16 Kasım 1933 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

16 Kasım 1933 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

MİLLİYET Türk Mimarisinde Yeşil Cam Pek derinlere gömülmüş elan Türk mimarisi tarihi, Konyada Selçuk Türkle- #'nin inhilâli ile hayatından bir sahife ka- padırken diğer taraftan Bursada (Osman- İ: Türkleri mimerisi) mamiyle yepyeni bir sahi'e eçmışt. 1263 den 19.8 tarihine kadar alir bu- çuk asırlık bir zamanüanberi cenuptan | Arabistanı, şark'an İrana, şimalden Vi- yana hudutlarına kadar serumiş geniş öl- kelerde Türk hâkimiyeti yaşamış bütün etmiş olan Osmanlı Türkleri mimarisi kendi çerçevesi dahilinde bu altı buçuk y ayrı hususiyetlere malik dört devreye ay.ılm. (1) Bu dev- re'erin hiç değilse zaman ve taril gözden geçirelim ki mevzubaharmız olan Türk sanatı iile mev en ürk 1 BAŞLANGIÇ DEVRİ: Ormanlı devletinin kuruluşundan İstanbul fethine kadar o başlayıp o dovam eden mimari (1263-1453). li — YÜKSELİŞ DEVRİ: İstanbul fethinden Üçüncü Ahmede kadar yükse- len mimari (1453-1703) Il — SARSILIŞ DEVRİ: Üçüncü Ahmetten İkinri Mahmudun saman na kadar devam eden B:rok — tarzı (1703- 1808). : IV — ALÇALIŞ DEVRİ: İkinci Mahmuttan meşrutiyetin ikinci defa ilâ maa kadr devam eden (1898-1908). İşte Osmanlı mimarisinin dört mühim | safhasını bu hudutlar dahilinde çizdikten sonra birinci “devreye | PAŞLANGIÇ | DEVRİNE, avdet edelim : Osmanlı mimarisinin en şayanı dikkat devresi başlangıç devri olduğu halde mi- | mari tarihim'zin tetkik ve tesbitinde ta- raf mızdan en çok ihmüle uğramış dev- re de budur. Bu devre eserleri kronelo- ji # rasiyle eyi tetkik” edi irse Osmanlı mimarisinin ç k şımullü bir mahrumi- yet içinde ne asil bir heyecanla, ne te miz bir mefküre ile doğduğu bütün ba- kkatleri, bütün ves'kaleriyle görülür; bu ves ka'arı göre bilmek ve okuyabil- mek için kitan'ar. beyhude karıştırınak« tan ziyade bu binal:rın için'e ve etra' m- da o binanın kurulmasını emreden büyük- tem tutunuzda mimarının taşçı ustası nn, dıvarcısırın hülâ:a ta harç taşıyın amelesin2 var.ncaya kadar bütün emek- tarlarının bâleti ruhiyelerini temessül sirrm: bilmek Bizimdir. Başlangıç ii hir etiit olmak iti- bariyle çok tabiidir ki Yükseliş eserleri- mize nisbeten tekrikte cok zaiftir. Bu taki dört beş me'relik bir k'smın, ayni ve mü en zr diğer parçam sekiz - on santim eksik veya faz'n bulu; o-um; bir kukbe al na murabbı olarık yükselti. #mek istenilmiş duvarların dıl'larında te- | tabuk bulamıyorum ve yahut tamamiyle | mu'anaz'r yapılan bir bitanın o medhal mihverini mi rap ve kubbeler mihverin- din ayrılmış buluycrum, bu hakika'la rm man*sı Türk mimarisine hürmet © dinler için ne kadar parlaktır: demek ki Osmanlı Türkleri kendi sanatlarının do- #umunda şuurlu bir k skançlıkla sanıt kârların: kendileri yetiştirmişler, ve ec- n:bi mimarlara tenezzül etmi, ken- di acemi ustala-ıyla işe başlamı 1 rdır. Bursada d'rt beş metrede on santim ba- taya düzen BAŞLANGIÇ devri sanat- kârlarının 8 endi mesaileriyle yük- sel tikleri sil bürünür yarattığı sanat- kârlar yükseli: devri mim-risini vücude gtizmişlerdir. Meselâ y: k eliş devrinin henüz ikinci müh'm eseri olen Şehzade (1) Gerçi bu devreler şimdiye kadar, Döv- yi iptida, devri isil, devri inhitat diye öç isimle anılırdı; halbuki devri inhitatta üçün- cil Ahmetten İkinci Mahmut zamanma kadar (Barok) iam'ni alan garpten gelme ve bir Şahsiyet taşıyan bir mimari devam ettiği hal- de ikinci Mahmut zamanmda yine garpten gelen (Ampir) İstanbulda bir aralık çehresini gösterip kaybolduktan s-nra memleketimiz- de sanat ve üslün namına hiç bir sey kalma de. Binsensleyh bu zamanı da bir İs'm ver. mek ve şu suretle dörde ayrılan her devreyi isimlerle kendi hususiyetlerine yad. im ki yukardaki tas. nif bu moktai nazara göre yapılmıştır. camiinde büyük kubbeyi taşıyan dört ta- pe fil ayağının (direk makamında kaln ayı rekdiğerine olan mes: m. dir.Bu dört mesafede bir pr eksiklik ve artıklık yoktur, Bu ayaklar. dan tekrar beden duvarlarma atlayan 86- kiz kemerin mesafeleri o 5,72 dir. Bun- İar.n bir tanssinde bir tek tantim ayrılık yoktur. Merak eden gidip ölçebilir. Ca- m'in teknik bahsını buraya sığdıramam; fakat bu titizlik akıllara hayret verecek bir hâl değil midir? Binaenaleyh. başlangıç eççreindeki kütün acemiliklere muzaaf hürmet beslemek eks Başlangıç devrindeki ocami mimarisi bir tek tip üzerinde başlamış ve devam etmiştir; hatto, İstanbula kadar bu tip geçmiş çorada bile Mahmut Paza. Atik Ali Paşa Aksaraydıki o Murat Pasa ve daha bazı binalır vücude getirdikten son ra nihayet; #stat Hayret'inin kuvvetli bir hamlesiyle Bayazıt camii kompozisi- yonunda mühim bir değişilklik, Başlar- gıç tipini unutturmuştur; bu tip yazi ile ö ; kalır ayaklar ve küçük kubbe ve to- li ile cumi cehhesi başlar, medhalden mih- raba giden mihver üz-rinde iki büyük kubbe sıralanır, birinci kubbenin altına girince asıl namazşrâh olan kısım, birkaç kademe ile çıkıle bir set üzerindedir, burada menter v» mihrap vardır; bu na- mazgâh çıkmadan -ağda ve solda yine İ setler üstünde, asıl binadan genis ke- merler'e ayrılmış sağlı sollu açık kısım- lar vardır ; ve b zılarında yins sağda sol! da o zumanki cemiyet hayat'na göre bü- tün konfcru haiz odalar vardır, mileri : üst ka'larında bile mütead: dalır vardır. meselâ Yeşil ezmide dört büyük oda zemin katında kalma gi il ba düre at yediri- ee müin içinde arm #tr. Şa halde bunlar birer cami olmakla beraber avni zaman- da birer içtimai müessesel r olluğu mi- mari ifedesiyle ds tekarüz ediyor. Bu mulkaddemevi yaptıktan sonra ar- tik doğrusa Y : Çelebi Mehmedin b şlayıp 1419 tari- binde inşaa'ını tatil ettirdiği (2) Yeşil cami başlangıç devrinin en parlak kir ya- digârı olarak Türkün, hatti bütün se riyetin k'Ibinde yaşa an bir abidedir. Bunu yapanlar kanısını » üstünde büyük ve mufessal kitbaedeki ar: p a ifade ra smda (.. Düny, çiçel lsrivle ahret bah- çesi yaptık...) diyorl r ki ha'ikaten bu Şiçeklerle öyle bir ahret bahçesi yapmış- lardır ki insen 5“ ca'nfin içime iken yir- mize cs“ en süslü dünya bahçelerini Onutur, burası bugün de, en “sır sonra da renkle i solmayan, | bozulmayan ve medası geçmeyen çok sana'lı vs zengin bir çiçek bahçesidir. Başlangıç camilerini torif ederken a7- nen Y şil enmiin de plan ve tipini de ta- rif etm ş oldek, tezyinat kısımları başlır <a taşlık, çinicilik, demirci ik, oymacı ve maraxgez'uk, a'çı ve nakış şutelerin- de yükselmiştir. Taşçılık isi kundan evvel yapılan Yal. dırım camiindeki kude'i eşamamışlır b:lki de ayni ustalarda. şanlar olmuştur, Fnlezt miş ve coğalmıştır ile kadını ifade edeyim: Yıldırım ca- münde ikiyüz twwçı gündeliği gittiyse, Yeş'l camide 8-9 yüz gündelik hare m- mışlur. Binzn zexin katında mevcut 14 | pencerede haricen silmeler. e | ve istalaktiklerle tezyin edilm'ş ve derin mahrumiyete rağrnen da da mermer kullanılmıştır. Fakat şurası çaya nı dikkati ki yeyrederken aynı tesiri veren bu poncerelerin hepsi ayrı ayrı re- #imlere göre yapılmıştır. Anlaşılan ker pencere bir ustaya tevdi edilmiş ve her usta verilen esas direktif dahilinde kendi zevkına göre çalışmıştır. Bu hinala hepsinden çök taş ve mer- ay Bip ate bakalim ke- limesi yerine tatil kelimesi kullanılmıştır. Milliyet'in edebi romanı; 42 Yakası kapalı lâcivertiş elbise- e mi giydiğim zaman aynaya baktım. Boynumdaki leke görünmüyor. Aşağıya indim. Mahir Bey git- miş, hanımefendi kahvaltıya beni bekliyor. — Bonjur ( Çiçek'im. Naslsıh yavrum. Uyudun mu? Hanımefendinin yüzü sapsarı, gözkapaklarının altı halka halka.. — Teşekkür ederim hanımefen- diciğim. Geç kaldım galiba... Hâ- lâ başım ağrıyor. Gözlerimin içine bakıyordu. — Fakat akşam, ne iyi eğlendik. — Bahcede iken evet, fakat dö- nüş pek fena oldu. — Peki ya gece! — Gece.. Kâbuslar, — rü; ya Fakat dün herhalde bilmiyerek öte ye beriye çarpmışım hanımefendi- ciğim. Vücudum çürük içinde! Her zamanki miki O yanaklarımı acıtacak kadar sıktı: — Ah pek yazık olmuş benim gü. İ KIR ÇİÇEĞİ (İnkılâp Romanı) BURHAN CAHİT: zel Çiçek'ime.. Amma o kadar gü- ki seni hırpalamak bile zevk w ği j Hanımefendinin ne demek iste- diğini anlamıyordum. Galiba ser- semlik devam ediyor. Yahutoda saçmalıyor, Hazırladığı tereyağlı ekmeği ağ- zıma verdi: —Buğün akşama kadar otursak. mefendiciğim... Bana yazık de- il mi? Dedim. — Doğrusunu ister misin Çiçek. Ben senin artık işe gitmeni istemi- Senin ihtiyacın yok. Ne istersen yaparım. — Fakat hanrmefendiciğim, ben kimsesiz bir kızım. Ne zaman olsa çalışı mecburum. Her zaman ie Eee beni elimden unuz, evinizde yer gösterdiniz, bana en yakın akrabanız gibi mu- gitmesen... Sösizle | mer serfedildiği helde Gülirini devrin. de taş yok'uğu burada daha bariz bir şekilde görülür. Taş o kesmelerinde hiç Bir usule tabi o'mazan her taşı kendi ce- samet ve şeklin» o görs murabba v:ya mustalil bir şekilde yontarak ve taşların tulunun ufki ve şakuli düşmesine ehem- miyet vermiyerek yekdiğerlerine mahi- rane bir tarzda imtizaç ettirmişlerdir. Tasarrufa büyük bir kıymet veren bü- günkü mod-rn mimariyi etiit etmek is- teyen mesl:kdaşlarıma tavsiye ederim: mesini gelsinler de Yeşil nler, öyle desenler görecek» rak yama bile yapmışlar, fakat kesmeye kıyrmamaşlardır. Yeş'l cam'deki taş işlerinde ayrıca bir başçı bulunmadığını tahmin edi. zira Mi tahalüfler ve her şube sanatkâırının münasip | yerlerde isimleri yazılı olduğu halde. bir taşçı ismine te- sadü! edilemeyişi beni bu tahmine sev krd yor. Madbalde nişlerde, büyük ke- si e ee Eilyk: mertetei tekâmü'de işlenmiş, cshhe muh telif tarzda yazılarla, ornömanlarla, sil. mlerle tezyin sam:n şahadet yerleri örelak Lode benii A Me dilerek taşları yerine konmuş, duvarlar ikmül ed İdikten sonra. bu tezyinat son- Çin” işlerin: gelire:: Osmanlı Türk #'m.r's'nde çinicilk ilk defa" kerdini Yeşil abidelerinde gösteriyor. bir- denbir» ve emsalsiz par'aklıkla. Yeşil cami yapılırk n Kü ahya ve İznik Fabri p mıştır. Birincisi: görüle bilen düz satıh üzerinedir. İkincisi: ha- muru evvelâ a'çak kakartra olarak iş- lenmiş srn-a boyanı5 sırlanârak çişiril. miştir. Bu suretle fevkelâde nefis duvar satıbları bera müizeyyenalı vücü- mü- 8 tezyinatta © kalar mu- vaffakiy.tli renk ve çizgi ahenkleri vü- cud> ge'irilmiş ir ki hayrat | etmemek mümkün değildir. Yukarıda xahfeldeki birlerce parçalardan mürekkip parmak- lığn me suretle vücude getinidiğine bir türlü akıl erdiremeyişim içime büvük bir der tir. Bunu hellettiğim sün büyük bir azaptan kurlulacağım. ye Camii mikrahında vardır. Hatta dene | bilir ki Yeşil Camı mihrabinn kopyasıdır. Başka bir yerde bu dez yoktur. Bunların sı devirde ke ybolmuş ve mamışlır. G rçi yükseliş dev hassa Sinsn Zamanında Osmanlı çinicili- ği harikü'â le mert:b:lere varmıştır. Fas kat bunl ra başka hir ekol mahsulü de- mek mecb.riy.tindeyiz. A'çı müzeyye- na'ı İse * Yeşil Camiin dahilinde mevcut altı odamın birer ci'a 1 kubveler *küidesine kadar kimil.n alçı ile tezvin edilmiş ve ortaya ocak yapı arık bütün divarda çu- buk kitap, biblo h fzma ma'isus çok za- rif hücreler vöcude getirilmiş ve alçı sas th arı kâm'l n <İak ka'artma ernömsn- larla tezy'n edilmistir ki bu a'çi işleri da ha çwvelce Yıldırım Camiinde aynen ya- pılmışt r. Bu alçı müzeyyenatın yağmur ve su akınlılzr na mer.z klmadıkca ve Mİ miz uğramadıkç ömürleri ebedi- 'eşil Camide tezyiratn rtühim bir kısmı da möç islerinde rörülür. Ağaç naci re de iki şubede çalışılmıştır: Oy- zinde zarif ve san'atlı tezyinat resim- dilmiştir. şayanı dikkattir. mura' bima tesadüf eden sat hta binler- .. geber si ise Bir metre ce küçük parçalar şa; hayret bir mu- vaffakiyetle yekdiğerine imtizaç ettirile- rek kapı ve penezre kepenkl ri vücude getiril.niş'ir ki bugün bi'e dikkat edil- meyince faslı mü-terekleri © #örülemez. Bugün yirminci asrıri ağaç firinl rı ma- lümdar. Bir çok paralar mukabilinde €v- lerimize ağaç eşyanın Üzrin- den bir sene geçire rkike'ini görüyo- ruz. Acaba Bursa gibi rutubetli ve hava- sı mütehavvil bir beldede on beşinci a- sır iptidasındınberi hiç kir şeyini kay- amele ettiniz, Bunu unutamam, fa- kat beni çok şımartırsanız sonra BEİ ii gariptir.'Şefkat, sev- gi onların! âz girer Benim çalışmam. ziyade yarım içindir. Siz de i- niz'değil mi? Masanın üzerinde ŞA tuttu: > — Fakat bunu © unutma ki seni gok kıskanıyorum Çiçek. Parmakları ateş gibiydi. Avucu- mu sıkarken gözleri kıvılcımlanı- yordu. Sesi titriyerek ilâve etti — Seni zalim erkeklerin hoyrat sevgisine bırakamam Çiçek.. Bu- nu unutma! Hanımefendinin heyecanı | bir şey söylememe fırsat bırakmıyordu. — Çok geç kaldım hanımefendi. ciğim. Diye yalvardım. Müsaade e- dinizde gideyim, Gözleri yaşarmıştı. Bir sinir buhranı geçirdiği mu- hakkaktr. Belki de dünkü içkinin tesiri. Yavaşça elimi kurtardım. Za ten hazırdım. Onun ıstıraplı, yeisli bakışları ö- nünde yemek salonundan çıktım. | Merdivenleri ikişer, üçer atlıyarak Mr garip bir korku vardı. “Camiin alt pencereleri kâmilen dövme demirden san'atkârane yapılmış demir parmaklılklarla bezenmiştir. Ve bu par- maklıkların cepheye müsadif olanları es- ki silâhlarımızda görülen altın Me krle müzeyyen olup yan taraftakil:r de som altın kaplama yapılmış fakat bunlar müruru zamanla silinmiştir ki dikkat edil meden görülmez. Binanın dahili divarları ve kubbeleri oçk zar'f desen ve re-klerden mürek- | kep kalem işleriyle büsayyenmis. Bun- lar müruru zam:nla vukua gelen mütead. dt şuursuz tamirat esnasında mahvedil- iş ve bugün bir eser kalmamıştır. Met- al erdek canla meram eridi &. İ BİRGÜN “rey lem işine eskidir derler. Fakat değil, ye- midir, Maalesef nakkaşınm hic bir kalem GELECE izi kalmamış, yalnız birinci kubbenin kai ği Mükemmel operetinde temayüz desine doğru mukaddes bir levha gibi a- ediyorlar. Musikisi: PAUL ABRAHAM İlâveten: FOX JURNAL pan 19920) LİLY DAMİTA, ANDRE Frat Vaz» ARTİSTİK'te MARTHA EGGERTH ve ERNST VEREBES LUGUET - ). Buraya kadar Yeşil Cami tezyinat kıs- manı söyle bir gözden geçirmiş olduk. Ancak şu noktayı da kemali ehemmiyet- le kaydedeyim ki gerek istalâktiti me AÇIK TEŞEKKÜR Sekiz, on seneden beri müz'iç bir hastalıktan muztarip bulunan refika - mı pek mükemmel! bir ameliyatla sıh- hate kavuşturan Ortaköy Şifa Yurdu sahibi hazik operatörlerimizden Dr. Ahmet Asım Beye sonsuz minnet ve orada öyle tezyi- evvelâ plim, mak tar, elevasyon' tersim edilmeden tatbi- ki imkânsızdır. Bina n tekmil lesmı ise duha evvelce söyled ğimiz gidi yükseliş devri eserle- zaiftir. Yesilden evvel ya- rine nazâran husus'yetiyle barada ca tekrar edilmiş- tir. Plân da ayni esas dahilintedir. ; © dirim Camiinde fen ve hesap işleri ken- disindan evve kilere nazaran kuvvet'i ve hareketli olup Yesil de bu ayardadır. Halbuki ayni devrin Edirne eserlerinde | teknik daha yüksektir. Meselâ üç şerefe. | iyi göz önüne getirir: k Yeşilden ve Yıldırımdan çok kuvvetli buluruz. Yeşil Cemi hinısında daha bazı mü- teferrik cihetleri de kaydetmek lâz m- dır, Meselâ : Cem'in son camaat mahal İdin Bugünkü Program Ji natamam kalmıştır. Esasında mevcut a. ker ee 3 olan bu kısmın al'ı tane kemerinin özen. | 19 Orkestra 20 Kamal Niyazi Bey ve arkadaşları. 21,30 Gramofon. gi taşları cephe darı gömülü bir ha. skretiğ olan 22, Anadolu Ajanı. Borsa haberi, saat ayarı de görülür. En bu birin- ci e-phzdeki müzeyyenatın bile bir çok yerlerinde eksiklikler vardır. Öyleki tas çılar bina yapıldık'an sonra çalış rken tan'di bir komunda hepsi birden kelemi elinden atmış, bazı yerine hiç o başlanmamış, bazı Yerine de taslağı çizilirken öylece biralalmıştır. Bunun seb:bini öğrenecek kitap bulama- im Silik ütülebilir. Bu binanın yarım kalmarma sebep Çelebi Mehme- din kardeşleriyle kavgası değildir. Çün- kü umumi #alâh hasıl olduktan e ya pılmıştır. Çeleb'n'n vefatı da sebop de- ğildir. Çünkü bira bu hale getirildikten iki sene sonr vikt elmişir. Çelebi Mehmet en müze; yen ve miste.na bir ehemmiyetle severek yaptırdığı bu bina- yı yarım bir.ka nezdi. Ansak ahvali sıhhiyesinde inhitat h'eset -iş olmalı ki türbesinin ikmalini hatırlayarak elde mevcut ustaları türbe inşısma üçüştür- müş ve cami'n İlmamını sonraya bırak- mış'ır. Nitekim - türbenin ikmali de (1421) tan velatı senesine tesadüf et- mekt dr. Bundan sora g len İk'nci Mu rat yaluız Ye-i! Midreseyi (1423) de it- mam ettirdikten sonra kendi namına yap» terd ğ“ diğer binalarıyla meşgal “olmuş, | bu cami de böylece kalmıştır. Binanın şimd ki şeklinde — aslına mu- vefız olm yan kesımlır vardır. Meselâ ça- tı dahilinde mevcu: izlerden anlaşılıyor ki ermüi - duz sathı maili çatır yoktu, BUDAPEŞTE 8s0m. 1705: Masallar, - Haberler w tra den). 2057 Muhtelif, 21,184 Columbia plâkları, 21.45: Haberler, 2205: Ka rışık neşriyat. 23,05: Hava raporu, Mütenki- beni Sigau musikisi refakatiyle Macar şarkı- VİYANA Sitm, 18,25: PIk'kenseri, 1885: Oikar LANG TORİNO FLORANSA Kadın saati, - Plâk. 19,40: Haberler, < Plâk. 20: Haberler. - Plâk. 20.25: Haberler. » Plâk. Zi; Keza, 145: Operet, PRAG Askim, 18,55: Plâk, 19305 Almanca meşriyat. 20: onaram, 2145: Etraftaki bütün odalar ve sair mütefer- İn Süyüe rik kısımlar ufak kubbeler ve tonozlar- A üm, la örülü idi ve tabi: bu hey'etiyi > hariç» ten “e hirke' 8.20: Radyo orkestrasr. 19,45: Haberler. » pü 71,20: Şarkılar. 22: Onare temsiliri me” BRESLAU 335». " (VİYANA KAND) isim eti. 24,10: Dame mu v yi sıdır. İstanbulda Aksarayda (1871) de İtalyan mimari Montani tarafından yapı” lan Va'ide C-mi'nin minare alemlerinin birer kopyasıdır. Bu güzel binanın asa- letiyle mötenas'p değildi leyenler varsa da inşai tayakkl kı fadesiyle bunu tekzi, kikaten €'ni kaplı ol ). Siyasette ve idarede büyük yararlık- lar gösteren İvez Paşa san'atta da böy- le vücude getirmiştir. Mimar M. SEDAT muntazam olamazdı. Ve sey yapmağa lüzum ise idi Selçu- kürde duğu gbi hari gelcek vok a | tıhları renkli ve sırlı tuğla "Tramvaya girince kafam işleme ğe başladı. zün biraz renksiz. Şu bir iki gün içinde.ne “tuhaf | | Önüme baktım. sinir ve sarhoşluk hali ne ga- dan bir insana ihtiyacım vardı. eğ ye ire my al Düz, temiz, korkusuz hayata teş- katine, sevgisine emniyet * ettiğim | ne olan kalbim ne buhranlar geçi- bu kadının anlaşılmaz — tabiatleri | riyordu. var a Beyin zeki bakışları göz“ Böyle sinirli, ana sev; lerime dikilmişti: görmemiştim. gözyaşı gisi 3 Önündeki kâğıt dosyasını kapa- 13 Hele ayrılırken söylediklerine hiç mânâ veremedim. o Gümülcünede İlmi Beyin hanımı, annesi beni ne — Anlat o bakayım, ne yaptın, ne oldu. Dün nerde idin. candan, ne şefkatle sevmişlerdi. İçimde taşmak istiyen bir acı var Hele dün gecenin bence pek ma. | dı.. Hayatta kime ( güvenecektim. lüm olmıyan hâdiselerinden sonra | Kimden kime şikâyet edecektim. E- bu sabah hanımefendinin . hali ve | Jimden tutanlar boğazıma veliye. sözleri beni çok sinirlendirdi. Bu | Ağzıma ekmek uzatanlar etimden şefkatin ciddi olmasından şüpheye | lokma koparmak istiyorlar. ürdü. Gelip geçen (o hâdiseleri düşündükçe ne zamandanberi acı daa kalbim ağrımağa baş Kimsesiz kızm derdi bitmiyor. Yazıhaneye geldiğim zaman, Re- şit Bey çalışıyordu. Yanma girdim: | — Affımızı rica ederim, dedim. Reşit Beyin yumuşak bakışları altında bir iki saniye (tereddüt ve heyecan geçirdim.. Yanında çalış. tığım bu adam bana bugüne kadar evlât muamelesi etmişti: Bundan cesaret aldım ve onun gözünde be- ni şüpheli gösterecek bu süküte de- vam edemedim. Mahir Bey vak'a- sından itibaren iki gündenberi ge- Bugün biraz geciktim. İ lip geçen şeyleri gözlerim — yaşara Yüzüme baktı. yaşara anlattım. Boğazım yanıyor. kn dünkü © âlemin izleri | du. Gittikçe artan heyecanımı tu- tabilmek için zahmet çekiyordum. ii üyeli TAN olmaz Lüks, ferah ve ses itibarile en birizci sinemidır. Bugün, mevsimin yüksek filmlerinden: BEKÂR BABA a sözlü, şarkı İlâveten: Yeni FoX Jurnal şapı (9703) l | li İ -— Hasta midin kızım, dedi. Yü- | Nihayet hınçkıra hınçkıra Kİ dım : | Elimden tuttu. Yavaş, yumuşak bir i NNE HELBİNG: Telefo: » ANDRE BURGERE 3834 Sinema yıldızlarının en güzeli MARLENE DIETRICH tarafından harikalı bir surette yaratılan KIRIK MABUDE şaheserini bugün MELEK sinemasında mutlaka gör- melisiniz. 19915) Bu akşam SARAY (Eski Glorya) sinemasında AŞK HÜZÜNLERİ M.G. M.'ın cazip Fransızca sözlü filmi) Oynıyanlar * NORMA SHEARER FREDERİC MARCH li Sahnede: Programa ilâveten: Dün akşam haikı gazyeden LİLİ GYENES ve 20 san'atikâr kadından mürekkep MACAR ÇIGAN ORKESTRASI Mühim !! Hergün saat 16,30 ma- #inelerile suvarelerinde ve Cuma, Pa- zar günleri 1430-1630 ve 18,30 matinel:rile suvarclerinde LİLİ GYENES ORKESTRASI Fiyatlar: 50, 75 ve 100 kuruştur. 9921 Muhterem halkımızın. gösterdiği rağ- betten cesaret alraık İPEK SİNEMASI bugün matinelerden itibaren ZENGİN VE MÜTENEVVİ BİR PROGRAM HAZIRLAMIŞTIR. 1- NAŞİT DOLANDIRICI İPEKFİLM studyosunda hazırlanan, 3 kısımlık TÜRKÇE SÖZLÜ büyük komedi 2 - Deniz Kızı Eftalya H. Ayşe Kız ve Çoban isimli büyük şar- kılı fimi, Bestekâr; TANBURİ REFİK BEY 3- FEDAİLER ALAYI Büyük U: F. A filmi, oynıyanlar: Mady Christiyens - Conrat Vağt' 9918! EN YMM ENER YANA BEZ SE MUHTEREM HALKIMIZA Bugünden itibaren eski müdiriyetine geçen ELHAMRA sineması Sinema müdavimler'n'n adedini art- trmak gayesile yalnz en büyük filmleri, vcwz fiatl'rla göstereceği ni ilân eder. İlk program BUGÜN MATİNELERDEN itibaren mevsimin en büyük filmlerinden : ROMA ATEŞLER İÇİNDE) Fiyatlar: Birinci mevki 30, Bal. kon 40 kuruştur. (9917) Meçhul Doxtor katili keştetii ! Bu katil kimdir? MEÇHUL DOKTOR (Fay Wray)- Gemi Atli) Dame dinliyen Reşit Bey ayağa kalktı. sesle; — Telâş etme, üzülme kızım, dedi. Her şeyi anladım. Sen bir şe) düşünme. Çalış. Akşama © vaziyet halledilmiş olacaktır. Ferahlamıştım. İçime biriken korkular boşalıvermişti. Reşit Bey öğleden sonra çıktı. — Ben gelmeden bir yere gitme kızım, dedi. Anlatacaklarım var, Zaten bu akşam Şişliye gitmek ba- na büyük bir azap olacaktı. Çalış mağa başladım. Kâtip Ali Efendi bugün rahatsı? olduğu için gelmedi. | Hademeile benden başka kimse yoktu. Telefon mütemadiyen işledi. Bir seferinde karşıma hanrmefe! di çıktı. Onun sesini duyunca titremeğe başladım. Bana: Nasılsın Çiçek'im.. Rahatsra İsin ya . Akşam rim! Diyordu.

Bu sayıdan diğer sayfalar: