18 Kasım 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6

18 Kasım 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHUEİYET Î8 îkîncîteşrîn Î937 Franco'nun muhariblik hakkı tanınıyor IBaştarafı 1 inci sahifede) Prens Starhemberg Sevdiği bir artistle evlenmek üzere karısından ayrılıyor Macar Başvekili, Salamanka hükumetile kerelere girişildiğini söyledi. General Franco yeni Tekirdağlı, rakibimi yehükumetin katolik bir müessese olacağını bildirdi neceğime eminim diyor Macaristan, General Franco ile Jaime'in, geçen sene, bizzat böyle münasebet tesisine çalışıyor teşebbüse geçtiği malumdur. Londra 1 7 (Hususî) Macar Başvekili bugün Peşte parlamentosunda beyanatta bulunarak Macaristanın General Franco ile münasebat tesisi hususunda müzakerelere giriştiğini söylemiştir. si teklifinde bulunmuşlardır. Başpehlivan pazara müza Hindli ile güreşecek tsviçre de bir ticaret muahedesi yaptı Zurich 17 (A.A.) îsviçre ile Frankist İspanya arasındaki ticaret mu kavelenamesi, imza edilmiştir. General Franco'nun beyanatı Salamanca 17 (A.A.) General Franco, matbuata şu beyanatta bulun muştur: « Kiliseyi ve hıristiyan medeniyeti nî müdafaa edeceğiz. Yeni devlet hakikî bir demokrasi olacak ve bütün vatandaşIar hükumete iştirak edeceklerdir.» General, dinî tarikatler idaresinde yapılan tedrisatı ve cizvitliği meneden ka nunlarla rahiblere aid emvalin musade 79,268,320 lirayı buldu, resine dair olan kanunların kaldınlaca ğını ilâve etmiştir. Bütün üniversitelerde 2,156,725 lirahk fazla var dinî tahsil usulü tesis edilecektir. Kato Başvekâlet istatistik umum müdürlü liklik, İspanyanın hakikî alâmeti olacak ğü, bu senenin eylul ayına aid istatistikbr. lerle beraber 9 aylık ticaret muvazene lngiliz baş ajansı tayin edildi miz istatistiklerini de neşretmiştir. San Sebastien 17 (A.A.) SalaBu istatistiklere göre bu senenin ilk domanka makamları nezdindeki lngiliz başkuz ayında ihracatımızın 77,1 11,595 lira ajanslığına sabık Moskova maslahatgü olmasına mukabil ithalâtımız bunun zan Hodgson tayin edilmiştir. 2,156,725 lira fazlasile 79,268,320 liratngiliz gemisinin bombalandığı dır. Aynen 93 senesinin ilk dokuz ayınasılsız da da ithalâtımız ihracatımızdan 2 milyon Londra 17 (A.A.) Amirallık da 464,562 lirahk fazlalık arzediyordu. iresi, Barcelona'dan gelen ve Cardium a Hemen her sene bu aylarda istatistiklerin dındaki İngiliz vapurunun asilerin bir bu hususiyeti göstermesinin sebebi bu aytayyaresinin tecavüzüne uğramış olduğu ların ihracat mevsiminden evvelki fakat na dair olan haberi tekzib etmektedir. ithalât itibarile dolgun zamanlar olma Cardium'un kaptanı, sadece gemisinin sındandır. üzerinden meçhul bir tayyarenin uçmuş Buna mukabil eylul ayına aid istatisolduğunu bildirmiş olduğundan herhalde tikler beş ay aleyhe giden ticaret mu ortada bir suitefehhüm var demektir. vazenemizin gene evvelki senelerde ol* * * duğu gibi lehe döndüğünü göstermek Sabık Veliahd Kral mı ilân tedir. Filhakika eylul ay,nda ithalâtımız 9,651,664 lirahk buna mukabil ihracatıedilecek? Bir Fransız gazetesinin verdiği habere mız 10,301,330 liralıktT. Bu dokuz ay göre, İngilterede bulunan ve İspanyada zarfında ihracat miktarınuı yüzde 17,96 ki Krallık rejimi zamanında yüksekçe sını yani 13,847,510 lirahğmı yaprak tümevkiler işgal etmiş olan bazı kimseler, tün, yüzde 7,21 ini yani 5,563,376 lirabir takım lngiliz ve Fransız şahsiyetlerin İığını fmdık ve yüzde 6,61 ini yani de iştirakile, Ispanyada Krallığın iadesi 5,099,896 lirahğını da ?di yün teşkil etve Veliahd Don Jakne'in tahta getirilme mektedir. Serbest güreş meraklıları tarafından Prens sabırsızlıkla beklenmekte olan Tekir bir dağlı Hüseyin Hindli Faddal MuhamSöylendiğine göre, ilk masarifi karşı med müsabakası nihayet önümüzdeki pazar günü Taksim stadyomunda ya lamak üzere, açılan iane on bin lngiliz pılacaktır. lirası temin etmiştir. İspanyol nasyonalistMülâyim, Cumhuriyet bayramında leri arasında bu fikre taraftar bazı un Hindliyi yenince Tekirdağlı Hüseyin surlar temin edilmiştir. «bana karşı çıkarılacaklar yerli rakib Biarritz'den haber verildiğine göre, lerimi yenmiş olmalıdır» demiş ve Fransız zabıtası bu hususta yaptığı tah Hindli ile tutuşmağı kabul etmemişti. kikat neticesinde, Veliahdin fotograf.n Bu vazivet karşısında kalan organiza dan, propaganda maksadile 2000 kilo si törler Mülâyimle Hindliyi tekrar tu pariş edildiğini ve Paris antikacılarıııdan tuşturmuşlar ve güreş herkesçe malum birinin, İspanyadaki bütün muhariblere, olan şekilde, Mülâyimin mağlubiyetile neticelenmişti. Nihavet geçen hafta aykülliyetli miktarda gönderilecek bir puni güreşçiler, bu defa Hava kurumu lun maketini hazırlamağa memur edildi menfaatine çarpıstılar. Müsabaka bir ğini meydana çıkarmıstır. döğüş halini aldığı için yarıda kaldı. Son dokuz aylık ihracatımız İkinci ve üçüncü güresteki hâdiseler Hindliye daha kuvvetli bir Türk pehlivanını çıkarabilecek mahiyetlerde ne ticelendiğinden Tekirdağlı Hüseyin bu defa Faddal Muhammedle güreşmeyi kabul etmiş ve dün bizzat idarehane mize gelerek pazar günü Hava kurumu menfaatine Hindli ile güreşeceğini söylemiştir. Tekirdağlı Hüseyinle görüştük. Hindlinin ihtiyar kurdlar gibi zeki olduğunu ve oyuna gelmemek için çok çekingen davrandığını söyledi. Mülâyim de hamleci bir güreşçi olmayıp daima kolla rınm kuvvetile iş görmek istediğinden Hindli fazla sıkıntı çekmedi, dedi. Ya pacağı güresin neticesi hakkındaki sualimize de Tekirdağlı; Hindliyi başla ma düdüğile bastırıp mümkün olduğu kadar kısa müddette yenmeğe çalışacağım ve bunu yapacağıma itimadım vardır, dedi. Talebe yurdları Sıhhat Vekâleti hepsini bir araya toplıyacak Alman Askerî heyeti şerefine ziyafet Bir müddet evvel muhtelif semtlerdeki talebe yurdlarınm tevhid edilerek ihtiyacı tamamen karşılayabilecek surette yapı lacak bir binada tevhid edilmeleri diigü i nülmüştü. Yedi sekiz ay evvel bu hususta Sıhhiye, Vekâletine eski Şehremini Operatör Emin müracaat ederek eski Vefa lisesinin bu lunduğu mahalde her türlü konforu haiz ve aşağı yukarı 900 talebeyi istiab edebilecek bir talebe yurdunun yapılması işinin kendisine verilmesini istemişti. İkinci bir müracaat yapılmadığı için General Gouraud, Paris o zaman bırakılan bu mesele tekrar cankumandanlığından ayrıldı lanmıştır. Paris 17 (A.A.) Bu sabah İnvali Sıhhiye Vekâleti, yüz bin lira sarfile des'de yapılan bir askerî merasim esnaihtiyacı karşılıyacak bir talebe yurdu yaptırarak perakende yurdları bir çatı altın sında General Gouraud, Paris garnizonu kıt'alanna veda etmiştir. da toplamağı düşünmektedir. Bu bina, Universiteye yakın ve müsaid bir mahalde yapılacaktır. Fitrenizi Hava Nora Gregor Prens Starhemberg Viyanadan gelen bir haberde, Prens Starhember'in, Papalık makamından beklediği talâk kararını aldığı ve üç buçuk senedenberi derin bir aşkla sevdiği aktiris Nora Gregor'la evlenmesine artık muhakkak görülebileceği bildiriliyor. Prens Starhemberg ve Nora Groger 1933 senesinde tanışmışlardı. O zaman, Avusturya istıklâli için bütün yurdsever leri toplıyan Dollfuss, prensin riyaset ettiği Heımvvehren'leri de, prensin yardı mile davasına iştirak ettirmişti. Bir gün, Schönbrum şatosunun bahçesinde, binlerce kişilik bir kalabalığın huzurile yapılan tezahüratta, prens bir nutuk söylemiş, o gün orada bulunan Nora, prense ilk görüşte âşık olmuştu. Ayni gün tanıştılar. Bir vilâyet kuyumcusunun kızı olan Nora Gregor, 17 yaşında iken tiyatroya merak ederek san'at hayatına atılmış, mühim roller alarak yüksek istidad:nı isbat etmiş, sonra Holivud'a gitmişti. Prensle tanış tığı o gün, altı ay istirahat maksadile Avusturyaya gelmiş bulunuyordu. Bir daha Amerikaya dönmedi. O zaman evli bulunan prens, kadın lardan çabuk bıkan, yüksek duygulardan mahrum bir adam olarak tanınmıştı. Fakat Nora Gregor'la tanıştıktan sonra ona karşı gösterdiği şiddetli merbutiyet, bu kanaatin yanlış olduğunu gö&termiştir. Prens, biı dakika boş vakit buldukça mutlaka aktirisi görmeğe gidiyor, bazan, tiyatroda onu saatlerce beklediği oluyordu. Bir sene sonra, aktirisin. prensten bir oğlu oldu. Bu hâdise, Avusturyada müthiş dedıkodulara sebebiyet vermiş, Nora'yı prensten vaz geçirmek için yüksek şahsiyetler harekete geçmişti. Fakat artist bütün teklifleri reddetti. Prens, bu arada kamından ayrılmağı ve artistle evlenmeği kardrlaştırmıştı. Talâk karannın Papalık makamınca tasdiki senelerdenberi bekleniyordu. Talâka, yukarıda söylediğimiz gibi, Papalık makamı şimdi muvafakat etmiş bulunuyor. Gerçi bu hususta henüz resmî malumat yoksa da, prensle Nora'nm izdivacına bir emri vaki nazarile bakılabile ceği söylenmektedir. Günde yalnız bir defa DANTOS • Musîki sevenlere H A S A N Diş macunu ile dişlerinizi temizlerseniz, ömrünüz müddetince dişleriniz sağlam ve inci gibi parlak ve beyaz kalır. Dişlerıniz çürümez, diş etleriniz kanamaz. Tüp 7,5, dört misli 12,5, en büyük 20 kuruştur. Mandolinler 4,5 , 6 ve 14 Ahankler 8, 10,14 liradır. Siparşler ve katalo^umuz derhal gönderilir. Eskişehir: Ahenk M i k i Ticarethanesi « Kırıklık, esnemek ve rahavet • I Hastalıkların piştandır, fakat onları | GRiPiN Radyolin möesseselerince hazırlanan ve Türk Ktmyevî müstahzarlannın en muvarraklarından biri olan o ilâcdır ki vücudü nezle, gTİp, bronşit hastalıklarına karşı kale gibi müdafaa eder, harareti sür'atle düşürür ve bütün ağrılan geçirir. ile karşıhyabilirsiniz ! ADLİYEDE Kanaviçe hırsızı mahkemede Eminönünde Ropen isminde bırinin 21 lirahk kaneviçe toplarını çalmaktan suçlu îranlı Hüseyin, birinci sulh ceza mahkemesine verilmiştir. Ankaradan şehrimize donen Alman askerî heyeti şerefine dün saat 17 de Parkotelinde İstanbul Komutanhğı tarafından bir çay ziyafeti verilmiştir. Ziyafette General Osman Tufan, Merkez komutanı İhsan ve diğer bir çok zevat. hazır bulunmuştur. Resim bu samimî toplantı esnasında alınmıştır. Kurumuna veriniz Evlerinize bırakılan fitre zarfla rına koyacağımız birkaç kuruşun bir araya gelmesile: Genc pilotlarımızın ve kırılmaz kanadlarımızın sayısı artacak, Kızılaym bütün felâketlere yetişme kudreti çoğalacak, Himayesiz kalmış yavrularımızm (Ç. E. K.) derdlerine derman ola caktır. Bir sene iki ay hapis yatacak icabında günde 3 kaşe alınabilir. Taklidlerinden sakınınız ve her yerde ısrarla G R i P i N isteyiniz. Sabiha isminde bir kadmın yüzünü jiletle yarahyan Hasan isminde biri, dördüncü asliye ceza mahkemesinde bir sene iki ay hapse mahkum olmuştur. Utanır gibi durarak: Ah, dedi, neticeyi pek merak ediyorum. Sustum. Ya hakikati, ya aksini söyle mek, yahud susmak lâzımdı. Herifin çenesi durmadı: Karımla hep zatıâlinizden bahsediyoruz, dedi. Cevab vermedim. Bu sefer lâkırdıyı kadın aldı: Evet, beyefendi! dedi. Küçük yüzlü, parlak yeşil gözlü, sarr şın, güzelce bir kadındı. Yanımda oturduğu için üstüme doğru iğilerek, bir anda teklifsizliğe geçmeğe hazırmış gibi konusuyordu. Ben gene sesimi çıkarmadım. Ağzımı içsam bile, ancak, Zehraya yaptığım eyahat teklifini nefretle karşılıyacağını 'öyliyecektim. Hakikati itiraf ederek doktora bir gurur vesilesi vermek istemiyordum. Fakat susmak suretile bu münasebetsiz tecessüsün önüne geçebileceğimi umdum. Artık onlar da ısrar etmiyecekler sanıyordum. Kadın birdenbire: Ben Zehra Hanımı tanıyorum! dedi. Bu söz nedense benî canlandırdı. Anî bir hareketle doğrularak: Öyle mi? dedim, kendisile hiç gorüştünüz mü? Bir defa. Uzun uzun. Evet, dedim. Korkuyorum ! Tefrika: 39 Yazan: Server Bedi kadar gelmiyen hâdiseler üstünde düşünmek, pratik mizacıma taban tabana zıd birşeydi. Fakat bizim tabiatimizi ksndi haline bırakmıyorlar. İnsan kendi mizacile hâdiseler arasında güzelce bir muvazene temin edip giderken ortaya bir doktor, bir Rukiye, bir Fevzi çıkıyor, münasebetli müna sebetsiz fikirlerile bu ahengi bozuyorlar Gene de öyle oldu. Ertesi gün vapurda mahud doktora rasgeldim. Bu sefer yanmda karısı da vardı. Tesadüf beni on larla yanyana düşürdü. Doktor işin garibi o zamana kadar bu zatın adını öğrenememiştim benim hatırımı sorduktan sonra: Hanımefendi nasıldırlar? dedi. İyidir! diyip kesmek istedîm. Teşekkür bile etmemiştim. Doktor bu halime başka mana vererek dedi ki: Karım biliyor. Kendisinin yanında da konuşabilirsiniz. Af buyurunuz. O günden sonra çok merak ettim. Seyahat teklifi tecrübesini yaptınız mı? İsteksizlikle cevab verdim: Yaptım. Evin kâbusu Rukiye imiş gibi o gece Zehra çok rahat uyudu ve sabahleyin mes'ud, neşeli uyandı. Şarkılar söylüyordu. Gönlümü almağa çok çalıştı. Fakat bütün bu hâdiselerden sonra benim Zehraya karşı sevgim inhitata başlamıştı. Kendi içimi kurcalamak ve bu farkın sebebini aramak istemiyordum. Neye yarar? Bence daima neticeler ehemmiyetlidir. Sebeblerin ne hükmü var? Yalnız, bu kadından daha fazla soğuyacak olursam neticenin ne olabileceğini düşünüyordum. Gürültüyü, alâyişi, etrafta büyük akisler yapan hareketleri sevmem. Zehradan dırıltısız, gürültüsüz nasıl ayrılacağımı da hesab ettim. Bu, bana, günümün bir saatinde çok kolay, başka bir saatinde çok güç bir iş gibi görünüyordu. Birinci vaziyette Zehranın küçük kusurlarını bile affetmemeğe, ikinci vaziyette büyücek kusurlarını bile mazur görmeğe temayülüm vardı. Genc yaşımdanberi kadın meselelerine fazla ehemmiyet verir bir tabiatte olmadığım için, işime sarılarak, yok yere bir Zehra meselesi çıkarmamağa çalıştım. Ayağıma Ve sustum. Zehra bana bundan hiç Fazıl Beyefendi! dedi, ben kalblebahsetmemişti. Kadın ne düşündüğümü rin sırrını keşfetmesini bilirim. anlamış gibi: Bereket versin etrafta kimseler yoktu. Kadıköyünde bir berberde tanıştık, Vapur tenha idi. Kadın bunu yüksek dedi, kendisine doktor Basrinin karısı ol sesle söylemişti. Başımı geri çektim: Anlamadım? dedim. duğumu söylemedim, yalnız ismimi söyledim. Kocamı tanıdığınızı bilseydi herhalKan koca birbirlerine amma da uy de size benden bahsederdi. O bana sizin muşlar. İkisi de gaibden haber veriyorlar. isminizi verince hemen anladım. Basrinin İkisi de kalblerin sırrını ve meçhulleri keşfediyorlar. Can sıkıntımla tecessüsüm hergün bahsettiği hanımdı. boğuşuyordu. Kadmın ne söyliyeceğini Doktor karısmm sözünü keserek: Ben daha kendilerini göremedim, biraz tahmin edebılsem lâkırdısını dinle • miyerek kalkıp gidecektim. dedi. Kadın devam ediyordu: Çok uzun konuştuk, beyefendi. İkimiz de sıra bekliyorduk. Çok vakit vardı, konuştuk. Ben kendisine uzun bir seyahatten hoşlanıp hoşlanmadığmı sordum: Merakımı gizliyerek mümkün olduğu kadar lâkayd, sordum: Ne dedi? Kadın gülümsedi: Dedi ki, beyefendi: «Birkaç gün evvel sorsaydmız, Istanbuldan başka her yerde olmağa razıydım, derdim.» Fakat Bursaya kadar bir gezinti yapmış, çok açılmış. Evet, diye mırıldandım. Kadın, başını bana biraz daha uzatarak: Af federsiniz î Dedikten sonra gazetesini çıkardı okumağa başladı. ve Kadın benim üstümdeki fena tesirini anlıyacak kadar zeki imiş: Affedersiniz, dedi, canınızı sıkıyorsam söylemeyim. Birdenbire doğrularak ona döndüm: Hanımefendi! dedim, söyliyeceğiniz müspet birşey var mı? Yoksa ahvali ruhiyeden mi bahsedeceksiniz? Bendeniz, hususile ailevî hayatıma taalluk ederse, bu nevi mütalealardan hoşlanmam. Doktor karısma: Nebile, sus! dedi, beyefendi fazla sinirleniyorlar. Kadın hemen toplandı, ciddî bir sesle: Devam edecek değilim, dedi. Sonra çantasını açarak dudaklannın boyasmı tazelemeğe başladı. Kocası da bana bir: Ilkönce yanıbaşımda tüten bu fesad ocağmı söndürmeğe muvaffak olduğum için sevinmiştim. Hemen yerimden kalkmayı düşündüm, fakat yapamadım. Mâni olan şey neydi? Kadmın söyliyeceği şeyi için için merak mı ediyordum? Suiniyeti sabit olmıyan nazik ve güzel bir ka* dının münasebetsizliğini mazur görmiyerek yüzüne vurmuş olmaktan utanıyor muydum? Bu Zehra meselesi, ben farkında olmadan, içimi kemiriyordu da, yavaş yavaş bende iradeden eser bırakmamağa mı başlamıştı? Velhasıl yerimden kımıldıyamadım. Kadın kocasınm omzuna başını dayıyarak gazeteyi beraber okuyordu. Nasıl bir düşünce, bilmem, bende anî bir piş manlık uyandırdı. Rukiye gibi mahalle karılarının türlü zevzekliklerine müsaade etmiştim de, kalblerin sırrını okuduğu " nu (!) iddia eden bu hanımı dinlemeğe katlanamamıştım! O da söyleseydi, ne çıkar? Kendimden dışandaki âleme ne den bu kadar ehemmiyet veriyordum? Söylesin! Ben sustursam bile o başka zaman, başkalarile bu meseleyi konuşmıyacak mıydı? (Arkası var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: