8 Aralık 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 4

8 Aralık 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

w CUMHURİYET 8 Birncikânun 1937 Küçük hikâye Arsadaki çocuklar Mahmud Yesari lılığa, hele böyle körpe sağlığa, nasıl imrenmez! * * * Bir gün, çığlıklar perde perde yükseldi, ve dik seslerle karşılıklı bir küfür bombardımanı başladı. Bu, hergünkü itişmelere, ağız dalaş malarına, geçici dargınlıklar doğuran kavgalara benzemiyordu. Elimden kalemi bıraktım, pencereye koştum. Tahminimde yanılmamışım. Arsadaki çocuklar, ikiye ayrılmışlardı. Bu iki gruptan birinin önünde hizmetçinin oğlu, Öbürünün önünde bekçinin oğulları duruyordu. Hizmetçinin oğlu, yüzü morarmış, bütün şirretliğile bağırıyordu. Bekçinin büyük oğlu, daha sakindi; fakat küçük kardeşi, döğüşe hazırlanan bir ispenç horozu gibî, arada bir ortaya çıkıp kendini gösteriyor, ağız dolusu küfür savuruyordu. Bunun, ciddî bir kavga olduğunu anlamakta gecikmedim. Çünkü onların bu kadar dikilişlerini, bu kadar sinirlendiklerini görmemiştim. Hizmetçinin oğlile bekçinin büyük oğlu, birbirlerine öyle düşman bakıyorlardı ki bu küçük yaşta insanların, yüreklerinde ve sinirlerinde bu kadar zorlu bir hırs ateşinin yanabileceğini bir türlü aklıma sığdıramadığım için, ürperdim. Gözleri, birer dişti sanki... Onlar bağırır, küfür ederlerken, ben karşılıklı kuvvetleri ölçüyordum. Hiz metçinin oğlu, bekçinin büyük oğlundan iki üç yaş büyüktü. Eğer teke tek kavgaya tutuşurlarsa, hizmetçinin oğlu, bekçinin oğlunu mükemmel pataklardı. Fakat bekçinin büyük oğlunun kendine güve nerek durgun duruşu, hesablanmı jaşır tıyordu. Hizmetçinin oğlu, bir adım ilerî attı, sag yumruğunu sıkarak bağırdı: Gelsene ulan... Karşıma çıksana! Hadi, korkmuyorsan çık! Bekçinin oğlu, ok gibi yerinden fırlamıştı, kısık bir haykırışla atıldı: Çıktım ulan... Senden mi korkacağım? Onlann arkalarında duran çocuklar, yerlerinden kımıldamıyorlardı. Hizmetçinin oğlu, bu atılış karşısında, yumruklarım savurarak kendini korumak istedi. Bekçinin oğlu, başını yumruklar dan sakmarak hasmma yaklaştı, ve eller, kollar birbirine kanştı, iki çocuk boğugmağa başladılar. Bu boğuşma çok sürmedi, ikisi birden yere yuvarlandılar. Gözlerime inanamadım; bekçinin oğlu, hizmetçinin oğlunun göğsüne oturmuş, sille üstüne sille indiriyordu. Karşı köşedeki yeni apartımanm üst kat balkonundan kund yapılı, iri hizmetçi kadm göründü; yalnız çocukları değil, tekmil mahalleyi titreten bir sesle bağırdı: Sizi îmanı yok asılası doğuzlar... Durun, ben geliyom. Bekçinin oğlu, «galibiyet» in sarhoş luğundan ayılıvermişti, hasmını bıraktı,' bir anda çilyavrusu gibi herbiri bir köşeye dağılan arkadaşlarınm arkasmdan koşmağa başladı. Hizmetçinin oğlu da ayağa kalktı, üstünün tozlannı silecekti, fakat anasınm, gözlerini devirerek üzerine geldiğini gö rünce, ondan da dayak yememek için, ajağı sokaklardan birine kaçb. *** Hizmetçinîn oğlu da bir köylü çocuğuydu. Anası, iri, sağlam bir kadmdı. Peki, neden, kendinden iki üç yaş küçük bir çocuğa yenilmişti? Bu çocuğun hiç suçu yok! AparhmanIar, insanlan cıhzlaştınyor! Apartımaıvn havası kadar, ahlâkı da, kanı bozuyor! EM Madeleîne Carrole Aile hayatını san'at muvaffakiyetlerinden daha kıymetli buluyor GÖRİŞİTSÖYLEME İGNACE! İGNACE! İGNACE! Baş rolde: F E R N A N D E L E Sinir zâfına müptelâ kimseleri tedavi edecek şen, şuh, insanı iki saat kahkahaya boğan güzel bir komedi B U G Ü N matinelerden itibaren RADYO Bu aksamki program J ANKARA: 12,30 muhtelif plâk neşriyatı 12,50 plâk? Türk musikisi ve halk şarkıları 13,15 dahilî ve haricî haberler 18,30 muhtelif plâk neşriyatı 19 Turk musikisi ve halk şarkıları (Hüsniye ve arkadaşlan) 19,30 saat ayarı ve arabca neşriyat 19,45 Türk musikisi ve halk şarkıları (Hikmet Rıza ve arkadaşları) 20,15 iktısadî konuşma: Şevket Süreyya 20,30 plâkla dans musi kisi 21 ajans haberleri 21,15 stüdyo salon orkestrası. İSTANBUL: 12,30 plâkla Türk musikisi 12,50 havadis 13,05 plâkla Türk musikisi 14 aon 18,30 plâkla dans musikLsi 19 Bayan tnci tarafından şan: Piyano ve keman refakatile 19,30 radyofonik komedi: Fatma kadın mahkemede 19.55 borsa haberleri 20 Mustafa ve arkadaşlan tarafından Türk musikLsi ve halk şarkıları 20,30 hava raporu 20,33 Omer Rıza tarafından arabca soylev 20,45 Nezahe ve arkadaşları tarafından Türk musikisi ve halk şarkıları, saat ayan 21,15 Bedriye Tuzün tarafından şan: Orkestra refakatile 21,45 orkestra 22,15 ajans haberleri 22,30 plâkla aclolar, opera ve operet parçaları 22,50 son haberler ve ertesi günün programı 23 son. VIYANA: 17,30 karışık yayın 20 ASKERÎ BANDO: Lehar, Smetana ve sair bestekârlarm eserleri 20,15 spor ve saire 20,40 ORKESTRA VE ŞAN KONSERI: Haydn'ln eserleri 22,50 DANS MUSİKİSİ, Lstırahatlerde ha berler ve saire. PEŞTE: 19,05 Macar şarkıları, hikâye 20,35 ORKESTRA KONSERI 21,15 edebî yayın, haberler 23,05 CAZBAND TAKIMI 24,05 haberler 24,15 ÇINGENE ORKESTRASI 1,10 son haberler. BUKREŞ: 18,05 ORKESTRA KONSERI 19,51 musikı tarıhi (mısallerle birlıkte), konferans20,40 Viyanadan naklen ORKESTRA VE ŞAN KONSERI 23,10 haberler, hava ve saire 23,25 Vıyana havaları 23,50 son haberler. PARİS tP.T.T.]: 18,35 şarkılar, gramofon 19,05 PİYANO KONSERI 19,20 şiirler, gramofon, konuşmalar, amele yayını 20,35 ŞARKILAR, HARPA KONSERI 22,05 eğlencell yayın 22,20 OPERA YAYINI: Samerlterin (Olonneun), sonra, ROMADA BİR GEZINTİ: Balet, istirahatlerde haberler, hava, MILANO: 18,20 PİYANO KONSERİ 18,55 karışık yayın 20,05 KARIŞIK MUSIKI 21,05 haberler ve saire 21,35 KARIŞIK MUSIKI 22,05 opera binasından naklen: Trubadur, istirahatlerde haberler ve saire. Tatil zamanıydı. Yaşlan yedi ile on beş arasında, sekiz dokuz çocuk, karşı mızdaki arsada, hergün sabahtan akşa ma kadar, kafa kafaya çarparak, birbirlerini iterek kakarak, önleyip omuz, dirsek, tekme vurarak, yerlere kapaklanıp topraklarda sürünüp çamurlara bulana rak, küçücük bir lâstik topun ardısıra koşuyor, bağırıyor, çırpınıyorlardı. Hep bir mahallenin çocukları olacak lar ki, yemek vakitleri, birden dağılıyor, gene birden toplanıveriyorlardı. Hiç ara durak vermeden toprağı eşeliyen bu küçük ayaklann kaldırdıklan tozdan, az esintili günlerde, pencereleri aça maz olmuştuk. Ben, çahştığım günler, onlann çığhklarını biraz sağırlaştırabilmek için, durgun havalarda bile, pencereleri sıkı sıkı kapatıyordum. Fakat saatlerce yazmaktan, okumaktan yorulan gözlerimi dinlendirmek için de, sıkı sıkı kapadığım pencerenin camına alnımı dayıyor, çığ lıklarından kaçtığım çocuklan seyredi yordum. Onlar, bir âlemdi. Büyük insanlar gibi, onların da kendilerine göre bir cemiyetleri, nizamları, usulleri vardı; hiz metleri, aralarında taksim etmişlerdi. Oynadıklan arsanm bir köşesine büyük bir çöp sandığı konmuştu. Bazan komşu a partımanların hizmetçileri sandığa ata caklan çopleri etrafa taşırıyor, «saha» yı kirletiyorlar; çocuklar, günaşın uğrıyan çöpçünün gelip toplamasmı beklemiyor, hemen temizliyorlardı. Dikkat ettim; aralarında stadyomlardaki «saha komiserleri» gibi bir komiser vardı. Onun buyuruğu yürüyordu. Temizleme işini üzerlerine alanlar, yaşlarından umulmıyan bir ağırbaşlıhkla çalışıyorlardı. Arsa ile yeni yapılan a partımanın bahçesini ayıran tahtaperdenin kenarını baldıranlar bürüyünce, ço cuklar, evlerinden getirdikleri keserler, soba kürekleri, kırık kazma parçalarile koklerini kazıyorlardı. Yava$ yavaş onları tanımaga başla mışhm. Bekçinin biri on bir on iki, öbürü yedi sekiz yaşındaki iki oğlu ile karşı köşedeki yeni apartımanın üst katmdaki kiracıların kund yapılı, iri hizmetçilerinin on üç on dört yaşındaki oğlu, «saha» nm «komiserler» iydi. Hizmetçinin oglu yaşça, boy bosça en büyükleri olduğu için, ötekilerden fazla borusunu Öttürebiliyordu. Yalnız, ikide bir, para bozdurtmak, araba çağırtmak, bakkale koşturmak için apartımandan çağırılan hizmetçinin oglu, «saha» dan sık sık ayrıhyor, çanına ot tıkanıyordu. Ona, bekçinin büyük oğlu kafa tutabiliyordu. Hizmetçinin oglu, öbür çocukların önünde otoritesinin kırılmasını istemediği için olacak, bekçinin büyük oğlu ile hoş geçinmek yolunu tutmuşru. Bekçinin küçük oğlu, cıva gibî, ateş gibi bir çocuktu. O, canlılığı, atılganlı ğile kendi yaşmdakilerden üstün kahyor, kendinden büyüklerle aşık atıyor, boy ölçüşüyordu. Küfür dolu bîr mahalle argosu konuşuyorlardı. Arasıra ufaktefek kavgalar, dargınlıklar oluyor, «saha» bir müddet boşalıyor; sonra, araya kavgaya iştirak etmemiş bitaraflar giriyor, banşılıyor, ve oyun tekrar başlıyordu. Onlar, o kadar canla, ateşle oynuyorlardı ki, bazan oradan geçen, yüzleri temiz, üstleri başlan temiz, zengin çocuk ları, imrenerek bakıyorlardı. Ben bile, onlara imrenerek bakıyor dum. Evet, insan, uzun yol yürümemeğe, iki adım koşunca solumağa, küçük yor gunluklara dayanamamağa baslarsa, can Y I L D I Z sinemasında başlıyor. YAŞI KÜÇÜK BİR BÜYÜK ARTİST: FREDDİE BART0L0MEW LONDRA POSTASI Fransızca sözlü fUmi MADELEİNE CAROLL ve TYRONE POWER Meşhur İngiliz deniz kahramanı AMÎRAL NELSON'un hayat ve sergüzeştlerinden alınan Pek yakında İ P E K sinemasmda Madeline Carrole Eski vücude getirdiği eserleri bir tarafa bile bıraksak, son zamanlarda çevirdiği «Beyaz elbiseli erkekler», «Generalin ölümü» filimlerile sinema âleminde bü yük bir muvaffakiyet kazanan Madeline arrol bütün dünyanm sempati ve tak dirine mazhar olmuş bir artisttir. Rollerini fazla züppeliğe ve sun'iliğe kaçmadan gayet tabiî şekilde oynıyan bu genc kadın İngilterede dünyaya gelmiştir. Fakat annesi Fransızdır. Ünıversiteden diplomasını aldıktan sonra frransızca hocahğına başlamış, yalnız ötedenberi ruhunda mevcud artistik temayülünü yenemediği için 20 îngiliz lirası kadar bir para biriktirir biriktirmez işini bırakmış, Londraya gel miştir. Uzun müddet hiçbir angajman buamadığı için yese kapılmak üzere iken seyyar bir tiyatroda bir figüranlık ele geçirmiş, bir müddet sonra sinemaya intisab ederek Ingiltere ve Fransada çevrilen bir kaç filimde ikinci derecede roller oyna mıştır. O zamana kadar kendisine pek de gülmiyen talih, yavaş yavaş bütün kuvvetile ona yâr olmağa başlamıştır. Madeleine Holivudda mühım kordelâlarda baş rolleri oynıyarak muzafferane îngiltereye döndüğü vakit eski Îngiliz Kralı ve şimdiki Windsor Dükünün sabık yaveri yüz başı P. Astley ile evlenmiştir. Madeleine Carrole san'at sahasında ne kadar hâkimse aile hayatmda o derece tocasına muti ve tâbidir. Geçen hafta bir Fransız gazetecisile yaptığı bir mülâkatta diyor ki: « Çalışarak kazandığım paraîardan bir santimi bile benim elime geçniez.'Hep ocam onları alır. Bir kadının her noktadan olduğu gibi, malî noktadan serbest ve müstakil olmasına taraftar değilim. Zateu san'atkâr çiftler arasındaki geçinememezlik çok defa kadının istiklâlini muhaazada ısrar etmesinden ileri gelmiyor mu? Ben ise ona her hususta mutvaat et mekten büyük bir zevk duyuyorum. Hatta sinemadan vazgeçmekliğimi bugün teklif edecek olsa derhal istediğini yapanm. Dünyada ne san'at, ne muvaffakiyet, hiçbir şey, bir kadına hayatını teşrik ettiği erkeğin sevgisi, nasihatleri ve yardımı kadar kıymetli değildir. Bununla beraber, kocam, bu küçük fedakârlığı yapmağa beni mecbur edecek şekilde kıskanc ve mantıksız bir adam değildir. Onun için aile hayatımda bulduğum saadetle, san'at hayatmda mazhar olduğum muvaffakiyet kadar iftihar edebilirim.» •Jr Talih ve tesadüf neler yapmıyor? Evvelki sene Fransanın cenub sahillerinde tam mevsimin civcivli zamanıydı. Nis'teki büyük gazinoda kimsesizler menfaatine bir tombala oyunu tertib edilmişti. Maurice Chevalier, tertib heyetinin reisiydi. Bir an numaralan çekmekte müşkülâta uğradı. Yanmdaki masada oturan on beş yaşlarında bir kızı yardıma çağırdı. Bu kızın adı Annie Varney idi. Iş bittikten sonra meşhur komik sevimli yavruya: Parise döndüğün vakit «Casino de Paris» e uğrarsan görüşürüz! Dedi. Annie Varney o zamana kadar sinemaya intisab etmeği aklından bile geçirmemişti. Yalnız birçok çocuklar ve gencler gibi artist resimleri biriktiriyor, odasınm duvarlarını Garbo'nun, Garry Cooper'in portrelerile süslüyordu. Pariste Maurice'i ziyarete giden ve henüz lise talebesi olan Annie sevimliliği ve istidadı yüzünden mektebi bırakmağa mecbur oldu. Evvelâ «Nina Petrovna'nm yalanı» filminde küçük bir rol deruhde etti. Şimdi ise Pierre Richard Wilm ile «Prenses Trakanova» kordelâsını çeviriyor. jf Lilian Harvey yeni bir filim çevir meğe hazırlanmaktadır. îsmi henüz konmamış olan bu kordelâmn rejisini Karl Rıtter idare edecektir. •jt Victor de Kowa «Büyümüş de kücülmüs!» filminin başroîünü deruhde edecektir. Bu kordelâ son derece gülünc bir komedidir. ' SUİİSTİMAL DAVAS1 Baş rolde: DANIELLE DARRIEUX Parls serglsinde birlncl mUkfiffatı kazanan fllm SUMER SİNEMASINDA Senenin hakikî süperfilmi ve BU AKŞAM Victor Francen Gaby Morlay Ateş Gecesi GEORGES RIGAUO'nun temsilleri ilk iraesi şerefine BÜYÜK GALA müsameresi llâveten: EKLER JURNAL dUnya havadlsleri Bu akşam îçin loca ve yerlerinizi evvelden aldırınn. Bflyük aşk, kahramanhk ve ihtiras fllmima BUtlin gencliğe ve güreş meraklılarına mUjde! LOS ANCELOS olimpiyadında 100,000 kişinin huzuıunda yapılan üç beynetmilel Pankras gflreşi: NOBETÇİ ECZANELER Bu gece şehrimizin muhtelif semtlerındeki nöbetçi eczaneler şunlardır; Istanbul cıhetı: Eminonüııde (Beşir Kemal), Fatlhte Veznecilerde (Universite), Karagümrükte (Ahmed Suad), Bakırkoyde (Hilâl>, Ak saray Cerrahpaşada (Şeref), Fenerde ( Emilyadi), Beyazıd Kumkapıda (Belkis), Kuçükpazarda (Hasan Hulusi), Alemdar Ankara caddesinde (Neşet), Samatya Kocamustafapaşada (Rıdvan), Topkapıda (Nazım). Beyoğlu cihetl: Şışlı Pangaltıda (Nargileciyan), Tafcsimde (Limoncıyan), Beyoğlu Istiklâl cadde sınde (Dellasuda), Galata Karakoyde (Hüseyin Hüsnu), Kasımpaşada (Müeyyed), Haskoyde (Aseo), Beşıktaşta (Nail), Sarıyerde (Nurı), Tarabya, Yeniköy, Emirgân, Rumelihısan, Bebek, Arnavudkoy, Ortakoy eczaneleri. Kadıkoy Pazaryolunda (Rlfat Mümtaz), Modada (Alâeddin), Usküdarda (Imrahur), Heybeliadada (Tomadls), Büyükadada (Merkez). fel . 1 CiM LONDOS ile Amerikaîı DEAN 2 ALi BABA namını taçıyan meşhur Ermeni ile Amerikaîı DiCK DAWiSCOURT. 3 Utaabuüu ZAHARiAS ile Italyan JOE SALVANDO gure»leri Ayrıca : Heyecanlar filimlerinin en srüzeii, Maceralar fiiimlerinin en iyisi, Gangster filimlerinin en mfithişi Baş rolde: RiKARDO CORTEZ BELLA LUGOSI POSTA SOYGUNLARI Mevlid Köprü ve inşaat mühendislerinden Kemal Akmın eşi Rukiyenin ruhuna ithaf edilmek üzere bugünkü çarşamba günii saat on dokuzda kırk Mevlidi okutturulacaktır. Kendisıni seven ve tanıyanların huzurları rica olunıır. B u g ü n A L K A Z A R sinemasında başlıyor. Istanbullulara bUyUk mUjde ! MAHMUD YESARİ 1^ ^ A ZAK ^ . Ç Beklediğiniz büyük HiLAL LEYLAKLAR AÇARKEN JEANETTE MAC . Sinemalarında iUm bugün başlıyor. Şehzadebaşı P EŞTE seyahati için 14 BOŞ YER KALDI Yılbaş. BiNLERCE POLiS AMERiKA STUDYOLARîNI MUHASARA ALTINA ALDI 2 GANGSTERLER KARŞI KARŞIYA B DONALD ^ H ÇUnkU: A Ş K Baş rolde : FRANŞO TON TERZiHANESi • Bin erce Iira değerinde Ultra moda kostüiılerle çemldi 98 LİRAYA Otel, yemek, tren, tenezzüh ve nakil C KÂMİLEN RENKLİ ^ ORiJİNAL ESER j ^ Avrupanın en meşhur iki komiği R A i MU LUCIEN BARROUX Pek yakınde TURK 2 SAAT ASRî İŞ ADAMI ^ H ^ H H H | ^ H sinemasında Fevkalâde neş'e ve eğlenceli transız Hlmi 'Path6 Nathan, Acele kaydolunuz. NATTA Galatasaray Tel. 44914 ŞEHZADEBAŞI [TURAN TİYATROST Tel: 22127 Bu gece 20,30 da San'atkâr Naşid ve arkadaşları Akşam Bülbülleri ERTUĞRTTL llâveten: CASUSLAR KARŞI KARŞIYA VVilllam Powel Bu akşam M E L E K sinemasında ALEMDAR'da Bugün başlıyor Teşekkür Sevgili validemizin vefatı dolayısile gerek cenaze merasimine iştirak etmek zahmetinde bulunan ve gerekse telgraf ve mektubla bu sonsuz acımıza ortak olmak kadirşinaslığmı gösteren yüksek kalbli dostlanmızın her birine ayn ayn teşekkürlerimizi sunmağa elem ve kederimiz Tnâni olduğundan bu muhte rem zevatın cümlesine teşekkür ve saygılarımızı arzederiz. Oğulları: Belediye Hesab îşleri Mü Kemal Tulgar, B. Müfettişi Hayri Tulgar KOCAMIN İŞİ ÇOK POWE M Y R N A• W|LUAM EGLENCE VE KAHKAHA VİLLİAM POWELl MYRNA LOY fW Filme ilâve olarak : PARAMOUNT DUNYA havadisleri Numaralı koltuklarm erkenden alınması rica olunur. Telefon: 40868 Fransızca sözlü nefis komedi. Baş rolierde : SADİ TEK Tiyatrosu Bu gece Üsküdar (HALE) sinemasında NUR BABA TÜRK sinemasında C E N N E T PERiSi DOLORES DEL RiO ve son dünya JOE MAC CROE haberleri

Bu sayıdan diğer sayfalar: