22 Şubat 1940 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 4

22 Şubat 1940 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHURIYET Dostluk imtihanı buyurun!» diyecektim. Saat tam altı.. Henüz kimse görünmedi. Altıyı on geçe hizmetçi bir zarf getirdi. Beni en çok sever görünen Rahmi Beydendi. Ansızın misafir bastırmış, gelemiyecekmiş.. «Âlâ!» Derken telefon çaldı. Bu sefer, Remzi Bey.. O da rahatsızmış, hatta öğleden sonra yazıhaneye bile inmemiş. Her iki üç dakikada bir ya telefon çaldı, ya bir mektub geldi ve ben otuz dostumun ismi yazılı listeye tam yirmi yedi çizgi çekmek mecburiyetinde kaldım. Diğer üç kişiden biri babasmın ölümünden sonra alıp büyüttüğüm bir arkadaş çocuğu, ikincisi, kızının bütün masrafını deruhde ederek Avrupaya tahsile gön derdiğim amcam.. Üçüncüsü de her ay Şen yiizlü, kır saçlı Sabih Bey tasdik cebine otuz lira harçlık koyduğum ihtiyar dayımdı.. Demek, bunlar samimiyetlerine ediyordu: Pek doğru.. Ben de bu hakikate sa güvenilebilecek insanlardı.. Heyhat!. Sade nazarî şekilde değil, dostlarımın hep at yediyi beş geçe listede ihtiyar dayımsini sıkı bir imtihandan geçirerek pratik dan başka kimse kalmamıştı. Bir kaç dave kat'î bir tarzda inandım. Ahbablanm kika sonra da kapı çalmdı. Hizmetçi dadan hiç biri sınıfı geçecek değil ya, ye yımın geldiğini haber verdi. Kalbimdeki sevinci artık siz tasavvur ıinde bile sayacak kadar numara alamadılar. Hepsine baştanaşağıya bastım sı edin. Kendi kendime: Hiç olmazsa, tek dostum varmış! fın!. Diyordum. Zihnimden buna mukabil Bir ağızdan atıldık: ona yapacağım iyilikleri geçiriyor, acaba Nasıl imtihan o ya.. Anlat bakalım da usulü biz de öğrenelim, sayende dos şöyle bir iki bin liraya bir ev mi alıp hediye etsem, yoksa romatizmalannı tedavi tu diişmam kolayca ayırd edeliml. ettirmek için Avrupa kaplıcalarına mı Sabih Bey sigarasmın külünü tablaya göndersem? diye düşünüyordum. silkeledikten sonra devam etti: lhtiyan koridorda karşıladım. Koltu Öyle pek dahiyane bir şey değil.. ğuna girdim. Ne türlü itibar göstereceğimi Gencken tabiî saftım. Babamın cenaze bilmiyordum. Kabul odasmda köşedeki sinde benden beter ağlayanları, hıçkı koltuğa oturttum. Rahatsız olmasm diye ranları görünce hakikî dostların bu dün arkasına iki üç yastık sıkıştırdım. Kaloriyada söylendiği kadar nadir olmadığı ne fere biraz daha kömür atması için kapıcıticesine varmıştım.. Heyhat, son imtihan ya haber göndeıdim. Derhal kahve yapbu kanaatimi kökünden sarstı. En kavi malarını söyledim. Sigaıasını yaktım. ahbablıkları iki §eyin yıktığını çok iyi Kahve geldi. Dayım titrek elile fincabiliyordum. Biri sari hastalığa tutulmak, nı dudaklarına götürdü. Höpürdete hö öteki meteliksiz kalmak!.. Tabiî birden pürdete içmeğe koyuldu. O vakit hal ve bire iflâs ettiğime, beş paraya muhtac ol hatır sormaya giriştim: duğuma herkesi birdenbire inandırmak Nasılsın dayıcığım, iyisin ya.. kolay değildi. Onun için bir iki hafta ev lyiyim Sabihçiğim.. Her işin başı den çıkmamayı göze aldım. Berbad hasağlık.. valı karanlık bir günde yazıhanemin ba Doğru dayıcığım.. İki üç gündür şına oturdum. En aziz ve sevgili dostlanüzerinize afiyet, gripe tutulmuştum da.. mın bir listesini yaptım. Tam otuz kişiyDer demez, demin çekitaşı gibi koltuğa diler. Otuz tane kâğıd, zarf aldım. Hepgüç yerleşen ihtiyar birdenbire bir lâstik sine elkabı değiştirerek ayni mealde şu top gibi havaya sıçradı: mektubu yazdım: Affedersin yavrum, dedi, madem«Gripten fevkalâde mustaribim. Ya takta ateşler içinde yatıyorum. Uç dört ki gripe tutulmuşsun.. Biz ona, malum ya.. gündür çağırttığım doktorlardan başka paçavra hastalığı deriz, o saat insana gekimse kapımı çalmadı. tşlerini bitirdikten çer, pek yanıma sokulma!. Sahi dayıcığım unuttum, fakat ben sonra başucumdan ayrılmıyan hizmetçimle konuşmaktan bıktım. Sıkıntıdan patlı size bir mektub göndermiştim. Orada yorum. Rica ederim, bir iki dakika için hastalığımdan da bahsetmiştim.. Ya.. Üç gündür Çamhcada eski aruğrar mısınız? Perşembe günü saat altı Tabii ile yedi arasında mutlaka beklerim.. Se kadaşlardan birinde misafirdim.. mektubu evde saklamışlardır. lâm ve hürmetler.» **# Teşekkür ederim, dayıcığım, de mek mektubu almadan kendiliğinizden O akşam alt kat salona otuz kişilik mükemmel bir sofra kurdurdum. Her çeşid hatırladınız da geldiniz!. öyle içki, nadide mezeler tıazırlattım. Her ta Bu ay birazyavrum.. Subatın yedîsi oldu. geç bile kaldım.. Uç dört bağın içine üzerinde «7 şubat dostluk zigündür on parasızım.. Uğrayayım da yafeti hatırası» yazılı kartlar dizdirttim. Giyindim, kabul odasma kuruldum. Hep harçhğımı alayım, dedim!. sini orada toplayacak, sonra «yemeğe AHMED HIDAYET Daima âlim geçinen, hangi meselede olursa olsun kimsenin kendisinden evvel mütalea yiirütmesine meydan vermeyen Mithat Bey; bir musahabenin aonlarına doğru: Evet beyler, diyordu, ben fikrimde ısrar ediyorum. Şu asırda menfaate isti nad etmeyen hiç bir münasebet yoktur. Dünya yüzündeki siyasî ittifaklara, askerî ittihadlara şöyle bir nazar fırlatıvermeniz bu iddiamı ispata kâfi bir delildir. Şahsî dostluk, ahbabhklar da böyle.. Etrafı mızdaki tanıdıklarımızdan hangisini ele ahrsanız alınız bizden ya maddî veya menevî çıkan yoksa sıkıfıkı görüşmeğe değil ya, selâm vermeğe bile tenezzül etmez. Saf samimiyeti, karşılık beklemiyen muhabbeti kimsede bulamazsımz I Tecrübeli bir daktilo Aranıyor Şehzadebaşı T U R A N Sinemasında Eskl ve yenl tlirkçe okur, yazar ve fransızca bilir tecrübeli bir daktiloya ihtiyac vartfır. Hergiln saat Iklden sonra gazetemlz Idareslne mliracaat. Istanbul muhitinin en kibar en geniş ve en şık konforlu aile sinemasıdır. Bu sene Avıupadan yeni getirilen son sistem makinelerile bu mevsicnin en güzel intihab edilmiş fılimlerini gösteıecektir. Bunlaıa rağrnen TURAN sineması bu filmleri halkın görbilmesi için hiç bir fedakârlıktan çekinmiyerek toplu aileler için RADYO Bugunkü program KADIODİFÜZTON POSTALAKI Dalga nzunlaju: Türkiye Radyosu 1648 m. 182 Kc/s. 120 Kw. Ankara . T. A. P. 31.70 m. 9465 Kc/s. 20 Kw. TtiKKİYE Büyük tenzilâtlı f atlar: Her perşembe ve cuma günleri Birincl mevkl Husust Balkon 2 5 K. 4 0 K. 2 kişi VATANSIZ KADIN EDVVIGE FEUILIERE JEAN CHEVRIER 3 5 K. 5 0 K. 3 kişi 4 5 K. e o K. 4 kişi A YŞ E IMPERIO ARGhNTlNA Türkçe sözlü Ispanyolca şarkılar 1GAiB CENNET 2 RiN TiN TiN ve EŞi Heyecan ve dehşet filmi BüjrLk Valsin unutulmaz artisti FERNAND GRAVEY Istanbulda llk defa olarak 3 büyük film birden 3 HAVAY HAYDUDLARI BOyuk sergüzeşt filmi. Matineler 11 den itibaren başlar. 1 Yalnız I P E K sinemasında devam ediyor 12,30 Program ve memleket saat ayarı, 12,35 Ajans ve meteoroloji haberleri, 12,5a Türk müziği. Çalanlar: Kemal Niyazi Seyhun, Cevdet Çağla, Fahri Kopuz, Izzeddın Okte. I Okuyan: Mefharet Sağnak. 1 İbrahim Ağa Hicaz şarfcı: (Mahzun duruşun) 2 Enderunlu Yusuf Hicaz şarkı: (Ateşi aşkına raptetti) 3 Sadeddin Kaynak Hicaz şarki: (Açıldı gül figan etmede bülbül) 4 Hicaz türkü: (KaranfU oylum oylum) n Okuyan: Semahat Özdenses. 1 Dede Mahur şarkı: (Sana iâyık mı ey gülten) 2 Lâtif Ağa Mahur şarkı: (Aldı aklım bir gonca leb) 3 Şerif İclıMahur şarkı: (Alamam doğrusu dasti emele) 4 Refik Fersan Rast şarkı: (Yaktı cihanı ateşi) 13,30 14,00 Müzik: Operet şarkıiarı (Pl.) 18,00 Program ve memlekfct saat ayarı, 18,05 Müzik: Radyo Caz Orkeatrası. 18,40 Konuşma. 18,55 Serbest saat. 19,10 Memleket saat ayarı, ajans ve meteoroloji haberleri, 19,30 Türk müziği: Saz eserleri. (Kemençe, ney, küddüm). Çalanlar: Ruşen Ram, Fahire Fersan, Basri Üfler, Nuri Halil Poyraz. 19,45 Türk müziği. Çalanlar: Kemal N. Seyhun, Cevdet Çağla, Fahri Kopuz, Izzeddin Ökte. I Okuyan: Radife Erten. 1 İshak Varan Suzinak şarkı: (Bir gün geleceksin diye) 2 Ali RifatSuzinak şarkı: (Kâr etmedi zalim) 3 Mustafa Nafiz Suzinak şarkı: (Umidsiz bir sevincle) I I Okuyan: Mahmud Kanndaş. 1 Şemseddin Ziya Hicaz şarkı: (AnıLsın yâr ile) 2 Arif Bey Hicaz sarkı: (Benim halim firakınla yamandır) 3 Bimen Şen Hicaz şarkı: (İltifatın benl ihya eyler.) 20,15 Konuşma (Bibliyogıafya) 20,30 Türk müziği: Fasıl heyeti, 2115 Müzik: Sedad Ediz tarafından keman soloları, 21,35 Muzik: Küçük orkestra (Şef: Necib Aşkin). 22,15 Memleket saat ayarı. . DIKKAT! Pek mUkemmel ve çok güzel bir program 1UJ?IT SAKARYA' da Bu hafta S A R A ı sinemasında • 1 DEMİR KAPI ARASINDA AŞK FIRTINASI llâh! güzelllğl tâkdtr nazarları seyredllmekte ve candan alkışlanmaktadır. Harö hallnde bir şehrln bilyllk faclası ... Kahramanlık ... MUcadele ... Fedakârlık ... ilâveten : FOKS JURNAL de Balkan Konferansı ve BAY SARACOGLUNuN Fransızca nutku Şimdiye kadar görmediğiniz derecede hissî ve müessir RICHARD ADAMS ve GWEN LEE JEAN GABIN MICHELE MORGAN tarafından oynanmış emsalsiz bir şaheser. İlâveten : Türkçe izahatlı Foks dünya havadisleri. 2SON BUSE tarafından oynanmış Gangsterlerin maceralarile dolu fılm DOROTHY LAMOUR'un Diğer sahne arkadaşı : L E W AYRES Fransızca sözlü şaheserin baş rolünü oynayan : Bugün 3 film Seyirci akını yüzünden hemen hemen her gün kapısımn önünden tramvayların, otobüslerin •* **''••.' müskülâtla srecebüdiîK • "« • ' Emsalsiz eser Yarının Kadınları Korsanın intikamı GEGE KUŞLARI FERAH (2 nci kaptan Blot) Serapa kahkaha SiNEMADA Tel; 21359 Gedikpaşa A Z A K sinemasmda B UGU N Her perşembe cuma 1 YIKIL \ \ Sinema âleminde şimdiye kadar görülmemiş muhteşem bir şaheser Altı günde 20,000 kişi bu kombine usulile bilet aldı ve bu 20,000 kişi gözleri yormayan ve bozmayan ve hususî yeni getirdiğimiz filtre cihazlan vasıtasile sesleti tabiîleştiren son sistem makınalarıtnızla mevsımin en güzel filmlerini gördüler. MABED Her şeyl hesab edllmeden hemen taklld olunabllir. Fakat dlllerde destan olan maklnalarımız ve bUyllk fedakârlıklar mukablllnde elde ettlğlmlz flllmler taklld olunamaz. EDWİGE FEUİLLERE GEORGES RİGAUD Ucuzluğa daima rehber olan F e r a h Sİnemaya ne mutlu! 2 RÎN TİN TİN'in SON İKTİKAMI Macera ile dolu heyecan filmi AZAK sineması bu haftadan itibaren saym halkımıza bir cemile olmak üzere halk günlerinden maada en kıymetli filmlerini bir kat daha tenzilâtlı fiatla göstermeğe karar vermiştir. PERŞEMBE ve CUMA GÜNLERİ Karlı dağlar, Engin denlzler ardından blltiln gönilllerl feshlre gelen BİR BİLET FİATİLE 2 KİŞİ BALKON I. inci MEVKİ II. nci MEVKİ eksantrlk yndızı H.,.vu«n.n G i N G E R C E Y M E S R O G E R S S T E V V A R T llk defa olarak bUyUk bir fllimde birleştiler. 2 kişi 30 K. 2 kişi 25 K. 2 kişi 15 K. ATEŞLİ KADIN 1 DUnyanın gözU ve kulağı en son haberler Paramunt Jurnal. 2henkll Mıki Walt Disney. Numaralı kol'.uklar sabahdan angaje edilmektedlr. Tel : 43595 ranmamamzı, Yassıkaya hakkında bir parça tafsilât vermenizi rica ederim. «Benim oradaki yokluğumdan hâlâ memnun olup olmadığınızı, gece yarısı çıkıp gitmeğe sizi mecbur eden mühim haberler almağa devam edip etmediğinizr de bilmek isteyorum. «Size daha neler yazmak isteyorum. Fakat aklımda biriken sözleri kâğıda nedense geçiremiyorum. «Galiba canımın sıkıntısmdan olacak. «lstanbulda can sıkıntısmdan bahsetmek gülünc ama, hakikat böyle. «Sizi, yerlere kadar iğilerek, en derin reveransımla selâmlarım, muhterem muallimim Selim Sekban Bey. Leylâ» Bu mektubu postaya verir vermez pişman oldum. Yaptığım bu düşüncesizce hareket pek yakışıksız oldu galiba. ' Selim Sekban Bey, bu cür'etkârlığımı her halde beğenmiyecek. Belki de mektubuma cevab bile vermek istemiyecek, ben beyhude yere utandığımla kalacağım. Hele büyükannemin bu işe ne diyeceğini düşündükçe ter döküyorum. Çatık kaşları gözümün önüne geliyor. Yabancı bir erkeğe, durup dururken mektub yazmak, hem de cevab vermesi için adeta ısrar etmek ne ayıb şey! yüreğim çarparak bekleyordum. Bu mek ne bir göz attım. Yazı büyükannemin detub destesinin içinden bana da bir kısmet ğilçıkması ihtimali yok değildi. Fakat bunu Kalbim birdenbire hızlı hızlı çarpmağa hem isteyor, hem d e böyle bir ihtimalin başladı. tahakkukundan korkuyordum. Nadire, mektubu elime tutuşturduktan Yüzüm fazla mı kızarmıştı, ellerim faz sonra: la mı titremişti, bilmem. Her halde heye Yassıkayadan haber beklediğini bicanımı zaptedememiş olacağım ki, hala liyordum, dedi. Postacı gelir gelmez, mekmın kızı Nadire, bir aralık, mavi gözlerini tubu yakaladım, getirdim. hayretle açarak, uzun uzun yüzüme baktı. Nadireye teşekkür etmek için gelime Beyhude beklemiş. beyhude telâşa düş aradım, bulamadım. Bulduklanmı da söymüşiim. Halamın eli bana uzanmadı. lemek için, titreyen dudaklarımda kuvvet Mektub destesinden bana bir şey çıkmadı. yoktu. Nadire, çapkın bir kahkaha attıktan Selim Sekban Bey, mektubuma cevab sonra: vermemişti. Ben kaçıyorum, dedi, sen mektubuBüyükannemden umduğum azar meknuoku. tubu da gelmemişti. Kapı kapandı. Odada yalnızım. Derin bir nefes aldım. Hayır, yalnız değilim. Selim Sekban Fakat, on dakika sonra odama çekildiğim zaman, göz yaşlanmı zaptedeme Beyden geldiğini, zarfın üstündeki yazıdan anladığım mektub yanımda, bana ardim. Ümidim birdenbire kmlmıştı. Selim kadaşlık ediyor. Sekban Beye yazdığım mektub üç günO kadar heyecanlıyım ki, mektubun sadenberi eline geçmiş bulunduğu halde hibile karşı karşıya oturuyor gibiyim. hâlâ bir cevab gelmemesi, bu cevabdan Mektubu açmadan evvel, bir iskemleartık büsbütün ümid kesmek lâzım gel ye oturmak ihtiyacı duydum. Bacaklarım, diğini gösteriyor . birdenbire titremeğe başlamıştı. *** «Yassıkaya, 1 1 nisan» tarihini taşıyan Ümidsizliklerin de ömrü ümidler ka mektub şöyle diyordu: dar kısa. «.Mektubunuz, zekâ ve şeytanet dolu, Bu gün, öğleden sonra, Nadire oda Leylâ Hanım. Fakat, müstehzi cümleleriBu sabah, halamla oturuyorduk. Hizma girdiği zaman elinde bir zarf tutuyor nizin arkasında, çocukluk hatıralarile dametçi, bir yığm mektub getirdi. Halam, mektubların üstünü birer birer du. ha iyi çarpmak için gizlenmiş altın bir Elim titreyerek aldığım bu zarfın üstü kalb seziliyor. Aile yuvasına iştiyak duy' okudu. O bunlara göz gezdirirken ben, makta haklısınız. Insanm doğduğu, büyüdüğü bucak, cennetle bile değişilemez. «Menfa, bence, bir insana verilebilecek cezalarm en ağırıdır. Size gıpta ediyorum, Leylâ Hanım; çünkü yuvanıza avdet ümidiniz var ve bunun zevkini tadacaksınız. «Halanızm sizi avutmak için elinden geleni yaptığına pek memnun oldum. Karşınıza çıkan bu fırsattan azamî şekilde istifade ediniz. Her şey, zamanmda yapılırsa, fayda verir. «Size Yassıkayadan uzun uzadıya bahsetmek isterdim. Fakat o kadar bildiğiniz bir mevzu ki, ne söylesem malum olanı söylemiş olacağım. Yalnız, burada bir yenilik var. Büyükanneniz, Beşir Ağanın kasabaya inip çıktıkça fazla yorulmağa başladığını gördüğü için, bir merkeb satm aldı. Ara sıra, bu merkebe binip, civarda kısa gezintiler yapıyorum. «Ufacık bir merkeb sırtında, benim upuzun boyumla seyrana çıkışımı bir göz önüne getirin! Sizi beş on dakika güldürecek bir manzara. «Sizin burada bulunmamanıza memnu' olup olmadığımı soruyorsunuz. Buna «elbette!» diye cevab vereceğim. Büyükannenize bu fikri veren, bunu ısrarla ona kabul ettiren ben olduğumu ne çabuk unuttunuz? (Arkası var) Het genci çıldırtan aşk ünıversitesinin esrarını göstetecek ... Her kalbi oynatan '• BiG .APPEL ,, dansının yeni Hgüılerini öğtetecek ... Gınger'ın demir yumıuklarını, altın sesıni gösterecektır. İki büyük aıtiste yeni bir şeref u'ku açan bu film senenin sayılı neş'e bayramlarından hiridir. P r o g r a m a l l â v e : ( Fransızca Sözltt ) Allahın Beşiktaş S U A D PARK Sinemasında Bu Akşam L Â L E Sinemasında Cenneti .Sİ İlâveten: GRAF Von SPEE zırhlısmın Montevideo limanına kaçması ve lintiharı bütün teferrüatile, Seanslar: 2.30 4,30 7 ve 9 da Tefrika No. 32 Nakleden: HAMDI VAROGLU «Bir aydan beri Istanbuldayım ve be haTeket, daima değişen çehreler. Her şey, nim için tensıb ettiğniz hayatı yaşıyorum. zihni yormadan insanı oyalayor. Geziyorum, eğleniyorum; ahpab, arka«Siz de zaten bbyle diyor ve böyle ta' daş edindim. Hatta, gelin kulağınıza söy savvur ediyordunuz, tasavvurlannız ayleyeyim, erkek arkadaşlanm bile var. nen çıktığı için elbette memnunsunuz. Te«Hulâsa, pek neş'eli, pek gürültülü, şim daviniz inşallah miispet netice verecek. diye kadar geçirdığim hayata nazaran, fır«Esasen, burada geçireceğim şu birkaç tına gibi bir yaşayış! haftadan azamî fayda göreceğime ben «Dediğim gibi, çok eğlenceli bir hayat de inanmağa başladım. Ana bucağınm geçiriyorum. Bu eğlencelerin ortasında, kıymetini, beni orada bekleyen büyükanYassıkayayı pek aradığım yok. Daha doğ nemin sevgisini, geride bıraktığım /abıtarusu, akşamdan akşama arayorum. Oda ların kuvvetini, avdetin zevkini şimdi dama çekilip de, o günümiin bir hulâsasını ha fazla hissediyorum. yaptığım zaman, Yassıkaya gözlerimin ö«Istanbul seyahati ahlâkımı d a değişnüne geliyor. tirdi. «Sabahları da, uykudan uyandığım za«Şimdi ne kadar başka bir Leylâ olduman, oradaki sabahları düşiindüğüm olu ğumu bilseniz! Sakin, ciddî, ağır başlı yor. Yassıkayadaki odamda, uykudan bir kız oldum. Sizin Yassıkayada tanıdığıgözlerimi açtığım zaman etrafımdaki her nız delifişek Leylâ ile bu günkü ben araşey bana gülerdi. Burada öyle değil. Bil sında dağlar kadar fark var. hassa alıştığım çehreleri karşımda bula. «Bu havadislerin hoşunuza gideceğini mamak üzüntüsü var . tahmin ettiğim için yazıyorum. «Bunlann haricinde, hayatımdan çok «Umarım ki bana uzun, gayet uzun bir memnunum. mektubla cevab verirsiniz. Fakat, mektu«Istanbul harikulâde bir yer. Gürültü, bunuzda, büyükannem gibi hesablı dav

Bu sayıdan diğer sayfalar: