15 Kasım 1946 Tarihli Büyük Doğu Dergisi Sayfa 10

15 Kasım 1946 tarihli Büyük Doğu Dergisi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

KEZ SADİ: gr İn İsi bir köle ie Sn bin Köle deniz görmemiş, bi mihnetini tecrübe etmemiş, Ağlamaya, in- m Köle bir battı, çıktı. Sonra saçından ya- a Köle gemiye yaklaşince ik elile geminin dümenine asıldı; oradan gemiye çıktı. Bir köşede uslu uslu oturdu. Hakİmin yap- ığı iş padişahı hayrete düşürdü «Bu işle hikmet, dedir?» diye u. Hakim cevap verdi: «Köle e velce suya batmayı A Gemideki selâmetin vi bilmiyordu. İşte buzu adet de böyledir, bir delile duçar şeri leri onun kıy- metini bilem Ey tok nee Sana arpa ek- meği hoş görünmez. Halbuki sence çirkin olan o arpa gmieği benim sevdiğimdir. Cennet hu rilerine (Âraf) çehennemdir. Fa kat cehennem halkına soracak olursan ; (Âraf) için cennettir, derler. Birisi var,yârini sinesine sar mış; birisi var, acaba yâr gelir mi diye gözlerini kapıya dikmiş. Bu ikisi arasında ne kadar bü- yük fark var! GÜLİSTAN Kilisli Rifat TERCÜMELER «Birinci me gr Kadı Men. yasoğlu m ara mi Bu hası var. Birler. söküp: Mu- — ddemes bin Mehmet Han'a, yâni Murat li. ye takdim etmiştir. Bu nüshada beyitler dahi nesir e tercüme edilmiş- tir. Yazık ki bende mevcut olan alakadan dörtte üçü eksiktir, ziyaa uğramıştır. Mütercimin e paz açıktır. O zamana mahsus bir tarzdadır. Mesalâ; birinci hikâyeden Şu parçaya bakın delin 6 ir padişah bir ei Önirini ki tepeliyeler. Biçare ki dirlikten nevmit oldu, Ikinci tercüme : Ahmet |. in zamanı saltanatında ü yapmıştır. evil : İzzi müşterek tercü- meleridir ki, bu Jda Pm vi da beyitleriinazmen te 10 cüme etmişler. Bu tercüme > a c ş » - 3 5 g < E 5 ur. : Vaktiyle Şehzade Reşad Efendinin ho- ca on Mehmet Sait di tercümesidir. Müterci tercümesine (Mülistan) adını vermiştir. Bunlari başka son vakit- lerde her kelimenin altına türk- *çe mukabili konulmak suretiyle muhtelif tarzda tercümeler vü- cuda getirilmişse de hakikatte bunlar tercüme sayılamaz.» em 7 ın beşinci n yıllar içinde ei rd tarafından yapılmış ve temsil ettiği bütünlük nok- tasındı.n ilk tercüme sayılacak bir kiymet ifade etmiştir. Sa dan tenkidi. kabil olan Kilisli 0 tercümesi, he , bu mevzuda ve “m er eserdir. Yukarıdaki tercümeye ait satırlar da e tercüme için Kilisli Rıfut'ın ka- leme aldığı önsözden alınmıştır) Prof. Ş. Ü. İlk Komedyacılar (Epikarm) ın Sicilyadaki faa- liyetinden sonra, onu, Siragü- za'lı (Sofren) takip etti. (Sofron) (Öripid) in muasırıydı. (Sofron) kendisini, (Mim) adı veyilen -ki pandomim bu kelimeden gelir- piyesleriyle meşhur kıldı. (Mim) adı verilen bu piyesler, ilk defa olarak, ahenkli ve vezinli nesir muhafaza ediyor, hareket ve vakadan ziyade iki şahıs ara- sında ruhi levhalar tersim edi- yordu. Fakat tıpkı tracedyada olduğu gibi (Epikarm) ve (Sof- ron); ilerdeki büyük Atina komedyasinın ilk ve hazırlayıcı basamakları olmuşlar ve mey- danı komedyanın boş ve tek eni olan (Aristofan) a doğru açmışlardır. Komedya da, şiir, tarih, iie ve tracedvada olduğu gibi, en parlak ışıkla riyle Atina” dl infilak etti, Bu hususta . iki saik gösteriliyor : Birincisi, geçen hafta belirttiği- miz gibi (Diyonizos) âyinlerin- deki mizahi cephe olan (Komos); ikincisi Tracedyadan sonra ken- di kendisine inkişaf eden bir ifade ihtiyacı halinde, hayatı tuhaf cepheleriyle de göste:mek temayülü... Böylece komedya zaten Gere bulunan tra- cedya kadrosu içinde, insan ruhunu tezadları ve nisbetsiz- likleriyle de aksettirmek ve günden güne inkişaf eden Siyasi ve ictimâi hayatın garabet mak- tâlarinı ği hamlesiy. le ve oldukca müstakil bir eda- rini aldı ve 460 (Milâddan evvel) tarihinde, o güne kadar hususi ellerde ve taşralarda geçirdiği macerayı artık devlet eline geç- müthiş bir infilak halinde mev- kiini tuttu Eski Atina komedyası şu iki heri. arzeder: Fantazyacı v naskara... İçinde her neyi ka- - balığa, hattâ bütün ahlaki duy- guları inciten vahşi eler yer vardır. Buna rağmen rafet ve Atinalılık hasaşiyel lerine de bol Komedyanın ei mass karalığı, eski muhalefet ruhunun, yahut kür- süsünün teşekkülüne sebep ol- du. Komedyada esas, halkı gül- ürmek simi hadiselerin gü- ei zarif ve garip taraflarını ele almak; taka için de mem- nuniyetsizlikleri, kıskançlıkla- rı, muhalefetleri, yâni fikir ve hareketlere See men ale ett istismar etmek i i. Komedyada sek ve mimari tracedyada olduğu gibidir. Mev- söylenir ve günün en ehemmi- yetli siyasi ve ictimai hadisele- rini ihata eder. Aktörler sahne- bir nutuktur. 0, va retti. Fakat (Aristofan) ın komedyalarında ilâve aktörler e görüyoruz. Aktörlerin giy- diği maskeler birer karikatürdü. e Salih Zeki Aktay Bang lü e Gm

Bu sayıdan diğer sayfalar: