13 Haziran 1948 Tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 4

13 Haziran 1948 tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sapancada dolu ve yağmmrun Yağan şiddetli dolu ve yağmurlar meş vaağaçları tahrib etti müstahsil müşkül darumda Sapanca: (Hususi) dün her tarafından y Mur ve dolu bucağımızda da ay- wi şiddetle yağarak m oldukça zarâr vermiştir. fın çiçek zamanında ha alarn musait - olmayışı 3 meyvalarına çok dokunmuş yakmıştır. Bir talih eseri olarak| bozulmıyan ve yanmıyan meyva | ve ların da dolu tarafından yarala | aip çürümesi mustahsili çok kötü duruma düşürmüştür. Evi ve ,tuz, yağ gibi zaruri ihti larını alacak durumda olmiyan mustahsil hazineye ödeyece; vergiyi bile verecek durumda değil, hu —vaziyet karşısında memleketin istikbali çok kötü gö zükmektedir. Bunun içindir ki Sapancalılar hiç”bir zaman yar dımlarını esirgemiyen büyükle -| rinden yardım: bekliyorlar. | Çok güç duruma düşen ve is tikbalden ümitlerini kesen hal - kan bu vaziyeti, alâkalılar — için uğraşılacak bir mesele olsa ge -| vek: | İsmail Siret Kurdeebe | Yalovada sağnak | kalinde yağmur ——— | Yalova: (Hususi), Cuma günü akşam üzeri sağnak ha'in 'de dolu- İle yağan şiddetli yağ murlardan. ekinler oldukça za - var görmüşlerdir. Yağan yağ -| mur ve dolu çak şiddetli olduğu | için ovada ekinler kasmen yat - maylir. Diğer taraftan tütün, bostan | ve misir ekenler. bu yağmurlar | dan, cok favdalanmıştır. Yağ -| icur- Yalovada- seller / halinde a| ak bir saat kadar nakliyatın | işlemesine engel olmuştur. Eşki Samsın Valişi sUmM Orhan Güvene aley- hin2 eat dâva neticelenidi Camhurbaşkanının Samsunu teşr flerince Foto Modamın, Jotugrof çekilmesine mâni o unduğundan Vali eli lira tazmimata mahküm oldu v Samsım (Hususi) — Foto Mo da Melimed Aytarın Samsım va lisi Orhan Sami Güvenç aleyhi-| ne açtığı dâva dün karara bağ - landı. YAARARAAAAARAR ARARARAARARAR KDA NARA Havaların sıcaklığından olacak! evictlerarasında — (Enter- parlmanter) yani (Parlâ- mentolararası) bir teşek- kür vardır. Bunun vazifesi nedir? Ne yapar? Ne için teşekkül etmiş- tür? Btmu kimse bilmez; bizde bu teşekküle dahil olanlar sık sık Av- vupaya giderlerdi. Niçin giderler? Onu da kimse bilmez; orada ne yaparlar? Onun da kimse farkında değildi. -Çünkü buna dair hiç bir gazetede' tafsilât yöktu. — Yalmz ara sıra Pransada bazı zevat gö- Türdük; kim olduk! muz zaman — Ehterpar!mante Cevabmı ahırdi! Heyet geçen gün Meclis kütüp- Hanesinde toplanmış müzakere ce- reyan ederken Fazıl Alımed Ay- Kaç ile Vedad Dicleli ağız kavga- Bına girişmişler; o kadar ki müza- kere, münakaşa, münazaa, müca- dele derken iş müşatemeye döner Zibi olmuz. Bereket versin Ki ça- Buk bastırılmış. Gazetelerin yazdıklarına bakılır- Ba Fazıl Ahmed Vedad Dicleliye: — Bu genin söylediğini Bulgar delegesi söylemedi... Demiş. Sonra sözünü geri almış; türziye de vermiş amma bir kere ki bu ağır sözün oku' yaydan çık- faş. Yalnız merak ettiğimiz gü fokta var: Acaba Vedad Diçle) arkadaşı hem de. Fazıl Ahmed bi nezaketi herkesce malüm bir arkadaşı tarafından by kadar ağır bir törize uğramak için ne söyle- TMiş olsa gerektir? Malüm a... Kabahat ölende mi, Öldürende mi? Derler. rını sordüğü- N v | tahribatı W aramm a en a eee aa | N — lmyam İ_..uır(’(' Ci ';”'w : İZMİR Ş DAİR E“ İzmirin (Proto diye reisi Bay oğlunun, salta: tığı tek cesaretli hamle hir tiyatr Bu tiyatro, beriş -Kültür Parkta, bahçesi ittisalim bele | Leblebici Statik) bir şe su kurmuş, olmaktır hemen iki seneden - Hayvanat Sergi yanın boş bir. pavyonunda icray sanat eder durur. Henüz emekli yen bu teşekkilün muh gödüğü alâka, devene kular de ğil kıldır Devekuşuna — Benziyön Dernek Bu şehirde, kendilerini halk tan ayrı tutar ve tenevvür er babından olduklarına vehmedey bir takımları, (Tiyatro Seven ler) adi altında, devekuşunu an dırır bir dernek kurdular. Ol der nek ne iş görür diye soruştur - mıya kalkmayın. Sevdikleri bir şeyler var elbet... Her hafta hol de toplanırlar, birbirlerini met - hederler, okşarlar. (Tiyatro) ke ülmesinin hangi harflerden te -| rekktip ettiğini, bu harflerden | kaçının sadalı, kaçının sız | olduğunu münükaşa ederler. Ve| (Kellim— Kellim Lâyenfa) vez | nihden bir duala dağılırlar. Despot Taklidi Yapan Rejisör Tiyatronun Avni Dilligil adı - nı taşıyan ve despotluğa özenen bir rejisörü vardir. Avni Dilli gilin asıl hüneri ,konuştuğu iki | ayaklıların ve okumak gafletin- | de bulunduğu bir — iki kitabın | nâkilliğini yapmaktıı. Bir za - manlar Rahmetli Sadri Etemin | ikânci tabına benzerdi. Şimdi ge) (Aktörlük üzerine aykırı düşün | celer) tercümesini ezberledikten | sonra, (Diderot'nun Türkiye u - mumi mümessili oldu. Diderot'ya lâf yok! ©O ne der se odur! Binanaleyh, santiman - tal aktör Şevki Artun beş para etmez. Hâlbuki, Avni unutuyor. Kendisi, bizzat kendi santiman - talitesi Şevkiyi gölgede bırakır. Avni, fazlâ olarak, sahne dışın: da 'da aktördür. Bir Fırsat Uçta Gitti. Bunları gecelim. !zmır şehir tiyatrosu, her Şeye yağmen A - Şakta kalması lazım gelön Bir te | şekküldür. Şahıslar on - beşinci pilâna atılır. Ali gider, Veli ge Avni beceremez, Avnussa - lâh başarır. Tiyatronun asıl der Gine bakalım. Tiyatro için asıl derst, başım sokacak bir yer, yâni bina mese lesidir. Belediye, üç sene kadar: Valilik nufusunu şahsi teme - yüllerine âlet ettiği anlaşılan Or han Güvenç İnönünün Samsıma gelişlerinde yakasında D. P. ro- zeti bulunan Foto Mehmed Ay - tarın resim çekmesine mani ol - muştur. Malikeme valinin bu suçunn sabit görmüş ve: elli lira maddi tazminatla mahkeme masrafları Nu ödemeye mahküm etmiştir. Helva Sohbeti : kercilerle helvacı birlerine girmişle: zaık ge lezzetli maddeyi de zehir zakkum: ettik bir türlü tatlı tathı komuşamıyoruz. - Eskiden - birisine ekerim!» denildi mi? en inan- dırıcı bir uzlaşma havası yaratıl" mış olurdu; gimdi zaman o kadar acaibdir kirartık kelimeler bile kud retini kaybediyorlar. Hani meşhur meseldir: «Canım desen, canın-çık sın! diyora derler şeker de böyle oldu... Biber gibi ağzımızı yakıs yor. Diğer taraftan şeker tevziatı da bir türlü yoluna girmedi; bazı mahalle muhtarları geker istiyen halkı mahalla kütük defterine kay dediyorlar ve adim sanını, yaşını, malimı mülkünü, medent dürümu- nu, sahib olduğu bayvanların dini istiyorlarmış... Bütün bu formalitelerden sonra netice: Bir buçuk Kilo şeker * Müjdel u sene halka bir ton yeri 950 kilo mes'eleye Bir B verilecek ; bu malümat veren gazete lüyor: «Fiyata Kömürün tonun dan 50 kiloya isabet eden mikdar tenzil adilarek ona göre tahsilât yapılacaktır!> Ne-büyük Mtuf! Ne büyük ke- rem! Demek Hem elli kilo eksik veri- lecek hem de ton tamammış gibi payası alınacaktı XYok amma,,. Bu kadarına eyval ne köm miş | atı boyunca. yT * vetinc nn — Se ilâvesinden başka hiç milif kütüp Milli işü SU, G diyabilirdi ne sinema ve tiyatra: valisi tarafından, irat menbar olarak t şekrin en mükem fırsat | YENİ Bandırma Be-| lediyesine ve- tilen haklı | cevab | Bandırma (Husust) — Bündu ma Belediyesi daimi encümen aza ların Cevdet Tarhanm — Ban - dırmanın. Sunullah mali: t yaptırdığı mağazanın kireçlerini söndürmek için gehrin içme suyua dan veitfaiye hortumlarından fay dalanmak suretiyle tek bir. resmi karara dayanmadan olay hakkın - ânki yazıma Bandırma Beled | nin 11-6-948 tarihli Yeni Sabah z | zetesindeki tavzihlerini okudum. 1 — Belediyenin ileri sürdüğü mucip sebeplerden olan İnşaatı t vik maksadile yaptığımı ileri sür - düğü bu hareketin; Bandırmal en: hilinmesi: için ilân edilmi: Be'ediye Meclisi, nede Belediy> on rael gitema binasıdır. O tarihte,| cümeni tarafından alınmış tek bir fim kumpanyasile-yajiılarr isar | eat kararı yoltur. Sirkgalini HÖt mul si'de hitam bulmuştu. / yüşlerile yalnız ve yalmz: efendile- EBaz) aklı başmda” vatandaşlar, | rimize ait kendilerince bilinen, is- Hu arada. B. Refilt İnce; gazete| tekterine verebilmek için — mahfuz | tünlarında- vurdum düymaz| kararları belkide meveuttur belediyeyi ikaza - çalışıyorlardı.| — > — Meskür mahalde suyun mik Bana mısın diyen olmadı. Kum-|- tayımı biliirecek bir saat konma- panya, mukaveleyi' yeniledi. mış gece, gündüz sokak ortasında Stra İkincisinde! duran hortumlardan- akan sular.n Şimdi, ayni mevzuda; &l& gecl yandırmanın yakarı matinilösitide- miş yepyeni fir firsat var. Şehi ; .— Lr L lmesine ge - rim çok müsait bir yerinde bulu| p, “Guzu görülmüş, nasıl olurda nan Tayyare- sinemasını,. Türk | N fiyatı dört kilo kireç-He-| Hava Kurumubir müddetten besayn Yodurulmak mretile satfiya ri satılığa çıkarmış bulunuyor. | Kurume binaya üc yüz bin lira istiyordu. Şehir tiyatrosu için be lediyeye iki yüz bin liradan dev retmiye razı oluyor. Hem de tal tı tesbit olurda para alınabilir. Yangın: musluğu bu efen -| dinin işi görülürken bozulmuş va) günlercede tamir edilmediğinden: gene buradan dere gibi sular cad-| ”):Uîğı:;l(kıııiı[ıı m:iî-“'f,xğ ada g| delerde ve bütün mahallelinin gözül iki amme müessesesi aras lacak. Hilesi, hudası yok. Pirsa| Önünde sel gibi akmıştır. | t kaçırmıya gelmez. Bu salön, az masrafla, tiyatroya elverişli hale getirilebilir. İzmir Şehrine 'Diyatro, binaya muhtaç. « Çün - kü, Hayvanat Bahçesindeki pav yonda bu işin yürümiyeceği âşir kârdır.) Gayret dayıya düşü - yor. Şahısları bahane edenler. <E: fendim, ya tiyatnodan evvelki ih tiyaçlarımız? diye ağız yapan- lar, halt ediyorlar: Mutlaka on - ları taklit etmemiz lâzım geldi - ğ için değil, misâl niyetine harb dem sonraki Almanyayı göstere biliriz: Hak ile yeksan olan bu tiyatro lâzım, diyar, açlığa, meskensizliğe rağ meri, her- şeyden- evval - tiyatro | V binaları: ayağa. kaldırıyor. Besin Akimsar nykoyde bir bakkal İ150 kile şeker saklamış Hükümete verdiğ beyannamedö dükkânında şeker olmadığını bib dirmiş, yapılan araştırmada 1 çu val şeker bulunmuştur Sarayköy, (Hususi) — Bvvelce çivi karabonsası: suçundan: Mi'li ko- runma mahkemesince üç sene müd detle: Çiçekdağına sürgün edil- mis olan: kasabamız halkından tüc- car Arif Özbaş hükümete verdiği beyannamesinde dükkânmda: şeker m'radığını bildirmişse de dükkâ- gavda/ yapılan «raştırmada: yedi çu vaıda yedi ve altı guxaldu Üğ; yüz-kilo ince şekerle iki buçuk kak sa da 150 kilo kesme şeker ki cem» an 1150 kilo şeker bulunduğu tes- Yıllardanberi bütün doğru haben leri yalanlamak göre göne- alısılı clduğumuz bir olaydır. Fakat gena ayni mevkide bu arsaya mucavir iki fakaraya nit evini uğraşamıya cağı için Belediye daimi enclimeni ezasından bulunan bu. zatın, inşa- atının Kolaylıkla yapılmasını. sağ: larak kasdile kanuni formal 'ne uydurulmak suretile maili inhi: dam. denilerek raporlar - tanzimila yıkılmasına ne buyrulur? Bu güne kadar fen memurluğunca yen bu. evlerin. duvarları, neden| bu binanın. inşaatında — görülmüş; | inşaat sahibinin bu. komgularına zaran vermeden temellerini - açın işlemesini. ve tedbirler almasını ge ken-be-raportara tüzum. görük- müşmüdür. İsterlerse bunuda. tekzib edebi- lirler. Fakat gören gözleri asla. Mustafa Evyapan Sapanca C. H. P. başhanı çekildi B gı ? Sabanca (Hususti) — Bucağ mızda bir kaç senedenberi devam: Ti-bir'surette çalışan C. H. P. baş: Kanı terzi Hüseyin Toker-istifa: et miştir. Neden- dolayı istifa- ettiği: bilinmemekle' beraber yerine halen kimse- seçilmemiştir. Pakat inanı: lır bir kaynaktan: öğrendiğime gö: re C. H P. başkanlığına müta Kâzım. Gençağa: getirilecektir. ——— ——— bit-eçilmiş, ve şekerler “müsadore' edilenek halktan ihtiyacı- olanlara dağıtılmıştır. ) Bu sugtan dolayı da Arif Özbaş mahkemeye sevkedilmiştir. HAZIRAN. 918 | PARİS MEKTUBLARI — Filmcili ucularıma, ilk Tis — fuarından bahı m. Bu, belki Türki- yedekiler — için, fazla enterasan değildir. Fakat, biz; Pariste bu- lunan Türkler için, enteresan o- ) anlatmadan geçemi Her şeyden önce n Tan. bir şe) söyliyeyim Ki, her sene açılan ve Entemnasyonal bir mahiyet ta şıyan. Paris fuarı, Dizim: İzmir fuarile - muk sönük kalr yese edilince, pel ıktaydı. Bu da, sade Hiller nerede vizli? Hitlere kutub bölgesinde bir m>lce hazırlanması. işi. daha âris fuarı, İzmir fuarı yanında va dağıtılan şarap - Avrupa boks a yenilmesi -Fransız sinemacılığım müdafa: koömites pe kte yeni bir reklân €e kendi kanaatim değil, İzmir faarını gezmiş Türk ve Fransız ların kanaatidir. Bununla ber, alâka çeken tarafları da yok değildi. AŞağı yukarı 3 mik ğ n | Turhan Doyran | yon kişinin gezdiği fuarda, alâ- ka çekecek diye bahsettiğim $ ' İeri, ikiye ayırabilinim; Birinti - be Yazan 1940 da ele alınmıştı & dayanacak m w alltımda GO0 derece seğuğir aştwanıları ve fedilen. GO kim metve karelik saha — — Uçakları Havalandırmak için ge- mideki Kkatapültleri kullanmakla uçakların azami derecede faydalar sağlandı. Şunu da-ilâve etmek genektir kâ uçak pilot ve mürettebatı kütab bölgelerinin yabancıları değil idis ler! Bu sayede Alman kutuli keşif he yeti muvaffakiyetli işler başardı ve gezdiği' yerlerin haritalarını çı- karacak derecede fotoğraflar aldı. Uçaklarm her birinde- mütenddid! Zeiss marka fotoğraf — makineleri vardı. «Lafthansa adasın İdare ettiği- sefer heyetinin ba- ını Almanlara: has gurürla; övünetels anlatan kumandan Ritsaj her istemiyerek ağzından bir sızru kaşızmıştar. Kumandan Ritscher'in; bu ifşaatı, seferinin hakiki mahi-| yetihi meydana çıkarmıştar. B Alman subayı aynen şunla-, HD) Şöylemiştir —Jlk defa: olanak, Alman uçali ları kutub toprakları üzerinde uç.. muşlardir. Uğtakları" topraklar- üzerindeki Alman: hâkimiyetini- belirtecek o- lan: Alman: bayrağım dikmek için bur uçaklar, kutub: bölgesinin çok yakınlarında; bulunan. buzlu. saha- lara çok ve fevkalâde müşkül şart lar içinde karaya inmişlerdir. Uçaklar, her yirmi beş kilometi zede: bir Alman bayrağını taşıyan pilonlar atmışlardır. Bu suretle Almam uçaliları tarafından: kate- dilen güzergâh tesbit edilmiştir. Bü sayede 600000 kilametre ka- relik bir saha Keşfedilmişi Tmuazzam” sahanm” 350.000 kilümet resinin” fotoğrafları alinmıştır. Bu sayede bu: bölgenin: mükemmel bir haritası tanzimi edilebilir...» Kumandan. Ritscher'in bu deme- şarıla Havaların sıcaklığından olacak ! - Helva sohbeti: - Bir müjde! - Suprüntü mevklibi: - Devlet sefinesi: - (Ma'zeret) liler: Selef ve Halef lah demek biraz enayilik olmaz m- dersiniz? v*r Büprüntü mevk: z koya dökülen feryad! iki... Yazdı... tim koydu... Olmadı. Her gün bir istimbot, avallı Vâ - Nü Kalamışta oturduğu — için o kuyr reke Marmaranın wavi deraguşu İ- ginde denizi — murda Vamı ediyor. Vâ- Nü boşüna - çırpınmı Deniz mevsimi başladı demektir. Belki belediye monotolluğunu dermek için denizin sathını süsle- meği- düşünmüştür... * Devlet sefincsi: KAT bık Başbakan, lâhik Baş bakan oldu; bazi Bakgn- ) ları değiştirerek kabineşini indes Teptirdi Ümidi İle tekrar hultümet költuğuna oturdu canım ğlanmış mavnaları sürükliye Mübarek bâd/ Haniz di Hakümete hoş gerdin Ey Sâkâ! Diye başlıyan bir kaside takdim etmeği bile düşünüyorum. YAZAN”” fıTLUNA ) Listeye göz gezdirdim kan Trabzon milletvel Yardimcısı. Trabzon milletvekili, Adalet Bakanı, Rize milletvekili. Milli Savunma Bakanı, Samsun milletvekili, Gümrük ve Tekel Bakanı: guldak milletvekili. Çalışma Bakamı: kâli. Bu itibarla kabinede Karadeniz Yegârları fazlaca esiyor- demeli- İr, Devlet Befinesinin dümenini &- göplerden dğâd' bir Olmadı. Re- -? Zons Rize milletve» linde tutan Hasan: Saka; umarız kâ Kendinden evvel gelen 1 numaralt Hasan. Saka> kabinesinin- — yaptığı maz ve gemiyi bu ta denizci ile birlikte ma hataralı kayalıklardân — geçirerek kıyısına eriştirir. kadâ Nlah! * (Ma'zeret) liler: G ilân - ettikleri leri görülen ve dahil gibi gösterilen ba- hsiyetlerin - bu n vazifeleri bulda i'tizar eylediklermi - öğren dik. Bü i'tizar dikkati colbedecek mahiyettedir; — hattâ — kabinenia mevkil hakkında bazı: düşüncelere Anlamadığımız - noktalar - var Meselâ. Şemseddin Günaltay, Şewv- ket İsmall Ri Fazıl Şkrafeddin kabinaye iâtirâki evve- İâ kabul edip sonra mı çekilmişler, hle Mi kabul etmem yokna Turgud; ştü, €i tenakuzlarla- dolu maada, çok mânidardı. İlk demecinde sefer heyetinin * balığım avlamak için serbi lar aradığım- bildirmişti. demecinde «Sehavabenland> gemi si uçaklarının. 600.000 — kilometre karelik! bir sahayı Alman hâkimi- olduğundan öncekt | doa | t mraki yeti altma vazettiklerine işaret et mişti: Bundan başka, Sebwabenlamd heyeti tarafından keşfedilen genin 11*1/2 ları arasında bör ve-200 tul hat- güney afz ve ku 2 tul derecesi 70 tab cihetinde 76*1 de olduğumı söylemekten zerre ka dar çekinmemiştir. Kumandan Ritseher'e bölgede 4000 metre göre buj irtifada- gok | geniş bir yayla bulunmaktadır. Bu kutba döğru yayılmakta olduğun- dâan maada, ekserisi- 3000 mastine | irtifa'da dağ silsileleri mevcud bul| Tanmaktadır. | Sehwabennlandı seferini: teşkik c den Almanlar iyi -seçilmişlerdi! | *Luftiünsa'nin adası> diye an- | Tan bu - gemide biolojistler, coğraf-| ya âlimleri; geofizisyenler Oky nuslar mütehassısları; bir çok teki| nisyenler, mükemmel usta fotoğ rafcılar meteorolojistler bulunmaki! ta idi. î Uzun süren müşahadeleri sonun- | da bu âlimlerin bir çok başarıları| elde ettikleri, notlar aldıkları, hat tâ 24800 metre irtifa'da radiolo- dik sondajlar yapmışlardır! Dahası var! 1940 senesi Ağustos ayında utsehes Reichsinstitut für Metalle müessesesi müdürü Dr. Wohlovill cevherleri demir olmıyan maden- lerden inşaat malzemeleri hazırlai malârı. lüzumu hakkında mütehas sısş- Alman teknisyenlerini iş- başıs na çağırmıştır! (Devamı var) BARRARANANDANDADA DADADADDARARARNARRRRTRRARARRRRRRDNRA haberleri mi yokmuş? Evvelâ kabul: edip sonra- çekil- meleri fırka disiplinine aykırıdır. Hiç kabul etmemeleri kabinemin mevküne tesir: eden hareketi tir. Haberleri olmaması gibi bir ih$ timali havsalamız almıyor. Bütün bu kıyaslardan çıkardiğı; mız. netice üçüncü bir Hasan Sar ka kabinesine ihtiyat âza ayırmak mes'elesidir. Bakalım: Ayine-i- dövran ne süret göste- rir. * Belef ve Hülef evkilerini kaybeden vekil- Mi aa d 'zğin Ba kanı Reşad Semseddin Sirer yeri- ne- Tahsin Banguoğlu getirildi se- lef, maarifte bir faaliyet göstere- medi. O kadar ki «Yanlığ- tercemes ler» i bile- düzelttirmeğe muvaffak olamadı; Kalktı, gitti. Şimdi: Halefin ne yapacağım bil miyoruz. garif eski bir Başveltis lin dediği gibi A dan Z. ye:kadar yenilenmeğe mulhtaç bir mücssose haline gelmiştir. Yenisinin ne ya- pac lmiyoruz amma her hal de <eskiyi aratmıyacağının' kuvvet le İki kartal bir keçiyi paylaşamas mışlar, birbirl adeleye gis rişmişler v smda . kuve vetli bir- cereyan: nakleden telles rin mışlar, k ine düşerek telleri kopar> ndileri de-keginin ceses dinin Üzerinde eiektriklenmiş: ola rak dü Jelesi on İ- ün karanlıkta kalmasına se- k sönük kalıyor- Fua ampiyomnun usulu 4 i, Pransızar için, ikâinc bi zim için.. İransızlar-içiğren çok &. , Ç fuarın, «Bra: apl. ronunda cere yan.ediyoru.. Fransa da; fuar V.8 yerlede terkedilmiş: ölâti harbden bwi - terkedilmiş dlan, bedava şamp- “Degur: burada tekrar ba dön evvel x yan' bu şep, hassa iyi krarbüen son yrapların alab; e pâhali olduğu Hir zamanda, zi « yaretçileriçeken en-müh beblerden büri- olmuştu. Füarm biz, Paristeki Titider iğin enteresam olan tarafi ise, bir «cezver ydil irki- yedeki- oluyucularımı : hayrete: düşürebilir. Sunu dâ söyl'yeyim ki, bu cezve, alelâde bir cezve? den başka'bir'şey de; Böy « le bir cezvede enteresan olacak, ve fnarm en mühim şeylerinden biri> Halime- gelecek ne var Bunu; yabancı bir memlekete gi dip'te Tütk kahve: Kalmamış - okuyucularını zoranliyacaktır! Fransada; e - ğer memleketinizden kuhvenizi e hasr piştretilmek-içim Tâzım olsm şey lerinizi- getirmisseniz: Türk Hait vesi içebilirsiniz, Yaksa, Fran - sız kahvesini içmeye ve kendi Kahvenize hasret kalmaya malt kârsunuz! Bunlar, H vel bir cezve ve bir Kahve değir menidir. Yne okuyucularım nra sında, « — Değirmeni anlki amma cezve ne- olüyor” Onun yerini herhangi bir şe! mı?» diyenler olacaktır 'Cezvenin yerini tutan. çolk vardırı Fakat siz onu re sorun: Önu içmek kadı lile pişirmek; alıştığımız: ve gör düğümüz gibi cezveden fincana koymak, bir tiryaki için, terke- demiyeceği? bir- seydir. Bütün bunları ve 'Türk: kahvesine olan hasretimizi anladıktan seava, öy le zannediyörum ki,bir cezvenin de, Paris fuarında, en e y şeylerden birini teşkil © Kuyucularımız anlama İIAK vekmıxııd lerdir. Son günlerin isele ri arasında, PFfa Avru pa baks- şampiyon £ .Cer danın, Belgikada yenilmesi mü hinr bir yer isgal etmektedir 14 seneden beri yaptığı 111 çı kâazaman” Cerdan, Br hesabiler yenilmiş v şarapiyonlağu unvan ' nı, Belçikalı rakihine — bıwakamstar. Bu maçın mühim tarafı sayı Mareel Cerdan hakikattı in olduğu halde, hâkemi iş kararile mağlup sayılmı u, sadece Fransız gazetelerinin ğil, dünya matbuatının v bizzat' Betçika: gazeteleri: rüşüdür. Fransız gazeteleri ise, meseleyi bir-spor Küdisesi ol — (Yecamı &» bebiyet vermiştir. Bü haberi okuduğüm yüreğim memnaniyetten- Hop Demek köyler; elektrikle * diliyormuş, ki- kartalların mrücade- lesi- köylerde ziya/ inkıtama sobe- biyet veriyorm Fakat habe 2 knca ve ha hme- geldiğini: anlaymcaa ha- zin bir hayal kırıklığına. viğre İrmaklarımız, nehirlerimiz rül- gü Öyle. köylerimiz vardır ki'hâlâ çıra yakarlar Herifin: dediği) gibi: Bu böyle, akar Siz de böyle hakar. l akar: Tek partili reğimden çok partili rejime çabtıtak geçtik. Herkos biz- de Cümhüuriyet Halk Par: mokrat Pârti olmak ütere ikâ/ parti olduğunu zannediy Halbüki partiler günden a güner ço- ğülmaktadır. Bir güazete general Hüsnü Emir Erkiletin de bir parti kurmak! üzere olduğunu yazıyor. halde bugüne bugün beş © - ti mevcuddur: 1 — Cumhuriyet Hall& Partiti 2 — Demakrat Parti. 3 — Millet Partisi, 4 — Kallaınma Pârtis 5 — (Çöcük henüz doğmadığı i- çin daha ismi konmamıştır. Bu i- tibarla- şimdilik-Emir Erkilet par- tisi diyebiliriz.) Bâakalım Bu beş parti seçim m cadelösinde ne yapacak Fakat Çİnsan beşer, L n şa- şar.) derler. Allah' vere de şaşır- masalar!

Bu sayıdan diğer sayfalar: