6 Mayıs 1933 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3

6 Mayıs 1933 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

iv;ayt» Ctrmhuriytiİ SON TELGRAFLAP Kitaplar arasındcT) Bouddha ve Nirvana Bir munakata etraftn&a aydar Rifat Beyin tercüme yolile meydana getirdiği bir kitap, Cumhariyette, Nirvananın muhtelif tefsirlerme yol açtı. Eva velki gün gene bu sahifede çıkan rmzasız bir makalenin fazıl muharriri, yazısmı su sahrlarla bitiriyordu: tHaytr, Nirvana mutlak varlık, yok olması imkânı ve ihtîmali olmıyan ezelt ve ebedî bir varlık demek' tir.> Bu tefsir, Nirvanayı, mutlak adem, kainatm mutlak külliyetidir, şeklinde ifade eden miitercime karşı bir cevap mahiyetinde tdi. Haydar Rifat Bey gazetemiıe dün verdiği cevapta Nirvanamn «ölmek suretile dertlerden kurtulmak ve fena fillâh olmak» manasma geldiğini tdcrar ettikten sonra kamusian açjyor ve bu kelimenin sonme, bitme, telef olma manasma geldiipni yazıyor. Fakat Nirvanantn uyandırdığı miinakaşalan hatırlatmaktan da geri kalmış değildir. 3 ASKERÎ BAHISLER, Tehdit mi, tavsiye mi ? Pol Bonkur «Almanya mevcut drdusunu muhaf aza; etmek istiyorsa muahedeye riayet etmeli!» diyor Paris 5 (A.A.) Bilhassa hüku • metin M. Musolmi ile M. Benesin siyasetlerini ne suretle telif edeceğîni ve Almanyanm hukuk reüsavatı elde etmek baiıa lerüe hiicum kıt'alannı hazırlıyarak pek yakın bir zamenda ötedenberi istemekte olduğu hudutlara yığmısın • daa korkup korkmamakta olduğunu soran M. Berenger ile Fransız Sovyet mukarenetini tenkit eden diğer hatiplere cevap veren M. Pol Bonkur de miştir ki: Aramızda hiçbir esaslı ihtilâf mevcut olnruyan İtalya olmaksızm veya onun aleyhinde olmak turetiie merkeıî Avnıpayi tensik etmek mümkün değildir. Mumaiieyh M. Musolini dört devlet misakının aktini teklif etb'ği zammn bundan istifade ederek milietler cemiyeti çerçevesi içinde ve milletlerin müsavat esasma sadık kalmak armile dört devIrtîn mukarenetini temine çakşmak muTafık olurdu, demiştir. laa an'anesine sadık kalmak kaygusu ile devam edilmekte olduğunu beyan etmiştir. Hatip, konferastn suya düşmesine ve yeniden silâhlantna yanştnm meydan almasına kat'iyyen sebebiyet verme mek istiyen ve fakat aldatılmasını veya zayıf düşürülmesini arzu etmiyen Frantanın Cenevredeki pek sağlam vaziyetinî ehemmiyetle kaydetmiştir. Almanya, mîllî müdafaa ordusunu ipka etmek arzusunda îse tamamile Versay muahedesi ahkâmı mucibince ha • reket etmelidir. Hatip, netice olarak, Sovyet Fransız misakmın imza edilmesi keyfiyetinin tulha pek siyade hizmet etmiş ©lc",uğunu şimdiye kadar takip etmiş olduğu hattı harekette sebat edeceğini beyan ve çünkü bu hatta hareketin sulhun muhafazası içîn en iyî teminat olduğunu flâye etmiştir. Hava tehlikesi Cinoğla Beye cevap MBHyette, askerî bahüler, başlıgı a W tmda ve Cinoğlu imzasüe çıkan bir yanyı okuduktan sonra, kendi kendime yonu sorduzn: Bu yaznnn muharriri M demek is tîyor.. Maksadı ne acaba?!... Yazıyı bîr kaç defa gözden geçirince nihayet keetirdim Id muhanv, «layyaıeıiin bombası hie, g u hScâye, tank lâf, top tufek smek vudtmds.. Bunlara kulak ver meyiıı. Hulâsa (anu sadn felek bSyle gelir böyle geçer..» demek anuMmdadar. Evet, bunlan demek istiyor. Vaziyet • lerimizia bize çok oygun oldoğunu ve maskeye, konmmağa, hazırlanmağa lü • zum olmadığuu açıkça anlabyof. Bütün okuruculanmtsa hemen söy lemeliyhn ki Cinoğlunun bu fSdrleri kat'iyyen doğru değildir. Tedi düvele meydan okuyan bu gibi ablganMdarm tonunu, çeHt duvara vurulan basm uğnyacağı akibete koUyca benzetebiliriz. Milletlerin hayab mevrou balısoldu ğu zaman yan yazmanm ağır mes'uii yetlerini göstermeği vazife sayıyorum. Evvelâ, Cinoğlunun birbirme kanş • hrdığı mevzulara şöyle bir srra ve şekil vermek lâzim geliyor: (Tahrip ve yangm bombaları, zehîr'i gaz yani tayya yare, bakteri yani mikroo harbi, tank lar.) Tayyarelerm atacağı tahrip, yangtn, zehirli gaz bombaları • Cinoğlunun kanaati hilâfına her vakh karsılarmda bir hedef bulacaktır. Cünkü şehir ve kasabalan gizlemeğe hnkân yoktur.. Ve bu asnn insam kapah yere, yani evine bağlıdır. Evini ve malını yıkmak omı can erönden vurmak demektir. Tayyare bombalanna mukavemet edebilecek biç bir msaat yoktur. Evler, a • partımanlar, zırhlılar buna dayana maz. Vaziyetlerîne göre su veya bu ağırlıkta bir bomba ile tahrip edilirler... Tayyareye karsı müdafaan da düşunu lerek yapılmıt olan tngilizlerm Nelson zırhhst büe ancak btn kiloluk bir bonrvbaya guç belâ dayanabilir. 1800 kilo • fok bir bomba patladığt zaman 600800 metro içinde bir tek mahluku sağ ko maz.. 50 metro uzağındaki binalar dökfilfip yıkılır. 1000 kiloluk bir bomba • nm tesirinden emin olmak için otuz metroya yakm toprak yahut 4 metro kalınlığnvda beton akına girmek lâzımdır. Bu kısa izahattan sonra, muharrire soruyorum. Halkın baskma uğrmmadan vaktinden evvel haber alarak şehri boşaltmış ve çoluğile çocuğile kjrlara kaçmıs olduğunu kabul edelim. Geriye döndüğü eaman, taş taş ustunde kalmadığını görfir ve açdcta kalırsa metice ne olacak? *•« tlk tayyare kafüesi tahrip, Sdnci kafile yangtn bombaları atacakhr. Fakat yangm bombası denince mütehassısı • tmzra aklma nasıl bir sey geldiğini bil mek îsterdim!.. Çelüderi bile eriten, demiri su gibi fıkır fıkır kaynatan ve 3000 dereceük bir hararet nefreden bomba lar vardır. Su ile sondurülemiyen bu bombalara «söndürülemiyen yangm bombası» ismini veriyorlar. Bir kflo hıktan daha ağır yaDilmasma lüzum görülmemekte olan bu bombalann 200 gramlık yani 60 dîrhem ağvlığmda ol • ması kâfi geleceğini lngü'zler iddia edip dururlar. lşte, havadan dolu gibi yağ • dınlacak yangm bombası diye buna derler ve kanaatimce, şark devletleri için bu bombalar diğerlerinden daha çok müessir olacakhr. Her biri bu bombalsrdan dört beş bm tane taşıyan 3 0 4 0 tayyare, bir sehirde kaç yançın çıkanr?. Bunun hedır. Vakıâ, her ikisinin de bazı esaslan birleşir: Suretler bizi seniyete götür mezler; beş duygumuza hitap eden eş» yanm fevkine çıkmak ve bir nevi vecR haletile karanlık bir bosluğa varmak lâzımdır ki orası, erenler için, zengin bir hayat usaresile şişkindir. Hakikî varhk oradadır. Ona erismek için zevahirin hududunu asmak gerektir. İlâh... Fakat, unutmıyalım ki, Bouddha mezhebi, toprak, su, ateş ve havadan ibaret dört unsur haricinde kâinatı yasabı guç olmasa geıektiı. İki yüz bm bomba en büyük sebirler için bile bir afettir! Bu kadar çok yangm bir sehri tamamen silip supürmeğe kâfidir. Kırlara kaçan halk evini barkını kaybedince hayatmı kurtanmf sayılabilir mi?.. Isadan da eski olan zehirli gaz için, muharrir «sehir boştur!» cevabuu verecektir.. Fakat unutmamah ki tesirini gunlerce muhafaza eden zehirh' gazler, bilhassa sehirler için yapılıyor. Demek ki sehirlere bir şey olmasa bfle, haBnn şehirlere rahatça dönmesi ve yerlesmesi kabil olamryacaktır. fste *muhterem muharrir, tahrip bomban yıkacak, yangm bombası yakacak ve bunlarm yapamadıguu da zebirii gaz tamaınuyacaktır. Bakteri harbine gelmee: Bu maharebe seklinin tnsanüık için^kapkara bir leke olduğu meydandadır. Bugüne kadar harpte kuDamlmıyan bu tana, temenni edelim ki, istdcbalde de ei atılmasm. Su ve hava ile geçen her cins hastalığm mikrobu, basili, tayyare ile taşmacak ve ktenilen yere bırakılacaktır. Bakteri harbi Hiyler ürpertecek kadar korkunç ve caniyane bir sekil ve rhtimaldir. Çünkü biç bir memleket hic bîr zaman bu kadar genis bir hastalık salguıı îhtimalini hesaphyarak hanrlanamıyacaktır.. Korunma meseleaine gelmee, bu yolda öğretilecek hemen hemen hiç bir sey yoktur denebiUr. Tayyarenm hücumlarmdan doğan bir başka tehlike daha var; omı da ben hatnlatmak istiyorum... Açlık tehlikesi!.. Tayyareler ekin biçme mevsiminde ziraat rrnntakalanna kolayca saldnarak bunlan yakacaklardır.. Esasen, miktan azalmu olan mahsulât bu suretle büyük bir tehlike karşısında kalacakhr. Kısmî açlıklan, umumî açlık takip edecek ve nihayet memleket bunalacaktr. «Havadan gelen tehlikeler» bahsine nasıl olup ta kansbğuu kestiremediğim tanklar sivD haBn alâkadar etmez. Fakat suraa muhakkak ld tank, ordularm bir baş silâhı olarak yaşıyac&kbr. Muhterem okuyuculanma anlatmağa çalı«tığım tehlike, açıkça görülüyor ki, pek büyük ve korkunctur. Ve muharrir bütün bu tehUkeleri küçük göstermekle en büyük gafletlere uğramiftır. Filhaldka tehlike korunmamızı, hazırlanmamızı zorhyacak kadar büyüktSr. Her zehrin bir panzehiri olduğu gibi bu tehlikeye karşı koymanın da knkânlan vardv. Fakat bu imkân maskeleri aavurmakla değil maskeye, sığınaldara, can kurtaran ve yardım teskilâtma dört elle sanlmak, geceli gündüzlü çahsmak ve hazurlanmakla elde edilebilir. Devlet başta olduğu halde bir çok mütehassıslanmızuı halkı korunr^.ğa sevkettikleri bir srada çıkan bu gibi yazılann zararlı tesirleri ihmal edilecek kadar küçük değilda*. Bu hibarla hiç olmazsa bundan sonra, muharrirm söyliyeceklerini kantara vuracağmı ümit etmek isteriz. Yazıma nihayet vermeden evvel, muharrirm garip bir miHaleasma el atma • dan duramıyacağım. «sınaî devletler en çok korku içinde kalacaklardB*.» diyor.. Silâhm her cinsini yapmak, düsmanı • na dilediği gibi cevap vermek kudretine mal<k olduğu için mi acaba?!.. Kısaca sövliyelim: Bütün bu işlerden ve tehli • kelerden korkacaklar sınaî olmıyan dev letlerdir. Çünkü onlar, bu fennî silâh mucadelesir.de sınaî devletler kanurada yaya kalacaklardır. ŞAKİR HÂZIM ratan Allah gibi bir ulvı mevcudiyet kabul etmez. Bunun için, Nirvana ile islâm tasavvufunu ayni sey sanmamalı ve bunu bir «fena fillâh» oluş tarzmda anlamamalıyız. En eski Hint dasKanî sürlerinde şu cümle var: «Bir hırsız görünür gibi, Bouddha göründü; bil ki uluhiyeti mkâr onunla dünyaya geldi.» Sanki bu şür Haydar Rifat Beye hitap ediyor! PEYAMİ SAFA İHEM NALINA MIHINA Bir müsavatsıziık! uhterem Hakkı Tank Bey arkadaşumz, matbuat kanununun bir maddesini değistirmek İçin Büyük Mfllet Medisme bir kanun teklifi lâyihası vermis... tntihar haberlerinin neşrini polis mSdur&cden izin almak gibi kayitlere bağhyan ve nihayet gasetecileri «filân intihar etmiftâr» yerine «filân ölü olarak bulunmuştur» gibi bir şekil bulmağa sevkeden matbuat kanunumuzun bazı maddeleri saga sola çekihneğe çok mü•aitb'r ve elbete bunlar, zamanla değistirflecektir. Hakkı Tank Beyin değişhrümesini istedigi madde, gazete sa hiplerile, başmuharrirlermin ve umumî neşriyatmı idare edenlerin yüksek mekteplerden mesun obnalarmı şart koşan madde ile kanunun nesri tarihmde çıkBiat w bulunan gazetelerde bu mevkilerde çahşanlarm üç sene mSddetie bu kayitten müstesna tutulmalan hakkındaki muvakkat maddedir. Esasen bu üç sene istisna kaydi doğru değildi. Ya hiç istisna kabul edibniyeeek, yahut ta bu istisna müddete tâbi tutulmıyacaktı. NKekhn gelecek sene, bu müddet brtince ne olacak? Bütün ömrünü gazeteciliğe vakfetmiş imtiyaz sahipleri, basmuharrirler, umuml mü • dürler, neşriyat müdürleri, yazı işleri müdürleri, senelerce içinde piştikleri mesleklerini bırakıp bakkal olacak değUler ya; gene işlerine devam edecekler, fakat intihar havadislerinde olduğu gibi bir şeki1 ^'ilacaklar, işe kanuna uyan bir kul^ ıcaklardır. Şimdi, Hakkı Tank Bey, bu istisnaya tâbi tutulanlardan gazete sahip ve başmuharrirlerini ayınp umumî müdürler, neşriyat müdürleri, yazı işleri müdür • lerini bir mektebe yazdırmak istiyor. Yani mevcut gazete sahip ve başmta harrirleri, yüksek mektepten mezun oimasalar da olur, fakat ötekiler mutlaka bir gazeteciUk mektebinde tansü et melidirler, diyor. Bu irfan asnnda kırkmdan sonra bile olsa mektebe devam etmek fena bir şey değildir. Esasen, htsanlar çocukluk devirierinden ziyade akıllan başlanna geldikten sonra, öğrenmek ihtiyaç ve arzusunu duyarlar. onun için alaylı gazetecilerin mektepli olmak hrsatmi kaçırmak istemiyecek lerine şüphe yoktur. Yalnız benhn anlamadığım nokta, Hakkı Tank Beyin gazete sahip ve başmuharrirlermi, mektebe devamdan mahrum etmek istemesindeki hikmettir. Basmuharrirler, îmzasız veya müstear bir isimle, bir remizle yazdıklan yazılarda bir cSrum îşlerlerse mahkemeye ve hapse gitmezler, onlarm yerlerine umumî neşriyat müdürleri gider. Hapse beraber gitmiyorlar, hiç olmazsa mektebe beraber gitsinler, ne okır? Hakkı Tank Bey, müsavata riayet et • meli, ya hepsini birden mektebe göndermeli, ya hepsini birden azat etmeli idi! Fransa, borcu Şarta bağladı! Almanya para verirse o Hitler idare ve inkılâbına da Amerikaya verecek iltihak etti Haydar Rifat Beye Cumhuriyet muharririnm gene dün ve ayni sütunda verdiği cevap, şark felsefesinde «neş'ei ulâ» ismi verilen ademin mevcudiyet ten baska bir sey olmadığmı izah İtalya heyeti ne diyor? ediyor ve kelimelerin kaypak manalanM. Pol Bonkur, haü hanrda raua Nevvork S (A.A.) Nevyork Tayna karsı ihtiyatkâr bir tavır alıyor. hedelerin teabit etmiş olduğu hudut mlı g«retesine göre, Itaıya heyeti mu• * * lara dokunmanm bir delilik olacağını rahhaMsı M. Rozvelte ttalyanın Versay ilân etnüşb'r. Hint efsaneleri bize Nirvanayı şöyle muahedesinin tamamen tadilini değil, hikâye eder: Ormanlarda ytllar sliren Mumaileyh, mükâlemelere îcap eden yalnız araziye dair olan hüküm'erinden sabır ve metanetle ve Fransanın küçük bazılarmın tashihini arzu ettiğini ti' bir imivadan sonra, Boddha ak'de^ini tnilletltri rnuhafaza etmekten ibaret o I miath*. etrafa yaymağa başlar ve ölümünden r.ıtwtuMiıuııt<ı »toılHifllHllfl HllHlimWMttllttllUfitH HiıımmmiM.oıt sonra da bu telkmlere devam olonmaımı müritlerme vasiyet eder. Böylece, şakirdi Mahâ Kaçyaya hitap ederek der ki: « Her şey bana keder verlyor. Nirvanaya girmek istiyorum. Nirvana ki. her tvirlü bedenî alâkalardan tecerriit etmek demektir ve yükaek bir ebedî saadeti uhreviye telâkki olünur.» Bunlan söyledikten sonra, Bouddha bir dere kenarına gider ve orada, sağ Berlm 5 ( A . A . ) " Wolff AjansinParis 5 (A.A.) Avan mccHsl. dün tarafına yatarak, ayaklarmı 3d ağaç dan: öğleden lonra harictyc bütçetsni müzaarasını uzattıktan sonra, son nefesini veAlman itini hîmaye cenv'veti faal kere etmiştir. rir. Efaane ilâve ediyor: «Sonra akidekomketi rei»i M. Ley, bugün Başveküe Encümen mazbata muharriri M. Belerini herkese öğretmek için dirildi ve resmen müracaat ederek ktiçük, bS • renger, Vaşington müzakerelerine teltabutundan çıktı.» yfik bütün amele ve miistahdemin ce • mih ederek, Rozvelte verilen salâhiyetBu tarife göre Nirvana bir nevi «alâmiyetleri yaıü teşkilâta tâbi 8 milyon lerin hukumetler arasmdaki borçlar meikten tecerrüt» demekbr ve «mutlak amelenin kavit ve ş*rtsız olarak HKIerm telesine teşmil edilmesinden korkmakta külliyet manasma bir adem» değil, maidaresine tâbi olmut ve naayonal sos olduğunu sSylemiştir. yalitt inkılâbına iltihak eylemi» olduk* veraî bir varhk ifade eder. Fakat, «BoudMumaiieyh Fransantn birbiri ardısira dha» mâterciminin de iseret ettiği gibi larmı bildirecektir. gelmiş olan hükumetler tarahndan teNirvanamn tefsirleri pek çoktur. Hatta Berlin S (A.A.) BaıvekÜin bir yit edilmiş olan vaziyetinin ya oklu» beyannamesi Alman mflletmi is kurbanı Haydar Rifat Bey de bilir ki, Bouddhafrımu sövlemîstir: oiarilann ailelerine tahsis edilecek bir nın bazı telmizlerme göre «her sey boşFransa, Amerikaya Almanyanm kensermaye vücode getirmek suretile iHc luktur.» Fakat bazılanna göre ise «cidisine yapaeağı tediyat nUbetinde tedimiliî if bayramtm tes'ide davet etmekhanm boşluğundan derunî hayahmızı yatta bulnuacaknr. tedir. istisna etmek lâzımdır. Yatıi ruhî varM. Makdonaldtn BSZÜ M. Hitler, iş ytizârtden rukua gelmiş Iığımız haricinde her şey bosluktur.» Londra 5 ( A . A . ) Avam kamaraolan kazalara Carnapta Mathias Stinnes Nirvana hakikî manasile «derin husında sorulan bir •uale cevap veren M. madenmdeld mfilâkı hatnlatmaktadır. Makdonalt, harp borçlan meseiesmin zur» demektir. Collebrookeun «Hint Orada 1 mayısta vukn bulan mfilâkta ethan iktısat konferasına arzedibniyefelsefesi» ni tercüme eden müstesrik yedi amele telef olrmıştur. eeğini sBylemişbr. Pauthier der ki: «Nirvana kâmil adarmn Başvekil, bu mSessesenm ne kadar Londra 5 ( A . A . ) Ruyter ajansi öldükten sonraki balidir ki, bazilannın. böyiik olursa o kadar iyi olaca^ni ve Alharp borçlan meselesi cihan iktısat konman milletinin mîllî ne karsı hürmeti iddia ettikleri gibi yok olma demek deferansmın ruznamesîne dahil olma nin göze görünür bir timsali olması lâğildir, mutlak bir istirahat, her nevi haxrm gelmekte bulnndugınra ilâve et • makla beraber bu mesele hakkında reketi bırakma, hassasiyetin her şekli • mektedir. konferansm müzakereleri sırasında ve nin nefyidir.» Londraya giden Alman heyeti fakat aynca tetkîkat yapdacağını bü Nirvana kelimesi, Avnıpada Scho Berlin 5 (A.A.) Wolf Ajansin dîrmektedir. penhauerden sonra moda olmuştur. O, dan: bunu aynen şöyle tefsir eder: Londra mülâkatlart Nasyonal sosyalnt fırkası hariciye Londra S (A.A.) M. Makdo «ınsan bildiğimiz varlığını istiye isofisi müdüru M. Alfret Rozenberg, benalt, M. Norman Davis ile görüf tiye terkeder; buna mukabil aldığı şey, rabermde Kont Bismark bulunduğu halmüstür. bizim nazarımızda ademdir, çünkü varde tngilterenm siyasî vaaiyeti hakkında tki devlet adann, Silâhlan Bıraklığımız ona kıyas edilirse ademdir. tetkikatta bulunmak ve Almanyanm sitna Konferansının terakkisi ihtimalBouddha mezhebinin Nirvana adını veryasî vaziyetine dair tngiliz mehafiline leri hakkrada görüşmüşlerdir. Bir diği bu yeni halet, tabiî kuvvetlerin malnmat vermek üzere Londraya ha • tnüddet sonra kendilerine M. Runsönüşüdür.» reket etmiştir. •iman iltihak etmiş olduğundan möGörülüyor ki, dün Cumhuriyet mukâleme gümrük mütarekesi mevzu • harririnin dediği gibi, bu muammanın Ankara 5 MeclU İktısat Encüuna mrîkal etmiştir. tefsirinde kelimelerin fettanlığı, eğer meni vapurcuuk (deniz yolları isletBu gorüşıneler çok samhn! ve f ajrbizi tezatlarm va'#etine ulaştırmazlarsa. me) kanununu müzakere ve hüku • şaşırtabilirler. Nirvana ancak varlık ve dah olmuştur. metçe teklif edilen esaslar dahilinyokluk tezadmm fevkinde aranabilir.de kabul etmiştir. Encümen; inlıisarı Bu iki tezin münakaşasına düşüldüğü işletecek olan Seyrisefain dış hatlar Muğla 4 (A.A.) Evvelki giin vakft tefsirler namütenahilesir. idaresîle simdiki armatörler tarafınsaat 20 de Dadyada yeraltında gü Bir noktaya daha tşaret etmek isterrültüler duyuhnuş ve saa£ dörtte dan teskil edilecek anonim şirket dim. Haydar Rifat Bey Nirvanayı bir f iddetli ve hafif Mrrmtilar olmuş haricinde en az bir milyon lira s«rnevi «fena fillâh» olmak manasında tur. mayeli diğer Türk anonim strketleanlıyor. Birbmle vakınlığı malum ol rinin de bu inhisar isletmesinde çaSarsıntılardan bazı evlerde bululışmalanna müsaade edileceğine damakla beraber Bouddha mezhebini nan çatlakhklar yavaş yavaş açıl mıs, tehlikel! bir sekîl almıstır. ir bir madde ilâve etmiştir. islâm tasavvufile karıştumamak lâzım Sekiz milyon Alman amelesi Mağlup Çın mareşalı italyada Brendizi S (A.A.) Şimalî Çmdeki askerî hareketleri idare eylemiş ve Jehol mağlubiyeti üzerine vazifesinden istifa etmiş olan Maresal Chiand Su Liang, Şanghaydan buraya gelmiştir. Mareşal Romaya hareket etmiş olup bir müddet İtalyada kalacaktır. Vapurculuk lâyihası Cumhuriyet Nüshası 5 Kuruştur • Türkiye Hariç için Dadyada yeniden zelzele oldu şeraiti* Senelik Alb avlık Üç ayhk Bir ayhk * n 1400 Kr. 750 400 150 2700 Kr. 1450 800 Yoktur Müli tefrikamız : Yazan: SERVER BEDt Hep Senin İçin! verdi: Bırak oğlum, kapat şimdi o bahsi... Olmüş artık... Bu sözlerİB ne fyda*ı var. Fakat ben biknek isterim, diye bağirdım. Sen gene bilme. Kapat. Allah pederine şifa versin de başka bir şey istemeyiz. Gitti. Hicran da bu bahsi kapat ma kararile babamın sıhhati hak kfinda, bana sualler sordu. Ben de orada çok durmamıştım. Zaten üstümde öyle bir sinir hali vardı ki bir sandalyed* 1>es «lakikada» fazl> ctoramiyor, ayağa kal * Karak hep dolaşıyordutn. Sokakta içimi derin bir cansı kinhsi bastndı. Babamm evinde Sabahatle karfi karşr/m gelirsem nm Yüreğme kim mdirdi? O da böyle ihtİTardı. Bu kan hep koşede bucakta bfraz öteu berisi olan ihtiyarlan seçer. Ne söylüyorsunuz hala? tşte ben o kadar söylerim, faxla söylemem. Çünkü vaktile biradere çok söyledim, dinlemedi. Kendi iddiastna göre babam çok istemiş, bu, reddetmiş, fakat babam ısrar edince... Tabiî oyle söylenecek. Ben cilV* yaphm der mi? Fakat bir ihtiyarla evlendiğine çok müteeuir. Evet, evet, e başka şeye müte ess irdir. Nedfr o? Halam s<*»u^sak ıçîn odasma doğ«• « Û i «ekerck şu cevab* Cm yapacaktım? Beynim uğulduyordu. tçhıde bir sürü lâkırdılar savrulu yor: «tlk kocasım kim soydu? Biz neler biliriz ama söylemeyiz. Ben senin yerinde olsam onu boğarım. Benim sözüm lâkirdida kalmazdı.» Ve bütün bunlarm arasında müt hiş bir öfke, fakat bir de cansıkın • tısı ki daha derinlerinde bazı arzu * lar da dolaşıyor. Zaman zaman hatırıma çıplak bir kol, sıcak bir te mat, kokular geliyor. mez. Acele hesap •ormahyım. Çek yol. Fakat bana Bağdat gîbi uzak görünüyor. mecenin muhtevayatım bir yere ta* Hayır, kendimi tutmalıyım. Ya çıl şnnad^n, kaçırmadan, satmadan hesap sortnalıyım. Annemin boroşu!... dıracağım, yahut katil olacağınt. Sabahati öldürebilirim. Benhn için Aman yarabbi!.. Ifrit oluyorum. Ben bunun pek kolay olduğunu anlıyo senân yerinde olsam boğarım, ha?.. rum ve bir çok cinayet şekillerini Hicrandan gelen bu işaret, semavî yözlerimin önüne gethîyorum: Bobir emir gibi, beni müthiş bir facimak, bıçak saplamak. Kuyuya at aya doğru itiyor. Ben Sabahati ol • mak. Hepsini düşünürken de içime dürürsem hakikî katil ben değilim, acı bir ferahlik geliyor. Bu hayal " Hicrandir. Adeta bıçaği tutan elimi lerdeıf adeta hoşlamyoruaı. Aman onun ruhu idare edecek, yahut SaPeki... Ya çekmece? Ni^in boşalt yarabbi!.. Katil olacağım ben, ka bahatin boğazını sıkacak parmak til! Hatta, biç bir cinayet yapmamış tı çekmeceyi?.. Bunu fena bir ni lanma onun telkînî kuvvet verecek. olduğum halde, kendimde tam bir yetle yaptıysa niçin ağladı? tyi bir Otomobil yürüyor. Adeta şoföre katil şahsiyeüniı» tesekkül ertiçi^i, nîyetle yaptıysa ne olabilir bu? Niemir vermek istiyorum: «O tarafa içime »iraa DU yenî benl'ğin bana hiç çin halam ve Hicran bu kadm için gitme. Sap. Nereye istersen gjt, o yabancı olmadığım hiseediyorum. fena söylüyorlar? Felâket. Buna bir care. Ne yapayım? tarafa gitme, gitme, gitme!» Başım çathvor. Miittî* ^»r (cgn. En iyisi o kadını görmemek. Fakat Çünkü o tarafta bütün facialar S?r.d«"iıyoıum, gozlerim kararıyor, var: Bir cinayet. Babamın ansıcın bir şeyler oluyorum. Tramvay direk bunun için de hasta babamın evine ayak atmacnak lâzim. Ya maazallah ölümü. Hcranın aşkına ebedî veda. lerine tutundum. Tramvaylar geçi fenalaşırsa?.. lyîlesse bile ya kan yor, durmuyorlar, gidiyorlar. Yere Benim bir darağacmda sallanışim. evi soyup sovana çevirirse?.. Hem bu Belki deli avukatm Hicranı öldür düşeceğün. Bir otomobîle atladım. On adımlık çekmece meaeJesl ihmal etmeğe gelmesi, halannn da bu kedere dayana maması... Hayır!.. O tarafa gitmi yeykn! Fakat otomobil birdenbire durdn. Gelmiştik. Indim ve uykuda gezen bir adam gibi şuursuz, iradesiz, eve girdim. Kapıyı anaiıtarla acnustım. Yemek odasının bulunduğu taşlığa ka" dar yürüdüm. Orada karşama Sabahat çıktı. Vallahi sendelemişim. Bir pehlivanın savletleri karşısında yere yıkılmağa çalışır gibi, Sabahatin benim üzeritndeki müthiş tesirile mücadele ediyordum. Gülümsemeğe ça Iıştım. Gayet sakin, hatta tnasum ve tath diyebileceğ'm bir sesle: Neredesin? diye sordu, sof raya oturduk! Yemek mi? Hiç hatmmdan geçmemişti bu. O kadar çok sigara iç mistim ki ağzımm içi yemeklerin tadinı farketmekten çok uzaktı ve hiç iştahım yoktu. (Mabadi Mf)

Bu sayıdan diğer sayfalar: