23 Nisan 1941 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3

23 Nisan 1941 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

23 Nban 194f O T J N A 13 E F2 Çocuh bakımı fUe/er/frâ Yavrularla hasbıhal •cuklart Bugün sizin bavrammızdıl| sizdn bayrammu da bizim bayramımızdır. İnsanlann kaç yaşına kadar çocuk kaldıklan belli olmadığı için size çocuklar derken bb yaş bölümü yapmadım. Çünkü ne sakallı bebekler ve ne yası küçük büyükler vardır kj böyie bb hareketimi tesirsiz bırakırlar. Çocukluk güzel feydb. Kadrini kıyme. n'ni bilin! Ve büyüdüğünüz zaman mutlaka biıden Ustün olun! Bir kere siz bizim çocnkluğumuzda olmıyan nımetlera maliksiniz. Bu küçükken ne çocuk bayramı, ne çocuk koruma cemiyeti, na çocuk kaygusu, hatta ne de bugünkü çocuk oyuncaklan vardı. Sinema bilmez, radyo isitmez, otomobile binmezdik. Topu topu ramazanda karagöze gider, bayramda atlıkaracaya blner böylece fuya eğlenbdik. Siz öyle değilsiniı. Diinyanm türlü ieadlan elinlzde, önünüzdedir. Tayyarelerl, denizaltılannı, tanklan maalesef kflçükkea elinlre oyuncak halinde veriyoruz. Sinemalara, çocuk tiyabolanna, çocuk bahçelerine gidiyorsunuz. Çocuk saraylan yapılıyor.. Bandise bir çocuk bankası açılacak. Kumbaralar, piyangolar, ikramlyeler!^ Akdenizin şarkında ve garbında iki taarruz İthal ve ihrac maddeleri fiatları Tespit salâhiyeti Koordinasyon heyeti kararile Ticaret Vekâletinin uhdesine verildi Doğumu takib eden ayların hıfzıssıhhası Bu mühim meselc ile daha birçok asır evvel ban milletler alâkadar ol muşlardır. Fakat çocuk bakımı (puerl culture) tabirinin 1843 tarihlnde yan takriben yüz sene evvel Garon tarann dan ilk defa olarak kullanıldığını gö rüyoruz. Garon'un, İlk yaştakı çocuk lann hıfzıssıhhasUe alâkadar olan nesriyatı ve sair yaalan ve konfcrans lan o raman umumiyetle ve her tarafta tam blr lâkayıdlık ve hatta istihfafla karşılanmışu. Ancak Fransanm büyük profesörlerinden Dr. Pinar, haiz olduğu büyük nüfuz ve salâhiyetini knllanarak ve uzun zaman muannidane bir gayretle uğraşması sayesinde Garon'un çocuk bakımı meselesi her tarafta kabul edildi ve bir llim haünde yerleşebildL Şüphesiz ProfesSr Pinar, blzim bugun mevzuu bahsetmek lstediğiml» birind yaşın hıfzassıhhasıle değiL, umumiyetle çocuklann, tâ sebabet, erginllk yaşlanna kadar bedenl, fikrî, ahlâkî ve lçtimaî vaziyetlerile de meşgul olunması İcab eden blr tez müdafaa odıyordu Bunlar arasında bilhassa mekteb hıfzusıhhaa büyük bir mevki işgal etmekte ldi. Hatta çocuk doğmadan evvel ve çocuğun an» rahmine düseceğl dakikalarla yani ilkah ve hamil meselelerile de alâkadar olmakta ldL İşte bu sayededir ki bugün artık çocuk bakımı her tarafta yalnız ubbi ve sıhhl değil, ayıu zamanda büyük bir içtimai mesele olarak telâkki edilmektedir. Doktor Marfan'ın çok doğru olarak söylediğl glbl, «ilk çağlann hıfzıssıhhası übbt müsahedelerin beşigidir». Eğer çocuklara ârız olabilecek gıhht durumlar ve hastalıklar hakkında hiç bir flkrimiz yoksa çocuk hıfzıssıhhasına ald esaslan bilmek hem mümkün değil, hem de ddden faydasızdır. O halde bir çocuğun ilk çağlan tsblrile neyi kasdediyoruz? Ve çocuklar yaşlaruıa göre kaç devreye ayrıhrlar? tlk yaşlar tabirile doğumdan itibaren Uk dişlerin yani süt dişlerinin çıkma?ınuı hltamı olan İki buçuk yaşma kadar olan devri anlarız. Bu devre de lkiye aynlır: Birisi yeni doğan çocuk devresl ki, bazı müellifiere göre 1015 gün, bazılarına göre de dört haftadtr. tt ngilterenin her cephede askerf kuvvctlere muhtac olduğu bir sırada Iraka bir miktar kuvvet göndermek lünımtınu hissetmesinin her ycrde geniş bir merak uyandırdığı göze çarpmaktadır. Hatta bazı Amerikalı mahfUler Irakı, Almanya tarahndan istilâya uğramak tehlikesine maruz sayacak dereceAnkar» 22 (Telefonla') M 1 ko direcek ve bu ffuretle tahassül edecek 1U de ileri gitmişler ve İngilterenin ancak runma kanununun 29 uneu maddesine fondan mllll korunma kanununun bn tehlikeyi önlemek için Iraka asker lstlnaden Ticaret Vekftletine, lUzumlu 22 nci maddesi hükümlerl daireslnde pkardığını iddia etmişlerdb. görecegi tthal ve ihrac maddeleri için yapılacak «arflyat Heyeti VeKle karaAlmanyanın Irakı tstilâ edebilmeai için fiat tespit etmek ve bu suretle tespit rile tayin ve icra olunacaktn". Mısır cephesinde muvaifak ohnan, ve olunan flattan fazlaya ithal veya nokPamuk ve yapagı için yukanda bflSüveyş kanalını ele geçinnesi, daha son sanına İhrac yapılmasını meneylemek dirdigim hükUmlerie 29 numaralı Kora Filistini işgal etmesi lâzundır. Bun salâhiyeti verUmlştlr. Ticaret Vekâleti ordtnasvon karanmn blrincl maddesl dan sonra Iraka karsı bir hareket ha hükumetçe akdolunan mukaveleler ve mucibince asgarl İhrac flatı kote mlkya ittlhas edllen tedblrler dolayısile nrlamağa imkân hasıl olur. bir malm dahili satı? fiatile harict sa tan ve dahili flat tesplti, Ticaret ve Bu bakundan bugün Irakı doğrudan ftctısad Vekâletlerl tarafından müştedoğruya tehdid eden bir tebJike yoktnr. tı$ flatı arasında fazla kar hasıl oldu reken yaDilacaktır. 8air sanayl lptlda! gu takdirde mlllt korunma kanununun Fakat Mısın tehdid eden tebJikenln A27 nci maddesine istinaden bu fazla maddelerinden hangileri hakkmda bu rab âlemini baştanbasa tehdid ettiği k&rdan Ztraat Bankasında bir fon t« madde hükümlerinin tatblk edUecegini süphe götürmez. Ve Mısınn bugün teh«isl ve lhracat bedeüerlnden bu fona Ticaret ve tktısad Veklaetlert tayin elike ile karsılaştıği muhakkaktır. İngU tefrik edilecek miktarlan tayin edebi deceklerdir. tere, bu tehlikeyi bertaral etmek için lecektir. Ziraat Bankası fon hesablanBugün mer'iyete konulan tm Koorelinden geleni yapmakta v« Ahnanlarm nın miktar ve vazlyetini her ayın 1 t 1e dinasyon kararile bundan evvel alınMuır hndnda içinde üerlemelerine mftnl haftası sarfında Ticaret Vekftletine ve mı; olan 62 ve 63 numaralı kararlar olmak azmlle Mısır hudnduna mütema Başvekalet Koordinasyon bürosuna bil llga edilmektedir. diyen kuvvetler yığmaktadır. Fakat bu .««uınNiinnımiillliniinilinillllllllllllinillııııııııımnnnıınu savas henüz neticelenmediğinden ve Almanlar Mısın zaptederek İngiltereyi sarM Akdenizden çekllmeğe mecbnr etmek Içtn uğrasmakta ısrar ettiklerinden tehfike bakldir ve tngilizlerin kendileri de bn tehlikeyi kolay kolay bertarai edenriyeceklerinl bifanekle beraber, öntinde gonunda muvaffak olmak azmindedriler tngilterenin bn tehlikeyi önlemesine, hatta bn tehlikeye galeba çahnasma yardun edecek mühtm bir amil, AmeÇanghay 22 (a.a.) Çunking'den fika yardınunın Mısıra doğrndan doğgelen bir telgrafta denlllyor ki: ıııys yetişınesiıı© bir ınani kalmaroası* Çunklng gazetelerinin göze çarpar isr. Şap denlzt yolüe gelecek olan bn bir tarzda neşrettlkleri bir habere yardun, İngiliı kuvvetlermin, Ahnan gfire, 17 nisandan 3 mayısa kadar Iravvetlerine karşı büyük bir tefevvnk Slberya çlmendlferüe seyahat yapılkazanmalanna »cbeb olacak ve bu temast lçin pasaportlar vİEe edilmlyeAnkara 22 (Telefonla) tstanbul fevvuk İngilizlerin, Ortasarkta ve Akeektir. Baa mahfillerde beyan olunşeıri ihtiyactmnm münhasır olmak uzedenizde karsılaşhklan tehlikeyi bertaduguna gfire, bu kararın sebebi Sovral edebilmesine yardım edecektir. th r« un ctoklan te&iaine v* bu lf için İ» yet kıt'alannın sarktan garb hudutfanal ki İngilizler, Amerikan yardunı tanbul Belediyesi emrln» bir milyon 11duna nakledllmekte olmasıdır. Maamn yetlşmesine kadar bnrada kafl bb raya kadar bir kredi tahsui hakkında maflh, Şanghaydakl Sovyet makamuharebeye gbifmiyecekler v« yahra karar aündı v« meriyet* konuldu. İs • mata bu haberl süphe İle karsılatenlikenln büyümesine mânl »hnakla tanbulun ihtlyacına münhasır olmak ve makta ve eger Sovyet kıt'alan arazaman zaman tecdld edilerek ayni teIktifa edeccklerdir. aında munakaleler yapılıyorsa bunun Uzaksarktakl muhtellf Sovyet Elhasi], Irakı şimdllik doğrudan doj viyede tutulmak üzer* un ctoklan teslsi postalanna taalluku olablleceğinl rny« tehdid eden bir tehlike bulunma lşi İstanbul Belediyeaine tevdi edildi ve soylemektedtr. l kdidkj diğı gibl İ İngilterenin şaıki Akdenizdekj bu maksadla Milîî Korunma kanununun vaziyeti iizerlnde müessir oiaeak büyük muaddel 43 üncü madesl mucibince hühb askeri tehlike de görünmemektedir. kumet emrine verilmlş olan Mrmayeden Fakat Almanlar da, tngiltereri şarkl İstanbul Belediyesi •mrina bb milyon Akdenizden uzaklaştırmak emelinden liraya kadar bir kredi tahsis edilmiıtir ki bu kredi dolayıslla todiyesi icab t(eragat etmemişlerdb. den faiz ve bilumum masraflar İstanbul Garbî Akdenizde Belediyesi tarafından Odenecektir. HüŞarkl Akdenizde variyeün bn mer kumetçe bu un ctokunun idamesine lükezde olduğu sırada garbt Akdenizde de rum kalmsdığma karar verilince, bu İngiltereye karsı, henüz diplomatik ma kredi kesilecek v« zamannı ieablarına biyette olan ikinci bb taamızun şu se gSre tayin edilecek müddet zarfında borc itfa olunacaktır. kilde hazırlandığı göze çarpıyor: D Yazan: Dr. İbrahİm Zati Öğet ve anzalan hep biüriz. Gerçi gıdalarla vitaminler esası üzerine küçüklere daha bir iki aylıkken öteberi verilmekte ise de bunlarm hiç birisinln normal bir ana sütile mukayesesi bile yapılamaz. Anne sütünün, çocuğun neş^oineması üzerine bulaşık ve intanî hastalıklara karsı temin ettiği büyük mukavemet üzerine ve nihayet çocuğun seciyesi üzerine olan teslrlerl her şeye rağmen asla inkâr edilemez. Yeni doğan bir yavTumm beslenmesi, onun nesvüneması ve her suret'e büyümesile çok alâkadardır. Bü^me meselesi, gıdaların çocuk tarafındsn lâyıkile temessül edilmiş olmasile mümkün olur. j İstanbulda tesis edilecek un stoklari Acaba nereye? Uzakşarktaki Sovyet kıtalan garb hududuna çekiliyormuş Hükumet devamlı olarak bir milyon lira kredi açtı Kral Piyer'in beyannamesi Budapeşte 22 (a a.) Btefanl: Hükumet tarafından neşredilen bir emlrname Qe yemek yagınm flab yttzde elll tgiHere Akdenizm sarkmda ve garnlspetinde artınlacaktır. bmda karşılaştığı bu taarruzlann IHEt flatı da mühlm miktarda artmıçsine de karsı koymakta ve ikisine de tar. Domuzlann kesllmesl yuzde otuz galib geleceğinl göstermektedb. Fakat nispetlne lndirilecektlr. bu galebeyi kat'ileştirecek amil AmeÇinin yeni Hariciye Nazırı rikan yardımmm Ortasarkta temin edeLlzbon 22 (a.a.) Çin Hariciye Naceğl tefevvuktur. nrhğma tayin edilen Çinln eskl Lonömer Rıza DOĞRUL dra büyük elçisi Quo Taişi, dün tayyare İle Lizbon'a hareket etmiştir. AmeOrta Asyada zelzele rika tarikile Çine gitmekte olan yeni Moskova 22 (a.a.) Stefani: Orta Hariciye Nazınnın Vaşlngtonda RoossAsyanın ikl Sovyet Cumhuriyeti arazi velt'le görüşeceği tahmin edilmekledir. sinde, geçen pazar gttnü çlddetll zelzeFransada vesika usulü leler olmuştur. Zelzele, bilhassa merVichy 22 (a.a.) Stefani: Bir makea üstü Farm mmtakasında etalinabadın şimall garbisinde bulunmakta yıstan itibaren Pransanın isgal altıncır. Bu kasabada bir kaç bina yıkıl da bulunmıyan kısmında mensucat 1çte vesika usulü tatbik edilecektlr. mıştır. Evet, bu miskinliği atıp, canlanmak lâzımdı. Bu sünepelikle, bu üst başla, herkesten önce, kendlsi, kendi aleyhinde çığırtkanlık etmiş oluyordu. İnsanların süflileştikçe, bulacaklan işin süflî olacağına; daha süflileşince hiç bir iş hulamıyacaklanna, artık, bütün içile inanmıştı. Yol üstündeki işportaların birinden bir çile siyah tire ile iki iğne aldı. Doğru hana gttL. Hancı, gene kapıda idi: Hayır ola evlâd? Kafasına, kuv%'etle yerleştbdlği, «canlanma> karannın hızı ile, göğsünü gererek konuşuyordu: Tıraş olacağım. Sabahleybı elim ermedi. Biraz da üstümü başımı temizliyeyim. Onun güvene güvene söylemesi, hancınm gözünden kaçmamıştı: Çorab fabrikasmdan, ne cevab aldın? Bir iki güne kadar olacak Allah rast getbsin. Sen, gene peelnî bırakma. Fikri, ocakçının yamna gitmişti; braş için, bir kâse ile sıcak su istedi. Ocakçı, Fifcriye gözlerinin içi gülerek bnkıyordu: İstersen gel. burada tıras ol. Ayüşürsün. Fikri, buna sevindl: Hay Allah razı olsun. Odasına koştu, tıraş takımlannı, havlusunu alıp geldi. Bir taraftan tıraş oluyor, bir taraftan da ocakçı ile konuşuyordu: Ahpab, sen, bana, bb de fırça bulacaksın. Sonra, benim gömlekler, çok kirlenmiş. Birini şöyle, bir su yıkayıp kaba kirini akıtsak, sonra da şurada, akşama kadar kurutamaz mıyız? Ocakçı, düşündü: Fırça kolay. Gömlek burada kuru. maz. Sen, bunu, neye dünden söylemedin? Neyse, dur bakahm, bir çaresini buluruz. Karşıki handa, terzi Pandelinin kızgın sobası vardır, götürürüm. Lâhzada kurur. Fikri, neşelenmiştl: Yaşa, ahpab. Vallahl olsaydı, bir sigara verirdim. Sen, sağol. Fikri, tras oldu, Ocakçıdan aldığı sıcak su ile gömleğini, iki su yıkadı. Gömleğin kirleri, biraz açılmıştı. Hancı, memnun seyrediyordu: Hazırlık var. Aferin, böyle olmalı, canlan... Yaş gömleği ocakçıya verirken. Fikri, eıkaracaksm, odada düsünceliydi: Evvelfi Vişi hükumetini tazyik ederek ve mütareke şartlannın hafifleUlmesi vadile aldatarak Laval'in hükumete geçmesini temin etmek, ve Laval sayesinde Almanya Fransa işbirliğinl tahakfcuk ettirraek ve bilhassa Fasta tahtelbahb ve hava üsleri tesis etmek suretile İngilterenhı garbj Akdeniz yolunn knllanmasına mânl olmak! Alman siyasetinln aynı zamanda Fran•a ile bbliği ileri götürmeyi ve Fransayı hoşnud edecek bb sulh vadile Fransa yardun ve muzaheretinden daha genİ* b b tarzda istifadeye göz diktlği ve İspasyanm yardımile de garbi Akdenlzi İngiltereye külliyen kapamak hedefini takib ettiği muhakkaktır. Fakat Almanyamn gbiştiği bu taarruz, henüı diplomatik safhadadır. Laval'in Vışi hükumeöne dönmesi, Almanyamn bu safhayı kazandığmm ilk alftmeti olacak ve o zaman bu taamızun lnkişafmı beklemek icab edecektir. Bu yüzden Fransanın vaziyeti ve Vlşi hükumetinin kararlarmı dikkatle takib etmek gerektir. Edirns bavalisinc an nakll Ankara 22 (Telefonla) Toprak Mahsuleri Ofisi tarafandan Edirn* şehrile bu sehre mücavir kasabalara sevkedllecek un ve buğdaylann nakline salih bilumum nakil vasıtalan lçin ficretli çalısma mecburiyeti kondu. Çalısmaya mecbur tutulan nakil vasıtalannın mutad ficretleri Edirne ValiUği tarafından tayin tdilecektir. Genc hükümdar müca deleye sonuna kadar devam edecegini milletine bildirdi Askere ahnan muallimlerln ficreti Ankara 22 (Telefonla) Saat h e n bile ders ficreti alan yardımcı Sğret menlerden talim ve manevre maksadile süâh altuıa almanlar trasında hariçte maa; veya ücretli vazifesi olmıyanlara da askerlikte bulunduklan müddetçe üeret verilemiyeceği alâkadarlara bildirümistir. Macaristanda yağ fiatlari iki misline çıktı Londra 22 ( u . ) Röyter ajansınm ortaşarkta bir yerdekl hususl muhabirinden: Haber «lındığına göra Yugoslavya Kralı İkinci Piyer Yugoslavyadan ayrıldığı günü millete hitaben bir beyanname nesrederek memlekete muzafferane döneceği güne kadar mücadeleye devam deceğinl temin eylemiştlr. Kral diyor ki: ı Üstfln dflsman ktıvvetlerl karsısında mill! topraklarımıza vakıa terketmeğe mecbur oluyorum Fakat mücadeleyl bırakmak niyetinde değilim Bayrsğımızm şerefl kurtanlmıstır. Büyük ecdadımı kendlme örnek alarak Yugosav bayrağını en son nefesime kadar yüksek tutacağım.» Kral, vahim anlarda kralhklarını müdafaa etmiş olan Sırb, Hırvat ve Sloven!ere teşekkür etmekte ve milletln mesru mümessillerinin teslim olduğu söylenilmemesi için kralm ve hükumetln Yugoslavyadan aynlmış olduğunu beyan eylemektedir. Kaçan Alman esirleri yakalandı Penlnsula «Kanada> 22 (a.a.) Henüz teeyyüd etmiyen haberlere göre, Ontario civanndakl bir kamptan kaçan bütün Alman harb esirleri tekrar yakalanmışlardır. İngilterenin Peşte elçisi Moskovada Moskova 22 (a.a.) Bir hafta evvel Budapeşteden Moskovaya gelmls olan tngilterenin Budapeşte elçisi Omalley, refikası ve elçilik erkânı ile beraber, perşembe günü Moskovadan Mançukoya hareket edecek ve bu yolla tngiltereye dönecektir. Yeni doğan çocuklar daha riyada dc~ ğumla alâkalı olan hastalıklara maruzdurlar. Doğum esnasındaki arızalar, göz iltihablan ve diğer bir takım iıstanlar bu devr« mahsus hususiyetierdir. Iklnd devre, biraz evvel söyledlğimiz gibi, süt dislerinin ikmali müddeti olan iki buçuk yastır. Bundan: sonra ikinci çocukluk veyahud orta çocukluk gellr ki iki buçuk yasından yedi yaşma kadar olan devredir. Bu devre de süt dişlerinin ikmalile daimî dişlerin çıkmağa baslaması arasmdaki devlrdir. Bu devrede çocuklar haricle en çok temas devrindedirler. Sokağa çıkar, dlğer çocuklarla temas eder. Bilhassa ana ve yuva sınıflar;nda bu temas her günlük bir iştir. İşte bu devrede birçok hastalıklar, bilhassa sarî ve döküntülü hastalıklar (meselâ kızıl, kızamık, difteri yani kuşpalazı, boğmaca, kabakulak vesaire gibi) ve dlğer bütün intani hastalıklar görülür. Bundan sonra büyük çocukluk devri gelir: 67 yasından sebabet devrine kadar ki, bu da 12131415 yaşlardır. Bu dervede küçük kız genc kız, küçük oğlan da artık delikanlı olmuştur. Biz, ikinci ve üçüncü çocukluk devlrlerini blr tarafa bırakarak, bu gün birinci çocukluk devrlle, birinci çocuk'uğun hıfzıssıhhasile ve hastalıklarile meşgul olacağız. Profesöz Şarl Rişe der kl: «Yeni doğan bir çocuk, birkaç hafta müddetle tamamlle annesinin uzviyetinden kopmuş bir parça halindedir. Ayrı bir şahsiyeti belirmemiştir. Ensicesl kat'1 olarak tehalüf etmemiştir. Gerçi şüphesiz onun kendisine mahsus bir cümlel asablyesi vardır. Fakat cümlei asabiye reaksiyonlan hlç gibidir. Doğumu müteakıb çocuk, adeta kör ve sağırdır. Dimağmdaki telâfif yani girinti ve çıkınülar hiç bir faaliyet merkezi halinde değildir. Onun bütün mevcudiyeti hazım cihazında tekâsüf etmiştir. Onda yalnız sütü hazmetmeğe mahsus bir hazım faaliyeti görülür. Rahimde dokuz ay yaşayan çocuk, »nnesinin damarından gelen kanla beslendiği gibi, harlcde de ancak annesinJn sütile geçinebilecek bir haldedir. Ve bu ana sütile geçinme müddeti de gene lâakal dokuz aydır.» Annesi tarafından veriien sütten başka şeylerle beslenmeğe kalkısıldığı zaman me\dana gelen sıhhî bozuklukları' Normal olarak blr çocuk, doğumdaki Bu kadar nlmete karsı elbett* bfiyflağırhğına nazaran, dört ayı ikmsl etdüğünüz zaman bizden daha faal, daha tîği zaman İM mlsli oluyor. Halbuki aküh, daha tedbbH ve mohakkak daha bir yasında İse, ancak Oç misîi artmıs ıvi huylu olmalısmız. bulunuyor. İki yaşmda olduğu zaman, Damarlanmzda dedelermizta temis viboy ve kilo itibarile, doğuma nazaran ğitlik kanı gürül gürül akmah, yureğidört mlsli artmış bulunmak icab edinizde daha küçükten çocuk bahçelerinyor. Çocuk bu neş\rünemayı aldığl zade sevmeyi öğrendiğinb, yurdumuıu» manlar zarfında, muhtelif yollarla vüsevdası yanmah, gözleriniı dosta jühnacudünden mütemadi bir surette &arfldüşmana simsekler çakmalıdn*. yat ve zayiat vukubuluyor. Ve bunlan Çocuklar! Gencliğinlzi âvar« geçlııue» da aynı zamanda temir ve tazmin etmeli; Minmnnı heder etmemeUsinbJ mis bulunuyor. Bu sarfiyat nelerdir? Ders varken sinemaya, vazife varken Evvela' çocuk idrar eder, bu «uretle maça, müzakere varken konsera gitmevücudünden «u ve emlfthı madeniye melisiniz! Zira kaybedeceğiniz • zamankaybeder. Büyük aptesle de zayiat vaki lan bb daha elde edemezsmis. olur; umumiyetle çocuklann büyük apYann sizin elinize verilecek olan hm teslerinde hazmolunmamif mevaddı gıaubarek vatanı gül gfilistaa yapmak, daiye bakayaa çoktur. Bundan sonra, lr saadet yuvast halin* getbmek I U B Şarl Rişe'nin meşhur sabh kanunu muazifenbdir. Bunun lçin çok* çaltsmah, cibince, dldimlzden mütemadi hararet çok öğrenmeli, çok bilmelisinlıî zayiatı vuku bulur. O suretle H, bu Zaman biamandır. Cahillere, tanbatsatıh, Hloya nazaran fazla İse. lnsan «re, âvarelere hayat hakkı vermiyo». çabuk üşür, soğuk alrr. Bu hesabca iz yaşayacaksınız! Onun lçin açlısmab zayıf blr çocuğun clld sathı, toplu çoe bilhassa çalışmanın zevkinl alıp adecuğun cild sathına nazaran daha fazla Aynile az gıda gibi, lüzumundan fazla • tiryaJdsi olmahsınu. olacağından, zayıf çocuklarm diğer çove vakitsiz verilen gıdalar da, Doktor Sizin için en büyük miOl bym*t Tirfccuklara nazaran her zaman daha çabuk Varyüs'ün tetkikatma nazaran aynı de üğünüı, en büyük şahsl servet namuı ve sür'atle soğuk almalan meselesinin recede mahzurlar tevlid etmektedir. bavatyetiniz ve en büyük kuvvet kennr v* hikmeti böylece meydana çıkm^ş Dr. Ibrahtm ZaH ÖGET Iniıe güveninlzdir. Bu üç ktymeti unutbulunur. mayın! Hayat, can ve kan bu üçünü Yeni doğan çocuklarda da böyledir. muhafaza için size verilmis bb vasıtadır. Yeni doğan çocuklann soğuk almalan, ırası gelince; bu üçünü müdafaa için daha yaşlı olan çocuklara nazaran davasıtayı kullanın, harcayın, israi edin! sür'atlldlr. Bizim lçin normal olan ıelâl olsun! bir sıcaklık, yeni doğmus çocuklar lçin soğuktur ve derhal üşürler. Ona göre çok dlkkatll davranmak lâzundır. Şu halde, bir çocuğun ilk yaşlannda alacağı gida miktan hem nesvüneması, hem de yaptığı büyük sarfiyat ve zayiata tekabül edecek > derecede olmahdn. Zaten tabiatin de bu yasta onlara en çok teksif ettiği vazife, hanm ve uykudan ibarej gibidir. Çocuk hıfzıssıhhası noktai nazarından burada ısrar edilecek nokta, nesvünema sür'ati ve nlsbette bedeninden vukubulan sarfiyatın ehemiyetidir. tşte burada esas olan bu muvazeneyi temin için çocuka çok yakından alâkadar olmak lâzımdn*. Çünkü bu küçük maJıluk, kendisini •hata eden heT türlü tehlike'»re karsı tamamen müdafaasız gibidir. Ölüme kadar müncer olan her türlü tehlikelere karsı âciz ve zebun bir haldedlr. Çünkü yavru, henüz ftleml harict ile tetabuk edememiştlr. İlk yaştaki çocuk oiümlertnln en belIbaşlı sebebi beslenmenin noksaııından, eyahud fena seraitinden ve ihtiyacarına tekabül edememesinden ileri gelmektedir. Gıdalardan maada yavrn flzerinde daıa birçok harici amiller icrayi tesir eder. Başta, muhitin derecei harareti gelir... Yani soğuk ve sıcak. Soğuk. Küçük çocuklar dldlerlnden mühim miktarda hararet kaybederler. Bu sebeble, soğuğa karşı son derece hassastırkr. Hastalıklan sebeble doktorlara müracaat eden birçok küük çocuklann soğuk kurbanı oldukannı her gün görmekteyiz, Bu, bazan Aİcudün muhtelif uzuvlannda mühlik iezahürata sebeb olarak, ölümü intac der. Zatürrieler, bronkonomoni'er, inanî gripler, akciğer ihtikanlan vesaire gibL İkincisi. goğuğun aksine olarak sıcak da çocuklann sıhhati üzerine menfi tesirler yapar. Havanın ve çocuğun yaşalığı muhitin çok sıcakhğından müteellid teslratı fizyolojiye, Profesör Lore tolen'in fikrince, hatta birçok pratisren doktorlarm tahmin edemedik'eri kfçoktur. 'Etrafjn fazla sıcaklığı doayısile cildden vukubulması tabiî olan inşla mümkün olamaymca sıcak çarp ması denllen arızalar baş gösterir. Birdenbire yükselen bir ateşle bu arızalar başlar. Ve devam ederek birçok ölümlere sebebiyet veriyor. 1923 senesinde Fransada bu anzalar yüzünden 6000 çocuğun öldüğünün istatistiklerle sabit bulunduğunu maruf blr profesör, açış derslerinin birisinde söylemlştir. Yapılan grafikler, haziran, tammuz, ağustos aylarında küçük çocuk ölümlerinin pek çok arthğlnı ve eyluld» birdenbire vefiyat münhanislnin düşrüğünü göstermiştir. Şüphesiz bu S^m vakalannın çoğalışı yalnız sıcağa atfedilemez. Aynı zamanda çocuklann beslendikleri inek sütlerinin barsaklarda husule getirdiği mühlik ishalleri de bu hususta mahkum etmek mecburiyetindeyiz. Fakat sıcağın, bilhassa vağrmırsuz geçen kuru sıoekların, küçük yavrular üzerindeki menfl tesirlerini tekrar zikretmekten fariğ olamayız. Bunu böylece kaydetmekten maksadınuz, yazlarda çocuklarm çok sıcak yerlerde bulundurubnamasım tavsiye lçindir. Onlar daima mutedil ve serin yer isterler. Küçüklerin hıfnssıhhası noktai nazanndan muhltin bu zikrettiğimiz tebeddülât ve tesirlerinden sonra, bilhassa onlann gıdasız kalmalan ve beslenme tarzlarının kâfi olmaması ton derece mühimdir. Küçük çocuklar açhga tahammül edemezler. Doktor Lese g6stermiştir Jd yeni doğan bir kedi yovrusu açlıga ve gıdasızhğa ancak Mytik müşkülâtla beş gün kadar mukavemet edebiliyor. Halbuld büyük bir kedi, aynı seralt alünda, yirmi bes gün açlığa dayanabllmektedir. Bu teerübeden başka doğrudan doğruya «erirt tecrübeler de, küçük çocuklann gıda alamamalannm çok mühlm tahavvülâb bedeniyeye sebebiyet verdiğini göstermektedir. Hakimiyetin ve Türk çocuğunun bayramı (Basmakaleden devam) en zevkH ifldir. Bu büytik davayı kavrayiftaU ilerfleyisimis her yü tekerrür eden millt hakimiyet Türk cocuğu bayramlanmızın nesesini ve sevkinl artınyor. Mill! hakimiyetimizin kutsiyetini düsündnğümüz caman öniimüzde Istikbaün ufuklan açıhyor, ve gayriihtiyarl baslanmız küçük Türk yavTulannm üstlerine eğiliyor. Perde perde açılan Istikbal ufuklanna blzi emniyetle götürecek unsurlar oradadır onun için: Beşiklerde, ana kucaklannda, çocuk bahçelerinde, memleketin sokaklannda ve her köseslnde, her bucağında. Bu bayram gflnünde Türk Çocugunu Koruma Knrumu içhı çalışan bütün vatandaşlan hürmet ve muhabbetle kucaklama(ı bb vazife bilb ve son söz olarak da bu muthı bayrann kiiçük Türk yavrularma ve onlann analarma babalarma, yani hepimize topumnza kaibimlTİn en tnimj heyecanlarile kutlulanı. YUNUS NAD1 Seyrüsefer müsaadesi alan iki rasıta Ankara 22 (Telefonla) tstanbul 11manına bağlı Karayel mot£rile A. H. 914 Ankara plfikalı otomobü nakil vasıtala. nnın seyrüseferinin tahdidi hakkındaki kararname hükümlerinden istisna edil. miştir. Yeni et fiatları yarîn tatbik olunuyor Fiat Murakabe komisyonunca et flatlannda yapılan beşer kuruşluk tenzilattan sonra yeni tarifenin tatbikına yann sabahtan İtibaren başlanacaknr. Yeni et fiatlannın yann kasablann perakende satışlanna aksedebilmesi için bugün Mezbahada toptan satıs lar yeni narha göre yapılacaktır. Dün baa kasablann, yann narhın değişmesi dolayısile ellerinde yüksek fiatla almmış hayvan kalmaması lçin kâfi miktarda et almadıklan ve öğleden sonra ellerinde mal kalmadığı görülmüştür. Belediye, bir kontrolla bu kasablan tespit etmiştir. Fikri, pantalonunu uzattıktan sonra, kasketini de verdi: Ben, senin hakkını nasıl ödeyeceğim, ahpab? Ocakçı, ciddileşmişti; pantalonu, kasketi aldı, durgun bir sesle: Işlerin düzelirse, bir gün buraya gflir, bir acı kahvemi içer, hatınmı so. rarsm. Bana, bu kadan yetişir. Bunun bir manası olacaktı. Fikri, sormadan, o söyledi: Benim, sana kanım kaynadı. Hatırlarsan makbule geçer. Hancının, ocakçıya niçin «adamım dır!» dediğini anlıyordu.. Bunlar, ayrı görgüde insanlardı. Pantalonu, kasketi ütüden gelen Fikri, tertemiz giyindi, çıktı. Omuzlan dik. göğsünü kabartarak yürüyordu. «Te miz esvab», onun benliğine kadar tesir etmişti. Hancı, kahve ocağının önünde duru. yor, bıyıklarını burarak Fikriye bakıyordu: Gördün mü, delikanlı böyle... Ben, sana, biraz canlan, demekte haklı değil miymişim? Sen, sabahki Bay Fikri değilsin. Beş yaş gencleştin. Kendini, o kadar splıvermek oiur mu? Uyuşukluk, Slmdl bu baba Sğüdlerfnden sonra j»n size bb iki masal söyüyeyim: Derler U masal çocuklara söylenls, ıe münasebet! Büyükler de bbbblerlna iyle kurt masah söylerler ki; siz bu ma« sallan öğrenin ama okumaym! Vaktile bb büyük baba, bahçede (fline oturttuğu torununa benim şlmdi siyaprığun gibi nasihat ediyormus. Adamcağız, arasira aksakalım kan»tırarak, nefes tüketerek torununa verdtfl iğüdleri bitirince torunu şöyle söylemlst Büyük baba! Sen lâfmı bltirlndya kadar su deliğe tamam 49 karmca girdL. Sakm siz de benim sözlerimi böyla dinlemejdn! Bbgttn Nasreddin Hoea eamM* va'» «tmek lçin kürsüye çıkmış. Bbas t « M> sündükten sonra: Et eemaat! Bugfln sfaa va*wtmek stiyordum ama aklıma bb sey ge.lmly»a, Diyince, «rada bulunan oğlu: Baba! Kürsüden inmek to mi akh« ı gelmiyor. Diye babasnn bezmus. Sakm siz babanm böyle vaıiyetlera okmayın! Ayıb olur, böyle fıkra kitablanna geçer, dillere destan ohırsnnu*. Bb köy mektebinde bir ayyaş hoca talebeden birini çağırrp cllne bb sise vermiş: AI şu şişevl bakkala gHt Şarab a1| iemlş. Çocuk sermuşs Parası? f Para İle şarabı her kea ahr! Marlfet onu parasu almaktn, Havdl gSreyto seni! Çocuk gitmis. bb mflddet SOHTI fehnft iiseyi vermis. Hocası içmek için şiseyi (tasına diktnce boş olduğunu görtnüs ve hiddetle sonnuş: Bu sise boş! Sen benlmle alay nu diyorsnn! Çocuk cevab verraişt Dolu şiseden herkes Içer. Marife* sarabı bos şiseden lçmekflr. Münasebet düsünce de böyle eevabla» rermekten korkmaym. Bunu akhnızda tutnn! Söıttnüz, Szfiüz ve gözünüz pek olsun. Kimsenin ıabna göz koymaym. kendi malınıza > kimsenin değmesine göz yunjnaym! a B. FELEK AŞK Edebî roman Sen, bana bir iyilik daha yapar mısın? Emret, Fikri ağabey. O anda Fikri, kendini, hanm sahiblerinden zannediyordu? Ne olmuştu? Bu değişikliğe sebeb, neydi? Sabahleyin. susamış olsa, ocakçıdan bir bardak su istemeğe çekinecekti. Hana, omuzlan düşük, yorgun, sünepe sünepe girip çıktığı için, onu, aşağıdan tutuyorlardı. Biraz doğrulup kımıldanınca, vazi yet değişivermişti. Fikri bunu da, sarsılmaz bir kanaat olarak kafasına yerleştirdi. Ocakçıya: Sen. şu bizim pantalona da bir ütü sürdürtebilir misin? dedi. Eğer, onu da Bir UÇURUNU 24 lan yerde, çürütürse, uyuşukluk ta insanı öyle çürütür. Sağa, sola koşmaktan şaşkına döndüğünün farkmdayun. Şaşırmıyacaksın. İnsanın, ümidleri kırı lırsa, içi uyuşur; içi uyuşunca işleri ters gider. Canlan, dediğim bu idL Paketinden bir sigara uzattı: na var. Paltonu ğim. Ocakçı, gülüyordu: Pek bedava yapmazlar. Hele şu gömleği kurutalım. Fikri odasına gitti, ceketini çıkardı. Paltosunu giydi. Ellerine iğne batıra batıra, ceketinin yırtıklarını, söküklerini iliştirdi. Hancı dan fırça istedi, pantalonunu süpürüyordu, kapıya vuruldu: Buyurun. Ocakçı, elinde, küçük bir sise ile gir. mişti: Pantalonunun lekelerinl çıkarman için. biraz benzin uydurdum. Fikri, kollannı açtı: Senin iki kere boynttna sarıhp, iki yaparsan, boynuaa sarıhp, seni öpece > Tüttüre tüttüre sokağa çık. Kibritle onun sigarasını yaktıktaa sonra, şakaya başlamıştı: Bu gece, hovardalık var, Bırak, « inkâra kalkışma. Yemin de etsen, inanmam. kere öpeceğim. Fikri, elile selâm verdi: Ocakçı, güldü, çekildi. Eyvallah baba, Fikri, pantalonunun çamurlannı sü Dedi, yürüdü. Hancı, gülüyordu: pürüp temizledıkten sonra, benzine da. Biraz hovardalığa da alış, canım. yandı, pantalonun, ceketin, sonra, paltonun lekelerini sildi. Pantalonun yenSonra, döndü: ocakçıya mı söylüyormiş paçalannı da kaba tiyelle tamir du, kendi kendine mi söyleniyordu? ettikten sonra, esvabların yüzü gülmüşbelh değildi: tü. Erkek delikanlı.... Fikri, keyfinden kabına sığamıyordu: Yere tükürerek hanın içine doğru ytt Ne oluyonız be? Güvey mi giri. rüdü: yoruz? Allah kahretsin, bu zamanda geeIslık çalıyor, şarkı söylüyordu. miyor! Ocakçı, gömleği kurutup getirmişti: 5 Ağabey, gömleği ütülettim de.. Ver Fikri, sokakta, potinlerini de boyatpantalonu, on kuruşa, bir ütü geçecektoz gibidir. Toz, nasıl, esyalan, durduk mıştı: ler. Mahmud Yesari I i (Arkaa var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: