6 Ocak 1933 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6

6 Ocak 1933 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

•Cumhuriyet * • 1 ~ '" \ Hikâye Yarasmamıs yazdığın mektubu ald'ığım gün, mu1 kânunusani tarihli nüshamızda ayenehaneme bir fakir hasta gel Kei Ali isminde bir katil maznunumişti... O gün duyduğum sevinç o nun zabıta tarafmdan yakalandığıkadar büyüktü ki, başkalarını da nı yazmıstık. KariIerimizJen Mal sevindirmek istedim. O fakir has tepe'de köy hatibi Yakup imzasile taya bedava bakıyorum... Disine aldığımız bir mektupta yakalanan âlâ bir plâtin kaplama yapmakta çahsın bundan altı ay evvel Beykoz yım! ormanlarında korucu iken BeykozNihal, nişanlısına teşekkür etti: lu Sslim Ağayı öldürdükten sonra Ne iyi yüreklisin, Sinan! kactıği ve o vakittenberi zabıta taNafiz Sinan Bey, Nihal'in fakiri rafından aranmakta olduğunu ve île ahbaphğı ilerletmisti. Muayene30/12/932 cuma günü Maltepe'den haneye geldiği zamanlar, onu bektrene binerken jandarma karakol letmeden içeri alıyor ve soruyordu: kumandanı Muzaffer çavuş tarafm E, söyle bakalım Tahsin Ef, d'an te'his ed'lerek derdest edildiği ne var, ne yok? Nasılsm? bildirilmektedir. Tahsin Ef, boynunu büküyor, ellerini uğusturuyordu: Teşekkür ederim doktor bey... ömrünüze duacıyım... Nafiz Sinan Bey, Tahsin Efendinin hasta dîsine plâtin koron yaptıktan sonra öbür dişlerini de gözden Müştereken vazifelerini terkeden geçirmiş ve alt ön dişlerinden ikisikılavuz kaptanlarımn İktısat Vekâne plâtin kaplamıştı... Bu, nişanlıletinin. emri üzerine tekrar işe başsmın fakiri idi; çektiği zahmet, etladıklarını dün yazmıstık. tîği masraflar gözünde değildi... Bazı gazeteler, kılavuzlardan 48 Nihayet, tedavi bîtti, Tahsin E saat zarfında vazifelerine dönmi fendinin biri üstte, ikisi altta üç Ön yenlerin azledilmeleri hakkındaki dişine plâtin kapl&nmıştı! Vekâlet tebligatı üzerine bir kısmıAra sıra, Nihal soruyordu: nm istifalarını geri aldıklarını fakat Benim fakirim, ne âlemde Namütebakisinin greve devam ettiklefiz? rini, bunun üzerine müddeiumumi Epeydir, gördüğüm yok .. liğin emri üzerine haklarında polisAratfan haftalar geçmişti, bir gün çe takibata başlandığım yazmışlar hizmetçi kadm, muayene odasma dır. girdi: Dün yaptığımız tahkikat ve biz Tahsin Ef., geldi, doktor bey! zat kılavuzlarla vukubulan temas • Hakrkaten Tahsin Ef., titrek ellelarımız kılavuz kaptanlann kâmilen rile şapkasmı çevirerek kapının eşiişe başladıkları hakkındaki haberi ğinde jyörünmüstii. mizin doğru olduğu neticesini ver * Buyursunlar, Tahsin Ef., ne miftir. var ne yok? Besinci şube müdürü Kenan Bey Teşekkür ederim doktor bey, de bu mes'ele hakkında bir muharömrünüze duacıyım... ririmize: Btr emrin mi var Tahsin Ef? « Seyrisefain idaresile aralarınTahsm Ef., hürmetle iğihniş koldaki bir mes'eleden dolayi islerini lannı kavuştunnuştu: bırakan kılavuzlar bir gün sonra tek Estağfürüllah beyefendi... Zarar vazifelerine başlamışlardir. Hâdise kalmamıştır. Kimse hakkında tıâlinizden bir ricaya geldim... da takibat yapılması mevzuu bahis Ağzım açtı, sağ elinin şehadet değildıir» demiştir. parmağile plâtin kaplama dişieri gösterdi: Bunları çekin doktor bey! Nafiz Sinan Bey, hayret ve taac(Bîrtnci sahiteden mabai?) rasime nihayet verihniştir. cüple yermden sıçramıştıt Neden? Ağnyor mu? Plâtmler düstü mü? Çatladı mı? Ne oldu? Hemen muayene edecekti, Tahsin Mersin 5 (A.A.) Çukurova'nm Ef,. elile mâni oldu: kurtulma bayramımn 11 inci yıldönümü Sayenizde dişlernnden yana şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde hiç bir derdim kalmadı... Ne ağn, kutlulanması için yapılan hazırlıklar ne sizı var... Maşallah sizin baktığıbitmiştir. Kurtu!us mücadelesine iştirak etmiş bütün köylüler bayrama davet enıı dişler ötekilerden sağlam... Taşı dilmistir. kırsam, bana mısm, demiyor... Belediye tarafından mücadeleye gi Peki, o halde? ren köylülere bir akşam ziyafeti veri Kirli, aoluk, yamalı esvaplı, tıraşı lecek, gece sînema gösterflmek ve mü* uzamış adam göğiis geçirdi: samere verîlmek suretöe eğlenmeler te Siz, o dişleri çekin, doktor bey... min olunacakhr. Bayram için ayrılan Yoksa açhktan öleceğim... Bu dişneşriyat heyeti bir kurtulma risale&i hazırlamıştır. Yann neşredilecektir. ler yüzünden kârıma kesat geldi, kazancımdan olduml Acayîp! Mütekait harp malulleri cemiyeti umu Ben, dilenciyim, doktor bey! mi merkezlnden: Ne ana var, ne baba var. Gözümü 1 Evvelce on seneliklerl verilerek bu zenaatta açtun... Cenabı Hak, her alâkalan kesilen harp malullerine yeni kula bir yüzden rızkını ihsan edi den maaş tahslsi hakkmda Mallye Vekâyor... Eskîden, bin bereket, üç beş letlnln yüksek emlrleri İstanbul Defterkuruş kazanıyordum. Fakat siz, dişdarlığından malmüdürlüklerine tebliğ lerimi tamir ettiniz edeli, ben, periedilmiş olduğundan kâtibi umumiligimizde hazır olan istidalarını almamış arkaşan oldum. Artık eskisi gibi el açıp daşlarunızın; sad'aka istiyemîyorum. Çünkü, kimi2 Memuren çalıştıklarından tahslsasi yüzüme acayip acayip bakıyor, gütı fevkalâdeleri kesilmiş malul gazilerin lüp geçiyor, kimisi de hiddetleniyor, (taşrada bulunanlar derecelenle malullhomurdanıyor, adeta dövecek gibi yet esas maaşlannı ve tahslsatı fevkalâoluyor... Kaç defa", beni gösterip: delerini, terfih zamlarını ve halen hangi idarede ve ne kadar maaş veya ücretle çaHerife bak! Dişlerine plâtin kap lıştıkJannı tahriren bildinnelidirler); latmış! Gördün mü kârlı san'atil 3 Kayit müddetl bitmek üzere oldudiyorlar... Sökün bu dişleri, doktor ğundan henüz rozet defterine isimlerini bey... Her şeyin bir yaraşığı var; yazdormamış olan meslektaşlanmızın heitin çakşırı olmaz... men kâtibi umumiliği teşrifleri rtca olunur. MAHMVT YESARt Diş doktoru Nafiz Sinan Bey, o «abah, sevgilisi Nihal Hanımdan mektup almıştı. Genç kız, nihayet annesinin de gönlünü razı ettiğini ve yakında nişanlanabileceklermi yazıyordu. Nafiz Sinan Bey, sevincinden kabına sığamıyordu. Altı aydanberi bu mes'ut günü beklemişti. Neyi görse, nereye baksa, her şey, her şey ona dostça gülüyordu. Nafiz Sinan Beyin, ayakları yere basmıyordu, kanatları olsa uçacaktı. Muayenehanesine gittiği zaman, hizmetçi kadına sordu: Gelen giden oldu mu? Hizmetçi kadın, hoşnutsuzlukla yüzünü buruşturmuştu: Bekleme odasında bir tek hasta var. Fakat ücreti peşin isterseniz iyi edersiniz, doktor bey! Halini, kılığmı kıyafetmi hiç gözüm tut madı... Muayene odasına getir baka lım, bir görelim. Biraz sonra muayene odasının kapısı açıldı. Içeriye kirli, soluk, yamalı esvaplı, tıraşı uzamış, orta yaşlı bir adam girmişti. Titrek ellerile tuttuğu şapkanm kurdelâsı terden ağarmış, gazyağı suya damla • yınca n&sıl harelenirse tıpkı öyle menevişliydi. Diş doktoru sordu: Neniz var? Kirli, soluk, yamalı esvaplı, tıraşı uzamış adam, ağzım açtı ve sağ eli~ nin şehadet parraağile işaret etti: Şu üst ön dişim fena ağnyor, doktor bey! Artık ağrısına tabam mül edemiyeceğim... Ne gece, ne gündiiz ağrısı durmuyor.. Uykusuzluk canıma yetti... Çekin de kurtu layım... Yoo, arslanım, dur... Çekip çekmemek benim vereceğim hük • me, karara bağlı... Hasta, başını sallıyordn: Çekin doktor bey... Ben acııına katlanırım... Vakit vakit öyle zonkluyor ki vallahi gözlerimden ateş çıkıyor... Acele etme efendim, muayene edeyim. Nafiz Sinan Bey, hastasını ışığa götürcTü, dişi dikkatle muayene etti: Kök daha sağlara... Çekecek olursak yazık... Hasta, yasaran gözlerini doktora dîkmişti: Ağndan ölüyorum, doktor bey... Acele etme fendhn... Ağnyı durduracak Hâç verirhn. Sonra da gelirsin, sana bir mükemmel plâtin kaplama yaparım... Hasta, dişinin ağnsını unutmuş grbiydi; kekeliyordut Plâtin kaplama mi? O, nasıl şey öyle? Sana ne efendim? O, benim bileceğira şey... Fakat doktor bey, ben, fakir adamun, eğer pahalıya çıkacaksa... Nafiz Sinan Beyin kaşlarınm ara»ı buruşuverdi: Senden para istfyen var mı? Korkma!. Ben, ne diyorsam, sen, onu yap. Anladm mı? Hasta, boynunu iğdi: Peki, doktor bey, siz bilirsiniz. Nafiz Sinan Bey, o gün, hastanm dişine ilâç koydu, ağnyı durdurdu: tki gün sonra gel! dedî. Kirli, soluk, yamalı esvaplı, tıraşı ozamış adam o günden itibaren Nafiz* Sinan Beyin muayenehanesine devama başlamıştı. Nafiz Sinan Bey, nişanlısına anlatıyordu: Senin bir fıkaran var, Nihal 1 Fıkaram mı var? Annenin muvafakat ettiğini Katil kei A!i nasıl yakalandı? Gazetecilerin gecesi Tosya'lı Ahmet kendi ken nasıl başlar, nasıl biter? dine bir tabanca yaptı Geceleri bizi kimler bekligor: 9 Mühendis kafalı Bir Türk genci! Kıİavuziar hakhnda taVıbat yapılacağı doğru değil! Adana'nın kurtuluşu Çukurova'nm kurtulma bayramı hazırlığı Ma'Ûlleri davet Vakit ve Milliyet refiklerhnizin gece muharrirleri Fethi ve Nâzım Beyler mesai esnasında [Bajmakaleden mabait] da ehli dü birki «feız saçlarm saç ların...» diye ut çalıyordu. Şehir uyurken yecesini telefon A mubarek, diye bağırdım, makinesi başında geçiren bu acayip Tosya'lı Abdullah oğlu Ahmet kendi güneş doğmak üzere... Odan olduğuadam kim? yaptıgı tabancasile na göre bir yatağın da vardır elbet. Biz ona gece muharriri derir. SaNeyine lâzım şarkı senin... Yatsa • Tosya «Hu»usî> Gecen «ene, bahlan gazetp.nizde size dün gecena be birader, yatsana azizim.» babasının imalâthanesinde çaiışarak, ki cinayetin tafsilâtmı anlatabilmek, ••• kendi kendine bir gramofon îmal egeceyansı Çanakkale'de karaya oden tüfekçi Abdullah ustanra oğlu Telefonlar seyrekleştî. Feridun uran vapuru haber verebilmek, saküçük Ahmet bu kerre de gene ayni baha karşı Londra'dan gelen mühim ile beraber matbaayı dolaçıyoruz. bir telgrafı okutabilmek için, sizi gül Matbaada ondan başka iki musahsuretle bir tabanca imal etmiştir. Bu dürmek, meraklandırmak, sevindirtabanca basit âletlerin, fakat kat'î lıih ve on mürettip var. Onlar da mek için uykusunu feda eden odur. bir heves ve iradenin mahsulü ola • nöbetçi. rak meydana gelmiştir. Ahmet Ef. Saat yürüyor. Vücut yorgun, kafa Musahhihler mini mini bir odada tabancasmm bilâ istisna bütün ak işlemiyor, göz kapakları yanıyor. ilân tashihlerini yapıyorlar. Biri disamını yeniden yapmış ve ancak Haydi, mürettiphane bir müşkül zilen yazıyı okuyor, öbürü müsvedmakinesi olmadıgı cihetle namlı daile karşılaşmış olmalı, dahüî telefon desine bakarak rfinliyor. Ayni za çalıyor. hilinde yiv imal edememiştir. Bumanda konuşuyorlar: nunla beraber, tabancanm endaht •*• Tamamına 9800 lira kıymet talckabiliyeti ve Uabeti normal vaziyet«Cumhuriyet» te bu gece Fendun dir edilen Beyoğlu'nda Hüseyinağa tedir. Osman nöbetçi... Dün gece bendim. mahallesinde Tarlabaşı caddesînde kâin Bu akşam sıra onda. tşten soluk alÇok iptidaî âletîerle ve torpü kuv eski 138140, yeni 146148 numarah dıği bir dakikada yari alay, yan cidvetfle vücude getiriletn şu eser Türmaadükkân ve bahçe... Yahu bu soba dî anlatıyor: k'ün büyük kabiliyetine küçük bir bu odava çok geliyor, işte! Odun Gece nöbetinden memnun mımisal teşkil etmektedir. atmtyahm artık... bir bap hane yım? Memnunum azizim, hem de nîn dörtte bir hissesi açık arttır çok memnunum... Ne gülüyorsun mıya vazedilip 9/12/932 tari yahu? Gece nöbetçiliği bir nevi arhinde şartnamesi divanhaneye talik ve Zonguldak 4 (A.A.) 3 g3ndur tistliktîr.. Ben filimlerde kuman 14/12/932 tarihinde açık arttırması çalısmalarma devam eden Cumhuriyet d"an, gemi süvarisi rolü yapanlara ilân edilerek... Bu akşam if gene Halk Fırkası Vilâyet konrresi, bugün bayılırım. tnsan guya sahiden mu geç bitecek galiba, baksana daha mesaismi nihayetlendirmiştir. Kongre, hit ve manzaraya hâkimdir Ama fibasmakale bile gelmedî... Bin liraya Gazi Hz. nin Zonguldağ'ı tesrif buyur* lim bitti mi bu ariyet serdarlık ta gü talip çıkmıştır. Bu kere 16/1/933 tamalarmı istirham etmeği kararlaştırmif me gider. Bizimki de öyle değil mî? rihine musadif pazartesî günü saat 14 ten tır. Biz de peceleri matbaada kuman 16 ya kadar ikinci açık arttırma suretile damz; fakat horoz ötünciye kadar. Istanbul... Hey, Husnö bu kadar Sonra antimuvan kokuları, silîndir Gemlik «Hususî» Fırka kon ıslak getirmesene bu provaları... Yegürültüleri arasında günü doğur gresi nahiye ve merkez ocaklarındaı tunca sabah mahmurluğu içinde ge ^incıTcra dairesinde «atıTacaktır.» gelen mümessillerle topiandı, yeni ••• idare heyeti reisliğine doktor Ziya rinen şehre dalıvermepin ne derin Mürettlphanede sahifeler bağlave azahklarına Faik, Haydar, Nuri, zevki vardır bilîr misin? tnsana bir nıyor. Satırlar artalta gelerek haber Osman, Noretrin ve Reşit Beyler senevi Donkişotluk ta gelîr bazı.. Sanleri, haberler alt alt a gelerek sütunçildi. İdare ve maarif işleri kaymaki bütün bu uyuyan sekene nam ve Jarı, sütunlar sahtfeleri meydana kam ve Maarif memuru Beylerm huhesabma bir marifet yapmış meçhul getiriyorlarzurıle beyhude muhabere ve kırtasî bir kahramanmışım gibi... Sahifeleri sermürettip İhsan Ef. muameleye hacet kalmaksızin sür'a Unutmadığım geceyi mi soruyorbağlıyor. Feridun sığmıyan bir serve sühutetle karar altına alındı. sun? Evvelki sene Meclisin tatil levhayı küçültüyor, fazia gelen bir Bu senenin son üç ayında kaza yaptığı günün gecesi... Gündüz de yazıyı kıstyor, yenî gelen bh* haberin nterkezile mülhakahnda (34,420) dahil, bilâinkıta 16 saat çalışnnş lira sermaye ile açılan (11) kredi konacağı yeri gösteriyor. trm. Ertesi sabah arife idi. Şafakla kooperatifi ortaklara (27,500) lira Tertip makinelerinin kurşun erîödünç para vermiş ve bundan (8716! beraber matbaadan çıktık. Bizrm *en kazanlan kaynıyor, aksakallı lira tahsilr.t yapmış ve köylümüz sermürettip thsan'la kolkoia gidi ~ ihtiyar mürettipler, gözleri uyku zeytinin tam devşirme zamanında yorduk. «uzluktan kızarmış genç çıraklar tuz ve saire ihtiyacmı ilk defa olathsan bir aralık: pruva basıyor, maden kalıpların rak kendi sandığından temin etmek Haydi, dedi, şu Koska'daki yanlışlarını düzeltiyor, yazıları ora* kolaylığını görerek tefecilerden başcıda birer çorba içelim. dan oraya taşıyorlar. kurtu Imuştur. öyle yaptık ve evlerimize aynl• •* Gmlik körfezinin derin, temîz ve dık. Uykusunu alıp kahvaltısını yaSaat 7... Şehir uyurken şehrtn erbir göl kadar mahfuz müstesna vapan halk yavaş yavaş sokaklara tatesi sabah okuyacağı gazeteyi ha ziyeti ve kasaba merkezile yalı halşıyord'u. Uykusuzluktan, yorgun " zırlıyanlar on dakika evvel evlerine kının denizle fazla ünsiyeti spor luktan bitkin bir vaziyette idim. dondüler. Ortalık ağn* ağır aydın • •sabasında fırkaya yalnız karada delanıyor. Sıcak yataklannda uyku ile Tramvay yoktu Fatih'e yaya tırmağil denizde de çok geniş bir saha açgeçmis rahat gecelerden ayrılan nıyordum. Nihayet kapıyı zor bul makta ve halkimızm denize alış mesut insanlar, gazeteniz hazırdır. dum. Fakat içeriden zili duyup açı* kanlığı bunun inkişafına âmil olmak< Sabahşerifler hayır olsun! veren bh* hayrr sahibi çıkmadı. Bu tadır. Reşit Süleymin sırada bir dükkânm üstündeki odaCEVAT FEHMl Zonguldak Vilâyet kongresi Gemlik'te fırka kongresi bitti Bursa umumî meclisi 'stanbul Beledi^esi ilânlan Münhasıran çeki ile tartılan odundan alınan kantar resminin yüz kiloda kırk paraya tenziline Şehir MeclUince karar verilmiş olmakla keyfiyet ilân olunur. fmdan yapılmıştır, bu da mümkün ı imamınm mühüründen daha kuvvetdeğil mi? ' Ii çıkar. Çok uzak bir ihtimal. Çünkü Kasten basılırsa öyle olur, faonlar bu cinayetin intihara hamle kat bir de cinayet anmdaki vaziyati dilmesi için bütün tertibatı almışlar; düşün, o acele zamanda, hem de alhatta bu faraziyeye göre Nezahet tında pürüzlü bir ağacın kabuğu bubile ortaklarıdır; akıllanna nereden lunan bîr kâğıdm üstüne bu kadar gelir ki Cingöz gibi bir adam, bir kuvvetli parmak izi çıkar mı? gazete havadisi üzerine kalkacak, Çıkar! tstersen onu da tecrübe Hacı'nm bahçesine bakan bir ev tuedebiliriz. tacak, cînayeti gö.zlerile görecek, Bu sırada telefon çaldı. Mehmet Rıza'ya işi haber verecek Mehmet Rıza aleti eline aldı, kute yeni bir takibat başlıyacak? Bu lağma koydu. Yüzünde birdenbire akıllanna gelir mi hiç? fevkalâde büyük bir hayret belirip Doğru! Şüphesiz bu kadarıoı sönmüştü. Artık birer taş gibi sertdüşünmezler. Fakat bu cinayeti haleşen gözlerinden ve alçıdan ka'.ıp zırlarken daima bir korkuları vargibi donan yüzünün çizgilerinden dır: Ya intihara inanılmaz da taki hiç bir şey anlaşılmıyordu. Ağır bir bat yapılırsa?.. Onun için zabıtayı sesle: «Evet... Evet... Evet...» diyeşaşırtacak bir çare düşünmüşler ve rek beş dakika kadar dinledi. Sonra kâğıdm üzerine o toprakh parmak dediki: izlerini basmıslardır. Hem sen o kâ Zarflar yanınızda mı?.. Pek ğıdı gördün. İzler ne kadar sarihti, âlâ... Yırtınız ve bana okuyunuz... âdeta mühür gibiydi. İki üç dakika kadar daha telefon Mehmet Rıza itiraf etrî: başında kaldı. Cingöz, kendi kendine: «Hayır ola?... Ne var? Yeni bir Hayır, dedi, öyle mühür gibi vak'a mı, yeni bir cinayet mi?> parmak izleri pek çoktur. Hatta, istersen bir tecrübesini yapalım, eliMükâleme bitince Mehmet Rıza ne biraz toprak sür, şu kâğıdın üstüfelefonu kapadı ve yatağmın için ne iki parmağmı da bas, mahall* de biraz evvelki vaziyetini alarak Bursa 3 (Hu. Mu.) Bursa Mec • lisi umumisini dün Vali Fatin Bey açmif ve müzakerata başlamıshr. Meclisi um» mide evvelâ Vüâyetin izahnamesi okun» muş, badehu encümenler tefrik ediimiştir. Muta başını salladı: tşte, dedi, seninle deminkl münakaşamızda beni haklı çıkaran bir vak'a! Ne olduğunu tahmin edebilir misin? Cingöz ayağa kalktı, ellerini cebine koydu, odanın içinde bir iki adım atarak döndü ve nihayet Mehmet Rıza'nm karşısında durarak: Hayır, dedi, hiç bir şey tah mm edemiyorum. Süleyman Tahh* intihar etmiş, Cingöz, birdenbire o kadar büyük bir hayrete düştü ki ellerini cebin • » d*en çıkararak Mehmet Rıza'ya doğru uzattı ve ona doğru tki adım koşarak bağırdı: İntihar mı eteıî«' Evet. Kabil değil! Mehmet Rıza'nm mağrur yüzünde bir gülünueyiş belirdi: tşte, dedi, hâdiseler senin hiç ümit etmediğin bir tarzda cereyan ediyor. Cingöz hemen telefona sanldt, Mehmet Rıza'nın yanında bir numara soylemekten çekinmedi v« kandi te^kilâtını» Topan«'<fe4r{ Merkezinl Cingöz Recai'nin harikulâde maceraları Yazan: SERVER BEDt 26 Hay Allah cezasını versin, di. yordu, iiter misin kızı da, paralan da, katîli de bulamıyahm ve bu iş alelâde bir intihar, bir kaybolmi vak'ası halinde kapanıp gitsin? Mehmet Rıza tasdik etti: Bu gidişle öyle olacak gibi. Ne Süleyman Tahir'in, ne de arka daşlarının aleyhinde elimizde hiç bir delil ve hiç bir vesika yok. Tevkif bile ettirecneyiz. Bu mes'elede bir işgüzarlık etmek, muvaffakiyet ka zanmış ^ib; göriinmek lâzımgelirse tevkif ediîecek bir sen varstn. Cingöı başını sallıyarak gülüro • sedi: Bravo, üstat, bravo... dedi. öyle ya, kurtla kuzu birbirile bu kadar ahbap olamaz. Cingöz Mehmet Rıza'nm yüzüne hayretle baktı: Kurt kim, kuzu kim? dedi. Kurt sensin de kuzu ben miyim? Ikiroiz de kurtuz, üstat, ikimiz de... Bunun için pekâlâ dost olabilîriz, nitekim oluyoruz da! Fakat bu dost luktan bir şey çıktıği yok ! İkisi de sustular. Odada bir duvar saatinin uyuşturucu ve intizamh vuruşlarmdan, uzaklardan gelen otomobil düdüklerinden ve bazı gecelere mahsus o karışık, terkibi anlaşılmıyan uğultu hamurundan başka ses yoktu. Hakikaten ikisi de hissediyorlardı ki onların böyle iki dost gibi başbaşa vererek kumru gibi düşünmeleri tatsız bir şeydi. Fakat bu hâdisede birbîrlerine muhtaçtı lar. Kızı yerine iade, katili Mehmet Rıza'ya ve altınlan da Cingöz'e teslim etmek için, mukadderat onları müşterek bir cephede buluşturuyorâu. Cingöz, uzun müddettir önüne iğdiği basını ağır ağır yukarı kal . dırdı ve düşünce dolu bir sesle: Hayır, üstat, dedi, ben bu işte Süleyman Tahir kolundan başka bir partı olduğunu bir türlü kabul edemiyorum. Bizi şaşırtan yalnız ma hut parmak izleri mes'elesidir. Fa kat... Mehmet Rıza Cingöz'ün sözünü kesti: Zabıta işlerinde parmak izlerinden daha emin bir fen şubesi yoktur. Hatta biz bir adamın yüzünden ziyade parmak izine inanırız. Bir suçlu, bin dalavere ile yüzünün hatlarını değiştirebilir, hatta sun'î değil, tabiî vasıtalarla, bir takım ilâçlarla yüzlerini »arartan, gözlerinin şeklini değiştlren sabıkalılara tesadüf ederiz, aldanırız, fakat parmak jzlerini değiştirebilecek hiç bir kuvvet, hiç bir... Büiyorum, üstat, biliyorum... Fakat, biran için farzet*ki, bu herifIer zabıtayı şaşırtmak için bu par mak izi dalaveresini cinayetten evvel tertip etmişlerdir. Yani kâğıdm üstündeki toprakh parmak izleri büsbütün başka birînin eline aittir ve evvelce kâğıda basılmıştır. Fakat craayet gene Süleyman Tahir tara

Bu sayıdan diğer sayfalar: