2 Mayıs 1933 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 7

2 Mayıs 1933 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ika üşterek davamız budur: MEDENİYET go ikinci dünya kadın birlikleri kongresi ve inkılabının en ülkülü eserlerinden biri zı Bi z Mini kaç gün evvel Bal “Amerika Niteğ | of Women of The U- ilipsten © önümüzdeki on altısında Şikagoda | olan ikinci beynemilel Mgresine iştirak © etmek Va bir davet mektubu al- sn erika Milli Kadınlar Bir- a man bir teşek - mütecaviz kadın de çalın birleşmesinden vücu - ek Bugün beş . milyon haçı, “© Kazanç sahibi kadınla - keziği, vvetli bir çalışma mer « ekeni, Ynelmilel feminizm ha- Başl in ve yayılışında Si, İ merkezin teşebbü- e ve rine gene Şika - Mtur birlikleri kongresi ol - ON “gün dünyanın her tara. v ei hi e birer iş kaynağı şek- » Ko; Svcudiyet ve inkişaf - vi v tene evye ” Mceleriyi i İ yapılmış olan ilel temasın hayırlı Mile t Sp kirk sene evvel beynel- sad, ve izm hareketinin mak - Yasi fanily, Üi, içtimai, ilmi, ve si- Müca, Kaş sahalarında bir hak Tiz, Çün den ibaretti, diyebili - ilk defa ç medeniyet | tarihinde Min N büyük Fransız ih- YA attığı 1'Plânlı Ce - i hemen hiç gö m a Sokratik dünya inde, Ve mütehakkim Yik havar iz kurtularak reel ve Miyeş organi akımın ve asri ce - Seşiş İZAsyonunun bi rm tima Bn sında kepi ve ihtiyaçları » Yeni y başına bırakılan Mevki e a bünyesindeki endi 5, erim kendi ba- > Şikago Kadın şlıca hedefi bun - ınlara müsavi iş Stmej ei hayat hakları bayat” Bugün topluluk ha - a Yaratıcı sahalar - Dede ia Yükselmek hakkı, oldı eğ âleminde erkeği ği ti wVe ve kadının da mil Kap let * VE içtim bakımdan mede- dinen Sopkuluğuna mensup :, <*ğiçokbir şey a feminizm hareketi, ii nm meydana ge- içtimai ve iktisa - Gü vwüllerinin Ginde yeni yeni bir çı. k, te Ne ia dag ediy ele cephesi - ek iç li Ka Arı İste - e kadınlarından kadınl. Cinar Birliği (The Natio- | nde inin lan Yüzlerce kadın bir- | ile temin ede- İ derin | Bru gidi | buğün Hilesi adımlık, ger .| or, fakat artık sa - | muzun on altısında Şikagoda top- lanacak ikinci Dünya Kadın Bir - likleri Kongresinin mevzuu: “Müş reisesi Miss Lena | terek Davamız - Medeniyet...., »”»”» Uzak Amerikadan bir ses: “Da- İ vamız, müşterek davamız, mede - niyet,, diyor bize, Bu sesin bütün | dünya cümhuriyetlerinin annesi o- lan büyük Waşington un çok gü * zel ve ileri ülkesinden şarkın ilk cümhuriyeti olan İnkılâpçı Gazi i Türkiyesine hitap edişindeki içli - liğin bilmem (farkında mısınız?. i Türk Kadmlığınm 1893 Dünya Kadın Birlikleri Kongresine da - j vet bile edilmemesinin günahı, bü- tün beş asırlık Osmanlı tarihinin | o sayısız günahları arasında, belki ı$ olan birinci dün « | €n acı, en haksız, en zehirli olan günah. Ulu Gazimizin odehasın - dan doğan Cümhuriyet ( güneşi, Türk Kadınına ilk defa olarak bir mahbes karanlığından hür haya - tın temiz yollarını açan, onu be - men hemen zahmetsiz, külfetsiz hak ve iş hayatına kavuşturan mu- cizeli bir sabah aydınlığına benzi- yor. Öz vatan topraklarımızın kur tarıcısı olan Gazi, ayni zamanda Padişah saraylarında ve softa zin- danlarında dünyanın en şerefsiz mahlükları gibi asırlarca ezilen ve sürünen Türk Kadınlarının da kurtarıcısı olmuştur. Gazinin eseri sadece bir devlet eseri değil, fakat herşeyden üstün ve engin bakışlı İ bir medeniyet eseridir. Çünkü, Ga- zimizin vücude getirdiği devlet ge ne onun yarattığı yeni Türk me -|- deniyetinin devletidir. Yeni Türk Cemiyeti. Ve bu öyle bir cemiyet ki onun bütün kuruluş malzemesi, iç mayası, direkleri, gaye ve he - defleri Gazinin dimağında pişmiş hazır kalıplar gibi hayat yolumu - Zun ortasına dizilmiş; bize ancak biraz azim, biraz sebat, biraz hüs- nü niyet göseterek onlardan isti - fade etmek hevesi, çalışmak zev - ki, duymak ve eseri sevmek vazi - fesi kalmıştır. Medeniyet yapısında Türk ka- dınının mevki ve (ehemmiyetini, Gazi kadar geniş ve şümullü bir kavrayışla anlamış ve onun yükse liş zamanını kısalimış bir deha, altı bin senelik Türk tarihinde yok tur. Çünkü Türk kadınlığma onun temin ettiği serbest teneffüs hak - kı, onun yaydığı yaratıcı iş saha - ları medeniyet yapımızın kurul - ması ve olgunlaşması zamanını tam bir asır kısaltmıştır. “— Kadın, hayata atıl!,, Bü - yük şefimizin bu kurtarıcı kuman- dası her münevver Türk kadınının duygulu kalbinde öyle imanlı bir iş zevkini telkin etmiştir ki “A - merika Milli kadmlar birliği,, nin davet mektubunu aldığım zaman Uzun uğraş - | buradaki vazife ve işlerime rağ - in edilmiş o -| anan tuğ yeni fır - Ve ink <emiyet hayatı - i safı lehinde istifa. aa Bugünkü problem I içinde > &adm medeniye. ete önün n kurtarmak üzdeki tem. | men bütün dünya kadınlarının bol j ve ülkülü faaliyet fırsatlarından Türk kadınlarımızın nasıl istifa * de ettiklerini anlatmak vesilesini < | kazanacağımı düşündüm. Bu dü- tehli leri > bir yığın dev - İ re çırpman | şüncede Türk kadınlarınm kalp - lerine örülen asırlık esaret ve ata- let zincirlerini nurlu irade ve a - zimlerinin kuvvetli yumruklarile bir darbede kıran ulu OGazimizin Bulgarlarda Kanlı fırka kavga- larından biri SOFYA, 1 (Hususi) — Burada zaman zaman muhalif partilerin sokaklarda çarpışması, sokakların adeta muharebe (meydanlarına döndüğü eksik değildir. Bunlara sebebiyet verenler, ekseriya biri - birine zıt harekette bulunan te - şekküllerdir. Dün de burada gene böyle bir hareket olmuş sokak or- tasında bir muharebe kopmuştur. Birdenbire patlıyan silâh seslerile karışan ortalık aşı yukarı bir saat kadar tabifliğini kaybetmiş. Gürültü esnasında öteye beriye kaçanlar, bağıranlar, yol üzerle - rinde düşüp bayılanlar, yarala- nanlar olmuştur. Vak'a mahalline yetişen polisler gürültünün önüne büyük bir müşkülütla geçebilmiş- lerdir. Hadiseye sebebiyet veren öledenberi biribilerile iyi geçine - miyen Mihailof taraftarlarile Pro- togerof taraftarlarıdır. Sokak ortasında © biribirlerine İ tesadüf eden bu iki düşman grup- tan Mihailof taraftarları (o taban- calarmı çekerek Protogerof taraf - tarları üzerine ateş etmiye başla - mışlardır. Çıkan kurşunlardan bir kaçı Protogerofçuların bazılarına İ tesadüf ettiği için yaralanmaları» İ na sebebiyet vermiştir. Yaralanan i lar otomobillerle hastaneye kaldı- İ rılmışlar ve vak'a yerine yetişen i polisler tarafından mütearrızlarm ! hemen hepsi yakalanmışlardır. Po lis tarafırdan yapılan araştırma - da mütearrızların üstünden 16 re- volverle birçok bomba bulunmuş- tur. Bu silâhların adedi, bombala- rın mevcudiyeti hadiseyi alelâde bir vak'a mahiyetinden çıkarmış - tır. Mütcarrızlar adliyeye verilmiş | tir. ve onun derin kavrayışlı arkadaş- larmın teşvik ve himayelerine mazhar olmak benim için (ikinci bir zevk kaynağı olmuştur. Gazi Türkiyesinin davası da saf bir medeniyet davasıdır. Bu dava- nın iddiaları ve akisleri Türk va- tanının hudutları içinde sıkışmış değildir. Her saf medeniyet dava- sı gibi, milli Türk inkılabının da- vası da Türk inkilabımın dünya in- sanlığı ile el ele vermesi, planlı cemiyet kuruluşlarının insan me deniyeti yokuşundaki hedeflere doğru biribirine istinat ve emniyet ederek yürümesi ve yürütülmesi gayesini takip ediyor. Dünya yü-| zünde hakkı ve insan cemiyeti ku- ruluşlarında büyük tarihi hizmeti olan Türk uyanışı ve doğrulması bir insanlık parçasının diğer in- sanlık parçalarına ilâvesi, onlarla | ' beraber aynı yüksek ülküler için i mücadele hayatına iltihakı demek. tir. Garpten şarka doğru giden me deniyet yollarını Asyanın tâ içleri- ne kadar uzatan cemiyetçi Türki» ye, bugünkü dünya güçlüklerinin ortadan kaldırılması, insanlar ara- sında daha haklı, daha akıllı, da- ha sağlamı mütekabil istinat ve iti- mat prensiplerinin yerleşmesi yo- lunda sarfedilecek her samimi te- şebbüsün ön saflarında çalışıyor | ve çalışacaktır. Türk kadını bu sa- vaşta kendisine düşen vazife payı- nı pek alâ müdriktir. Çünkü onun da davası tıpkı Amerika Kadınlar Birliğinni davası gibi bir medeni- | yet davasıdır. Hepimizin müşterek ! davamız: Medeniyet.. Hatice Refik | Bir Priz dib ömmmerersenremaseensmeen Cemiyet yıs 1933 ile şair arasında mücadele Bugünün şairleri şirin garezsiz, gayesiz bir vasıta olmasını istiyorlar Şehrimize gelen maruf Fransız ediplerinden M. Pierre Guint dün Halkevinde bir konferans vermiş- tir. Bu konferansı Fikret Adil Bey tarafından Türkçeye - çevrilmişti Fransiz Sanayileşmiş olan zamanımız - da şiir hâlâ yaşıyor mu, yoksa bir| ceset mi? Bu suale cevap vermek için bizzat şiirin manası nedir, bu- nu anlamak lâzımdır. Leon Paul Fargue'nin “Hürriyet beni elân heyecana getirebilen yegâne şey - dir,, cümlesile, bunu ifade edebi: liriz, . İsyansız hürriyet yoktur, bu is- yanın manası bütün şairlerde var- dır. Bizzat sanat bile, gündelik hayatın itiyatlarına ve hurafeleri- ne karşı bir isyan telâkki edebilir. Bu isyan ile beraber, muasır bü- yük şairlerin çoğunda, ümitsizlik ve bedbinlik olduğunu da görüyo- ruz. Bu, alelümum hayat ve cemi- yet ile şajirin arasında bir müca- deledir. Bundan dolayı, büyük Fransız --rlerine “mel'un şairler,, de denilmiştir. Eski zamanlarda, henüz cemi- yet haline yeni girildiği devreler- de, şairle cemiyet arasında tam bir ahenk vardı. O zaman şairler an- cak yüksek ve ideal şahsiyetleri dâstanlarla tebcil ederler ve şiir- lerindeki isyan basit ve adiye tevec cüh ederdi. Bugün telâkki büsbü- tün değişmiştir. Cemiyet ile şair ! arasında bir mücadele, bir rahat- İ sızlık vardır. Zamanımızın bu hu- süsiyetini, bilhassa Fransada, bir çok cereyanlarm mevcut oluşu ve bunların çokluğu gösterir. Bunun için, bugünün şairi, tanımadığı müstakbel bir karie hitap eder, bu sebepten de hemen büyük şairler gayet mahdut nüshalarda ve kü- çük eserler neşretmektedirler, ve bunları büyük halk kütleleri anla- maktan çok uzaktır, Burada, Mösyö Pier, Guint, Lautr&amont ve Runband gibi is- yanları kendilerini oOüzak mess- felere sürüklemiş iki şairden bir kaç parça okumuştur. Bu misallerden, heriki şairin, insanları fevkelbeşer bir gayrete sürüklemek istedikleri, mistik ve şairane yollar (o gösterdikleri, bü- yük bir terakkiye eriştirmek için çalıştıkları anlaşılmaktadır. Lautröamont ve Runband eser- lerini 1870 de, Alman, Fransız harbi esnasında yazdılar. Birincisi 20, ikincisi 16 yaşında idi. Lautrö- amont'un hayatı pek esrarengizdir ve biri büyük, biri küçük iki seri vardır. İkinci eserini, birinciden iki sene sonra yazdı. (Şiire mu- kaddeme) ismini taşıyan bu eser- de mevzuu bahsettiği | şiirleri- ni aslâ yazamadı. (Maldoror'un şarkıları) ismini ta şıyan birinci eserinde Lautrâamont fevkalbeşer bir mahlükun Allaha karşı dastani mücadelelerini tasvir eder. Burada, Mösyö Pierr& Guint in- cilden “Job'un lâneti,, ve Goethe'- den Prometenin Jüpitere karşı is- yanı parçalarmı okumuştur. muharririnin bu kon -| feransın; aşağıya hülâsa ediyoruz: | salden daha şiddetli davranmıştır. O, Allahı (bir sarhoş) olarak tarif eder, (Şiire mukaddeme) de, La- utrânmont birinci eserindeki iddi- aları nakzeder gibi görünür ve an'anevi ahlâktan bahseder. Fa- kat bu edebi bir nihilizmdir, ve bugünün mizahını doğurmuş olan, edebi bir mizahtır. Yalnız bu mi- zahı, gülünç ve komik manasına almamalıdır. Runband'da dahi Lautr&- amont'daki hususiyetler (o vardır. Genç yaşında, Verlaine'e rast ge- len Runband onunla beraber, iki kişilik bir mistik yaratmak için tecrübeye geçti. Beraber İngiltere- ye, Belçikaya geçtiler, bu macera Verlain'in Runband'ya (tabanca çekmesile nihayet buldu. Bu facia“ dan sonra Runband her şeye, ede- biyata, hayata, o gayelerine isyan ediyordu O zaman 22 yaşında'idi. Evisnreği, yeniden bir burjuva hayatı yapmağı G“zündü, ve bun- dan sonra yirmi sene daha yaşadı. Bu iki şairin eserini takip eden muasır Fransız şairleri, surrcalist- ler ve bizzat yirmi sene susmuş o- lan, bu iki şairden fazla bir şey yapmak imkânını muhtelif şekillerde tilmizleridir. Görüyoruz ki, o bahsettiğimiz Fransız şairlerinin hepsi muvaffa- kıyetsizlikle karşılaştılar. Çünkü, i kat'i ve gayri kabil bir gayeye bağ landılar. Bu gayelerin kıymeti ise velut olmalarındadır. İsanın (Allahın ülkesi) dediği mistik bir vect haletine varmak is- teyen İncilin akideleri, manaları itibarile bir anarşi akidesidir, ve insanr, ailesine, izine, kendi ken- dine karşı isyana davet eder. Bugün, yirminci #sırda insanda büyük bir tenbellik hali görünü“ yor. Fakat insan eskiden daha faz- la harekette olduğu için bunun farkına varılmıyorsa odabuten- bellik manevidir. Bilhassa itikat ta tenbellik. Bu inanma buhranı yü - zünden sanayiin, yahut bir büyük adamın dünyayı kurtaracağı iti kadı kolayca doğuyor. Bunu da meselâ şöyle izah ede- biliriz. İnsan makineyi yaratıyor, bundan istifadeyi, kendi mesaisini azaltmak için değil, bilâkis ondan mümkün olduğu kadar fazla istih- salât isteyerek çabucak ve büyük mikyasta istifade etmek tarzında düşünüyor, Bugünün şairleri, bu telâkkiye karşı isyan ediyorlar, ve şiirin bir mistik garassız ve ıvassız, bugün için gayesiz bir vasıta olmasını is- tiyorlar, çünkü ancak bu suretle insanın deruni tsrakkisi mümkün- dür, Fakat buna karşı, aç karın ile bir terakki mümkün alamı nı iddia edenler vardır, ve bunlar acaba haklımıdır? y Bu sual zamanımızın cevabım aradığı en m'ihim meseledir. Diyarıbekirde tahviller DİYARBEKİR, 30(A.A.) — Diyarbekire gönderilen dahili is- tikraz tahvilleri üç misli fazlasile Lautreamont, eserinde bu iki mi- | satılmıştır. görmediği için i susmuş olan Valery bile onların,

Bu sayıdan diğer sayfalar: