14 Temmuz 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6

14 Temmuz 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHURÎYET Dün üç Alayımız daha merasimle Sancak aldı Davudpaşa kışlasında ve Kadıköyde büyük merasimden sonra askerî geçid yapıldı Fransada alınan malî tedbirler Kabine 10 buçuk milyar yeni vergi koydu Fransada, yeni kabinenin tarhettiği yeni vergüer, bütçeye 8 milyar frank, şimendüerlere de iki buçuk milyar frank varidat temin etmiş olacaktır. Halbuki, Fransa bütçesinin bugünkü açığı, alelâde bütçe için 8 milyar, fevkalâde bütçe için 8 milyar ve mulhak bütçe (yani Demiryolları ve Posta Telgraf) bütçeleri için de 8 milyar olmak üzere cem'an yirmi dört milyar franktır. Bu itibarla, yeni vergiler, bu açığm pek cüz'î bir kısmmı kapatabilmekteyse de, bundan daha fazla vergi tarhetmek Fransız ekonomisini ezmek demek olacaktır. Chautemps kabinesi tarafından takib edilen siyasetin, bu vaziyet karşısında, on milyar franklık yeni varidat mem baı bulmak suretile işlere yeni bir hamle vermek ve bu hamle sayesinde, hazineye ikinci bir on milyarhk vari dat kaynağı tedarik etmek olduğu an laşılıyor. Vergi varidatı 1930 da 56 milyar frank, 1929 da 58 milyarken, son sene lerde 40 milyara kadar düşmüş ve % 30 nisbetinde vukua gelen bu tenezzülün telâfisi icab etmiştır. Chautemps kabinesi, şimdi, bütün kalkınma ümidıni, memlekette sosyal huzurun teessüsüne ve ekonmik inki şafın tahakkukuna bağlamış bulunu yor. ^ Günün en mes'ud hâdisesi: Saadabad Paktı [Başmakaleden devam] KANSIZUK benizsızlik ıdn yegâne deva kanl ıhya eden O f n f t D Enmuntahipeübbatarafındantertipedılıniştir. O U v U l 14 Temmuz 1937 Norasteni, zaflyet ve Chlorose Topçu alayı sancak aldıktan sonra Orgeneral ve kumandanlar önünde geçid resmi yapıyor Dün sabah, Davudpaşa kışlasmdaki topçu alayına büyük merasimle alay sancağı verilmiştir. Bu münasebetle merasimde bulunmak üzere bütün civar köylerden binlerce köylü kışlaya gelerek günün kutlulanmasında hazır bulunmuşlardır. Saat tam 1 1 de Orgeneral Fahreddin Altay, Tümgeneral Osman Tufan, General Cemil Cahid kışlaya gelmişler ve kışla komutanı albay Muzaffer Tuğ aavul tarafından karşılanmışlardır. Orgeneral Fahreddin Altay askeri teftiş ettikten sonra alay saflannın or tasında durmuştur. Bu sırada önde askerî bando o Saadabad paktı hatiblerinden birinin dedıği gibi eğer biz kuvvetli olmağa itina ediyorsak bu tecavüzlere cür'et verebilecek zâflara nefretle baktığımızdandır. Harbden istikrahımızsa ondan korktuğumuzdan değil, onun hiçbir meseleyi halletmediğini gördüğümüzdendir. Kendi âlemimizde temin ettiğimiz sulh ve müCür'etkâr bir hırsiz Dün saat 14,30 da Mesture admda bir salemetin bütün dünya için evvelâ örnek kadm Alemdar caddesinden geçerken ve giderek bir hakikat olmasını bütün Samsunlu Ali koşarak kadmm yanına samimiyetimizle temenni ediyoruz. gelmiş ve içinde 37 lira bulunan çantaSaadabad paktının ehemmiyetini ansını kaparak kaçmağa başlamıştır. lamak için sulh ülküsünün Akdeniz kıyıCür'etkâr hırsiz derhal devriye polisi lanndan ta Himalâya eteklerine kadar tarafından yakalanarak çanta, sahibine götürülmüş olduğunu düşünmek lâzımverilmiş ve suçlu Adliyeye teslim edildır. Dost ve kardeş milletlerimiz eski tamiştir. rihi tekmeleyip yerin dibine geçiren ve Kediler arasinda kuduz onun yerine yepyeni bir âlem koyan bu Fatihte Hacı Hüseyinağa mahalle paktla insanhğm nazarında kıymeti ve sinde 33 numaralı evde oturan Fevzinin cazibesi gittikçe artıp yükselecek bir 11 yaşmdaki oğlu Osman dün kuduz manzume teşkil etmiş oluyorlar. Ne mutOrgeneral Fahreddin Topçu alayına (sağda) ve Kadıköydeki bir kedi tarafından ısınlmıştır. alaylara (solda) sancaklaruu veriyor lu bu milletlere ve ne mutlu onlara menKedi yaralandıktan sonra ele geçiril sub insanlara. man bulunursa son canlı mahlukumuz halde, yağız bir ata binmiş, gürbüz biı miş, Osmanla birlikte Kuduz hastanesi YUNUS NAD1 erin taşımakta olduğu şanlı alay sancağı kalmaymaya kadar bu sancağı düşmana ne sevkedilmiştir. arkasında süngüleri pırıldıyan kahra bırakmıyacağız. Birinci alay, ordunun ŞEHIR tŞLERl man muhafızları olduğu halde kışla kapı birinci alayı olduğunu geçmişte olduğu alayına da sancaklan verilmiş, büyük sından çıkmış ve Orgeneral Fahreddinin gibi gelecekte de gösterecektir. Bilhassa merasim yapılmıştır. Caddelere konacak işaretler önünde durmuştur. Atasının verdiği sancağı hiçbir zaman Alaylar Kumsalda yer almışlar ve Belediye Fen heyeti yollar şubesi Orgeneral Fahreddin alay sancağmı bırakmıyacaktır.» ordu müfettişi Orgeneral Fahreddin Al caddelerde karşıdan karşıya geçmek Komutanm nutkundan sonra Istiklâl tay saat 16 da bir motörle Kadıköye için konan işaretlerin üç yüz seksen küalmış ve: « Topçu alay kumandanı Muzaffer marşı çalınmış ve erler tarafından söyle gelmiş, karaya çıkarak alaylan teftiş sur noktada bulunmasına lüzum göstermiş ve bunların yerlerini tesbit etmişTuğsavul!» diyerek alay komutanmı ça nen birinci alay marşı dinlendikten sonra etmiştir. geçid resmi yapılmış ve davetliler kışlaTeftişten sonra alay komutanlanna tir. Fakat Seyrüsefer şubesi şimdilik ğırmıştır. da öğle yemeğine alıkonularak izaz edü birer hitabe irad ederek alay sancaklan buna ihtiyac olmadığını bildirmiş ve Alayın başında bulunan komutan kobu işaretlerin yalnız seyrüsefer memurdikten sonra merasime son verilmiştir. nı vermiştir. Alay komutanlan da Orgeşarak Orgeneralin karşısmda selâm durları bulunan noktalara kâfi geleceği ve Birinci alay marşını alay kumandanı nerale nutuklar irad ederek bu sancak muştur. esasen en kesif yerlerin de buraları olFahreddin Altay şu kısa nutku söy Muzaffer Tuğsavul yazmıştır. Bu gü lan son erleri kalıncıya kadar muhafaza duğu mütaleasında bulunmuştur. Buzel marştan beş altı mısra alıyoruz: edeceklerine dair söz vermişlerdir. lemıştir: hususta yakmda bir karar verilecektir. « Milletimizin timsali olan bu sancağı Büyük Önderimiz namına size vermekle bahtiyarım. Şanlı alayınızın bu sancağın gölgesi altında çok büyük mu zafferiyetler kazanacağına eminim. Yeter ki Büyük Atatürk başımızdan eksık olmasm. Milletin emanetini size teslim ediyo İnönü dağlannda biz şimşekler yarattık Yildırımlar saçarak kanı govdeye katttk Gokler gibi gürledik, aslan gibi gükredik Zafer neşesini biz ilkönce orda tattık Çek tetiği gurlesin şanlı sesi topların Altı üstüne gelsin düşman dolu toprağm rum.» Alay sancağı Orgeneral emrile albay Muzaffer Tuğsavula teslim edilmiştir. Muzaffer Tuğsavul sancağı aldıktan sonra demişrir ki: « Bugün alayımızm unutulmıyacak şerefli ve şanlı bir günüdür. Bütün mil letlerin gözünü kamaştıran Ulu Onderimiz kahraman alayımıza büyük komu tanımız elile bu sancağı tevdi edi Hazırlık dersaneleri yor. Bu sancağın alayımıza verilişini Maarif Vekâletinin tasvibile haricden tesbit eden bu dakikalar asırlarca sonra bile büyük bir kuvvet kaynağı olacaktır. muhtelif imtihanlara gireceklerle lise imtihanlarında muvaffak olamıyanlara Nerede yurdumuza yan bakan bir göz omahsus olmak üzere İstanbulda üç <halursa, nerede karşımıza çıkacak bir düşzırhk dersanesi> açılmasına karar ve rilmiştir. Hazırlık dersaneleri Erkek Muallim mektebi riyaziye muallimi Mahir tarafından idare edilecek ve ders ler, tanmmış lise muallimleri tarafından verilecektir. Bu dersanelerden biri Kadıköyünde Kuşdilinde, biri Beyoğlunda, biri de İstanbul cihetinde açılacak ve senenin her mevsiminde tedrisata de vam edilecektir. ceğine bütün vicdanile inanan ve ona göre de fakat herkesin takdir ve gıptasını çeken bir samimıyetle çalışan en genc bir kardeş devlettir. Görüiüyor ki bu yeni devletlerin kâffesinin mihver ve mahrekleri yalnız ve yalnız medeniyettir, ve hakikî bir medeniyet. Hakikî medeniyetın çeşidli vasıfları içinde sulha temiz yürekle bağlılık en yüksek idraki teşkil eder. Kiminle sulh? Tabiî ilkönce dahilde sulh, ondan sonra da komşularla sulh. Bizim milletleruniz bu yüksek medenî anlayışlannı kendi aralarındaki münasebetlerde kardeşlik haddine isal etmiş bulunuyorlar. Bu hal zaten milletlerimiz arasinda bir hakikatti. Fakat, Hariciye Vekilimiz Doktor Rüştü Arasın pek güzel izahı veçhile bu hakikati kâğıd üzerine koymuş olmakta bir sürü ve çok iyi psikolojik amiller yaratmak fazileti vardır. Saadabadda akid ve imza olunan vesika bir ittifak muahedesi değildir, ve uzak yakın kimseyi de istihdaf etmiyor. Fakat bu pakta dahil olan devletler kendi hayatlarından tecavüz fikrini tamamen silmişlerdır, ve gene bu yeni hayatlarında hiçbir tecavüze veya mütecavize yardım etmiyeceklerdir. Onlar olsa olsa tecavüze ve mütecavize karşı vaziyet alabilirler. lnsanlık bu paktta harbi yeryüzünden kaldırmak için almabilecek tedbirlerin mühim bir adımını görmelidir ve görecektir. Balkan Antantı Balkanlar sahasında harbi muhal kılmak gayesile inikad etmişti. Garbî Asya devletlerinin Saadabad paktı bu geniş çevrede ayni gayeyi temin etmek itibarile bütün insanlığa milletlerimiz tarafından ihda edilmiş kıymetli bir medeniyet dersidir. Lüleburgaz Şarbaylığmdan: Lüleburgazda bir sakaf altında yapılacak sinema, kazino ve teferrüatının plân ve projesinin yaptırılması otuz gün müddetle müsabakaya konmuştur. Inşada nezaret hakkı seçilecek proje sahibine verilecektir. Plân, hesabat ve hakkı nezarete mukabil maktuan «Bin» lira verilecektir. Taliblerin mektubla Lüleburgaz Belediyesinden yapılacak iş hakkında şartname ve tafsiîât istemeleri ilân olunur. (4049) Yepyeni formüllerle piyasaya çıkarılan VENÜS rimeli VENÜS allıgı VENÜS ruju VENÜS kremî VENÜS pudrası VENÜS briyantîni knllananlar muhakkak VENUS kadar güzelleşir. Venus müstahzarab şimdi bütün kibar ve şık ramilyalann en kıymetli ve itimada şayan yegâne tuvalet müstahzarab olmuştur. Deposu : Evliya Zade Nureddin Müessesesi. Posta T. T. Fabrika Müdürlüğünden: Fabrika bahçesinde teraküm eden tahminen 20 ton miktarında hurda demir 16/7/937 cuma günü saat 15 te pazarlıkla satılacaktır. Beher tonun muhammen bedeli 8,5 lira ve 20 tonun teminatı muvakkatesi 12 lira 75 kuruştur. Taliblerin muayyen gün ve saatte Salkımsöğüdde Posta T. T. Fabrikasındaki Alım Satım Komisyonuna müracaatleri. (4134) D5APOSTEL SIHHİ AGIZLIKLAPI Bolu Nafıa Müdürlüğünden: Bolu Nafıa sı ihtiyacı için çelik cinsinden 1000 kazma, 1000 kürek, 300 çekiç, 40 varyoz satm alınmak üzere 1803 lira 50 kuruş muhammen bedelle 20/7/937 tarihinin salı günü saat 15 te Bolu Daimî Encümeninde ihalesi yapılmak üzere 20 gün müddetle açık eksiltmiye konulmuştur. Muvakkat teminatı 135 lira 26 kuruştur. * Şartnameyi görmek istiyenler Bolu, Ankara, îstanbul Nafıa Müdürlük • lerine müracaat eylemeleri ilân olunur. (3917)" TAKLİTLERDEN SAKININIZ KANZUK SAÇ EKSİRİ KOMOJEN Saçların köklerini kuvvetlendlrir. Dökülmesini keser. Kepekleri tamamen gidetir ve büyüme kabiliyetini artırarak saçlara yeniden hayat verir. Kokusu lâtif, kullanışı kolay bir saç eksiridir. Elâzizde bakılmakta olan bir ticaret davasında İstanbul Belediyesi Fen İşleri Merasimde Kadıköy, Üsküdar kay müdürü Hüsnü mahkemece ehli vükuf Kadıköyündeki merasim makamlarile, hükumet, belediye erkâıu tayin edilmiştir. Bunun için kendisine Dün saat 16 da Kadıköyünde Kum ve çok kalabalık bir halk kütlesi hazır on gün mezuniyet verilmiştir. Bugün Elâzize hareket edecektir. salda Selimiyedeki topçu alayı ile piyade bulunmuştur. halde ben ona nekadar yakınmışım!.. Onun ölümünü işitir işitmez yatağa düş tüm, hâlâ kalkamıyorum. Doktor geldi, baygm olduğumu, geceyi çok muztarib geçirdiğimi anlıyarak bilmem ne enjeksiyonu vermiş. Fakat hiç faydasını görmüyorum, gündengüne kendimi kaybediyorum. Bir doktor daha get'riniz, tekrar neden göstermiyorsunuz kendinizi? Demin hizmetçinize sordum. Lüzum görmediğinizi söyledi. Doğru mu bu?.. Fıtnat Hanım ümidsiz ve perişan: Evet ya, dedi. Doktor ne yapa cak?.. Benim hastalığım vücudümde değil ki, ruhumda... Vücudümün hiçbir tarafında bir ıztırabım yok. Fakat ruhumdan gelen bir sıkıntı beni yağı biten bir kandil gibi söndürüyor. Yavaş yavaş eriyorum. Yavaş yavaş... Leylâ birdenbire fırldı. Azimkâr ve kat'î hareketîerle: Siz yavaş yavaş değil, çabucak iyi olup kalkacaksınız. Sizi ben iyi edece ğim. Anhyorum ki siz babamı çok severmişsiniz. O da sizi çok sevmiş. Bunu sizin sözlerinizden ve duvarlarınızdaki resimlerden, zavallı babamm da hatıra defterinden anladım. Amma sevgi ölen bir adamm arkasmdan ölmeyi icab etmediğ". miyerek adunlannı sıklaştırmamıştı. Leygibi yatalak olmağa da kâfi sebeb de lânın yanına geldiği zaman: ğildir. Siz kendi kendinizi harab ediyor Merak etmeyiniz, dedi, her zaman olur. Baygınhk değil... Kendinden geçsunuz. Bunları söylerken Leylâ, Fıtnat Ha me. Uykuya dalmıştır. Yanm saat, bir nımın bileğini tutmuş, nabzını arıyordu. saat uyur, sonra uyanır. Buldu. Kalb müthiş bir haldeydi, nabız Nasıl uyku? Birdenbire düştü. sayılamıyacak kadar şiddetle atıyor, in Gözleri kapandı. tizamsız darbelerle Leylâyı şaşırhyordu. Sizinle çok konuştu. Yorulduğu Fakat genc kız belli etmedi; güldü: için birdenbire dalıvermiştir. Mükemmel; dedi. Hiçbir şeyiniz Ikisi birden ayaklannın ucuna basarak yok. Kalkıp oturunuz, göreceksiniz kı odaya girdiler. Fıtnat Hanım derin biı hiçbir şeyiniz yok. Sizde nefsinize ve sıhuyku içinde mi, yoksa müthiş bir baygınhatinize itimadsızlık var. İşte o kadar. hk mı geçiriyordu? Leylâ bunu anlamaFıtnat Hanım, Leylâya hayran ve ğa can attığı halde seslenmekten ve uy muhabbetkâr bakarak doğruldu. Otur kudaysa yaşlı kadını uyandırmaktan çe mak istedi. Fakat bu süratli hareket kakiniyordu. dını bitab bir halde tekrar yatağa dü Münevver, Fıtnat Hanımm elini avuç şürdü. Artık uzun müddet kendine ge lan içine aldı. Sıkar gibi yaptı. Sonra: lememişti. Merak etmeyiniz; dediğim gibi... Leylâ küçük komodin üstündeki barUyuyor. daktan kadının yüzüne su serpti. Başına Diye teminat verdi. O zaman Leylâ kolonya sürdü. Ellerini, şakaklannı o artık bu kadına inanmamak için bir se ğuşturdu. Fayda etmeyince başucundakı beb göremiyerek içeriki odaya geçti ve zili çaldı ve kapıya koştu. Aşağıdan merdivenleri ağır agır çi Münevvere seslendi. Salonda ceketini giyerek: kan Münevvere haykırdı: Ben şimdi gidiyorum! dedi. Faka Koş, hanımefendi bayıldı!.. Münevver bu ihtara hiç de aldınş et belki bugün geleceğim. Hanımefendi u îstiklâl marşı çalındıktan sonra bin lerce halkın alkışlan arasmda alaylar geçid resmi yapmışlar ve kışlalarına gitmişlerdir. Fen İşleri müdürü Elâzize gidiyor İNGİLİZ KANZUK ECZANESi BEYOGLU İSTANBUL t HACI RAŞİD «Cumhuriyet» in milli sergüzeşt romant : 4 9 nevverin üvey babasıdır. Daha iki üç hafta evvel köy köy dolaşarak Niğdeden Istanbula gelmiş. Münevveri kapı kapı sorarak bulmuş. Pek iyi, pek terbiyeli bir adam. Şimdi çok rahahm. Fakat sen de geldikten sonra artık kendimi tamamile emniyette addedeceğim, müsterih ölebilinm..( yanırsa bugün olmazsa yann beheme hal geleceğimi söylersin. H a a Raşid A< ğa gelmedi mi? Hayır efendim, îstanbula gitmi| < « ti... Daha gelmedi. Neyse, onu da bir daha geJişimd« tanınm. Şimdilik Allaha ısmarladık. Leylâ Madam Roza'nm pansiyonun • dan ayrıldıktan sonra onu uzun boylu yaşlı zat aramış ve bir kâğıd bırakmışb. Leylâ, kendisini arayan zatı evvelâ baba dostu, mühendisi sanmışken mektubu o kuyunca Sami Bey olduğunu anladı: «Kızım; pek az vakit bularak acela geldim, fakat sizi bulamadım. Belki tekrar gelemem. Bana ihtiyacınız olursa Sirkecide Şen otele geliniz, yahud telefon ediniz. îrfan hasretle selâm söyledi. Sami» Bu kısa mektub Sami Beyin oğlunu kefalete bağlıyarak tahliye ettirmek ü * midini bile kaybettiğini gösteriyordu. Leylâ küçük mendilile ıslanan gözlerini sildi, odasına çıktı. Çamaşırlanm, elbi « selerini küçük sandığına yerleştirdi. Ba* vulunu da hazırladı, Madam Roza'y» sadece: {Arkası var Vakıâ Beyazıddaki evinden, son ra oturduğu pansiyondan adeta kaçmışü ve babasının güvendiği bu kadına iltica etmek kararile buraya gelmişti. Fakat şimdi mütereddiddi. Halbuki Fıtnat Hanım emri vakilerle onu kat'î kararmı vermege mecbur edecek görünüyordu: Ceketini çıkar kızım!.. Leylâ atıldı: Dedi. Leylâ kalkh, kostüm tayyörü nün ceketini çıkararak arkadaki şezlon Niçin böyle söylüyorsunuz, daha gun üstüne bıraktı. Fıtnat Hanım anla çok yaşarsınız inşallah hanımefendici tıyordu: ğim!.. Bana hanımefendi, deme!.. An Münevver benim on yedi senedenberi yanımdadır. Küçük bir kızdı onu al ne demek istemez misin? Leylâ sustu, gözlerini yere eğdi ve dığım zaman. Yanımdan hiç aynlmadı. Kimsesi yoktur, kocaya varmadı. Isti cevab vermedi. yen olduğu halde reddetti. Bana çok Daha çok mu yaşanm?.. Hiç ümid bağhdır. Geçen seneye kadar yanımda etmiyorum. Birdenbire o kadar kuvvetiBeyruttan gelen bir de lalam vardı. Fa mi kaybettim ki.. Babanın ölümü beni kat bu ihtiyar, geçen sene öldü. Yalnız mahvetti. Anlıyor musun Leylâ?.. Mahve erkeksiz kaldık. Nihayet Münevver voldum. Meğer ben onu nekadar çok kendisini anyan üvey babasını getirdi. severmişim!.. Meğer scnelerdenberi yü Hacı Raşid, yani benim vekilharcım Mü zünü bir kere bile görmek istemediğim

Bu sayıdan diğer sayfalar: