3 Temmuz 1940 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

3 Temmuz 1940 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İ | ii i Hıyardan tuvalet | için istifade Hıyar suyunun cild için ne kadar fay- dalı olduğunu pek çok defalar yazmış- tik. Bugün de hir kaç yeni krem ve İop- yon tertibi tarif edöceğiz;: — « Güneşte fazla oduranların yüzünde ekseriyetle lekeler olur. Ba İekeleri ge- çirmek ve cildi beyazlatmak için şu krem çok faydalıdır. * makinesinden çekilmiş bir iyarın içe .risine bir tüp sterilize edilmiş vazelin ka- nştırmalı iki çorba kaşığı gül süyü, Bir kah» ye kaşığı tatlı badem yağı ve bir küçük tu- “tam toz kükürt ilâve ederek tahta kaşık- ola güzelce çırpmalı. Porselen bir kap içe- “risinde serin bir yerde muhafaza etmeli, “Bu kremi yüze, kollara, boyuna günde 'bir defa sürmeli, Bir kaç saat durduktan sonra gül suyu ile silmeli, yıkandıktan sonra bu losyon ürse cild beslenir ve düzgün- Oleşir. Gündüzün sürülürse pudrayı gayet Aİ İl © Giçerisine bir hıyarı a “iyi tutarı Gayet olgun, sararmaya yüz tutmuş “altı tane hıyarnın içlerini kaşıkla akp de- “rin porselen bir kap içine koymalı, Gün- © lük iki yumurtanın akını; ve bir su bar- “dağı gül suyunu üzerine ilâve etmeli; izi- €e karıştırmalı, 90 derecelik yarım bar- dak ispirto katarak üzerine temiz bir peçete öreterek üç gün öylece bırak- “#nalı. Üç gün sonra tülbentten süzerek şişelere taksim etmeli. Bu losyon dur- dukça koyuluşırsa içine gül suyu ilâye- “sile sulandırmalı. Cildi kuru olanlar, bir çay fincanı süt ce ince doğramal, Bir saat sonra bu sütle yüz yıkanısa çok yıkanmalıdır. imlere keserek kırışık olan yerlere yapıştırmak yahut hıyarı — Grendeleyip suyunu (kırışıklar pi sok faydalıdır. Eldeki lekeleri nasıl çıkartmalı? Tırak cilâsini çıkarmak için kullanılan ive her eczanede satılan aseton yalnız bu Tie yaramaz Ciltteki lekeleri de temizler. © Reçel yapmak için ayıklanan vişne vaya başka meyvadan İekelenen eller, “sigaradan sararan parmakları, mürekkep- ten kirlenmiş eller asetonlâ ıslatılmış bir pamukla silinirse tertemiz olur. © Yalnız sseton benzin gibi pek kolay “parladığı için ateş yanında ve sigara içerken aseton kullanmamalı, ii — | Organdi yakalar Elbiselerin bir çoğunda organdiden © yakalar vardır. Bunların şık ve zarif gö- o rünmesi için daima temiz ve ütülü ol- ması şarttır. Hafif bir terden sonra bile yakaları elbiseden çıkararak yıkamak icap eder. Ilik sabunlu su işinde yakaları bir iki osaat güneşte bırakmalı. Sonra hiç çitile- “meden avuç içinde ezerek yıkamalı. İki üç defa temiz suda çalkaladıktan sonra sıkmadan iki havlu arasında biçimini ve- ek kurutmalı, ri © Yakalar kuruyunca gayet hafif pirinç Vİ suyuna batırmalı ve memli iken ütüle- #nelidir. İ © Pirinç suyunu yapmak için pek az pi- ri suda pişirmeli ve tülbentten süz- meli, Bu #u kola gibi sertlik ve parlak- E rarlı Yüzük AŞK ve MACERA ROMANI “Tefrika No. 26 Filhakika, Raifin avdet ettiği za- anberi, eski maşukasının kal- bir şüphe uyanmış bulunu. 5 «— Bu adamo değil... Öyle yüksek bir aşktan sonra Raifin derece soğuk ve uzak kalmasına İm- » diyordu. - indeki vakayi henüz delil teşkil ordu, Amma, © çatışmadan Raiften bir de mektup aldı. iye dâir ne vazıh izahat veriyor. tâ aşklarının yuvası olan mağa- Kİ âşıkların bu randevu yerini da hiç bir feni keşfelmemişti. öyleyse? “Nedir bu esrâr? il#be, kendi kendine: - Giderim!» diye karar verdi. rândevü saatini büyük bir he- nla bekledi, bu sefer her şeyi öğrenecek! k artık Raif konuşacak... / | Yazım beyaz keten tayör içine giyilen blüzlar renkli ve ince muslinden, or- Wait yapılmaktadır, Bir kaç model dercediyoruz: — Ortanca renkli müslinden yapılan bu blüzun yaka, omuz ve ön kısmından bas yerleri bütün plisedir. Bluz ayni renk küçük kristal düğmelerle iliklenmektedir. — Kırmızı tual dö suadan blüz. Yakası, ön parçası ve kemeri üzerine sıkı makine ekini İki taraftaki plilerin üzerine de şekilli makine çekilmiştir. Sarı ipekli organdiden blüz. Ön ve arkadaki plilerin yukarı kısımları feston e Ayni kumaştan küçük düğmelerle iliklenmektedir. Vişneli puding (müsküneri cevar | 100 gram pirinci bir kap işine koymalı; | üzerine kaynar su haşlıyarak yarım saat öylece bırakmalı. Bir kilo sütü ateşe koymalı, kabardığı zaman pirinci bir iki su yıkadıktan son- sa 150 gram şekerle beraber sütün içine atmalı ve koyu sütlâç pişirmeli. Ateşten indirerek sogumağa bırakmalı. Yarım kilo iri vişnenin çekirdeklerini ayıklamalı, koyu komposto yapmalı (hoşaf değil). Vişnelerin yarısını ikiye üçe keserek sütlâca katmalı, Altı yumur- tayı telle vurup köpürtmeli; sütlâca ka- rıştırmalı, yağlanmış kalıba dökerek ya fırında, yahut bain - marie'de pişirmeli- dir. Soğuduğu zaman derince bir tabağa boşaltmalı, üzerini vişne taneleri ile süs- lemeli, Buz dolabında yahut soğuk bir yerde bırakmalı, Kompostonun suyunu ayrı bir kap içinde sofraya getirmeli. Tabağa alınan bir parça pudingin Üzerine komposto su- yu gezdirilerek yemelidir. Izgarada et ve balığı nasıl pişirmeli? Balık olsun et olsun ızgara yapılacağı zaman her ikisine de hafifçe zeytinyağı sürmelidir. İzgarayı boş olarak ateşe koymalıdır. İzgara kızınca üzerine et veya balık yerleştirilirse gayet iyi pizer | ve katiyen ızgaraya yapışmaz. Yapılması kolay bir tuvalet suyu Yüzün cildini yumuşak ve berrak mu- hafaza etmek için yüzü yıkarken tuvalet suyu kullanmak icap eder, Satılan tuva- let suları kadar faydalı bir suyu evde hazırlamak mümkündür, 300 gram mai mukattar, 150 gram gliserin ve 50 gram zülsuyunu karıştırıp halletmeli, bir şişede saklamalı. Yüz yı- kandıkça bu ilâçtan bir tatlı kaşığını su içine katmalı, ve bu su ile giknminke. Nakleden: (Vâ - NO) deten o kadar benziyor... Manen ise, şimdiki Raifle mazideki biribirlerin- den öyle ayrı idiler ki.. Galibe, bu muammaşı halledeceği- ni düşünerek titriyordu. O gün Raifle Cemil köyden dön- dükleri zaman, tam öğle yemeği za- manıydı. Süvariler, tozlu elbiselerini çıkardılar. Alelâcele ellerini ve yüz- lerini yıkadılar. Yemek odasında bu- lunanları bekletmemeğe çalıştılar. Çiçeklerle süslü masanın etrafın. da, hizmetçiler servis yapıyordu, Lâtife, misafirlerine ikramda bu- Tunuyordu. Fakat dikkatli bir göz bu soluk yüze bakınca, son zamanda büyük bir heyecan geçirdiğini an- lardı, Fakat ölüm tehlikesini atlatıp nekahet devrine girmiş bir hasta gi. bi gülümsüyordu. Misafirler, ev sa- hibesinin bu halini evvelki geceki zi- yüfetin yorgunluğuna hamlettiler. Fakat kızı aldanmıyordü. Masume, annesinin her hâreketini endişeyle takip ediyordu. Annesi de, cesaret ve metanet telkin etmek ister Ahududu şurubu Arnavulküy Şekiba: Ahududu şurubu $ö7- le yapılır: Meyvaları ayıklayıp ezmeli, Tül bentteri sıktıktan sonra çıkan suyu derin bir kap veya bardakla ölçmeli. Bir ölçü mey- va suyuna İki ölçü şeker hesap etmeli. ge- keri pek az su ile ateşe koymalı, Kaynalıp gayet koyu ağdalı kestirmeli, içine bir Ji- mon sıkmalı, ve tencereyi ateşten İndirmö- Mi. Evvelce sıkılarak hazırlanan meyva su- yunu sicak şeker içerisine dökmeli ve bal- loluncaya kadar kepçe İle karıştırmalı, S0- Buyunca şişelere doldurmak, Basit bir diş tozu tertibi Leman E. — Evde yapabileceğiniz en ba- sik diş tozu tertibi şudur: 50 gram manez- ya, 25 gram ince dövülmüş ve bir iki defa elenmiş kömür tozu, otuz damla nane ru- hunu karıştırıp kutuda muhafaza ediniz. Dişleri beyazlattığı gibi diş ellerini de kuv- vetlendirir. 2 — Lake eşyayı temizlemek için en iyi usul Japon Gurzdır: Beyaz bir ipekli par- çasını gayet hafif olarak zeytin yağına ba- sırmalı ve oğyaları bu bezle silmeli, sonra başla bir ipekli ile kurulayıp parlatmalı- ir, : Çiçekli basmalar nasıl yıkanır Boğaziçi E. A. — Çiçekli kreton basmala- rı kepekli su ile yıkanır ve sirkeli su le çal- kalanır. 250 gram kepeği su İle kaynatınız, sonra bir tülbentten süzünüz. Çıkan su koyudur, bunu soğuk su ile karıştırarak ılıştarınız. Bu kepekli su içinde (sabunsuz) yıkayınız. Bir legen su içerisine bir çay fincanı sirke ka- rışurarak bu suda Kretonu çalkalayınız. Gölgede kuruttuktan sonra nemli iken ütü- leyiniz. Kesilmiş limonu nasıl muhafaza etmeli? Limonun pahalı olduğu mralarda ke- sik bir İsmonu acı olmadan ve kesilen yeri taze kalarak ertesi güne saklamak için, kesik limonu bir küçük tabak içine (kesik tarafı tabak üzerine gelerek) koy- imalı va üzerine bir su bardağını baş aşa- ğı kapamalıdır. gibi ona baktı. «— Zavallı anneciğim!... Hayri ile izdiyacımıza mâni olacak hareketle- re girişti... Ama kendi de, bundan ne kadar izlırab çekmiştir. Fakat ha- kikati ondan öğrenemiyeceğim. Ge- ne bana her şeyi anlatacak babam- dır» Bütün gün babasını görtmemesi Masume'yi çok üzmüşlü. Ayni günü Feriha da pek büyük bir asabiyetle geçirmişti. Zira, Cemilin kendisini görmeğe geleceğini sanmış- tı. Bu emelle bahçede aşağı yukarı dolaşmıştı. Fakat beyhude!.:. Niha- yet Cemille Rait sofraya geldiler, Genç kızların ikisi de canlandı. Gü- lüşüp konuşmağa başladılar, Bu sırada Mahir, ev sahibi Rajfi büyük bir dikkatle süzüyordu. Bir aralık, Hacı Esadın da kendine tebes- sümle baktığını gördü. Iraklı, bu adamın kalbine şüphe tohumunu ni- hâyet ekebildiği için nun oluyordu. Yemek alelâde muhaverelerle geçti. Sofradan kalkıldığı sırada, Masu- me, babasına yaklaştı. — Babacığım... Sizinle konuşmak istiyorum... Boş bir zamanınız yok mu? Raif, saaline baktı. Galibe ile randevusuna bir buçuk saatlik bir zaman daha var, Bu ka- | du. - Şey... | fendi ve sizin aranızda ne gibi bir cidden mem- | ÂŞIK GARİP BÜYÜK HALK MASALI Tefrika No. 5 Yazan: İSKENDER FAHREDDİN İl Söz veriyorum, seni bekliyeceğim, sen gelinceye kadar hiç bir erkeğin yüzüne bakmıyacağım — Hayır, dedi, onun haberi yoktur. Ben para kazanmağa Ikarar verdim.. Gidiyo- | rum. Saz şairi, Âşık Garibin fikrini çeldi. Delis kanlı uyandı: — Doğru söylüyorsun, usta! Benim para Kazanmağa gittiğimi nerden bilecek. Varıp andan da söz alayım. Tekrar hocanın evine gitti. Şahsanemin cariyesi Akçakız arka bahçede dolaşıyordu. Âşık Garib, yavaşça bahçeye sokuldu... Ve sane kapıyı çağırdı: Seni gördüm, oldu aklım perişan, yüreciğim, Akçakız. Dedi delikanlıya bir ağacın gölgesi altın» da oturup beklemesini söyledi. Kelebek gi- bI uçup gitti, Âşık Garib, Akçakızın gösterdiği ağaç di- bine oturmuş ve biraz sonra, oturduğu Yör- de, sevgilisini düşünerek uyuya kalmıştı. Akçakız, konağa koştu... Şahsantme üşt- Zınm geldiğini, bahçede kendisini bekledi. &ini söyledi. Halbuki, ona, bir gün evvel: Garib Tiflisten çıkıp gitti. Seni bir kere bile görmeğe, veda etmeğe gelms- dı. Demişlerdi. Şahsanam, buna İnanmıyor- du. Akçakız: — Âşık Garib sen! bahçede bekliyor. Deyince, Şahsanemin rengi kızardı, kal- bi çarpmağa başladı. İkisi birlikte, sevinçle bahçeye Koşlular. Akçakız önden, Şahsa- nem de birkaç adım geriden geliyordu. Akçakız, delikanlının otlar üzerinde ya- tp uyuduğunu görünce, dayanamadı; Saraydan indi, yürüdü; Uyan avet, ayın geldi, Sevki âlemi bürüdü, Uyan avcı, avın geldi! Siyah zülfün dökmüş yüze, Tem sürmeler Saraydan indirdim düze, Uyan avcı, avın geldi! Diye söylenince, Şahsanem, Âşık Gatibin başı ucunda durdu, garketmiş ü Yârim geldi, aç sölnü! İçmişim kırklar taşından, Geçmişim aşk libasından, Eridim, bittim yasından. Sanem çeldi, aç gözünü! Akçakız tekrar seslendi; Eli, ayağı kınalı, Uyan avcı, ayın geldi, Göğsü tomurcuk memeli, Uyan ave, avın ezidi. Mavuz başında oturur, Elini suya batırır, Görenler aklın şaşırır... Uyan avcı, ayın geldi, Aşık Garib, otların üstünde gibi, hareketsiz yatıyordu. E onun göğsünün körük gibi görmeseydi, öldü diyecekti. Akçakıza: — Yazıktır, dedi, ben uyuyan yılanı bile uyandırmağa kıyamam, Garib yorulmuş.. l Uyusun. hissiz bir taş Şahsanem, ip kalktığını dar zamana ihtiyacı yoktu. Fakat ih- tiyatla tedbirleri alacak, civarı kon- v8 İakip edilmediğine Ii edecekti. « Uzun konuşmak ni- — Hayır, kısa, babacığım... Masume, kararını vermiş insanlara | hüs bir azim ve irade ile babasına ba- kıyordu. — Öyleyse çıkalım... Birlikte yazı odasına girdiler, Yazı odasında bir sigara yaktı. Bü- nun dumanları arasından, ayakta, kızının hal ve harekelini göz ucile tedkik etti | Masumenin deminki cesareti azal. mıştı. Düşüncelerini tereddüdle söy- liyebildi. Sevimli yüzü kızardı. | — Babacığım... - diye söze başla- J Annemle Galibe hanıme- | hâdise cereyan etliğini bilemiyorum, Fakat bu zıddiyet tamir edilmez bir hal almadan şunu söylemek istiyo- rum: Hayri ile evlenmezsem ölürüm. Erkek gülümsedi: — Mesele bundan mi ibaret? — Evet Ralf, bu sevgili yüzdeki bütün ifa- deleri muhabbetle seyretti. Sonra kaşlarını çattı. Cidâileşti, — Yavrum... Bu hislerini önceden | | hat olur mu?... | sanlardan değilim... Sâdöce şunu 39 Ve köşke döndü, Akçakız, Aşığın başu- ucunda bekliyordu. Nihayet, biraz sonra, Âşık Garib gözleri- ni açtı. — Sevgilim ntrede? Diye surdu. Akçakız, Şahsanemin bekle- yip gittiğini ve uyandırmığa kıyamadığım söyleyince, Garibin canı sıkıldı; Ne hikmettir, ben hayretle kalmışım, Yâr yanıma gelmiş, nice duymadım. Bir acaip gafletlere dalmışım, Yür yanıma gelmiş, nice duymadım, Bu sönmer ateşe çare bulaydım, Yârim ile ben tenhaca kalaydım, Ben yâra derdimi beyan kılaydım... işi -Şalısanem, Garibin feryadını duyunca koştur — Niçin ağlarsın ? dedi - Gurbete çıka- cağını duydum. Neden Tiflisi terkediyor. sun? Âşık Garib derdini döktü:, — Babanın dileğini yerine getirmek için gidiyorum, ahu gözlü meleğim! Gitmeden, sana kavuşmak imkânı yoktur. Şahsanem, ikinci gelişinde büyük bir boh- ça getirip içini açtı Yük oldukça ağırdı. — Al, dedi, ben sana kırk kese akçe pe- tirdim. Bunları babama verirsin, Dava ça- buk biter... Babam paraları görünce, hs- men beni sana verir! Tanrı nasip ettiyse, çarçabuk düğünümüz olur, biribirimize kayuşuruz. Âşık Garib boynunu büktü ve gözlerini yere indirdi: Bir gün bu iyiliği başıma kakarsın, Kuzgın bir halka gibi boynuma takarsın! Bir şanlı erkek yapar mı bu soysurluğu? Al onları geri, bırak bu huysazluğu! Diye yalvardı. Sozını eline aldı, Islak göz- lerini allerek, sevgilisinin yüzüne melül melül baz: — Ren seninle sözleşmeğe geldim, Şah- sanem! Alnımın terile kazanıp getireceğim bu parayı, Ilaydi, bana söz ver: Ben dönün- ceys kadar, beni bekliyecek misin? Şahsanem ellerini Aşık Garibin boynuna doladı: — Söz veriyorum Seni bekliyeceğim, as- lanım! Sen göllnerye Kadar hiç bir erkeğin yüzüne bakmıyacağım.. Senden başka bir erkek düşünmiyeceğim. Pakat, gel bu para- Jari al, beni, yıllarca ardından göz yaşı dö- kerek üzme, Zir. benimde tahammülüm kalmadı. Kırklar taşından &şk şarabını İç- tiğim gecedenberi vücudümü ateş sardı. Sensiz nasl yaşıyabtlirim? — Bana erenler yol gösterdi, Şahsanemi Bu yoldan geri dönülmez, Sana, babanın iğ teğiğinden fazla para ve hediyeler getire İ ceğim, Diyarı garbeli dolaşıp, ekmekçi ha- eN gibi yuğuracağım. O zaman birihi. d yi anlamış oluruz. Madem ki, takatın var, söz veriyor» sun! Gideyim... Fuku*, yolnulukta gidip gele memek, gelip bulmamak da vardır.. Deği ve sazını çalmağa başladı; Kurbanın olduğum gül yüzlü Sanem, Gidem yâr, eğlenem, belki gelmiyem, Bu ayrılık bize haktan değil mi? Gidem yâr, eğlenir, belki çelmiyem, Dön beri, dön beri, vürün göreyim; Al yanaklarına kurban olayım! Aldı Şahsanem Vardır, bilirim sende muhabbet; Var Garibim sağlık ile gelesin, Kurbanın olayım aman ey Garib. Sensin ancak benim derdime tabip! Olamaz sana hiç bir kimse takip. Var Garibim, sağlık ile gelesin! (Arkası var) laylıkla değişen sanlardan değil- sin... İçinde bulunduğumuz şeralt bu aşkı hazırlamış gibidir... Mâzmntih, tavsiye ederim; Biraz daha düşün, kendini dinle... — Beni bu sevgimden dolayı kabz hatli mi buluyorsunuz, babacığım? — Hayır, değil tabii... Aşk, kâba- Ben o düşüncede in. racağım:; Senden bir fedâkârlık iste- sem ve pek lâzım olduğunu söylesem bu aşktan vazgeçebilir misin? Kiz sarardı. Dudakları titriyordu. — Bunun ve sebebi olabilir? Bana söyler misiniz? — Yalnız şu: Ben teşebbüslere gi rişeceğim, en geleni yapacağım. Fakat bu izdivacın tahâkkuk edip edemiyeceğini bilmiyorum. — Siz demek evlenmemizi istiyor. sunuz? — Evet... Şaysd saadetinin buna bağlı olduğuna kanaat gelirirsem... — Öyleyse? Ne gibi bir mani bu- Yunabilir?... Sizin arzu ettiğiniz her (Arkası var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: