19 Aralık 1931 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3

19 Aralık 1931 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

19 K&mmuervel 1931 J 'Cunihariyet TElfGRAFL AQ Opera cemiyetînin Ilk konseri.. Bir Türk genci ile bir hanımın muvaffakiyeti Tercume, iktıbas, tabı ve sair hukuku mahfuzdur HEM Cezayir'in tepe^^e, güzel bir bahçe içinde küçük, sevimli, beyaz bir köşkte... 19 MIHINAj Biiyük diinya buhranı Fransız Başevkili bir nutkunda gümrük tahdidatını müdafaa ediyor Parîs 18 (A.A.) Tüccarlar fe derasyonü önünde nutuk irat eden Başvekil M. Laval, yalnız ithalâtm kontenjanlara tâbi tutulması sisteminin, ecnebi eşyasmın Fransız piya salarma olan hücumunu men;tmeğe ve ba suretle işsizlik tehdidini gi • dermeğe yegâne müsait çare olduğunn soylemistir. Mumaileyh, haricin protesto^armı celbeden tedbirlerin fevkalâde lü zumlu ve müstesna tedbirler oldu • günü söylemiştir. Nntkuna devam eden Başvekil, bu tedbirlerin şündiden mes'ut neticele rini göstermekte olduğunu söylemiş ve ecnebi ithaîâtınm geçen eyluî a yma nîsbetle teşrinievvelde 217 milyon frank tenezzül ettiğini, halbuki bu müddet zarf mda harice yapılan îhracattn 100 milyondan fazla tezayüt eylediğini beyan ile muvazenei ti cariyenin eylul ayına nisbetle teş rînievvelde yüzde 35, temmuı ayına nisbetle yüzde elli ve hazirana nisbetle yüzde 57 derecesinde salâh kesbettiğini ifade etmiştir. M. Laval, sözlerine şu suretle hitam vermiştir: « İşte, emniyet ve ümidi tevlit edecek unsurlar. Fransa'mn ümit sizliğe kapılroasına mahal yoktur.» Yanhş bir hücum! Müstakil meb'uslardan Sırrı Bey, perşembe günkü Mecliste yanlış hir hücumda bulundu ve her yanhş hücum gibi, tabiî Sırrı Beyin hücumu da püskürtüldü. Ithalâtı tahditten hâsıll olacak en büyük fayda, biç şüphesiz, fırsattan istifade ederek, memlekette mevcut sanayii inkişaf ettirmek ve mevcut olmıyan sanayii de tesis etmek ola caktır. Başvekilimizin dediği gibi, bu vaziyet, senelerce devam edemez. Tahdit devam ederken sanayiimizi kurabilirsek memleketi iktisaden kurtarmıs oluruz. Şimdi, her memleket, kendi der dine düşmüştür. «Mukaddes hutkâmIık» prensibi ile çalışıyor. «Gemisini kurtaran kaptandır» prensibinin bütün devletlerce kabul edildiği bir zamanda biz de kendi gemimizi kurtarmağa çalışıyoruz. Gemiyi kurta • racak, fabrikadır; toprağnnızın verdiği ham maddeleri isliyecek ve halkımıza mamul olarak verecek, bu su* retle her sene milvonlarca liramızı harice akmaktan kurtaracak olan fabrika... Onun için, Türkiye'ye de niz gibi akan ecnebi malını, bir taraftan gümrük tarifesi, diğer taraftan ithalâtm tahdidi gibi iki katlı bir himaye seddi ile durdurduktan sonra bu seddin arkasında fabrika • larımızı kurmanın tam zamanıdır. Müskirat tnhisar tdaresi de, bu fır. sattan istifade ederek bütçesinde bir fasıldan diğer bir fasla tahsisat nakletmek «uretile «Tekirdağı» nda sür'atle yeni bir konyak fabrikası kurmak ve memlekete konyak gir mesine mâni olmak istemiş. Bu teklif karsısında Sırrı Bey kalkıp, Bravo! Bir de şişe fabrikası isteriz. Tütün İnhisarmdan da bir kâ« ğıt ve mukavva fabrikası isteriz. Sanayiimize bir an evvel can verelun; diyeceğine, Fasıldan fasla münakale yapmak doğru değildir. Muntazam devletler bütçelerinde münakale yap mazlar. Diye hakikat ve îhtiyaç karşısında nazariyat ve şekilden bahse • diyor. Bütcede münakale yapmıyacağız diye Meclis te şekilprestlik ederek Sırrı Beyin teklifini kabul etseydi, bilir misiniz ne olacaktı? Tekirdağı'n • da yapılacak fabrikanın tahsîsatı haziranda bütçeye girecek, fabrika bir sene geç kalacak, bir sene bir mik tar pa~ amız daha harice gidecek ve bütçenin başka fasıllarından tasarruf edilen dört yüz bin lira da belki harcanacaktı. Ve bütün bunlar bir nazariye için! Eğer istenilen şey İnhisar İdaresinin fabrika inşaatı faslından otomo bil masarif i f atlına münakale oUaydı, Sırrı Beyin hücumu tamamen yerinde olurdu. Fakat diğer fasıllar > dan para tasarruf edip fabrika yap • mak istiyene hü«um edilince bu yanlış hücum, işte böyle geri püskürtülür. Sanayiimizi canlandırmak Istiyenlere çelme takmıyalım, bilâki» kollarına girip yardım edelim. tngiltere'nin cevabı Londra 18 (A.A.) îngiltere hükumeti tam<rai borçlan hakkındaki Fransız notasına verdîği cevapta netice olarak ticarî borçlann tamîrat bul etmekte, bununla beraber Paris tediyatına takdim edilmesi esasını kave Londra hükumetlerinin vaziyet • lerini telif maksadile ileride müzakere ye girisilmesi lüzumunu derpiş eylemektedir. Alacaklar tecü ediliyor Washington 18 (A.A.) Meb'usan meclisi maliye encümeni huzu • runa çıkan Morganon Company müessesesinin mümessili işbu müessese nin, Cemahiri Müttehide'nin, Büvük BrHanya'nm, Fransa ve îtalya'nm malî ajanlan olduğunu tasdik %oyle miş ve 15 kânunuevvel tarihinde tediyesi icap eden alelhesap mebaliğm tesviyesinde ısrar edilmiş olsaydı kredilerinin müsaade etmesi itibarile mevzuu bahb hükumetlerin bnnları kolayca vermemek vaziyetinde kalacaklarmı beyan etmiştir. Maarif Vekili Hindistan'da Bir nutuk söyledi Yeni bir suikast Esat B. tasarruf siyascti Bir treni yoldan çıkarmak teşebbüsü mizi anlatıyor Ankara 17 Maarif Vekili Esat Bey yerli malı ve tasarruf haftası münasebetile Radyoda şu konferansı vermistir. Esat Bey, konferansmda ezcümle demiştir ki: « Cumhuriyet hükumetimizin iktîsadiyatımızı korumak ve yükselt mek hususunda almış olduğu mühirr tedbirlerin daha müessir ve daha müsmir olması ayni zamanda her va tandaşın, her ailenin ve her ceıhl yerin hususî ve resmî hayat ve faaliyetlerinde bu tedbirlere uygun hnreketlerine de bağh olacağını he pimiz takdir ederiz. Maldan ve paradan tasarruf ve malı ve parayı israftan vîkaye için birinci şart mev cudun hüsnü muhafazası ve hüsnü istimalidir. Malın hüsnü muhafazası ve hüsnü istimali ondan uzun müddet istifade temitı edecek tedbirlere ve çarelere riayetle kabildir. Paranın hüsnü mu hafazası ve hüsnü istimali Ue onun lüzumlu işlerde kullanılması, kulla nılırken israftan korunması ve böylece tasarruf edileceğine hiç şüphe olmıyan her hangi bir miktarm az da olsa, millî bankalarımızda nemalandınlması demektir. Bu arada arza şayandır ki israftan kaçınmak ve tasarruf a çalışmak emehle bareket eden ve bu suretle evînin idaresini, ailesinin maişetini temine uğraşan her hangi bir vatan daşın hile ve ihtikâr gibi rauame lâta maruz kalması yabut memleket ihtfyaçlanna karşi milletin kendi bütçesi demek olan devletin hazinesini telâfi edilemez zararlara sokacak kaçakçılık gîbi teşebbüsata müsadif olması pek elimdir. İşte istih • saL tedarik ve satışta hile, ihtikâr ve kaçakçılık iktisadiyatımıza menfi tesir yapan işlerdendir. Kaçakçılığa gelince, bu defa devletin, mflletin hazinesi ve dolayısile gene vatandaşın kesesi aleyhinedir. Millet ve memleketine muhabbet ve merbutiyeti şüphesiz bulunan vatandaşlar arasında ticarî ahlâka ehemmiyet vejnymet vermiyen, hakka ve halka hürmet ve riayet etmiyenlerin bulunabileceğine asla ihtiraal ver • memekle beraber düşüncesi az fakat hırsı çok bazı kimselerîn bu kabil teşebbüslerîne şahit olunduğu za •ıan her vatandasın bunlarla alış veristen kaçınması ve bu gibilere karşı müessir tedbirler almış bulunan hükumeti derhal haberdar etmesi de gene millî ve vatanî bir vazifedir. Muhterem vatandaşlanm, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti • ain gittiği yol ümitlerle dolu sağlam bir »«Irîytf ve teali yoludur. Medenî kabilryeti pek yüksek olan milleti • miz tasarruf ve iktisat işlerinde de memleketin selâmeti için uhdesine düşen vazifeleri her zaman büyük bir meharet ve muvaffakiyetle başaracağma hiç şüphe yoktur. Cumhuriyetimizin feyislerinden kuvvet alan büyük millethnize bu işlerde de muvaffakîyet her halde mukadder ve müemmendir. Bütün muhterem yatandaşlanmıza ve azîz vatanımıza jrefah ve selâmetler dfleritn.? Kalküta 18 (A.A.) Kalküta.nm yüz kırk metre mesahasmdaki Dehradun'a gitmekte olan ekspres ka tarını yoldan çıkarmak için yapılr suikast teşebbüsü, demiryol işaret lerinin tellerini tamir etmekte bulv nan bir amelenin yoldaki tahribatı görmesinden mütevellit sür.ati intikali sayesinde mucizkârane bir surette akim kalmıştır. Amele ekspresin geçmesindeı» ancak bîr kaç dakika evvel koşup işaretleri değiştirmiş ve feci kazanın vukuunun önüne geçmiştir. t Faridipore 16 fki posta çantası taşıyan bir posta müvezzii sokak ortasında meçhui şahıslar tarafından tabanca ile ağır surette yaralanmıştir. Mütearrızlar çantaları kaparak kaçmişlardır. Müteanzlann ve çantaların meydana çıkarılması için her tarafta taharriyat yapılmaktadır. Kıymetli bir Rus an'atkârının konseri Defterdarlıkta verilen Ikramiyeler Ankara 18 (Telefonla) Meclis Dahiliye Encümeni, tstanbul Vilâ yeti Defterdarlığı tarafından dağıtılan ikramiyelerin istirdadı hakktnda Devlet Şurası tarafından verilen kararı tasdik etmiştir. Agrı dağı asilerinden biri öidfl Adana 18 Ağndağı isyanına iştirak etmek curmile muhakeme edilecek maznunlann muhakemelerine hangi günü başlanacağı henüz takarrür etmemiştir. Çünkü maznun lardan bir kısmma ait evrakı dava henüz gelmemiştir. Maznunlardan biri vef at etmistir. Bir yelkenlinîn Feci serçüzeşti Londra 18 (AJV.) Rio yelken lisinin mürettebatını kurtarmıs olan Aztec vapuru dün Southamton'a gelmiştir. Vapur mürettebatı Rio'nun kurtanlmasmı şöyle tasvir ediyor lar: Kaptan Etsuwd Ue Rio yelken lisinin mürettebatı Terrneuw*ün Saint Jean şehrinde Atlas denizine açılmışlardır. Vapurumuz kendüerine tesadüf ettiği zaman kazazede mü • rettebatm yiyecek olarak yalnız bir çuval soğanları vardn*. İçme suyu için yağmur beklemeğe mecbur idiler. Yelkenli, fırtmadan harap bir halde su yapmakta ve di • rekleri kırılmış olduğu halde rüz gârın sevkme tâbi bulunmakta idi. Mürettebat o civardan geçen gemüere işaret etmekte ve kendilerini gösterebilmek için en lüzumlu çamaşırIanndan yelkenler yapmak derecesinde fedakârlıklar göstermişlerdir. Aztec vapurunun tahlisiye san dalı Rio yelkenlisinin mürettebatını kurtardıği vakit bunlar âdeta yarı 51ü bir halde bulunuyorlardu Mürette bat vapurun Hondurast'ta uğramış bulunduğu Tela limanmda karaya çıkarılmış ve Rio yelkenlisi de vapurların seyrüseferi için bir tehlike teş kO ettiğinden yakılmıstır. Bu sırada doktor, avukat arkadaşı., Mustafa Kemal çıkıncıya kadar bu yese mahkumuz. nin evine gitmeden evvel Cezayir'in Onlar peygamber bekler gibi kentepesinde konakları olan diğer bir Arap dostlarını ziyaret etmemi^i tek di «Mustafa Kemal» lerini bekliyorlar. Hf etti. Biz de muvafakat ettik. O O kim bilir şimdi nerededir ?... zaman otomuz, Cezayir'în o pek sevdiğim dönemeçli yollarmda döne dö Diye düsündüm. Acaba doğmuş mu ne yükselmeğc başladı. Cezayir'i ge dur? Yoksa daha yıllardan sonra mı ce vakti yüksekten seyredis benca do doğacak?... Bir dakika, onların matemine hüryulmaz bir zevk. Burada insan ze met ederek hepimiz sustuk ve gözkâsı tabiatin güzelliğine bir çok şey Opera Cemiyeti azalanndan bir grv' lâve ederek bu doyulmaz manzarayı lerimden gayriihtiyarî iki damla yaş Yeni teşekkül eden Opera Cc süzülüverdi... ücude getirmiş. Sehre girdiğimiz vakit avukat bey Yarım saat kadar süren bir yolmiyeti dün ilk konserini Alay köt gülümsiyerek: culuktan sonra otomobilimiz güzei kündeki Güzel San'atlar Birliği Artık sıra bizim eve geldi. bir bahçeden içeri girdi ve kumlıı konser salonunda vermistir. Dedi. yollardan kayarak küçük, sevimli, Ben cevap ver dim: Konserde cemiyetin müessis beyaz bir köşkün önünde durdu. Be Refikanız hanımefendiyi tanıyaz ipekli ve cok sık salvarlar giy lerinden Mahmut Rağıp Bey bizmakla pek memnun olacağız. miş sarışın ve sevimli iki Arap kızı de operacıhğın tarihini ve yeni te bizi kapıdan karsıladı. Bunlar evin Ve saat on ikaye yaklaşmış ol masına rağmen avukatın evine de şekkül eden cemiyetin gayelerini küçük hanımları imiş. Yukarı cık gittik. tık, yan Arap, yarı Fransız usulîle izah etmiştir. Oto bir bahçe kapısında durdu; döşenmiş bir salona girdik. tçerisi Opera cemiyetinin dünkü konyüksek duvarlar arkasında bir şey oldukça kalabalıktı. Takdim merasiserinde san'atkârlar beynelmilel mi esnasmda öğrendim ki bu kalaba görünmüyordu. Bir dakîka sonra ihtiyar bir Arap hizmetçi bize kapıyı Iığın içinde ecnebi olarak yalnız bir bir çok nıeşhur parçaları teganni açtı; iki tarafında şimşirler dikili çaFransız kadını var. O da pek zengin etmişlerdir. Bunlardan bilhassa kılh bir yol, bizi evin merdivenine bir Arab'ın zevcesi. Yedi fabrika satenor Avni ve (G. Verdi Rigolethibi olan bu Arap fabrikator Fransız götürüyorlardı. Ev, yüksek siyah ağaçların koynunda kaybolmuş gi to) yu türkçe olarak çok güzel zevcesi ile iki sene evvel tstanbııl'a biydi; on basamak merdiven çıktıksöylemiştir. gelmiş ve orada bir bahar ve yaz tan sonra içeriye, bh taşlığa girdik, mevsimi geçirmişler. Bu seyahatin Bundan başka Celile Kenan H. oradan da bir salona geçtik. Salon tadi genç kadının damağında kal • da R. Korsakoff'un(Chant Indou) miş. İstanbul'da öğrendiği bir kaç doktorun evinde olduğu gibi asrî döşenmiş, duvarları tablolarla süslensunu muvaffakiyetle teganni etkelime türkçe ile bana ihtisasatım miş, burada yarım saat kadar otur anlatmağa uğraşıyor, diyor ki: miş ve çok alkışlanmıştır. duk. Buraya gelinciye kadar mide Boğaz çok güzel, ben çok sev Ierimizi lüzumundan fazla doldur Opera Cemiyetinin dünkü kondim. Başka hiç bir yeri bu kadar gü muş olduğumuz için ikram edilen Aserinde en çok muvaffak olanzel görmedim. rap tatlılarını yiyemedik. lann Avni Beyle Celile Kenan O kelimeleri müşkülâtla birbirine Ev sahibi hanımlar avukatın ihtiekliyerek bu cümleleri söylemeğe Hanım olduğunu söyliyebiliriz. yar validesile genç zevcesinden ibauğraşırken ben güzel memleketimin ret. Bunların giyinişleri bundan ev • bütün emsalsiz güzelliklerini safha safha gözlerimin içinde buluyoı.dum. vel gördüklerimize hiç benzemiyor. Bunlar eski Türk hanımlarını hatırlaBoğazın mavi suları en güzel a 7 tan bir tarzda giyinmişler, başla hengile kulaklarımda çağlıyor, yurnnda da brrer ortü var. Bize kemali dumun ılık güneşi sanki kalbimin inezaketle dediler ki: çme doluyordu. Sonra, yakıcı bir ta Bir Arap evini bütün teferrühassür... Keskin bir iştiyak bütün atile görmek eğer sizi alâkadar e • vücud">mü bir alev gibi sardı... derse evimizi gezdirelim. Beş dakika sonra bütün oradaki Memnuniyetle kabul ettik. insanlarla ahbap olmuş bulunuyor Evi temaşaya evvelâ salondaki tabduk. Hepsi de ne sevimli ne kanı sılolardan başladık. Bunlardan biri cak İBsanlardı. Genç kızlar o şık şalbilhassa entresandı. Şu anda gözlerivarları sırf bize millî kıyafetlerini mi kapıyorum, bu levhayı aynen göz göstermek için giydiklerini söyle kapaklarımm altmda bularak drperidiler. Bu salvarlar tabiî en son moda yorum: pijamalara benziyor. Demek Avrupa En onde elleri zincirlerle bağlı bir bu modayı Cezayir Arap'lanndan alCezayir'li. Yantnda iki Fransız janmış. Bu kıyafet benim o kadar hoşudarması adamcağızı vahsî bir hay ma gitti ki üstlerinden çıkarıp ken dîm giymek ve böyle bir fotoğraf çek vanmış gibi kırbaçhyarak sevkedi • yorlar. Arkada bir ihtiyar anne, kuthmek arzusunu duydum. Fakat her cağında üç, dürt aylık bir yavru ile şeyden evvel vakit gece idi. Bir aragenç bir kadın ve yanlarrada «ltı yelık salon kapısının buzlu camı üzedi yaşında kadar bh* çocuk. Hepsi inde dört tane ay yıldız nazari dikkorkak ve meyus gözlerle, iki Franj,. san'atkârtnın Fdhrünnisa, tzzet M katimi celbettL Arap'lann ay yıldızı sız jandarması arasında felâkete, eziHanımefendi tarafından çizilen krokisı ile bizimki arasındaki ufak fark onyete, ölüme götürülen bedbaht Ceların helâllerinin biraz daha yayık Evvelki »Iry^nr» meşhur Rus piya zayir'liye bakıyorlar. Belfî kî bu aolmasmdan ibarettir. nisti M. Bro:lowsky Beyoğlu'ndaki dam bütün bir ailenin yegâne ümidi, Bu evde iki saat kadar oturduk. Fransız tiyatrosunda uzun zaman • yegâne istinatgâhıdır. Bize bir çok Arap tatlıları, ayrılırken dır beklenen konserini vermistir. Bu biçare adamın günahı da nedir de iki güzel demet ikram ettiler. TekGenç Rus san'atkân programmı yalbiliyor musunuz? Fransız'ların tarhetrar otomobilimize bindik, geldiği nız Şopen'm eserlerinden seçtigi gü miz dönemeçleri dönerek şehre doğtiği pek ağır vergileri fakrü sefalet zel parçalarla doldurmuştu. M. ru inmeğe başladık. Genç ve zeki Ce dolayısile verememek! Fakat benim en hayret ettiğim Broilowsky, Şopen'm si Minör so zayir'li avukat gene Türkiye'den lânokta bu tablonun en meşhur Fransız kırdı açarak eski vaziyet ile yenisini nat'mı, bir ballad'mı, Noktürn'ünü, ressamlanndan biri taraf mdan tersim gıpta ile mukayese etmeğe başladı. valslarını, etüdlerini fevkalâde mu edilmiş olmasıdır. Bu büyük ressam, Kendilerinden bahsederken esef ve vaf f akiyetle çalmış ve kendisini dinbakları mütemadiyen gasbedilmekte ümitsizlîkle başlarını sallıyorlardı. liyenler tarafından uzun uzun alkışolan biçare müslümanlar arasında Onlarm bu hali bizi de müteessh edidolaşmış, onların dertleri, onlarm lanmıştır. yordu. Dedim ki: haleti ruhiyelerile yakmdan alk Bu konseri dinliyenler arasında Cezayir'de kaç müslüman varkadar olmuş. Fransız'lardan jektikbulnnan ve amator bir ressam olan dır? Ve kaç tanesi sizin gibi yüksek leri cefalan görmüş, camilere gideİzzet Melih Beyin refikası Fahrünni tahsil görmüştür? rek yerlilerin ibadetlerine istirak etAcı acı güldüler, dediler ka: sa Hanımefendi Rus san'atkârının miş, müslüman dinini uzun müddet Bütün Cezayir ve havalisinde konser esnasmda bir krokismi çiz tetkik eylemis ve onu o kadar mü • beş milyon müslüman vardır. Ve içkemmel buîmu.* ki neticede kendisi miştir. Bu münasebetle Fahrünnisa Ierinde ancak yüz kişi yüksek tahsil de bu dini kabul etmiş, hatta diğer bir Hanımefendinin gazetemize hediye görmüştür. tabloda kendisini beyaz şalvarlarile ettiği krokiyi maatteşekkür derce O " m . n hayret ve dehşet içinde camide secdeye yatacak bir vaziyetdiyoruz. kalarak: te gösteriyor. Bu tabloda ressam ken Bu hakikat mi? Dedim. Çok M. Broilowsky şehrimizde başka dini o kadar tabiî tersim etmiş ki feci! konser vermiyecektir. tavrmda sanki kırk yıldır namaz kıAvukat yeisle başını salladı : lıyormuş gibi bir kolaylık ve alışkan Evet, feci hakikat!... hk var. Ve yüzündeki huşu ve te vekkül o kadar derin kL.. O halde, dedim, meyus olmakBursa 18 (Hususî) Dün gece ta haklısımz. Mabadi var (Kurdoğlu mezarlığmda) metruk bir Evet, bizim içimizden de bir çocuk görüldüğü haber verilmiş; Müdderamumilikçe yapılan tahki kat neticesinde bu çocuğun oraya terkedilmiş olmayıp basta olması doParis 18 (A.A.) Hariciye Nelayısile (garîp bir an'aneye tebean) Antakya'da çıkan «Yeni Gün» gazezareti sabık Hidiv Abbas Hilmi Pa bir müddet mezarlıkta burakıfanasile tesi söyle bir haber yazıyor: şanın Suriye Krallığına namzetliğîni bu hastahgın geçecegi zannedilmiş Beyrut'tan 325 kisilik bir Enneni kakoymasına Fransız hükumeti ile Suolmasmdan ileri geldiği anlasılmış fflesi Ermenistan'a hicret etmek üzere riye'deki Fransız fevkalâde komîseri Hidivi vapurile bareket etmiştir. tır. Meğer çocuğun annesi de biraz M. Ponsot'nun muvafakat ettiklerine Bu ilk kafüenin bareketi çok heye • ileride bekliyormuş. Musa ve Suriye'de pek yakında Krallık e canlı olmus, polis ve taharri memurlan sasına müstenit bir idare tesis edile lâzım gelen tedbirleri almışlardır. ceğine dair olan şayiaları kat'î su rette tekzip etmiştir. Roma 18 (AA.) Bir haftadan Komümst Ermenilerden Artin Beduvberi Italya'da bulunmakta olan Leh yan, bir nutuk irat ederek; Ermenistan'ın dırdıklarun ilâve eylemifnV. Lejyonerleri M. Mussolini'ye Mareşal on bin muhacire kapılarını açmağa müIkinci kafileyi, Halep'ten yazüan bu Piisudski tarafından hediye edilen «Leh heyya olduğunu söylemis, ve buna binaErmeniler teskil edecek ve yakında onLejyonerler salibi» ni Başvekfle tevdi en yalnız Halep'ten 1700 Ermeninin lar da Beyrut tarikile Ermenistan'a baetmistir. reket edeceklerdir. Ermenistan'a hicret için isimlerini yax iki Türk Gencinin muvaff akiyeti Amerika'da ticaret tahsilini bitiren kıymetli gençlerimizden SÜha Zeki ve mühendislik şehadetnamesi alan Galip Rıfkı Beyler ahiren A merika'nın 27 muhtelif şehrini do laşarak bu şehirlerde bulunan 27 darülfünunda münakaşalı konferanslar vermeğe başlamışlardır. tki genç 22 teşrinievvelde Nev york'tan hareke^ etmişler, evvelâ Şikago ve sonra »ırasile Webraska, Dakota, Montano, Oryan, Vaşington eyaletlerini dolaşmışlar ve Oregan'dan sahili takip ederek Losanjelos şehrine gitmisler, orada tevakkuf etmişlerdir. Verilen münakaşalı konferansla • rın mevzuu şudur: 1 Türkiye Cemiyeti Akvama girmeli mi, girmemeli mi? 2 Manda sistemi lâzım mı, değil mi, büyük ve kuvvetli hükumet" lerin emperyalist siyasetlerinin de vamı iyi mi, değil mi?.. 3 Mecburî işsizlik sigortasnu hükumetler makine devrinm başla ması dolayısile himaye etmek mecburiyetinde midirler, değil mi? 4 Şark memleketleri bilhassa. Rusya cihan siyasetinden uzaklaşbnbnalı mı, uzaklaştırılmamalı mı?. İki Türk genci bu mevzular üze rinde yaptıkları münakaşalarda ta • . mamile Türk tezlerini müdafaa et mislerdir. Şimdiye kadar 13 konfe rans vermisler ve bunların yedisinde hakem heyeti Türk gençlerini baklı görmüş, lehimize karar vermistir. Süha Zeki ve Galip Rıfkı Bey lerin bu seyahat masraflarını Amerika Millî Talebe Birliği ile Amerika Türk Dostları Cemiyeti vermektedir. 6arip bir an'ane! Suriye'den giden Ermeniler Suriye Krallıgı Hakkında bir tekzip M. Musoüni'ye nişan

Bu sayıdan diğer sayfalar: