»rret ve mistik v("''k on'ara aro: d seler ve v?k'alarm oniinde kosan eş re hem kurucu, hem te«kilâtlandmcı ve siz ve orneksiz, mechul ve anla^ı'maz hem temelîükedicidir. Bu telâkki strt kobu sîs^mi A&aoplu'nun müfekkiresi mün'st ve Marks^st telSkkisidir. Bu te tabiatiie kavnyamaz. lâkkîye gore mTet silînivor, ortadan Zavallı Ağaoğlu bazan anlıvor gibi kalkıror, âtıl ve bâsl I n hale gelîri o'""or. Ve Venrli ken^îne divor ki: liyor. Onun yerine neden ibarpt olduğu «Kadro sahibi butfin istihsal vasıtalarile Varmış ama; size yaramaz, dedi. Ehemmiveti " O k... Biz, o kadar insanlar dee'ilizNiyazİ tekrar bakkala gitmisti, cok geçmpdi, yüzü mosmor, dudaklan tit riye titriye geldi: Ben bir daha o bakkala gitmem, »ey! YUSUF ZtYA Çin Jacon ihtifâfı Cenevre 6 (A.A.) Milletler C«miyeti kâtibi umumisi, Çin vatanperverleri cemiyetlerinin gönderdiği bir lelgrafı, Çin murahhas heyetinin talebi üzerine. Ondokuzlar komitesine tevdi eimiştir. Bu telgrafta Jehoi'da vaziyetm yeniden vanim bir şekil almasma mahal kalmaması için müeasir ve filt tedbirler alması Milletler Cemiye tinden rica edilmektedir. ifalya ile Arnavufluk Londra 6 (A.A.) Arnavutluk hükumetile gücnrük bhliği vücude getirmek hususunda Italya'ya atfedilen tasavvur ve niyetin Roma hükumeti tarafımlan tekzip edümesi çok ivi bîr tesir vammrtır. çiriliyor. Halbuki hayatU m31etin esas ol» duğu, devleti kuran, devMs ş«kü veren devletin foksiyonlannı tavin eden millel olduğu soz götürmez aşikâr bir haki • kattir. Kadro sahibi bizim bu mütalealanmu reddecek ve orneksiz, essiz fikirlerini teyit edecek izahnt yerine nası aynen tekrarlamakla iktifa ediyor. Bununla da kaimıyor. Daha yüksek marifetler gosterivor. AGAOGLV AHMET Cumhuriyet Nüshası 5 Kuruştur Türkiye şeraiti Senelik A'tı avlık Oç aylık Bir »vlık ıçın 1400 Kr. 750 400 1R0 • • ı ÇUMHURtYErin tefrikan: c0 Tipi Dindi! Yazan: MAHMZJT YESARl Eski halimi bildikleri, mira •a konduğuma inandıklan için, benden süphelenecek, gülecek ler ve sonra bepsi arkamdan yunv ruklarmı sıkıp diş biliyerek homurdana homurdana küfredeceklerl ... t Ferit Hikmet'e soylersen ne olacak? Kapalı kapılar açilacak mı? Arkadaşlann, hademelerin, nşaklarm, kapıa • lanıı tavırlan degîşecek mi? "TVnıdık yerden iş istememeli... Talihinır, başka kapıda denemekt«ı baska çare yok!... El açmak, yalvarmak büe. muhite tâbimif!... 1 E^^ıence eve dönmelîyîm... Cebîradeki hesaplı, sayıh parayı meyhane • lerde gazinolarda harcıyamam. j Ferit Hikmet, bekliyecek! O. iyi kalpMt temiz, insan çocuktur. Bana i tnsan, kendi nefsine karşı d« yalan •oylüyormuş! Gece, yatakta, hep bunu dîişîinü yorum!... Nicin Ferit Hikmet'le bu luşmadım? Yalnız onu. kaybetmekten korktuğum için mi? Hayır! Kendinî aldatma, Macit! Sen, o eski tamdık gazînoya gitmekten, kapısıntn Snünden bile gecmekten korktun! Çünkü orada Müzeh»»er, ekmek kesiyordu, bıçak elînden düsüverdi: Ne oldu. Nivazi? Abla, bakkal, beni adeta kovdu! Kalbime, kızgm bir demir levha yapışmıstı sanki... Nefes alamıyordum: Ne diye kovuyor? Gitfim: sende olan pevnirden ver! dedim. Baska bir müşteri de vardı. Onun yanında bana: Seninle derde çathk. bu akşam! dedi... Yok, divorum. îşte... Hem şekrdi. peynîrdi, şuvdu, buydu, diye ikidebir gelme! dedi. Muzehher, alık al'k yüzüme bakivor: Sen, bakkala bir şey mi sövle • din? Aranızda bir şey mi geçti ağa bey? Havır... Peki, bu, neden ieap ettî? Soframn kenannda duran aPe mutfağının sefertaslan gözüme iIîstL Aniamıyacak ne var Mürehher? Artık, ondan, eskisi sn'bi erzak almıya cağız? Kânndan oldu... Muzehher, kaslarmı ovnatıyor, parmaklarnı soframn kenanna vuruyor: Bunun icin ÇOCUPU ararlamak, terbiyesizins etmek mî lâzrm? tnsanlann îfade tarzlan bir de ğildir, Mürehher!... Zerzevatçınm oarasını verdik, savdık... O. hemen bakkala haber verdi... S^nu çıkar. Bu daha ba."«lançıctır, emin ol... Bakkal, yann hesabmı istivecektîr. Defteri açıp bakmaea korkuyorom; her halde yedi SP^IZ lira olmuştur. Benim cebimde iki lira var! Ağabey, niçin yemek yemiyor sun? Boş bos bakıvorum: Bilmem! tçim alnmyor. Senin canm sıkildı? Havır, Muzehher... Lokanta vemekieri biraz ağır oluyor da... Gülüvorum: Alışınz... Ona da alısınz... Eğer beyenmedinse almıyal'nı. Cocuk olma, Muzehher... Pekâlâ yemekler... Ceşni değişince msana biraz tuhaf gelîyor. Köşe basmdaki evde radyo ba«ladu Sofaya cıküm, pencerevî açtım, dinli « yorum. Sevdiğim eski bir hava çalun yor... Bir mehtaph ırecede, otomobiilerle Maslağ'a gîtmistik. Yol üstündeki kır gazinosunda bu havayı saatlerce caldn^ mistik... O gece, Anna da vardı; bu alaturka şarkıyı, bir şey anlamadan, afyon yutmuş gibi dinlemiştî... Şimdi Anna, nerede? Ney« Ferit Hikmet'e sormadım? Karşı bakkalm sesi, pash bir yay g f cırtuı gibi kulaklanmı yutb: (MabatU var}

Bu sayıdan diğer sayfalar: