28 Eylül 1940 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

28 Eylül 1940 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Bir yük vapurile uzun bir seyahat- tu dönüyordum. Dört beş hafta bu iŞ ik vapurla Okyanusların dalgaları da çalkanıp, gallanıp duracak» ını, Kaptanımız, bayatı bin bir mace- İçinde geçmiş garip bir adamdı. un senelerce evvel Çinde korsanlık Jttigi, Afrikayı karış karış bildiği, ya- İnındak! birkaç arkadaşile oradaki ka- hileler arasında muharebeye tutuştur Iltın aradığı söyle ra göre hayatının garip hüdiseleri vardı. Lâkin henüz enç görünüyordu. D: Kası taşıyan çenesile, lerinin seaip bir e i Onunla ahbap olmamız pek kolay şolmadı. Bin bir maceranın peşinde koştuğu halde çekingen ve vahsi bir adamdı. Halbuki bu haftalarca süren deniz seyahatinde ben konuşmak için İtaştan insana bile razı ilm. Nihayet, İatisttğımız büyük bir fırtınadan son- Za bir akşam karşııkh viskilerimizi İçerken onunla pek samimi olduk. Bu Taprresti birçoğu gibi da çok açık kalbli, ho- recesinde cösürttl! b: ında» Jbukl pi dik- yan hayatı hakkında hiç birşey Öğrenemeiniştim. Bir akşam yolumu- zuh Üstündeki bir limana uğramıştık. Bursadan mal alacak, ertesi günü tek- rar yola çıkacaktık. Vapurun acente iri gemiye geldi, LAF Böy de yükle Beraber bir de kadın yaleu alacsksı- 0? Bu söz üzerine kapt bilet kestiniz? Acente mem okjay: — Merak etmeyiniz kaptan, dedi, bu #eferdekl yolcu kadır tamam 60 yağın da... Halbuki siz dı Arasında gez an niz değil mi lcünun ajt- de fe- Ertesi günü bu yolcü kadını aldık- tan sonra yolumuza koyulduk. Gece yıldızlı bir gök altından, çarşaf gibi bir deniz üzerinden geçiyorduk. Burun tarafında geğiş iskemli onun niçin ge mediğini sordum. Benden birdenbire böyle bir sual nid etmediği için kısa süren bir şaş- tan sonra cevap verdi: — Hayatımın karma a akım vakalarla dolu oldu- Bunu billesiniz. Feleğin birçok sllleleri. ni yemiş, çok müşkül vaziyetlere düş- müs bir adamımdır, Ötedenberi deniz- ©likle meşgul olduğum için Bundan ane bunun gibi bir diri kaptan tayin) şeyden elimi ayağımı çek karar vermiş, mu. fe, tamamile uslarımağa ah- *im. Çalıştığım yük vapnru Uruk Şarkla Afrika lt Yl d va, ; ç yolen da almak Adettir. ra vapurumuza yolcu da ölyorduk. Fakat şu hayat denilen iptir. İnsan ne kadar us- ağa karar verirse versin bazen en Jar gelir sizl büyük de- Bu genç, e dei uyandıran bir #n bu seferki ekilerine banzemi- kadın yolcu iste- | baktığınız zaman | ye garip bir canlılık vermişti. Tuvale- tins de düşkün biz kadındı. Hem de zengindi. Böyle bir kadın niçin senin külüstür yük vapurunu tercih etti? diye soracaksın değil mi7 Söylyeyim... Bu kadının kocası Afrikada olmas ti- careti yapıyordu. Kendisi bir iş için acele Afrikaya gitmek mecburiyetinde kalmıştı. İlk Kalkan vapura, yani bi- zim gemiye binmişti. Sonra macerayı da pek seriyordu.Bir kargo ile Şang- haydan Afrikaya geçmek ona “acaip bir zevk veriyordu. Vaputda kamara- sından, yemek salanuna, oradan kap- tan köprüsüne çıkarken etrafı baygın! bir koku kaplıyordu. Ondan ne kadar kaçmak İsterem, son dercede tatlılaştırdığı sesile «ksp- tani diyerek ben! geminin her tara- fında buluyordu. Bazı geceler kaptan köprüsüne benim yanıma çıkıyordu. Saatlereş tek gemi ışığına ras gelme. den koca Okyanus üzerinde yapayal- niz, yanyana kalıyorduk. Bazen kü- peşteye dayanarak karanlık sularn/ baka baka alyara içiyorduk. Gündüz- leri sırtına pek İsa bir mayo giyiyor, ambar kapaklarından birinin Üstüne yaydığı battaniyeye mi güneşe ve- rerek uzanıyordu. Bu suretle saatlerce güneş banyosu Afrikanın sıcak ve baygın havalı Ik- iimine girdiğimiz günlerde onun bu ri benim hakikaten başımı u, Bir akşam sisli bir ha- va içinde ilerliyor rine pek yakındık. Bir aralık bu güzel yolcum kamarıma geldi. Halbuki ben Yukarıya işimin başına göçmek /sti- yordum. Bu havada gemimi kimseye emniyet edemezdim. Halbuki onun, Sen benim y rdu, O kadar ti ra bindirdik. Bereket vapurun oturduğu yer kayalık deği çıklak, Ec- tesl günü he in kurtarılma dı, Gemimdeki genç den ayrılıp gitti, ya geçerken yolcu olarak bulunduğum Hikmet Feridun Es BULMACAMIZ 12345678910 Soldan sağa ve yukarıdan aşağıt 1 — Dayanma 2 — Nisyan edemiyor. 3 — Parasına oyun - İstikamet si- mL 4 — Pırlatamaz. 5 — Kâhıd - Rümuzla anlatma, 8 — Masset - Köşe. 1 — Çivi - Mücerrid. — Meyladiyorum. — Gubar - Mel'un kadın. 10 — Hind sultanı - Mesak Geçen bulmacamızın hai Soldan sağa ve yukarıdan aşağı: eri, 2 — Mazide, 4 — Rimel, İlçe, 5 — Şet, Öc, Ole, 7 — Lis, yatımız bu defa değişmişti. Genç ve güzel bir ın, erkek kalabalığı içindeki gemi- 10 — İşlesenize, Muş, | ine kara yolu İSİ erkek talebe elbisesi Bir daha ona Avrupadan Arerike-| yz talebe ibisest İN | Tir vesalie ihras etmeleri lâzımdır. | Een, 8 — Eımlizola, 9 — Ru, Çöle, AZ, 5 Keşif Bod. İlk temi M7623 (O 11073 (İş bankasile Osmanlı bankası arasındaki yolun mevcut Bordürlerinin yükseltilmesi ve tretuarların asfaltim- ması İş, Cerrahpaşa hastanesine yaptırılacak çamaşır kurutma clhazı. 214145 Oo 16062 Beyoğlu Belediye şubesi binasının tamiri, Köşif bedelleri ile lik teminat mikdarları yazılı işler ayri ayri açik ekalltmeye konulmuştur. Keşif ve şartnameleri Zabıt ve Muamelâ$ MR- dürlüğü keleminde görülecektir. İhale 9/10/9040 çarşamba günü saat 16 de Daimi Encümende yapılacaktır. Taliplerin fk teminat makbuz vaya mektup- ları ihale tarihinden sekiz çün evvel Fen İşleri Müdürlüğüne mürcaatla ala- cakları fenni ehliyet ve 940 yılına alt Ticaret odası yesikalarile hale günü muayyen saatte Datmi Encümende bulunmaları, (9052) * Halka - Nalbantçeşme - Hadımköy Utisak yolu inşaatı kapalı zarf uru- He eksiltme nulmuştur. Keşif bedeli 109,407 lira ve ilk teminatı 6720 lira 85 kuruştur. Mukavele, eksiltme, bayındırlık işleri genel, hususi re fenni şartnameleri, proje keşif hulhsasile buna müleferri diğer evrak 6 Ilra 47 ku- ruş mukebilinde Nafın müdürlüğünden verilecektir. İhale 0/10/D40 çarşam- ba günü saat 15 de dalmi encümende yapılacaktır. Taliplerin ilk teminat makbuz veya mektupları, ihale tarihinden 8 gün evvel Nafia müdürlüğüne müracsatları alacakları fenni ehliyet ve 940 yılına sit Ticaret odası yesika- larile 2490 numaralıkanunun tarifatı çevresinde hazırlayacakları tekli? mek- tuplarını ihele günü saat 14 e kadar daimi encümene vermeleri lâzımdır. (8984 1200,00 00,00 Yüksek Ziraat Enstitü sü Rektörlüğünden : 1 — Kurumumuz kız ve erkek talebesi için mikdar ve muhammen bedel ie nuvakkaş teminatı aşağıda yazılı dört kalem muhtelif cins kumaşın 13/10/00 cumartesi günlü saat 11 de rektörlük binasındaki müteşekkil komiş- yon tarafından ihalesi kapalı zarf uzulile yapılacaktır. 3 — Eksiitmeye girmek isteyenlerin muvakkat teminat ve teklif mektup- Jarile kanunun tayin ettiği vesa'kle ihaleden bir saat evveline kadar komiş- yon relsliğine vermeleri, 3 Kumaş nümünelerini görmek ve daha fazla izahat ve şartnamesini almak isteyerlerin enstitü daire müdürlüğüne mümcaatları («01305 «9230 Cind Mikdarı Piyati Tutarı 1200 m, 340 m. 0 » »». 600 750 723 0 Erkek elbiselik kumaş 7000 Paltoluk kumaş Tayyör » Manto » İstanbul Maarif Müdürlüğünden : Maarif Vekilliği Köy Enstitüleri için satın alınacak aşağıda cirs ve mik- tarı Yazın elbiseler kapali sarf usuliyle eksiltmeye konulmuştur. Bu elbise- lerin muhammen bedeli (39630) lira ve muvakkat teminatı (2072) Hra (25) İstekliler bu elbiselere 21 şartname ve nümuneleMi İst, Maarif Mü- ireklörlüğünde görebilirler. Eksiltmenin 1 'Teğrinlevyel 1940 salı günü saat 15de İstanbul Maarif Müdürlüğü binasında yapılacağı ve kapalı zarfların en geç saat 14 de alına- cağı ilân olusur, (eğA2) Beherinin roğhammen flati o Yekün Lira Kuruş Lira Bıyanın cinsi M rn 25380 (Ceket, Pantalon) . 14250 (Ceket, etek, tayyör) 30630 ———ğ—ğ—ğ——-<-<-<<-<< Belediye Sular idaresinden: 1 — İdaremizin Yeriköy Üzininde yapılacak beton inşaatın malzemesi bayi verilmek Üzere, yalnız işçiliği pazarlıkla bir müteahhide Male edile- e 2 — Pazarlık 7/10/940 pazartesi günü saat 10 da Taksimde Sıraserviler. deki idare merkezinde yapılacaktır. 3 — Przarlığa gireceklerin, bü gibi inşaatta ihtisasları olduğunu göste- 4 — Tslipler şarlnameyi idara merkezinde, levazım servisinden alabilir- ler, (0188) “”“———---r «Cl > - Divani muhasebat Reisliğinden: i — Münhal bulunan 20 lira asli maaşlı kâtiplik için 10 teşrinlevvel 1040 perşembe, 3 — Münhal bulunan 30 lira asit maaşlı müraktp muavinliği 4 Hinlevvel 1940 salı, i v im 3 — Münhal bulunan 50 Ira asl! maaşlı mürukiplik için 4 teşrini 190 cuma günleri imtihan yapılacaktır. > a Kabul şartları: Kâtiplik için: Orta mektep veya iss mezunu olmak, askerliğini yapmış veya tecil edi- miş bulunmak. Muavinlik için: Yüksek mektep mezunu olmak veyâ 25 lira mı salar ane yi ra maaşda bir terfi müddeti pelin Için: luhasebecilik veya muhasebe mümeyyizliği gibi maliye memuriyetle- rinde bulunmuş ve 40 lira maaşda bir terfi müddeti geçirmiş olmak. Bu şartları haiz bulunanların tahsil ve memuriyeğ vesikaları ve bir kıta fotoğrafile birlikte divanı muhasebat telsliğine müraenat eylemeleri Nân olunur. (5911 « 8950) e Teknik Okulu Müdürlüğünden: e e gizle dkiba, ncı 1. Teşrinleyyel 940 salı günü ya- tır. Kayıt olunanların karnelerfle 0 gün saat sel ylacaktır. KATI ol gün saat sekiz buçukta mektepte memufa kismi giriş imtihanları günü aynca in olupacağı, vdrisata 2. Toşrintevvel 940 pazartesi günü başlanacağı, ilân olu-| (a6) 'Tetrika No. 89 — Sen mepak etme! Madeni ki ba» na yardım edeceksin) Madem ki Türk. lerin gömdüğü definenin yerini bili. yosun! Sezvet, istikbal, herşey bi- zimdir. Şimdi hemen benim peşimden gel... Saklanalım. Türkler Ilmandan gidince, tekrar araştırmalarımız de> vam ederiz. Yuvan, Garibin kollarını çözmeğe başladı: — Su duvarın içinde bir kapak var... Görüyor musun? — Karanlıkta birşey götmüyorum. Hattâ senin yüzünü bile, - Kapağı kaldırınca, kayalıkların altına doğru giden gizli bir yoldan ka- çacağız. Bu yolu ben, böyle bir gün için yaptırmıştım, Yuyan kapağı açtı: — Haydi, beni takip et Dışarda ayak sesleri artıyor. Boşuna arıyorlar, Bizi bulamiyscaklar, Yuvan, duvarın içine girdi, Bu m- rada, Tilos kalesi muhafızı Doğan be- yin dışardan akseden gür sesi duyul- du: — Geliniz çocuklar! Burada kapalı bir demir kapı var, Canavar mutlaka buraya sizlenmiştir. Demir kapıyı zorlamağa başlamış- Yard. | Birdenbire taş bodrumda bir gürül- tü koptu. Âşık Garib, kollam çörülür! çözülmez, yayından fırlayan DİP Ok gi- bİ, Yuvanm üzerine adıldı. — Seni kolay kolay bırakır mıyım sanıyorsun, alçak? Ve yüksek sesile haykırdı: — Kapıyı kırınız, arkadaşlari buradayız... Türk denizellerinden birkaçı bu se- el tanıdılar; — Âşık Gar'b bağırıyor, emen ka- pıyı kıra'ım. Diyerek, sevinçle kapıya Oşüştüler, Yuvan, Âşık Garibin Kollarını çöz- düğüne bin kere pişman olmuştu. Fa- kat, bJA hasımlarının eline düştee- Bini ummuyordu. Derhal belinden bi- çağını çeker? Biz — Beni aldattın, öyle m1? Al öyley-| se. bağırdı. , karanlıkta ışil- dayan biçağı görünce tehlikenin yak- aştığını anladı. Bütün kuvvetile Yu- vanın gırtlağına sarıldı, Âşık Garib, Yuvan, dar şiddetli sıkmıştı navarın el tü. Şimal, demir iskaralar üstünde bo- Buşuyorlardı. Garib fırsat bulup kapı- nın sürgüsünü açamıyordu. Bodrum- deki boğuşmay: dışardan duyanlardan biri Âşık Geribe seslendi: — Yuvan orada m1? — Evet. Onunla boğuşuyorum... Ça- buk geliniz buraya. Baltacılar kapıyı parçaladılar. Me- şaleciler ışık tutarak, bodrum kapısını açtılar ve içeriye g'rdiler, 'uyan Türk denizellerini görünce şaştrdiz — Kahpece bir baskin... Nihayet be- nl tuzağa dişürdünüz! Diye homurdanıyordu. Doğan beyle Sarı Mahmud, haydudu yakalıyarak, bodrum içinde derhal kollarımı bağla- dılar ve üst kata çıkardılat, (Piyon)daki yerli müşteriler Yura- nin bağlı olarak meyhaneye çıkarıl- dığını görünce, hayretle birtbirlerine bakışmağı. başladılar, — Vay canına... Yuvan bizi de aldat- muş... BİZ onun Venedik sularına git-| #ğini sanıyorduk. l Her kafadan bir sas çıkıyor, herkes bin türlü fikir ve muhakeme yürüte- rek, Yuvanın nasl ele düştüğüne #s- şıyordu. Biraz sonra Âşık Garib de Öst, kata çıkarılmıştı. Piyon'un basık ta- vanlı salonundan şen sesler yükseli- yordu: — Hem Yuvam yakaladık... Hem de kaybolan arkadaşımız Resulü bulduk, Haydi içelim, çocuklari Hamza rels Yuvanı görünce: — Nihayet, Akdenizin bu uğursuz! baykuşu elimize düştü. Adalilar bir) daha onun sesini duymıyscaklar, Dedi, Sonra denizellere dönerek: — Var olunuz aslan yürekli yiğitle- rim, dedi, Yuranı yakaladınız. Bu göce burada eğlenmek ve şarap içmek | bakkinızd. gırtlağını o ka» t, birdenbire ca» Esrarlı Yüzük Tetrika No, 112 — Ne? Miş)... — Külhanbeyinin bizi... Her vr iü siaretleri yapmağa kabile — Nerede gördünüz onu) — Burada... Odanızda, Babazi- Kim... Yanınıza gelecektim; yalnız Nakleden: (Vâ - NO) , Erkek, Kendinden azıcık ayırıp yüzüne dik- katle baktı: vi — Sem ne gannettin? kım... Erkek, şakalaşır gibi, — Zavalı babacığım... Vah vah... Yoruldunuz... Şey... Amele- — Babacığım. ler nasıldı?... — Çok amele toplanmıştı... Gü- rültü ettiler... Kafamı gişirdiler... — Kaba adamlar mı?... — Yok yok... Enteresan adam- — Haydi haydi... Palavra... Biran durdu. — Nereden biliyorsun bunları? — Kendi söyledi. — Konuştunuz demek... Ooo. Maşallah... titredi, Raif titrek Kermin da-| Ayağa kalkti o Şömineye doğru islmadığınız farkedince kapının ya- | dakları Üzerine elini koyda. Böyle-| yürüdü. Püroeunun &mütebeki kın "pında durdum. p Boşaltarak, alaycı alaycıt . Verdiğin — de Fena için — O, iyi bir adamdı Dükümde hata etmişsir 2. — Fakir bir amel giyinmiş, fena terbiye aldığı öiçimsiz şekilde konuşuyor amma,İna giderken otomobilime binmeği İgece bu: haddi zatında bir kabahati yok- tur... Arkadaşları namına Bana ri caya gelmiş: İş istiyorlar. Ben de likle fazla konuşmasına mani oldur | mını ateşe att. Böylelikle yüzünde Raif, ağzını sizara dumanile dok) Kız, bu jest üzerine hemen he-|hasıl olan işmizazın, kızı tarafından a men tamamile tatmin edilmiş gibi, | görülmesine mani olmak btedi. mesud, gülümsedi. — Demek işçiler arasında urunldu. Aheste bir hareketle yeni bir zanian bulundunuz... — İkiye Kadar... Fakirler arasi- istememiştim... otomobil yürümek Karlara, Karları battım... Ne dai eeğin v8 de işlemiyor ya... Yayma) Raif, muhaverenin arkasım kes mecburiyetinde kaldım.lmek ister gibi, kolunu uzattı — Şayed orada ezer, yebertirdim köpeğil » diye dişlerini gıcırdattı. Masume, bu tehdidin hedefi olan incecik kızı gözlerinin önünde cas- landırdı. Kalbi üzüldü — Şayed bu yılan olmasaydı, şa- yed bu solucan işin içine karışma: saydı, aleyhimdeki e meşum komp! neln teşekkül etmiyecekti... Onların şöhret ve servet hırıdır ki bütün kı) bu işleri başumiza çıkardı... Demek Sonra, bir masanm Başında dur- sigar yaktı —E, bakalım... — dedi — Bu ne söylemek istiyordun? Baba... Ferihayı gördüm. edebasiz — Hayır. hayır... O < zıklar, yazıklar olsun... — Babacığım... Felektek öyle büyük bir ceza gördü ki... | di. Güya burada, & İler tarafından güm — Babacığım... Dedi ki... — Sus rica ederim... Ferihanin adını bir daha ağzına alma... Hele onunla yüz yüre gelmene kalkış ma... Böyle bir cüretinden dolayı seni asla affedemem... Masumeye doğru gözlerini çevir- di Kaşları çatıktı, Nazarlarında bir sitem ifadesi okunuyor. Kız, babasının bu hali karşısında: met... Babama Ferihanin pişmanlı- ğından bahsettim... Hakikatte piş man filân da olmuş değil... Bilâkis le | sinsi sinsi telmihlerde bile bulumu- yor... Yaralı yılan... Yoksa, zehirli dişi sökülmüş yılan değil...» Bunları böyle kendi kendine söyle telkin etmeğe kalkınakla İ Yazn: İSKENDER FAHREDDİN Yuvanı ve Âşık Garibi paşa gemisi” m ş Karada bulunan denizciler de —beğ* ta Sarı Mahmud olmak fzere — may“ hanede kaldılağ, ken, çocuk gibi seviniyordu. 4 — Antonyoyu kaçırdık. Fakat, asl '4 aradığımız korsanı diri olarak yakas İY ladık, Yarın hemen Radosa hareke İğ edeceğiz. r Hamza relsin Yuvanla görülecek bir İ? çok hesapları vardı. Parmaksız Yuva” $ 4 nın adalarda yakmadığı can, yıkma» SA âığı yuva kalmamıştı. Donanma İs SR tanbula — böyle bir geriri yakalıya” İk; Tak döneceği Için — büyük bir harp- ten muzaffer dönmüş gibi alkışlans” caktı, Parmaksız Yuranın adını v8 Akdenizde yaptığı fenalıkları İstan- bulda duymayan ve bilmeyen yoktu. Hamza rels gemiys gelir gelmek, Parmaksız Yuyanu seren direğine sem- denizcilerine bir ders olmuştu. O hâ“ diseden sonra kimi yakalasalar, dire» $ Aş Be bağlarlar ve başına çifte nöbeti 1 &; dikerlerdi. (Piyon) ateşler içinde.. “Türk denizetleri Piyon meyhanesin- İ ». de eğleniyorlardı. Bs Hamza rels, Yuvanı sorguya çek- Ün maden, Âşık Gariblie konuştu. Garib, başından geçenler! kınen anlattı: — Yuvan ben! (Tripton)da tuzağa düşlrerk, kendi gemisile Tilosa getir“ hil boyunda, Türke ilmüş bir define varmış. Bu definenin yerini ben bili- yormuşum. — Şu herif yaman adarımış vesse- $ lim. Koskoca donanmaya maydaS8 okurcasına davranarak, seni aramığ- dan alıp kaçırmasına şaşmamak kabil mi? Demek kl, Yuvan bir ânda zengin olmak istiyordu. Aşık Garib, ket ve Yuvanın Türkler lanması rek: — Beni, bir kadın kurtardı, dedi, bu kadına yardım etmeliyiz. Um? Ne İstiyor acaba? İstanbul'a o gitmek (o istiyord Kendisine söz verdim: Beni kurs tarır ve Yuvanı bizim elimize düşü” rürsen, seni İstanbula götürürüz, de” deki bıçak yere düşmüş-| dim. — Pekâlâ. Bu, kolay biz iştir. Gideğe ken baş ambara atarız, bizimle beri” ber gider. Fakat, İstanbulda ne yapar cak? em — Orasinı sormadım. Biz, onun 19“ İ be tediğini yapalım... Kendisini İstanbul& | eş götürelim de, ne yaparsa yapsın, Hamza rels gözünün ucu ile Aşı Garibi tedkik ediyordu: — Yoksa bu kadın senin hoşuna mi gldiyor? diye sordu. Âşık Garib birdenbire titredi, Niçin titredi, bilir misiniz? Korkudan der giL. Heyecandan deği. o Gözünüğ önünde birdenbire bir hayalet gördü. — Şahsanem, sen misin? Diye bağırdı. Hamza refs: — Ne oluyorsun, delikanlı? Şahsa” nem de kimdir? Garip gözlerin! uğuşturdü: — Tifliste beni bekleyen sevgilimisi adıdır. No zaman bir kadından bah” setsem ve yahud bir kadına dikkatli baksam, onun hayali gözümün önünde İ iü dikilip dolaşmağa başlar. Hayır, be & Hi, artık sözümde durmuyorum, Târay$ Ö ka, ne isterseniz yapınız. O bize iyilik yap” 4. Karşılığını vermek, kendisini sevin» dirmek size düşer. Ben sizin matyeti" $ eş izde bir demirci çırağıyım. Ona hf İ birşey yapamam. — Sözünde durmüyorsun demekf Halbuki, bir Türk denizcisi, verdiği $ hi sözü yapmakdır. O kadın seni kurtar” 5 (iş Ğı; ve Yuvan gibi bir şeririn bizim eli" $ b mize düşmesine vardım ettiyse, istedi” #ini yapmağa mecburuz. * Hamza reis (Beyaz marti)nin güvet” tesinde dolaşıyordu. Bütün denleeilef ayakla idi, Yuvanın yakalanması Beğ” kesi heyecana düşürmüştü. Böyle bif canavarın nihayet ele düştüğünü gö” renler: «Şenlik yapalım... Eğlenelim diye bağrısiyorlardı. o (Arkası var) Yaptığı işlere Jmülevves mahlükla konuştun... Ya | beraber, Masuma, doğrusu, Ferih#” dan, babası derecesinde miyordu. efret | Anlamağa dahi kalkmadımı* Pek garip, pek cüretkâr bir mel tup... d Ne diyorsun? Z — Diyorum ki, bu deli Kocakaf baştari çıkmış torununun macersi” nm beni karıştırmak latiyerek fazl” ya varıyor... Beni tahkir bile yor... Babası, dehşet içindet — Tabit değil mi ya, baba?:" — Böyle ağzı Bozuk sözler söyl” mekten ve böyle şeyleri düşünme” ten seni menediyorum... Asli musun?... Seni menediyorum.» Bu sefer, Raif beyin sertliği seferkinin üstüne çıkmıştı. (Ariza

Bu sayıdan diğer sayfalar: