8 Kasım 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8

8 Kasım 1937 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sinema operatörlerinin büyük fedakârlıkları Şanghay cephesinde Çin-J devam ederken cesur sinemacılar her tehlikeye göğüs gererek durmadan film çeviriyorlar | Aktüalite firmala « rına mensup opera « dalı ber halde bul, tadırlar, Röportajın biter bitmez der- ölenler oldu. Bvııun bütün gözler Çin « Japon harbine çev - Oralarda şiddetile etmektedir . Japön askerleri bo - yuna karaya çıkar - ken, mareşal Çan - kayşek müdafaa tere tibatı alırken, diplomatlar müzakerelerde bulunurlarken, aktüalite — operatörleri hemen Şanghaya vardılar ve bin bir teh- Ekeye rağmen işe koyuldular. Çinde şimdilik Avrupalı film opera- törleri yoktur. Avrupa kumpanyalar yüksek masraflardan çekindiklerinden ne sesli mukineler, ne operatörler gön - meydan — Amerikan devam almıştır. Fox Movietone'nin baş mümessili Bönnle Powell ile Asya müşaviri Wong Japonlar tarafından tevkif edilmişlerdir. Uzun müzakerelerden sonra serbest bı - rakılmışlardır. Maamafih Japanese News Ageney kumpanyası —müdürü Afhay Sahineun; (Fox) mümessili ile bir mu - kavelename akteylemiştir. lenameye nazaran her iki kumpanya çektikleri röportajları mübadele edecek- lerdir. Muhasematın ilk anlarında gerek Ja - pon gerekse Çin sansörleri sinemacılara karşı çok şiddetli davranmışlardır. Çin- deki ecnebi sinemacılar mareşal Çanxay- şekin zevcesi nezdinde teşebbüslerde b Tunmuşlardır. Bunun üzerine Çin n matı kendilerine kolaylıklar göster! aşlamıştır. Japonlar çok daha çetin davranmış dır. Çinde vukubulmakta olan harbe gekilen fotograflar ve filmleri inhisar altına aldıklarından çekilmiş olan bir çok megatifleri müsadere ehemmiyet verme nan her Japon alı T vardır. Bu sinemacı giriştiği muharebelerin baştan nihayetine & flmini almaktadır. Bu filmler Japon kumandan ve askerlerine gösterilmekte ve hareki tenkidi yapılmaktadır. ıd.rlnr Çinde bıı - anın bir Amerika sinemacıları son derece kul - * Bu mukave- | apon harbi bütün şiddetile Sinema operatörlüğü hiç de kolay bir 4ş değildir 1 otomatik maki eler kullanmal â- dırlar. Her bir sinema op atörü 1800 metretik | İnegatif film; bir kaç günlük yiyecek, bir İgaz maskesi ve bir Amerikan bayrağı ta- |şimaktadır. Amerikan hükümeti Çin-Japon hare - takip etmekte olan gazetecilere, sir cılara hiç bir suretle muavenette bulunmıyacağını bildirmiş olduğundan, bunlar her türlü tehlikelere göğüs gere- rek ifayı vazife eylemektedirler. Paramount Newsin (Ne rk) merkez müdürü A. Y. Richard bu usta «— Ne gibi tedbirler alınırsa alınsın biz her iki cephede adamlarımızı bulundura- cağız. Vazifemizi bir dakika olsun verk ylemiyeceğiz. Ahval daha büyük bir ehemmiyet kesbederse yeniden opera « r göndereceğiz, demiştir. ks Movletone kumpanyası; messili Bonnle Powellin ifi hakkında tahkikat yapılmasını Vaşington hariciye nezaretinden talep ey tir. Hotel de Cathay civarında yapılmakta elan çok mühim askeri harekâtı filme &- hırlarken Universal kumpanyası müdür- |lerinden Krainukov ağır surette yaralan- miştir. Yar.ıl;mnmılm. bir kaç hafta & ghay şehrinde Tibet Road ve (Ye- eadde) arasında bulunan ve muaz- /0 sinemayı ihtiva eden & bombardımanlardan dinc na ma- ilen ha rap olmuştur. Wampoo nehri kenarlarında Ja Çin askerleri boğaz boğaza dövüşi ken cesur sinemacılar her türlü tehlike- arak durmadan filh çevirmek - (GÖNÜL İSLERİ! Okuyucularıma Cevaplarım İzmirde Bayan «S. S» Yalnız zenginlik, ve yalnız görgü büyük bir kiymet ifade etmez, birleş- tikleri takdirde ise sahibine emniyet- le bağlanabilirsiniz. İkisinden birini tercih etmek gibi bir vaziyete gelme istemem, fakat hayat beni böyle na tâbi tutsa... Birinciyi (© daha remeğe da olsa ikinciyi efalete de dü ed m: Zira as- zarurettir. miyet vermenizi rici kın en büyük ka! Adanalı okuyu an Bay il sütununda bir yazı hakkında sual soruyor? genç kızın bir erkekle konuşm mal «Gönül vişmesi demek midir?.. Konuşmak kelimesini sevişmek makamında kul- Tanmadım. Belki bazıları kelimeyi bu manada kullanırlar. Fakat bu bir Arga âbiridir. Ben sevişmek yerine kanuş- ll elimesini mam, tdırmadan bir okuyucum — diyor «Gön tınanın ferman dinlem dıdır. Ben bundan Se dım, ve sevdim. m ki ferman dinlem n . gönüle Kayseriye giderek bez ve tay | paviyonur HÂDİSELER KARŞISINDA Saza söze dair Sinema gibi sazın da seslisi ses vardır Anlıyana, sivrisinek ne de böy b sazmış, le sazı d Mi Ne',c olacak uykumu kaçırır * Bana sordular; Tavuk mu yumurtadan çıkar, yu- murta mi tavuktan? Cevab verdim — Hele siz bana söyleyiverin, içki içtiği zaman mı saz dinlemek dinlediği zaman a Def, ud sesleri birbi tma görmemiş bir hanen: — Ya lel! Diye bağırı — Buü hedir? Dedim., Cevab verdiler: — İncesaz! Sordum; — İncesi bu ise kalını nasıl oluyor? lan gibi kuyruklusu vardır. * — Notla verdim.. — BSen bir devlet misin? — Hayır, sazendeyim! * Sabık piyanist, daktilo alm kinenin başına oturdu, Şefine dönü: * Karşı karşıya oturuyorlarınış, , bizi — Çalmazdı, ya rız nkı" mki de çalmazdı € neye sordunuz? Miş, kavruk kalmış * stra şefi sopasını kokladı: — Karım gene bununla hamur aç- V dedi. * Orkestrada keman çalan çalana bağırdı — Öbür tarafa üfle, kuran yapıyor- sun, nezle olacağım! * Avukatın kaynana: — Damadım, senin için demişlerdi, hele bir kere yelim! sı söylec Çalgılı lokan(ac;: şarkı söyliyen ka- n kocası anlattı: — Karımın bu memnunum. — Neye? — Hergün lokantada şarkı söylüyı gece sesi Bir zaman bana ba- ğiramıyor. İsmet Hulüsi d vaziyetinden çok liyor Yunan ask;ıri hey'eti Ankaradan geliyor bir trenle e fab- rikalarını gezdikten sonra tektar Ân - karaya dönen Genera! Papagos'un yasetindeki dost Yunan erkâniharbiye 1 ti bugin Ankaradan şehrimize gele. cek ve Romania vapurile Yunanis dönecektir Evvelki gün hususi ana Cerrahpaşada yeniden 3 pavyon yapılıyor Cerrah hastanesine rontgen di bir , Bü rdeki evle- tirilmiştir. r. Yakın- inşa e rin istimlâki muan TEYZE arışıyordu, ö saksafon |* Üfürükçü (Tercüme ve iktibas -- (İP - i kendime Eihac Ömer çizmeğe ça- şal yelekli, rile sararmış sokaklarında evde o - balıyorum, çiçek bozı dişli, Ay cümlesi beni ken- Otel'in karşısındaki nlardan birinin kapısının Hasene hanımın dime mi yutacaktım. apartımanda mi avvur etmiştim bile her halde 35 liradan aşağı de- . Demek ki bizim hoca adamakıllı 'lçu.- girdik, asansöre bindik, üçüncü fasene hanım kapıyı çal- yüzlü, a boylu saçları sıkı pembe leri evdeler — Bilmiyorum.. müsaade ederseniz Hasene hanım: — Pek acele bir iş için benim rahat- tanıdın değil mi? — Evet efendim.. Kızcağız kapıyı aralık bırakarak içe- |ri girdi. Beş dakika son! gülerek dön- — Evdelermiş.. niz, beklettim. Bir salona girdik, yerde lâciverd bir İsparta bahısı j idi. Ortada dört kö- şe alçak bir masa. Sağ ve sol tarafl da karşılıklı bir büfe ile bir kontrbü fe. Öteyee beriye serpiştirilmiş hasır sandalyaları Orta masanın üstünde üç tahe krizantem bulünan güzel bir va - 20 var. Duvarlarda İllustration İnın Noel nüshalarından ke lolar, dört buyurun, affedersi- mecmuası- lme çerçe- şede dört . Hizmetçi s: geniş bir oda; Burası da salon kadar zevkle döşen- mişti. Yerde gene bir İsparta halısı. Ppnıırpde ağır Hereke perdeler. Ga- iş llı: tül Pencerenin F ke kuma- bir koltuk, Köşelerde kanape- 'n», öteye beriye serpiştirilmiş ayni ku n kaç tane alçak al sigara tabla masa, Üüstün- taraftaki kapıyı açtı, girdik. n Oruıc. de hölde oldu; de kırmızı ile x.ımhşaca umı zame.mndım En görgülü bir adam bile salonunu bu kadar zevkle emezdi. Bir etra fıma bir de Hasene hanımla bacının yüzüne bakıyordum. Artık zihnim durmuştu. evin sahibi olan hoca da herhalde ta- savvurumdan bambaşka idi. Kapı a- çıldı. Uzun boylu, zayıf, kir. sakallı pembe güler yüzlü, bembeyaz dişli, civerd bir elbise üzerine gri- kuşaklı İlunan birisi j Hasene hanımla rab bacı elini üler. Ben de taklid ettim. Hafi — Estağfuru if bir Gürcü şivesile: h! Estağfurullah! de çıkar Röportajı yapan: beyaz porestelâlı bir| . |züyordu. Böyle bir| dı.|ğa kalktı. “Ben bir tımarhane kaçkınıyım hoca nihayet nefes etmeğe razı oldu “ Ben doğrudan doğruya birşey yapamam. Eh, vaktil! derin okumuşuz. Üstadlarımız bize izin vermişler onl. sayesinde çok kimseleri şifayap ettik,, Faruk Küçük hakkı mahfuzdur) | Hocanın verdiği muskanın başlangı? ve nihayeti | Hasene hanımla bacı aldılar. Be — Teşekkür ederim, dedim, kW* mam.. — Oh, ne âlâ, Vallahi evlâdım S*P" ettim. Ben de o kadar bırakmak İS” dim, fakat mümkün olmadı. Hasane hanıma dönerek: — Evlâdım, ne derdin var? — Efendi hazretleri size büy' ricaya geldik. — Buyurun, e — Faruk bey rahatsızlarmış. Git _,.l dikleni hekim külmamış. Hiçbir $ b' bulamamışlar. Sizin nefesinizden İf fade etmek için getirdik. Bir mW himmet etseniz? — Ne münasebet? şimdi ulümü ayniye ildım: — Aman efendi hazretl tinize sığındım. Lütfedin. okuyun. Methü senanızı işittim. tinizi bili; ük D en bil _»—crfu""’ ile uğraşmıyor” eai . Hazakti Buvvt” Onların sayes ok derd mıde" y bize izin vermi bazı kims fa | edin. Tek bir ümidim sizd de bcm kovacak olursanız, öfurullah evlâdım, Fakat dedim a kabil değil- Hasene hanım yalvardı: — Efendi hazretleri size g»,ıwrl'b'ı Faruk beye w;ıdunm O da $ evlâdınızdır. Emin uk K*“ğ adamdır. Bildiğiniz züppelerden döPy gir. Sonra ağzı da pek sıkıdır. İtit” da bütündür. Hoca hem konuşuyor, hem bef Bu esnada hizmetçi kahve <'v""; Kahve fincanları al zarflar idi. Seneler var ki zarflı kahv nıni ünütmi Hasene han.ın yalvarn İediyor: - Efendi hazretleri, çevirmeyin... — Peki kızım Fa e finef Vd makta - dev? Faruk beyi V ruk beyle senif BŞ le |robdöşambr giymiş başında ırakiye bu-|nı! galiba. Şi . sızsınız bırakaca Dışa takib et Bir çeyrek sonra geldiler. PS Ben de onu taklid €i Beş dakika m Haseni yan

Bu sayıdan diğer sayfalar: