3 Eylül 1947 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2

3 Eylül 1947 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CLMHUKİVK'l ı£> Sigarayı bırakmanın en kestirme yolu Sigaranın sthhate zararlı bir fey olduğunu hepimiz büiriz, jakat ona rağmen çoğumuz gene de içeriz. Bu jena itiyaddan vazgeçmenin çareleri hakkında j a bir çok jeyler yazılmtştır. Burada okuyacağınız yazıda Amerlkan doktorlanndan Martin Gurnpert, tütünü ntçin ve tıasü bırakt'tjvıı anlatıyor: Bir sene evvel, günde iki paket sigara Içen koyu bir üryaki idim ve bana, sigara içmeden çalışamam, düşünemem gibi gelirdi. Doktor olduğum için, tütünün zararını çok iyi bilirdim; fakat içime çekmediğimi ve bir sigaradan bir iki refes aldıktan sonra attığımı ileri sürerek kendimi teselliye çalışırdım. Fakat geçen senenin temmuzunda bir kalb krizi geçirdiğim zaman, tütünün Eihhat üzerindeki fena tesirini yalnız bilmekle kalmadım, bizzat tecrübe etmiş oldum ve bu tecrübe bana, sigarayı bir dakika içindt bıraktırdı. Tütünün zarar vermediği milyonlarca insan bulunduğunu gene kabul ediyorum. Fakat benim, sigaradsn zarar pörenler arasında bulunduğumu yakından öğrendikten sonra, bu itiyadı bırakmam Stadar tabiî bir şey olamazdı. Onun için, benim gibi, sigaramn zararmı nefislerinde hissedenlere de, derhal vazgeçmelerini tavsiye ederim. Sigaranın zararı bende kendini evvelâ pek hafif bir surette göstermişti. Nabzım normalden fazla atardı, vücudümde gizli bir hararet hissederdim. Fakat bunlara ehernmiyet vermez, yorgunluktan ileri geîcîiğine hamlederdim. Hattâ, bunlarm sebebini tütünde bulsam bile, büyük bir rıiahzur saymazdım. Fakat, kalbe giden damarların tıkanması demek olan «occlusion coroneire» hâdisesi başıma gelince, tütünün bünyem üzerindeki tesirini anî bir darbe ile anladım. Bundan sonra, bir doktor için, yapılacak tek şey, bu düsmanla alâkayı kat'î olarak kesmekten ibaretti. Sigaranın, kan deveranı ve bu arada kalbin vaziyetile yakından alâkası olduğu bilinen bir şeydir: Tütünün tesirile, vücudde cilde yakın damarlar büzülür ve zamanla bu hal kronik bir hastalık hüline gelir kı buna «thrombangiitis obliterans> yahud Bürger hastalığı denilir. Bu damar bozukluğunun başka sebebleri olabilirse de bir istatistikte Bürger hastelığına tutulan bin kişiden herbirinin sigara içtiği tesbit edilmiş, bir doktor da 948 hastauan 880 inin tütün kullandığını müşahede etmiştir. Bu hastalık el, kdl, ayak ve bacaklarda arada bir üşüme, bilhassa geceleri yatarken sancı hissetmeltle başlar ve gangrene kadar gidebilir. Bürger hastalığma bilhassa gene erkeklerde ve orta yaşhlarda tesadüi edilir. Sigara içenlerin hepsinde bu hastalık olmasa bile. tütünün o andaki tesirinin de aynı ârazı gösterdiği tecrübelerle tesbit edilmiştir: Yani, her sigara içtikten sonra insanın, cilde yakın damarlarmdaki kanlar çekilir, parmaJdarındaki hararet düşer, vücud harareti yükselir. Dr. Stewart ile Dr. Halla Brown 38 ile 81 yas arasında 17 kişi üzerinde bu hususta bir tecrübe yapmışlar ve bunlarm 13 ünde, daha bir Bİgaranın üçte ikisini içer içmez aynı ârazı görmüşlerdir. ayrıca sigara içmesi müsamaha edilmiyecek bir şey olarak kabul edilebilir. Burada şunu kaydedeyim ki, günde kırk sigara içmekle sekiz sigara jçmek arasında bu bakımdan fark yoktur. Çünkü kırk sigaranın bir günde yapacağını belki sekiz sigara beş günde yapar; fakat netice gene aynıdır. Dr. Joseph Herzstein'm yapt'.ğı tecrübelere göre, damar sertliği hastahğına sig&ra içenler arasmdc üçte bir nisbeünde daha fazla tesadüf edilmckte ve bunda az, çok veya orta derecede üryaki olmanın hemen hemen hiç farkı görülmemektedir. Kalb hastalıkları üzerinde mühim bir tetkik neşretmiş olan Dr. Levine eserinde şöyle diyor: «Sigara bahis mevzuu olduğu zaman, cskiden. hastalarıma, az içmelerini, meselâ günde 28 sigara içmelerini tavsiye ederdim. Fakat, tecrübelerim çok içmekle az içmek arasında fark olmadığını gösterdi. Onun için şimdi. kalblerinden ve kan deveranından şikâyetçi olartlara tütünü derhal ve kat'iyen bırakmalarını tavsiye ediyorum... Birçok t«crübelerle artık iyice öğrendik ki, tütün içen kimselerin kardiyogramlarında T dalgalarının düştüğü görülmektedir. Bu da, kalb adalesinde bir arızanm vuku bulduğuna delildir. «Diğer taraftan, gene tecrübeler, sigara içildikten hemen sonra alman kardiyogramlarla on beş dakika geçince alınanlar arasında fark olduğunu göstermiştir. O halde, tütünün yalnız sinirler üzerinde değil, aynı zamanda, doğrudan doğruya kalb adalesi üzerind« tesiri olduğunu anhyoruz. «Sigara, tekbaşına anjin husule getirmezse de, bu hastalıktan mustarib olanların daha sık buhran geçirmelerine sebeb olur. Onun için, anjln hallerinde tütünü derhal bırakmak lâzımdır.» Sigarayı bırakma bahsinde, tedric! usulün belki ruhî bakımdan ehemmiyeti vardır: Tütün içmekten birdenbire vazgeçmek yerine, bu huyu yavaş yavaş bırakmak ihtimal ki daha munis gelegilir. Fakat, bu ancak, tütünden bünyesi üzerinde pek fazla ve bariz zarar görmemiş olanların tatbik edebilecekleri bir usuldür. Halbuki, yukarıda saydığımız ârazi gösterenler için, yapılacak tek şey, derhal ve kat'iyen bırakmaktır. O gibi kimseler üzerinde böyle kesin bir karar, daha müsbet bir tesir husule getirir: Çünkü o zaman artık sigarayı «içilmez» bir şey olarak kabul «tmişlerdir ve sigarayı bıraktıktan sonra, sinirlerinde, kalblerinde hissedecekleri rahatlık onlara bu yolda devam için bilâkis büyük bir arzu verecektir. Ben şahsan, sigarayı bıraktığım gündenberi hastaJığımın hafiflediğini hi&settlm ve eskiden, tütün içmediğim raman duyacağımı zannettiğim baçdönmesi gibi hallere uğramadım. IHEM Sehir Havacılık Haftası Münasebetile haberleri Havacılıkta öııümüze malî vaziyeti ne olacak ? Belediyeıtiıt NALINA MIHINA En kıdemli askerî okulumuzda çıkaıt yeni bir fırsat Yazan: Şüphesiz ki, sigarayı bırakmaya karar vermek için, fena tesirlerini beklemek ve ncticenin illâ anî bir buhranla kendisini göstermesini istemek doğru değüdir. Çünkü Bugün hiçbir tesirini görmeseniz bile, yarın, Bürger hastahğından, damar sertliğinden veya diğer bir kalb arızasından şikâyet etmeniz mümkündür. Zira, sigaranın bir yandan nabzın atışını, bir yandan kan taıyikım arttırarak, kalbi fazla çalışmaya sevkettiği birçok tecrübelerle kabul edilmiş Şeker hastalığı da deveran üzerinde bir hakikattir. fena tesir husule getirdiğine göre, bu (Science Digestfttn) hastahktan rrustarib bir insanın bir de 7 yaşında bir kız tramvay Hasan ÂliKenan Öner davasırun altında kaldı istinabesi yapılamadı Dün sabah, 2657 numara'.ı vatman Baklnln Hasan All YücelKenan Öner davasının 1«tdareıindekl 98 nümaralı HarbiyeAkıaray tinabesi dün İstanbul Asliye 3 üncü Ceza tramvayı, Aksaraya dojru gitmekte iken Mahkemesinde yapılacaktı. Hasan Ali Yücel Sirkcci Hudavendigâr caddesindeki Azeri Bi de bizzat mahkemeye gelmifti. neraasının önünde. seyir isUkametine nazaran İıtinabe yolu ile ifadeleri almacak olan «ol taraftan sağ tarafa geçmek istlyen 7 ya eski Cezaevleri Müdürü Sururi Ermete. Orfindaki Ayrmr Çetinkaya isminde bir kız han Şaik ve Necdete tebligat yapılamadığınçocuğuna çarpmı; ve 10 metre kadar teker dan her dört »ahid de gelememislerdl. Mahleklerl altında sürükliyerek parçalamıştır. k«me, bu muvacehenln Ankara Asliye Ceza Hadiseye Savcı yardımcılanndan Büreyya Mahkemesinde yapılmasına karar vcrerek Soysal elkoyarak tahkikata başlamıştır. oturuma «on vermiştir. Yapılan tahkikattan elde edilen neticeye Gelmiyen otobiisler göre, Aynurun babası gedikli çavujlardan Haıira Çetinkaya izlnli olarak Çanakkaleden Tramvay İdaresinin tsveçe siparij ettiği otodün {ehrimize geteıiş, kızı ve karısile Sir büslerin taahhüd edilen zaman zarfında gönkeciden geçerken küçük Aynur çeker almak (Jerilmemesi ve hâlâ da ne zaman geleceğt İçin kargıdaki çekerci dükkânına doğru koş malum olmamajı üzerine Tramvay tdaresi înak isterken bu feci hâdise vukua gelmijtir. bu isi taahhüd eden firmaya bir telgrafla teessüflerini bildirmiçtir. Firma, otobüsleri Kaplama sanayii kuruluyor mertebe »üratle göndermeğe çalıMemleketimizde yeni btr kaplama sanayll mümkün cevabını vermlstir. Meıkur firmanın nin kurulmasına doğru husust teşebbüsler ta şacağı mümessili Elektrik İdaresine gitmlsraiından adımlar atılmaktadır. Bilhassa ceviz buradaki se de sözünü yerine getirmiyen bir firmanın •ğacı işliyecek olan bir fabrika kısa bir mümessili olduğundan kendlsin! klmse kabul müddet icinde kunılmus olacaktır. etmemlstir. MUmessll İsveçe giderek alakadar Yapılan hesablara göre memleketimlzîn olduğu firma nezdinde tejebbüalerde buluJtaplaraa ihtiyacı 200 bin metre murabbaı nacaktır. dır. Kaplama halen İtalya, Almanya ve kısmen Bulgaristandan ithal edümektedir. Halbuki bu memleketler. ham maddelerini 1936 Yazılan Itibarile Türkiyenln en aenesine kadar Türkiyeden almakta ldiler. büyük ve en güzel Kaplama sanayiinln gellşmesi için bir fabrlka kuracak müteşebbisler memleketin »eS t N E M A Mecmnası relik İhtiyacı olan 200 bin metr» murabbaı ceviz kaplamayı imal ettikten başka, ayrıea 1 milyon metre murabbaı kaplamayı da ihrac edebileceklerdir. Bir avcı, kendi tüfeğile yaralandı B U G Ü N ÇIKTI Üsküdarda Mühürdar çıkmazında 2 numaİçindekiler: Yedigün'ün tavzihirü rah evde oturan Aziz adında bir gene. dün bekliyoruz Yıldız okujrucularile •abah avlanmak üzere Çamlıca civarında Uzunçayır denilen mahalle gitmis, bir müdkonuşma Bahriyelilerin çok bedet avlanıp istirahat etmek üzere orururken ğeneceği bir film romanı. çalılığa takılan tetik, çifteyi ateşlemij ve çılcan saçmalar Azize isabet ederek ağır «uŞEHRAZADIN DOGUŞD rette yaralanmasına ıcbeb olmuştur. Yaralı Prenses Yayınevi P. K. 48. Şişli gene, ümidsiz bir halde Nümune Hastanesine kaldınlmıjtır. İnsan, medeniyet sokulmalıdır. Muh tarihinin masallartelif sebeblerle kula karısık de'virlerulması 1947 yılına rindenberi kuş gibi kadar gecikmis olan uçmak arzusuna ka uçak motörü fabripıimış ve bu emel kası, tepki motörleri Belediyenin Daimi Encümene verdi nihayet, Milâdın 20 nci asrı başında ger kan yolcu uçakları, sizi akşamüstü de imaline başlarsa, arada kaybettiğimiz ğini yaKİığımız yeni sene bütçesinin ilk çekleşmiştir. Uçuş denilmeğe lâyık ilk Londraya indiriyor. Yarın tepki motör kıymetli zamanı telâfi etmiş oluruz. müzakeresi evvelki gün Valinin iştira uçuşu, Amerikalı Wright ıRayt) Kar lerile mücehhez yolcu uç&kları saatte Çünkü görünüşe göre. havacılığın iskile yapılmıştı. Vali yeni bütceyi encü deşler 1904 yılmda başarmışlardır. Bu 1000 kilometre süratle uçacaklar ve bu tikbali tepki motörlerile mücehhez u men üyelerine izah etmiş, gelirin 26 mil uçuşu insanların kanatlandığına başlan gün tnotörlü uçaklarla İstanbuldan An çaklardadır. yon lira olmasına mukabil masraf için gıc sayarsak, iki Arnerikalı kardeşin karaya ne kadar zamanda gidiliyorsa, Uçak ve motör sanayiinde artık ileri en az 45 milyon liraya lüzum olduğunu göklerde dolaştıkları ilk uçak, kısa bir Londraya da o kadar zamanda gidile memleketlerin arkasuıdan ve geriden söylemiştir. Daimi Encümen, aradaki müddet havada kalabilmiş ve ancak 40 cektir. yürüyerek geç kalmak durumundan fark 19 ınilyon lira gibi büyük btr yekun mil, yani 65 kilometre süratle uçabiliki yıl önce. istanbul Teknik Üniver kurtulcnahyız. 1927 de Kayseri uçak tuttuğuna göre, hükumetçe karşılığı bu mişti. Dikkat ediyor musunuz? Daha «itesinde dinlediğim bir konferansta, fabrikasmı kurmağa teşebbüs ettiğimiz lunmadığı takdirde buraca bir şey yap henüz bir oyuncaktan pek fazla bir şey Almanların V2 uçar bombası 10 defa zaman, havacılığın hayatî önemini hakmak imkâınsızlıgınt belirterek bütceyi olmıyan bu ilk uçak bile o tarihteki büyütüldüğü zaman aya gitmek kabil kile kavramış, gerek uçak, gerekse uçak olduğu gibi gelecek ay başında toplana otomobiller ve trenler kadar hızlı idi. olacağını öğrenmiştim. Bu konferansta motörü imalinde acele etmek zorunda cak olan Şehir Meclislne vermeğl ka Kendinden yüz yıl kadar önce doğmuş dinlediklerim bana, daha ilk uçakların, olduğumuzu takdir etmiş olsaydık, şimrsrlaştırmıştır. olan vapurdan ise bir misli fazla süratli sıçramalar yapabildikleri bir zamanda, di bu işte aeemilik, talebelik ve tecrübe Yakında mesalsinl tatil edecek olan idi. Bundan tam 140 yıl önce yani 1807 Fransız havacılarından birinin o zaman devirlerini çoktan geçirmiş bulunurBüyük Millet Meclisinde belediye gelir ağustosunda, ilk defa başarılı bir sefer olduğu gibi belki bugün de deli saçması duk. Bugün değil, daha İkinci Dünya lerini arttıracak kanunlarm konuşulma yapan düz karinalı ve yandan çarklı addedilecek olan sözlerini hatırlattı. O Harbi patlamadan hayli zaman önce, sma baslanılmadı&ına göre, belediyenin Clermont vapuru NewYork ile Albany adam, arz, insanları besliyemez hale Türk mühendisinin v» işçisinin elinden bu yönden de ümidi kalmamıştır. (Olbani) arasındaki mesafeyi 32 saatte geldiği zaman, insanların seyyarelere çıkmış uçaklar ve motörler, Türk vataYeni Belediye ve Özel İdaıe bütçesi alabilmişti. İlk^ buharlı geminin saatte göçedeceklerini söylemişti. Yarım yüz nınm göklerinde, ayyıldızlı kanadlarile nin Şehir Meclisinde konuşulmasmm 5 mili bile bulamıyan kaplumbağa süra yıl önce delice sanılan hayaller, şimdi do!aşır, dururlardı. tartışmalı olacağı söylenmekte, hattft tile ilk uçağın hızını mukayese ediniz. hakikat olduğuna göre. bu Fransiz yüzBütün endüstri şubelerinde, olduğu bu durum karşısında Uyelerden bazıla Bugün saatte 30 mil yapan en hızlı başLsının muhal gibi görünen düşüncesinnın umumî istifa teklifinde bulunma transatlantik bile 4243 yıl önceki ilk nin, meselâ, bir asır sonra hakikat ol gibi havacılık sanayiinde de en mühim lan ihtimalinden bahsedilmektedir. mesele insan unsurudur. Bu insan unuçağın süratine hâlâ yetişememiştir. En mıyacağını iddia edebilir miyiz? surunu yetiştirmek için de iki yol varBir müddettenberi tç tşlerl ve Maliye süratli transatlantik Atlas Okyanusunu Roket denilen fen harikası, şimdiden dır. Bir yandan ileri memleketlere müBakanlığı müfettişlerirün Belediyenin 4 günde geçtiği halde, uçaklara bu Oksesin süratini geçmiştir. V2 yere inermali ve idart durumunu inceledikleri yanusu geçmek için, hergün biraz daha hendis ve ustabaşı göndermek, diğer ken 3O00 kilometre hızla uçmaktadır. yandan da bu endüstriyi kurmağa başmalumdur. elcsilen saatler kâfi gelmektedir. Daha Belediye bütçesi kontrolunun Şehir 1941 de, bir îngiliz püotu Atlas Okya Amerikada tahsilini ikmal eden yüksek lamak. Sanayide geri kalmış milletler Meclisine aid bulunması dolayısile mü nusunu 19,5 saat içinde doğudan batıya tayyare mühendisi Yavuz Kansunun hep böyle yapmışlardır. Bunun en mü1946 subatında yaymladığı cTepki U kemmel misalini Japonya vermiştir. fettişlerin bu incelemelerinln Belediyece ve batıdan doğuya iki defa geçmiştir. çakları» adlı kitabmı okuduğum zaman, Japonlar, buharlı harb gemisi değil. hoş görülmemesi ü«rine bur.ların BeleYarım asırdan kısa bir zaman içinde. yavacıhğın nasıl yıldırım süratile geliş büyükçe yelkenli gemi yapmağı bile diye binasından ayrıldıklan şayiası çıkınışsa da bu haber teeyyüd etmemlîtir. yıldırım süratile terakki eden uçak tiğini görerek başım döndü. Bu gene bilmezlerken 1868 den itibaren, mecnleMaamafih bazı llgill mahîillerde bu dü tepki motörü Myesinde 1000 kilometre mühendis eğer İkinci Dünya Harbi bir ketlerinin kapılarını Garb medeniyetihızla uçmaktadır. yıl daha devam etmis olsaydı, 1922 den ne ve tekniğine açtıktan sonra, görülmeşünü? mevcuddur. Bir kişiyi zor kaldıran ilk uçak bu beri tepki uçaklan ve uçar bombalar miş bir hızla ilerlemişler; aradan henüz Haber aldığımıza göre, müfettlşler yaptıkları teftlşlere dalr raporlarinı İU gün bir uçar vapur olmuştur. Bir ya üzerinde çalışan Almanların 1946 da3035 yıl bile geçmeden, İngiliz tersagün evvel İç İîlerl ve Maliye Bakan taklı vagon dolusu yolcuyu bütün isti Avrupa kıyılarından NewYork'u bom nelerinde öğrendiklerini mükemmel sulıklarına göndermislerdir. Bu raporlara rahat vasıtalarile kolayca taşımaktadır. bardanan edebilecek kudrette, V2 ti rette taklid ve tatbik ederek modern Evvelki gün Harb okulumuzun baygöre, Belediye kadrosunda b a a ıslahst Clipper (Kliper) adı verilen rahat yol pinde roket bombaları, hattâ tepki uçak İngiliz gemileri ayannda. harb gemileri yapmak ve gelirlerinde bazı geliçmeler cu deniz uçakları sefere baslıyalı ancak ları yapacaklarının Amerikalılar tara yapmağa başlamışlardır. 30,000 tonluk ramı olduğu için önündeki mcydan da temin etmek lmkanı vardır. Rapor ne 10 yıl olduğu halde bugün onların da fmdan öğrenilmiş olduğunu yazıyor. ilk mükemmel Japon drednotu da, bir bayram yeri manzarası arzediyordu. ti",esinin bugünlerde Belediyeye de 'oilmodası geçmiştir. İngilizl«r, Brabaron Gene onun eserinden öğreniyoruz ki 1912 de denize ' indiriımiştir. Japonya, Deniz subayları, gediklileri, erbaş ve dlrümesine intizar edilmektedir. admı verdikleri bir tip yeni yolcu uça Japonlar dahi 1945 te, fedai bir pilot 1918 de, yani Garba teveccüh ettikten erleri büyük bir kalabalık halinde, Değınm tecrübelerini yapmsktadırlar. Bu tarafmdan idare edilen 1000 kilometre yalnız yarım asır gonra. dünyanm üçün niz Harb Okulumuzun bayramnıı kutuçak 130 tonluktur. 24 yataklı kamara süratli bir intihar uçağı yapmışlar ve cü derecede donancnasma sahib bulu luyordu. Pek az istisnasile bütün amiÜniversitelilerin yurd gezisi rallanmiz oradaydı. Donanmamızdan Oniversite Talebe Birliği. büyük bir yurd ları ve kanad seviyesi üstünde 32 kol bunu Okinawa savaşlarında kullanmif nuyor ve İngilizlerle Amerikalıları endişeye düşürerek onları washington de emektar, fakat henüz emekliye ayrragezisi tertib etmişür. Talebeler. demiryoîu gü ruklu bir salonu, ayrıca 4 koltuklu bir lardır. madığımız Mecidiye kruvazörile muhlergâhındaki vilâyetlere uğnyacaklar ve bu sigara ve bar salonu vardır. Yolcuların 1945 te Amerikada ilk tecrübeleri ya niz silâhlarını azaltma konferansmı top ribler, denizaltılar ve aramatarama gearada Konya, Adana, Hatay, Gazianteb". Kay canı sıkılmasın diye uzun seferlerde lamağa mecbur ediyardu. 6eri. Sıvas, Erzurum, Kars ve Ankarada kon sinema filmleri de gösterilecektir. Bu pılan tepki savaş uçağı P. 80 1946 başınmilerimizden mürekkeb bir filo da Heyda koca Amerikan kıtasmı baştanbaşa feranılar, konserler ve temsiller vereceklerYarım asır Içinde Japonların elde et beli önlerinde sıra sıra demirlemişti. uçar vapurun sürati hakkında malumat 4 saat 13 dakikada katetmjştir ki, 1923 dir. verilmemişse de yeni yolcu ' uçakları, senesinde bu seyahat 27 saatte başarıla tikleri bu terakki, mükemmel bir Br Komutanlık binasının balkonunda, hepTıb Fakültesi Talebe Cemiyelinin nektir. Demek lstiyorum ki biz de, on sl gene olmak üzere, 9 amiral vardı. şimdi artık kolayca 450500 kilometre bilmiştl. açtığt eczane ların verdiği bu b&sit, fakat başarılı ör Mezunlara diploma tevzi edlidikten, kısüratle uçmaktadırlar. Nitekim AmeriAmerikada 5000 beygir kuvvetinde bir neğl, 1927 denberi. uçak. motör ve gemi lıc kuşatıldıktan sonra; çanlı sancağı< tstanbul Üniversitesi Tıb Fakülteıi Talebe kad.»o dp^ışt^ ,bindiğinj 4 motörlü bir Cemiyeti, yokıul talebelere p»rasıı 114e da Amerikan kara yolcu uçağı, Atlas Ok tepki motörü yapılmıştır kf bu, modem inşa sanayiiride tatblk «tseydik, 20 yıl mtziff altında and içme töreni yapıldı. ğıtabilmek İçin bir eczane açmıstır. Çehrive kocaman Amerikan lokomotifinin sonra. henüz bu Işlerin başlangıcında Bir fenc mezun konuştuklan sonra okul mizin tanınmıs ilâc depoları, eczaneye muh yanusunu 450 kilometre hızla geçmişti. beygir kuvvetine muadildir. bulunmazdık. komutanı albay Fevki Gürel, bir iki İstanbujdan sabahleyin kalkan Ameritelif ilâclar teberru etmişlerdir. gün evvel emekliye ayrılmış olan Deniz Amerikan bilginleri, mühendisleri, Bu gözlerin gayesi geçmişi, faydasız Tekel Genel Müdürünün vekili okulları ve kursları komıı'.anı Amiral teknisyenleri, Amerikaya davet edilmiş Tetkiklerde bulunmak üzere Avrupa ve surette tenkid etmek değil; havacılıkta olan Alman mütehassıslarınm da yardı tepki motörleri ve uçaklarile yeni bir İhsan Özel, deniz kurmay başkanı AAmerikaya giden Tekel Genel Müdürü Husnü Kortele vekâlet edecek olan Tekel Bamile şimdi. roket bcmbalarım ve uçak devir açıldığı şu sıralarda uçak ve motör miral Necati, çok güzel ve heyecanlı kanlığı mustesarı Huluıi Aykent vazLfcsine larını tekemmül ettirmektedirler. Müm sanayiinde kaybettiğimiz zaman ve me nutuklar irad ettiler ve gene denizcibaşlamıjtır. kün olduğu kadar gizli tutulan bu ça safeyi telâfi etmek için. gayretlerimizi lere Barbaroslardan, Turgudlardan ve Mekteblerde parasız yatıh talebe hşmalar neticafinde, kimbilir daha ne daha ziyade bu sahaya teksif etmek lü Atatürkten ilham alarak vatana öyle hizmet etmelerini söylediler. Bundan imtihanları harikalar vücude getirilecektir? zumunu belirtmektir. Havacılık tekniği sonra da tören, bir spor bayramı halinLise ve ortaokullara parasız yatıh girme **# önümüze, kaybedilmemesi lazım gelen imtihanları sona ermijtir. İmtihan evrakı de sevincli ve neşeli devam etti. Yavuz Kansu, bahsettiğim kitabuıın bir fırsat çıkarmıştır. Bu fırgatı kaçırmıBakanlığa gönderilecektir. Deniz Harb Okulumuzda ve Lisemlzde yalım. önsözünde tepki uçaklarından bahseEmniyet şube müdürleri arasındaki herşeyi güzel, cana yakın ve mükemderken şöyle diyor: ABİDİN DAVER değişikliklcr mel buldum. Yalnız, yeni yapılan binamMemleketin hava korunmast için İıtanbul Kmniyet Müdürluğunde, fube müyı, niçin dört katlı bir apartıman halinAlaçam orman yangıtu dürlerl arasında yeni nakil v« tayinler yabundan daha Snemli silâhlar tasavvur pılmıs, Üçüncü Şube Müdürü Zeki Teoman Orman Umum Müdürlüğünden blldirll de yükselttiklerini anlıyamadım. Geniş edilemez. Hararete mukavim, yüktek Birinci Şube Müdürlüğüne, Besinci Şube Müyer yoktu da Amerikanvari yukarıya miştir: evsafta ç*Hk halitaları ve hafif madendürü Süleyman Sargut Dördüncü Şube MUDursunbey Hçeslnln Alaçam ormanlarının doğru genişledik denilirse cevabım şuler üzerinde arnştırmalar yapthrsa bu Karadere mevkiinde 11/8/1947 tarihinde taat dürlüğüne, Tekirdag Emniyet Müdürü Feyyaz dur: Amerikada olduğu gibi yerin alda Besinci Şub« Müdürlüğüne getirilmislerdir. tip motör injostnm büyük vıüşkülâtı 12 de başlıyan yangının ertesl günü 12/8/ SABAH ŞEBNEMİ tına da bir iki kat sokmak mumkündü. 1947 gününde hemen önlendiği anlaşılmıştır. bertaraf edilmiş olur. Bu takdirde, taFrancala ve emsali yiyecek maddeleri Bu yeni binanın mimari bakunmdan da Esen çok şiddetli rüzgârın tesirile genişliÇİÇEĞİN RENGİNİ mamen yurd içinde ve Türk emeğile ne kadar ucuzlıyacak? yerek büyük bir tehlike arzeden bu yan Heybeli okulu camiasına yaraşmadığını, SOLDURUR MU ? imalât mümkündür, kanaatindeyiz.» Tırıncılar ve börekçiler, francala, börek ve gının bu kadar kısa bir zamanda önlenme renginin dahi, o bembeyaz binalarla pasta imali için lüzumlu has unun çuvalını pisinde; işletmenin teknik ve İdare eleman ahenkli olmadığını söylcmek isterim. Bu Bir gül goncasını müşahede edlniz. Türk Hava Kurumunun Ankarada yasadan 34 liraya tedarik edlyorlardı. Badema larının daima hazır bulundurulan söndürinşa ettirdiği motör fabrikası, önümüzÇiçeğin güzel renklerini ne jetınem, ne bunun 29 liraya Ofis tarafmdan fırıncılara me ekiplerile ve halkla yangın mahalline ye bina, muhitile bağda?rnıyan yüksek veıilmesi takarrür etmiştir. Yakında flatlar de kuvvetli bir yağmur soldurur. Bu deki Cumhuriyet bayramında açılacak tişer^k gerekli tedbir ve tertibatı almalarile zevkien mâhrum bir eserdir. Belediyeye bildirilecek, Belediye de bunlar renkler tabi! renklerdir.. tır. Fabrikanın tezgâhlarına bazı ilâve birlı'.:te bilhassa yangını haber alır almaz Yazımı, 62 gene mezuna, yarının Bardan tarifeye tâbi olanlara nark koyacaktır. 100 erle ve özel trenle mahalline yetişen Baler yapıldığı takdirde burada tepki mobaroslan, Turgudları, Piri Reisleri oünaBu suretle francalada dört kuruş kadar bir lıkesir Vali \ekili Nami Önelin, İdare âmirVakko esarplarının üstün hususiyeü lndirme yapılarak yarım kilolukların 24 ve de, parlak renklerinin sabit oluşundan törleri de yapılabileceği yaymlanmıştır. lerin:ji. Jandarma askerl birük ve halkın Iarı dileğile bitiriyorum. 250 gramlıklarm da 12 lcurusa aatılabileeekBaşlangıcda, yüksek hassasiyette tek takdire değer büyük yardımları olmuştur. ileri gelir. leri anlasılmaktadır. nik imalât için teknik personel yetiştiKongre Şen Şapkanm diğer bir mamulutı recek bir okul vazifesini görecek olan Kır balosu Hilâl Gencllk Kulübünden: KadıkBy Kızılay Demeği tarafmdan her olan Vakko eşarplan memleketin ileri motör fabrikamız, havacılık âleminde Güzel Sanatlar Akademisin.de Gö: »n lüzum üzerine 7/9/947 pazar günü yıl tertib edilen kır balosu bu yıl da eylu ;elen tuhafiye mağazalarmda satılmak yeni bir devir açan tepki motörlerini Yüksek Resim mezuniyet imtihanında musaat 1 "0 da kulUbUmüzun fevkalide toplan vaffak olamıyan Güzel Sanatlar Akademisi lün altıncı cumsrteti günü akjaml Euadiye Pl*i Gaıinosunda zengin bir programla ve tadır. Toptan tevzi yeri: İstanbul, Ye hemen yapabilecek ve bu motörler için tısı Goztepe Halk Odasında yapılacağından öğrencilerinden 18 gencin tekrar imtihanlara bir tecrübe lâboraruan olacak bir hale nicami No. 46 dadır. kulübe yazılı azanın teşrifleri rica olunur. girmelerî kararlaştırılmıştır. rilecektir. Şehir Meclisinde biitçe müzakeresinin çok tartışmah geçeceği, bazı üyelerin umumî istifa teklifinde bulunacaklan söyleniyor ABIDIN DAV'ER l ersine nakledildiğl tarihtenberi Heybelideki Deniz Harb Okuluna ve Usesine gîtmemiştün. Evvelki gün, bu yıl subay çıkan genclere diploma verme töreni münasebetile pek sevdiğim bu denizciler yuvasını tekrar gördüm. Ev\elki günkü son diploma töreninde Deniz Harb Okulumtmın şerefli hajatının 171 inci yılına bastığı söylenmiştir. Halbuki tarihçilerimizin tetkiklerine göre, bugünkü Deniz Harb Okulunun atası olan Mühendishanei Bahrii Hümayun, 1773 yılında açılmışür. Böyle olunca da okul. 171 inci değil, İ74 üncü yüdönümünü idrak etmektedir. Modern askerî okullarımızm ilki olmak şerefini kazanan Mühendishanei Bahrii Hümayun, evvelâ Heybeliadada değil, Halic tersanesinin bir köşesinde. pek mütevan bir şekilde kurulmuştur. Ve bir kaç defa yer değiştirdikten, fakat daima Halicde kaldıktan sonra, o güzel ve yeşil Heybeliye yerleşmiştir. Heybelideki ilk okul binası, deniz askerleri için bir kışla olarak 1828 de yapılmıştı. Üçüncü Seliın devrinde bir ingiliz filosu Çanakkaleyi geçerek istanbul önlerine gelmlş ve adaları üs olarak kullanmıştı. İkinci Mahmud, yeniçeriliği kaldudıktan sonra, hem adaları muhafa. ra etmek, hem de o müsaid muhitte deniz askerlerinin daha iyi bir talim ve terbiye görmelerini temin etmek üzere Heybeliadada bir kışla yaplırmışü. O vakte kadar Bahriye mektebi, Kasımpasada şimdiki Deniz hastanesinin bulunduğu yerde ve hattâ binada idi. Heybelideki kışla, bazı binalar ve cami ilâvesile büyütüldükten sonra, Bahriye mektebi 1266 da yani 1850 de veya erteBİ sene Patrona Mustafa Paşanın mekteb nazırlığı zamanında buraya nakledilmiştir. Bu suretle Deniz Harb Okulunun Heybelideki hayatı da 9697 yıllık bir maziye sahib demektir. Askerî okullarımızm en kıdemllsl olan Deniz Harb Okulunun bu kıdem şerefini göstermek için, varlığının esasını bilgi, ilerleme, yenilik ve yükselma teşkil eden bu okulumuzun Birleşik Amerika Devletlerinin istiklâlinden bir sene daha yaşlı olduğunu löylemek kifajet eder. Dayağa, küfüre dair PRENSES Şehzadebaşmda Yeni Açılan F ERA H Ş E N Y A Y L A G E C E BU SİNEMASINDA (Türkçe) SITKI) BU HAFTA ÜÇ FİLM BİRDEN 1 Bir sanat âbidesi: G Ö N Ü L L E R K A R T A L I C A N A V A R I AKŞAM, AKSARAY Gün geçmiyor ki, gazetelerd* bir dayak hfidisesi, bir dayak davası okumıyalım. Dısanda yediği dayağın daha dumanı üstünde İken bir de karakolda dayak yediğinden şikâyet edenler bile oluyor. İsin hazin tarafı, dayak iddialaruım, bütün tekziblere, bütün inkârlara rağmen, çoğu zaman doğru çıkması. Dayak cennetten çıknıadır, derler. Benim bildiğim, cennetten tıpış tıpış çıkılmaz. Oradan her çıkan kovularak çıkmıştır. Bunlardan biri şeytan. Ne matah olduğunu biliyoruz. Öteki Âdem baba. Onun islediği marifct de cümleee malum. Üçüncüsü dayak. İlk ikiain« bakıp onun hakkındaki hükmünüzü Bİz verin. Onlardan hırlı bir çey olsaydı, hiç değilse o yerinde kalırdı. Hangi taraf haklı, hanıgisi haksız, bilmiyorum. Dövenler ve dövülenler, gerçekten bu kadar çoksa, cemiyetin, tozlu kilim gibi pataklanarak temizlenir neviden bir nesne olmadığını, bilenler bilmiyenlere anlatmalıdır. cemiyettedir. Bu adam hakkında beraet karan veriyorum. Ona mukabil, buradaki dinleyicileri para cezasına manium ediyorum. Sanığa, iş . buluncıya kadar karnmı doyurması için her biriniz şu kadar para cezası ödemeğe mahkumsunuz. ayağmı çiğnerken, hakkını çiğneyip geçtiğimizi düsünmek söyle dursun, <Ayağını, ne hakla benim ayağımın altma getirip sokuyorsun, be adam?> der gibi, üstelik fena fena da bakıyoruz. Karıımızdakine çuvaldızı baürırken, kendimiz avaz avaz haykırarak onun feryadmı bastırmak fidet oldu. *** Bir hafta kadar oluyor. Galatadan geçiyordum. Büyücek bü binanın kapısı önünde simit satan, yalmayak, pejmürde bir çocuğu, bir zabıtai belediye memuru ite kaka yerinden kaldırdı, önüne kattı, tartaklıya tartaklıya götürdü. Her gün birçok örneğine rastladığımız için, zahir kanıksamışız. Bu tedib hareketini, önce pek yadırgamadım. Faiat, simitçi çocuğım, çelimsiz vücudünü dut silker gibi tartaklıyan bu hoyrat ellerin insafsızhğmdan ziyade, üstelik, zabıtai belediye memurundan işittiği cserseri!» hakaretini, gözleri dolu dolu reddedişi, beni kendimden utandırdı. Sırtında, çıplak tenine giydiği, bin bir yamadan yapılma, yağmurda ıslanıp güneşte kurumaktan rengi kalmamış mintanile; ayağında, diz kapakları yama turmaz hale gelmiş, paçaları lime lime pantalonile, dal kadar ince, zavallı boynunu doğrultmağa, parmak kadar boyunu yükseltmeğe çıhşarak, karşısındaki haksız adama, incecik sesinin yettiği kadar «Ben serseri dcğilim!» diye haykıran siSonra, dinleyicilerden paralan derhal toplatıp, bir de nasihatle beraber, sanığa dar haykırarak tte buçuk kuruş günde verdiriyor. liğini kazanmağa çalışan minimini gaKarakusî hüküm. Fakat böyle Karazete müvezzii de serseri değildir. Hattâ, kuşî hükme can kurban. gedikli dilenci kumpanyalarmın merhaBir de, salâhiyeti kullanma usulüne m«tli yolculara musallat ettikleri çoeuk mitçi çocuğun bu feryadı, hâlâ kulak dilencilere; köprü altında sabahlıyan dair bir fıkracık anlatacağım: larımdan gitmiyor. Bir ecnebi memlekette idim. Zabıtası sefil eocuklara da serseri demeğe dilim Kızgm ağustos günesinin altında, Bimit varmıyor. Simit satan çocuk da, küfe vt belediyesi, ilk vazifesinin halka yarbaşma belki kırk para, belki altmıs para altında yıpranan çocuk da, cılız ciğerleri dım, hemşeriyi korumak, yabancıyı ho« kazanıp, aclıktan ölmemek için hayatla daha on yaşma basmadan yorgun düşen tutmak olduğunu bilen bir şehirde. didinen bu bacak kadar çocuk, yantba gazete müvezzii çocuk da, hattâ dilenTrene binmek üzere istasyona gelmişşmdan akın akm geçip giden bigâne in cinin yiyim yeri yaptığı çocuk da, köprü tim. Hareket zamanma pek az kaldığı san kalabalığı ortasında, hakkmı tek altındaki facianın aktörü olan çocuk da, için, taksi şoförü, beni istasyon civarınbaşına müdafaa ederken, ne kadar bü bu cemiyetin, yani benim, onun, sizin daki taksi durağmda bırakmadı. trene yüktü! Bacak kadar boyunu yükseltme eserimiz. Elbirliğile silkip attığımız pe yetişebileyim diye, istasjonun kapısma ğe yeltenerek, öfkeden titriyen ince se rişan, sefil, ac çocuğa, simit 6atarken kadar götürdü. sile «Ben serseri değilim!> diye haykı değil, simit çalarken bile serseri deTaksi durur durmaz, yanımıza bir polis rırken, o, yalnız kendini, simitini, belki meğe ben, ne kendimde bir hak görürcemuru yaklaştı. Eli kauçuk sopalı, fade evde ekmek parası bekliyen yarı ac yorum, ne sizde. kat yüzü gülümser bir memur. Gayet yarı tok anasını müdafaa etmiyor, aynı *** sakin, ölçülü adımlarla geldi, bana sayzamanda, cemiyetin yüzüne bir sille saBir yerde okumuştum. Amerikadaki gılı bir selâm verdi, sonra şoförün yüvuruyordu. halk mahkemelerinden birine, bir hırsız züne baktı. Şoför, o sırada, benden taksi Onunla beraber ben de haykırmak is getiriyorlar. Mahkeme, bir zamanlar bizparasını almakla meşguldü. O da başını de adma şipşak mahkemesi denilen meştedim: Hayır, bu minimini simitçi serkaldırdı. memurun yüzüne baktı, kıpseri değildir, zabıtai belediye memuru hud cürüm mahkemelerinden biri. Her kırmızı kesildiğini, başını eğdiğini görefendi! Onun gibi, sokak sokak dolaşan, davayı beş on dakika içinde karara bağdüm. Tek kelime söylemeden, arabasını kaldırun kenarlarında sürünen daha lıyan neviden. O gün getirilen hırsız da çf>ti. uzakiaştı. yüzlerce ufak simitçi de serseri değil ekmek hırsızı. dir. Soğuktan donup yarılan, sıcaktan Meğer. istasyon kapısmın Snünde takHâkim, hırsızı sorguya çekiyor. AdakaiTUİup nasır bağlıyan ufacık ayakla mın uzun zamandanberi issiz olduğunu. îüerin durması vasakmıs. rile, kışın çamurlara bata çıka, yazın ac kaldığı için ekmek çaldığını anlıyor Yasağı. bu kadar vakarla, tek bakışla tozlara bularıarak, iki b'üklüm, soluk so Hükmünü veriyor: ihtar eden zabıta memuru, kabahat işleluğa yük taşıyan küfeci çocuk da ser Bu adam işsiz ve ac kalmıştır. Suç diğini anlayınoa utancından yüzü kıpseri değildir. SafTrt'n'TcarânliğınHah ge ondan ziyade, Yirminci asırda. bir ada kırmızı kesilip başını eğen şoför. İşte ccr.in ç£5 sa^line kadar, avazı çıktığı ka mın işsiz ve ac kalmasına göz yuman olgun cemiyet Yazan : ^ | Hamdi Varoğlu | tJAHİYE MUHAMMED HÜSEYİN 2 Türk filmcili^inin en güzel eseri: »•* (Türkçe) (Beiia Lo (VASFİ RIZA SUAVİ BEHZAD) 3 Korku ve heyecan filmi: MODERN A Y N U R Sinema Bahçesinde S E S T İ Y A T R O S U Sanatkârları T U M U B C A K Büyük vodvtl 3 perde Dayağa kadar gitmeden, haşinlik ve hoyratlık merhalesinde durup bir noktaya parmak basacağım. Salâhiyet denilen mefhum, çoğu kimsenin elinde öyle bir hale geliyor ki, canlı olsa utancından yüzü kızaracak. Hoyrat adamlar olduk. Hatır gönül tanımıyor, birbirimizin nazını çekmiyorıız; en küçük kabahati kebairden bir günah kadar büyütüyoruz. Büyüklü küçüklü hepimiz, boynumuza borc olan vazifeyi yerine getirirken, karşımızdakin« ihsanda bulunuyormuşuz gibi öyle bir tepeden bakışımız var ki canlar dayanmaz. Birbirimizin hakkmı yemeğe de ;^k alıştık. Kalabalıkti, yanımızdakinin 1

Bu sayıdan diğer sayfalar: