11 Ocak 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10

11 Ocak 1937 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ww “amdnuzmşo ğn10x 4fg vava YANE Yiv 171 0d) #oZnuko opyagog 7g XN205 XNÖNSE *(10p 9 pm Önilişyd eş Pi “orlt0p vE UALA Buykeyd SE sp 449 5) #IPYJPUME 9d) dare 989141, wv »n4na “ga yy ng “(429 9p pu9 49 op 'wPpj ap “43POpUDÖ Op “LOpDjpuD6 Op Sav 1G) “W004-İüryis e JO yazayord OY) 5; SULL, “ZIPUpUOJES (SAJE YARIŞ “Çuryabuş e 2p vş ay yi, ava 21) “UOOLUNYIS Sy) UT S4 Apyurej AA OAŞI OL “aTprUSA NOJES 1g MEL te 5 00 agd Op 24 1) “Guy “2g öy) pre gazap dip) "guos oy) 'çıdyyonL dı "ploylUğ OYA “goyyoupuzağ O) 'çaayyeypurığ a) 204 'nğo 'ouur *ed?g 'duu “gır “doknako ydon ra “310 IİO Oy) 18 zelal V Suruum s1 “UMOZg İN doyTej SU, ki "(199 9 pon Guy y “0400 “we SEE) “erime arm Bupkeyd s4 'ağa0on) 'UOS SH “AOĞYLOS Ere ar YY IYI “(Zoe 9 Tulms zi “ta “ep JOH) *Buos » Sinus 51 Arex uşyğnsp VH “dok1pe5 Owekıd "uu “YABIğ BANSIN “Coşoliyd op Buzlizıd 21 “49,pon 9p “unda s94)5178) “yroneyd oy Burkuyd S7 “a01yOM 91) “MOL SN ;5 di i i ii ; ii z | | | | opuşsoza W;s9y 1424Y497 Ulsdaop On Yu! Yurd “grularsyeg YUIĞIyizui SöyM) UrUdLUy(oN UEUz Zr Ağıpruro urur? uznunğupnyo m1ğop “yery “unAnyo Çuf —oZıluş yokk? UŞMmYO Ireyumg 275 “oyu “anpnsnunyo 1parey 0y3 u9 uoyadspır upusozm3u; pr zaumsuokıya WURÖ “maofrzek saye eydueınunyo uajapuyp pen IYATEMAGN MOZŞTIONI NURİ YI ZAUNZOİ EA Zrursıyeumyo LoyoUlaN OOZMĞUÇ red Sul sok; odrd ma 'O »(dünd 5 Buyıgus Ey VE) “oknyo deziy 414 'O Cama 9 Buşpa 23 8) *rrt0og * Tulyeai 51 VS “amainumzo eğNNON 30 9p PU YAAA Buşgıs 24 gejo sa pPupuDul 0d) *orodıd e İyon < SH ruaga'ısuaa aozıuloN! ağn up #ayeyo-kesa We uş Zuryis $/ Osye Joyoup 42 HORTLIYAN FAUSTA | — E kader böylel Ömrümlin sonuna kadar da bu iş böyle gidecek!.. Zavallı babam şimdi sağ olup da beni bu vazi” yette görseydi kim bilir beni ne kadar azarlardı, bem de haklı olarak.. Öyle ya! Kimseye fenalık etmedim, vicdan ve intikam borçları ödedim. Vicdanım müsterihtir.. Kimseyle alış verişim yok, onun için kimse bana taarruz edemez. Rahat rahat oturur bu karışık hadisele- ri pekâlâ uzaktan seyredebilirdim. Öyle yal Kral Hanri ile kral Filipin işlerin-! den bana ne? Madam Favusta Papa ve| iliseyle benim ne alâkam var?.. Bu aralık başmı çevirdi ve uzaktan Faustanım arabasile muhafızlarmı gör- Bü,. Başmı salladı — Halbuki işte ben yine, bana ait olmayan işlere burnumu o sokuyorum.. Yine ortaya atılarak herkesin işini ka» rıştırıyorum.. Sonra da cani yanan biri- si gelip de benden nefret ettiğini, beni| öldürmek istediğini söyleyince, aptal gibi yüzüne bakarak acaba ne için diye sormağa kalkıyorum.. Halbuki asıl bana aksini söyleyince hayret etmeliyim! Hele dur bakalım daha işin neresinde- yiz?.. İspanyada herkes bana karşı ge- ince, asıl © zâman aklım başıma gele- cek. Başını bir daha çevirdi, kafilesi artık görünmiyordu. A Act bir tebessümle güldü, sonra yüzü Tâkayıt bir hal aldı. — Eh! Ne yapalım?.. İşin içine bir| Mefa girdikten sonra dönülmez, işi bitirelim de ondan sonra düşünürüz. Buna benzer bişçek üzeştler gör düm., Ve çok şüklir böyle şeyler beni korkütmıyor! Şe Byle bir düşünceye dalmış- Kaustanın “ta ki, Madrite geldiğini görünce haycet 5 4 ğ j etti. Faustanın kafilesini hiç görmemiş- ti. Ondan evvel gelmelerine zaten imkân yoktu, İspanya kralı Filip Alkazar sarayında oturuyordu. #tdöyanın ilk işi oraya git- mek oldu. Malümatına müracaat ettiği saray zabitlerinden biri şu cevabı verdi — Majeste birkaç gün evvel Madsiti terkettiler. — Peki, kral nereye gitti? — Majeste, kendilerine tabi olmak istemiyen dinsizleri yolâ getirmek için ordunun başında Sevile gidiyor. Pardayan sanki hayran kalmış gibi tavır takınarak ciddiyetle: — İşte ancak bu büyük krala lâyık olan ulvi bir teşebb73.. Zabit, Pardayanın bu okşayıcı sözle- rinden memnun görünerek ilâve etti: — Kral dinsizleri yola getireceğine yemin etti. Hepsinin tanassur etmeleri Jâzım yoksa.. — Yoksa onları şişlere takarak mü- kemmel bir kebap yapacak! Yaşasın kral! Bana gelince böyle mükemmel bir manzarayı kâçırmak İstemediğim için, müsaade edin de sizden ayrla- yım, ! Ve Pardayan bunu sö çevirdi ve büt sızile Ö lerden geçen yollara daldı. Hakiki birer orman olan zeytin ve portakal bahçelerinden geçtikten sonra Korduya ve daha sonra Sevile birkaç kilometre mesafede bulunan Karmona şehrine vasıl oldu. Pardayan burada kral ordusunun ça- dırlarını gördü ve ordunun ne İçin e definden bu kadar az bir mesafede isti- pahate daldığım: osorunca şu cevabı aldı: — Çünkü giğeyd, been salı da, Salı erek atını isrdan tepe- li ni ii j z w İNGİLİZCE DERSİ (Her hakki Haber gazetesine sittir) İNGİLİZCE DERSLERİ Kendi kendine 1000 kelime ile (1 Numaralı Bravn ailesi resmiyle takip edilecektir. y İNGİLİZCE DERSLERİ playing with her doll, 6) — Who is playing the piano? — George is playing with his ball and babyis $) — Is şhe singing? — No, she doesn't (does not). — Mra Brown is. 7) — Does Mary play the piano? — Yes, she is. 9) — Is Mr. Brown writing a letter? — Yeğ, he İS. 10) — Do children like dolis? 5) — What are the other children doing? Buraya kadar olan üçderele birçok kelime ve kaide i bir gözden geçirelim. Çevrilecek lâ geçen deral salen resmidir. k baba nerededir? Bu dersimizde, bütün bu öğrendiklerimizi tek- rar ederek, Bravn ailesinin birinci tablosu üzerindeki çâ izte elimlelerin Türkçeleri şunlardır; 1) — Bu resim nedir? i — Bir koltuğa oturmuştur, 3) — Büyük baba ne yapıyor? — Pipo içiyor, 4) — Büyük anne nerededir? — Bu bi 2) — Bü; Geçen dersteki vazifeler öğrendi limeler ise muayyen “kızlar, be- — Giris do, but boys don't (do not). Burada baby, girls, dolls, boys ve children kelimeleri. nin harfitarifsiz kullanıldıklarmı gördük. Bunları göyle izah edebiliriz: Baby kelimesi burada, George'dan 8on- ra gelerek, o cümlede onun gibi adetâ bir has İsim yeri- ri tutmuştur. Öteki Jâalettayin kızları, bebekleri, oğlan çocukları ve çocukla” ri gösteriyor. Yani, umuma şamil bir mana taşıyor. Bu- nun için, muayyen harfitarif olan “the” kullanılmamış- bekler, oğlan çocuklar ve çocuklar” manasına gelmiyor, HORTLIYAN FAUŞTA — —————— 2 m günü yapılan her teşebbüs de akamete) uğramağa mahkümduz. — Halbuki biz Fransızlar da cum; günü uğursuz sayılır!.. Demek ki kral geceyi burada geçirecek, öyle mi? — Hayır mösyö, kral böyle batıl iti katlara inanmaz. Buaun için yoluna de- vam etti ve bu gece Sevilde yatacak! — Ya? Öyle ise Mösyö hoşça kalır, çünkü ben de bati itikatlara aldırmadı- ğım için geceyi burada değil Sevilde geçireceğim!. We Pardayan böylece tekrar yola ko-| yuldu. Nihayet'akşama doğru, zeytin, por- takal ve çam ormanlarını takiben uza- yan yolun sonunda kralla maiyetini gör“ dü. Yavaş bir yürüyüşle kendilerini ta- kip etmek işine gelmediği için, kesti yoldan ormana daldı, fakat birde: durdu: — Ne diye acele edeyim, diye söylen- di, mademki elime fırsat geçmiş, şura cikta durayım da, ufacık bir kafileyle Sevile gitmek çesaretinde bulunan bu kahraman kralı bir göreyimi Gayet şık giyinmiş ve dişlerinden tır- naklarına kadar müsellâh yüze yakın muhafız, ellerinde mrzraklarla, muhte şem bir arabanın etrafını almış olduk» ları halde yavaş yavaş İlerliyorlardı. Rengârenk kordelerle süslenmiş sekiz katır tarafından çekilen bü muazzam ârabanım içinde İspanya kralı Filip ipek. li yastıklar arasına uzantmiış dalgın dal- gın etrafı seyrediyordu. Altmış üç yaşmda bulunan kral çıplak alır, çi ânakları, kısa sakal ve bilhdesa bembeyaz yüzile adeta bir ölüyü sndırryordu. Çehresi asık ve 80- ğuktu. Pardayan atın: çevirdi ve bütin güra- ğe İE tile ormana dalarken mırıldandı: — Madam Faüstanın şen ve canlı bir millet olan Fransanın başına getirmeğe uğraştığı, bu abus çehreli kral mı? Al- lah göstermesin ?,. Fransa kızları onun yüzünü görseler, dudakla zel tebessümden eser kalmaz, Endülüsün merkezi olan Sevil o za- maânlar, bugünkünden çok daha ehem- miyetli bir şehirdi.: Ovanın ortasında bulunduğu işin barice karşı müdafaast oldukça güçtü. Onun için etrafında sur- lar inşa edilmişti ve şehrin içine kapı" lardan giriliyordu. Güneş batmak ilzere iken, Pardayan şehrin şimal istikametinde bulunan Ma» carenâ kapısından Sevile girdi. Bu yabancı kalabalık arasında gide ceği yeri düşünürken kendisine . güler yüzle bakan bir süvariye yaklaştı ve za" rif bir selâm vererek kendisine müna- sip bir otel göstermesini tiza etti, Yabancı adam uzun müddet Pardaya- nin Üzgüne baktı, Hâtta 6 kadar bakti ki, Pardayan adeta kızmıştı. Fakat ada mın bakışlarında öyle tatlılık, öyle bir samimiyet vardı ki yavaş ve tatl bir sesle tekrar sordu: — Müsyö lütfen bana münasip bir £ otsl veya bir han tavsiye etmek lütfu“ da bulunur musunuz? Yabinet adam uykudan uyanmış gibi sıçradı? — Okt. Affedersiniz, senyör., P£ © dılmıştım.. Bir otel mi istediniz?.. Ak kâzar sarayt civarında bir yer mi?, O halde mükemmel, Orada Kule oteli ver, hem çek rahat hem de sahibi 21” bâbımdır... Siz ecnebisiniz galibi? Hem” de Fransız keDeğil mi2. Ya, belli seir yör.. Çok memnun oldum. Şimdi eğe” müsaade ederseniz sizi bizzat oraya gö” ke a — O da bir koltuğa oturmuştur.

Bu sayıdan diğer sayfalar: