27 Ocak 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5

27 Ocak 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İkincikâmın 1807 Annıl(yu TARİHİ Yazan : H ataylı Ahmed Fai Maltepe Askeri Lisesi Felsefe muallimi Sancakta halk dili —33 — Tabirler ve ata Arık (1) alandan tü isi zahmet çekmeden Başkanı namınn vakdlerde mmektir. Çünkü suyu arıkın üstünden, yani| kendi bahçesi sulanmadan evvel bağı #myor da arığın altından bağışlıyor. Ken- Gi bahçesi sulandıklar v hakkı olduktar sonra bedavı Kendii abahı Çuhalı (3) de kendisini erde kallanılır. sArkandan telli marhama m yolla - 'dimr Yani seni zorla davet mi ettim. «Gül asset beni tat yapı Güini aptalcasına suçlu gösteriyor. «Dan (4) eken b Yani bir cür'eti yapan om göclükleri de hesa ür. Bu darbimesel, cminareyi / çalan kılıtım hazırlara n müteradifidir. «Bizim it sire balta getidi mi?> Da- vetsiz gelen yürsüz miafir 'i aptnlen ve mar . merelü bizim #t size balta ge - rda bul mman terbiyeli terbiyeli di sayaızca mukabelede bulu “<Tepik yakından gelir malık akrabalarından ve dostlarından ge- Ti «Bina tapı her vakit kin nure, Vakıi buna Anadel * yerde kalmaz) şeklinde de bunun kiymetli adamlar zan dikkati “vardır. Fakat Hatayda bu deforme edilmişti. «Adam adıma yük değil mülk değila yani bir misaf kalmakla büyük bir ağırlık yapmış ol Halk türküleri ve mâniler Hatayda söylenen halk türkülerinin bi Bamı Anadclu folklor crerl rdan ağza dolaşarak S eelmişti. Fakat topladığımız halk bir kumi ise Hatayr halkınır vidir. Çünkü türkülerin kul Hatayın give husuriyetlerini Jarın tasyirinde Hatay ilinin içtimat b | Nihayet bu tür amiyetlerini görüyorz küler ve manilerde Hatayır hiklerinin ve kunusi de zasgeliyoruz. Bir salıncak türküsünden: Keylim misia aklenirim Muhtekf türkülerden alımış lar: Yarın sülfleri san ae oti Herliler sağlanmış marüm d İrabin (ü melek'ndur Kapıdan düsk motir ı beğenmedi. kaldır. Yalmız izdivac lbeder, gibi bir manan Kürme vözlüm yad eyle Küşriler vaplırdım galip geçmedin Çok emek'serlelim Bzik zemadın Üğküden Gyanmüş op nerkle çi sözleri bağınlıyors ya- bulunuyor de- la- e su komgunun üf ya- şenmedi.. hiz, hakkında| yor> yani ken- korkmaz » aba katar, de iler için kulla, z bir saal koz verdi» dunduğun za- lemeyin, bana) fandır yani İnsana fe in binaya ko - luda. (bina t Tasgelinmişe masıl eh na- 'ata sözü birez il can gördeye fir birkaç gün lerinden olup. re kadır türkülerinden İlamılar dilde ve b mevzu- ta'disle patça- başkasına | Aman yelek ağı 00 'Yar Yitirdim vör yanar ağlar gererim YeçgEN oldu ven Du dağı eeei Teğrif eyle Dizim hane güyeli Çkendem Ti Şakaek sükek gğ ndiceğim 08i mor vümdaNU bağ ol Müniler: Hatay kadınları arasında bil- görülen bir mesgale vardır: Mânili ikam- bal oyunu, Herkes toplanır, bilhasra gene kazlar çağınlır, bunlardan her biri bir kö- irda niyet tutar. Bunu müteakıb bir mü- hi yangıdır Başlar. Her süylenen maninin arkanından masa üzerinde kapak duran oyun kâğıdları kümesinden bir tne aç hır. Bu kâğıd hangi kız tarafından evvek ce miyet tutulmuşcn müninin anlamı onun Bahtını ve istükbalini ifade eder. Erk ten tamamen uzak büyütülen bu şehir kız. Jarının bar oyun esnasındaki gizli niyet ginin bir nişanlı veya gene bir koca üze Tine olduğunu söylemeğe lüzum - yoktur Nitekim Hatay ilinin anonim eseri olan hu mehrilerin mevavu da sevgi, sadakat ve vefasızlıktarı ibarettir. Bu manilerden bir- kaçını görelim: 'Çağırdım çaydanteri Bi Haf l b Htder (19) Bayramdanbeni Suyu nere dönderek (30 maller hai çıkıa Karanfllim ek beni Hu dağda gök mazdar Karanf firim Börim Azadblu folir mahalkünde Hai b yarlmış ol “minlerden baz Haaj saallas di ua z Bazlın 3a bir maa buka' bi OA A TÜrLEE Seün 'a gen giaman y Kara aa nin Bana yâr iman Çürük vinaya Köylerde ise kızlar şehir - kızları gibi kapalı büyütülmediğinden harman yerle- rinde köy genelerile birlikte elele vererek sıştarlar ki bu milli dansa tepki - denir. 'Tepki emasında hep bir ağızdan mani Bikininde türküler töylerin. “Bunlardan Türkmen | yi dağen derdim var| SUU €AD salan yarln. cençim var hat kıp geceleri toplantılarında sik sık | CUMHURİYET Bir eroin fabrikası Bütün teçhizatile beraber | — meydana çıkarıldı Eraniş safından dün İstanbul cihetinde a hizatle beraber bir ersin - imali keşfedilmiştir. / İmalâthane — sahiblerinin verdikleri ifade üzerine İstanbulun muh- tekE mahallerinde” piyasaya — perakende) İsüretile satlmakta olan ercinlerin mene| ban bu fabrika olduğu anlaşılmıştır. Suç. Tuların isimleri şimdilik — tahkikat işkâl) etmemek için gizli tutulmaktadı Bu imalâthanede henüz yaş bir halde) İmorün ve mühim miktarda ercin bulun- mmuştur. ve muhafaza memudları t ir ecnebi firma şehrin çöp işini tanzim etmek istiyor İstanbulun çöp işlerini tanzim etmek üzere “bir eenebi firması” Belediyeve) İmüzacaat etmiştir. Merkezi — Viyanada buhunan ve “T. Öksener et A, G.Com -| panle ismini taşıyan bu fema, Beledi -| İreye yaptığı teklifte 1905 senesinde İs vişre şehiri kiyetle başardığını beyan Ayni zamunda uzun vadeli - taksitlerle Sıhhi çöp kamyanları da getirtebilece - #ini ve şehrin çöp derdini tamamile or. fadan kaldıracağını vadeden J. Öksener| cetinin bu teklii alâkaderlarca tet kik edilmektedir. Mısır posta kongresi Balkan Antantına dahil devlet mu - rahhaslarının iştirakile dün Ticaret v. damada, 1806 beymeallek Küküre vos 1 ve telgraf kongresine Ralitan mem. leketlerinin de dahil olması hususunda| bir toplantı yapılmıştır. fstanbal Posta| ve Telgraf müdürü Mazharın da iştirak ettiği bu toplantıda, Berndeki beynel - mile omümanication - büzosuna | 1 gubat 1807 ye kadar bilidizilmek ü - zere İhzarl bazı Xararlar verilmiştir. indeki çöp işini muvatfs Dünya tüne Gimür benim güzetim Karmana koydum sapı Açmaz 'demir kapı Ürüm ettim dağına Çelım karanlık dağına Zülğinin 8N bağma Ti OTukndK Tinlay Malk vökabelerinde #lcektikimiz yeçhide Tüyük sudan ayrmığı Hişik sn cebrell 123 Aba köyiü ve halk aınılından eeet derin Bdi cekel, 3) 'Çaha araflan ve bengin tekeklerin gardiğ kumaş, Taratiar dün olmayıp kaşların çok 8- güktüğü beyaz dandür £ Hatarda çok oli İir. Halta bnun İçin eym andan, 7a dan. dam düzümeseli e Hatayda Tok süyle. e » Bostar kuyurü yeya memba, (00) Haz kallanır. Gi Molür - mualur üm D ağ> Bir zi olup b teşbi halk arasında eai erkek demeklir. (8i Akı - Zehir G6 A Hü Dün Te S urunürele yenek Olara, fekiket € b - Makin Tm Çike Hicağım * Çıklıkım yor. (18) İndteetim < İndiğim yer (9 Bildir - Geçen sene. (80i Gönderelim; Bundan evrelki ncslin kızları İarel (Za Saka » Brteğin giRGİR eee (D Meser hakkında kazmak yerine Hatarda Hligü anman demektir. İşle a süz yalnız Tududura yakın yerlerde kullanılır. Fasar Hinin llerinde Va Söze sçelinir. (36i Üncü ve & üneti mısral tayda İlâve oe Tanmuştur. “can) "Gasel — Senaaarda aa “ayda köylülerin giydiği bir nevi çarık. etmektedir. | 4500 kilometre uzaktan radyo ile mülâkat! Ankara Holanda sefaretinde tertib edilen samimi | toplantıda, Felemenk ticaret heyeti radyoda Ha- Inndzdulu refıkalarıle eğlenceli sohbetler ynptı!ur Holanda sefaretindeki toplantıda bulunanlar geceti, Ankrada Ho * |öa kalkıp, kollanmı karışturarak, bi landa seferetindeki toplanlıda, Türkiye- bir sayeı kinde ve can kulağile dile - Holânde dortlağu, çok samimi bir hava/ dile. içinde teborüz elürümislr. Holânda der | — Bu bitsbelerde, evlerin, çocukların ver) Tet bürosunan Filies radyo stüdyasunda ziyetleri hakkında havadlsler verildi. haf. tertib eiği Bu hunusi emisyomu, Anha * tada yalıız iki mektabun 4£ olduğundan he muhabiriniz, aei alşam telefenla ge İgyetler GA yenek mek kummür mize bildirmişi. Toplanlının bir huz /da mhhi yevayada” bulunuldu, / lütifeler asiyeti de, bir müddetlenberi memle » |edildi. Holândalı bayanlar, Atatüekü -| ketimizde bulunan Holünda üzeret he * |müz ve Türkiyemiz hakkımda güzel vöz- İveli azanının, raduo vastasile, refikalarile |ler süylemeği de unutmadılar. görüşmeleri olmuştur. 4,500. kilametro | " İçlerinden biri, tekrar mikrafamım bar İmesafe üzerinden. yapılar bu mülâkata | ma gelerek, zevcine bir şarkı döir tafıilâlı, Ankaradaki — arkadaşımız | ö bildirdi ve eseni nekadar. özledim, bize g mektabla bildiriyor: senin kadar güzel görmedime diye baş ” Bit heyli muziblikten tonra, Holân - hıyan şarkıyı pek güzel teçanni eti. dalt spiker, sabınsızlıkla beklenen ga har| " Muharerelerin bu kumında, - vecdi - beri verdi çinde olan misafilerimizi radyo maki - el başbaşa brakmayı daha muvafik bularak, - kendilerine ve bizleri - cidden büyük bir nezaketle kabul eden Heolânda sefiri Baron Harikıma cenabları ile ve - fireye ve sefaret başkâtibi Kont dü Hor iye'ye leşekkür ve veda etük. Bu srada, Holândal ticaret heyeti azası, radyodan İselen sesleri büyük bir mutavastla din - : İlemeie devam etmekte idiler. Yanlarıda| bulunan İktmad Vekileti münesan Fa ik Kurdoğlunun bu serleri, zizlice, plâğa aldımayı düşündüğü de anlaşılıyordu: Ticaret müzakerelerinin — çetnleşili) anlarda, sayin heyet azasına dünletiver - mek içinl «— Refikalariniz, gimdi sttüdyomuza gelerek, sizlere bazı şeyler söyliyecek Terdirln Şu heyecanli intizar ânında, pek v- mulmıyan, hatta biraz da üzücü bir iti- zar, bir dakika evvelki müjdenin büsün sevincini yüzlerden sildi: Heyet zeki M. Vanklefens'in zen Tahabsızca olduğundan, bütün arzsuna ve iştiyakına sağmen, manlesef kocatile götüşemiyecektir. Profesör — Bruntz'un zefikan, adresinde bulunamamış, kış gpor: Tarı icin Helândadan İsviçreye gittiği an- laşılımıştır. M. Gepen'in refikasına gelin” ce, sadece ekocasına söyliyecek bir şeyi olmadığın cevabimı vermiş, diğer birinin zevcesi de görmeğe harınlandılı bir filmi kaçırmak niyetinde olmadığını töylemek- Te iktifa etmiştir. Spiker, bu haberlerin de birer Iüfer 'den ibaret olduğunu bildirmekte gecik- medi e— İşte birer birer merdivenleri çi - kayorlar, —simdi — sözlerini - işiteceksiniz / Metin olunuzta Zevceler, merdivenleri, © kadar ae cele trmanıyorlardı ki, ayak Ankaradan işitiliyordu. Stüdyonun 01 kestrası, bu heyecanlı adımlara uyan bir| tempo ile, Fokstrot çalımıya başladı. For katrotu, vals, vaksi / tango, tangoyu da Ttf bir şarkı takib etti. Mejier, spiker, bu sefer de, bir başka muziblik yaparak, Holândalı heyet aza” sına, Amrant Playo'deki barın gece şar-| alarını — dinletiyormuş! — (Bu tarkıla misafirlerimiz — üzerinde nazarı — dikkatil calib hişbir alâka / uyandırmadıkların nevre mezunuz) aihayet, - kargılıklı bir hayli intizardan sonra zerceler, birer bi rer miktofonun başma geçtler; Holân - dahi ticaret heyeti azan da, refikaları t zafından yaki olan önemli bitabeleri aya: Mekki Said ESEN Müzakereler devam ediyor Ankara 26 (Telefonla) — Holanda heyetile müzakerelere bugün de İktuad| Vekiletinde devam edildi. Dükkânlarda temizlik Bakkal, fırın, berber ve saire gibi ge| da eatan ve yahat halkla mihhi nokta -| ardan temasta bulunan dükkünlerdaki| Usta ve çırakların üst ve başlarının pis Ve yırtık olmaması, bu kabil kimselerin ktikia temaşları szamnce dalma temizi bulunmaları için Belediyece yeni ted -| birler alınmış ve alâkıdarlara tebligat yapılmıştır. Bütün esnaf dsimi bir koz-| İzola tabi fululacak, aksine- hareket e. denler cera güreceklerdir. Çeşmede bir kulüb açıldı Çöşme (Hususi) — Kazamız merke | zinde her sahada çalışmak üzere Çan | kaya sdli bir kulüb açlmıştır. İdare| heyetini seçen kulüb derkal fanliyete) geçmiş ve dlk olarak bir Gkuma kuren| sçmıştır. Kursa, ekseriyeti. göçmenler-| 'Sen olmak üzere, şimdiden eli yura <| daş devam etmektedir. Kulübün tem - Si kolu da güzel bir piyes seçerek pro-| valarıma başlamıştır. Kelime davaları geçen kelime — davaları, bele şarkta, pek çoktur. Arab mehvinin Arab olmuyan alimler elile tesbit olunduğu yıllarda ve Abbas oğullar sarayında kelime öz. inde yapır Jarı münakaşalar sahife değil cildler dal. durur, Üçüncü Halife Osmanın ölümile neticelenen izyana da iki Kürlü okunmu kabil olan bir / kelime - sebeb - olmuşnu Meshor Kamus sahibi, arabcayı en iyi bi len bir kimse olduğu halde ters söylediği bir kelime yüzünden zevcesini kuybetmiş ve Yemen çöllerinde dul kal Oymanlılar devrinde kelime davanı, vi- yazet sahnesine de istikal etmişti, Zidva- toruk müahedesile Ayımturya İmparator. ma erize diye hitab edilmek kararlaş- 'ağı halde ekçilerden yüz bulamyan Baz baak tercümanları, saray müneccimleri fermanlara, mekbiblara gene #senn keli mesini sokuştururlar ve. Viyana sarayını hem telişa, hem masafa” sökarlardı. Ahmed Mihatla Şemtettir Sami arasın. daki ehangi - kangir davan tam sürmüş ve hakkın hangi tarafta, anlapılmadan kapanmıştı. Fakat ben şarkin ve garbda tekeyviin edin te tarihe geçen ve benim bile hafir zamda yer alan ünlü kelime - davaların. dan değil, henüz dün kulağıma calan bir kelime münakaşasından bahsetmek istiyor İrum. Ru münakaşa ile ilgilenmeme sebeb birkaç kişiye dakikalarca çene çaldıran kelimenin tariht oluşudur. Dava şudur: Eski hastanelerin yanın- da ekseriya birer tabbane bulunur. Sür Teymaniyede de asri zaruretler icabı olar zak başka hayırlı işlede kullanılar veya kullanılması tasavvur olunan Bir tabhana vardır. Üç dört arkadaş geçenlerde bu dabhaneden bahsederlerkem biri, içlerin dea en bilgin olanına sorar.. —a v alduğır e ne demektir? — Mutfak demektir. Tabh ile hane den, biri arabi ve biri farisi iki kelimeden yapılma bir isim. Soran: €Teşekkür ederim> diyin v tarken biç te bilçin görünmiyen bir arkar daşları söze karışır — Tahhanenin mutfakla alâkasi ol masa gerek, Çünkü tabhaneler — daima hastanelerin yanında buluur. Bu vaziye 'i delâletile anlaşılıyor ki tabhane ene kahethanes. demektir. Tabütevan demir yör muyuz. İşte bu tabirdeki tâb alınmış, hane ile birleştirilmiş ve tabhane denil. Bilsin görünmiyen adamın buluşu ve izah edişi, güphe yok ki, doğrudur. Çüne kü bütün eski / vakfiyelerde etabhanes lerin ne olduğu sarahatle — götterilmiştir. ve hastaneden tabhaneye nakledilmiyene. şeiri bakılman tavsiye olunmuştur. Fakat bilgin tanıları dost, ötekinin hakli çıkmasmna tahammül edemiyor, yüzünü ekgitiyor: — Zıra, diyor, zarvalıyorun arkadaş! Ben tabhanenin nekahethane olduğur e söylüyen kimsenin haklı olduğunu kı bul etmekle beraber berikinin de san sö zünü tabii buldum. Çünkü bizde kelime davaları, böyle haşlar ve.m. böyle biterlr /M. TURHAN TAN il götürmez, Sen İzmitte Müniz Güneriye: Adını öğrenmek isiedikiniz piyesi ben de okumuş değilim. İçinden saçtiğinir parçaya göre gülrel bir ecer olduğu anlağılıyor. Araye racağam, buluraam bem olzzrum, bem ai ze haber çeririm. LT Cumhuriyotin içtimaf romanı: 103 Neden beni vak'aların cak gibi bıraktı? Hakikaten & Cemal, buna cevah olacı Bulamadığı için summyordu. kenarından denize doğru i ve güneş, bu tükümn zevkini tatracak kadar lâtifti. Boğazdan geç lebler bur mek için semilmiş oyun nüyordu. Hertey inanı ağı verecek fırsatı buldu! — Hain zannediyoran © sadeceş gene kiz, hatla dir. Ö ne melek, ne de şeyi den melek farzettiğin için Tıldınsa, gimdi de ihanet kadar hata ediyonun. ayordu. Cemal ona cevab elinde ayun sevmiş olsay- çak hiç birşey Hizarların indiler. Deniz çen beyaz yek iradan, eğler: T gibi görü ir ve deamik- sanını sıkmıştı. Haftalardır hummalı bi faaliyet içine dalarak avunmuş olduğunu| zannetmekle nekadar yamıldığım — şimdi! anlıyordu. Artık Feriha Fikretin yüksek de ona zevk vermiyordu. Oraya sanki bir doktora başvurur gibi kendini zorlıyarak gidiyor, onunla başbaşa kal diği zaman düydüğü ateşli hazların tat mininden pek ar sonra — utanca benzer garib bir nedametle döndüğünü görüyor. du. Birlikte geçirdiği saatlerin taşkın frer nezisini ömründe hiçbir kadından duy yanılıyonsun! iyi bir kız - handır. Eaki nekadar ya beklemekle 6 © gün Cemalden neşeriz ayırıldı. On- de vetli, çok kuvvetli bir v de bu kaa ve hakimane içindeki şüpheleri silp atacak kuv. ha de fevkalüde| muş olmadığı balde, gene onların, üze -| finde hiçbir iz — bırakmadan — geçmesi müni olamıyordu, Bu cesur kadının münatebetleri hak- kında etrafta ne düşüneceklerini hiç te| vesaba katmıyordu. Çünkü onunla Bey- oğlunda, Boğazda, Adalarda — dolaştı nadir değildi. Fakat bütün bu eâşikanen gezlntiler, cna istediği geyi — vermekten aazaktı. Doğrusunu söylemeli, bu kadın hal katen güzeldi. Kendi vnıfına mahsus in celikleri ve zarafetile, genclerin pervane, gibi elrafında dolaşmasına sebeb oluyor- d, # Yüksek soxyeten de sk sık raslanan tiplere benzemiyen kibar tavırları bu öl- çüsüz hareketlerini örtmeğe kâfi geliyor. de. Alâkası olanların züfindan İstifade etmek istediği zaman bile bunu hiçbir fe- dakârlik yapmadan, idareye - muvaffak oluyordu. Bu yüzden, oldukça mürama- bah görünmesine rağmen pek güç İet - hedilen bir kapı olduğu söylenirdi. Gene bu yüzden değil mi ki, onlardan / çoğu Demirin bu kadar kısa zamanda elde et- diği dostluğu kukanarak, Feriha Fikrete a çek yaklaşıyordu. Demir, bu mevküi kazanmak için göze görünür hiçbir şey yapmış değildi. İlk yanlar çok / heyecandaydı. - Gittikçe sakinleşiyor, fakat ona karşı daima bür- metli tavırlarını unutmuyordu:. Bu aleşli kadının yanından gelip geçmek bile genc uyandırmağa kâfi olduğu halde, saatlerce karşı karşıya kaldığı zamanlar gitgide yükselen arzu- Tarımı dizgine almasını, tevkif edilmiş ih- adamda yenilmez arzul nazik hürmetk bir tarzda ona yaklaşmasını bil- düği için, günden güne gözünde daha en- teresan, daha kiymetli olmağa başlamış, ve nihayet bu fethedilmesi imkânsız gö - rülen kadın keadiliğinden tevlin olmuş - b fam o da pekâlâ tahmin ediyordu. 'En tuhaf ciheti, bütün bu kortej ara çında Feriha Fikretin bir de nişanlıının bulunmasıydı. Bu, oldukça zengin, veya böyle görünmeden zevk alan tevimli bir çocuktu, Evleneceği kızın etrafındaki bu kbar gencler hâlesini bir nevi gurur ve silesi addetmiş olsa bile, — münasebetleri gün geçüikçe bütün muhite - yayılmakta olan Demire ne gözle baktığını anlamak kabil olamıyordu. Gene nişanlı mühen - di mimar veya bu neviden bir medlek sahibi diye taıldığı için nile muhiünde büyük bir sempati kazanınıştı. - Kapıda daima pınl pııl bir Reno atomobili du- u, ve bu araba nişanlıların başbana kal: mmasına bizmet etmeden ziyade, genc ka- Vainın hiç eksilmiyen mizafirlerini gezdi mek vazifesini görürdü. Omun için egü zünm birinde duyarsa Kiyamet kopacak» diyenler olduğu gihi, delikanlı farkın Bununla beraber, © ne Azminin vekt- betine, ne genclerin hmsedine bakarak bu 'madir mesisten alacağı öğünme farkediyordu. Onunla hakikaten seviş -| İmekte olduğunun bile farkında değildi Münsrebetlerinin en hararetli devresinde) hir gün yolda çiğneyip geçecek kadar kökü'bir munmeleye uğrasa, en küçük bir İkeder duymadan ayrılacağına kanidi A İcaba yapabilecek mi> - Yaksa - kendii) kuvretli mi görmek istiyordu bilinemez! Şu kadar var ki bir müddet ziyaretlerin- de nezaketinin gitgide daha — cali — hale geldiğini kadın da hivetmeğe başlamıştı Tlk zamanlar ona karşi alâkası, ihtk mal, ctrafındaki rakiblerin haramı aetır « dal Fakat kızı kaçırmamak için böyle amak için doğmuş olsa bile, şimdi - artık | yapıyor diye düşünenler de vardı. Ona dukuz bir müsamaha gösteriyordu. Faa kat herhalde hiçbir şey bilmemiş olduğu.. u farzetmeğe imkân yoktu. Çünkü, kaç kere nişanlırının odasına çıktığı — zaman onları yalmız konuşurken görmüş, ve bir salon nezaketile kapıyı vurmayı” ihmal etmiyecek derecede vaziyeti kurtarmada dikkatli olduğunu görtermişti. Demiz, onun kayidhiz tavırları ve bas zan ihtiyatsızlıkla kaçınlmış gibi aörü 'en yan saf yarı müstehzi bakışlanndan korkuyor. «Bu kendi sınıfının — adamıl Mutlaka bana bir oyun oymyacake diye düşünüyordu. Hele von günlerde — artık bir nevi vazile halini almış olan ba mee- burt giyaretlerden dönüşünde büyük bir bezginlik, can sıkınlısı duymada Ayunmak istediği halde, içindeki bope uğun tehlikeli bir şekilde - büyüdüğünü farkediyordu:. Bu kadının yanında bu « lunmak veya bulunmumak artık onun b çin müsavi idi, Başkalarına sihirli bir kır vlem gibi gelen gözleri, ona şimdi işik hakikaten bir zâf duyduğunu n yakın olanlar bile bu tahminlerden dine itirafa mecbur — oluyo hangitinin daha doğru olduğunu kesti böyle olmasa bile, münasebetleri bu ka - (miyordu. Ya o hakikaten harikulâde bir dar İlerledikten sonra birdenbire aynl - (itidalle hösletini sa) imasını biliyor. ya- dirası gözlerinde okunan çok manın nekadar müşkül vaziyete sokaca -| hud da bu nevi münatebetlere karşı hu vermiyen iki yeyil enm gibi - görünüyom Bununla beraber içinde boşaları birey olduğunu belki etmemek içi |imi bir aktör kadar yoruluyordu. Tarkan

Bu sayıdan diğer sayfalar: