28 Ocak 1934 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 5

28 Ocak 1934 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Meş Rockfeller fakir bir köylü çocuğu idi, fakat bir milyardan fazla para kazandı Şimdi seksen beş yaşında olan day keler Nevyork hüküme- cuz ilinde fakir bir köylünün ço gu idi. O zamanlar günde 25 sent para alıyordu. fal İdi ihtiyarlıyan © zamanki *r Çocuğun dört yüz mil yon doları var, Fakat 'bu para, fellerin hayatında kazandı: Ran üçte biridir, Şu var yekfeler zengin olmakla bera - ker biç te hasis değildir. Şimdiye adar muhtelif hayır işlerine sar- itiği para 750 milyon dolar tah- ye) edilmektedir. Belki siz de işit ie) aşağı yukarı her memleket de ir Rockfeller müessesesi var - H, S<hfelerin garip bir âdeti var. “şuna gidecek bir söz söyliyenle Roş nt para verir. Amerikada hfellerin bu âdetini bilenler, edep Verdiği on senti oğur telâkki ve bir saadet tılısımı gibi saklar d & Rockfellerin verdiği 10 senti, rin verdiği 10 senti, 10 dolara: bila değişmezler. ik Hoover Amerika Cümbhurreisi 49 bir çok defalar Rockfelleri gt etmiş. Milyarderden 30 sent | söy herkese kemali iftiharle « İstatistiği çok seven ameri ziyag». Rockfellerin yanında en bir ,* Muvaffak olan bir adamın Filyajgöteci olduğunu söylerler. muhgi bu gazeteci yarım saatlik i esnasında on iki tane onar Yi *eatlik para almış. Para p atinda bir milyardan fazla za n bu adam kime, ne lâzm, V€ ne kadar para vermek ki de liğini çok iyi bilirdi. Bel Tamey ş58in oluşynun sihir ve ke- met ap adadır. İnsaniyete hiz- FİNİ vepy; stçin servetin üçte bi- küsinde, İ$ Ve medeniyetin terak- âmil De ile büyük bir Kfellerin servet ve muvaffa kiyet Forduy &ihda fikirleri meşhur nedir, e kirlerinin tamamile aksi veril, > Sd kimseye on para borç RoçlgiMesi filerindedir. Halbuki m, para kazanmak istiyen dir olduğu kadar para e mesi a geldiğini söy- ü, Hangisi haklı? Tayin etmek iş Fakat ikisine de hak vermek m geliyor. Çünkü borç para iyen Fort da bir milyar ka- » Para ikraz eden Roch- feller de bir milyar kazanmıştır. meli kazanması da şöyle ol- lerin in Tians iy nSliğinde Norman Wil ışıyordu, in yanında ça- bin dolar a kendisine emanet edilmis Dini e «Çala. Yakası üçe e R Fakat bu gibi işlerle olmıyan Yilin bida ) etmemiş, nihayet ellerin rsrar; üzerine b eri kısmını satın al. rn iplerinin ki gata böyle bir seret sel Bey 'Sundan haberleri yoktu, Roçkg. ik tecrübeden cesaret alan “ramağ, artik her tarafta petrol onunu, /oYulmuştu. Bir gün pat Pol day oturduğu evin altında pet terek, iğ olduğuna kanaat geti. d. ,, “ndisinden evin mahzenin Meşin Yapmağa müsaade et. 4 ma etmiştir. Öyl, yiten sondajı müteakıp Mi fışkırmış ki, değil Yal en evi, civardaki evler de in vinin ve mobilyalarının iple; pası bertaraf, diğer ev sa Nin zarar ve ziyan davası arından korkan Willians dan atyrılmış, yalnız es- Üni, olan Rockfellerden ken - Sn, , anet ettiği bin doları e- ni» Beçtiği zaman iade etme stemiştir, Müştar, Rocrretler, en büyük petrol şirketlerinden bi rini kurmuştur. Fakat petrolu sar- fetmek te lâzım.. Bundan kırk sene evvel Çinde petrolun ne olduğunu bilen yok- muş. Rockfeller bir petrol lâmba- sı fabrikası satın almış ve Çine binlerce petrol lâmbası göndermiş tir. Bu lâmbaları da halka beda- va dağıtmıştır. Rivap'ete nazaran, Ginde dağıtılan petrol lâmbaları- nın miktarı iki milyonu geçmiştir. Bir kaç sene sonra Rockfeller Ame- rikadan Çine mütemadiyen pet- rol taşımıştır. Fakat tabii bu defa petrolu para ile satarak... Otuz sene bir gün dinlenmedi- ğini söyliyorlar. Fakat şimdi tam maânasile istirahat ediyor. Ve mü- temadiyen golf oynıyor. Dermiş ki: — Ben yetmiş sene çalıştım. Şimdi daha yaşayabileceğim yir- mi beşsenede golf oynarsam, kimse bana bir şey diyemez. Holiyvood'un en küçük bi | lerinden Jacgueline Eğe | latayım efendim, o, Komedi, 1 perde MİLLİYET PAZAR 28 KANUNUSANI 1934 Eczacı Yaman Bey Sahne bil iz bir eczahane yi gösteriyor. Güzel, her tarafı pi- ril parıl eczahane.. Sahibi be- yaz önlük giymiş, gözlerinde göz- lük, şişeleri muayene ederken, ka pı açılıyor ve içeriye bir müşteri giriyor). Müşteri — Selâmünaleyküm. Eczacı — Buyursunlar efen- | dim, Müşteri (Etrafına hayran hay- ran göz gezdirerek) Allah burası ne kadar böyle değişmiş? nin yeni sahibi zatıâli- efendim. Dükkânı biraz asrileştir dik. Eski sahibine“ sitem edecek değilim amma, zaten çok iyi kalp li bir adamdı, fakat işte nasıl an- başka türlü bir usul tutturmuş, gidiyordu. Müşteri — (Başını havaya kal. dırarak) Vay, vay, vay, vecizeler de yazmışsınız. Eczacı — Elbette.. Şimdi veci- zeler asrındayız. Sonra efendim, bu vecizeler rafların üst kısrmları- na başka bir ziynet veriyorlar, ayni zamanda halkada faydalı nasihat makamına geçiyor. (Oku- ak) “Sıhhatta bir adam, kendi in farkında olmıyan bir hasta- biliyor musunuz, bu meşhur kim söylemiş? Doktor Cabi, Müşteri — Evet, ben de bövle kir isim işittim. Gevezenin biri i- iş Eczacı — Kim demiş onu? Çe- Kkemezler de ondan. Camekân- daki bu levhaalrı gördünüz mü? Müşteri — Doğrusu, girerken dikkat etmedim. Eczacı ten müşteri kısmı böyledir. Geliniz de bakınız (müş teriyi ko'undan tutup camekânın önüne götürür). Bakmız, ben baş kaları gibi Eczahane değil, H har fini hazfederek Eczane diye yaz dım. Bu suretle halkın daha hoşu- na gidivor. Sonra şu levhayı da lütfen bir okuyunuz. Müsteri (okuyarak) — “Ken- dilerini sağlam zannedenler, lüt fen içeriye girsinler, Bü kanaatle. ri meccanen tebdil edilecektir.” Eczacı — Nasıl? Bende reklâm bazı| olacaklarını yapmak kabiliveti var değil mi? Müsteri — Fi sinema artistlerinin . küçüklük re- simleri: Yukarda solda Marcelle Chantal, sağda Edith Mera, aşağı. da solda Annabella, sağda Alice Field... Bu yaşlarda kim bunların ilerde büyük birer sinema artisti zannederdi ? şarda hava biraz soğuk. Eczacı — (Dikkatle müşteriye bakurun, anlaaım.. Galiba kanı- nız muntazam deveran etmiyor, a sakameti devranı dem der- ler. Müşteri — Yanlışınız var efen- dim. Dışarda termumetreye bak: tım, hararet sıfırdan aşağı üçe in- miş te.. Eczacı — Hah, hah, hah. Bir insanın kanı munlazam deveran ederse, hiç üşümez. Onun için size İyodoformarinogliserarkol / vere- ne çabuk ge- Müsteri — (Kendini toplıya- rak) Efendim, efendim? Bende- niz sadece bir paket pamuk almak için girmiştim. Eczacı (ısrarla) — Halbuki bir şişe İyodoformarinogliserarkol al- sanız, iki numaradan daha iyidir. Müşteri — İki numara mı? Eczacı — Evet efendim. Ben müşterilerime birer numara veri- İ rim, Tercihan daima yeni müşteri | lerime veriyorum. Onlar bu numa raları saklarlar. İstiyorum ki, yeni müşterilerim bakkala, kasaba, zer İ zevatçıya nasıl alışıyorlarra, bura- ya da öyle alışsınlar. Bakkal, ka- sap, zerzevatçı fena mal satarak müşterilerinin midelerini bozarlar, halbuki ben düzeltirim. Müşteri — Allah, allah.. Eczacı — Ay, ay.. Siz Ekme- ğin uzviyet üzerindeki fena tesir- lerini bilmeyor musunuz? Müsteri — Evet. şey.. Ne diye- cektim? Ha. bi yecektim efendim. Eczacı (Bildiğinden hiç şaşmı- yarak) — On numara getirere bir hediye veririm, on beş numara ge tirene deha püzel bir hediye. Yir- mi numara olursa elbette daha â- lâsımı.. Müsteri — Peki, bu müşteriler den neler çıkıvor? Eczacı — Yirmi numara için mi? Yirmi numara içinise bir Skarlatin.. Müşteri — Efendim? Eczacı (gülerek) — Galiba e- fendimiz anlayamadınız. Size usu lümü izah edeyim. Siz benim müş terimsiniz;' ekseriya dükkânıma geliyorsunuz. Her gelişinizde bi- rer numara alıp gidiyorsunuz. Son ra hastalanıyorsunuz. Müşteri — Hasta olmak şart mı? Eczacı (Sabırsızlık göstererek) — Rica ederim, dinleyiniz, şart dej Ben meselâ hasta oluverdi- ğinizi farzediyorum. Nihayet has- ta olmak ta insana mahsus bir şey dir, İşte © zaman, yani hastalandı ğımız zaman, bize bu numaralar- dan on tanesini getireceksiniz ve bize gribe yakalandığınızı söyliye ceksiniz. Derhal gripinizi tedavi i- çin size icap eden mualece verile- cektir. Bu mualecemiz de malüm! Bir tüp aspirin ve bir miktar kuru ıhlamur... Müşteri — Öyle amma.. Eczacı — Dinleyiniz efendim, rica ederim, dinelyiniz, eğer on beş numara getirirseniz, bir şişe tentürdiyot, eğer yirmi numara ge tirirseniz... Müşteri — Bir Skarlatin.. Eczacı (alkışlıyarak) — Bra- vo! Müşteri — Bütün bu hastalık. larda filân doktor hapı yok mu? Eczazı (gözlerini indirerek) — Efendimize söyliyeyim ki, ben doktorluğa pek o kadar inananan im. Müşteri — Allah, allah, neye? Eczacı — Fikrimce, doktorluk istikbalde ortadan kalkmalıdır. O zaman insanlar kendi uzviyetle rini daha iyi öğrenecekler, hasta Yavaş olduğu ve hayli vakit ge çirttiği için bu oyuna “Salyangoz oyunu” derler. Oyuna başlamak için bir tek zar, alınan neticelere göre rakamları yazmak için de bir kalem, bir kâğım lâzımdır. Oyuna bir çok kimseler iştirak edebilir. Her biri sıra ile bir defa zarı atar- lar ve netice oyuncunun isminin hizasma yazılır. Kim kazanırsa? — Altı salyan gozun altı numarasını ilk evvel ka zanan, yani 1, 2, 3, 4, 5, 6 yı bulan lar oyunu kazanırlar. Fakat zarı en aşağı altı defa atmış olması lâ- zımdır. Eğer bir oyuncu evvelce attığı lıklarını bilecekler, kendi kendile rıni tedavi edecekler, sadece bu- nun için bir mütehassısa gidecek- ler, o da muayeneden sonra ken- Ai lâzım gelen ilâcı vere- Müşteri — E, eczacılar da kal. İstikbal Müşteri — Şey.. Ne diyecektim efendim. Bendenize bir paket pa- muk lâtfeder misiniz? Eczacı — Bir tarafınız da yara nız, bereniz mi var? O halde size pamukla yarım litre oksi- jene, sargı, sterilize : edilmiş gaz, bir deste iğne de vereyim. Müşteri — Hayır, hayır efen- dim. Sadece bir paket pamuk yeti şir. Ben bununla evdeki eski lev- haların çerçevelerini şöyle sabun- lu suya batırıp temi; Tum, Maatteessüf hasta Bezen BE Ne delilik, me deli. lik) Siz yüzünüzdeki bu renkle midenizin iyi hazım yaptığına ka ni misiniz? Müşteri — Ah, bana şu pamu- ğu bir ayak evvel verseniz... Eczacı — Sonra efendim, be- nim müşterilerim benden aldıkla. rı şeyleri kendileri taşımazlar. Mo tosikletli bir adamım vardır. Alı nan mualicatı müşterinin ayağı- na kadar götürür. Yalnız bendeni- ze isminizi ve adresini lütfediniz. Pek yakında tekrar şerefyap ola- cağımızı ümit ediyorum. Aderisi- nizi söyleyiniz, yazıyorum, efen- veya dört isimli olarak bir defa da- ha atarsa, sayısı tekrar sıfıra iner, Ayrı ayrı kazanılacak altı numara nm sıra numarası takip etmesine lüzum yoktur. Meselâ birbiri ar- kasına 6, 1,3, 4,2, 5, şeklinde sx. ra numarasını gözetmeden gelen muhtelif sayılar kabul edilir. Asıl maksat herkesten evvelce altı nu- marayı kapatmaktır, kolaylaştırmak için her salyangoza ayrı renkte kartonlar intihap ediniz. Şu halde her oyun cunun elinde ayrı ayrı renklerde altı karton bulunmak icap eder. Bu oyun, oyuncular ne kadar eri olursa, o kadar eğlence olur. Süt yerine su Birinci şekildeki bir kâğıt par- çası alınız ve onu ikinci şekilde gördüğünüz bardağın içerisine gi- rip upatıp gelecek bir hale koyu- muz. y Bardağı kâğıdın boyunca te miz bir suyla doldurunuz. , Uzaktan bakılınca bardağın i- çi süt dolu imiş görünür, Bardağı misarfirlerinizin, arka daşlarınızm önünde yüksekçe bir masanın üzerine koyunuz ve: . — Efendiler, deyizin, şimdi bu sütü ben su yapacağım. Üçüncü şekildeki gibi bardağı büyükçe bir mendil veya bezle ör ü veya mendili kaldırırken, kâğıdı'da beraber ka) dırınız. Tabii bardakta saf sudan baş- ka bir şey görünmez. Herkes bir müddet bu işin nasıl olduğuna a- kıl erdiremeyip şaşar, kalır. —— dim. Müşteri — Doktor Ohran, Na. ne sokağı 18 numara. Allaha marladık efendim. G3 Bu resimleri kalemin ucunu kaldırmadan bi, çizgide çiziniz. İma kd la İİ

Bu sayıdan diğer sayfalar: