24 Aralık 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3

24 Aralık 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

24 Birincikânım 1937 CUMHURtYET SON Hfidiseier arasında San'at jürisi Büyük davalar Büyük Britanya infirad siyasetinden ayrılacak mı M. Eden, müstemlekelerdeki ttalyan ve Alman propagandasına karşı alman tedbirleri anlatacak ya karşı ittihaz etmek tasavvurunda bulunduğu yeni <tedafüî» tedbirler hakkında beyanatta bulunacaktır. îtalyanların İngilterenin Açores adalarını il hak etmek niyetinde olduğunu ilân eden son radyo neşriyatından sonra îngiltere hükumeti, menfi hattı hareketini ter ketmiştir. îngilterenin radyo neşriya înçiltere ttalya müzakereleri Roma 23 (A.A.) Tribuna gazetesi tının arabca ve ispanyolca olarak 1938 Maraviglia, îngilterenin Akdeniz me bidayetinden itibaren tevsi edilmesine selesi hakkında îtalya ile müzakereler intizar etmek muvafık olur. ttalyanlar tarafından Îngiltere de bulunmak hususunda göstermekte olduğu suiniyettan şikâvet etmekted'r. aleyhine yapılan propaganda Bu gazete, ezcümle diyor ki: Londra 23 (Hususî) Hariciye Ne«Avam Kamarasmdaki son müzakere zareti müsteşarı Lord Crambon, İngil ler, çok manidar olmuştur. İngiliz poli tere aleyhine îtalyanlar tarafından yatikacılarınm tenakuzları, nisyanlan tn pılan propaganda hakkında şu beya gilterenin acık bir hattı hareket ittihaz natta bulunmuştur: etmek arzusunda bulunmadığını göster< îtalyan matbuatile ttalyan radyompktedir. ları bilhassa Yakınsarkta ve bazı diğer îngiltere, ihtimal böyle bir hattı ha memleketlerde tngiltere aleyhine sid reketi teslihatını ikmal ettikten sonra detli propagandalar yapıyorlar. Hükuittihaz edecektir.> metimiz Îtalyan hükumeti nezdinde protestoda bulundu; fakat buna rağmen son İngilterenin alacasn tedbirler Londra 23 (A.A.) Dolaşan bir şayi zamanlarda îtalyan propaçandası faa ava göre, M. Eden parlamento tatilin livetini artırmış bulunmaktadır. Hü den evvel Avam Kamarasında îngiltere kumetimiz bu vaziyeti ciddivetle nazahüHîmetinin tneiliz müstemlekelerinin n itibara alarak şiddetli tedbirler al ve îngilterenin dostu olan memleket mıya karar vermiştir. Bu gibi menfi ler arazisinde İtalvanlarla Almanlar ta propagandalar îtalya ile aramızdaki dostlueu bozacak mahiyettedir.> rafından yapılmakta olan Londra 23 (A.A.) Daily Herald gazetesi, İngilterenin siyasetinde sessizce vukua gelmiş olan değişikliği kaydet mekte ve bu siyasetin infirad siyasetinden çıkarak ittifaklar ve dostluklar si yasetine istihale etmekte olduğunu yazmaktadır. Romanyada âyan Finlândiya Rusya seçimi neticeleri arasında hâdise Son intihabatta hüku Hududda uçan Rus tayyareleri için veni bir met partisi büyük nota veriliyor ekseriyet kazandı Bükreş 23 (A.A.) Romanya âyan meclisi için yapılan intihabatın son safhası, liberal hükumet fırkasmın büvük bir ekseriyet kazanmış olduğunu gös termiştir. Dün 113 âyan azası intihab edilmiştir. Önümüzdeki hafta içinde 92 âyan beîediye meclislerile departmanlar meclis leri ve meslekî odalar tarafından inti hab olunacaktır. Helsinski 23 (A.A.) Finlândiya telgraf bürosu, Sovyet hükumetinin 12 Sovyet askerî tayyaresinin Finlândiya hududu üzerinden uçması hâdisesi dolayısile Finlândiyanın vermiş olduğu notaya Sovyetler tarafından cevab vsrilmiş olduğunu bildirmektedir. Büro, Sovyet cevabmın tatmin edici mahiyette olmadığını ve Finlândiya hükumetinin Sovyet hükumetine yeni bir nota vereceğini ilâve etmektedir. vvelki gün, Cumhuriyet «inkıîâbın ilk günlerindenberi yer yer dikilen bir çok heykellerin ve abidelerin, gerek proje, gerek yıllar itibarile mütehassıs bir heyetin murakabesinden geçmediği dürünülerek, bundan sonra, harcanan paralann yerine masruf olabilmesini temin etmek için, Vekiller Heyetince bir san'at jürisi teşkiline karar verildiğini» bildiriyordu. Celâl Bayar hükumetinin verdiği bu kararı, eryüzünün hiçbir medenî parçası üstünde görülmemiş bir acaibliği ortadan kaldıracağı için, memnuniyetimizin olanca sıcaklığile alkışlıyahm. Bugüne kadar memleket belediyeleri, elli bin, yüz bin lira gibi masraflar ayırarak, Türk ve ecnebi san'atkârlannı heykeller ve abideler yapmağa çağırmışlardır. Gelen projeler içinde kab~' ve reddedilenler vardır. Bu temyiz hükmünü veren veya verenler kimlerdir? İşte bunu memlekette heykelden ve abideden anlıyan tek bir insan bilmiyor. Herhalde şimdiye kadar tercih kararı verenler sadece idarî salâhiyetlerdir. Bir projeyi beğenmek için şahsî zevklerinin miyarını kâfi bulmuşlardır. Heykelden ve abideden anlamak, hoşlanmaktan ibaret estetik bir temayüle irca edilemez. Tenkid ve tercih salâhiyeti, mimarhk ve heykeltraşlık san'atı kadar tekniğinden de anlıyabilmek şartile mukayyeddir. Devlet bir insanm sıhhatte olup olmadığını tayin etmek için onu bir heyeti sıhhiyenin muayenesinden geçiriyor. Bir insanır» sıhhati hakkında doktor olmıyanlar tarafından verilen bir karar nekadar acaibse bir san'at eserinin sıhhati hakkında san'atkâr ve teknisiyen olmıyanlar tarafından verilen karar da o kadar tuhaftır. Nitekim bu salâhiyetsizler tarafından verilen sıhhat raporlarile kabul edilen eserler, Taksimdeki zafer abidesi gibi, müstakbel asırların değil, birkaç yılın sarsmtısına bile dayanamıyarak soluyor, cürüyor ve çatlıyor. Celâl Bayar hükumetinin bu kararı, bir san'at eseri önünde verilecek hükmün sadece şahsî bir zevk ve temayül işi olmadığını kavnyan ilk devlet şuurudur; devletin san'at anlayışında ilk büyük idrak merhalesidir. PEYAMt SAFA Amerikada buhranlar Yazan: R. DE RUSSY DE SALES Halihazırdaki Amerikada hüküm süren iktısadî ve malî gerileme, geçen ağustos ortalarına doğru başlamıştır. O tarihtenberi bu tedenni hareketi süratle ve durmadan ilerilemiş olup yakında bir salâha ereceğine dair emare de yoktur. 1937 senesi endeksi 8 mart tarihinde, yani 8 ay zarfında 50 puvandan fazla bir sukut göstermiştir. Makine ve tezgâh imalâtı, eylulde 210 iken, teşrinievvelde 152 ye düşmüştür. Gene teşrinievvel ayında, 30 izabehane kapanmıştır. Madenî imalât mer kezlerinin bir çoğunda, mesai haftada üç dört güne inmiştir. Otomobil fabrika lan, yakında üç günlük hafta mesaisi sistemini kabul edeceklerdir. Şimendifer kumpanyalarının verdikleri siparişler hiçe inmiştir. Yegâne salâh ihtimali, stokların bütün memlekette az miktarda bulunuşu ve perakende ticaretin henüz fazla zarara maruz kalmamış olmasıdır. Bu buhranın sebebleri nedir? Bu hu susta, iktısad eksperleri biribirine zıd fikirler yürütmekle beraber, en kuvvetle ileri sürülen sebebler şunlardır: Birinci sebeb, iptidaî maddeler piyasasmın, ilkbaharda gösterdiği ifratlı faaliyet bir aksülâmel tevlid etmiştir. Dünya piyasasının istihlâk kabiliyeti, izam edilmişti. Silâhlanma programlanna güvenilmiş, fakat sukutu hayale uğranılmıştır. Amerikanın, Avrupada yakm bir harbi muhakkak farzederek, bundan temin edeceği istifadeleri peşinen hesaba katmış olması ihtimali de vardır. îkinci sebeb sermayedarlann itimad" sızlığıdır. Hükumet, 1932 denberi, âmme hizmetlerinden bir çoğunu kendi uhdesine almak suretile hususî teşebbüslere açıktan açığa rekabete girmişti. Büyük korporasyonlan mutazarrır eden malî ıslahat ve sermaye zararına olarak çıkanlacak yeni kanunlar da buna inzımam edince, iş âlemi, atiye taalluk eden taahhüdlere girmekten çekinir olmuştur. Diğer taraftan, hükumetin, bütçede bazı tenkihat yapması, büyük işlere muavenet" ten ve tahsisat ayırmaktan tedricen sarfr nazar etmesi, kredi mekanizmasmda bir durgunluk tevlid etmiştir. Hükumet, hususî sermayenin kendi yerini tutabilmesi mümkün olacak nisbette bir refahın avdet ettiği kanaatile bu yolda hareket etmişti. Fakat hususî sermaye âtıl, daha doğrusu faaliyete geçmek hususunda cesaretsiz kalmıştır. Üçüncü sebeb, Roosevelt'in umumî siyasetidir. îkinci defa intihabından sonra, onun, büyük sermayedarlara ve büyük sanayi rüesasma karşı daha az haşin davranacağı ümid olunmuştu. Fakat Roosevelt bunun tamamen hilâfına hareket etmiş ve «ekonominin kralcılan» adını verdiği sermayedarlara şiddetle hücum hususunda hiçbir fırsatı kaçırmamış, ikinci riyaset devresini teşkil eden dört seneyi kâmilen onlarla mücadeleye sarfedeceğini söylemişt'r. Ayni zamanda, hükume tin, amele ayaklanmalarma ve fabrika işgallerine karşı tamamen âtıl bir vaziyet alması, Roosevelt'in, sosyal ıslahat programını, münhasıran amele sınıfı lehine takib ve iş adamlarını tamamen ih mal etmeği gaye edinmiş olduğu kanaatini uyandırmıştır. Dördüncü sebeb, New Deal (Yeni Kıymet) düşmanlarınm, refah aleyhindeki hareketleridir. Sermaye grevi ve bunun tevlid ettiği buhran, New Deal taraftarlarının elin den iktidan almak istiyen Wall Street'in ve «ekonomi kralcılan» nın kasden yaptıklan bir harekettir. İşte bugünkü tedenni, bu dört sebebe atfedilmektedir. Son istişarelerin filî neticesi henüz sarahatle malum değilse de psikolojik ve siyasî neticesi aşıkârdır. Cumhurreisi Roosevelt, ilk yapılacak şeyin hususî sermayeye itimad telkin etmek ve kalkınma sahasında elbirliğile yapılacak mesaiye iştirakini teşvik etmek olduğunu, 15 teşrinisani tarihinde kongreye bildirmiştir. Yani, Roosevelt, şimdilik Nevv DeaL'i bir tarafa bırakmak ve işlerin canlandınlmasına, iş adamlarının yardımile başla mak vadinde bıdunmuş demektir. Bu mühim değişikliğin müstakbel tesiri hakkında bir hüküm yürütmek henüz mevsimsiz olmakla beraber, bugüne ka dar şayanı kayıd bir netice alınmadığını mü=ahede edebiliriz. İş adamlanndan ve sermayedarlardan bir çoğu, siyasî bir gizli emel beslemeden, hükumetle, hüsnüniyete müstenid bir elbirliği yapmağa amadedirler. Fakat, bazıları da, bu vakfeyi, Nevv Deal'i tamamen ortadan kaldırmağa ve uzun zamandanberi biriktirdikleri kini tatmine vesile ittihaz etmek istiyorlar. Diğer taraftan New Deal taraftarlan ve belki de bizzat Roosevelt, bugünkü vakfeyi, sadece, hadisatın icabatmdan olan bir müsaadekârlık telâkki etmektedirler. Fakat, yeni mesai arkadaşlan, yani ser mayedar patronlar Roosevelt'e nekadar az itimad besliyorlarsa, onun, bu patronlara o kadar az itimad ettiğine şüphe yoktur. Elbirliğinin müşkül olacağı muhak^ kaktır; zira, Roosevelt, kendisine karşı mütemadiyen hasmane vaziyet takınmak ve üç senedir memlekette bedbin bir hava yaratmak suretile buhranın başlıca müsebbibleri olduklarına ötedenberi kani bulunduğu kimseler karşısında hiçbir zaman boyun iğmiyecektir. Memlekette bedbin hava yaratmak meselesi, mutedil veya muhafazakâr, fakat alelumum New Deal'e aleyhtar iş adamlannın, her vasıtaya başvurarak, Amerikada bir cesaretsizlik ve bir korku cereyanı uyandırmalannın eseridir. Hatta, geçen sene, mahud refah devresinin avdet ettiğine mecburen kanaat getirmek icab ettiği halde, patronlar mehafilinde ve yüksek malî mehafilde son derece bedbin bir zihnî halet hüküm sürüyordu. Bugün, o bedbinlerin haklı çıktığı ve bun' dan bir nevi memnuniyet duyduklan görülüyor. Fakat, psikolojik bakımdan, Amerikalı iş adamlan fasid bir daire içine sıkışmış vaziyettedirler. Ötedenberi, Roosevelt aleyhinde, sistematik bir surette, itimadsızlık ve hatta kin telkinine çalıştıklarına göre, bugün, birdenbire va' ziyetlerini değiştiremezler. Bu sebeble, Reisicumhurla aralanndaki elbirliği siyaseti, mütekabil bir samimiyet ve itimad havası içinde başlıyamamıştır. Hulâsa, Amerika, beş senelik, bir tecrübeden sonra, gene, bütün modern de moraksilerin maruz bulunduğu derin müşküle saplanmış kalmıştır. Devletle hususî teşebbüs arasındaki elbirliğini nasıl tanzim etmeli? Modern dünya şeraiti içinde, hükumetin, millî iktısad hareketine müdahalesi hududlarını nasıl tesbit etmeli ve hususî sermayeyi, mahvetmeden, nasıl disİDİinlendirmelidir? Amerikahlar, hususî ve tamamen serbest kapitalizmin, memleketi, hakikaten vahim bir buhrandan kurtarmak mes'uliyetini tekbaşma iktiham kabiliyetinde olmadığını, son yedi sene zarfında anladılar. Ve bu müddet zarfında, Amerikada, hükumet kuvveti, cidden azametli bir nisbet dahilinde artmıştır. Avni hükumetin, Amerikanın hayatında, 1929 senesinde oynadığı rol ile bugünkü rolü mukayese edilecek olursa, bu hakikat derhal tebarüz eder. Bugün Amerika için mevzuu bahsolan mesele, felâketli devrenin geçmiş bulunduğu şu sırada hükumetin icraatma biraz gem vurup bunu hususî teşebbüse ilâve etmek imkânı olup olmadığı meselesidir. Fakat, iktısad mütehassıslannın fikrine göre, bugünkü gerileme hareketi, 1929 da başhyan büyük buhranla kabili kıyas değildir. Kredi düşüklüğü gibi, spekülâsyon da o zamana nazaran daha azdır. Buna rağmen, en salâhiyettar şahsiyetlerin mütaleasına nazaran, vaziyetin hissedilecek derecede salâh bulması için, asgarî bir sene beklemek lâzımdır. Filhakika, hükumetle hususî sermayenin ve iş adamlannın elbirliği tahakkuk sahasına çıksa bile, bunun neticesi pek çabuk görülemiyecektir. Ayni zamanda, bu elbirliği formülü nün akamete uğraması ihtimalini de derpiş etmek lâzımdır. Gerek Roosevelt'le teşriki mesaiye alehtar olanların menfi mesaisi, gere1: kongrenin göstereceği siyasî müşkülât, gerek hükumetin herhangi bir idaresizliği veya şimdiden tahmin edilemiyecek herhangi diğer bir sebeb böyle bir akıbeti doğurabilir. Bu takdirde ne olacaktır? " • Şayed Amerika Cumhurreisi Herbert Hoover adını taşısaydı, bu sualin cevabı aşikârdı. Bu takdirde hiç birşey olmıya cak, ve buhran «tabiî kanunlar» ın cereyanına uyup devam edecekti. Fakat Roosevelt, kollarını bağlayıp duracak bir dam değildir. «Vakfe» neticesiz kalacak olursa, işlerin idaresini, 1932 de olduğu gibi tekrar Jine alacağını açıkça söyle miştir. Bunun manası, hükumet otoritesinin tezyidi ve New Deal'in takviyesi olsa gerektir. Diğer taraftan, memleketin ikinci bir büyük buhranın sefaletlerine maruz kalmasına göz yummak, Reisicumhur Roosevelt için, siyaseten ve manen mümkün olmadığına göre buna mâni olmak için elinde mevcud salâhiyetlere müracaat edecek ve yardım siyasetini, kredi tevsi siyasetini, i tikraz siyasetini tekrar tatbika başlıyacaktır. Bunun manası da, aşikâr bir inflation ve bunun tevlid edeceği bütün akıbetlerdir. Fakat bu ihtimaller, şimdilik faraziyeden ibarettir. Şu dakikada, hükumetin karan, is adamlarile elbirliği yapmak ve onlara filen ve manen muzaherette bu lunmaktır. Bu vakfenin, hakikatte, Reisicumhur Roosevelt'in yeni bir tecrübesi olması ihtimali vardır. IHEM NALINA MIHINA Ludendorff un talihi I 5 ki gün evvel, uzun bir yazı ile asker11 lik hayatını hulâsa ettiğim General Ludendorff, dünyanın siyasî çehresini büsbütün değiştirebilecek bir vaziyetteyken talih ve tesadüfün garib bir cilvesile buna fırsat ve imkân bulamamıjtır. Bakınız, nasıl? Lulendorff Büyük Harbden pek kisa bir zaman evvel, Almanlann «Bü>ük Erkânıharbiyei Umumiye» dedikleri Genelkurmaym Birinci Harekât şubesi mü« dürü idi. Ludendorff, daha evvel Genelkurmay başkanı olan Mareşal Graf von Schlieffen'le beraber çalışmış, onun taarruz plânının ruhunu kavramış ve bu plânın tatbikma şiddetle taraftar bir askerdi. (Nitekim Schlieffen'in plânı hakikaten çok iyi düşünülmüş ve noksan tatbik edilmesine rağmen Fransızları büyük bir sevkulceyş baskınına uğratmışt;.) Büyük Harb çıkmadan biraz evvel, Ludendorff kıt'a hizmetine gönderüdi. Harb başladığı zaman, Alman ordusuna, Büyük Erkânıharbiyei Umumiye reisi Orgeneral Moltke kumanda ediyordu. Gevşek ve hasta bir adam olan Moltke, harbi cepheden haylı uzakta bulunan karargâhmdan idare ediyor ve Alman ordu kumandanlarına büyük salâhiyetler vererek onlara pek kısa direktifler yelluyordu. Alman ordusu, ilk muharebelerî kazanarak süratle Marne nehri civarına geldiği zaman, Paris üzerine yürüyen sağ cenahtaki birinci ve ikinci orduların kumandanları von Kluck'la von Bülovv pek iyi anlaşamadılar ve bazı hatalar işledi* ler. Böylece Marne meydan muharebesH nin en can alacak gününde bu iki ordu arasında 30 kilometro genişliğinde bir boşluk hasıl oldu. Moltke, vaziyeti tet kik etmek ve icab eden tedbirleri «ılmak üzere erkânıharbiyesinden miralay Hintze'yi buraya göndermişti. Bu adam, kendi ordusunun sağ yani açık kaldığı için fazla telâşa düşen General von Bülow'un tesiri altında kaldı ve bu yüzden Alman ordusu, kazanmak üzere olduğu muharebeyi keserek geri çekildi. Daha evvel, şarkta Ruslann taarruzu karşısında Almanlann geri çekilmesi üzerine Moltke, garb cephesinden, hem de en mühim ve müessir rolü oynamağa memur sağ cenahtan iki kolorduyu, Ruslara karşı göndermek üzere, geri çekmişti. Bunu, yıllardanberi hazırlanmış olan harb plânını pek iyi bilen, binaenaleyh Fransız ve ingiliz ordulan tamamile mağlub edilmeden garbdan şarka kuvvet gönderil memesine taraftar olan Ludendorff un, biz kendi yağımızla kendimiz kavruluruz; demesine rağmen, yapmıştı. Nitekim, Ludendorff, bu kolordular şark cephesine gelmeden evvel, Tannenberg zaferini kazanmıştı. Demek ki bu iki ko'ordu Marne meydan muharebesi esnasında, garb cephesinde olsaydı, ya Almanlarm ricatine sebeb olan gedik hiç açılmıyacak, yahud da açılsa bile bu kolordular tarafından kapatılacakh. Moltke, önce iki kolorduyu garbdan alıp şarka göndermekle acele etmiş, sonra da, cephede 30 kilometroluk bir boşluk hasıl olunca fazla telâş ederek orduya ricat emri vermiş, yahud da miralay Hintze'nin, kendi namına, bu emri vermesine müsaid davranmıştır. Halbuki eğer, harb çıktığı zanu Ludendorff, Genelkurmayın harekât şu besi şefi olsaydı, Moltke'nin yanmda bulunacak ve daima isbat ettiği müthiş azim ve iradesile şefini destekliyerek iki kolordunun vaktinden evvel şarka gönderilme , sine razı olmıyacaktı ve Marne meydan muharebesi esnasında iki Alman ordustf arasında bir boşluk hasıl olunca hemen ric'at emri verilmesinin önüne geçecekti. '"> Böylece, Marne meydan muharebesini ve arkasından da ağlebi ihtimal Umumî Harbi Almanlar kazanacaklardı. Bu meydan muharebesinin Moltke'nin gev şekliği yüzünden kaybedildiği bugün kat'iyetle tahakkuk etmiştir. Ludendorff o çelik enerjisile bu gevşek başkumands nı sürükliyebilecek bir adamdı. Demek ki Umumî Harb birkaç ay evvel çıkmış olsaydı, yahud büyük erkânıharbiyei umumiye harekât şubesi müdürü Ludendorff harb başladığı zaman kıt'ada değil de, bu vazifenin başında kalmış buIunsayd', dünya tarihi değişmiş olacaktı. Kudretli bir adamm tam zamanında mühim bir yerde bulunuD bulunmaması, bazan işte böyle bir milletin, hatta bütün dünvanm talihini de5î=tirebilecek kadar, büyük bir ehemmiyeti haiz o1»^;1"ror. Bir Yunan zengininin hediyesi Bursada Radyum lâmbasmdan yaralananlar M. Stoyadinoviç Almanyaya gidecek Berlin 23 (Hususî) Salâhiyettar mehafilden alman haberlere göre Yugoslavya Başvekili ve Hariciye Nazın M. Stoyadinoviç kânunusaninin on beşinde resmen Almanyayı ziyaret edecekrir. M. Stoyadinoviç dört gün Berlinde kalarak Alman ricalile mülâkatlarda bulunacaktır. Bu müzakerelerden sonra Yu goslavya Başvekili garbî Almanyadaki büyük sanayi merkezlerini ve fabrikalan zivaret edecektır. IsviçreMilletler Cemiyeti Atina 23 (Hususî) Mısırda yerleşBursa 23 (Hususî) Yenişehirde miş zengin Yunanlı tüccarlardan Sar bir kahvede radyum lâmbası patlamış ve pakos isminde birisi Yunan hava filosuyedi kişiyi yaralamıştır. Yaralananlar na iki askerî fayyare hediye etmiştir. şunlardır: Bugünkü vaziyet ve kabine Muallim Cemil, muallim Hüsnü, hu Bükreş 23 (A.A.) Pazartesi gir susî muhasebe memuru Nihad, jandarma nü yapılan seçimden sonra siyasî vaziyet başçavuşu Hâmid, tüccardan Hasan şin.diye kadar görülmemiş derecede kan Tahsin, kahveci Ömer ve çırağı. Çırağın şık bir hal dmıştır. Hangi partiye men yaralan çok ağır olduğundan Bursaya sub olursa olsun bütün Rumen kabineleri getirilmiştir. seçimlerde daima mutlak ekseriyeti elde CTnişlen* Halbukı bu sefer hükumetçi liberal partisi ancak 105 veya 110 meb ı\>Iuk kaza^mışhr. Seçim karteli müttefikAnkara 23 (Telefonla) Deniz Bank lerile birlikte meb'usan meclisinde hüku kanun lâyihasınm müzakeresi Meclisin nct partisi, 390 meb'usluktan ancak dünkü ruznamesinde iken lâyihanm a150 sini etrafında topl'vabilecektir. Bu zaya tevziinden itibaren 48 saat geçmevaziyet ise, Tataresco kabinesinin, uzun miş olması hasebile yarınki celseye bımüddet ikridar mevkiini tutmasını pratik rakılmıştı. Lâyihanm Meclisin yarınki b.kımdan imkânsız bir hale getirmekte toDİantısında müstacelivetle görüşüle ceği tahmin ediliyor. Yann bundan baş•r. ka memleketimizle Sovyetler arasında ticaret ve sevrisefain muahedelerinin bir müddet daha temdidine dair lâyihaBern 23 (A.A.) Cumhur Başka lar da görü^ülecektir. nı Motta, İsviçre ve Milletler Cemiyeti MecHsin kıs tatili hakkındaki bir radikal istizah takririne Ankara 23 (Telefonla) Büyük Milfederal konsey adına cevab vererek aşa let Meclisinin kânunusaninin 15 ine ğıdaki beyanatta bulunmuştur: do&ru elindeki lâvihaları cıkararak kış «Artık bilmekliğimiz lâzım gelen şey, tatiline karar vermesi muhtemeldir. KISA HABERLER / çerid e : * ANKARA Bakırçay ıslahat projesi Nafıa Vekâleti Sular idaresince ikmal edildi. Su komisyonu da projeyi tetkik ederek eksiltmeye konulmasına karar verdi. * SİNOB Dün gece, sinema binası önünde motörcü Tahsin, terzi Hakkı ile kardeşi İbrahimi ve kayıkçı Necibi bıçakla yaraladı. Hakkının yarası ağırdır. * SINOB Geniş ölçüde ağac dikme hareketi başlamıştır. Deniz Bank lâyihası bugün fiförüşülecek Dısarıda: * Londra Noel ve yılbaşı yortuları münasebetile parlamento şubatm birine1 kadar tatile karar vermiştir. * Kudüs Fillstin Maverayı Erdün hududunda Maverayı Erdün kuvvetlerile bir Arab çetesi arasında kanlı bir müsademe cereyan etmiştir. Müsademe neticesinde onbir Arab öldürülmüş, bir Arab da esir edilmiştir. * VARŞOVA Edebiyat millî mükâfatı, meşhur İngiliz edebiyat münekkidi ve Londra Üniversitesinin eski Leh edebiyatı profesörü Waclaw Borowy'ye verilmiştir. * MANTES Bu sabah, Beograd torpitosunun denize indirilme merasimi icra edümistjr. * BÜKREŞ Şehrin en büyük tiyatrosu olan Voks Erforie tiyatrosunda dün akşam yangın çıkmıştır. Birkaç kişi yaralanm'stır. * LONDRA 14 mart 1938 Ile 29 nLsan 1938 arasmda Amerika filosu Pasifik denizinde manevra yaoacaktır. Bu menavra'ara en az 150 gemi ile 500 tayyare iştirak edecektir. * VASİNGTON Tesrinisanide işsızlerin a^edi 570 bin artmıştır. * BAĞDAD Kral bugün Irak parlamentosunu merasimle açmıştır. 1937 Cemivetinin 1920 de düsündüğü ır.ü Cemiycj bencemediğidir. Statümüz Versay muahedesinin 435 inci maddesile tcyid, 13 şubat 192C tarihli Londra deklârasyonunda tasrih edıldı ve biz bu statünün bizi tatmin ettiğini kabul edebildik. Bugün, bu statünün emnivetimizin icab larına tamamen uygun olup olmadığını acele tetkik vaziyetir.de bulunuyoruz. Son yıllar zarfında, birkaç defa bizde şüphe uyandı. Bütün komşulanmız Milletler Cemiyet' azası kaldığı müddetçe, itim?d içinde bulunmaklığımız haklı ve tabiî idi. Hatta Almanyanm cıkması bile a işeler uvandırmamıştı. Hiçbir kimsc Isviçrenin Milletler Cemiyetinden çıkmasmı Hatavda veni meseîeler Antakya 23 (Hususî) Hatavda teşkfl edilen yüksek mahkeme kâtibleri nin seçilmesi işi de bir mesele halini almıstır. Azanın bu mahkeme kâtiblerini haricden celbe karar vermiş oldukları anlaşılıyor. Bir Alevî kulübü mü açıhyor? İskenderun 23 (Hususî) Garreaunun tertib ettiği İttifakı anasır cemiyetinin bir iş beceremiyeceği daha ilk günden anlaşılıyor. Ne Rum ortodoksu, ne de sünnî Arablar, Alevilerle birles meğe taraftarlık göstermemişlerdir. Bunun üzerine müstakil bir Alevi kulübü arılmasına teşebbüs edilmiştir. Selim Sırrı Tarcanm teşekkürü Kızım Selemamn parmağında çıkan küçük bir sivilceden vücudüne giren «Streptocoque> mikrobu «Septicemie» vaptı. Bu çok tehlikeli hastalıktan onu kurtaran mütehassıs hekimlerimize ve Ankara Nümune hastanesinde bir ay kızıma büyük bir itina ile bakan kıy metli doktorlarımıza ve şefkatli hem=;irelere derin minnettarlıklarımı bildir meme delâlet etmenizi rica ederim. « Ordu saylavı Selim Sırrı Müthiş bir zelzele Almanya ile Çekoslovakya arasında gizli müzakereler Londra 23 (Hususî) Danzig ga Meksiko 23 (A.A.) Bugün şehir zetelerine göre, Almanya ile Çekoslo 1 beş dakika müdde ' . simdiye kadar emsali vakya arasında çizli müzakereler ceregörülmemiş bir şiddetle sarsılmıştır. Zel van etmektedir. Müzakerelerin iki mem zelenin merkezi 40C k;'ometre me^afede leket arasındaki matbuat münaseba fahmin olunmakı^dir Bütün rasad alet tının ıslahı ile Çekoslovakvada Nazi fırle ' sa'sıi1!" siddetinden kınlm'ştır. Faz kası kurmak meselesi etrafında cereyan ettiği haber verilmektedir. Sa tafsillt henüz mevcud değildir. Amerikanın yeni sefirleri Vaşington 23 (A.A.) Siyasî mehafü, M. Hugh Wilson'un Berlin, M. Ken r nedy'nin Londra ve hali hazırda Mos3 kova sefiri olan M. Davies'in Roma sefirliğine tayin edileceğini beyan etmektedirler. R. de Roussy de Sales

Bu sayıdan diğer sayfalar: