13 Nisan 1931 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3

13 Nisan 1931 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

== 13 Nîsan Cumhunyet Aşk uğrunda intihar eden küçük kız! jCanım iktisat zihniyetüj Dünyanın asrî sulh perisi!.. 89 mayısta Budapeşte'de açı İf lacak beynelmilel sergiye Türki k ye Cumhuriyeti namına Millî Ta 4f sarruf Cemiyeti iştirak edecekth*. A Cemiyet sergide beynelmilel bir pavyon yaptırdı. Gönderilecek nümune ve satış eşyasınm nakil, teşhir, propaganda gibi mühim masraflan da gene cemiyet de ruhde etti. Sergiye iştirak edecek Z tacirler ancak şahsî masraflarını 7 vereceklerdir. J Gazetemiz de, her zaman ve her* mes'elede olduğu gibi bu mes'e * lede de sergiye iştirak edecek ka * rilerine azamî hizmet ve yardım ' da bulunmak üzere bir Budapeşte *I seyahati tertip etmiş ve bunun için w ferden yüzlerce liraya yapılabi • lecek olan bu seyahatin 150 liraya, yani yanyarıya icrasına temine muvaffak olmuştur. Nitekim bir çok alâkadarlar, pek tasar rufkârane olan bizim seyahati • mizi tercih ediyorlar. Halbuki bizim teşebbüsümüzdeki hüsnü nîyet ve hizmeti, hatta tasarruf maksadını anlama • mazhktan gelen bir sabah gazetesi yazdığı fıkrada: < Tasarruf için iki ayağımızı bir papuça sokup şu memleketin ik tisadî refahını temın edeceğiz... Halbuki bir taraftan tasarruftan bahseden bir gazete bir taraftan da eğlence için, zevk için insanları seyahate davet ediyor. Bir metelik bile olsa harice atacak paramız yoktur.» ! M. Kellogun beyanatı Dünyada harp tehlikesini azaltan Bria'nm sonsuz nüfuzu irnis!. Paris 11 (A. A.) M. Kellog matbuat müntesiplerini kabul ede • rek bazı beyanatta bulunduğu sırada geçen 10 sene zarfında devlet adamlarının bir harp çıkmasının ö • nünü almağa cihan tarihinde şim diye kadar görüldüğünden çok daha fazla gayret etmiş olduklarını söylemlstir. M. Kellog, sulhün en bellibaşlı müdafii nazarile baktığı M. Briand'ı methii sena etmiş ve beyanatına şu sözlerle nihayet vermiştir: « M.Briand,sonsuz bir nüf uza malik bulunmaktadır. Bugün dünvada maması vâsi mikyasta onun sarf etmiş ması vâsi mikyasta onun sarfetmiş olduğu mesainin sayesindedir.» İzmirii genç kız, sevgilisini uzaklaştıran babasmdan ölümile întikam aldı Leman H.«|niçin öldü? . t» HEM NAIJNAt I Yeni bir tefrika! Ben seyahatte iken İstanbul gazeteleri müştereken yeni bir tefrika neşrine başlamışlar: Meb'us namzetleri tefrikası. Her gün, bir kaç yüz isimden ibaret olan bu yeni tefrika, biz « de, eski yeni, genç ihtiyar bir çok kimselerin Millet Vekili ol» mağa can attıklarını gösteriyor. Arkadaşlara sordum, meb'us> luğa yeniden talip olanlarra roiktan 1600 ü geçiyormuş. Eskî meb'uslar da 300 kiisur, şu halde 317 meb'usluğa 2000 talip var, demek. Ya intihap bir dereceli olsa, kadınlara da meb'us inti • hap edilmek hakkı verilse, sonra, diğer bazı memleketlerde oldğu gibi bizde de 14 15 siyasî fırka bulunsa, galiba memleketin 14 milyon nüfusü kâmilen meb'usluğa namzetliğini koyacak. Milletin işlerini idare gibi âli ve mes'uliyetli bir vazifeyi ifaya kendilerini elyak gören bu zevat arasında kim bilir, kaç tanesi Anlar ki verir lâf ile dunyaya nizamat Bin turlu teseyyüp bulunur fıanelerinde , nnHraıııııııııııllimnilllllllilllllllillinilllHlfllltllllllimnıınınmmmı.,,» thracat isleri İzmir tüccarı telâş ve heyecana düştü İzmir 12 (Hu. Mu.) İhracat işlerimizin kooperatif teşkili suretile idare edileceğine dair gazetelerde çıkan haberler burada ihracatçı tacirler arasmda telâş uyandırmış ve bir çoklarını heyecana düşürmüş tür. İhracat tacirleri gazetelerin verdiği bu haber üzerine mes'elenin hakikatini öğrenmek için Ticaret Odasına müracaat etmekte ve bir çok tacirler de, mevsimin yaklaşmış ol masına rağmen iptidaî tedbirleri ittihaz etmekte tereddüt etmektedir ler. Ticaret Odası yarın fevkalâde biriçtima aktederek bu mes'ele hakkında müzakeratta bulunacaktır. İcap ederse keyfiyet alâkadar ma kamlardan sorulacaktır. Bahkesir'de Belediye intihabatına yeniden başlandı Bahkesİr 11 (A.A.) Belediye intihabatına bugün başlanmıştır. C. H. Fırkası namzetlerinin ekseriye • tini müstaf i heyet teşkil etmektedir. Halk, büyük bir alâka ile mtihabata iştirak etmekte ve reylerini C. H. Fırkası namzetlerine vermekte dir. Belediye intihabatı cumartesi günü bitecektir. Vilâyetin merkez kazası da dahil olduğu halde 6 kazasında müntehibi sani intihabatı bitmiştir. Muntehir Leman Hanımın son resımlerinden tıri... Ankara'da su işi Ankara 12 (Telefonla) Yağmurlann tesirile şehre gelen suyun borusu patlamıştır. Yarına kadar tamiri muhtemeldir. Bir üfürükçü mahkum! Trabzon 11 (A.A.) Bir üfürükçü hoca üç ay hapse mahkum ol muştur. Mütekait polisler Ankara 12 (Telefonla) Polislikte 30 senesini ikmal edip te te kaüt edilenlerin ikramiyesi yakında verilecektir. Deıtiirei Efe mahkemede.. İzmir 12 (Hu. Mu.) Nazilli'den Ankara'ya kaçarken tevkif edilen Demirci Mehınet Efenin muha«kemesine Ağırcezada başlanıldı. Kesikbaş cinayeti izmir 12 (Hu. Mu.) Dört gün evvel kasabaya bir saat mesafede başı kesik bir ceset bulunmuştu. Tahkikat neticesînde bunun Gök şenköy'ünden Mahmut Efendiye ait olduğu ve Arnavut İsmail ile fırıncı Recep tarafından öjdürüldüğü an • laşılarak katiller yakalanmıştır. Diyerek adeta bizi, vatandaşları israfa teşvik ile itham et mek ve memleket iktisadiyatı a if leyhine bir cürüm işlemiş gibi k göstermek istiyor ve nihayet bu işe hem kendi şaşıyor, hem karilerini hayrete davet ediyor. Doğrusu bu aozler, o gazete • nin şaştığından çok bizi hayrete düşürdü ve bir hayli de güldürdü. Bir gazete «iktisat ve tasarruf» mes'elesini bu kadar dar bir zaviyeden, aksi cepheden nasıl görebilir? Diye düşündük. Bu dar görüş ve muhakemeye nazaran hükumet te bu sergiye iştirak için f masraf ihtiyar etmekle israf yapmış oluyor; demektir. Beynelmilel bîr sergiyi ziyaret bu gazeteye göre «bir zevk, bir eğlence» dir. İ İzmir 10 (Hususî) Leman isminde 16 yaşında genç bir kızın, tabanca ile intihar ettiğini telgrafla bildirmiştim. Hâdise etrafındaki tahkikat bitmiş ve Leman Hanımın aşk yüzünden intihar ettiği anlaşılmıştır. Leman Hanım Erkek muallim mektebi ikinci sınıf talebesinden Nevzat Efendiye tenbihatta ve bu iki genç, saklıca bir iki defa sinemaya gitmek fırsatını da elde edebilmiştir. Müntehire Leman Hanımın pederi Hasan Halit Bey, kızının bu hareketini nasılsa haber al mış ve keyfiyeti bir mektupla mektep müdürlüğüne bildirerek Nevzat Efendiye tehdidatta bulunulmasını ve çirkin bir hâdiseye meydan verilmemesini rica etmiştir. Mektep müdürlüğü, Halit Beyin bu mektubu üzerine Nevzat Efendiye tehdidatta ve bu gibi hareketlerin mektep talebesine yakışmıyacağı etrafın da nasihatte bulunmuştur. Nev • zat Efendi bu vaziyet karşısında Leman Hanımla alâkasını kes mek mecburiyetinde kalmıştır. Leman Hanım, Nevzat Efendi ile buluşamadığını ve buna da babasının sebep olduğunu her nasılsa öğrenmiş ve evvelki sa bah babasmdan intikamım, kendini öldürmek suretile almıştır. Müntehirenin babası ile gö rüştüm, kızını kaybettiğinden son derece müteessirdi: « Leman'm annesi dört sene evvel ölmüştü. Ben; onu üzül mesin, üveyana eline kalmasın diye evlenmemiştim bile.. O çok uslu ve kâmil bir kızdı, ama şeytana uydu. Zaten bu intiharlar da son günlerde moda oldu..» Dedi. Beytine uygun ve evlerinin işinl bile idareden âciz kimselerdh*. Bereket versin ki bu gazetelerde tefrika edilen isimler, asıl nara zetler değil, namzetliğe namzet olanlardır ve Fırkanın eleğin « den geçeceklerdir. Kadınlaştılar mı? Ameliyat neticesinde bir çolt kadınların erkek olduğu vakidir; fakat hiç bir erkeğin kadın ol duğunu görmedik. Bu hal, kadınin, tekâmül ederek mi, yoksa tereddi ederek mi erkek olduğunu gösterir, bilmem! Biz, erkekler, kadın oimuyor ve olamıyor, diye sevinirken Türk Kadın Birliğinin evvelki günkü içtimaında çekilen ve dünkü gazetelerde intişar eden bir resimde gördük ki biri şair, diğeri gazeteci iki Bey de hanın* ların arasına girmiş, oturuyor • lar. Kadın Birliğinin içtimaında kadınlar arasına karışan bu gazeteci ile şairin, eski zamanda olsa, Kızlarağası olduklarına hükmederdik ama, şimdi boyle bir kadın içtimaına iştiraklerine kadınlaşmak istediklerinden başka bir mâna vermek kabil mi? * *» Tiionir'jk seylâpzede evlerî İzmir 12 (Hu. Mu.) Hilâliahmerin seylâpzedeler için yaptırdığı Izmir'de 70, Burnuva'da 80 ev ik mal edilmiştir. Seylâpzedeler bir kaç güne kadar yeni evlerine gire ceklerdir. Süreyya H. mes'elesi Ankara 12 Süreyya Ağaoğlu Hanımla Şurayi Devlet başkâtibi Saffet Bey birbirleri aleyhinde ha • karet davası açmışlardır. Süreyya Hanım hakkında verilen devam sızlıktan mütevellit tevbih cezası tasdik edilmiştir. Vekâlet emrine alınraa kararı henüz Şurayi Devlet riyasetince tasdik edilmemiştir. Memleket iktisadiyatı; bizim 9 resmî, gayriresmî her taraftan tasvip ve teşvik edilen teşebbü * sümüzden değil, asıl böyle rnedrese mantıkı, böyle basit muhakeme, böyle lüzumsuz hamiyet ve böyle iktisatçı zihniyetlerinden % zarar görür, diyoruz. % İzmir'de heyelân Altındağ köyüaün bir kısmı tehlikede İzmir civarında kaymakta bulu nan arazinin vaziyeti ehemmiyet peyda etmiştir. Kadife kalesi ile Kızılçöllü ve Altındağ köyü civarında devam etmekte olan heyelândan dola : yı oldukça büyük bir sahanın bir : metre genişliğinde yarıldığını ev velce yazmıştık. Dahiliye Vekâle tinden verilen bir emir üzerine o mıntakada fennî tetkikat yapılmıştır. Nafia Vekâleti İzmir ikmci su dai resi heyeti fenniyesi Belediye ve j Nafia başmühendisliklerine mensup > zevat, jandarma merkez bölük kumandanı valinin riyasetinde olarak j Altındağ köyüne giderek iki saat kadar tetkik ile meşgul olmuşlardır. Köyden bir kilometre uzakta bulu nan kireç ocaklarına kadar yeryer yarıklar görülmüştür. Tetkikata göre bu sene çok yağmur yağmış ve yağmur suları dağın alt kısmında su gecmiyen bir tabakaya kadar işli yerek orada kalmış ve toprağı yu • muşatmıştır. Bu yumuşaklık neticesi olarak ta arazi kaymağa başla • mıştır. Altındağ köyünün bir kısmı tehlike içindedir. Herifi teyzemde ilk gördüğüm akşam, «o» nun şeytanî olacağını his setmiştim. O aksamki sofra olduğu gibi gözlerimin önünde ve o geceki intibaım aynen üzerimde idi: Kendimde, akıl etmiyerek çocuğunu sa ri hastalıklarla dolu müntin bir mmtakaya sokmuş bir babanın halini bultnuştum. Daha o akşam Odil'in kurtulmak için imdada ihtiyacı olduğunu hemen takdir etmiştim. Kurtaramamıştım. Şimdi ölmüştü. Etra fımdan geçen kadınlar bana endi • şeli endişeli bakıyorlardı. Acaba kendi kendime yüksek sesle mi konuşmuştum? O nihayetsiz güzellik.. O nihayetsiz halâvet... Kendimi yatağının yanında, eli elimde, bir gün keşfettiği İngilizce şiiri tekrarlarken gördüm: Dicki, diyordu, en yorgun ır mak bile.... Ve bu kelimeleri muzhik bir şekva ile tekrarlıyordu. Ben mukabele ediyordum: Kancığım, böyle şeyler söyleme, beni ağlatacaksm.. ölmüş! Onu tanıdığım dakika danberi yüzüne hırafelere müteal lik bir ihtiraz ile bakardım. Kusu • ru, illeti vardı: Çok fazla güzellik! Ekmek fiatı Narhtan on para daha tenzil edildi Belediye İktisat işleri müdürlüğü dün ekmek narhını tesbit etmiştir. On beş günlük zahire borsası cetvelleri tetkik edilerek fiatlarm gene bir miktar düştüğü tesbit olunmuştur. Bu suretle yapılan hesap neti • cesinde ekmek f iatından 10 para daha tenziline karar verilmiştir. Bu suretle salı sabahından itibaren ekmek 8 kuruşa satılacaktır. Bir kaç aydanberi devam eden tenezzülün köylü için pek te iyi olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü buğdaylar yok pahasına satılmaktadır. Francala fiatı 13 kuruşta ipka edilmiştir. Ekmeğin bu derece ucuzlaması karşısında lokantalardaki ekmek fiatını bir defa daha Belediyeye hatırlatmağı faideli görüyoruz. Lo kantalar bütün ihtarlara rağmen el'an ekmeği 1520 kurustan satı yorlar. Bir gün bir bahcivan yanimda ona nerelere gidebileceğini hiç düşünmiyerek, kendi çiçeklerini anlatırken: En güzel güller en çabuk so lar. Demişti. O, ölmüş! Kendi kendime tekrar ediyordum ki, vak'adan bir çeyrek evvel onu tekrar görmek ve müteakiben beraber ölmek kabil olsaydı bunu candan kabul ederdim. Apartımanıma nasıl döndüm, nasıl yattım, bilemem. Gün doğarken uyumuş olacağım: Teyzemin evinde yemek yiyordum. Andre Halff, Bertrand, Elen de Thianj ve halazadem Rene hep orada idiler. Ben her ta rafta onu aramıştım, bir çok endi şeler geçirdikten sonra bir kanepe üstüne uzanmış buldum. Sapsarı idi, pek hasta görünüyordu, evet, de dim, muztarip, fakat ölmemiş, ah uyanıkken ne fena rüya görmüşüm!. * * * İlk fikrim hemen ertesi gün Tu lon'a hareket etmek olmuştu; fakat sekiz gün hümma nöbetlerinden kendime gelemedim. Bertran ile Andre etrafımda pervane oldular. Mabadi var Çocuk haftası hazırlıkları Ankara 12 (A.A.) Çocuk haftası hazırlıklarına başlanmıştır. Bu sene de geçen sene olduğu gibi memleketin her yerinde bir hafta devam etmek üzere çocuk bayramı yapılacaktır. Mekteplerde ve Himayeietfal teşkilâtında çocukların eğlendirilmesi temin edilecektir. Doğru değil mi ? J Heyeti Vekilede.. Ankara 12 (Telefonla) Heyeti Vekile saat 4 te mutat içtimaını aktetmiştir. Yeni bir sar'at rekoru Izmir'de bir haydutluk tzmir 12 (Hu. Mu.) Borgaz köy'ünden Şerif Ali, nişanlısı Mer yem ile nikâhlanmak üzere Kuşa • dası'da gelirken yirmi beş kişinin taarruzuna uğramıştır. Haydutlar kızı kaçırmışlar, Ali'yi de feci halde dövmüşlerdir. Takibat yapılıyor. Tuluz 11 (A.A.) Bahriye ko lası Paris, 2000 kilometrelik bir mesafe dahilinde bir defa yüksüz ve ikinci seferinde 500, üçüncü seferinde 1000 kilo ağırhğında yük ile saatte vasatî olarak 228 kilometre katetmek suretile beynelmilel sür'at rekorlarını kırmıştır. Graf Zeplin Kahire'ye döndii Kahire 11 (A.A.) Graf Zeplin balonu Filistin'den Kahire'ye dön • müş, şehrin ufukları üzerinde bir saat kadar dolaşmış ve yere inerek 30 dakika kadar kaldıktan sonra Friedrichshafen'e avdet etmek ü zere tekrar havalanmıştır. Kral Fuad'in bir mümessili ile İngiliz fev • kalâde komiseri, başvekü ve nazırlar Dr. Eckener'i selâmlamışlardır. Suriye'de galeyan Araplar fesi yırtıp şapka istiyorlar Adana'da Türk Sözü gazeteslne Antakya'dan verilen maluraata göre son günlerde Suriye'de bir galeyan vardır. Şam ve Halep'te halk başlarındaki fesleri yırtarak yerine Arap kefiyeleri geçirmeğe başlamışlardır. Bütün mektep talebesi bu cereyana kapılarak başlarındaki fesleri atmışlardır. Sokaklarda fes giydiği görülenlerin başlarından fesler alınıp yırtılmaktadu*. Bu hal salgnt bir halde devam ediyor. Rivayete göre Arap'Iar kendilerine millî bir s«rpuş bulmak için çahşıyorlar. Zen • ginlerden biri bu cereyan ve gale yanı körüklemek ve umumî bir şekil aldırmak için bir müsabaka aç • mış ve kazanana verilmek üzere üç yüz altın liralık mükâfat vazetmiştir. Müsabakaya girişecekler atideki şar t lar a riayet ederek millî bir Arap serpuşu yapacaklardır. Şart lar şunlardır. Serpuşun rengi A • rap'ların millî hislerini okşıyacak tır. Kışın yağmurdan, yazın güneşten başı muhafaza edecek bir şe • kilde olacaktır. Namaz kılmağa mâni olmıyacaktır. Arap münevverleri bu galeyanı çok haklı bularak fes kullanılmıyacak ise en muvafık serpuşun şapka olduğunu söylemekte dirler. Bu mes'ele efkârı umumiyeyi ikiye ayırmıştır. Her iki taraf mes'elenin şekli etrafında mücadelededir. Mösyö «Musolini» nin bir tayyare seyahati Roma 11 (A.A.) M. Musolini ile M. Balbo bir tayyareye binerek Ostie'den Gaete'ye gelmişler ve orada Brezilya'dan dönen izcîlere geçit resmi yaptırmışlardrr. M Musolini'ye hava tarikile yaptığı bu seyahatte 16 tayyare refa kat etmiştir. İzmir'de bir sinema yandı izmir 11 Karşıyaka'da Ferah sinemasının opera dairesinde yangın çıkmış, filimlerle makine dairesi yanmıştır. Bina beş bin liraya sigortah olduğundan tahkikat yapılıyor. Arnavutluk kabinesi Tiran 11 (A.A.) Hükumet, meb'usan meclisi ile kendi arasında çıkan bir ihtilâf neticesi olarak istifasını vermiştir. sesle konuşuluyordu, ismim geçer gibi oldu. Ne var, bir baksak, dedim. Kalkmasına ve üzerine konmuş bir kaç parça otu düşürmesine yar dım ettim. Elen farketti ve bize doğru geldi. Amerika'Iıya: Affedersiniz, dedi, efendiye bir şey söyliyeceğim. «Bana teveccühles: Fena bir haberi size en evvel ben vermiş olmak mecburiyetinde bu • lunduğuma çok müteessifim, fakat başka çare yok, Prevost'lar karını • zın... yani Odil'in bu sabah Tulon'da revölverle kendini öldürdüğünü söylediler. Odil? Zavalh! Neden? Onun enfes, narin vücudünü kanıyan bir yara, bir delik ile gözümün önüne getirdim. Bilinmez, siz hemen çıkınız, kimseye vedaa filân mahal yoktur. Bir şey öğrenirsem hemen telefon e derim. Kendimi tesadüfe bırakarak ormana doğru yürümeğe başladım. Ne olmuştu? Zavalh küçük yavru! Bedbaht olmuşsa benî neden çağırmadı? Delicesine sevinerek imdadına ko • şar, evime alır tesliyet ederdim. Cumhuriyet'm tefrikası: 39 Yazan: Andre Moruva IKLIMLER Maalmemnuniye... Ne diyor dum? Evet. . Buerün öğleden sonra Otoria'ları seyrediyordum, ıslanmış lâstik gibi oarıldıyorlardı. Suyun alt tabakas. ıd? dc1 rediyor, iki Ha' kada bir başlarmı suyun yüzüne çıkarıp hava alıyorlardı; «zavalh hayvanlar! Ne muttarit hayatv diyor dum. Sonra düşündüm: Ya biz ? Biz ne yapıyoruz ? Bütün bir hafta suyun altındayız ? Cumartesi günleri saat altıda Ma^am de Thianj'ın, salı günü Düşes Ro han'm, pazar günü de Madam de Martel'in salonlarında baslarımızı cıkarırız. Ayni şey, değil mi? Bu dakikada kumandan Prevost ile karısı geldiler, üzerlerindeki ağır hal dikkatimi celbetti. Endişeli ve bahçenin çakıllan guya kırılacak bir şeymiş gibi üze rinde ibtirazla yürüyorlardı. Elen Terceme eden: Haydar Rifat onları istikbal için kalktı. Onun misafiri kabul sırasındaki cazip, canlı etvarını severdim. Kendisine o andaki halini telmihen kaç defa «beyaz bir kelebeği andırırsınız! • demiştim. Prevost'lar ona bir şeyler anlat tılar, yüzünün ciddileştiğini gordüm. Sıkıntı ile etrafına bakındı, ve beni bulduktan sonra, gözlerini benden aldı. öbürleri bir kaç adım ilerledi. Amerika'h kadına: Prevost'Iarı tanır mısinız de dira. Evet, Tulon'da evlerine gittim. Antika, mükemmel bir evleri var. Tulon rıhtım boyunu pek severim. Deniz, ve kadim Fransız evleri... Çok güzel bir halitadır. Şimdi müteaddit kimseler Prevost'lann ve E len'in etrafını almışlar, bir daire çevrilmişti, oldukça yüksek bir MaaırliFfce v e Fazilet mükâfatı Maarif Vekâleti maarif idarelerîne bir tamim göndererek fazilet mükâfatı için namzet intihabını tebliğ etmiştir. Yakında muailimler arasında intihabat yapılacaktır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: