4 Temmuz 1932 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5

4 Temmuz 1932 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Hadın VE Moda BiliftgFsunuz ki evde, sokakta, her tarafta bulunan tozlar başlıca hastalıkların nakilidir. Her birinin ayn ayrı kimyevî tahlilleri yapıla rak anla.şılmıştır ki bir zerresinde milyonlarca mikrop vardır. Biz de ekseriya bunları yutanz. Grip, verem ve bîr çok diğer illetlere hep ağzı mızdan ve burnumuzdan giren tnikroplarla tutuluruz. Grip te tehlikelî olmakla berab'er asıl verem ne müthiş âfettir, malu munuzdur. Sirayet mes'elesi şSyle olur. Bir veremli yere tükürur. Onun balgamı içindeki mikroplar kurur ve toza karşır. Bu kuruma esnasmda mikroplar kat'iyyen kuvvetleri ni kaybetnYezIer. Aylarca. senelerce yaşarlar ye kendi inkişaflanna ya rıyacak%ir muhit bulmağı bekler Ier. ' Yaşı ilerlemiş olanlar bu mikro • bun taarruzundan pek f azla müte essir olmazlar. Onların bünyelerindeki müdafaa kuvveti viicudü mikroplann tasallutundan kurtarır. Fakat o kadın veya erkekte küçükten açılıp ta kapanmış bir verem yarası varsa onun tekrar açılmasma sebep olur. Mikroplu tozlarin kurbanları bilhassa çocuklardır. Onların heniiz nefvü nema bulmamış vücutleri lâ zım gelen müdafaa vasıtalarından mahrumdur. Binaenaleyh, yavrular, tıpkı büyiik adamlann nezleye tu • tulmaları kadar kolay bir sekilde vereme aşlanırlar. Şu arzettiğimiz tozun Kavi olduğu tehlikelerin binde biridir. O halde evdeki tozları miimkün mertebe havaya kaldırmadan, etrafa dağıt madan, ağızlara ve burunlara git • mesine imkân bırakmad'an ortadan kaldırmak icap eder. Bu da ancak yerdeki, masa, !s • kemle jfttündeki tozları daima ıslak bezlerle almakla temin edilir. Ycksa bizde mevcut eski usul süpürge lerle evi, odalan süpürmeğe kalk mak kendlmizi ve çocuklarımızi gözgöre tehlikeye atmaktır. Cumhuriyei1 Afet Hf. nin konferansı Konferansın son kısımlannt bugün neşrediyoruz Ev kadını la mücadele Arkası fazla dekolte tuvaletler İlk mîllî tarih kongresinde evvelki gün verilen ilk konferans {Tarih kongresinin ilk içtima tnda Afet Hammefendi taratından verilen konferansın bas tarafını dün nesretmistik. Bu çok sayani dikkat konferansın son kumınt da bugün koyttyorux.'] Bu sebepledir ki, her kendini bü • yiik göstermek istiyen kavım, ata Iarını Orta Asya'lı bir kabile olarak gösterir; meselâ (Hanri Marten) Fransa tarihinde şöyle der: «Cetlerimiz Goller, iptidaları, Asya'nm ortasmda, Âri denilen bir yerde otururlardı.» Cümle aynen sudur: Au commencement, lesgaulois, nos ancetres, haböaient, au centre de l'Asie, une terre qui s'appelait Arie.» Ecnebi eserlerden bazı cümlelerin asıl metinlerini haşiye olarak aynen aldım. Fakat fazla zaman sarfetmetnek için onların yalnız türkçele rini söylemekle iktifa edeceğim. *** Arkadaslar; Bundan sonra, başka başka tipte insanların, yeryüzünde görünmele rini ve yayılmalarmı kısaca gözden geçirelim: Paleolitik devrinin daha ilk safhaIanndan itibaren hemen bütün dünyanın karalarında, bilhassa eski dünya kıt'alannda, insana yakın, fakat tam evsafı ile insan denilmiyecek bîr takım mahlukların yaşamış oldukları anlaşılryor; meselâ Avrupa'da Neandertal adamı denilen kaba yapılı mahluklar hâkim bulunuyorlardı. Paleolitik devrinin son safhasm da, yeryüzünde muhtelif tipte insanlar göriilür; Afrika'da, Asya'nm cenup çıkıntilarında ve Avrupa'da ge niş bir surette yayılan insan tipi birbirinden az veya çok farklı ol makla beraber umumî bir şekilde Dolikosefal idi. Bu sayısız Dolikosefal kütlelerin Af rika'yı cenup ve garp sahillerine kadar dolastıkları ve Av rupa'mn oturulabilir bütün mınta • kalarifiı işgal ettikleri gorülür. Avrupa'ya Paleolitik ve Mezolitik devreye ait adi taş san'atnu götüren bu Doli • kosefaller oluyor. Avrupa'da yerli medeniyet vücude gelmiyor. Dünya nm her tarafına yayılan bu Dolikosefal insanlar yalnız topoğrafya hususiyeti cihetile Orta Asya yaylasına girecek geçit bulamıyorlardı; orada bambaşka bir ırk teşekkül etmiş ve kültür sahalarmda çok ilerî giderek Neolitik devri medeniyetini ve ondan sonra bütün beşeriyetten evvel, maden devrini idrak eylemişb", bundan başka ziraati öğrenmiş, hayvanları herkesten evvel ehlileştirmişti. Bu Orta Asya tipi müstesna olarak umu • miyetle Brakis'efal idi. Arkadaslar; Beşeriyette esaslı olarak, başlıca iki bariz ırk teşekkül etmistir: Dolikosefal Brakisefal... Bu iki fa'pin kanşmasOedır ki, orta tipler çıkmışhr. Renk, tiplerin ayrıl masında asla miyar değildir. Rengi yapan iklimdir. Irklann, muhitlerini değiştirmek ve başka ırklarla karışmak ve hatta sadece başka ırkla, dinî, siyasî veya her hangi bir suretle, sıkı bir münasebet yüzünden dilleri de değişebilir. Meslekdaşlanm; Mezolitik ve bilhassa Neolitik za • manlarda iki esas ırkın, yani Dolikose fal ve Brakisefal insanların, Çin'de, Hint'te, Hindi Çini'de, ön Asya'da Mısır'da ve bilhassa Avrupa'da geniş bir surette birbirlerile kanşmağa başladığı gorülür. 1896 da Fransa'da toplanan Neolitik devrine ait 668 kafa tasından % 58 i Dolisefal % 21 i Brakosefal, %21 de Mezosefal çıkmıştar. İtalya'da ve lspanya'da dahi nisbet ayni değil dir. İngiltere'de tunç devrine kadar Dolikosefal insanlar sakin idiler, fakat bu devirde İngütere adalan Brakisefal'Ier tarafından istilâ olunmuştur. İsviçre, ırkların tam olarak birbirlerile kanşbğı ve kaynaşhğı memlekettir. Al • manya'da Neolitik devri insanlan, ekseriyetle ve şhnale doğru gidüdikçe âdetleri daha çok olmak üzere Dolikosefal tipidir. «Neolitiğin başlangıcından önce, Aziliyenin mutavassıt devrinde dahi büyük ehemmiyeti haiz ırkı bir vakıa olur: Brakisefal bir halk ortaya çıkar. Böyle bir morfolojik Tip o ana kadar bizim kıt'anuzda bilinmiş, görülmüş şey değildir. (Tat'amızca meçhuldür). Bu yeni ırk nereden geldi? Paleolitik devrine ait, kâfi bir surette takip edilmemiş olan hafriyat, onu henüz daha göstermemiş midir? Yoksa, yontma taş devrindeki Avrupaca ger • çekten meçhul olan bu yeni adam komşu bir kıt'adan mı geldi? BöyİB olduğu takdirde içindeki büyük Brakisefal kütlesinden ve hem de coğrafî komşuluğundan dolayı Asya, gayet tabiî olarak aklımıza gelir.a Kitabın gene bu ve ondan ronraki sahifelerinde profesörün daha bir kaç mütaleasını alıyorum: tBelIibaşh hatlarında> Neolitik medeniyet, paleolitik medeniyetlerden çok farklı bir kültür. Bu medeniyetin Avrupa'nm şarkinda görünen, o Brakisefal ırk tarafından getirildiği, derhal düşünüldü. Mısır'da, Garbî Asya'da ve Av rupa'da tarihten evvelki ve tarihe yakın zamanların mukayeseleri, insan ırkında ve yaşama tarzmda görülen derin tadilin, şarktan gelmiş olduğunu iyice tasdik eder gibidîr.» Pittard kitabının 181 inci sahifesinde; Neolitik devirde, ilk kafile sinin, bilhassa AIp gecitlerini şarktan geçerek Isviçre topraklarında görüldüğünü ifade ettiği Brakise fal'lar için diyor ki: «İyice sabit olduğuna göre Gol üzerindeki meskenleri bu Brakise • fal'Iar kurdular. Bu ise ona gelinciye kadar Garp âlemince meçhul kalmış maddî bir tezahürdür. Bunlar, beraberlerinde hububat ziraatini, ehlî hayvanları da getirmişIerdir; suda seyrü seferi de bunlar tesis etmişlerdir. Denebilir ki içtimaî inkılâplarm en büyüğüfıü bunlar getirmişl er d ir.» Pittard. kitaJbınm 151 inci »ahifesinde, Avrupa'da Alp adamı (Homo . Alpinus) adını verdik Ieri Brakisefal'Iarın menşeine temas ederek şöyle diyor: «Bunlar Asya'dan, ihtimal Karadeniz kıyıları ve Tuna vadisi yolu ile gelmiş olduklanna mamnakta çok hakkımız vardır. Şark saraylan hakkında sevki tabiî ile duyulan nefrete rağmen, öyle zannederim ki malumatımızm hali hazırına nazaran bundan başka bir menşe kabul etmek güçtür. Bu hususta coğrafyacı Şrader'in fikrine uymak Iâzımdır: «Şrader diyor ki. Avrupa As ya'nın alelâd'e bir yarım adasıdır. Bu yarım ada, Asya'nın en nazik, en incelmiş, en iyi muvazeneli bir ya rım adasıdır; işte o kadar. Avrupa Asya'dan doğmuştur. Pittard, bundan sonra şu cümleyi rüldüğü gibi insanların bati tekâ • mülleri esnasında birbirlerine, te kemmül ve kültürde binJerce sene • Ier takaddüm edenler gorülür. tn « san gruplarının faaliyetleri, zaman ve mekâna göre tekâmül eder. Orta Asya'dan mada, bütün kıt'alarda, Afrika'da Avrupa'da ve diğer yer» lerde, kendiliklerinden Neolitik yanl cilâlı taş) medeniyetine yükselmif kabiliyette adam yetişmemiştir. Avrupa. her yerin en zavallısı olmuştur; Paleolitik san'atların en eskileri bile. Avrupa'ya Afrika kıt'asından geçmiş olacakbr. Avrupa, Afrika'dan Akdeniz'le ayrıldıktan ve Orta Asya'nm garbe kapıları açıldıktan sonra, cihanın hali değişti. arttk medeniyet yollan oradan, (Altay Parair) yaylasmdan geliyordu. Bu yollarm yolculan. yalnız tarihten evvelki medeniyetlerile değil, tarih ile, tarihî medeniyetle mücehhez olarak yerleşecekleri yerlere, gidiyorlardı. Rene Gerin, kitabının 133 üncfi sahifesinde şöyle diyor: «Uzun zamanlar öyle zannedil miştir ki Elam ile Kalde tarihî medeniyetlerin beşiğidir. Bunu böyle kabul etmek artık imkânsızdır. Bu memleketler Neolitik devrinden evvel meskun değillerdi; ancak madenin keşfinden sonra işgal edildiler. Bugün umumiyetle düşünülen sudur ki: Akdeniz'i ve Avrupa'yı temdin edecek olan unsurlar, Neolitik devrinin başlangıcında Orta Asya'dan gel mişlerdir. Bunlar art arda dalgalar halinde geldiler. Onlerinde iki yol açılmakta idî. Şimaldeki yol Hazar Denizini ve Tuna kesarlarını boy luyordu. Cenuptaki "ol da Akdeniz'in şark kıyılarına götürüyordu. Cenup yolunu tutan Asya'hla*", Elam ve Kalde sekenesini teşkil ettiler, sonra Mısır'a kadar ilerlediler, bu memleketi daha önceleri işgal etmiş bulunan kıvırcık saçlı Afrika aşi retlerini yerlerinden attılar. Bu büyük hareketler milâttan evvel beşînci ve ya6 ıncı bin senele rinde vukua gelmiştir. Bundan sonra, Profesör Gerin, Anadolu. Kıbns. Girit, Yunanistan'ın ilk sakinlerinin daha evvel çok tekâmül etmiş mühacirler olduğunu söyler. Bu muhacirlerin Avrupa'dan geldiğini söyliyenler vardır. Bun lara meşhur Arkeolog Jak dö Morgan'ın 1924 te basılmış L'humanite Prehistarioue>^ eserinin 315 inci sahifesindeki şu cümle ile mkni cevap verüebilir zannederim. Bu muhacirlere dair elimizde bulunan en eski Arkeologik vesikalar, bunlann muhaceretinin Milât'tan 4000 sene kadar önce eskiden benim dahi zannetmiş olduğutn Avrupa'dan değil, Asya'nın kara parçasından gelmek suretile vuku bulmuş oldu ğunu göstermektedir. Bu beyanatile, mazisine ait hatalı bir telâkkisini, acıkça, tashih etmek suretile Jak dö Morgan'ın ilme ve hakikate hizmet etmiş olduğu mu • hakkaktir. Arkadaslar; Bu üç âlimin sözlerine, ayni noktalan teyit eden bir dördüncüsünün söylediklerini de ilâve etmek ister'ra. Bu ilâve, ilmin Yunan'Iılardaft cv vel menşeini arayan profesör «Abel Rey» in olacaktir. Abel Rey (Professeur d'histohe et philosophie des sciences a la Sor bonne) «la science Orientale avant les Grecs». adh kitabının 27 inci sa< les Grecs». adlı kitabının 22 inci sahifesinde, tunç san'atının nerelerde inkişaf ettiğinî ararken «Radet» ten şu cümleyi alıyor: Şark medeniyetinin Asya içinden doğru bu uzun yürüyüşünde, Mezo. potamya, Basra körfezi kumsallanndan Ege denizi kıyılarına kadar ilk şua merkezi olmuştur.» Profesör Bbel Rey'in buna ilâvesi şudur: «Meğer ki bundan daha yüksek bir medeniyet, hakikaten ilk ve birincî oIan Orta Asya medeniyeti tasavvur olunsa ki, bizzat kalde, bu medeniyetin garbe doğru yürüyüşünde bir menzilden başka bir şey değildir. Gene bu Orta Asya medeniyetidir ki, şark, Bahrimuhiti kebire doğru olduğu gibi, garbe, Akdeniz'e doğru da, cenuba ve oradan Mısır'a da şualarını yaymıştır.» Bundan sonra sözü tekrar Gerin'e bırakıyorum. Bu zat merkezî ve garbî Avrupa hakkında der ki: Buralan Rusya ve Tuna yolu ile gelmiş olan Asya'Iılar tarafından istilâ edildiler. Bunlardan Ligür'lerin oralarda, tunç san'atını yaptıklarını ve Avrupa'da şehirler insa eden ilk unsurlann bunlar olduklannı ve Keltlerin (Celte*)' daha sonra geldiklerini ve demir devLutfen sahifeyl çevtrtnis Geçen hafta da bir modelini koyduğumuz veçbile bu ay arkası fazla de • kolte ve elmas taklidi elbiseler çok moda oldua Yukankî nîimunenin kuroau krep romendendir. Belin ön ve arka • sında şua seklinde elmas taklidi taşlardan tezyinat mevcut olduğu gibi ön den arkaya doğru omuzlardan gelen çapraz bratelin de üstü gene bu tezyi • natla süslüdür. Bu elbise 3e gümiiş üzerine siyah taş kakmalı bflezik ve koliye, uzun inci kiipe ve Çin mamulâb yelpaze pek yarasnr. Soldaki modelin kuması ipekli muslindendir. Bunda da korsajm önü ka • palı, arkası dekoltedir. önden gelen bratel kı»mı enseden biraz asagıda birleşn.ekte ondan sonra bir müsenes seklinde asağıya, bele doğru devam etmektedir. Bratelin birleştiği noktaya inci veya elmas taklidi taşlı büyük bir iğne tutturmaktadır. Bununla üç dört kat burulmuş inci taklidi koliye çok yaraşır. Avrupa'da kadın j Kadın muhendis Her meslekte olduğu gibi mühendislikte de çok ileri giden hemşirelerimiz yetişmeğe başlarfı. Meselâ »u resmirçi gördüğünüz kadın M Sıhhat ve güzellik reçetesi Yüzün tazeliği nasıl muhafaza olunur? Yüzün tazeleğini muhafaza için sun'î v&sıtalara müracaat etmek faydasızdır. En tabiî usuller şunlardır: Yüzünüzü ne fazla sıcak, ne de fazla soğuk sularla yıkamayınız. Dık su ile yakayınız. Sabah akşam yüzünüzü yı kayacağınız sulara bldiğiniz karbonat • tan bir kahve kaşiğı karıstarmak ta çok faydahdır. Durup dururken yüzünüze pudra, krem sürmeyiniz. Yalnız güneşli, riiz gârlı havalarda biraz krem sürünüz. Onu muhafaz etmek için. Rüzgârda kat'iyyen durmaymız. Yüzünüz çabuk buruşur. Deriniz yağlı ise saf kolonya ile, yok bilâkis fazla kuru ise kremle oğunuz. Diğer taraftan da yemeklerinize dikkat etmek Iâzımdır. Bilhassa yemekleri iyi çiğnemeli ve ağır yemelisiniz. Hep taze yemekler yemelisiniz. Çünkü bayat seyler vücudii zehirler, teni bozar. Yemeklerinizi iyi hazmetmek için fazla yorulmamağa dikkat ediniz. Yorgunluk kadar yüzde tesirini çabuk gösteren âmil yoktur. Açık havada geziniz ve jimnastik yapınız. Kapalı yerlerde hareketsiz oturup kalanların yüzleri ne kadar sarı ve buruşuktur, elbette dikkat etmişsiniz • dir. ' Mümkün olduğu kadar erken yata nız ve geç kalkınız. Gece fazla oturanların ve az uyuyanların tenleri çabuk bozulur. Şimdilik bunlan yapınız. tleride daha başka seyler de tavsiye ederim. Beşeriyette esaslı ırklar Verma Holmes'tir. tngihere'de «Kadın mühendisler cemiyetb reisidir. Mis Venna bilhassa lokomotif "nşasile alâkadar olan bir mühendis ve ayni zamanda mucittir. önündeki âlet lokomotiflerde kullanılmak üzere icat ettiği bir makinedir ki kadın mühendisler cemiyetinin son içtünamda epeyçe münakaşayı nracip olmuştur. Kolay işleme ve brodeler Zarif bir piyano örtüsü tşlemesinin küçük bir niimu nesini gördüğü • nüz piyano ör tüsü koyu kahve rengi yahut mavi, yeşil, kır mızı «moire» üzerine altın sır ma ile brode edilir. Küçiik yapraklar, dallar ve çerçeve atma, çiçeklerin ortası düğümlü işleme tarzı ile yapılır. Brodesi bitince altına astar konur etrafı altın sırma galonla çevrilir. Bütün bunlar da ilâve edildikten sonra örtünün boyunun 1 metre 20 san tim tutması icap etmektedir. ölçüşemiyeceğinî tekit zımnmda aramızda bir Dante, bir Şakes • pir, bir Nevton yetişmediğim söy. lüyorlar. Onlara vereceğimiz cevap budur: Bizim işimiz sade şiir yazmak ve dünyanın kanuniarı . Bilârdo şampiyonu Paris'te «Billard Palace» ta ka • dınlar arasında yeni teammüm ct mjeğe başlıyan bir oyunun şampİ£pn lugu için bir müsabaka yapıldı. Bu müsabaya bir çok kadınlar, genç kızlar, bilhassa kibar ailelere mensup hanımlar iştirak etti. Resmimiz üç zarif rakibi gösteriyor. Ortadaki bir prensertir. ' Kadın ve Hayat Bugünkü cemiyet, kadının sade fcendisinin yükselmesîni kâfi gör. müyor. Onun, etrafındakilerini de yükseltmesini istiyor. * Bazılan kadının erkeklerle boy Bu suretle hem boş vakitleriniz • de kendinizi eğlendirmiş, hem de evinizi şenlendirecek bir şey sahibi olmuş olursunuz. nı keşfetmekten ibart değildir. Aşkın erkek ve kadına göre ayrı ayrı manaları vardır. Erkek ajskı sevmekten, kadın ise svil mekten ibaret zanneder. niiiııınııiııııııııııııııııııııınııııııııııııııııııııııııııııııııııııııiMiıııııııııııııııııııııııııııııııııiMiıııııııııııııııınııııııııııııııtııııııııııııııııııııııiNiıııııı «Fakat, eğer bu ns?'îh'!r ^».kjsefaller hakikaten Asya'dan gelm!ş!'v.vî, bunlann sarı bir ırka mensup bu lunmuş ohnaları hiç bir veçhüe muhtemel değildir.» Arkadaslar; Burada profesörden sözü alarak bir noktayı aydınlatmak Iâzımdır. Şarktan garbe, vuku bulduğu görülen bu göçlerin mümkün olabil mesi için, orta Asya âleminin, ilk sözlerimiz arasında, tavsif ettiğimiz tabiî şartlarmı değişmis olması ve garbe giden yollarrn açılmış bulunması Iâzımdır. Filhakika öyle olmuştur; şarktan garbe. tarihten evvel devirlerde başlıyan ve Viyana kapılarına dayanıldığı güne kadar tarih devirlerinde dahi seyrini takip eden, mühim göçler, istilâlar Avrupa'yı altüst etmiş. Avrupa ırkları karma kaışık olmu*tu. Profesör Pittard. bu noktaya daîr kitabmm 91 inci sahifesinde şu cümleleri yazıyor. «Böyle bir halita tahayyül edilemezdi... Cihan tarihinin yeni bir faslı başladı.» Maden devirlerinde, evvelki de Daha evvel isaret ettiğimiz gibi, Avvirlerden daha çok hareketler ol • rupa'da Paleolitik devrin eski ırk muştur. Orta Asya'lı Brakisefalle lan vardı. Gördük ki bu ırka evvelâ rin, Avrupa'ya ve her yere yaptık Dolikosefal bir ırk tamamen hâkim o ları göçler ve bu göçlerin tesir ve luyor; ondan sonra Brakisefal ırkm istazyikile bütün beşeriyette, bilhassa tüâsı vuku buluyor. Avrupa'da vukua gelen hareketler (Rene gerin) in, (Les hommes ave karışmalar klâsik tarihlerde, (uvant l'histoire 1930) eserinin 42 inci mumî mühaceret ve tesirleri) diye sahifesinde, şu sahrlar yazıhyor: bahsolunan hâdiselenfir. «Her halde Neolitik devrinden iti • # * * baren, Brakisefal'Ierin mevcudiyeb*, Hanımlar, efendiler; yeni bir medeniyetle, bu medeniyet ise Buraya kadar olan sözlerimi huayni hayat şartlarile birlikte zuhur eder.» lâsa etmek isterim: (Genev Darülfünunu Antropoloji proMedeniyetler ve medeniyetta ayfesörü (Eugene Pittard) (Les racet ni derecede terakkiler dünyanm her I'histoires) altı eserinin 90 ıncı sahi tarafmda ayni zamanlarda tahakkuk fesinde ayni noktaya temas ediyor ve etmemiştir. Tarih devirlerinde de gödiyor ki:

Bu sayıdan diğer sayfalar: