5 Ocak 1934 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

5 Ocak 1934 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— Franszçadan — Fiachard iki senelik mahpusiyet müddetini bitirerek, , hapishaneden çıktığı zaman, ne yapacağını şaşırmış tı. Böyle uzun ayları hapishanenin sü küneti içinde geçirenler, dışarıya çık tıkları zaman hakikaten Paris hayatı Ba olan itiyatlarını kaybederler. Flachard eskiden beraberce hırsız bk yaptığı arkadaşları dağılmıştı. Ye nilerle de münasebet peyda etmek bir az güç bir işti. Böyle ümitsiz kalınca, gazete sa- ıp namuslu namuslu geçinmek kara- rmı verdi ve akşam gazeteleri satma ğa başladı. Fakat mevsim fena idi, öyle herkesin alâkadar olduğu muha kemeler, yahut mi bir cinayet, bir tren kazası, hiç, hiç bir şey yok- tu, Binaenaleyh bolca gazete de sata mıyordu. Çok geçmeden tam manasile orta- da kaldı. Bu feci vaziyetten nasil kur tulacaktı? Acaba tekrar hapishaneye girmek yollarını mı aramalı? Hakika ten de yapılacak başka bir şey kalma dığına kanaat hâsıl etmişti. Hapisha- nede insana ne de olsa yatacak bir yer, yiyecek bir şey buluyordu. Fla- chard'ın gözlerinin önünde karavana daki sade suya fasulyeler raksetmeğe başladılar. Fakat yeniden oraya girmeden ev vel, acaba şöyle bir lokantada mükel Jef bir yemek yiyemez miydi? Hiç olmazsa, mahpusluk hayatında tatlı bir hatıra ile kendini avutabilirdi. Lâkin parasız ve öyle sefil bir kr- yafetle nereye gidebilird Flachard kendi kendine bu süali soruyor ve zihninde bir cevap bulamı yordu. Evet, kabil değil, hiç bir lokan den aklına geldi: — Yahu, dedi, biz bunadık mı, ne- dir? Eskiden polisi aylarca şaşırtamıze- kâsı yeniden harekete gelmişti. O st- rada caddeden bir taksi otomobili ge siyordu. Elile işaret ederek çağırdı ve şoföre dedi ki: — Yüz frank kazanmak ister mi- sin? Şoför, kendisini şöyle yukarıdan aşağı bir süzdü. Müşteri pek öyle em niyet edilecek adama benzemiyordu. O kılık kıyafetle, yakasız, kravatsız “açık gömleği rengi uçmuş kaske- ti, burunları alınmış papuçları, boru- ya dönmüş pantolonu ile Flachard ikaten emniyet telkin edebilecek ir adam değildi. Şoförün tereddüdü. mü görünce, Flachard dedi ki: — Sen benim kıyafetime bakma! Ben kontum. Kont de Nevfachateu.. Arkadaşlarin bahse girdik. Bu kıya- fetle mükellef bir lokantada yemek yi- yebilir miyi myiyemez miyim? O yiyemezsin, dediler. Ben de aksini id dia ettim. Eğer kazanırsam, yüz frank alacağım. Yüz frank ta senin Şimdi i pe yeti anlıyan şoför, yüz frankın okşayici hülyası iler |“ — Anladım efendim, dedi, sizi ne- reye götüreyim istiyorsunuz? , 77 Nereye istersen. Yalnız yeter ki, lokanta çok mükellef ve tanmmış bir yer olsun. — Vendome meydanında Lacour lokantası iyi mi? — Gayet münasip.. Flachard otomobile bindi ve lokan tanın ka; ü ö Mim kapi önünde durdular. Şoför — Müsaade ederseniz, evvelâ ben gireyim, Lokantanın sahibi Mominil'i |. tanırım. z her şeyi bana bırakınız. Ben hepsini yoluna koyarım. İ Milliyet'in edebi romanı; 90 m all mezsin. © Tülümü ve mantomu aldı. lar. Buzlu camlı, yüksek kapınm kanadı açılınca daha sıcak ve ko- kulu bir hava bizi karşıladı. Geniş, mavi pembe çiçeklerle süslü, aydınlık bir salon. Henüz kalabalık yok. (Bar) devamlı kızlarından oldukları an- | laşılan bir kaç süslü ve boyalı ka- dım sahneye yakın masalarda geve- | zelik ediyorlar. Solda bölmeler > war, Bir kaç tanesi kadın ve erkek- “le dolu. Kenar masalarda bizim gibi ec- “nebi oldukları anlaşılan gruplar aperitif alıyorlar, hattâ içlerinde esmer, çekik gözlü biri de var. Suat Bey: — Muhakkak Japon sefaretine , mensuptur, dedi. r da geçirerek bizi | Mükemmel bir öğle ye JKIR ÇİÇEĞİ yüz bop. Sel meği si de müşterisini karşılamağa çıktı. otomobi! fab ne artistlerin- bir tayyare bir komisyon- vardı. Müş- teriler vaziyeti öğrendikleri için, Flac hard'ın içeriye girişi sansasiyon uyan dırdı. Artist kadın, kontun serseri kı yafetini kendisine ne kadar muvaffa kiyetle yakıştırmış olmasına hayret etti O zün lokantada — Mükemmel, mükemmel! Diyor du. Gradük te: — Çok alapariziyen, dedi, valla- hi hoşuma gitti, Ve bir kahkaha kopardı. Tayyare ci dalgındı. Akdenizi hangi marka tayyare ile bir defa geçmek münasip olacağımı hesap ediyordu. Komisyon- cuya gelince, o da lokantaya yüzünü görmediği taşralı bir adamı davet et mişti. Onunla beraber iş için görüği yorlardı. Bir ziyafete mukabil, eğer ik uyuşurlarsa, taşralı .— İdi oesküyeklisiye gelişini tartı yordu. Ona Parisin bütün aristokrat âlemini tanıdığını iddia etmişti. Nite- kim taşralı zengin, Flachard'ı göste- rerek sordu: — Siz bu konlu tanıyor musunuz? Komisyoncu istifini bozmadı: — Elbette, dedi. Kont de Neufcha tean.. Hiç tanımaz olur muyum? Hattâ muhatabının karşısında da ba ağır basmak için, Flachard'a elile selâmlar bile gönderdi, uzaktan âşi- nalık ei L sahibi ve garsonlar oFla- chard'ın etrafında pervane gibi dola #yorlar, hemen ifa etmek üzere her hangi emirlerini bekliyorlardı. Fi chard listeyi okudu. Acayip yemek imlerinden bir şeyler anlayama, Nihayet aklına uygunca gelen, fak: bir kont sofrasma yakışmıyacak bir yemek intihap etti. Lokantadakileri — Rolünü sonuna kadar iyi oyni- yor, diye di ler, Vaziyetten cesaret alan Flachard yemek üzerine yemek ısmarladı, şa- rap getirtti, Uzatılan en enfes püro kutusundan bir tane tüttürdü. Artık mesele sonuna yaklaşıyordu. Garso- Bu çağırıp hesap istedi. hesabı bir tepsi içinde getirip koydular: 475 frank. O zaman Fiachard: — Bana patronu çağır! dedi, Patron gelince, dedi ki: — Azizim, dedi ne bir şey.. Bana derler. Hapishaneden de yeni çıktım. Cebimde bir tek metelik dahi yok. Haydi şimdi beni polis karakoluna götürün, Lokanta patronu gülümsiyerek de it di — Kont Hazretleri, doğrusu rolü- nüzü o kadar mükemmel oynayorsu- nuz ki... Zavallı Fiachard kendisinin kont nlatabilmek için hayli ter t lokanta patronu haki kate ermeğe razı olmuş gibiydi. Mu- hatabının pekâlâ bir serseri olması ihtimalini de kabul etmek ve polise haber göndermek üzereydi. Tam o sırada hiç bekleni bir hâdise oldu. Taşra konuşan komisyoncu, misafirine gös- teriş olsan diye mi, nedir, patronu ça ğırdı: — Dosnenil, dedi. kont cenapları benimle bahse girişmiştiler. O bahsi kemik Binaenaleyh hesabı benim. “Ve Flachard'ın omuzuna dostane bir ei attı: — Aziz dostum, dedi, bu hı Gin kipi Yemeye ala O zaman lokantanın patronu da, garsonları da Flachard'ı kapıdan çı. karken yerlere kadar iğilerek selâm. ladılar. Bir kaç gün sonra serseri kendisin i tevkif ettirmek: için, bir fırmdan ek. mek çalmağa mecbur olmuştu. — BURHAN CAHİT Fena yer değil. (Pist)i yüksek- ten görüyor. o Cazbanda da uzak. dözt kişilik çok süslü bir masa, üze- ri çiçek ve meyva ve billur kadeh ri iz henüz yerleşmiştik ki müte- madiyen açılan o kapıdan Mösyö Beno ile madamı göründüler, Kapı ber açılışta içeriye bir de- met şık insan grupu salıveriyor, Madam Beno filizi bir tuvalet giy. miş, boylu bir kadın, yakışıyor. Günü nasıl geçirdiğimizi biribi- rimize anlattık. , Onlar buradaki bir dostlarma gitmişler. Madam Beno İsviçreye dönmezden evvel bir gün beraber mağazaları odolaşmamızı istedi. Memnuniyetle kabul ettim. Geniş salon gittikçe doluyor. Ar - kadaki masaya bir | İngiliz ailesi geldi.. Sağ tarafımızdaki masa he- Lnkilâp Komanı; © — İçerisi daha sıcaktır. Üşü- | a snat gibiydin. MILLİYET CUMA 5 KANUNUSANİ 1934 Gol! Eski Galatasrayn kiymetli ele « manlarından meşhur: kaleci Ulvi Bey de nihayet dünya evine giriyor. Ailece tanıştığımız için nikâhına beni de çağırdılar. Kendisini, evlen - me memuru önünde tebrik etmek ii terdim, Olmadı. Vazifemi burada ya- parken, kendi kendime: — E... Kaleci Ulvi, diyorum, bü tün insanları kuvvetine rameden biatın şaşmaz kanunları, nihayet se- ni de “nak avt” etti, Hatırlarsın ya, bir zamanlar kale nin önünde çelikten gerilmiş bir ka- Top kurtarmak sana vergi fan, kolların, göğden, vücudü: rı ayrı her azası topa karşı ederdi. Umarım ki, yeni atıl maçla da muvaffak olursun. İzdivaç maçı, şimdiye kadar girdiğin maçla - rm hiç birine benzemez. Hepsinden üstündür! Belki onlar kadar heyecan ir değildir amma galibiyet mağlü yet bunda da vardır. Muhakkak mağlüp olmamak için büyük muvaf- fakıyet ister. Futbolde bir kaleci nihayet yese yese gol yer! Fakat evlilik maçmda, tokat ta yi- yenler olduğunu unutma!.. Maamafih, sen spor hayatında gol yemedin. Evlilik hayatında da'inşal- lah tokat yemezsin! M. SALAHATTİN Milliyet bu sütunda iş ve işçi isti- yenlere tavassut ediyor. İş ve işçi istiyenler bir mektupla İş büro. muza müracaat etmelidirler. İş aranıyor İş arıyorum. Yeni ve eski ya- zı bilirim, Oher megibi iş olursa olsun — çalışırım © ve çalışmaya İk tidarım vardır. e Yaşım 20-21 dir ehli namus bir gencim ve kefaletim vardır. Perişan bir vaziyeteyim, pek çok rica e- derim cevap. Adresim Aksaray Valide cami karşısında manav Hüseyin yanın- da A. Fikret , ... Türk tebasında, 20 yaşında bir genç, almanca , türkçe, ingilizce, fransızca ve muhasebeye vakıf, mükemmel bönser- | visleri havi, ehven şeraitle iş arıyor. Mil- Tiyet H, V. nümuzuna müracaat. ... Müessese ve resmi dairelerde çalış- tım. Tahsilim iptidaidir. Kâtiplik ve a- elelik gibi işler yapabilirim, Döküm- ikten de anlarım iş arıyorum. Istanbul Küçükpazar Yeni ban otülindö Urlalı Mustafa TEŞEKKÜR Sevgili oğlumuz ve kardeşimiz diş tabibi merhum Rıdvan Hakkı Beyin ce- maze merasiminde bulunmak suretile ke- derlerimize iştirak eden, yazı ve (el graflarile taziyette bulunan zevata ay- rı ayrı teşekkürlerimizi bildirmeğe te- essürümüz müsait olmadığından aleni teşekkürlerimzin muteber © gazetenize dercini rica ederiz. Pederi, mülga Düyunu Umumiye muhasebei umumiye müdürü İsmail (11840) Hakkı, kardeşleri ve validesi. Matbuat balosu Aktarma, navul Lloyd Triestino'nun müdü- Limanda yapılan aktarma işleri ve ecnebi vapur kumpanyalarınm tröst ha- | linde navlun fiyatlarmı yüksek tuttuğu ve buna karşı hükümetin tedbirler ala- cağı yazılmıştı. Vapurları doğrudan doğruya mem- leketiinizden Triyesteye sefer yapan Lloyd Triestino'nün mü Mösyö Bo- natla gu hususta diyor ki: — Bahsedilen şirketimiz bir asra yakındır Türk sularında çalışıyor ve Türk milletine karşı samimi hislerle mütehassisdir. İktisadi menfaatler bah- sinde daima lerin ticareti menfaatlerinin de müşterilerinin men. | faati ile beraber yürüdüğünü bilir. | Navul meselesi daima münazaaifih bir mesele ola gelmiştir. Tüccar kendi menfaatlerinin mutazarrır olduğunu zan nettiği zamanlarda, şirketin masrafı koruyamadığı görülmektedir. Zaten s€- nelerdenberi navul fiyatları mülenmmdi- yen inmektedir. Hattâ bazı eşyadan a- | İman navlan gemi sahiplerinin hakika- | servisleri ile hiç te münasebeti yok- tur, Gerek gazeleler, gerek ön safta bir | çok zevat mahalli masrafların çok yük- | sek olduğunu müteaddit defalar söyle- mişlerdir. Filhakika limanda demirli bu- lunan bir vapurdan, karadaki mağaza- ya kadar emtianm nakil masrafı mese- | ilâ İstanbuldan Napoli ve Marsilyaya kadar olan yol masrafından fazladır. Bundan sonra munnnidane rekabet | yüzünden başka memleketlere nakil mas rafları son derece azalmış ve alâkadar şirketterin iktısadi mukavemetlerini çe- tn bir imtihandan geçirmiştir. İhtiyat paraları olanlar bu müşkül zamanları iktiham edebileceklerdir, diğerleri ise bizzarur çekilmek mecburiyetinde kala- caklardır. Ve nitekim bu vaziyette ka- lanlar da çoktur. Sonra müdürü bulunduğum şirke tin ber hangi bir tröstle alâkadar olma- fına hizmet etmek umdesinden şaşmı yarak kendi yolunu takip etmektedir. ince; Türk kaputaj aleyhine Karadeniz — İstanbul ara- sında navullardan istifadeyi asla düşün- medik. Karadenizde doğru konşmen- to ile, kendi kumpanyamızdan başka hiç bir kumpanyanın vapuruna aktarma yap maş değiliz. VEFAT Güzel sanatlar akademisi ve Kadiköy lisesi muallimlerinden arkadaşımız Ah- imet Hamdi Beyin babası esbak Antal- ya kadısı Batumlu Hüseyin Fikri Efen- di dün vefat etmiştir. Cenazesi bugün Şehzadebaşı'ndaki evinden kaldırılacak ve Eyüp camiinde narmazı k:lınacaktır, Allah rahmet eylesin. Theonun albumu Cümhuriyetin onuncu — yılı şerefine 1934 yılbaşında çıkan bu © meşhur ka- rikatür albumünü | okuyucularımıza hassaten tavsiye ederiz. Bu güzel al bümde Thtonun pek £ sanatkârane ya-, pılmış karikatürleri Onazarı o dikkati celbediyor. Ayni zamanda türkçe ve fransızca bir çok eğlenceli | hikâyeleri de havi olan bu sanat eserini mutlaka te. darik etmeyi de unutmamalıdır. Çünkü Theo bu yılbaşında okuyuculara üç bü- yük sinemamızın altı koltuğunu kupon olarak meccanen hediye ediyor. Albü- mün fiyatı bir liradır. Bundan ucuzu da sağlıktır. 118 Senenin en nezih ve kibar balosu olan matbuat balosu bu sene de 18 İkin- ci Kânun 1934 Perşembe günü akşamı MAKSIM SALONLARINDA Kotiyon ve — hediyelerin mebzul ve zengin olmasına bilhassa (itina edil- diği gibi balo esnasında da mütead. dit sürprizler hazırlanmıştır. grup var. Mösyö Beno iğildi: — Arjantin sefiri ve ailesi. İspanyolcaya benziyen bir lisan onuşuyorlar. İlk defa vermutt'la başladık. Mösyö Beno: — Bu gecenin sabahı bizi sarhoş ulacak! * Diyor. Çok içen bir adam, ve zaten yü- zünden belli. Yanakları, gözleri şiş ve porsuk. Fakat çok kuvvetli, ke- mikli bir adam, © âdeta korkunç. Eline kadehi alırken insana ezip kı- macakmış hissi veriyor. Müzik gittikçe canlanıyor, | $ Yemeğe başladık, karnım dehşet- aç. Mösyö Beno: — İçki mesele: bana bırakı- | nız, dedi. Ziyan © etmessiniz, ben | ne için dersem içiniz. Bu gece eğlenecektik. Suat Bey de memnundu. O kada lisi olmamakla beraber Mösyö Be- no'un getirttiği (Vin d'onjou) ilk hamlede iki bardak içti, Biz de ge- ri kalmadık. Salon artık halini al. arı kovanı İSTANBUL BELEDİYESİ | SEHİR TİYATROSU Bugün gündüz saat 14 te Bu akşam saat 19,30 da UKUS HAYAT Büyük opereti Yazan: Ekrem rütröstolmadığını söyleyor|« Senenin en güzel ve en büyük filmi VALS MUHA REBESİ (11875) Bugün İPEK sinemasında Claudet Colbert ve Frederic March tarafından temsil edilen PRENSES NADYA Fransızca sözlü büyük film. Ayrıca : KUKLALAR, İPEKFİLMİ stüdyosunda yapılmış Türkçe şarkılı küçük şaheser Bugün saat 11 de tenzilâtlı matine vardır. (11879) Bugün güzel bir film görmek isteyenler MELEK SİNEMASINA Koşarak ÇIPLAK HENRİ BATAİLL'in Şaheseri KADIN Filmini mutlak görmelidirler oyniyanlar FLORELLE ilâve olarak : Paramount Bugün saat 11 de SUVARE TAM SAAT 9da BAŞLAR ! YALNIZ PARİS'TE 46 haftadan- beri gösterilen : Amerikada 1933 senesinin en güzel filmi olarak seçilen HAYATIM SENİNDİR (Back Street) IRENE DUNE - JOHN BOLES (Fransezen sözlü) Bugünkü Program ISTANBUL: 12,30 Türkçe Gramofon plâkları, 17.30 Gramofon Symphonie. 1845 - 20; Alaturka saz. 12,30 - 1339 Gramofon, VARŞOVA Ji m. 18, konseri, 20 Müsahabe, 20,30 Plâk, mi 21 Pragdan naklen, Çek musikisi, 22 Chopi eserlerinden mürekkep konser. BUDAPEŞTE 550 m. 16,30 Kore konseri, o müsahabeler, | 18,30 Bacheıann Salan triosu, müsahabe, 20 Kora, 20,30 Stüdyo dahilinden bir temsil, 21,20 Es ki danılardan mürekkep konser, 2/40 So, bes telinden naklen Georg Ga- 2350 Berci Olah sigan ta- ye or Josef Helzer, 19, der kendi eserlerinden, 20,05 Vi seri Piyano refakatile ü etlerden parçalar Vile- Vanda Achsel, Mag“ BÜKREŞ 394 m. 13 Haberler, plâk, haberle 2145 Grota tarı filmlerden parç püler Romen musil BRESLAU 25 m. 17 Senfonik konser, 1830 Alman bahisleri, taganai ,45 Haberler, 23 Pe- ve Cemal Reşit muma 121 Benoyu fokstrota kaldırdı. Mösyö Beno bana şarabın hakikati hakkın- da konferans veriyor. Onu dinler- ken etrafı seyrediyordum. Bütün bar neşe ve kahkâha dalgaları için- de çalkanıyor. Tavanlardan inen kâğıt çiçekler ve taflan dalları bu- lutlanmağa başladı. Üçüncü kadeh şarap beni de coşturdu. Suat Beyle madam geldiler. — Kalabalık müthiş. Dansetmek bir mesele! diyordu. Mösyö Beno: — Dansetmenin (usulü, erkânı vardır. Böyle kalabalıkta ben öyle rahat dans ederim ki damım hiç ra- hatsız olmaz. Suat Bey bunun çaresini sorar- ken müzik gene başladı. Mösyö Beno: — Anlatmağa lüzum yok, dedi. Şimdi nasıl olduğunu görürsünüz. konseri, © 19,10 Kilise çanları, 20 kıları, 21 Üç kral isimli neşriyat, 22 ları, 23,35 Dans musikisi, 1 Gece ile yol açarak o kadar güzel danse- diyor ki kalabalığa rağmen kimse bana çarpmıyordu. Ne tuvaletler, ne elbiseler, ne güzeller ve ne zen- ginler. Bütün salon bir uğultu içinde içi- yor, gülüyor, oynuyor. Muzik durdu. Mösyö Beno sordu: — Nasıl? — Mükemmel! Ve sonra gülerek ilâve ettim: — Yalnız bü usulü herkese öğ- retmeyin! — Niçin! — Bütün kavalyeler bunu tatbik ederse dans yeri muharebe meyda- nına döner, Onun bol, kuvvetli kahkahaları arasmda yerimize (oturuyorduk. Birden gözüm © yanımızdaki boş masaya ilişti, Ayni zamanda Şefik Sonra bana döndü: “ — Sizinle tecrübe edelim! Kalktık. Biz piste ininciye kadar kalabalık dolmuştu. Mösyö Beno kalabalığa arkasr- nı vererek beni tuttu; — Ben şimdi bir romorkör gibi size yol açasım! dedi. Beyel gözgöze geldik. Aman yarabbi. Bu ne garip te- sadüftü. -İrkildiğimi hisseden Suat Bey türkçe olarak bana sordu: — Nasıl, Çiçek, dedi. İyi danse- diliyor mu? ğ İ tiyacı için üç bin çeki ALİCE FİELD Dünya haberleri gazetesi tenzilâtlı matine. (11877) m Dr. İHSANSAMI BAKTERİYOLOJİ LÂBORATUVARI f Umumi kan tahlilâtı, frengi noktai mazarından (Wasserman ve tenmülleri) kan küreyvatı sayılmast. | Tifo ve mıtma hastalıkları teşhisi. idrar, balgam, cerahat, kazurat ve #W tahlilâtı, Ultra mikroskopi, hususü #“| şılar istihzarı. Kanda çüre şekeri Klorür. Kollesterin miktarlarının ta yini. Divanyolu No. 189 Tel: 20981 41647) 924 © Istanbul Mr. Kumandan! Satınalma kom. ilânları Merkez oKumandanlığınf merbut kıtaat ve müessesat 7-1.934 pazar günü saat 14 te kapalı zarfla satın alınaca” tır. Şartnamesini o görecekl” rin her gün ve münakass$iM? gireceklerin belli gün ve saa! den evvel teklif mektupla Tophanede Merkez Ki i danlığı Satinalma Komisyon na vermeleri. (674) «637 Asrm umdesi “ MİLLİYET ” ör. 3 aylığı 4 z Galen evrak geri varilmez— Mi çen nüshalar 10 kuruştur. — Gazete v8 müdiriyete PM Ve sonra dostlarımızla fransız€ ver m m ettik, isyö Beno içti açılıyor. İçimde kalbimi eye ı&* mak, tatmak istiyen azgın bir vinç var. Şefik Beye burada te: düf edişim bir mucize. hn bana nasip ettiği saadetin en bir parçası. Bu gece en mes'ut gö cem.. İçimdeki kinlerin eriyip ak şın: gözlerim söyliyor. O kadar n© şeliyim ki Suat Bey fazla şarap i€ memiş olsa beni azarlayacak. kat o da benim gibi, daha doğ hepimiz rimiz gibi, Keyfi, zevki için bana A seyahatleri vadeden muvaffak 019 mayınca benim fakirliğim, öksüzİ” ğümle eğlenir gibi her gittiği den kart, mektup gönderen Beyle nihayet Pariste yüz yüze miştik.. Kaderin ne büyük bir cilvesi ki şerefimi, gururumu çalarak b na Avrupa seyahatleri müjdeli parasının kuvveti ile iffet ve şer€ alış verişi yapacağını zanneden adamın karşısına beni Avrupa” mes'ut şerefli bir kadın olarak © hu. li değme iile,

Bu sayıdan diğer sayfalar: