7 Aralık 1942 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 4

7 Aralık 1942 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Tarihin büyük davaları| Sen Jüst'ün akıbeti Rahmetli Abdurrahman Şerefin yaz'lığı bu ve bvna benzyen ön. saller müvaliâğa yaptığı sanılma. malıdır, Sesil Röno #minde bir isei kız Robespiyerin evinin önün, den geçerken başını kald.riş pen- cerelere bakmış, polis bu bakışm. dan şüphelenmiş, kızcağızı yaka. lamışlar, üzerini aradıkları vakit iki ağızlı bir çakı bulunmuş, kızcu. diz mahkemeye verildi, mahkeme derhal idarma karar verdi, Za. vallı işçi kız 1894 yılı haziranının 18 inci günü 54 felâket arkadaşiy. le beraber kırmızı gömlek giydiri. lerek (bir Fransız an'anesine göre ava baba katilleri dar ağacına gü türülürken kırmızı gömlek giydi. rilir, ihtilâl muheliflerini de byk ba çeşit katillerle müsuvi sayarak Siyotine gönderitken kırma göm, lek giydiriyorlardı) yük arabaları içerisinde Paris bulvarlarında do. Taştırdı ve sonra giyotin ile vaspı kesti, Başka bir misal: 1762 de İstanbulda doğmus olan Andre Şanye kuvvetli bir Fran, sz şairidir, İhülâ) başladığı vakit Londrada Fransız sefareti müste, Sarı idi, ihtilili sevinele, hararet le karşıladı, isinden istifa etti, Parise geldi, İhtilâlin en heyecan MN taraftarlarından kesildi, Fakat bir gün bu yapılan zulümlerin ar, tik çok olduğunu söylemek gafle, tinde bulundu, derhal mahkeme. Ye verildi, Zavallı Ardre Senyeyi ölümlen konvansiyonda o meb'us olan Kardeşi Mari Jozef dö Senye bile kurtarafnadı. “Eski kalıplar, da yeni düsüncelere can verelim” mi nm büyük şair; 1794 de gi. yı altımda can verdi , Simdi sıra Robespiyerin meelis- teki son muhaliflerine, umumi se. Yimet ve umumi encimendeii ar- kmlaşlarma gelmisti, Robespiyer son mubalillerini de yoketmek, ihtilâl muhakemesi yoliyle ölüme göndermek istiyor ve bunn hazır, lanıyordn. Robespiyer her Yakit. Ki yardımcısını, Sen jüstü şimal ordusundan Parise çağırdı. 1794 yili, temmuz ayı içersin deyiz, havalar çok sak gidiyor, sıcaktık kırk dereceyi bulmus, Ro, bespiyer $on hazırlıklarını bi- tirdi. 28 temmuz 1794 günü Kon, vansiyon'da umumi selâmet aza sından Korno'nun, Kambon'u a leyhinde çok şiöldetli bir nutuk söyledi fakat, Robespiyer dava sında da anlattığımız gibi, bu tek meeliste soğuk karşılandı: tiham edilenler Kürsüye gelerek kendilerini müdafaa ettiler, Mec. Ii ekseriyetinin Robespiyer aley- hindle olduğu apaçık Anlasılıyor. du, binsenaleyh Robetpiyer o gün siyasi hayatında ilk defa olarak meclisten istediği Klibi bir Karar alamadan ayrıldı; fakat henüz meticeden ümidini kesmemişti, o gece Jakoben'lerin kulübüne gitti, mecliste söylediği netku bazı ilâ velerle kulüpte tekrarladı, sid. detle alkışlandir. Peris belediye meclisine bâkim olan, icabında milli kavvetleri silâhlandınmak is. tediklerini zorin yaptırabilecek 0- Jan Jakoben'lerden gördüğü bu iltifatlar Bobespiyeri Yeniden ü. mide düşürmüştü, bir gön evvel merlise yaplıramadığı seyleri hir gün sonra yaptırabileceğini dü #ündü, Mes'ut, müsterih bir tavır. ia kulüpten çıktı; Şanzebre'ye doğru gezmeğe cıktı. Sen düst bu şiddetli çarpışmında tan ve deri Kobespiyer'in ya. Robespiyer Jako ip nutkanu söy. lerken © da umumi selâmet encü meninin bir odasında ertesi gün mecliste söyliyeceği nutku Yaz, makla meşzuldu. Gece saat on bire doğru encii- men azasından Kolo eneimene geldi; Kolo evvelep #aikoben'ler kulübünde idi, Robetpiyes'in ku- lüpte söylediği sözleri tekrarladı; €nelimen Ve Meclis azalar; aley, hinde söylenen bu sözler orada bulunanları bir hayli sinirlendir mişti, Kelo sözlerini bitirdikten sonra etrafma - bakımlı, açık ©, lan oda kapısından m odada yan Na mesul Sen TR örmüş, Derhal oraya Best, 8fkeh bir sesle Kenç mebu. - serin: — İtihamnameyi mi yazıyorsü- nur? Toplayan: Muzaffer Esen Sen Jüsi lâkayt bir tavırla tabii sesile cevap vetli: — Evet, öyle, hiç oyasılmıyor. sun, Kolo arkasından arkadaşları da gelmişlerdi, Sen Jüst bu adamla, ra birer birer baktı; aralarmda bir gün evvel mecliste Robespi- yer'le siki bir münakaşaya giriş, miş olmu Kamo da vardı Sen Jüst, Karmo'ya kin dolu gözlerile baktı ve: — Emin ol, dedi, yarın seni de unutmıyacağım, Sözlerimi dinle. mediğin vakit büyük bir ustalıkla foyanı meydana çıkardığını anla yacak ve sözlerimi pek beğenecek. sin, Bu sözler üzerine Kolo hiddetli. ni yenemedi, Sen Jüst'ün ilzerine atıldı * taraftan Ja “kim bilir diye haykırıyordu, senin <aplerin. de de seni ziyrtine götürecek ne müthiş vesikalar vardır.” Kolo, yorla rakibinin ceplerini araşlır. mak istiyordu, fakat öteki ayalar buna mani oldular, yalnız Scn Jüst hiç istifini bozmamıştı, ay- ni sakin ve soğuk sesle: —— Rica ederim, dedi, beni ra, hat bırakınız, Nutkemu bilreyim, Yarın meelise gitmeden evvel sa- na okurum, o vakit fikrimi anlar, sız. Bu sözlerden sonra tekrar ma. sanm basıma geçti, bülün zere yazdı. Karsıdak; odada isa eneik menin öteki azalar siddetli bir münakaşa halinde idiler, müte. madiyen birbirini kabahatli çıka, racak sözlerle gönül kırıyorlardı. Nihayet o gecenin de, her ge- sabahı oldu. Ri Günes bötün azamet Ve saşmasiyle «doğu- yor, sabah saat bes, Sen Jüst nut, | kunu beniz bitirmiştir, masasi. dap kalktı, kâğıtlarını topladı, en. «ümen Âzam olan srkadeslarımı soğuk bir tavırla selâmladı, ce- Kildi, tıpkı Robespiyer gibi gez- meğe çıktı, Yarım saat sonru he, yecanlı, Neşeli bir tavırla Bolenj | ermanında at koşturuyor Ve tahji bırk sakiz saat sonra aynı hizla giyotine gileceğini aklına bile £e- tirmiyordu, O gün yine wcak pek fazlaydı, | gök yüzünde bulutlar dolaşıyor, uzaklarda ufuklar yıldırmalarla yırtılıyorda, Umumi selâmet encii, meni heyecan içinde, telâşla Sen düstü bekliyordu, Halbuki Sen Jüst ormanlırdaki gezirtisini bi- törir bitirmez doğrudan doğruy konvansiyona gitti, halbuki encü. men arkarinslara sabahleyin yaz, «lığı nutku okoyağağını vadetmis 0, maamafih encümene verdiği siz de tamamiyle Yalancı çıkmamak icin su tarihi lezkereyi yararak gönderdi: (Devamı var) “Teşekkür © edem” dedi, “imdi nerede olduğumu söyleyin” “Bir müzedesiniz. Mahfazalarda. ki şekiller sizin gibi o nümüneler- dir, Fakat burada, der “hakika- ten yepyeni bir devir görmek isti- yorsanız, yerinizden kalkın ve Broj voy'daki sıralardan birine oturun,,. Yeriimden indim. Loş ve toz kaplı binaların ara- sından geçerken hayretle muhfasa. larin İçindeki o gekillere bakıyor. dum. Kayışlı ve sopalı, mavi bir şekle bakarak: ay canına! Bu bir polis” de. elbiseli d Yeni adaşım “Sahi mi” dedi, “bu mu polis dedikleri şer? Cok Kere kafa patlatmıştım. Bunlar ne m yarardı”? Ne işe mi yarardı?” diye Gini sıkılarak tekrar ettim. “Caddelerin köşelerinde beklerlerdi.” “Ha anladım” dedi, “adamları vurmak için. Mazideki içtimal adel- lerinizi bilmediğim için cehaletmi afbuyurmalısınız. Tehsilde içtimai #irihten ameliyat geçinlim, fakat kullandıkları malgeme çok külüs. türdü.” Adartın söylediklerinden bir şey anlamamıştım, fakat sormağa va- kit kalmadı, çünkü şu anda cadde- ye çıkmıştık, burada hayretler İçin, İ lerdir. Bu hükme göre, du "HABER — Akşam Poslah İngilterede davak cezası 1 66 | ene ee Canfeda , İngilterede, senelerden beri, bir mabikemenin dayak cezasi ver- diği görlilmemişti, Son zamanlar. da, Staratford mahkemesi. bu fa- Silaya nihayet vermis bulunuyor, Mahkeme, kabahat vepan 9 11 yaşında üç çocuğa altışar değ- Dek vurulmasına karar verdi. İngilterede, bir kaç aydanberi kuvvetli bir cereyan var. Şebirler- de cereyan eden bezi vak'ağı önüne geçebilmek için, tatbik edilmekte olan dayuk te. #alarının iadesi isteniyor, Hunan Sebebi ise 14 yaşmdan küçük bir gök çocuklarım, babelerinin as kerde, analarının fabrikalarda bu- lunmasi yüzünden sokaklara dö- riğir, Hâkimler bu gibi çocukları doğ- ru yola getirmek için, dayak ce- zalarından baska, diğer tedbir. lere de girişileceğini söylüyorlar. Bunlar, çocuk tefkilâtları, san'at işleri gibi şeyler olacak, bası bos kalan çocuklar, buralarda topla. nâcaktır. Deyli Meyi gazetesi, bu büdise- ler dolayrsiy); “Çocuklar, bizim kendilerine daka iyi bir dünya hâzırladığımız bir nesle setup bulunuyorlar, Bundan dolayı, onların terbiyele- rini düşünmek lizuadır."”, Diyor, SİNEMA ALEMİNDE Sinemalar ve Yıldızlar arasında son günlerin hâdiseleri MİŞEL MORGAN EVLENİYOR Avıupnda bulunan © madam Olga Horstige, Atlântik kablosu ile çekti, 8i bir telgrafta, (Mişel Morman, şk ve sundeş İçindeyim,, diyor. Yıldız, herkesin tahmini hilâfında,, Tan Gabenle deği, Vilyam , Jerari Marşsi isminde, yirmi beş yaşmda meçhdl bir gençle evleniyor. Bu yeşile çalan mavi gözlü kıy , zak kadm, anlaşılan, memleketinden uzuk yaşadığı gurbet o hayalını boş Ecçirmemiş. Amerikada © “korkung Seyuhst,, filmin; çevirdikten sonra, şimdi de, evlenme seyahatine çıkıyor. Bu, onun ilk evjenişi olacak, O ha) - de, bundau sonrakilerine intizar ede, bilirz. JAN KRAVFORD TEKRAR evlniyor Öyle ya.. iki tene kocadan © sonra tçlemek Jazım Jan Kravford, evvelâ Düğlas Fuyrbankala, söonru da Franşo We evlenmişti, Şimdi de, Pijp Terri ile evieniyor, Herhalde, bu çekingen İ va uysz) sanatkâr, onun *ki kocanın sevgisinden dül kalan elemli gönlünü teseik edebilecek kadar becerikilik gösterebilmişşir. Bakalım, bu evlen an'a ömrü, ne kadar olacaktır. Nişan merasiminde “yüz kadar er. kek ve kadın, döst bulunmuş tabla, to ikisini de çekiştirip durmuşalar » dır, Tesadüfe bakınız ki: Jan Krav. ford, nişan merasiminin ertesi günü “fantesi,, isminde bir film çevirmiş. Hiz şüphesiz, onun bu yeni evlenmesi bir heveskâçlık olacak , PORTEKİZLİLERİN HÜKMÜ İngilizlerden sonra, çimdi, Portekiz Eler da, 1041 . 1942 devresi sinema, cılığı hakkında kükümlerini vermiş - evrenin #inema komiteleri birinelden itibaren yöyle sıralanmak lâzımgeliyor: Rejisörlerden: Vilyam Uyler, Mi, çel Tayzin, Edmund Gulding, Klarans Brovn, Gran Velleş, Frink o Küpra, Preston Stürgen, Miksel Kürtiz. Aktrislerden: Birınelliği Dette Da vis kazanmış, Ötekiler de | şu sirayı takip etmekti, Jan Fonten, Kata, Hepbüm, Vivyen — Leyg, Marta ökot, Barbara Btanvik, Siryan Hag. vard, Aktö.e:den: Birinciliği Jams Ste. vari, kazanmıştır. leri, siraysa | şöyledir: Valşor Bromen, Orson Vel, les, Speüser Trasi, Jan Garflld, Brj yan Donlevi, Hümfrey Bogart, Kli Jânings, Şarl Boyer, AVRUPAYA GELMİŞ VE ÇEVRİL, MEKTE OLAN FİLMLER Dilber Linda Darnel Randol $ko' la birlikte, Foks atlidyosunda, “Sizu Bişi, ismindeki filimde, genç bir A. meriks yerli kızını temsil elmişlerdir. “İselâmd,, isminde çevrilecek film. de, Samimji Kar'ın cazı iştirik ede, cek ve bu gen komssdide, Sonya Hemi film kalıraman: bulunacaktır, Burda, Feliks Branvasartın d& rolü vaşdır, Bu filmlerin üçü Ge, Foks stldyo sundan çıkacaktır. M.GM, STÜDYOSUNDAN ÇIKACAK FİLMLER “bile ad Ey Gal; düsmindeki HAZ vılnda Sidi Garland ije Marta Eggert | şarkılarjle canlandırmaktadırlar. 1985 te “Butol Asilezi,, gibi bil film çevirmiş olan Şeri bu stüdyoda, Buje edilmiştir. KOLUMBİYANIN PROGRAMI Rita Kayrotla Fred Astorun çevir. dikleri “Biz, hiçbir vakit zengin ola, muyacağız.,, ismindeki filgden sonra Kodümbiya, Vestey Rüzlisin “Arizo pa,,sını, Jan Artur ile yeni bir akşö? olan Vilyam Holdenia iştirekile tem, #1 edecektir. Bunlerdan başka, atüâyo, (Frank Lüyd We Marta Skotun iştirak ettik, deri “Virjlaya, vatanpetveri,, Gregor! Rntof, Vermer Baksşer ile (o İsveçil alığrla İngrid Bergmanın iştirak e - decekleri “dört moteliklik setena,,d, Mik Murgay (ie Morlen, Miçel Jay. zenin The Lady İs Viliag,, »! çevir yaişeir. Marlen, bu Gilmi O çevirirken bacağını kardı. unutulmaz Logtoa, ki film çevirmeye an, Asbestoslu Adam YAZAN; STEPHEN LEACOCK 2 Brodvay! Bü mümkün müydü? Değişiklik körkünç derecede İdi! Benim bildiğim uğultu seyrü se ferin yerine bu sessizlik ve yosun tutmus harabeler kaim olmuştu. Bü- yük binalar asırların, rüzgâr ve ba- vanın yıpratıcı tesiriyle harap ol. muş, duvarlarını yosun ve haşarat kaplamışlı! Mer yer sessizdi. Hiç bir vesait yürümüyordu. Tepemizde teller görünmüyordu, hayata dair ne bir ses ne bir hareket mevcut. Mu, yalnız şurada burada yavaş ya- Yaş gidip gelen adaşanınki gibi ay ni asbestos elbiseden giyinmiş, tüy- söz yözlü, namütenahi yaşlı insan şekilleri öze çarpıyordu. Aman Yarabbi! Bu benim gör. meğe İşlahlandığım Fetih devri miydi! Ben daima, neden bilmi- yorum, İssaniyetin terakki etmesi lâzun geldiğini düşünmüştüm. Bi- zim kurduğumuz medeniyetin ba. rabeleri üzerine çöken bu perişan. hık dilimi dolaştırdı. Caddenin 5'esinde berisinde fak sıralar vardı. Oturduk. Asbestostu adam zin zamanı y- SACIT VPOLA TER nızdan beri” dedi “lerakki var, de. ğü mi?” Adeta iftiharla konuşuyordu. Güçlükle soluyarak bir sunl sor. düm. ““Olomobiller ve kamyonlar ne- rede?” “Ha onları çoktan başımızdan defettik” dedi, “kimbilir ne Kadar berbat şeylerdi. Ya gürültüleri!” Asbeslos elbisesi bir titreme İle hi- şırdadı. “Fakat nasıl geziyorsunuz?” “Geözmiyoruz” diye mukabele et, ti. “Neden gezelim? Burada olmak. Ja berhangi bir yerde olmik müs vidir. Yüzüme" sonsuz bir ümit likle baktı, Bir anda kafama binlerce sual hücürm etti, İçinden en basilini sor. düre, “Fakat işinize nasıl gidip geli. yorsunuz”” “İşimize mi!” dedi. “Artık iş yok, Tansav," En sonuncusu asırlarca evvel ya. pıldı, binti» Yüzüne bir müddet" ağrım açık İ 7 ZİLKKANUN —) Türk tarihinde kadınları Kadın Yazan: RIZA ÇAVDARLI (ÇÜNCÜ Muradın en büyük akıl hocalarından birisi (Capfeda issdın; #smindeki hatun olduğunu söy. Viyecek olurmk bu kimsen'n hayreğe düşürmemelidir. (Canfeda kadın) yalnız Üçüncü Mu radın (Haremi hümayun kethüdalığı.. 41) yapmı; aynı zamanda devleti idare eden “devlet erkinnm” da en nürüzlü bir uzvu bulunuyordu. Bu sırada “devlej erkânı” yani padişah ile beraber devleti idare eden ler şunlardı: Nedim şehriyar: Şemsi Ahmed Paşa, Darülsüsde ağası Ga. zanfer ağa, Tacültevarih sahibi şeh. ziyarm emeallimi hoca Sadetgin efen. di, bir de Haremi hümayun ketbi, dası (Canfeda adım). Bu beyelte (Canfoda kadın) in oy, nadığı roller pek büyüktü, Meleğin nebi için Şitiimmsr icabeden kararlar. — bir çocuk inadiyle onu kabul et. miyen ve muannid halini terketmek | Yele yen padişaha hemen heyet Can | feda, kadını götürür: — Kadın efendi, siz aklı, kâmil i sizlerinizle bunları padişahımızın ih | süne solum? Deniyor, (Canfeda kadın) da padi. saha, önün mlzasını uygun giderek istenilen şeyi kabul ettirirdi, Bu bir tamil olmaştu. Haştâ Üçüncü Mu. rad bunu birçok defalar izhar ot. mişi — Ah şu kadm olmasa! Demişti, (Cazleda kadın) m gelişi gözel hir kadın olmayıp, siyasete, iareye vâ. kıf, hağtâ birçok vâkıf olanlardan bu işlere daha İyi nüfuz ettiği anlaşıl, maktadır. Bilhassa adaleş bahsinde (Canfeda kadın) im çok ileriye gikti, ğine ve kadınlık hissine wağlop el. madığına da birçok defalar delildir. Bunlardan birisi kardeşi Çibrahim Paşa) baklundaki meşhur hükmüdür. Kardeşinin tıymet ve tabiatının ak. si bir hale sahip olac (Brahim pa. yJ, Canfeda kadınşm O İcardeşi ol maktan mütevelli bir gurur ie şe İ mardıkça, şımarmış, yapmadık poza. let, zulüm bırakmamıştı, Mele vali. #i zamanında bu zulmü o kadar İleri. ye gölürmüştü KI, önünş gelen bir adamın karısına veya malma göz koyduğu zamaân,hemen havai birisiy. Ve zavallınm kafasını uçurtaru,, ka. rının, manlımın üzerine konardı. Onun bu hajinj uasılsa (Canfoda kadın)a söylemeğe cesareş eden yok. tu, Vak'a (Taciiltevarjhi Hacı ho, <a Sadettin elendiye anlatıldığı za. san Mumaileyb: — (Cenfeda kadın) gayet ükile bir Yatundur. O bu sözleri ehemmiyetle dinler! Demiş fakaş muhataplarının gös. terdikleri korku karşısında: — İsterseniz ben anlatayım. Sözünü de ilâve eylemişti. Ve va. #iyeti olduğu gibi gelip kadına an. İatti, Terbiyeli kadım düşünür gibi durdu, bakakeldım. Sonra döndüm bir ke.| re daha harebelere ve caddenin öte.) sinde berisinle yürüyn asbextoslu! şekillere baktım. Hislerimi toplamağa çalıştım. Ru akja hayale sığmıyan istikbal mw. ammasını çözebilmek için usulü da iresinde başlan başlıyarak © hallet. meyi düşündüm. Bu duraklamadan sonra “anlagıl dı,, dedim, “bu mühim işler benim devrimdenberi vuku buldu. Bunlar) site usul dairesinde sormak ve si. zin de bunlara birer birer cevap vermenizi isterim. Evvejâ, iş yokla ne kasdeltiniz?"” Garip adaşım “evet” dedi, “ken di kendine ortadan kayboldu. Ma. kine işi öldürdü. Halırladığıma gö, re sizin zamanınızda bile ax çok) makine varmış. Buhardan çok İsti: fade etmiş, elektrikle iyi bir bax Tangıç yapmışsınız, halbuki ışık kuv; vetinden hemen hiç bir istifade te, min edememişolduğunuzu zannedi yorumu” Başımla tasdik ettim. “Bunun sizin bir İşinize yaramı yacağını düşündünüz. Makineleriniz tekâmül citikçe, iş daha çoğalmağa ası! ça artt. Bunun ürerine telâşa düş tünüz, fakat iş İşten geçmişi, di yaptığınız makinenin çarklarına| — Efendi, dedi, Hükmü verilmesi için biğaraf iyi ! sapılması lâzımdır, — Eği doğruysa, rulmü yapan ks nisa, hakkın ve adaletin döşmelidir. Dediği gibi de yaptı, © gönderdiği adamlarla İben om halini tetkik eştiridi. Hajk şikâyetinde haklıyd Lirşok fenalıkları bile söyle Bu vaziyet karşısında böyü dının yapacağı jik iş hemer Bi İstanbula getirtmekti. ibrahim Paşa da bir emi bula davet edildi. Paşa ta biç bir korkunun tesiri altır dün İstanbula geldi, Hiçbir nemezdi, (Canfoda kadın) $in# tek bir Jkırdı söyleme bir fenalık etrmek hangi bal hangi bahadırın bir işiydi? 7 cür'et edebilirdi? Hattâ İbrahim Paşa yold Wrken birçok mallar toplan dan vaz geçmemiş, onları d rinde İstanbula getirmişti, Yalnız İstanbula gelince aündüğü gibi olmadığını anl bim Paşa yaka paça mahke idi, İçeriye takıldı: — Ben Canmfedu kadının yim? Bözü para eşmiyor! — Onun emriyle mahker coksiniz? Cevabını alıyordu. Paşanm bütün günshları dökülmüştü. Canfeda kadını mahkemenin neticesini bil, saman, koca kudın sordu: — Bunun cezası için ad emreder, Hâkim oovap verdi; — Kuman kısas lâzımdır, b Canfeda kadın hiç sesinj dan kalkti, Padişahm yanı Biraz sonra ondan aldığı or rip kâkime verdi, Bu, İbraf nn katil fermanıydı, Gözü y Nefes almanın üç a; şekli Londra doktorlarından k insanım karakterini, ruh tini iyice anlayabilmek içi küte şayan bir nazariye Bu doktor, kendi icad bir ciğer dinleme aleti il yere ettiği adamın De Sur fes aldığını keydedebiliyor. üç türlü nefes a'ma beyde İnsanların bir kısmı, um kaldırarık nefes alıyormu kısmı ise, neles almasmı İkinei kışımdakiler, sak rakterli kimselermiş, Üçür mu dahil bunarlar da, ; li kimselermiş ki, zemar yaşıyan adamların ekteriyw kısımdan bulunuyormuğ, Amerikada kahve buh. Pirleşik Devletler Ameri Aa kahve kıtlığı baş göstere 5m tasavvur edebilirdi. Ce merika İle alp verisi ye Brezilyadana istediği kadar vetiMtmesine ne engel var” Amerika gazetelerinin Y. na göre, bugün, Amerikâann. ve mevcudu, yalnız 300 bim Yine aynı gazetelerin Ya? “öre, bu kışlık, kahve diva Brezilyanın, denizlerdeki £ ler dolayısiyle, Kendi vapur Şimali Amerjkava kehva wi memesi yüzündenmis, Bu k ikinci sebebi ise, kahve de İborsava girmiş, Bir takım aç ndamlar, aldıkları kahveler 'ıyor, sonra gizli gizli yük satıyorlarmış, “Hükümet, bu yolsuzluğu

Bu sayıdan diğer sayfalar: