14 Aralık 1938 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5

14 Aralık 1938 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

14 Birincikânun 1938 CUMHTJRÎYET FİLÎSTİN MEKTUBLARl: Arab mücahidleri karşısında Ingiltere Günden güne nüfuzları artan mücahidler karşısında Londra hükumetinin askerî tedbirleri pek muvaffak olamıyor tktısadî hareketler BEYNELMİLEL İstanbul Hâli lstanbul hâlinin monleket mejyva ve sebzeciliği üzerinde, yüksek ücretlerile yaptığı menfi tesir tekrar bahis mevzuu oluyor. İstanbul istihlâk piyasasının başlıca satıcısı olması itıbarile, bundan en ziyade zarar görmesi de tabiî olan Trakyanın faal Umumî Müfettişi Kâzım Diriğin Ankaradan dönüşünde, birkaç gün şehrimizde kalarak bu işle meşgul olduğunu, öğreniyonız. Bu münasebetle ge çen sene Trakya Urnumî Müfettişliğile Kocaeli valiliği tarafından İstanbul sebze hâlinin nakliye ve ücret işlerinin bu mıntakalar meyva ve sebzeciliğine yaptığı muzır tesirden şikâyet edilerek Dahiliye ve İktısad Vekâletlerine müracaat olun duğunu hatırlamaktayız. O zaman bu vaziyetin önlenmesini temin edecek tedbirlerin araştırılması için îstanbul Belediyesine emir verilmiş, derhal bir komisyon da teşekkül olunmuştu. Bütün bunlardan bir netice çıkmamış olmalı ki, şimdi ayni şikâyet, Trakya müstahsilinin sesine ter cüman olarak Trakya Umumî Müfettişliği ağzından yükseliyor. Maamafih Belediye o zaman icab eden tedbirlerin a lındığını ileri sürmektedir. istanbul hâli, memleket meyva ve sebzeciliğinin merkezidir, demekle hiç de hata etmiş olmayız. Orada vaki olacak herhangi bir aksaklığm safha safha bütün memlekette tesirlerinin görüleceğinden şüphe edilemez. Nitekim de öyle olduğumı görüyorur. Mevsimlere göre azalıp çogalmalara rağmen vasatî olarak günde îstanbul hâline 8000 parça mal meyva ambalâjı geldiği hesab ediliyor. Hâlin 30 35 kişilik bir hamal kadrosu varmış. Fakat bu kadronun hemen daima on on beş kişisi hasta olur veya başka işlerde çalışırmış. Bunu bir dedikodu olarak kabul etsek bile 30 35 hamalın bir günde sekiz bin kabı nakletmesi mümkün değildir gibi geliyor. Hele bu kadro, hiçbir zaman ta mam olmazsa... Bunun en bariz misali de iki, üç gün tahliye edilemiyen ve çürüyen meyvaUrm mevcud oldugunun ön« sürülmesidir. Eğer böyle degil de Belediyenin söyledigi gibi hâlde 90 hamal varsa bu vaziyet neden doğuyor? Çürüyen bir meyvanm zaran herşey den evvel müstahsiledir. Çünkü onu henüz kabzımal tesellüm etmedigine göre, bu tolörans farkı, müstahsilin zararına kaydedilir. Fakat iş bu kadarla kalmış olmaz. Muvaredat miktarının böylece düşmesi tamamen çürümemiş olan malın kalitesinin düşmüş olmasma rağmen nedreti, hamaliye ücrerinin yüksekliği binnetice fiatlara tesir eden birer amil olarak müstehlike yüksek fiatla meyva arzedilmesine ve müstehliğin ya hiç meyva almamasma, alabilenin de kesesine uygun olacak kadar az almasma dayanır. Şu neticenin zararı da gene müstahsile, yani umumî memleket iktısadiyatmadır. Sa Majeste HaakonVII Norveç Kralı PORTRELER KÖÇB PENCERESiNDEN « Kütük!..» Geçen ayın 20 nci günü, Norveçin, karlı dağlar ve buzlu mıntakalardan müteşekkil geniş hududları içinde yaşıyan üç miiyon insan, sevgili krallarının, sadık hayat arkadaşı Kralıçe Maud'u kaybettiğini, hayret ve esefle öğrendiler. Kralın acısını, bütün tebaası paylaşmış ve bu matem, Norveç hükümdarile, bu en demokrat krallığın tebaası arasında esasen mevcud bağları, takviye etmiştir. Danimarka Prensi Charles, heyecanlı bir plebisit neticesinde, 1905 senesinde Norveç kralhğına seçilmiş, ve bu yeni vatanına, bir kar hrtınası ortasında ayak basarak Birinci Haakon'un tacını giymişti. Bugün, bu hükümdann sahib bulunduğu salâhiyet o kadar mahduddur ki, Fransa Cumhurreisı Lebrun, onun yanında, mutlakiyetle idare edilen bir metnleketin hükümdarl gibi kalır. Meselâ, Norveç parlamentosunu, istese dahi değiştirmek elinde değildir. Siyasî iktısad bahsinde üstad olan Haakon VII, devlet işlerine, doğrudan doğruya müdahale edebilecek ilmî salâhiyete malik olduğu halde, kanunu esasiye fazla riayetkârlığı dolayısile, sadece mütalea serdetmek ve vesayada bulunmakla iktifa eder. Ma amafih. kralın tuttuğu bu mutlak bitaraflık yolu, Büyük Harbden sonra, Norveçte, müselsel grevler şeklinde tezahür edip 1928 de, velev on beş gün için olsun, komünist bir kabineyi iktidar mevküne getiren ihtilâl hareketlerine karşı koymasım mümkün kılmıştır. Kadınlara intihab hakkını, koyu bir feminist olan Kraliçe Maud'un teşebbüsile ilk veren memleket Norveçtir. Haa kon VII, yeniliğe teşne olan ülkesinde terakki ve teceddüd sahasında yaptığı ic raatle, en müfrit mahfillere varıncıya kadar her tarafta, istisnasız kendini sevdirmiştir. İş kanununda ve sıhhati koruma işlerindeki bazı projeleri, payitahtın sosyalist belediyesini çok geride bırakacajt derecede cür'etli şeylerdir. Haakon VII. oğlu Olafın, 1918 senesinde Karl Marks doktrinini kabul et j mesini, sükunetle, hatta gülerek karşıla mıştır. Oğlunun mekteb arkadaşları hep halk çocuklan olduğu ve Kral, onu, demokratik bir terbiye ile büyütüp yetiçtirdiği için, belki de çocuğun bu temayülünden kendisini bir dereceye kadar mes'ul görüyordu. Prens Olafı, istediği gibi harekette serbest bıraktı, fakat, ona, makul ve mantıklı hareket etmesini, kendi şahsına münhasır nesi varsa hepsini arkadaşlarile paylaşmasmı tavsiye etti. Netice, kendini göstermekte gecikmedi. Delikanlı, otomobilini ve sahibi bu lunmakla iftihar ettiği posta pulu kolek siyonunu, arkadaşları lehine elden çıkardıktan sonra, bir ihtilâlci için, nazariyat hududlarım aşmanın nekadar mahzurlu olduğunu anlamış, aklını başına toplamıştı. * * * ükkânların kapanma saati yaklaşıyordu. Adımlarımı biraz daha açarak, eski Sahaflarçarşısına uğradım. Aşçı, bıçakcı, fanilâcı ve tesbihcilerin istilâsına uğrayan, bu rengi ve manası kaybolmuş çarşıda, kendimi, bir akraba mezannı yıllarca sonra, ziyarete gelen bedbahtlara benzetiyordum. Sararmış kitab mumyaları önünde, sed sed yığılmışlardı. Bunlar arasında aşina bir çehre keşfetmeğe çahşırken, yapraklarının yarısı kopmuş, geri kalan yarısını da güveler yediği için elle tutulur yeri kalmamış eski bir mecmua gözüme ilişti. Yalnız, adını okuyabildim: Kütük... Fakat, ne yazanı belliydi, ne de yazıldığı tarih... Balgam savuran parçalanmış bir ciğer gibi, bu paramparça mecmua da, neresilarında, birkaç dostile birlikte, bizzat ne dokunulsa, avuç avuç toz saçıyordu. idare ettiği kızağına binerek karlı ovalara Kendi kendime, birkaç defa tekrarla doğru açılır, kayak sporile, kurd avile va dım: Kütük... Kütük... kit geçirir. Hava fena olduğu takdirde, Onu okumamıştım. Fakat, kendisin teklifsiz misafirlerini kütübhanesinde topden bahsedildiğini mutlaka duymuş olalar, briç veya şatranc partileri yapar. Yacaktım ki, adı bana yabancı gelmiyordu. zın, onu at sırtmda uzun gezintiler, yahud Fakat, nerede, ne münasebetle duy yatında deniz tenezzühleri yaparken gömuştum? rürsünüz. Köy düğünleri ve ateş yortusu Nihayet, uğraşa uğraşa buldum: Kümünasebetile yapılan şenlikler, Haakon tük. Hayri isminde bir şairin ebced heVII nin hiç kaçırmadığı eğlence fırsatlasablarile doldurduğu bir mecmua idi. rıdır. Şairin, bunu hangi ihtiyacı karşılamak Çekingen ve utangac tabiatli olduğu için çıkardığı belli değilse de, eseri, işte için, merasime, ağır bir vazife ifa ederce meydanda duruyordu. sine iştirak eden Kral, fotoğrafçılardan Bu zat, zamanmda bile silikçe bir şöhve gazetecilerden de kaçar. Lâkin, Noret olmahydı. Eğer, «îsmail Safa» nın bel ve sulh mükâfatları münasebetile Oskafamın içinde beliren dört mısraı, onun lo'ya akm eden ecnebileri büyük bir nesilik çöhretini dört parlak kandille ay zaketle kabul etmek ve kendilerine karşı dınlatmasaydı. «Hayri Bey» i hatırlıyaçok mültefit davranmak, Haakon VII bilmem için, benim de eski bir kitab kurnin şiarıdır. Son zamanlarda, Norveçe du olmam lâzım gelecekti! seyahat eden Fransız doktorlarile avu îşte îsmail Safanın şair Heyriye yazkatlarından mürekkeb bir heyet, Kralın dığı mersiye: gösterdiği hüsnü kabulden derin surette mütehassis olmuştur. Kral, heyet azası tMesnevîyt çalışvp tercümeye Hayrt Bey» «Dinle neyden! dedi, çok geçmedi, çaldı nın her birisile, uzun uzun görüşmüş, her • diiduğü!» birine ayn ayrı iltifat etmekten geri dur »Şeceri ömrü hazan berzedei merk oldu, «Yadigân olarak, aleme kaldt Kütüğü!» mamıştı. Bir ihtiyar «Kütük» ün; dört mısraın îsveçi ziyaret eden ve Kralı tanıyan yardımile de olsa, kaybolan bir hüviyeti, hiçbir ecnebi yoktur ki, onun yaşayış tardiriltebilmesi gösterir ki; bu yalan kubzındaki sadeliği hayretle karşılamasm. benin altmda te'lif ve tercüme, hiçbir Filhakika, Haakon VII nin tahsisatı pek eser mahvolmuyor. Zaman, onların göğazdır ve ihtiyaclarını karşılıyabilmek .çin, sünü didik didik etmiş olsa bile!.. annesi olan Danimarka Kraliçesi LouiseVc gün geliyor, bir küçük mecmua, den mevrus zatî servetine müracaat et işe yarasın yaramasın, onu yazanm rahmek mecburiyetinde kalır. metle anılmasma vesile oluyor. îsveç hükümdarının tac giymesi münaDalsız budaksız bir Kütüğün bir mesebetile yapılan muhteşem merasimden zar taşından daha uzun ömürlü olması, beri, sarayda pek nadir ve pek sade resmi garib değil midir?. kabuller olur. Senelik baloya, payitahtın, S. G. en mütevazı kimseler de dahil olmak üzere bütün şahsiyetleri, alfabe sırasile çağırılır. Büyük Harbde, bu balolar tama men kaldırılmış, sarayda hiçbir kabul resmi yapılmaz olmuştu. Çünkü Kral, îtilâf devletlerine karşı beslediği sempatiden dolayı, Kayser'in mümessilini, pek zaruıî ahval müstesna, görmek istemiyordu. * * * FilistindeH Arab mücahidlermin reisi Arif Abdülrazak ve crkânıharbiyesi ( arkadakiler mücahidlerden bir grubdur ) Kudüs, 9 birincikânun Hiç f.üphe yok ki îngilterenm Filistindeki vaziyeti hem dayağı, hem de sogam yiyen adamm hikâyesine benziyor. Fi lisrin nasyoaalistlerile iki buçuk seneye yakla$an bir mücadeleden sonra, bugün anlaşma yoluna girmek istiyen Londra hükumeti, bir türlü kat'î anlaşmaya gidemediğinden, gün geçtikçe buradaki va ziyerimn müşkülleştiğbi görüyor. Mücahidlerin teşkilâtı, gün geçtikçe kuvvetlenmekte ve Filisthe hâkim olmak bakımından, hergün daha artan bir tefevvukla îngiliz otoritesini biraz daha zâfa uğratıp onun yerine kaim olmaktadır. Buna karşı gelmek maksadile îngilizlerm mücahidlere karşı giriştiği bütiin tedib hareketleri muvaffakiyetsizlikten ve hatta ma^lubi'etten brska bir netice vermiyor. Son zamanlarda, küllî kuvvetlerle dag mıntakalarma îngilizler tarafın dan gönderilen «tarama» seferlerine dair mücahidler karargâhmın verdiği havadislere bakılırsa İngiliz kuvvetleri muhtelif mıntakalarda, şimdiye kadar görülmedik derecede müsellâh zayiata uğramışlardır. Bu seferlere tayyareler de iştirak etmiş buluranasına rağmen, her askerî hareket neticesiz kalmış ve bazı yerlerde Ingilizlerin maktul olarak muharej>e meydanında bırakıp çekildikleri zayiatlan yüzleri bulmuştur. Sofd dağlannda geçende cereyan etmiş olan bir musademede mücahidler dört yüz îngiliz askeri öldürdüklerini ve bunlardan 300 kadarımn da mecruh olarak götürüldüklerini ilân et mişlerdi. Bu havadisi neşreden mücahidler umumî karargâhı, verilen bu malu mata herkesin kolayca inanmıyacağını bildiği için muharebe meydanının ve ölülerin rotograflarmı alarak bunlan çoğalIjp bfrkaç gündenberi etrafa dağıtmağa başlamışhr. Bu suretle yapılan tecrübeler gösterdi ki îngilizler için mücahidlerin küllî kuvvetlerine karşı yapılacak taarruz hareketlerinin muvaffakiyet vennesine imkân yoktuT. Dağlarda yapılan hare ketlerde mücahidler, kuvvetli bir istihbarat teşkilâtı sayesinde, îngilizlerin hareketlerini vaktile öğrenip mükemmel bir pusu tertibatı alıyorlar ve bu suretle kapana düşürdükleri îngiliz kuvvetlerine karşı süngü hücumu yaparak onları te mizliyorlar. Askerî vaziyet bu merkezde olunca, memleket dahilinde hükumet nüfuzunun da mücahidler lehin.e mütemadi bir inkişafı zaruri bir netice oluyor. Son günlerde bu nüfuz büsbütün arttı. Meselâ, mücahidleT hemen hemen FiEstinin her tarafında bir nevi adliye tejkilâtı vücude getirdiler. Evvelce, mücahidlerin mahkemeleri yalnız millî mücadeleye ve siyasî işlere aid davalar hak kmda re'sen kararlar verirlerken şimdi, halkm hernevi adalet işleri bu nevi mahkemelerde rüyet ediliyor. Umumî ku mandanhk, daha doğrusu isyan meclisi, tedricî surette neşrettiği kanunlarla, her tarafta zevale uğrryan İngiliz teşkilâtı yerine kendi teşkilâtını ikame ediyor. Son günlerde neşredilen yeni bir mücahede emirnamesi, bütün Filistin halkma, bü tün davalar için mücahede meclisince teşkil edilmiş olan mahkemeleTe müracaati mecburî kıldı. Eski Filistin mahkeme teşkilâtına müracaat kat'iyyen menedilmiştir. Bu men'e muhalif harekette bulunanlar idam edileceklerdir. Bu mahkemelerin muhakeme usulleri, müslümanlığın ilk devrinde olduğu gibı basit ve kararları da daha ziyade vicdandan gelecek ka naatlerden mülhemdir. Bunun gibi, mücahede karargâhı, bütün Filistinde cuma günleri herkesin tatil yapmasını emreden bir kararname neşretti. Bu kararnameye herkes itaat ettiği gibi otedenberi yalnız pazar günleri tatil yapan hıristiyan Arablar da ayni emre itaat ederek hem cuma, hem de pazar günleri dükkânlarmı kapamaktadırlar. Bununla beraber, mücahidler, hıristiyanlan bu mecburiyetten istisna etmişlerdi. Bunlar, tatili, srrf müslüman Arablara ve mücahidin hareketine karşı bir cemile olmak üzere, cumaya da teşmil ettiler. Gene bir misal olmak üzere şunu kaydedeyim: tngilizler, memleket dahilinde hernevi hareketleri kat'î bir murakabe altma almak için, memleket dahilinde yapılacak bütün seyahatleri, evvel emirde îngiliz memurlarından almacak bir seyahat müsaadesine tâbi tutmuşlardı. Buna karşı da mücahidler, Filistin halkmı, olduklan yerde kalmaya davet etmi$ler ve trenler, otomobiller, otobüslerle seyahati meneylemişlerdir. Halen Filistinde bu suretle seyahat eden kimse kalmamış gibidir. Mücahidlerin memleket içinde ne suretle hâkim olduklarını ve ne tarzda bîr idare kurduklarım göstermek bakımm dan, §u hâdise de bilhassa kayda lâyıkrrr: Bir zamandanberi, mücahede teşkilâtı arasında, bu hareketi kendi şahsî istifadelerine alet olarak kullanan bazı insanlar türemişti. Bunların, tenha yerlerde, dağ başlarında bulunan hıristiyan manastır larma giderek, guya mücahede hesabına, para ve eşya taleb etmekte olduklarını ve hatta soygunculuğa teşebbüs ettiklerini haber alan umumî karargâh, bu gibi hareketlerde bulunanlar aleyhinde gayet şiddetli tedbirler almıştır. Hıristiyan manstırlarma karşı mücahidlerin tuttuk ları siyaset, ilk islâm devrinin şövalyelere mahsus olan siyasetinin aynidir. Bundan dolayı hrristiyan Filistinliler de, hıristiyan îngilizleri ve yahud Yahudileri iltizam edecek yerde ATablarla müttehden hareDünyanm her tarafmda hâller birer keti tercih ediyorlar. sıhhat, temizlik, müstahsil ve müstehlik * * * lehine satışı kontrol merkezleridir. Fakat hâl hiçbir vakit ve hiçbir yerde kâr va Bu suretle günden güne nüfuzları artan ve bütün Filistine hâkim bir vaziyete sıtası olamaz. İstanbul hâlinin yılda geçen mücahidler karşısında Ingiltere hâlâ 400,000 lira gelir temin etmesini bilme askerî ve siyasî manevralarla meşgul bu yiz iftiharla mı kaydetmek lâzımdır? lunuyorlar. Londrada toplanacak olan konferansa Filistinliler namına murahhas olarak Başmüftinin gelmesine razı olmamak üzere yaptıklan ısrarlardan sonra nihayet onu temsil edecek başka birinin gelmesini kabul ettiler. Fakat, mücahidler bununla da iktifa etmiyorlar. Mutlaka kendilerini Başmüftinin temsil etme sini istiyorlar. Buna mukabil Îngilizler de bir taraftan kendi fikirlerinde sebatla beraber, Naşaşibi ailesi etrafında kendilerine müsaid bir hareket yaratmak için son gayretlerini sarfediyorlar. Bu ailenin buradaki rolü Damad Feridin, Ali Kemalin bizdeki rolünün aynidir. Fakat, tecrübeden istifade etmesini bilmiyen îngilizler bu son gayretlerinde de aldanacaklardır. Bizdeki Damad Feridler ve Ali Kemaller hangi akıbete uğramışlarsa buradakilerin de akıbetleri o olacaktır. Hâl hamallanna ayda 20 lira ücret verildiğini gözönünde tutarsak hamallık ücretlerinden dahi bir kâr temin edilmesi gibi bir vaziyet ortaya çıkmaz mı? Yeni Vali ve Belediye Reisimiz Lutfi Kırdar, herhalde bütün memleket için çok mühim olan bu meseleyi de ele alacaktır. Sirkatle mücadele Yeni Polis müdürü bu hususta ciddî tedbirler alıyor F.C. SAĞLIK İŞLERİ Eğede §ap hastalığı vak'aları görüldü Haakon VII, uzun seyahatleri sevmediği için, onu, memleketi haricinde gör mek imkânı yoktur. Yalnız .arasıra, Kopenhag'a gider, orada, kardeşile birlikte, uzun uzun bisiklet gezintileri yapar. Kralın burjuva hayatı sevdiğine şüphe yok tur. O kadar ki, Kral sarayınm önündeHaakon VII nin hayatı, Oslo sara ki istasyonda duran tramvaylardan, bayile, iki sayfiyesinde geçer. Onun aile zan, uzun boyile, bizzat hükümdarın inhayatı gayet sadedir. Edouard VII nin diği ve saraya girdiği görülür. Haakon VII, senede bir ay maaşlı mekızı olan Kraliçe Maud'un ve prenslerîn, kralla birlikte, bir arada yemek yedikle zuniyetini kullanan, İsveçli bir devlet meri sofrada, Norveç yemeklerile îngiliz murudur. Öteki devlet memurlarından yemeklcri, Norveç dilile îngiliz dili bir yegâne farkı, onların en büyüğü olmasınarada görülür ve işitilir. Kral, boş zaman dan ibarettir. Şap hastalığmm intişan sebebile Î2mir ve Muğla vilâyetlerindeki bütün hayvan iskeleleri çift tımaklı hayvanlarla tekmil hayvan maddelerinin ih racma karşı iş'arı ahire kadar kapatıl mıştır. tzmir şehrinin et ihtiyacı için civar vilâyetlerden sevkedilecek çift tırnaklı 5jC 3(5 î|C hayvanların kara yolundan sevkleri menedilecek ve bunlar kapalı vagonFilistin mücahidleri son zamanlarda Amerika Cumhur Reisi Roozvvelt'e kar larla doğrudan doğruya mezbahaya şı da büyük bir mücadeleye giriştiler. A gönderilecektir. merikada harekete geçtiğini evvelki mektubumda bildirdigim Arab teşkilâtı, bü zunu teşkil eder. O kadar büyük nüfusu tün Amerikada şiddetli bir propaganda ve o kadar geniş toprağile Amerika niçin ya girişmiş bulunuyor. Bu propaganda merhamet kucağını Yahudilere geniş açmıyor? Neden dolayı Roozwelt, Yahu nın esasları şunlardır: dilere olan muhabbetini ve insanlığa o Amerika Cumhur Reisi Yahudilerin Filistinde uğradıkları musibetlerden çok Ian bağlılığmı bunlan Amerikaya yer müteessir görünüyor ve bundan dolayı, leştirmek suretile göstermiyor? insanhk namına, Yahudilere acıyor. ASon gelen haberlere göre îngiliz hü caba, ayni insanhk duyguları, Amerika kumeti vaktile Seysal adalarına nefyetCumhur Reisini, yirmi senelik Filistin miş olduğu Filistin nasyonalistlerini tahmandası devrinde Arabların çekmiş ol liyeye karar vermiştir. Yalnız bunlar isdukları ıstırablar karşısında bir kalb sa tedikleri yere girebilecekler, hatta Lon bibi olmaya davet etmez mi> dra konferansına da iştirak etmeleri caiz Bundan başka, küçük Filistin şimdiye olacak, fakat Filistine avdet edemiyecekkadar 400,000 Yahudi kabul etmiştir. lerdir. Bu miktar Filistin nüfusunun yüzde otuV. MİHRl Karabük fabrikalarına nezaret edecek olan tngiliz heyeti Karabükteki fabrikalarm inşaatma nezaret etmek ve yakında açılacak olan kısımlann hazırlıklarile uğraşmak üzere Londradan iki kişilik bir heyet gelmiştir. Karabük şirketi erkânından Mils ile Kottan mürekkeb olan heyet Ankaraya gitmiştir. Öğrendiğimize göre, heyet Ankarada alâkadar makamlarla temas ettikten sonra doğruca Karabüke gidecektir. Yeni Polis Müdürü Sadreddin Akanın bilhassa sirkat vak'a^an üzerinde ehemmiyetle duracağını yazmıştık. Polis Müdürü, şehirdeki hırsızlık, yankesicilik, manitacıhk ve diğer emsali vak'alan tetkik etmiş, mücadeleye yeni bir hız vermek için, dün, îkinci şube müdürü Nevzadı yanma çağırarak kendisile miidavelei efkârda bulunmuştur. Sadreddin Aka, 800 bin nüfuslu îstanbul şehrinde görülen bu gibi vak'aların mahiyet ve ehemmiyet itıbarile ehemmiyetsiz olduğunu söyletnektedir. Yeni Polis Müdürünün kanaatine göre, bu gibi ehemmiyetsiz hırsızhklara tenezzül edenlerin büvük bir kısmını, himayeye muhtac okn işsizler ve kimsesizîzdiham hâdisesi tahkikatı ler teşkil etmektedir. Birtaenaleyh bualann ıslahı hal etmesi cihetin* gidilereK Mülkiye müfettişleri :zdiham hâdi kendilerinin ufak bir iş tutabilmelerini tesesinin tahkikine dün de devam etmişmin etmek lâzımdır. lerdir. Sadreddin Aka, bu tecrübeyi Ankarada yaptığmı ve çok muvaffak neticeler aldığını, bu paraca yapıl,acak yardrmm bir kıstm vatandaşları hırsızlık yapmaktan menedeceğini, binaenaleyh kısa zamanda îst^nbuldaki sirkat vak'alannm büsbütün azalacağını söyliyerek bu hususta yeni bazı direktifler vermiştir. Dün, iki komiserle altı piyade ve altı süvari polismin ifadesi alınmıştır. Alâkadarlar, bilhassa süvari polislerinin ısticvablanna ehemmiyet vermektedir ler. Zira iddiaya göre, vak^a gecesi, atlı polıslere <halkı dağıtmız!» emri veril mi§, başîanılan dağıtma hareketi. at ların ayakları altmda ezilmek korku sile kaçışanlardan bazılannm ölümünü intac etmiştir. Tedavülden kaldırılacak paralar 1 kânunusaniden itibaren tedavülden kaldırılacak olan bronz beş ve iki buçuk kuruşluklarla nikel bir kuruşluklann bu tarih başlangıc olmak üzere daha bir sene müddetle, yani 1/1/940 tarihine kadar malsandıklarile Cumhuriyet Merkez ve Ziraat Bankalan tarafından kabul olunacakları Vilâyete bildirilmiştir. Barbarosun türbesi Büyük amiralimiz Barbarosun tür besi etrafmdaki dükkân ve sairenin istimlâk edilerek yıktırılması ve bura larm muntazam bir park haline konul ması takarrür ettiği malumdur. Müzeler Umum müdürlüğü, türbe bahçesinin caddeye nazır tarafında bir köşeyi işgal eden dükkân bozuntusu nun da yıkılmasını Beyoğlu Vakıflar müdürlüğünden istemiştir. Halk Opereti çok rağbet görüyor Bir haftadanberi temsillerine başla mış olan Halk Opereti, büyük muvaf fakiyetle Içiçe piyesini temsıl etmek tedir. Operet, bu sene, yepyeni bir kadro, balet heyeti ve orkestra ile faaliyete geçmiş, Türk sahnesinm en kıymetli artistlerinden Raşid Rıza, operetm reji sörlüğünü deruhde etmek suretile bu teşekküle yeni bir çehre vermiştir. Halk Opereti, halkın büyük rağbe tine mazhar olmakta, tiyatro salonu her akşam hmcahınç dolmaktadır. Halkımızm otedenberi operetlere karşı olan ihtiyacmı karşılıyan bu teşekkül, gördüğü bu rağbet üzerine daha fazla bir inkişaf imkânına malik bulunmaktadır. İstanbul Barosu toplanıyor tstanbul Barosu, cumartesi günü öğleden sonra îstanbul Ağır Ceza mahkemesi salonunda, umumî içtima yapacaktır Bu içtimada idare raporu okunacak, Baro Reisi ve Baro Meclisi azalan secilecektir. Ziraat kongresi Ankarada toplanacağmı yazdığımız büyük ziraat kongresinin bütün hazırlıklan ıkmal edilmiştir. Aldığımız malumata nazaran kongrenin açılma tarihi Reisicumhur İsmet İnönünün tasvibine arzolunacaktır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: